Somaliland'daki İsrail askeri üssü... ardı ardına gelen sızıntılar endişeleri artırıyor

"Ayrılıkçı bölgeye" küçük bir kuvvet konuşlandırılmasından bahsedilirken...

İsrail Cumhurbaşkanı, resmi bir ziyaret kapsamında ayrılıkçı bölgenin liderini kabul etti (X platformundaki "Somaliland" bölgesi Cumhurbaşkanı sayfası)
İsrail Cumhurbaşkanı, resmi bir ziyaret kapsamında ayrılıkçı bölgenin liderini kabul etti (X platformundaki "Somaliland" bölgesi Cumhurbaşkanı sayfası)
TT

Somaliland'daki İsrail askeri üssü... ardı ardına gelen sızıntılar endişeleri artırıyor

İsrail Cumhurbaşkanı, resmi bir ziyaret kapsamında ayrılıkçı bölgenin liderini kabul etti (X platformundaki "Somaliland" bölgesi Cumhurbaşkanı sayfası)
İsrail Cumhurbaşkanı, resmi bir ziyaret kapsamında ayrılıkçı bölgenin liderini kabul etti (X platformundaki "Somaliland" bölgesi Cumhurbaşkanı sayfası)

Ayrılıkçı Somaliland bölgesinde bir İsrail askeri üssü kurulması ihtimaline dair sızıntılar devam ediyor. Bu durum, ayrılıkçı yönetimin hamlelerine yönelik Arap dünyası ve bölge ülkelerinin tepkisini çekerken; Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz bölgesindeki gerilimi artıracak jeopolitik ve güvenlik risklerine dair uyarıları da beraberinde getiriyor.

Son sızıntı, Somaliland'da bir İsrail askeri gücünün bulunduğu iddiası oldu. Ayrılıkçı bölge yönetimi ve İsrail Dışişleri Bakanlığı bu iddiaları yalanlasa da Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, mevcut gelişmelerin Afrika Boynuzu'nda askeri bir konuşlanmaya işaret ettiğini ve diğer bölgesel aktörlerin nabzının yoklandığını ifade ediyor.

İsrail merkezli i24News kanalı, internet sitesinde yayımladığı haberlerde, Somaliland’ın İsrail’e uzun menzilli uçuşlar yapan askeri uçaklar için lojistik bir istasyon olarak kullanılabilecek ilave bir askeri tesise erişim hakkı verdiğini öne sürdü.

Middle East Eye (MEE) internet sitesi ise iki taraf arasında artan güvenlik iş birliğinin devamı olarak, İsrail’in bu yılın başlarında Somaliland’a küçük bir askeri güç konuşlandırdığını yazdı. Siteye konuşan bir yetkiliye göre, İsrail’in bölgenin bağımsızlığını tanımasının ardından varılan güvenlik anlaşmaları uyarınca, yaklaşık 50 İsrail askeri şu anda Somaliland'da konuşlanmış durumda.

Buna karşılık İsrail Dışişleri Bakanlığı, pazartesi günü X platformundaki resmi hesabından yaptığı kısa paylaşımda, haberin "doğru olmadığını" belirtmekle yetindi.

Yalanlamalara rağmen resmî açıklamalar çelişiyor

İsrail’in bu yalanlaması, özellikle bölgede yıllardır yürütülen faaliyetlere işaret eden resmî açıklamalar göz önüne alındığında tartışmalara yol açtı. Fransız Haber Ajansı'nın (AFP) haberine göre, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, geçen hafta ayrılıkçı bölgenin lideri Abdirahman Abdullahi'yi (Irro) kabul ettiği sırada bakanlık ofisinden yapılan açıklamada, İsrail'in Somaliland ile yıllardır bir dizi "gizli faaliyet" yürüttüğünü ifade etmişti.

İsrail ziyareti sırasında i24News kanalına mülakat veren Irro ise "gelecekte Somaliland topraklarında bir İsrail askeri üssü kurulması ihtimalini göz ardı edemeyeceğini" belirterek, bunun "yakında gerçekleşebileceğini" dile getirdi.

