Ferrari'nin en büyük umudu Lewis Hamilton: 19 yıllık hasret sona erebilir mi?

Lewis Hamilton, Barselona zaferini Ferrari ekibiyle kutluyor. 2026'da 7 yarış geride kalırken pilotlar şampiyonası lideri Kimi Antonelli 156, onu takip eden Hamilton ise 115 puanda (Reuters)
Lewis Hamilton, Barselona zaferini Ferrari ekibiyle kutluyor. 2026'da 7 yarış geride kalırken pilotlar şampiyonası lideri Kimi Antonelli 156, onu takip eden Hamilton ise 115 puanda (Reuters)
TT

Ferrari'nin en büyük umudu Lewis Hamilton: 19 yıllık hasret sona erebilir mi?

Lewis Hamilton, Barselona zaferini Ferrari ekibiyle kutluyor. 2026'da 7 yarış geride kalırken pilotlar şampiyonası lideri Kimi Antonelli 156, onu takip eden Hamilton ise 115 puanda (Reuters)
Lewis Hamilton, Barselona zaferini Ferrari ekibiyle kutluyor. 2026'da 7 yarış geride kalırken pilotlar şampiyonası lideri Kimi Antonelli 156, onu takip eden Hamilton ise 115 puanda (Reuters)

Adrenalin'den herkese merhaba, bu hafta Scuderia Ferrari'nin Formula 1'deki şampiyonluk hasretine ve bu yılki umutlarına bakacağız.

Formula 1'de bazen tek bir yarış, sadece puan tablosunu değil, yıllardır süren bir hikayeyi de değiştirebilir.

Barselona'da damalı bayrağı ilk sırada gören Lewis Hamilton için de durum tam olarak buydu. Bu, 7 kez dünya şampiyonu olan Britanyalı pilotun Ferrari'yle kazandığı ilk Grand Prix zaferiydi.

Aynı zamanda yaklaşık iki yıl sonra yeniden zirveye çıkması ve Mercedes'in 2026 sezonundaki galibiyet serisini sona erdirmesi anlamına geliyordu.

Ancak bu galibiyetin asıl önemi, Ferrari cephesinde yarattığı umut oldu. Çünkü İtalyan ekip, 2007'den bu yana pilotlar klasmanında dünya şampiyonu çıkaramıyor.

Aradan geçen 19 yılda sayısız büyük pilot kırmızı tulumu giydi, sayısız hızlı otomobil üretildi, defalarca "Bu kez olacak" dendi. Ama sezon sonunda kupayı kaldıran hep başka biri oldu.

Şimdi gözler Avusturya Grand Prix'sine çevrilmiş durumda. Barselona'daki zafer, Ferrari'nin gerçekten yeniden şampiyonluk yarışına döndüğünün işareti miydi, yoksa sezonun güzel ama tek başına kalacak hikayelerinden biri mi? Bu sorunun cevabı belki de Spielberg'de şekillenmeye başlayacak.

Hamilton ise şimdiden beklentileri frenlemeye çalışıyor. Ona göre Mercedes'in hâlâ yenilmesi gerekiyor ve şampiyonluk mücadelesi için önünde daha çok uzun bir yol var.

Ama aynı cümlenin sonuna eklediği kısa ifade, Ferrari taraftarının hayal kurması için yeterli:

İmkansız olduğunu düşünmüyorum.

Belki de Ferrari'nin uzun bekleyişini anlamanın en iyi yolu, önce geçmişe dönmekten geçiyor.

2007'de Kimi Räikkönen dünya şampiyonu olduğunda kimse bunun Ferrari'nin son pilotlar şampiyonluğu olacağını tahmin etmiyordu.

Michael Schumacher sonrası dönemin sancıları atlatılmış, takım yeniden zirveye çıkmıştı. Ancak sonraki yıllar, Formula 1 tarihinin en acı verici kaçan fırsatlarından bazılarına sahne oldu.

İlk büyük darbe 2008'de geldi.

Felipe Massa, Brezilya'da kendi evindeki yarışı kazanarak damalı bayrağı geçtiğinde dünya şampiyonuydu. Ferrari garajında kutlamalar başlamış, takım üyeleri birbirine sarılmıştı.

