Siber güvenlik uzmanları, GTA 6 hayranlarını dolandırıcılara karşı uyardıhttps://turkish.aawsat.com/ya%C5%9Fam/5288994-siber-g%C3%BCvenlik-uzmanlar%C4%B1-gta-6-hayranlar%C4%B1n%C4%B1-doland%C4%B1r%C4%B1c%C4%B1lara-kar%C5%9F%C4%B1-uyard%C4%B1
Siber güvenlik uzmanları, GTA 6 hayranlarını dolandırıcılara karşı uyardı
Grand Theft Auto VI'nın Kasım 2026'da piyasaya sürülmesi planlanırken, ön siparişler 25 Haziran'da başladı (AFP)
Güvenlik araştırmacıları, siber suçluların Grand Theft Auto VI'ya yönelik heyecandan yararlanarak oyuna erkenden erişmeyi uman kişileri hedef aldığı uyarısında bulundu.
GTA 6, 19 Kasım 2026'da çıkacak olsa da oyunun geliştiricisi Rockstar Games ön siparişleri 25 Haziran'da açtı.
GTA V'in merakla beklenen devam oyununun ilk başta 2025'te piyasaya sürülmesi planlanmış ancak yaşanan gecikmeler nedeniyle bu tarih bir yıl ertelenmişti.
Oyunun piyasaya çıkış tarihiyle ilgili yaşanan hayal kırıklığı ve kafa karışıklığından yararlanan dolandırıcılar, halihazırda GTA 6'ya sahte erken erişim imkanı sunuyor.
Bitdefender'dan siber güvenlik uzmanı Cristian Silviu, The Independent'a yaptığı açıklamada, "Kesin olan bir şey var ki, dünyadaki tüm önemli olaylar beraberinde her zaman dolandırıcılığı da getirir" dedi.
İster insani bir felaket, ister Dünya Kupası, isterse popüler bir oyunun lansmanı olsun, fark etmez. GTA VI muhtemelen tarihin en çok beklenen oyunlarından biri olduğundan, insanların ilgisiyle doğru orantılı şekilde dolandırıcılık vakaları görmeyi bekliyoruz.
Popüler dolandırıcılık yöntemlerinden biri, sosyal medyada paylaşılan veya e-postayla gönderilen kötü amaçlı bağlantıları içeriyor. Bu gönderiler, "yaratıcı önizlemesi" veya "erken konsol testi" davetiyelerini içerse de bağlantılar, kullanıcıları Rockstar, Playstation, Xbox, Steam veya Google hesaplarına giriş yapmalarını isteyen kimlik avı sayfalarına yönlendiriyor.
Kullanıcılar bu sahte sayfalar üzerinden oturum açtığında, dolandırıcılar onların kişisel hesaplarına erişim sağlıyor. Diğer bağlantılar ise hackerlara kullanıcının cihazına uzaktan erişim imkanı veren kötü amaçlı yazılımlar içerebiliyor.
5 Aralık 2023'te Kaliforniya'nın Los Angeles kentindeki bilgisayar ekranlarında Rockstar Games'in Grand Theft Auto 6 oyununun fragmanı görülüyor (AFP)
Siber güvenlik şirketi Malwarebytes da dolandırıcıların yapay zeka kullanarak oyuna erken erişim vaat eden sahte internet siteleri oluşturduğu uyarısında bulunuyor.
Sahte internet siteleri, oyunu indirmeleri için insanları kripto parayla ödeme yapmaya ikna etmek amacıyla yapay zekayla üretilmiş oyun görsellerini kullanıyor.
Malwarebytes'tan araştırmacılar, oyuna yönelik beklenti nedeniyle GTA 6'yı dolandırıcıların gözünde "mükemmel bir yem" diye niteliyor.
Kötü amaçlı yazılım testi uzmanı Stefan Dasic, "Bu düzenbazlıkların neden şimdi ortaya çıktığını anlamak için GTA'nın ne kadar büyük bir şey olduğunu anlamanız gerekiyor" diyor.
Grand Theft Auto, şimdiye kadar yaratılmış en başarılı oyun serilerinden biri. GTA 5, Eylül 2013'te piyasaya sürüldü... İki oyun arasında 13 yıllık bir ara var. Buna bir dizi erteleme ve yıllarca süren spekülasyonları da ekleyince ortaya herhangi bir haber, sızıntı, ön izleme veya erken erişim fırsatını sabırsızlıkla bekleyen milyonlarca hayran çıkıyor. Dolandırıcılar bu heyecanı suiistimal ediyor.
Güvenlik araştırmacıları, erken erişim sunduğunu iddia eden çevrimiçi reklamlara veya sosyal medya paylaşımlarına karşı dikkatli olunmasını ve GTA 6 ön siparişinin yalnızca resmi kanallardan verilmesini öneriyor.