Somaliland Bölgesi Başkanı, İsrail ziyareti sırasında düzenlediği basın toplantısında (Başkanın "X" platformundaki sayfası)Somaliland Bölgesi Başkanı, İsrail ziyareti sırasında düzenlediği basın toplantısında (Başkanın "X" sayfası)

Bu açıklamalarla eş zamanlı olarak Somaliland Savunma Bakanı Muhammed Yusuf Ali, Reuters’a verdiği demeçte, bölgede herhangi bir İsrail askeri varlığının bulunmadığını ve üs kurulmasına yönelik görüşme yapılmadığını vurgulayarak, iddiaları "söylenti" olarak nitelendirdi.

Yalanlamalar sadece nabız yoklama stratejisi

Somalilandlı siyasi analist Abdülkerim Salih’e göre, bölge yönetimi ile İsrail arasında askeri üs kurulmasına yönelik resmi bir anlaşma henüz imzalanmadı; ancak Irro'nun açıklamaları doğrultusunda yakın gelecekte böyle bir imzanın atılması göz ardı edilemez. Salih, mevcut anlaşmanın güvenlik konularının yanı sıra teknoloji, ekonomi ve sağlık gibi birçok alanda iş birliğini kapsadığını belirtti.

Buna karşılık Somalili siyasi analist Abdülveli Cami Berri, Somaliland’da bir İsrail askeri üssü kurulması ihtimaline dair sızıntıların ve çelişkili açıklamaların bölgesel tartışmaları alevlendirdiğini ve endişeleri haklı çıkardığını söylüyor.

Berri, açıklamaların kesin bir dille yalanlanmadığına, Somaliland liderliğinin gelecekteki olasılıklara kapıyı açık bıraktığına dikkat çekiyor. Ayrıca, ayrılıkçı bölgedeki güvenlik ve askeri güçlerin İsrail tarafından eğitildiğinin resmen kabul edilmesiyle birlikte güvenlik iş birliğinin giderek arttığını vurguluyor.

Somaliland’ın Aden Körfezi’nde, Babülmendep Boğazı’na yakın konumunun uluslararası askeri varlıklar, özellikle de İsrail için son derece stratejik olduğunu belirten Berri, şu değerlendirmede bulundu:

"Yapılan yalanlamalar gerçeği değiştirmez. Bu yalanlamalar, istihbarat servislerinin sahayı hazırlama ve rakip tarafların nabzını yoklama stratejisinden başka bir şey değildir."



Fatima ez-Zehra Mansuri... Marakeş Belediye Başkanlığı’ndan Fas Başbakanlığına

2009’da uzun yıllar Marakeş Belediye Meclisi’ne hâkim olan geleneksel elitlere karşı aday oldu
2009’da uzun yıllar Marakeş Belediye Meclisi’ne hâkim olan geleneksel elitlere karşı aday oldu
TT

Fatima ez-Zehra Mansuri... Marakeş Belediye Başkanlığı’ndan Fas Başbakanlığına

2009’da uzun yıllar Marakeş Belediye Meclisi’ne hâkim olan geleneksel elitlere karşı aday oldu
2009’da uzun yıllar Marakeş Belediye Meclisi’ne hâkim olan geleneksel elitlere karşı aday oldu

Fas’ın başkenti Rabat’taki Kraliyet Sarayı’nın sakin mermer koridorlarında yaşananlar, sıradan bir siyasi protokol töreninden çok daha fazlasını ifade ediyordu. Fatima ez-Zehra Mansuri, Fas Kralı 6. Muhammed’in huzurunda yasal yemini ederken, attığı her adım Fas kadın hareketinin onlarca yıllık mücadelesini simgeliyor ve ülke siyasetinde daha önce görülmemiş yeni bir dönemin kapısını aralıyordu.

Siyasi ve medya çevrelerinde “Demir Kadın” olarak anılan Mansuri, Fas Krallığı tarihinde hükümet başkanlığı görevine getirilen ilk kadın oldu. Mansuri, partisi Asalet ve Çağdaşlık Partisi’ni (PAM) seçimlerde öne taşıyarak parlamentoda önemli bir başarı elde etti ve ülkedeki siyasi dengelerin yeniden şekillenmesine katkıda bulundu.