Fakat bu sevinç yalnızca 38 saniye sürdü. Pistin başka bir bölümünde Lewis Hamilton, son virajda Timo Glock'u geçerek 5.'liğe yükseldi ve şampiyonluğu yalnızca bir puan farkla kazandı.

Ferrari o sezon markalar şampiyonluğunu elde etti ama Massa'nın gözyaşları, takımın yıllarca unutamayacağı bir travma yarattı.

Sonra Fernando Alonso dönemi başladı.

2010 sezonunun son yarışına lider gelen İspanyol pilotun üçüncü dünya şampiyonluğuna ulaşması bekleniyordu.

Ancak Ferrari pit duvarı, Red Bull pilotu Mark Webber'in stratejisine fazlasıyla odaklandı. Yapılan pit stop, Alonso'yu Vitaly Petrov'un arkasına düşürdü.

O gün Abu Dabi pistinde geçiş yapmak neredeyse imkansızdı. Alonso onlarca tur boyunca rakibinin arkasında sıkışıp kaldı. Yarışı 7. bitirdi, Sebastian Vettel ise beklenmedik şekilde dünya şampiyonluğuna ulaştı.

İki yıl sonra Alonso belki de kariyerinin en etkileyici sezonunu geçirdi. Ferrari'nin aracı, Red Bull kadar hızlı değildi.

Buna rağmen İspanyol pilot sezonu son yarışa kadar taşıdı. Brezilya'da Vettel ilk turda spin atıp en arkalara düştüğünde Ferrari'nin umutları yeniden canlandı.

Fakat Alman pilot hasarlı aracıyla olağanüstü bir geri dönüş yaptı. Alonso yarışı ikinci sırada tamamlasa da dünya şampiyonluğunu yalnızca üç puan farkla kaçırdı.

Ferrari bir kez daha zirveye çok yaklaşmış ama kupaya uzanamamıştı.

Yıllar sonra bu kez sahneye Sebastian Vettel çıktı.

2017 sezonunda Ferrari'nin SF70H aracı, yıllardır ürettiği en rekabetçi otomobillerden biriydi. Vettel sezonun ilk yarışını kazandı ve uzun süre Hamilton'la başa baş mücadele etti.

Ancak baskı arttıkça hatalar da gelmeye başladı. Azerbaycan'da Güvenlik Aracı arkasında Hamilton'a çarpması, psikolojik yükün ne kadar ağırlaştığını gösteriyordu.

Singapur'da pole pozisyonundan başladığı yarışın ilk virajında yaşanan zincirleme kaza ise sezonun kırılma anlarından biri oldu. Ardından gelen motor arızaları Ferrari'nin umutlarını tamamen söndürdü.

Asıl yıkım ise 2018'de yaşandı.

Ferrari bu kez belki de sezonun en hızlı aracını üretmişti. Vettel, Almanya Grand Prix'sine şampiyona lideri olarak geldi. Evindeki yarışta rahat şekilde lider giderken hafif yağmur altında küçük bir frenleme hatası yaptı ve bariyerlere çarptı.

O an tribünlerde sessizlik hakimdi ama belki de daha büyük sessizlik Ferrari fabrikası Maranello'da yaşanıyordu.

Çünkü o kazadan sonra sadece bir yarış kaybedilmedi. Vettel'in özgüveni sarsıldı, Ferrari'nin sezon içindeki teknik güncellemeleri beklenen sonucu vermedi ve Mercedes yeniden kontrolü ele geçirdi.

Birçok Formula 1 takipçisi için Hockenheim'daki o tek viraj, Ferrari'nin son yıllardaki kaderini değiştiren an olarak görülüyor.

Sonrasında Charles Leclerc dönemi başladı.

Monakolu genç pilot, Ferrari'nin geleceği olarak gösterildi. Pole pozisyonları aldı, unutulmaz zaferler kazandı, takımın yeni lideri haline geldi.

Ancak bu kez de strateji hataları, güvenilirlik sorunları ve başarısız teknik güncellemeler Ferrari'nin önüne geçti.