Beyazperdeden küçük ekrana: Dizilerde de zirveye çıkan 5 film yıldızıhttps://turkish.aawsat.com/ya%C5%9Fam/5288992-beyazperdeden-k%C3%BC%C3%A7%C3%BCk-ekrana-dizilerde-de-zirveye-%C3%A7%C4%B1kan-5-film-y%C4%B1ld%C4%B1z%C4%B1
True Detective'in ilk sezonu, 1995-2012'de Louisiana'da geçen gizemli seri cinayetleri aydınlatmaya çalışan, birbirine tamamen zıt iki dedektif olan Rust Cohle ve Martin Hart'ın 17 yıla yayılan ilişkisini konu alıyor (HBO)
Beyazperdeden küçük ekrana: Dizilerde de zirveye çıkan 5 film yıldızı
True Detective'in ilk sezonu, 1995-2012'de Louisiana'da geçen gizemli seri cinayetleri aydınlatmaya çalışan, birbirine tamamen zıt iki dedektif olan Rust Cohle ve Martin Hart'ın 17 yıla yayılan ilişkisini konu alıyor (HBO)
Bir zamanlar Hollywood'da yazılı olmayan bir kural vardı: Asıl yıldızlar sinemada olur, televizyon ise kariyer basamaklarının bir altı olarak görülürdü. Saygın bir film yıldızının televizyon yapımlarında rol alması son derece nadir bir durumdu ve bu radikal geçiş, genellikle o oyuncunun kariyerinin düşüşe geçtiği şeklinde yorumlanırdı.
Bugünse işler tamamen değişti, dijital platformların yükselişiyle birlikte sinema ve televizyon arasındaki o keskin sınırlar tamamen ortadan kalktı. Küçük ekran, dev bütçeli başyapıtların yeni evi haline geldi.
Özellikle son dönemde, her rolün adamı Nicolas Cage'in Spider-Noir'daki gizemli başrolüyle televizyona adım atması ve Oscar ödüllü Javier Bardem'in Cape Fear uyarlamasındaki tüyler ürpertici Max Cady performansı, sinemanın en büyük yıldızlarının televizyon projelerine yönelmeye devam ettiğini gösteren son örnekler arasında yer aldı.
Biz de bu dönüşümden ilhamla, beyazperdede kazandıkları başarıyı televizyon ekranına da taşıyan oyunculara yakından baktık.
Birmingham sokaklarını keskin zekasıyla yöneten Thomas Shelby rolündeki Cillian Murphy'nin Peaky Blinders'taki oyunculuk resitaline yakından bakacağız. Hemen ardından, Hollywood'un kurallarını yıkan Matthew McConaughey ve onun True Detective'deki hipnotize edici Rust Cohle yorumunu selamlayacağız. Modern western janrını yeniden şahlandıran Kevin Costner'dan, Anthony Hopkins'in Westworld'deki etkileyici performansına ve Jude Law'un XIII. Pius rolüyle öne çıktığı The Young Pope'a dalacağız.
İşte beyazperdede kurdukları yıldız statüsünü televizyon ekranında da koruyan ve kariyerlerinin en unutulmaz performanslarından bazılarına imza atan oyuncular...
Cillian Murphy (Peaky Blinders)
Danny Boyle'un küresel çapta hit olan zombi filmi 28 Gün Sonra'yla (28 Days Later) çıkışını yapan Cillian Murphy, Christopher Nolan'ın Batman üçlemesindeki performansıyla sektörün en saygın oyuncularından biri haline geldi.
Kariyer zirvelerinden birine Oppenheimer'la ulaşarak Oscar'a uzanan Murphy, sinemadaki başarısını televizyon ekranına da taşıyarak son yılların en büyük dizi fenomenlerinden birinin yüzü haline geldi.
Onu kült bir figüre dönüştüren rolse, Peaky Blinders'daki Thomas Shelby oldu. Steven Knight imzalı dizi, Birmingham'ın suç dünyasında yükselen Shelby ailesinin hikayesini anlatırken, Murphy de televizyon tarihinin en unutulmaz anti-kahramanlarından birine hayat verdi. Tommy'nin sakin görünümünün altında bastırılmış travmalar, keskin bir zeka ve bitmek bilmeyen bir hırs yatıyordu. Murphy, karakterin bu çelişkili yönlerini büyük bir ustalıkla yansıttı.
Cillian Murphy, Steven Knight'ın aklındaki ilk isim olmasa da "Unutma Steve, ben bir oyuncuyum" mesajıyla Tommy Shelby rolünü kaptı (Netflix)
Tom Hardy, Adrien Brody ve Sam Neill gibi güçlü isimler kadroya renk katmış olsa da dizinin asıl ağırlık merkezi her zaman Murphy oldu.
50 yaşındaki Murphy, karaktere yaklaşımını bir röportajda şu sözlerle özetliyordu:
Tommy'yi oynamanın sırrı onun ne söylediğinden çok ne söylemediğini anlamakta yatıyor.
