Rapor: Amerika'da gözaltındaki göçmenlerin ölümleri son on yılın en yüksek seviyesinde

New York'taki bir göçmenlik mahkemesi binasının dışında federal görevliler bir kişiyi gözaltına aldı (Arşiv-AFP)
New York'taki bir göçmenlik mahkemesi binasının dışında federal görevliler bir kişiyi gözaltına aldı (Arşiv-AFP)
TT

Rapor: Amerika'da gözaltındaki göçmenlerin ölümleri son on yılın en yüksek seviyesinde

New York'taki bir göçmenlik mahkemesi binasının dışında federal görevliler bir kişiyi gözaltına aldı (Arşiv-AFP)
New York'taki bir göçmenlik mahkemesi binasının dışında federal görevliler bir kişiyi gözaltına aldı (Arşiv-AFP)

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Kurumu tesislerinde tutulan kişilere ilişkin ölüm oranının son on yılı aşkın sürenin en yüksek seviyesine çıktığı bildirildi. İddia, iki insan hakları kuruluşunun hazırladığı rapora dayanıyor; ABD yönetimi ise bu bulguları reddediyor.

İnsan Hakları İzleme Örgütü ve İnsan Hakları İçin Hekimler tarafından dün yayınlanan bir raporda, Donald Trump'ın Ocak 2015'te başlayan ikinci döneminden bu yana, yasadışı göçmenlerin toplu tutuklamalarının gerçekleştirildiği gözaltı merkezlerinde en az 52 ölümün kaydedildiği belirtildi.

Louisiana'da bulunan, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı'na ait bir gözaltı merkezi (Reuters)Louisiana'da bulunan, ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Teşkilatı'na ait bir gözaltı merkezi (Reuters)

Raporda, bu dönemde düzensiz göçmenlere yönelik geniş çaplı gözaltı operasyonlarının yürütüldüğü ve bunun uzun süreli tutuklulukları artırdığı ifade edildi.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre araştırmada yer alan değerlendirmelere göre, Ocak 2025 ile Ocak 2026 arasında ölüm oranı bir önceki yıla kıyasla %140 artış gösterdi.

ABD İç Güvenlik Bakanlığı ise iddiaları reddederek, ölüm oranlarında artış olmadığını savundu. Bakanlık sözcüsü, mevcut oranın son on yılın verileriyle uyumlu olduğunu ve yüzde 0,009 seviyesinde bulunduğunu açıkladı.

İnsan hakları örgütleri, ölümlerdeki artışı sağlık hizmetlerine erişimdeki yetersizlik, aşırı kalabalık ve uzayan gözaltı süreleriyle ilişkilendiriyor.

Buna karşılık ABD İç Güvenlik Bakanlığı, gözaltı merkezlerindeki sağlık hizmetlerinin birçok cezaevinden daha iyi olduğunu ve bazı düzensiz göçmenler için bu sistemin “hayatları boyunca aldıkları en iyi sağlık hizmeti” olabileceğini savundu.



Güney Lübnan’da İsrail’in hareket serbestisi azalırken Washington’daki görüşmeler sürüyor

Lübnan'ın güneyindeki bir mezarlıkta, İsrail askeri saldırıları sonucu tahrip olmuş mezar taşları arasında yürüyen bir Lübnanlı, (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki bir mezarlıkta, İsrail askeri saldırıları sonucu tahrip olmuş mezar taşları arasında yürüyen bir Lübnanlı, (AFP)
TT

Güney Lübnan’da İsrail’in hareket serbestisi azalırken Washington’daki görüşmeler sürüyor

Lübnan'ın güneyindeki bir mezarlıkta, İsrail askeri saldırıları sonucu tahrip olmuş mezar taşları arasında yürüyen bir Lübnanlı, (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki bir mezarlıkta, İsrail askeri saldırıları sonucu tahrip olmuş mezar taşları arasında yürüyen bir Lübnanlı, (AFP)

İsrail’in Güney Lübnan’daki hareket serbestisinin, ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden bu yana en düşük seviyeye gerilediği bildirildi. Söz konusu ateşkesin, İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yürütülen müzakerelerin etkisiyle şekillendiği ifade ediliyor.