Hukuk ve insan hakları alanındaki geçmişiyle öne çıkan Mansuri’nin yükselişi, tesadüfi bir gelişmenin ya da geçici siyasi düzenlemelerin sonucu olmadı. Bu süreç; zorlu seçim mücadeleleri, büyük yerel krizlerin yönetimi ve siyasi literatürde çoğunlukla erkeklerin hâkim olduğu kabul edilen bir alanda denge kurma ve müzakere etme becerisiyle şekillendi.

Avukatlık cübbesinden Marakeş Belediye Başkanlığına, oradan parti liderliğine ve nihayet yürütmenin başına uzanan kariyeri, Mansuri’yi Fas’ın yeni siyasi elitinin dikkat çekici isimlerinden biri haline getirdi.

Eğitim ve hukuk kariyeri

Fatima ez-Zehra Mansuri, 3 Ocak 1976’da Marakeş’te, kökleri Rahamena bölgesine uzanan köklü bir ailede dünyaya geldi. Babası merhum Abdurrahman Mansuri, Fas devlet yapısında etkili bir isimdi. Uzun yıllar Marakeş’te vali olarak görev yapan Abdurrahman Mansuri, daha sonra Fas’ın Birleşik Arap Emirlikleri Büyükelçiliği görevini üstlendi.

Mansuri, siyaset ve diplomasiyle iç içe bir ortamda büyüdü. Babasının çevresinde devlet yönetimi, kamu hizmeti ve siyasi karar alma süreçlerine ilişkin ilk deneyimlerini edindi.

İlk ve orta öğrenimini Marakeş’teki Fransız okullarında, özellikle köklü Victor Hugo Lisesi’nde tamamladı. Ardından hukuk eğitimi aldı. Fransa’da Montpellier Üniversitesinde ticari sözleşmeler hukuku alanında lisansüstü eğitim gören Mansuri, Rabat’taki 5. Muhammed Üniversitesinden özel hukuk diploması aldı. Daha sonra ABD’ye giderek New York’taki Pace Üniversitesinde Anglo-Sakson hukuk sistemi üzerine eğitim gördü.

Farklı hukuk sistemlerini kapsayan bu akademik geçmişin ardından Fas’a dönen Mansuri, 22 Mart 2005’te ticaret ve gayrimenkul hukuku alanında uzmanlaşan kendi hukuk bürosunu kurdu.

Mansuri iki çocuk annesidir. İş hayatındaki yoğun kariyeriyle aile sorumluluklarını birlikte yürütürken, özel hayat ile kamu görevlerinin birbirinden ayrılması gerektiğini çeşitli açıklamalarında dile getirdi.

2014 yılında Forbes dergisi tarafından Afrika kıtasının en etkili 20 genç kadını arasında gösterilen Mansuri, aynı yıl genç küresel liderler listesinde de yer aldı. Halen Frankofon Belediye Başkanları Uluslararası Birliğinin üyesi ve Fas Belediye Meclisleri Başkanları Birliğinin başkan yardımcısıdır.

İlk siyasi dönüm noktası

Mansuri’nin siyasi kariyerindeki ilk önemli dönüm noktası 2009’daki yerel seçimler oldu. O dönemde yeni kurulmuş olan Asalet ve Çağdaşlık Partisi’nden aday olan Mansuri, yıllardır Marakeş Belediye Meclisi’ne hâkim olan geleneksel siyasi çevrelere karşı yarıştı.

Genç avukat, deneyimli Belediye Başkanı Ömer el-Cezuli’yi geride bırakarak 33 yaşında Marakeş Belediye Başkanı seçildi ve Fas’ın büyük kentlerinden birinin belediye başkanlığı görevine gelen ilk kadın oldu.

Belediye yönetimi döneminde güçlü siyasi ve hukuki muhalefetle karşılaşan Mansuri, turizm açısından uluslararası öneme sahip ve yapısal sorunları bulunan Marakeş’in yönetim kapasitesi konusunda eleştirilerle karşı karşıya kaldı.

İlk görev döneminde belediye maliyesi, temizlik, ulaşım ve aydınlatma hizmetlerine ilişkin imtiyaz sözleşmeleri ile arazi yönetimi gibi tartışmalı dosyaları gündeme aldı. Bu süreç, kendisine yerel siyasi çekişmeleri yönetme ve merkezi yönetimle müzakere konusunda deneyim kazandırdı.