Son derece sakin, gözlerden uzak yaşayan ve sigara kullanmayan Murphy, canlandırdığı Thomas Shelby'nin ekrandaki o meşhur ağır ve efkarlı havasını yaratabilmek için çekimler boyunca binlerce bitkisel sigara içmek zorunda kalmıştı.
İrlandalı aktör, rolün psikolojik ağırlığını, "Tommy Shelby gibi bir karakteri oynamak harika bir şey ama onun karanlık dünyasının içinde aylarca yaşamak insanı gerçekten tüketiyor" sözleriyle ifade etmişti.
Tommy Shelby'nin yürüyüşü, bakışları ve sessiz karizması zamanla popüler kültürün en tanınan simgelerinden birine dönüştü.
Tommy'nin kendine has jilet gibi giyim tarzı ve saç kesimi, diziyle birlikte geniş bir hayran kitlesini etkileyen bir moda akımına dönüştü.
Peaky Blinders'ın dünya çapındaki başarısı, Murphy'nin yalnızca güçlü bir sinema oyuncusu değil, ekranı da sırtlayabilecek bir yıldız olduğunu gösterdi.
6 sezon boyunca ve bu yıl yayına giren Netflix filmi Peaky Blinders: Ölümsüz Adam'da (Peaky Blinders: The Immortal Man) karaktere yeniden hayat veren Murphy, Thomas Shelby'yi modern televizyon tarihinin en unutulmaz figürlerinden birine dönüştürmeyi başardı.
Matthew McConaughey (True Detective)
Matthew McConaughey, Richard Linklater'ın Genç ve Heyecanlı'sıyla (Dazed and Confused) çıkış yaptıktan sonra Hollywood'un en karizmatik yıldızlarından birine dönüştü.
Oyunculuk kariyerinde yeni bir zirveye çıktığı 2014'te Sınırsızlar Kulübü'ndeki (Dallas Buyers Club) performansıyla Oscar kazanırken, Mud ve Yıldızlararası (Interstellar) gibi yapımlarla da kariyerinin en güçlü dönemlerinden birini yaşadı.
Tam bu yükseliş sırasında televizyona yönelmesi birçok kişi için sürprizdi ancak True Detective bu kararın ne kadar isabetli olduğunu kanıtladı.
McConaughey'nin bu cesur hamlesi, dizinin sonraki sezonlarında Colin Farrell, Rachel McAdams, Vince Vaughn ve Jodie Foster gibi diğer büyük Hollywood yıldızlarının da projeye dahil olmasına ön ayak oldu.
56 yaşındaki Matthew McConaughey, aslında Woody Harrelson'ın canlandırdığı Marty Hart karakteri için düşünülse de senaryoyu okuduğunda Rust Cohle karakterine adeta aşık oldu ve rolü almak için bizzat lobi yaptı (HBO)
HBO'nun suç ve gizem dizisinin ilk sezonunda McConaughey, geçmişinin yükünü omuzlarında taşıyan nihilist dedektif Rust Cohle'a hayat verdi. Karamsar dünya görüşü, felsefi monologları ve sıra dışı zekasıyla Rust Cohle kısa sürede televizyon tarihinin en unutulmaz dedektiflerinden birine dönüştü.
McConaughey, Rust Cohle'u neden sevdiğini bir röportajda şu sözlerle anlatıyordu:
Onun cevaplardan çok sorularla ilgilenmesini sevdim.
Role son derece titiz hazırlanan McConaughey, karakterin zaman içindeki zihinsel dönüşümünü kusursuzca aktarabilmek adına, "Rustin Cohle'un Dört Evresi" isimli 450 sayfalık bir analiz günlüğü kaleme almıştı.
Woody Harrelson'la yakaladığı güçlü ekran uyumu da ilk sezonun en çok övgü alan unsurlarından biriydi. Rol için fiziksel dönüşümden ziyade karakterin zihnine odaklanan McConaughey, Rust'ın uzun sorgu sahnelerindeki pek çok ayrıntıya kendi yorumunu kattı.
True Detective, film yıldızlarının televizyona geçişinin kariyerlerinde geri adım değil, yeni bir fırsat olabileceğini gösteren yapımlardan biri kabul ediliyor.
Rust Cohle performansı ise bugün hâlâ hem televizyon tarihinin hem de McConaughey kariyerinin en unutulmaz rollerinden biri olarak görülüyor.
Kevin Costner (Yellowstone)
Kurtlarla Dans (Dances with Wolves), Robin Hood: Hırsızlar Prensi (Robin Hood: Prince of Thieves) ve The Bodyguard gibi gişe rekortmeni filmlerle özellikle 1990'larda Hollywood'un en büyük yıldızlarından biri haline gelen iki Oscarlı Kevin Costner, kariyerinin büyük bölümünü beyazperdede geçirdi.