Geçen sezon markalar şampiyonluğu mücadelesi son yarışa kadar taşındı ama McLaren kupayı yalnızca 14 puan farkla kazandı.

Aslında son 18 yılın özeti oldukça basit.

Massa'nın 38 saniyesi, Alonso'nun Petrov'un arkasındaki çaresiz bekleyişi, Vettel'in Almanya'daki kayışı, Leclerc'in sürekli ertelenen umutları, farklı pilotlar, farklı araçlar, farklı sezonlar... Ama aynı son.

İşte Lewis Hamilton'ı farklı yapan da tam burada başlıyor.

Barselona'daki zaferden sonra yaptığı açıklamalar, aslında yalnızca bir yarışın ardından söylenmiş sözler değildi.

Geçen sezon kendisini "işe yaramaz" hissettiğini söyleyen, hatta zaman zaman Ferrari'nin başka bir pilot bulması gerektiğini düşündüğünü itiraf eden Hamilton, bu sezon öncesinde sosyal medyadan uzaklaştığını, hayatının en yoğun antrenman dönemini geçirdiğini ve en önemlisi "zihnini yeniden inşa ettiğini" anlattı.

41 yaşındaki bir pilot için bunlar sıradan açıklamalar değil.

Formula 1 tarihinde 40 yaşından sonra yarış kazanabilen pilot sayısı oldukça az. Hamilton bunu başararak sadece eleştirileri susturmadı, hâlâ en üst seviyede mücadele edebileceğini de gösterdi.

Ferrari'nin onu transfer ederken istediği tam olarak buydu.

Elbette Hamilton tek başına mucize yaratamaz.

2026 sezonu son yılların en çekişmeli şampiyonluk mücadelelerinden birine dönüşmüş durumda.

Mercedes hâlâ güçlü. Genç Kimi Antonelli şampiyona lideri konumunda ve George Russell istikrarlı şekilde puan toplamaya devam ediyor.

Red Bull, kendi evindeki Avusturya yarışına kapsamlı güncellemelerle geliyor. Max Verstappen, Red Bull Ring'de her zaman favoriler arasında yer alıyor. McLaren ise fırsat kollamayı sürdürüyor ve geçen yıl bu pistte duble yapmayı başarmıştı.

Ancak Ferrari'nin de önemli kozları var.

Barselona'da aracın temposu oldukça güçlüydü. Takımın stratejik tercihleri kusursuz çalıştı. Charles Leclerc'in uzun süredir yaşadığı fren problemlerini büyük ölçüde çözmesi de ikinci pilot açısından umut verici. Üstelik Leclerc, 2022'de Avusturya'da kazanmayı başarmıştı.

Hamilton ise bütün bu iyimser tabloya rağmen temkinli davranıyor.

Ona göre Ferrari'nin zirveye yerleşebilmesi için sezon boyunca gelişmeye devam etmesi gerekiyor. Ama "İmkansız değil" derken de aslında bütün Formula 1 dünyasına önemli bir mesaj veriyor.

Çünkü Ferrari'nin yıllardır eksik olan şey belki de yalnızca hızlı bir otomobil değildi.

Belki de en çok ihtiyaç duyduğu şey, en zor anlarda bile şampiyonluk baskısını yönetebilecek bir liderdi.

Avusturya'da gözler yeniden Hamilton'ın üzerinde olacak.

Barselona'daki zafer güzel bir hikaye olarak da kalabilir, 19 yıllık şampiyonluk hasretini bitirecek büyük yürüyüşün ilk adımı da olabilir.

Bunu söylemek için henüz erken. Ama kesin olan bir gerçek var.

Ferrari, uzun yıllardır ilk kez yalnızca hızlı bir araca değil, o aracı şampiyonluğa taşıyabilecek tecrübeye de sahip olduğuna inanıyor.