Parti yönetiminden bakanlığa

Mansuri, Marakeş Belediye Başkanlığı görevine paralel olarak PAM içindeki konumunu da güçlendirdi. Partinin Ulusal Konsey Başkanlığı görevini üstlenerek, ulusal kongrenin ardından partinin ikinci önemli karar organının başına geçti. Bu dönemde parti içindeki farklı siyasi eğilimler arasındaki dengelerin korunmasında rol oynadı.

2021’deki genel ve yerel seçimlerin ardından Mansuri ikinci kez Marakeş Belediye Başkanı seçildi. Aynı dönemde Aziz Ahnuş hükümetinde Ulusal Arazi Planlama, Şehircilik, Konut ve Şehir Politikası Bakanı olarak görevlendirildi.

Bakanlığı döneminde kırsal bölgelerde yapılaşma prosedürlerinin kolaylaştırılması, şehircilik ve konut alanında ulusal diyalog sürecinin başlatılması ve doğrudan konut desteğinin hayata geçirilmesi gibi reformlara odaklandı. Bu süreçte bürokratik engeller, kurumlar arasındaki yetki karmaşası ve seçilmiş yerel yönetimlerle koordinasyon gibi sorunlarla karşılaştı.

Parti kongresi ve kolektif liderlik modeli

PAM, Şubat 2024’te parti içindeki bazı önde gelen isimleri etkileyen siyasi ve adli gelişmelerin ardından ciddi bir örgütsel kriz yaşadı.

Bouznika’da düzenlenen 5. Ulusal Kongre sırasında Mansuri, partinin bölünmesini önleyebilecek uzlaşmacı figür olarak öne çıktı. Kongrede parti genel başkanlığı sisteminin kaldırılması ve bunun yerine üç üyeden oluşan kolektif bir genel sekreterlik yapısının oluşturulmasını içeren yeni bir örgütlenme modeli benimsendi.

Mansuri, bu kolektif yapının “ulusal koordinatörü” olarak partinin sözcülüğünü ve siyasi ile seçim stratejisinin yönetimini üstlendi. Bu modelin ardından partide istikrarın yeniden sağlandığı ve sonraki seçimlere hazırlık sürecinin güçlendirildiği belirtildi.

Önündeki temel sınamalar

Fatima ez-Zehra Mansuri’nin 2031’e kadar sürmesi öngörülen yeni hükümetin başına geçmesi, ekonomik ve sosyal açıdan ağır bir gündemi beraberinde getiriyor.

Öncelikli dosyalar arasında sosyal devlet politikalarının tamamlanması bulunuyor. Bunların başında kapsamlı sağlık sigortasının yaygınlaştırılması ve düşük gelirli ailelere yönelik doğrudan sosyal yardım sisteminin geliştirilmesi geliyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu projeler, kamu maliyesinin sıkı yönetilmesini ve kaynakların sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla idari reformların yapılmasını gerektiriyor.

Sağlık ve eğitim sistemlerinin reformu da hükümetin önündeki önemli başlıklardan biri. Her iki sektörde de uzun süredir devam eden yapısal sorunlar ve dönemsel çalışan protestoları bulunuyor.

Bunun yanı sıra, ülkenin yıllardır karşı karşıya olduğu kuraklık ve artan su sıkıntısı da hükümet açısından önemli bir sınama oluşturuyor. Deniz suyunun arıtılması tesislerinin ve su transferi projelerinin hızlandırılması, ayrıca kırsal ve kentsel gençler için sürdürülebilir istihdam yaratacak yatırımların teşvik edilmesi gündemin diğer başlıkları arasında.

Hükümetin önündeki en büyük lojistik ve altyapı projelerinden biri ise Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte 2030 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapması için yürütülen hazırlıklar. Proje; altyapı, ulaşım, konaklama ve iletişim alanlarında büyük yatırımlar yapılmasını gerektiriyor. Hükümetin, kamu bütçesinde dengesizlik yaratmadan bu yatırımları finanse etmesi ve makroekonomik dengeleri koruması bekleniyor.