Kariyerinin olgunluk döneminde herkes ondan yeni sinema projeleri beklerken, 2018'de Taylor Sheridan'ın modern western draması Yellowstone'la televizyona radikal bir geçiş yapması beklenmedik bir ikinci bahar etkisi yarattı.
Dizide Montana'daki devasa Yellowstone Çiftliği'ni dış tehditlere ve yozlaşmış güçlere karşı korumaya çalışan sert, sadık ve mağrur aile reisi John Dutton III karakterine hayat veren aktör, televizyona klasik Hollywood yıldızlarının ağırlığını ve karizmasını getirdi.
Yellowstone yaratıcısı Taylor Sheridan, John Dutton karakterini doğrudan Kevin Costner'ı düşünerek yazdı ve rolü kendisine doğrudan teklif etti (Paramount Network)
Yellowstone başlangıçta tek sezonluk bir mini dizi olarak düşünülüyordu. Ancak Costner'ın projeye katılmasıyla Paramount'un planları değişti ve yapım yıllara yayılan büyük bir televizyon evrenine dönüştü.
Dizinin yaratıcısı Sheridan, ekrandaki kovboy hayatının olabildiğince gerçekçi durmasını istediği için Costner dahil tüm oyuncu kadrosunu çekimler başlamadan önce dağlarda ata binmeyi, katır yüklemeyi ve vahşi doğada hayatta kalmayı öğrendikleri zorlu bir "kovboy kampına" sokmuştu.
Costner bir röportajında Yellowstone'u anlatırken, "İnsanlar bu hikayeyi izliyor çünkü toprak, aile ve miras gibi evrensel meselelerle ilgili" sözleriyle dizinin başarısını açıklamıştı.
Montana'nın geniş ve sert doğasıyla Costner'ın ağırbaşlı oyunculuğu birleşince ortaya dizinin en güçlü atmosferlerinden biri çıktı.
Costner, verdiği bir röportajda modern western türünü klasik tiyatroya benzeterek, "Western bizim için aslında bir nevi Shakespeare'dir. En iyi hallerindeyken silahlı çatışmalara yatırım yaptıkları kadar dilin gücüne, insanların birbiriyle konuşma şekline ve bilinmeyenin getirdiği şiddete de yatırım yaparlar" sözleriyle projeyi neden seçtiğini özetlemişti.
Dizinin en önemli yüzü haline gelen Costner, ilk sezonda bölüm başına yaklaşık 500 bin dolar kazanıyordu. Bu rakam ilerleyen yıllarda televizyon tarihinin en yüksek ücretlerinden biri kabul edilen bölüm başı 1,3 milyon dolara kadar yükseldi.
Yellowstone, John Dutton rolüyle Altın Küre kazanan Costner'ın beyazperdedeki yıldız gücünü televizyona taşıyıp daha da büyüttüğünün en güçlü kanıtlarından biri olarak hatırlanacak.
Anthony Hopkins (Westworld)
Kuzuların Sessizliği'ndeki Dr. Hannibal Lecter'dan Marvel Sinematik Evreni'ndeki Odin'e kadar uzanan yüzden fazla filmle kültürel bir ikona dönüşen çifte Oscarlı Sör Anthony Hopkins, şüphe yok ki sinema tarihinin yaşayan efsanelerinden biri.
Sanata katkılarından dolayı 1993'te Kraliçe II. Elizabeth tarafından şövalye unvanıyla onurlandırılan usta aktör, kariyerinin ilk yıllarında televizyon yapımlarında yer alsa da saygınlığını beyazperdede kazandı. Bu nedenle, sinemanın bu dev isminin 2016'da HBO'nun dev bütçeli distopik bilimkurgusu Westworld'le ekranlara geri dönmesi hem izleyiciler hem de eleştirmenler arasında büyük heyecan yaratmıştı.
Westworld'ün yaratıcıları Jonathan Nolan ve Lisa Joy, Westworld'deki Dr. Robert Ford karakterini doğrudan Anthony Hopkins'i ve onun oyunculuk tarzını düşünerek yazmış (HBO)
Dizide yapay zekaya sahip robotların dünyasını tasarlayan gizemli, dahi ve tekinsiz Dr. Robert Ford karakterine hayat veren Hopkins, zaten güçlü olan oyuncu kadrosunu tek başına bambaşka bir seviyeye taşıdı. Hopkins'in ölçülü ve soğukkanlı oyunculuğu, dizinin felsefi yönünü güçlendiren en önemli unsurlardan biri oldu.
Set ekibi, Hopkins'in sahnelerde yarattığı otoriter havanın oyuncular üzerinde güçlü bir etki bıraktığını sık sık dile getirmişti.
Oyuncu bir röportajında, "Westworld'ün senaryosunu okuduğumda ne olup bittiğini tam olarak anlayamadım ama bu hoşuma gitti" diyerek projenin karmaşık yapısının kendisini cezbettiğini anlatmıştı.