Ve belki de Maranello'da yıllardır beklenen o rüya, yeniden gerçeğe dönüşmeye hiç olmadığı kadar yakın.
Kaynaklar: Formula 1, BBC



Hep birlikte gökyüzüne: Katalonya'nın insan kuleleri

Castells geleneğinde kulenin en tepesine çıkan enxaneta, elini havaya kaldırarak insan kulesinin tamamlandığını gösteriyor (AP)
Castells geleneğinde kulenin en tepesine çıkan enxaneta, elini havaya kaldırarak insan kulesinin tamamlandığını gösteriyor (AP)
TT

Hep birlikte gökyüzüne: Katalonya'nın insan kuleleri

Castells geleneğinde kulenin en tepesine çıkan enxaneta, elini havaya kaldırarak insan kulesinin tamamlandığını gösteriyor (AP)
Castells geleneğinde kulenin en tepesine çıkan enxaneta, elini havaya kaldırarak insan kulesinin tamamlandığını gösteriyor (AP)

Çağatay Koparal Spor Editörü, Çeviri ve Dış Haberler Servisi 

Adrenalin'den herkese merhaba. Sıradışı sporlar serimizin bu bölümünde Katalonya'daki İnsan Kulesi Festivali'ni inceliyoruz.

Bir meydanda yüzlerce insanın toplandığını düşünün. Ortada ne bir futbol sahası ne de bir pist var. Bunun yerine insanlar birbirlerine kenetleniyor, omuz omuza veriyor ve birkaç dakika içinde kalabalığın ortasından dev bir insan kulesi yükselmeye başlıyor.

En alt bölümde onlarca kişi yapıyı ayakta tutarken, daha hafif ve çevik olanlar birbirlerinin üzerinden tırmanıyor. En tepede ise küçük bir çocuk beliriyor ve elini havaya kaldırıyor. Castell tamamlanmış oluyor.

Katalonya'nın en sıradışı geleneklerinden biri olan castells, kelime anlamıyla "kaleler" demek. Ancak burada taştan duvarlar yerine insanlardan oluşan kaleler kuruluyor.

Bu kuleler yalnızca görsel olarak etkileyici değil; aynı zamanda güç, denge, cesaret, güven ve ekip çalışmasının sınırlarını zorlayan bir gösteri niteliğinde.

Castells geleneğinin kökeni 18. yüzyılda Tarragona çevresindeki Camp de Tarragona bölgesine uzanıyor. Geleneğin Katalonya'daki ilk yazılı kaydı 1712'de Valls kentinde görülüyor.

Kökeninin ise Valensiya bölgesindeki daha eski Muixeranga geleneğine dayandığı düşünülüyor. Zamanla Valls, Tarragona ve Vilafranca del Penedès gibi kentlere yayılan castells, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Katalonya'nın diğer bölgelerinde de yaygınlaştı.

Bugün Katalonya genelinde 100'den fazla castell ekibi bulunuyor ve yıl boyunca yüzlerce gösteri düzenleniyor.

Hatta her yıl 10 binden fazla castell kuruluyor. Bu nedenle karşılaşılan manzara birkaç kişinin eğlence amacıyla birbirinin omzuna çıkmasından çok daha fazlası.
 

İnsan kulesi yapımı son derece tehlikeli görünse de kurulan kulelerin yüzde 3'ünden azı yıkılıyor (AP)
İnsan kulesi yapımı son derece tehlikeli görünse de kurulan kulelerin yüzde 3'ünden azı yıkılıyor (AP)

Castells, kendi ekipleri, antrenmanları, yarışmaları ve gelenekleri bulunan büyük bir topluluğa dönüşmüş durumda.

Bir castell'in nasıl kurulduğuna bakıldığında ise işin ne kadar ciddi olduğu daha iyi anlaşılıyor.

Kulenin en altındaki bölüme pinya adı veriliyor. Pinya, yapının temelini oluşturan ve aynı zamanda yukarıdaki insanların düşmesi durumunda onları korumaya çalışan insanlardan oluşuyor.

Üst katlara çıkıldıkça insan sayısı azalıyor, ancak görev de zorlaşıyor. En tepede ise son derece hafif ve çevik çocuklar yer alıyor. Enxaneta adı verilen en üstteki çocuk yerine ulaşıp bir elini havaya kaldırdığında kule kurulmuş kabul ediliyor.