Fas siyasetinde kadınların yükselişi

Fas’ın 1956’da bağımsızlığını kazanmasından bu yana hükümet başkanlığı görevini erkekler yürüttü. Ülkenin ilk hükümet başkanı Mbarek Bekkay el-Lehbîl’den Ahmed Balafrej, Abdullah İbrahim, Ahmed Bahnini, Muhammed Benhima, Ahmed Laraki, Muhammed Karim Lamrani, Ahmed Osman, Maati Buabid, İzzeddin Irakî ve Abdullatif Filali’ye kadar uzanan siyasi çizgide kadınlar yürütmenin en üst makamında yer almadı.

1990’ların sonlarında Fas’ın siyasi açılım ve uzlaşma dönemine girmesiyle birlikte Abderrahman el-Yusufi kurumsallaşma ve siyasi uzlaşmaya dayalı bir hükümet deneyimine öncülük etti. Onu teknokrat yönetim anlayışı ve büyük ekonomik projeleriyle öne çıkan İris Jetu ve ardından Abbas el-Fasi izledi.

Sonraki dönemde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin hükümetleriyle Abdülilah Benkiran ve Saadeddin el-Osmani başbakanlık görevini üstlendi. Son hükümet döneminde ise Aziz Ahnuş yatırım, ekonomik büyüme ve büyük ölçekli projelere odaklanan bir yönetim anlayışı izledi.

Mansuri’nin başbakanlık görevine getirilmesi, Fas’ın bağımsızlık sonrası siyasi tarihinde yürütmenin başına ilk kez bir kadının gereçekleştiriyor.


Taiz kentinin batısındaki Husi saldırıları püskürtüldü

Yemen hükümet güçlerinin Taiz’deki konuşlanmasından, (AFP)
Yemen hükümet güçlerinin Taiz’deki konuşlanmasından, (AFP)
TT

Taiz kentinin batısındaki Husi saldırıları püskürtüldü

Yemen hükümet güçlerinin Taiz’deki konuşlanmasından, (AFP)
Yemen hükümet güçlerinin Taiz’deki konuşlanmasından, (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Taiz kentinin batı cephesinde Husiler tarafından eş zamanlı düzenlenen yeni saldırı dalgasını püskürttü. Saha ve askeri kaynaklara göre saatler süren çatışmaların ardından saldırganlar Cebel Han, Hadran, Medarat, Eski Havaalanı bölgelerinde geri çekilmek zorunda kaldı.

Hükümet güçleri, 24 saat içinde 257 hedefe yönelik operasyon gerçekleştirdiğini açıkladı. Operasyonlarda en az 700 Husinin öldürüldüğü, 170 askeri araç ve kapasitenin imha edildiği veya kullanılamaz hale getirildiği belirtildi.

Bu sırada Yemen güçleri, Sana’daki balistik füze fırlatma noktaları ile Sada’daki diğer Husi askeri mevzilerine yönelik hava operasyonları düzenledi.


Yemen ordusu, Sana ve Sada’daki Husilere ait hedefleri vurduğunu açıkladı

Yemen ordusu, Taiz ve Lahic’in batısındaki cephe hatları boyunca Husilere karşı şiddetli çatışmalara giriyor. (Askeri medya)
Yemen ordusu, Taiz ve Lahic’in batısındaki cephe hatları boyunca Husilere karşı şiddetli çatışmalara giriyor. (Askeri medya)
TT

Yemen ordusu, Sana ve Sada’daki Husilere ait hedefleri vurduğunu açıkladı

Yemen ordusu, Taiz ve Lahic’in batısındaki cephe hatları boyunca Husilere karşı şiddetli çatışmalara giriyor. (Askeri medya)
Yemen ordusu, Taiz ve Lahic’in batısındaki cephe hatları boyunca Husilere karşı şiddetli çatışmalara giriyor. (Askeri medya)

Yemen ordusu, bugün sabaha karşı yaptığı açıklamada, Sana ve Sada vilayetlerinde Husilere ait stratejik hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini duyurdu. Ordu, “Husilerin kapasitesinin hükümet güçlerinin ateşinden güvende olmayacağını” vurguladı.

Silahlı Kuvvetler Sözcüsü Macid en-Nüzeyli, güçlerin “Sana ve Sada’da Husilere ait stratejik hedeflere ağır darbeler indirdiğini” belirtti. Nüzeyli ayrıca, “Husi milislerinin kapasitesi silahlı kuvvetlerimizin ateşinden güvende olmayacak; onları yok edeceğiz” ifadelerini kullandı.