Hopkins, yıllardır kullandığı yöntemlerden biri olarak repliklerini ses kaydına alıp tekrar tekrar dinlediğini de anlatmıştı.
Hopkins, başka bir röportajında Ford karakterinin dünyaya bakışını şu sözlerle özetlemişti:
Ford karakteri yapay zeka yaratıklarının insanlardan çok daha temiz, dürüst ve kusursuz olduğunu düşünüyor. Çünkü insanlar her şeyi mahvetmekte usta.
Rolünün gerektirdiği o tekinsiz sakinliği ve entelektüel ağırlığı pürüzsüzce ekrana yansıtan usta oyuncu, bu performansıyla Emmy Ödülleri'nde En İyi Erkek Oyuncu adaylığı elde etmişti.
Dr. Robert Ford performansı, Anthony Hopkins'in sinemadaki ağırlığını televizyon ekranına da başarıyla taşıdığını gösteren en güçlü örneklerden biri.
Jude Law (The Young Pope)
1997'de Gattaca ve bir yıl sonra gelen romantik komedi Yan Odadan Melodiler'le (Music From Another Room) hayatımıza giren Jude Law, Yetenekli Bay Ripley (The Talented Mr. Ripley), Sherlock Holmes ve Salgın (Contagion) gibi yapımlarla sinemada yıldız statüsüne ulaştıktan sonra televizyona geçiş yapan oyuncular arasında en başarılı örneklerden biri.
Paolo Sorrentino imzalı The Young Pope'ta, Katolik Kilisesi'nin ilk Amerikalı papası Lenny Belardo'yu yani XIII. Pius'u canlandıran Law, kariyerinin en katmanlı performanslarından birine imza attı.
The Young Pope'un yaratıcısı ve yönetmeni Paolo Sorrentino, Lenny Belardo / Papa XIII. Pius rolü için Jude Law'u seçmesinin ardındaki en büyük etkenin aktörün yürüyüş tarzı olduğunu söylemişti (HBO)
Zincirleme sigara içen, gizemli, otoriter ve bir o kadar kırılgan bu karakter, Vatikan'ın yerleşik düzenini sarsarken kişisel travmalarıyla da yüzleşiyordu. Law, karakterin sertliğiyle savunmasızlığı arasındaki ince çizgiyi büyük bir ustalıkla yansıtarak eleştirmenlerden tam not aldı.
Oyuncunun performansı ona En İyi Erkek Oyuncu dalında Altın Küre daylığı getirirken, televizyon kariyerinin de zirve noktalarından biri olarak gösterildi. Karakterin öngörülemez yapısını ve yalnızlığını çok iyi analiz eden Law, muazzam bir ekran hakimiyeti sergiledi.
The Young Pope'un başarısının ardından Law, karakteri The New Pope'ta yeniden canlandırdı.
Oyuncu, verdiği bir röportajda Lenny Belardo'nun kendisini en çok etkileyen yönünün çelişkileri olduğunu söyleyerek, "Onun hem son derece güçlü hem de inanılmaz derecede yalnız biri olması beni büyüledi" ifadelerini kullanmıştı.
Law'a göre karakterin bütün kararlarının merkezinde çocuk yaşta terk edilmiş olmanın yarattığı derin yara yatıyordu. Gösterişli papalık kıyafetleri, kırmızı güneş gözlükleri ve kuralları hiçe sayan tavrıyla akıllara kazınan XIII. Pius, televizyon tarihinin en sıradışı dini lider portrelerinden biri haline geldi. Jude Law da bu rolle yalnızca başarılı bir film yıldızı olmadığını, televizyonun sunduğu uzun soluklu karakter anlatılarında da ne kadar etkileyici olabileceğini kanıtladı.
Independet Türkçe
Türk sinemasının usta ismi Kadir İnanır hayatını kaybettihttps://turkish.aawsat.com/ya%C5%9Fam/5288982-t%C3%BCrk-sinemas%C4%B1n%C4%B1n-usta-ismi-kadir-i%CC%87nan%C4%B1r-hayat%C4%B1n%C4%B1-kaybetti
Türk sinemasının usta ismi Kadir İnanır hayatını kaybetti
Fotoğraf: Instagram / @kadirinanir
Kimileri için Tatar Ramazan, kimileri için "Yılanların Öcü" filmindeki Kara Bayram, birçokları içinse "Selvi Boylum Al Yazmalım"ın İlyas'ı...
Türk sinemasının en büyük yıldızlarından Kadir İnanır, 14 Mayıs’ta rahatsızlanarak kaldırıldığı hastanede 77 yaşında hayatını kaybetti. 2018, 2021 ve 2024 yıllarında geçirdiği pıhtı atmaları nedeniyle yaşamının son dönemini sağlık sorunlarıyla geçiren İnanır, İstanbul'da zatürre tedavisi gördüğü hastanede 21 Mayıs'ta entübe edilmişti.