Fakat iş burada bitmiyor. Bir castell'in başarılı sayılması için yalnızca kurulması değil, kontrollü biçimde tamamen bozulması da gerekiyor.

Hatta kulenin dağılması çoğu zaman en riskli bölüm olarak kabul ediliyor. Üst seviyelerdeki insanlar birer birer aşağı inerken, aşağıdakiler yapının dengesini korumaya devam ediyor.

Bu nedenle castells'in temelinde 4 kavram bulunuyor: Güç, denge, cesaret ve sağduyu.

Kulenin tabanındaki insanların güçlü olması gerekiyor. Yukarı çıktıkça ise daha hafif, çevik ve dengeli kişiler tercih ediliyor.

Fakat fiziksel özellikler tek başına yeterli değil. Bir kuleci, ağırlığını taşıyan kişiye güvenmek zorunda. Aynı şekilde aşağıdaki kişi de üzerinde duranın hareketlerine güveniyor. Bir kişinin hatası onlarca kişiyi etkileyebileceği için koordinasyon büyük önem taşıyor.

Bu noktada castells'in tarihinde önemli bir değişim yaşandı: Kadınların bu geleneğe dahil olması.

Uzun süre erkeklerin egemen olduğu castell dünyasında kadınların yer alması başlangıçta kolay olmadı. Ancak özellikle 1980'lerden itibaren kadınların ekiplerde daha fazla yer alması, kulelerin yapısını da değiştirdi.

Kadınların üst seviyelerde yer almasıyla daha hafif ve güçlü yapılar kurulmaya başlandı. Bu değişim, daha önce ulaşılması neredeyse hayal edilen 9 ve 10 katlı kulelerin kurulmasına da katkı sağladı.

Üstelik kadınlar yalnızca kulenin üst bölümlerinde değil, pinya ve forro adı verilen destek katmanlarında da görev alıyor.

Tepeye çıkan tüm çocukların kask takması zorunlu (AP)
Tepeye çıkan tüm çocukların kask takması zorunlu (AP)

Böylece yapının alt bölümlerindeki toplam ağırlığın azaltılması mümkün oluyor. Casteller dünyasındaki bu dönüşüm, geleneğin neden zaman içinde değişebilen canlı bir kültür olduğunu da gösteriyor.

Kulecilerin kendilerine özgü kıyafetleri de var. Beyaz pantolon, takımın rengindeki gömlek, bele sarılan uzun faixa (kuşak) ve genellikle başta kullanılan bir mendil bu kıyafetin temel parçaları.

Özellikle faixa yalnızca geleneksel bir aksesuar değil; tırmananlar için aynı zamanda tutunabilecekleri bir destek noktası.

Kuleyi oluşturan insanlar ise gösteri sırasında çıplak ayakla tırmanıyor. Bunun nedeni hem dengeyi daha iyi sağlayabilmek hem de yukarı çıkarken alttaki kişinin vücudunu daha iyi hissedebilmek.

Castells'in en etkileyici taraflarından biri ise tek bir kişinin başarısının neredeyse hiçbir anlam ifade etmemesi. En üstteki çocuk bütün dikkatleri üzerine çekse de onun oraya ulaşabilmesi, aşağıdaki onlarca kişinin kusursuz biçimde çalışmasına bağlı. Bu nedenle casteller dünyasında ekip ruhu her şeyin önünde geliyor.

Bu anlayış Katalonya'nın önemli meydanlarında düzenlenen diada castellera adı verilen gösterilerde açıkça görülüyor.

Gösteri başlamadan önce meydanda büyük bir kalabalık toplanıyor. Ardından müzik eşliğinde kule yükselmeye başladığında ortam bir anda sessizleşiyor. Enxaneta elini kaldırdığında ise meydan büyük bir coşkuyla yankılanıyor.

Castells yalnızca gösterilerden ibaret de değil. İki yılda bir Tarragona'da düzenlenen Concurs de Castells, bu dünyanın en büyük organizasyonlarından biri.

