Trump’ın Körfez’deki imajı sarsıldı: Kandırıldık

Trump, savaştan önce Körfez'e 2 trilyon dolara yakın yatırım sözü vermişti (Reuters)
Trump, savaştan önce Körfez'e 2 trilyon dolara yakın yatırım sözü vermişti (Reuters)
TT

Trump’ın Körfez’deki imajı sarsıldı: Kandırıldık

Trump, savaştan önce Körfez'e 2 trilyon dolara yakın yatırım sözü vermişti (Reuters)
Trump, savaştan önce Körfez'e 2 trilyon dolara yakın yatırım sözü vermişti (Reuters)

ABD-İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan İran savaşı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Körfez ülkelerinde Donald Trump'a desteği zayıflatıyor.

Washington Post'un (WP) Dubai'den aktardığı izlenimlere göre, Trump ikinci dönemine başlarken Körfez'de "iş dünyasının dostu" ve "savaş karşıtı lider" diye görülüyordu. Ancak İran savaşı, Tahran yönetiminin Körfez ülkelerine misillemeleri ve çatışmaların bölge ekonomisi üzerindeki olumsuz etkisi Cumhuriyetçi lidere yönelik görüşleri değiştirmeye başladı.

Gazetenin Dubai'deki Trump Golf Kulübü'nde görüştüğü bazı iş insanları, Trump'a güvenlerinin sarsıldığını söylüyor.

Britanyalı girişimci Bertie Jones, "İş dünyası açısından çok şey yapacağını düşünüyordum ama artık ona olan tüm güvenimi kaybettim" diyor.

Dubai merkezli danışmanlık şirketi Global Possibilities Consulting'in Ömer Busadi, Trump'ın kendisini Körfez ülkelerine "savaş çıkarmayacak başkan" diye tanıttığını, bunun da BAE'de umutları artırdığını söylüyor.

Trump'ın Körfez ülkelerinin ve iş insanlarının İran konusundaki uyarılarını dikkate almadığını belirterek, bu imajını sarstığını ifade ediyor:

Yalan söylemeyeceğim, büyük umutlarım vardı. Ona inandık fakat kandırıldık.

ABD Başkanı'nın "yanlış hesap yaptığını ya da durumu yanlış okuduğunu" söyleyen Busadi, İran savaşı nedeniyle Trump'ın BAE'deki iş çevrelerindeki güvenilirliğinin zedelendiğini belirtiyor.

WP'nin aktardığına göre İran, BAE ve Körfez bölgesindeki hedeflere misilleme olarak 2 bin 600'den fazla füze ve drone saldırısı düzenledi.

İran'ın petrol tesisleri, limanlar, oteller ve enerji altyapılarını hedef alması bölgede ciddi endişe yarattı. Her ne kadar ABD'yle İran arasında mutabakat imzalansa da Körfez'de birçok kişi anlaşmanın kalıcılığından emin değil.

Diğer yandan Trump'a desteği sürdürenler de var. Umman'a yakın El Ayn şehrinden yerel hükümet yetkilisi Muhammed Kabi, savaş nedeniyle gıda ve akaryakıt fiyatlarının yükselmesini eleştirse de Trump'ı hâlâ desteklediğini belirtiyor:

Trump ülkesini seviyor. Ülkesini seven herkesi severim 

BAE stratejik ortağı ABD’yi savaşta açıkça eleştirmedi. BAE lideri Muhammed bin Zayed el Nahyan, geçen haftaki G7 zirvesinde Trump’a desteği için teşekkür etmişti.
Independent Türkçe, Washington Post, Khaleej Times



Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, İran için kapsamlı denetim çağrısı yaptı... Tahran'dan Hürmüz Boğazı uyarısı

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, İran için kapsamlı denetim çağrısı yaptı... Tahran'dan Hürmüz Boğazı uyarısı
TT

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, İran için kapsamlı denetim çağrısı yaptı... Tahran'dan Hürmüz Boğazı uyarısı

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, İran için kapsamlı denetim çağrısı yaptı... Tahran'dan Hürmüz Boğazı uyarısı

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), cuma günü yaptığı açıklamada, Orta Doğu'da yaşanan savaşın ardından İran'ın nükleer silah geliştirmediğinden emin olunabilmesi için ülkede "son derece kapsamlı bir doğrulama ve denetim sistemi" uygulanmasının gerekli olduğunu vurguladı.