Yeşilçam'ın en önemli aktörleri arasında yer alan Kadir İnanır, 24 Mart 2024'te beynine pıhtı atması nedeniyle hastaneye kaldırılmış, uzun süren yoğun bakım tedavisinin ardından taburcu edilmişti.
1949 yılında Ordu'nun Fatsa ilçesinde aslen Trabzon Sürmeneli bir ailenin 14'üncü ve son çocuğu olarak dünyaya gelen İnanır, lise eğitimini İstanbul'da yatılı okuduğu Haydarpaşa Lisesi'nde tamamladı. Ardından şu anki adı Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi olan İstanbul Gazetecilik Yüksekokulu'nda Radyo-Televizyon Bölümü'nü bitirdi.
1968 yılında Ses dergisinin düzenlediği ve Engin Çağlar, Sümer Tilmaç ve Demir Karahan gibi daha sonra ünlenecek isimlerin de katıldığı Sinema Artisti Yarışması'nda derece alamasa da aynı yıl Saklambaç gazetesinin Fotoroman Artisti Yarışması'nı kazanmayı başardı. 1968'de "Yedi Adım Sonra" filminde aldığı rolle de sinemaya adım attı. İlk başrolünü ise 1970'de Atıf Yılmaz'ın yönettiği "Kara Gözlüm" filminde, ilerleyen yıllarda birçok yapımda daha birlikte rol alacağı Türkan Şoray'la oynadı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan taziye mesajında, "Türk sinemasının usta aktörlerinden Kadir İnanır'ın vefat ettiğini büyük bir üzüntüyle öğrendim. Sayın Kadir İnanır'a Allah'tan rahmet niyaz ediyor; ailesine, yakınlarına, sevenlerine ve tüm sanat camiamıza başsağlığı dileklerimi iletiyorum" ifadelerini kullandı.
Haberi üzüntüyle öğrendiğini söyleyen Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Kendisine Allah'tan rahmet; ailesine, sevenlerine ve sanat camiamıza başsağlığı dilerim" dedi.
CHP Grup Başkanı Özgür Özel mesajında İnanır için, "Halktan, emekten yana duruşuyla, sanatına kattığı değerle gönüllerimizde silinmeyecek bir iz bıraktı" dedi.
Ekrem İmamoğlu adına Instagram hesabında, "Onurlu, namuslu, haksızlığa boyun eğmeyen bir adamdı ve bu yüzden onu sevdik" mesajı paylaşıldı.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat, Sen Türküler Söyle filminde Hayri karakterini, "yüreğinde hissederek", "Ben gidiyorum, kendi bildiğim türküleri söylemeye... " sözlerini alıntıladı.
"Türkülerin tükenmesin, yattığın yer incinmesin, mekanın cennet olsun Kadir abi" dedi.
Komedyen Cem Yılmaz, "Kıymetli büyüğümüz, sinemamızın devi Kadir İnanır abimizin mekanı cennet olsun, başta ailesi tüm sevenlerinin başı sağolsun. Gönüllerde yaşayacak, unutulmayacaktır" mesajıyla İnanır'ı andı.
15 Nisan 1949'da Ordu'nun Fatsa ilçesinde doğan Kadir İnanır, 70'li yılların başında sinema oyunculuğuna başladı.
Kariyeri boyunca 180'den fazla filmde rol aldı.
"Selvi Boylum, Al Yazmalım", "Yılanların Öcü", "Bir Yudum Sevgi", "Ah Güzel İstanbul" ve "Tatar Ramazan" gibi filmlerdeki performanslarıyla yıldızlaştı.
Adana Altın Koza Film Festivali'nde ayrı dönemlerde "Yaşam Boyu Onur Ödülü" ve "Cumhuriyetin 100. yılında ''Sinemamızın Yüzü'' Ödülü"ne layık görüldü.
Altın Portakal Film Festivali, Altın Koza Film Festivali ve Ankara Film Festivali'nde "En İyi Erkek Oyuncu" ödüllerine layık görüldü.
Muhammed Ali'den Giancarlo Esposito'ya... İslam'ı seçen ünlülerhttps://turkish.aawsat.com/ya%C5%9Fam/5288979-muhammed-aliden-giancarlo-espositoya-i%CC%87slam%C4%B1-se%C3%A7en-%C3%BCnl%C3%BCler
Muhammed Ali'den Giancarlo Esposito'ya... İslam'ı seçen ünlüler
Amerikalı oyuncu ve yönetmen Giancarlo Esposito, Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad’da "7 Dogs" filminin çekimleri sırasında gördüğü insani ve ahlaki muameleden derinden etkilendi. Rol arkadaşlarının ve set ekibinin kendisine gösterdiği hüsnüniyetin (iyi niyetin) etkisi, sadece bir rahatlık ve şükran duygusuyla sınırlı kalmadı; bunu çok daha öteye taşıdı. Suudi Arabistan Genel Eğlence Kurumu Yönetim Kurulu Başkanı Turki Al Şeyh tarafından paylaşılan videoya göre 68 yaşındaki Esposito, "Krallık'taki çekimler sırasında Müslümanlarla kurduğu iletişimdeki samimiyet ve huzurdan etkilenerek" camide namaz kıldı ve Kelime-i Şehadet getirdi.