Yaklaşık 50 ekip yarışmada yer alırken, en başarılı 12 ekip büyük final niteliğindeki etkinlikte karşı karşıya geliyor. Burada amaç yalnızca mümkün olan en yüksek kuleyi yapmak değil; zorlu yapıları başarıyla kurup tamamlayarak rakiplerden daha yüksek puan toplamak.

Bu geleneğin dünya çapındaki öneminin kabul edilmesi de uzun sürmedi. UNESCO, 16 Kasım 2010'da castells'i İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası ilan etti.

Belki de castells'i bu kadar etkileyici yapan şey tam olarak burada yatıyor. Dışarıdan bakıldığında insanların birbirlerinin omuzlarına çıkarak kule oluşturduğu tuhaf ve tehlikeli bir gösteri gibi görünüyor. Fakat biraz daha yakından bakıldığında bunun yüzlerce yıllık bir gelenek, ciddi fiziksel hazırlık ve kusursuz bir takım çalışmasının birleşimi olduğu görülüyor.

Çünkü castell'de en güçlü kişi en yukarı çıkmıyor. En hafif olan çıkıyor. En cesur olan da tek başına kazanamıyor. Onun başarısı, aşağıda birbirine güvenen onlarca insanın omuzlarında yükseliyor.

Ve belki de bu yüzden Katalonya'nın insan kuleleri, gökyüzüne ulaşmaya çalışan bir spor gösterisinden çok daha fazlasını anlatıyor: Tek başına yükselemeyeceğinizi, bazen başkalarının omuzlarına güvenmeniz gerektiğini.

Kaynaklar: Catalunya, UNESCO, AP                © The Independentturkish


Infantino'ya "FIFA'yı korkuyla yönetiyorsun" eleştirisi

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP
TT

Infantino'ya "FIFA'yı korkuyla yönetiyorsun" eleştirisi

Fotoğraf: AP
Fotoğraf: AP

FIFA, Başkan Gianni Infantino’yu eleştiren üst düzey bir yöneticinin kurumdan ayrılmasının ardından "korku iklimiyle yönetilmekle" suçlanıyor.

Kevin Lamour, FIFA'nın baş operasyon sorumlusu görevinden pazartesi günü ayrıldı. Bu ayrılık, Infantino'nun Dünya Kupası'ndaki ticari hisseleri satma planlarının FIFA çalışanlarını "aldattığını" söylemesinden sadece birkaç hafta sonra gerçekleşti.

Lamour, bu planları eleştirmiş ve konu hakkında bilgilendirilmeyen FIFA çalışanlarının "hor görülmekten ve sindirilmekten daha iyisini hak ettiğini" söylemişti. Ayrıca bu konuda konuştuktan sonra "o gece rahat uyuyabileceğini" de belirtmişti.

Infantino'nun liderliğindeki FIFA'yı uzun zamandır eleştiren Norveç Futbol Federasyonu Başkanı Lise Klaveness, Associated Press'e kovulduğuna inandığı Lamour'ın FIFA yönetimindekilerin Infantino'nun emirlerini yerine getirmesini eleştirdiğini söyledi.

FIFA, pazartesi günü yaptığı açıklamada Lamour'a iki yıllık hizmeti için teşekkür etmiş ve "FIFA'yla baş operasyon sorumlusu Kevin Lamour arasındaki çalışma ilişkisi sona ermiştir" diyerek ayrılığı doğrulamıştı.

Associated Press'e konuşan Klaveness, "Şimdi onu kapının önüne koydular ve bizden hiçbir şey olmamış gibi devam etmemiz bekleniyor. Bu kabul edilemez; bu, korkuyla yönetmektir" dedi.

Şimdi FIFA liderlerine ve yöneticilerine, futbolun çıkarlarına aykırı olduğunu bildikleri emirlere boyun eğmemeleri çağrısında bulunmalıyız.

The Independent Lamour'la son görüşmeyi Infantino'nun değil, FIFA Genel Sekreteri Mattias Grafstrom'un yaptığını pazartesi günü aktarmıştı. Grafstrom ayrıca Lamour'un ayrılışını e-posta yoluyla FIFA personeline bildirmişti.

Klaveness, Associated Press'e Grafstrom'un "açıkça başkan tarafından baskı altında tutulduğunu" söyledi.