Buna rağmen İsrail ordusunun, “güvenlik gerekçeleri” ile sınırlı operasyonlarını sürdürdüğü belirtilirken, Hizbullah ise şu ana kadar ateşkese bağlı kaldığını, ancak ihlalleri yakından izlediğini açıkladı.

Öte yandan Washington’da devam eden Lübnan–İsrail görüşmelerinde temkinli ancak olumlu bir hava olduğu, buna karşın İsrail’in işgal altında tuttuğu bölgelerden çekilme mekanizması konusunda anlaşmazlıkların sürdüğü bildirildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ordusunun “güvenlik bölgesi” olarak tanımladığı alanlardan mevcut aşamada çekilmeyeceğini ve askeri varlığın güvenlik ihtiyaçlarına bağlı olduğunu söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini belirterek, tarafların “niyet beyanı” niteliğinde bir anlaşmaya yaklaşmış olabileceğini, ancak nihai sonuç için daha fazla zaman ve çalışma gerektiğini ifade etti.


Vance: İran’la yapılan İsviçre görüşmeleri doğrudan iletişim kanalı oluşturdu

Vance, İsviçre'de İran'la müzakerelerin sona ermesinin ardından Washington'a dönmeden önce medyaya konuşurken, (Reuters)
Vance, İsviçre'de İran'la müzakerelerin sona ermesinin ardından Washington'a dönmeden önce medyaya konuşurken, (Reuters)
TT

Vance: İran’la yapılan İsviçre görüşmeleri doğrudan iletişim kanalı oluşturdu

Vance, İsviçre'de İran'la müzakerelerin sona ermesinin ardından Washington'a dönmeden önce medyaya konuşurken, (Reuters)
Vance, İsviçre'de İran'la müzakerelerin sona ermesinin ardından Washington'a dönmeden önce medyaya konuşurken, (Reuters)

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, İsviçre’de İran ile yapılan barış görüşmelerinin iki ülke arasında doğrudan bir iletişim kanalının kurulmasıyla sonuçlandığını açıkladı.

İngiltere merkezli muhafazakâr yayın organı UnHerd’e verdiği ve İsviçre dönüşünde kaydedilen ancak dün yayımlanan röportajda Vance, müzakerelerin temel hedeflerinden birinin İran tarafıyla doğrudan bir “iletişim hattı” oluşturmak olduğunu söyledi.

Vance, İranlıların bu kapsamda İran Devrim Muhafızları temsilcilerinden birinin Doha’ya gönderilerek ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) yetkilisiyle görüşmesinin planlandığını belirtti. Bu kanalın, iki taraf arasındaki krizlerin çözümünde kullanılmasının hedeflendiğini ifade etti.

Vance, bu mekanizmanın müzakerelerin somut kazanımlarından biri olduğunu ve ABD ile İran arasındaki gerilimi azaltabilecek önemli bir adım olabileceğini söyledi.

Ayrıca İran ile yaşanan çatışmaların yönetiminin en karmaşık siyasi sınamalardan biri olduğunu belirten Vance, diplomatik sürecin askeri gerilimi azaltma ve anlaşmazlıkları diyalog yoluyla çözme fırsatı sunduğunu vurguladı.

İsviçre görüşmeleri ve müzakere süreci

İsviçre’nin Burgenshtock kentinde yapılan ilk tur görüşmelerin ardından tarafların teknik müzakerelere hazırlandığı, bu sürecin haziran ayı sonunda yeniden başlayacağı bildirildi.

İran, yaptırımların kaldırılması, nükleer program, ekonomik yeniden yapılanma ve denetim mekanizmaları için dört ayrı çalışma grubu kurulduğunu açıklarken, ABD ise bir sonraki turun çerçeve ilkelerin uygulanabilir anlaşmalara dönüştürülmesine odaklanacağını belirtti.

Hürmüz ve bölgesel gerilimler

Hürmüz Boğazı, nükleer program denetimleri, dondurulmuş İran varlıkları ve deniz taşımacılığı gibi başlıkların anlaşmanın en tartışmalı alanları olduğu ifade ediliyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Körfez turu sırasında yaptığı açıklamalarda, Hürmüz Boğazı’ndan geçişe yönelik herhangi bir ücretlendirmeyi kabul etmeyeceklerini ve nihai anlaşmanın “doğrulanabilir ve uygulanabilir” olması gerektiğini vurgulamıştı.

Buna karşılık Tahran; Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer düzenlemeleri, serbest bırakılan varlıkların kullanım mekanizmaları ve nükleer programın geleceği gibi konuların ancak nihai anlaşma çerçevesinde netleşeceğini savunuyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İran makamları ayrıca, İsrail güçlerinin Lübnan'ın güneyinden çekilmesi de dahil olmak üzere Lübnan dosyasının, önümüzdeki müzakerelerde güvence altına almaya çalıştıkları mutabakatların bir parçası olmayı sürdürdüğünü vurguluyor.


AB'nin yeni sınır sistemi alarm veriyor: Sorunsuz işliyor gibi davranmayın

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

AB'nin yeni sınır sistemi alarm veriyor: Sorunsuz işliyor gibi davranmayın

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Avrupa'nın havacılık sektörünü temsil eden ticaret birliğinin başkanı, AB bakanlarına yeni biyometrik sınır kontrol sisteminin "sorunsuz çalıştığı izlenimi vermeyi bırakmaları" çağrısında bulundu.

ACI Europe Başkanı Stefan Schulte, salı günü Prag'da düzenlenen ACI Europe yıllık genel kurulunda, Avrupa Komisyonu'nu Avrupa'nın "rekabet gücünü" geri kazandıracak yeni bir havacılık stratejisi sunmaya çağırdı.

Aynı zamanda Frankfurt Havalimanı'nın sahibi şirketin de başkanlığını yürüten Schulte, EES'nin mevcut durumunun "kendisini ve Avrupa'daki birçok havalimanı CEO'sunu geceleri uykusuz bıraktığını" söyledi.

Schengen Bölgesi Giriş-Çıkış Sistemi (EES), nisanda tam olarak devreye girmesinden bu yana birçok sorunla boğuşuyor. 6 saate varan kuyruklar ve yolcuların defalarca kontrolden geçirildiğine ilişkin haberler bunlardan bazıları.

Schulte şunları söyledi:

Yolcular, en yoğun saatlerde saatlerce kuyrukta bekliyor ve gelecek haftalarda beklenen yolcu artışıyla nasıl başa çıkacağımızı gerçekten bilmiyorum. AB İçişleri Komiseri Brunner ve İçişleri Bakanları, durum kontrol altındaymış ve EES sorunsuz çalışıyormuş gibi davranmayı bırakmalı. Durum böyle değil.

Yeni sınır kontrol sistemi EES, Birleşik Krallık gibi AB üyesi olmayan ülkelerden gelen kişilerin, 29 Avrupa ülkesinden oluşan Schengen Bölgesi'ne girişlerinde parmak izlerini kaydettirmelerini ve fotoğraf çektirmelerini gerektiriyor.

ACI Europe Başkanı, daha fazla kaosun yaşanmasını önlemek için sınır kontrol yetkililerinin EES'yi askıya alabilmek için "tam hareket serbestisine" ihtiyaç duyduğunu da sözlerine ekledi.

Schulte, "Bu, AB'ye seyahat etmeyi seçenlere saygı ve nezaket göstermek, misafirperver ve etkin işleyen bir seyahat destinasyonu olarak itibarımızı korumakla ilgili" dedi.

The Independent, yorum almak için Avrupa Komisyonu'yla iletişime geçti.

Independent Türkçe