ABD’li aktör ve yönetmen Giancarlo Esposito, Kızıldeniz Film Festivali’nde (Instagram)
Dünyaca ünlü "Breaking Bad" dizisinin yıldızı, İslam'ı seçtiğini ilan eden ilk Batılı ünlü değil. Tarih; aktörlerden müzisyenlere, sporculardan sanatçılara kadar İslamiyet'i seçen dünyaca ünlü isimlerle dolu. Gençliğinde Katolik bir eğitim alan ve bir dönem rahip olmayı bile düşünen Esposito, Muhammed Ali "Clay" ile başlayan bu uzun zincirin son halkalarından biri oldu.
Dave Chappelle ve Zemzem Suyu
Binlerce insanın karşısında esprilerini ve komik hikayelerini anlatmasını beklediği dünyaca ünlü Amerikalı komedyen Dave Chappelle, henüz 17 yaşındayken bir pizzacıda çalışan bir gencin karşısında adeta büyülenmişti. Amerikalı usta televizyoncu David Letterman ile 2020 yılında yaptığı röportajda Chappelle, İslam'ı seçiş öyküsünü paylaştı.
Washington'daki evinin tam karşısında bulunan pizzacıdaki çalışanlardan biri, dinine son derece bağlı bir Müslümandı. Chappelle ile bu genç arasında ahlak, insanlık ve maneviyat üzerine derin sohbetler başladı. Genç adamın üzerinde bıraktığı ve ruhunun derinliklerine işleyen bu sohbetlerin ardından Chappelle, henüz reşit olma arifesindeyken İslam'ı seçti.
Hayatı boyunca İslami ibadetlerine bağlı bir yaşam süren Chappelle'in, özellikle zemzem suyu ile çok özel bir bağı bulunuyor. "Time" dergisine verdiği bir röportajda, Mekke-i Mükerreme'deki Zemzem Kuyusu'na yaptığı ziyareti anlatan Chappelle, bu mübarek suyun kendisi için tam bir huzur kaynağı olduğunu belirtmişti. Dinî inancının mesleğinde de kendisine rehberlik ettiğine inanan 52 yaşındaki Chappelle, çocuklarına İbrahim, Süleyman ve Sana isimlerini verdi.
Cat Stevens'ın "Yusuf İslam" Olduğu Gün
Dünyaca ünlü şarkıcı Cat Stevens, 1948 yılında Londra’da, Ortodoks Kıbrıslı bir baba ile Baptist İsveçli bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Katolik okulunda eğitim gördü, ardından hayat yolu olarak müziği seçti.
1970'lerde Fas'ta yaptığı bir tatil sırasında ilk kez ezan sesini duydu ve bu ses onda büyük bir merak uyandırdı. Ancak bu çağrının hayatındaki tam karşılığını bulması için birkaç yıl daha geçmesi gerekecekti. 1976 yılında ABD’nin Malibu sahillerinde yüzerken boğulma tehlikesi geçirdi. O ölüm kalım anında Tanrı'ya yalvardığını belirten sanatçı, "Tanrım, eğer beni kurtarırsan hayatımı senin için yaşayacağım" dediğini aktarır.
Boğulmaktan kurtulduktan kısa bir süre sonra, erkek kardeşi kendisine Kur'an-ı Kerim'in bir çevirisini hediye etti. Kur'an'ın içeriğinden derinden etkilendiğini ve kutsal kitabı okumasının hayatında bir dönüm noktası olduğunu belirten sanatçı, İslamiyet'i kabul etti. Hz. Yusuf’a ithafen "Yusuf İslam" adını aldı ve pop müzik kariyerine son vererek insani ve manevi içerikli eserlere yöneldi. Sanatçı, çalışmalarından elde ettiği gelirleri ise başta ihtiyaç sahibi yüzlerce Müslüman çocuğa ücretsiz eğitim sağlamak olmak üzere çeşitli insani yardım faaliyetlerine vakfetti.
Sinéad O'Connor başını örttü
Sinéad O'Connor, 1999 yılında rahibeliğe kadar uzanan ve "Rahibe Bernadette Mary" adını aldığı fırtınalı bir manevi arayışın ardından İslam'ı seçen en ünlü şarkıcılardan biri olarak hafızalara kazındı.