Bu bir istifa değil, açıkça işten çıkarma.

Bu ay Grafstrom, Rabat'taki acil toplantının ardından FIFA'nın açıklamasını imzalamıştı. Açıklamada Infantino'nun Dünya Kupası planlarıyla ilgili "hatalar" için özür dilediği ancak üst düzey FIFA yöneticilerinin ona "desteklerini yineledikleri" belirtilmişti.

cdfvghyj
Lise Klaveness, FIFA'yı "korkuyla yönetmekle" suçladı (Reuters)

Klaveness, Infantino'nun Dünya Kupası planlarına karşı çıkmadaki rolünü övdü. Bu planlar büyük tepkiler üzerine iptal edilmişti. Lamour, 31 Temmuz'daki ilk açıklamasında, muhalefetini dile getirerek işini kaybetmeye razı olduğunu söylemişti.

Klaveness, "Projenin iptal edilmesi için onun açıklaması gerekliydi" dedi.

Ortada olan, çok önemli bir şey söyledi ve yaşananları bize yöneticilerden birinin anlatması çok önemliydi. Böylece bunun FIFA'nın kendisi değil, sadece bir kişi olduğunu anladık.

The Independent, yorum almak için FIFA'yla iletişime geçti.

Independent Türkçe


Barcelona’da 9 numara bilmecesi: Flick, golcü eksikliğini giderebilecek mi?

Barcelona’da 9 numara bilmecesi: Flick, golcü eksikliğini giderebilecek mi?
TT

Barcelona’da 9 numara bilmecesi: Flick, golcü eksikliğini giderebilecek mi?

Barcelona’da 9 numara bilmecesi: Flick, golcü eksikliğini giderebilecek mi?

İspanya La Liga şampiyonu Barcelona, şampiyonluk unvanını savunacağı yeni sezon öncesinde güçlü bir kadroyla hazırlıklarını sürdürürken, hücum hattında önemli bir boşlukla karşı karşıya. Katalan ekibinin kadrosunda üst düzey, klasik bir santrforun bulunmaması dikkat çekiyor.

Barcelona, La Liga’daki sezonun ilk maçında gelecek pazar Elche ile karşılaşacak. Ancak kulüp, yeni bir forvet transferi konusunda henüz kararını vermiş değil. Bu durum, Barcelona’nın sezonu sürekli olarak “9 numara” pozisyonunda görev yapacak bir oyuncu olmadan geçirme ihtimalini gündeme getiriyor.

Katalan ekibi, sözleşmesinin sona ermesinin ardından ABD MLS takımlarından Chicago Fire’a transfer olan Polonyalı Robert Lewandowski’yi kaybetti. Ferran Torres de yaklaşık 50 milyon avro (42,7 milyon sterlin) karşılığında Paris Saint-Germain’e transfer oldu. Torres, geçen sezon 49 maçta 21 gol atmış ve Lewandowski’nin forvet pozisyonundaki alternatiflerinden biri olmuştu.

Şarku’l Avsat’ın  BBC’den aktardığı habere göre Barcelona, Lewandowski’nin ayrılığının ardından Atletico Madrid’in Arjantinli golcüsü Julian Alvarez’i transfer listesinin ilk sırasına yerleştirdi. Ancak Madrid ekibinin oyuncuyu kadroda tutma konusundaki kararlılığı nedeniyle transfer oldukça zor görünüyor.

dfgrthy
Hansi Flick (DPA)

Alvarez, Dünya Kupası sırasında Atletico Madrid’den ayrılma isteğine ilişkin sinyaller vermişti. Ancak özellikle Real Madrid’in de oyuncuyla ilgilenmeye başlamasının ardından Atletico yönetimi tavrını net biçimde ortaya koydu. Kulübün CEO’su Miguel Angel Gil Marin, Alvarez’in 200 milyon avro (yaklaşık 170,8 milyon sterlin) karşılığında dahi satılık olmadığını açıkladı.

Bu tutumun Barcelona’yı alternatif isimler üzerinde çalışmaya yönelttiği belirtilirken, Alman teknik direktör Hansi Flick de hücumdaki eksikliğin giderilmesi için kulübün “bir şeyler yapması gerektiğini bildiğini” söyledi.

Flick’in elindeki alternatifler

Flick’in mevcut kadro içerisinde başvurabileceği çeşitli seçenekler bulunuyor. Bunların başında genç yıldız Lamine Yamal geliyor. Alman teknik adam, Yamal’ı zaman zaman “sahte 9” pozisyonunda denese de oyuncuyu sağ kanatta kullanmayı tercih ediyor. Yamal, takımın hücumdaki en önemli silahlarından biri olmayı sürdürüyor.

Yamal geçen sezon 24 gol atarken, İspanya Milli Takımı ile de Dünya Kupası şampiyonluğu yaşadı. Ancak oyuncunun en büyük tehdit oluşturduğu bölge sağ kanat. Burada rakip beklerle bire bir mücadeleye girebilen Yamal, içeriye kat ederek pozisyon üretebiliyor ve takım arkadaşlarına gol fırsatları hazırlayabiliyor.

7kkl
Lamine Yamal (Reuters)

Dani Olmo da sahte 9 olarak görev yapabilecek oyuncular arasında bulunuyor. Flick daha önce Brezilyalı Raphinha’yı da “merkezi” bir pozisyonda kullanmıştı. Fermin Lopez ise hücum hattında daha ileri bir rolde görev yapabilir.

Yeni transferler Anthony Gordon ve Karim Adeyemi ise hızları ve savunma arkasına yaptıkları koşularla dikkat çekiyor. Ancak iki oyuncu da geleneksel anlamda bir santrfor niteliği taşımıyor.

Flick, bir başka seçenek olarak son derece hareketli bir hücum hattına yönelebilir. Bu sistemde oyuncular sürekli pozisyon değiştirerek rakip savunmanın dengesini bozabilir ve rakip stoperlerin arasında sabit bir santrfor bulunmayabilir.

Bu yaklaşım Barcelona’yı rakip savunmalar açısından daha zor bir takım haline getirebilir. Ancak kulübün önceliğinin yine de uzman bir santrfor transfer etmek olduğu belirtiliyor.

Gözler Gyökeres’te

Barcelona’nın gündemindeki isimlerden biri de Arsenal’in İsveçli golcüsü Viktor Gyökeres.

Arsenal daha önce Gyökeres’i, Julian Alvarez transferinin de dahil olabileceği bir takas formülünde değerlendirmişti. Ancak Arjantinli yıldızın transferinin çıkmaza girmesi, Barcelona’nın dikkatini İsveçli golcüye çevirmesine neden olabilir.

Gyökeres, geçen yaz Portekiz ekibi Sporting’den Arsenal’e transfer olmuş ve bonuslarla birlikte toplam 73 milyon avroya (64 milyon sterlin) ulaşan bir bedelle İngiliz ekibinin yolunu tutmuştu. İsveçli forvet, ilk sezonunda 21 gol kaydederken Arsenal de Premier Lig şampiyonluğuna ulaşmıştı.

Ancak Barcelona’nın, yalnızca bir sezonun ardından Gyökeres’i bırakması için Arsenal’i ikna edebilmek adına önemli bir mali taahhütte bulunması gerekecek.

Lautaro ve Luis Suárez de listede

Barcelona’nın değerlendirdiği diğer seçenekler arasında Inter’in Arjantinli forveti Lautaro Martinez ile Sporting’in Kolombiyalı golcüsü Luis Suárez de bulunuyor.

Barcelona yönetimi, 1 Eylül’de kapanacak transfer döneminden önce hücum hattındaki boşluğu dolduracak bir çözüm bulmak için çalışmalarını sürdürüyor.

Flick’in elinde mevcut kadroyla bu açığı kapatabilecek çeşitli taktik seçenekler bulunuyor. Ancak klasik bir santrforun yokluğu, özellikle Barcelona’nın sezon boyunca tüm kulvarlarda mücadele etmeyi hedeflediği düşünüldüğünde, Katalan ekibinin karşılaşacağı en önemli sorunlardan birine dönüşebilir.