İran'da ise Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçişin yalnızca Tahran'ın belirlediği deniz koridorları üzerinden mümkün olduğunu açıkladı. Yapılan açıklamada, İran ile koordinasyon sağlanmadan ilan edilecek herhangi bir yeni deniz koridorunun "kabul edilemez olduğu ve deniz güvenliği açısından risk oluşturduğu" ifade edildi. Devrim Muhafızları ayrıca, bu şartlara uymayan gemilere karşı gerekli tedbirlerin alınacağını duyurdu.

Öte yandan Lübnan, perşembe günü bölgede gerilimin düşürülmesi ve istikrarın sağlanması yönündeki çabaların önündeki en önemli başlıklardan biri olarak öne çıktı.

Reuters'ın, İran müzakere heyetine yakın bir kaynağa dayandırdığı haberine göre, İsrail güçlerinin Lübnan'dan çekilmesi, Tahran ile Washington arasında nihai bir anlaşmaya varılmasının temel şartlarından biri olarak görülüyor.

Buna karşılık İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail askerlerinin "gerekli olduğu sürece" Güney Lübnan'da kalacağını belirtti. Netanyahu ayrıca, İsrail ordusuna Lübnan'da operasyon yapma serbestisi tanıdığı talimatını verdiğini açıkladı.


Güney Lübnan’da İsrail’in hareket serbestisi azalırken Washington’daki görüşmeler sürüyor

Lübnan'ın güneyindeki bir mezarlıkta, İsrail askeri saldırıları sonucu tahrip olmuş mezar taşları arasında yürüyen bir Lübnanlı, (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki bir mezarlıkta, İsrail askeri saldırıları sonucu tahrip olmuş mezar taşları arasında yürüyen bir Lübnanlı, (AFP)
TT

Güney Lübnan’da İsrail’in hareket serbestisi azalırken Washington’daki görüşmeler sürüyor

Lübnan'ın güneyindeki bir mezarlıkta, İsrail askeri saldırıları sonucu tahrip olmuş mezar taşları arasında yürüyen bir Lübnanlı, (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki bir mezarlıkta, İsrail askeri saldırıları sonucu tahrip olmuş mezar taşları arasında yürüyen bir Lübnanlı, (AFP)

İsrail’in Güney Lübnan’daki hareket serbestisinin, ateşkes anlaşmasının yürürlüğe girmesinden bu yana en düşük seviyeye gerilediği bildirildi. Söz konusu ateşkesin, İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yürütülen müzakerelerin etkisiyle şekillendiği ifade ediliyor.

Buna rağmen İsrail ordusunun, “güvenlik gerekçeleri” ile sınırlı operasyonlarını sürdürdüğü belirtilirken, Hizbullah ise şu ana kadar ateşkese bağlı kaldığını, ancak ihlalleri yakından izlediğini açıkladı.

Öte yandan Washington’da devam eden Lübnan–İsrail görüşmelerinde temkinli ancak olumlu bir hava olduğu, buna karşın İsrail’in işgal altında tuttuğu bölgelerden çekilme mekanizması konusunda anlaşmazlıkların sürdüğü bildirildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ordusunun “güvenlik bölgesi” olarak tanımladığı alanlardan mevcut aşamada çekilmeyeceğini ve askeri varlığın güvenlik ihtiyaçlarına bağlı olduğunu söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise müzakerelerde ilerleme kaydedildiğini belirterek, tarafların “niyet beyanı” niteliğinde bir anlaşmaya yaklaşmış olabileceğini, ancak nihai sonuç için daha fazla zaman ve çalışma gerektiğini ifade etti.


Vance: İran’la yapılan İsviçre görüşmeleri doğrudan iletişim kanalı oluşturdu

Vance, İsviçre'de İran'la müzakerelerin sona ermesinin ardından Washington'a dönmeden önce medyaya konuşurken, (Reuters)
Vance, İsviçre'de İran'la müzakerelerin sona ermesinin ardından Washington'a dönmeden önce medyaya konuşurken, (Reuters)
TT

Vance: İran’la yapılan İsviçre görüşmeleri doğrudan iletişim kanalı oluşturdu

Vance, İsviçre'de İran'la müzakerelerin sona ermesinin ardından Washington'a dönmeden önce medyaya konuşurken, (Reuters)
Vance, İsviçre'de İran'la müzakerelerin sona ermesinin ardından Washington'a dönmeden önce medyaya konuşurken, (Reuters)

ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance, İsviçre’de İran ile yapılan barış görüşmelerinin iki ülke arasında doğrudan bir iletişim kanalının kurulmasıyla sonuçlandığını açıkladı.

İngiltere merkezli muhafazakâr yayın organı UnHerd’e verdiği ve İsviçre dönüşünde kaydedilen ancak dün yayımlanan röportajda Vance, müzakerelerin temel hedeflerinden birinin İran tarafıyla doğrudan bir “iletişim hattı” oluşturmak olduğunu söyledi.

Vance, İranlıların bu kapsamda İran Devrim Muhafızları temsilcilerinden birinin Doha’ya gönderilerek ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) yetkilisiyle görüşmesinin planlandığını belirtti. Bu kanalın, iki taraf arasındaki krizlerin çözümünde kullanılmasının hedeflendiğini ifade etti.

Vance, bu mekanizmanın müzakerelerin somut kazanımlarından biri olduğunu ve ABD ile İran arasındaki gerilimi azaltabilecek önemli bir adım olabileceğini söyledi.

Ayrıca İran ile yaşanan çatışmaların yönetiminin en karmaşık siyasi sınamalardan biri olduğunu belirten Vance, diplomatik sürecin askeri gerilimi azaltma ve anlaşmazlıkları diyalog yoluyla çözme fırsatı sunduğunu vurguladı.

İsviçre görüşmeleri ve müzakere süreci

İsviçre’nin Burgenshtock kentinde yapılan ilk tur görüşmelerin ardından tarafların teknik müzakerelere hazırlandığı, bu sürecin haziran ayı sonunda yeniden başlayacağı bildirildi.

İran, yaptırımların kaldırılması, nükleer program, ekonomik yeniden yapılanma ve denetim mekanizmaları için dört ayrı çalışma grubu kurulduğunu açıklarken, ABD ise bir sonraki turun çerçeve ilkelerin uygulanabilir anlaşmalara dönüştürülmesine odaklanacağını belirtti.

Hürmüz ve bölgesel gerilimler

Hürmüz Boğazı, nükleer program denetimleri, dondurulmuş İran varlıkları ve deniz taşımacılığı gibi başlıkların anlaşmanın en tartışmalı alanları olduğu ifade ediliyor.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Körfez turu sırasında yaptığı açıklamalarda, Hürmüz Boğazı’ndan geçişe yönelik herhangi bir ücretlendirmeyi kabul etmeyeceklerini ve nihai anlaşmanın “doğrulanabilir ve uygulanabilir” olması gerektiğini vurgulamıştı.

Buna karşılık Tahran; Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer düzenlemeleri, serbest bırakılan varlıkların kullanım mekanizmaları ve nükleer programın geleceği gibi konuların ancak nihai anlaşma çerçevesinde netleşeceğini savunuyor. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre İran makamları ayrıca, İsrail güçlerinin Lübnan'ın güneyinden çekilmesi de dahil olmak üzere Lübnan dosyasının, önümüzdeki müzakerelerde güvence altına almaya çalıştıkları mutabakatların bir parçası olmayı sürdürdüğünü vurguluyor.