İrlandalı merhum şarkıcı, 2018 yılında 52 yaşındayken Müslüman olduğunu duyurdu. İslam alimi Şeyh Ömer El-Kadri'nin eşlik ettiği bir merasimle başını örten O'Connor, "Shuhada' Sadaqat" (Şüheda Sadakat) ismini aldı.
Kardeş Jackson Bahreyn'den Müslüman olarak döndü
Amerikalı pop ikonları Jackson ailesinin bir üyesi ve Michael Jackson’ın ağabeyi olan şarkıcı Jermaine Jackson, 1989 yılında Bahreyn’e yaptığı bir seyahat sırasında bölge halkının dindarlığından, takvasından ve inançlarına olan bağlılığından derinden etkilendi.
Tüm aile bireylerinin "Yehova'nın Şahitleri" öğretisine bağlı olarak yetiştiği bir aileden gelmesine rağmen, bu seyahatin ardından İslam'ı seçmeye karar verdi ve "Muhammed Abdülaziz Şerif" adını aldı.
Jermaine Jackson, 1989 yılında Bahreyn’e yaptığı bir ziyaretin ardından İslam’ı din olarak seçti (Reuters)
Müzik kariyerine orijinal ismiyle devam eden Jackson, İslamiyet'in kendisine her zaman iç huzuru, tevazu ve doğru yolu bulma bilinci aşıladığını sık sık dile getirdi.
Cassius Marcellus'tan Muhammed Ali'ye
Sanat dünyasında olduğu gibi spor dünyasında da İslamiyet'i seçen efsane isimlerin sayısı bir hayli fazla. Bu alanda hikayesi tüm dünyaya ilham veren en ikonik isim şüphesiz, 1942 yılında ABD’de Cassius Marcellus Clay adıyla doğan efsanevi boksör Muhammed Ali'dir.
Muhammed Ali Clay, 1986 yılında Kahire’deki bir camide namaz kılarken (AFP)
Irkçılığın gölgesinde geçen çocukluğu sırasında Baptist Hristiyan okulunda eğitim gören ve 12 yaşında vaftiz edilen Clay, 5 yıl sonra ABD’de "Nation of Islam" (İslam Milleti) olarak bilinen hareketle tanıştı. Bu grubun toplantılarına katılan Clay, burada kendisinin manevi ve siyasi hamisi (rehberi) olacak olan insan hakları savunucusu Müslüman lider Malcolm X ve hayatı boyunca kendisine eşlik edecek diğer İslam alimleriyle bir araya geldi.
Muhammed Ali, 1988 yılında Sudan’da namaz kılarken (Wikipedia)
Çok geçmeden İslam'ı kabul eden Clay, "Muhammed Ali" adını aldı. Kendisini bu dine çeken en güçlü unsurun İslam'ın sunduğu adalet ve eşitlik mesajı olduğunu her fırsatta vurguladı. Dinî bağlılığını, 1972 ve 1988 yıllarında Mekke-i Mükerreme'ye yaptığı iki kutsal hac ziyaretiyle de pekiştirdi.
Mike Tyson da Müslüman Oldu
Muhammed Ali’nin izinden giden bir diğer efsane boksör ise 1992 yılında, henüz 26 yaşındayken Müslüman olan Mike Tyson’dı. Kamuoyunda yaygın olarak bilinen anlatıya göre Tyson, Indiana’da cezaevindeyken Malcolm X’in otobiyografisini okuduktan sonra etkilenerek İslam'ı seçti ve "Malik Abdülaziz" ismini aldı.
Boksör Mike Tyson, 2022 yılında DJ Khaled ile birlikte Umre ibadetini yerine getirirken (Instagram)
Tyson bu iddiayı doğrudan doğrulamayıp İslam'ı cezaevine girmeden önce seçtiğini belirtse de, İslam öğretilerinin kendisine hayatını tamamen değiştirmek için ihtiyaç duyduğu huzuru, disiplini ve ahlaki pusulayı kazandırdığını her zaman dile getirdi.
Abdülcabbar ve Anelka
Spor dünyasında İslam'ı seçen diğer ünlü isimler arasında, 1970'li yılların efsane basketbol yıldızı Kerim Abdülcabbar (doğum adıyla Ferdinand Lewis Alcindor) yer alıyor. Katolik okul ve kilise kültürüyle büyüyen Abdülcabbar, 1968 yılında 24 yaşındayken Kelime-i Şehadet getirdi.
Benzer şekilde, Fransız futbol yıldızı Nicolas Anelka da 2004 yılında İslam'ı seçerek "Abdüsselam Bilal" adını aldı ancak profesyonel hayatında orijinal ismini kullanmaya devam etti. Anelka, çocukluğundan itibaren İslam dinine aşina olduğunu, bu inancı Paris’teki çocukluk arkadaşları olan ünlü aktörler Omar Sy ve Jamel Debbouze vasıtasıyla tanıdığını belirtmişti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة