Ankara Zirvesi, Avrupa’daki ABD varlığı konusunu yeniden gündeme getiriyor

Kıtanın savunma yükünün paylaşılması, NATO liderleri toplantısının gündeminin en üst sıralarında yer alıyor

ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya geldi, 24 Haziran 2026. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya geldi, 24 Haziran 2026. (AFP)
TT

Ankara Zirvesi, Avrupa’daki ABD varlığı konusunu yeniden gündeme getiriyor

ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya geldi, 24 Haziran 2026. (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’da düzenlenecek NATO zirvesi öncesinde Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya geldi, 24 Haziran 2026. (AFP)

NATO’nun 7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek zirvesi, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltabileceğine yönelik endişelerin gölgesinde gerçekleştirilecek. Yaklaşık 77 yıldır ABD ve NATO’nun güvenlik şemsiyesi altında bulunan Avrupa’da, Washington’ın izleyeceği yeni politika yakından takip ediliyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünün ardından Avrupa’daki kaygılar daha da arttı. Trump, son dönemde ‘kâğıttan kaplan’ olarak nitelendirdiği NATO’dan çekilme tehdidini birden fazla kez dile getirdi. Trump’ın, İran’ın şubat ayı sonunda ABD-İsrail’in başlattığı savaşın ardından Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatması üzerine, seyrüsefer özgürlüğünün korunması için Avrupalı müttefiklerinden destek talep etmesine rağmen olumlu yanıt alamaması da Washington ile Avrupa başkentleri arasındaki gerilimi artırdı. Avrupalı liderler ise bu tutumlarını iki gerekçeyle savundu. İlk olarak, Trump’ın Avrupa’nın çıkarlarını doğrudan etkileyen bir savaşı başlatmadan önce müttefiklerine danışmadığını belirttiler. İkinci olarak ise NATO’nun görev alanının Körfez bölgesini kapsamadığını, ayrıca ittifakın beşinci maddesinin ancak üyelerden birine saldırı düzenlenmesi halinde işletilebileceğini, oysa bu savaşta ilk askeri adımı atan tarafın ABD olduğunu vurguladılar.

ABD kuvvetlerinin yeniden konuşlandırılması

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, 18 Haziran’da Berlin’de düzenlenen NATO savunma bakanları toplantısı sırasında, ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığının kapsamlı şekilde gözden geçirileceğini açıkladı. Hegseth, söz konusu değerlendirmenin altı ay süreceğini belirtti. Açıklama, Washington’ın NATO’dan çekilmeyi ya da Avrupa’daki tüm askerlerini geri çekmeyi planladığına işaret etmese de Avrupa’da yeni bir endişe dalgasına yol açtı. Zira böyle bir adımın ittifakın fiilen sona ermesi anlamına geleceği değerlendiriliyor. ABD yönetiminin hedefinin, Avrupalı müttefiklerin güvenliği için üstlendiği yükü hafifletmek ve kuvvet konuşlanmasını yeniden düzenleyerek Avrupa ülkelerinin kendi savunmalarında daha fazla sorumluluk üstlenmesini sağlamak olduğu belirtiliyor.

dfvbf
ABD Başkanı Donald Trump, Fransa’nın doğusundaki Evian’da düzenlenen G7 Zirvesi’nde Starmer ve Macron ile birlikte (AFP)

Hegseth’in planına ilk tepkilerden biri, Fransa Silahlı Kuvvetler Bakan Vekili Alice Rufo’dan geldi. Rufo, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin Washington’da Trump ile görüşmek üzere yola çıkmasından önce kendisiyle yaptığı görüşmenin ardından Politico Europe’a verdiği röportajda, “ABD’nin askeri varlığının azaltılmasının, Avrupalılar için yeni sorunlar yaratmayacak şekilde planlı, koordineli ve etkili biçimde gerçekleştirilmesini istiyoruz” dedi. Uzun yıllar Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un danışmanlığını yapan ve kendisine yakın isimlerden biri olarak bilinen Rufo, “Atlantik ötesi ilişkilerde yaşanan büyük dalgalanmalar dikkate alındığında ne abartıya ne de inkâra kapılmalıyız” ifadesini kullandı.

Rufo’ya göre Avrupa’nın karşı karşıya olduğu en büyük sınama, büyük ölçüde ABD tarafından sağlanan stratejik destek unsurlarının yerini doldurmak olacak. Bunlar arasında hava ve deniz taşımacılığı, havada yakıt ikmali, istihbarat kapasitesi ve uzay tabanlı imkânlar bulunuyor. Avrupa içindeki görüş ayrılıklarına da dikkat çeken Rufo, Avrupalı ülkeleri birbirlerini suçlamaktan kaçınmaya çağırarak, “Önemli olan sadece rakamlar değil, gerçek askeri sonuçlardır” değerlendirmesinde bulundu.

Kayıp şeffaflık

ABD’den daha fazla ‘şeffaflık’ talep eden tek ülke Fransa değil. Almanya da Savunma Bakanlığı aracılığıyla, Washington’ın Avrupa’daki askeri varlığını azaltma planına ilişkin ayrıntılı bir ‘yol haritası’ sunmasında ısrar ediyor. Berlin, bu sayede ABD ile Avrupa arasında güvenlik sorumluluklarının devrinin planlı şekilde yürütülmesini amaçlıyor.

Bu süreçten en fazla etkilenecek ülkelerin başında Almanya geliyor. Washington, Avrupa’daki en büyük Amerikan askeri varlığına ev sahipliği yapan Almanya’dan 5 bin askerini çekmeyi planladığını açıkladı. Almanya’da yaklaşık 35 bin ABD askeri bulunurken, Ortadoğu ve Afrika operasyonları açısından Amerikan ordusunun en önemli üslerinden biri olan Ramstein Hava Üssü de burada yer alıyor. Almanya’daki ikinci önemli ABD üssü olan Wiesbaden Hava Üssü ise ABD Avrupa ve Afrika Komutanlığı’na ev sahipliği yapmasının yanı sıra, Ukrayna’ya yönelik askeri yardımların koordinasyonunda kilit rol üstleniyor.

dfrtb
2025 yılında Lahey’de düzenlenen NATO zirvesi sırasında NATO liderlerinin toplu fotoğrafı (DPA)

ABD yönetiminin kapsamlı değerlendirme sürecini tamamlaması beklenirken, basına yansıyan bilgilere göre Washington’ın Avrupa’daki stratejik bombardıman uçaklarının sayısını yarıya, savaş uçaklarının sayısını ise üçte bire indirmeyi planladığı belirtiliyor. Ayrıca Reaper tipi insansız keşif hava araçlarının sayısının azaltılması, NATO Kuvvet Modeli kapsamında İttifak için tahsis edilen denizaltı ve savaş gemilerinin kademeli olarak düşürülmesi de planlar arasında yer alıyor. NATO ülkeleri, bu sistem çerçevesinde olası bir savaş durumunda tahsis edecekleri asker ve askeri teçhizatı düzenli olarak belirliyor.

Rutte son günlerde, Washington’ın attığı adımların ‘sürpriz olmadığını’ söyleyerek Avrupalı müttefikleri rahatlatmaya çalıştı. Ancak yaşanan gelişmeler bunun aksini gösteriyor ve ABD yönetiminin karar alma sürecindeki tutarsızlıklara işaret ediyor. Nitekim Almanya’dan asker çekme kararı, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in Trump’ın İran savaşını yönetme biçimine yönelik eleştirilerinin ardından geldi. Benzer şekilde, ABD’nin Polonya’da konuşlandırmayı planladığı birlikleri aniden iptal etmesi, ardından bu karardan geri adım atması da müttefikler arasında şaşkınlık yarattı. Romanya’dan bin ABD askerinin çekilmesi de aynı kapsamda değerlendiriliyor.

Tüm bu gelişmeler, Avrupalı müttefikler arasında ABD’nin gerçek niyetine ilişkin belirsizliği artırırken, Washington’ın uzun vadeli stratejisine yönelik soru işaretlerini de beraberinde getirdi.

Yüklerin devri

Bugüne kadar Avrupa savunma kaynaklarına göre Paris’te net olan husus, ABD’nin ‘yüklerin devri’ olarak adlandırılan süreci hızlandırmak istediğidir. Bu konu, Ankara’da düzenlenecek zirvenin ana gündem maddelerinden biri olacak.

Bu kavram, Avrupa kıtasının savunmasında daha büyük yükün Avrupalı ülkelere bırakılmasını ifade ediyor. Washington ise bu süreçte odağını, başta Çin ile sistemsel rekabet olmak üzere diğer stratejik önceliklere yöneltmek istiyor. Öte yandan Avrupalı ülkeleri en çok endişelendiren konu, Rusya’nın gelecekte atabileceği olası adımlar. Fransa ve Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesindeki üst düzey askeri yetkililer, Rusya’nın Ukrayna’nın ardından, on yılın sonuna doğru Avrupa’da yeni bir askeri maceraya girişebileceği uyarısında bulunmayı sürdürüyor.

xsvfvb
ABD Başkanı Donald Trump, Haziran 2025’te Lahey’de düzenlenen NATO Zirvesi’nin oturum aralarında Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy ile yaptığı görüşme sırasında (DPA)

Genel anlayışa göre Washington, Avrupalıların ‘konvansiyonel savaş’ olarak adlandırılan alanda kendi savunmalarını üstlenmesini, buna karşılık ABD’nin ‘nükleer caydırıcılığı’ elinde tutmasını istiyor. ABD’nin Almanya, İtalya, Belçika ve Hollanda’da nükleer silahları bulunuyor. Buna karşılık Fransa ve Birleşik Krallık ise kendi bağımsız nükleer caydırıcılık kapasitesine sahip.

Trump’ın, ilk başkanlık döneminden bu yana Avrupalı müttefiklerine savunma harcamalarını artırmaları yönünde baskı yaptığı biliniyor. Bu baskılar sonuç verdi; NATO müttefikleri savunma harcamalarını 2035 yılına kadar gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 5’ine çıkarma konusunda uzlaştı.

Halihazırda Avrupa ülkelerinin savunma harcamaları yüzde 2 ile 3 arasında değişirken, Polonya gibi bazı ülkeler yüzde 4’ün üzerine çıktı. Rutte, bu verileri Trump’ı ittifak içinde tutmak için kullanıyor. Bununla eş zamanlı olarak Avrupalılar, savunma sanayilerini geliştirmeye ve yeni iş birliklerini hızlandırmaya çalışıyor. Bu çabalar, Fransa’nın Avrupa Birliği (AB) dönem başkanlığı sırasında Mart 2022’de Versay’da kabul edilen savunma planı çerçevesinde yürütülüyor.

Ukrayna savaşının başlaması ve Avrupa’da yarattığı güvenlik endişelerinin ardından, Avrupa liderleri savunma harcamalarını artırma, savunma sanayi ve teknoloji altyapısını güçlendirme, enerji kaynaklarını çeşitlendirme ve ‘stratejik özerklik’ hedefini geliştirme kararı aldı.

Buna karşın bazı değerlendirmelere göre, NATO’nun Avrupa kanadı hem Avrupalılara hem de ABD’ye hizmet ediyor. ABD, 30 Avrupa ülkesinden oluşan bu yapı sayesinde ‘sabit bir uçak gemisi’ avantajı elde ediyor. Bu nedenle Washington’ın ne Avrupa’dan ne de NATO’dan tamamen çekileceği görüşü de savunuluyor.



PKK militanlarını Türkiye’den çekiyor

Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Eş Başkanı Veysi Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde, PKK’lı 30 militanın önünde yer aldı. (Reuters)
Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Eş Başkanı Veysi Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde, PKK’lı 30 militanın önünde yer aldı. (Reuters)
TT

PKK militanlarını Türkiye’den çekiyor

Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Eş Başkanı Veysi Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde, PKK’lı 30 militanın önünde yer aldı. (Reuters)
Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Eş Başkanı Veysi Hozat, 11 Temmuz 2025’te Irak’ın kuzeyinde düzenlenen sembolik silah yakma töreninde, PKK’lı 30 militanın önünde yer aldı. (Reuters)

PKK, barış sürecini hızlandırma çabaları kapsamında Türkiye toprakları içindeki ve yakın bölgelerdeki silahlı unsurlarını geri çektiğini duyurdu.

Örgüt, birkaç gün önce Türkiye topraklarında ve sınır bölgelerinin yakınında bulunan, çatışma çıkması açısından herhangi bir tehdit oluşturmayan bütün silahlı unsurlarını geri çektiğini açıkladı. Örgüt, böylece “silahlı mücadeleyi sona erdirme ve demokratik siyasi faaliyetlere geçişle ilgili tüm adımları” barış süreci kapsamında yerine getirdiğini savundu.

PKK ayrıca aynı dönemde, sınırdan uzak olmalarına rağmen Türkiye tarafından tehdit olarak algılanmamaları amacıyla Irak’ın kuzeyindeki Zap bölgesinin batısında bulunan Metina’da dört tünel ve askerî mevziyi de boşalttığını bildirdi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise sahadaki gözlemler ve partisinin Irak’ın kuzeyinden aldığı bilgiler doğrultusunda, silahsızlanma sürecinin tamamen sona erdiğinin 27 Kasım’da ilan edilmesini beklediğini söyledi.

Televizyon programında konuşan Bakırhan, “barış sürecinin” giderek tamamlanma aşamasına yaklaştığını belirterek, 2013-2015 yılları arasında yürütülen sürece kıyasla mevcut sürece yönelik gerçek bir güven bulunduğunu vurguladı.


ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi, Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek'e konuştu: Ortadoğu'da kalıyoruz

ABD'li emekli Büyükelçi James Jeffrey, Sultanahmet'teki sohbette Nevzat Çiçek'in Ortadoğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin soruları yanıtladı
ABD'li emekli Büyükelçi James Jeffrey, Sultanahmet'teki sohbette Nevzat Çiçek'in Ortadoğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin soruları yanıtladı
TT

ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi, Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey Independent Türkçe Genel Yayın Yönetmeni Nevzat Çiçek'e konuştu: Ortadoğu'da kalıyoruz

ABD'li emekli Büyükelçi James Jeffrey, Sultanahmet'teki sohbette Nevzat Çiçek'in Ortadoğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin soruları yanıtladı
ABD'li emekli Büyükelçi James Jeffrey, Sultanahmet'teki sohbette Nevzat Çiçek'in Ortadoğu'daki güvenlik mimarisine ilişkin soruları yanıtladı

ABD'nin eski Ankara Büyükelçisi, Suriye Özel Temsilcisi ve IŞİD'le Mücadele Temsilciliği görevlerinde bulunan James Jeffrey'le İstanbul Sultanahmet'te sohbet etme imkânım oldu.

Trans-Atlantik Stratejik Programlar Derneğinin (TASP) İstanbul'da The Wilson Center iş birliği ile, Seven Hills ve Pasifik Teknoloji sponsorluğunda düzenlediği etkinlikte diplomatlar, savunma uzmanları ve savunma sektörü temsilcileri bir araya geldi. ABD'li emekli büyükelçiler James Jeffrey, Philip Reeker, Matthew Bryza ve Prof. Federico Donelli gibi isimlerin yanı sıra Türkiye'den de üst düzey Dışişleri Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı ve Savunma Sanayii Başkanlığı gibi resmî kurumlardan katılım oldu.
 

scdfrg
İstanbul'daki "Transatlantic Security" panelinin ardından James Jeffrey ve Nevzat Çiçek

James Jeffrey'le bu toplantı vesilesiyle görüştüm ve merak ettiklerimi kendisine yöneltme şansım oldu.

Jeffrey, çok açık şekilde Ortadoğu'dan çekilmediklerini belirterek "Bu bölgede kalıyoruz" dedi.

Mekke İttifakı'nı desteklediklerini ifade eden Jeffrey, yeni bir güvenlik konseptine ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

NATO'nun geleceği ne olacak?

15-20 yıl önce Amerika-Türkiye ilişkileri bugünkü duruma kıyasla iyi değildi maalesef. Şimdi Başkan Trump ve Başkan Erdoğan arasındaki ilişki o kadar yüksek, o kadar iyi ve o kadar romantik ki bu yöndeki problemler ve çözümleri görebileceksiniz.

NATO açısından Ukrayna'daki durum büyük sorun. Hiç kimse bilmiyor; en önemli aktör olan Putin'in ne yapacağını bilmiyoruz.

Türkiye ve Amerika NATO çerçevesinde bir pozisyon tutabilecek ve Rusya karşısında bir aksiyonda bulunurken er geç bir diplomatik çözüm bulabileceğiz.
 

gthy
Trans-Atlantik Stratejik Programlar Derneği'nin etkinliğine katılan Jeffrey, Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceğine dair iyimser mesajlar verdi

Türkiye Amerika'ya diplomatik çözümde mi yardım edecek?

Evet, bu savaş başladıktan sonra Türkiye İstanbul ve Antalya'da bir çözüme yakındı fakat birkaç dışarıdan gelen kişi problemler oluşturdu ama bir çözüm sağlanamadı. Aslında Rusya o zaman çözüme yakındı.

Sizce bu savaş ne kadar sürer?

Bence diplomatik yol bulmamız lazım. Hangi bölge Rusya'ya kalacak, hangi bölge Ukrayna'ya kalacak, ondan sonra ateşkes ortaya çıkabilecek. En önemlisi, hem Türkiye'de hem Rusya'da hem Avrupa'da hem de Amerika'da yeni güvenlik sistemi meselesi gündeme gelecek. 1991'de yeni bir güvenlik sistemi bulabildik. Başkan Gorbaçov ve Başkan Bush, Thatcher, Alman Başbakanı Helmut Kohl, Fransa Başkanı Mitterrand ve Turgut Özal'la. Fakat birkaç sene sonra her şey değişti ve yeni bir durum ortaya çıktı. Gürcistan, Kırım, Suriye'de durum.
 

xsdrfvgh
James Jeffrey ve Nevzat Çiçek, İstanbul Sultanahmet'te gerçekleşen röportajın ardından bir arada

Erdoğan ve Trump arasında yakın bir iş birliğinden söz ediyorsunuz; bunu görüyoruz. Fakat Türkiye kamuoyunun beklediği CAATSA yaptırımları ve F-35 meselesi başta olmak üzere atılması gereken adımların atılmadığını görüyoruz…

Bu yeni bir durum değil. Her zaman Amerikan Kongresi ve Türk kamuoyunda bu pürüzler vardı ve var ve liderler çözüm bulabilirler.

Mekke Anlaşması'na yaklaşımınız nasıl?

Bu iyi bir fikir ve bekliyoruz ki bu adım birkaç iyi şeyi ortaya çıkarsın. Amerika'nın hem Çin hem de İran ile çok işi var. Siz işimizden biraz anlıyorsunuz.

Bu ittifak genişleyebilir mi?

Ben iyimserim ve her şey mümkün.

İran'la ilgili öngörünüz nedir?

Amerikan seçimlerinden sonra bir sonuç çıkacak ya diplomatik çözüm ya da tekrar savaş.

Böyle bir savaş olursa yayılma ihtimali olur mu?

Hayır, ne o kadar kötümserim ne de o kadar iyimserim. Bu savaş Amerika ile İran arasındaki savaş devam edecek. İran, İsrail'in katılmasını istemiyor, ama Araplar bize destek veriyor fakat savaşta yer almak istemiyorlar.

Amerika Ortadoğu'dan çekildi mi?

Amerika bu bölgede kalacak. Bu demek değil ki Bahreyn'de, Irak'ta ya da Güney Suriye'de kalacağız. Bu bölgede kalacağız.


Türkiye’nin ev sahipliğinde NATO’nun mayınla mücadele tatbikatı

Geçen yıl düzenlenen NATO’ya bağlı “Nusret 2025” tatbikatı sırasında Türk gemileri (Türkiye Milli Savunma Bakanlığı)
Geçen yıl düzenlenen NATO’ya bağlı “Nusret 2025” tatbikatı sırasında Türk gemileri (Türkiye Milli Savunma Bakanlığı)
TT

Türkiye’nin ev sahipliğinde NATO’nun mayınla mücadele tatbikatı

Geçen yıl düzenlenen NATO’ya bağlı “Nusret 2025” tatbikatı sırasında Türk gemileri (Türkiye Milli Savunma Bakanlığı)
Geçen yıl düzenlenen NATO’ya bağlı “Nusret 2025” tatbikatı sırasında Türk gemileri (Türkiye Milli Savunma Bakanlığı)

Türkiye’de NATO’nun deniz mayınlarıyla mücadele kapasitesini geliştirmeyi amaçlayan “Nusret 2026” tatbikatı bugün (Salı) başladı. Ege Denizi ve Karadeniz’de gerçekleştirilen tatbikata Türkiye’nin yanı sıra müttefik ve dost ülkeler katılıyor.

16 Ekim’e kadar sürecek tatbikat, Ege Denizi’nde İzmir Körfezi ile Karadeniz’de Ereğli açıklarında gerçekleştiriliyor. Tatbikata, aralarında Ukrayna’nın da gözlemci statüsüyle yer aldığı 18 ülkeden 32 temsilci katılıyor.

Türkiye Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, tatbikata Deniz Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik Komutanlıklarının katıldığı belirtildi. Tatbikatın, mayın harbi operasyonlarının planlanması, icrası ve sonuçlarının değerlendirilmesi konusunda birliklerin kabiliyetlerini geliştirmeyi, çeşitli ülkelerin mayınla mücadele birlikleri arasındaki operasyonel uyumu artırmayı ve çok uluslu, koordineli operasyonlar yürütme kapasitesini güçlendirmeyi hedeflediği kaydedildi.

NATO müttefiklerinden katılım

Bakanlığın açıklamasına göre tatbikata NATO’nun 2. Daimi Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu’ndan (SNMCMG2) Türkiye, Almanya, İspanya, İtalya ve Yunanistan’a ait gemiler katılıyor.

Karadeniz Mayın Karşı Tedbirleri Görev Grubu’nda (MCM Black Sea) ise Türkiye, Bulgaristan ve Romanya yer alıyor. ABD ve diğer ülkelerden mühendislik ekipleri ile insansız sualtı araçları konusunda uzman ekiplerin de katıldığı tatbikatta toplam 20 gemi ve 5 uçak görev yapıyor.

csdfvgh
Geçen yıl Türkiye’de gerçekleştirilen “Nusret” deniz mayınlarıyla mücadele tatbikatından bir görüntü (Türkiye Milli Savunma Bakanlığı)

Açıklamada, tatbikatın Türkiye’nin NATO bünyesindeki deniz güvenliği ve mayınla mücadele alanındaki rolünü güçlendireceği, Karadeniz bölgesinde müttefikler arasındaki iş birliğini pekiştireceği ve mayın temizleme ile deniz güvenliği alanındaki kapasiteyi artırarak bölgesel istikrara doğrudan katkı sağlayacağı belirtildi.

Nusret tatbikatı, Türk Deniz Kuvvetleri ile müttefik ve dost ülkelerin deniz kuvvetleri arasında mayın harbi alanındaki ortak iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan uluslararası bir tatbikat olarak 2000 yılından bu yana her yıl düzenleniyor.

Tatbikata bu adın verilmesi, Birinci Dünya Savaşı sırasında Türk mayın gemisi Nusret’in başarısını yaşatmayı amaçlıyor. Nusret, Mart 1915’te Çanakkale Boğazı’na 26 deniz mayını döşemiş ve bu mayınlar müttefik savaş gemilerinin batmasına yol açarak Çanakkale Deniz Savaşı’nın seyrini tamamen değiştirmişti.

scdgth
Ukrayna’nın Karadeniz’de bir Rus gemisine saldırısı (AFP) 

Tatbikatların önemi, 2022’de Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının ardından daha da arttı. Türk güçleri, Karadeniz’de Türkiye kıyılarına yaklaşan çok sayıda deniz mayınını etkisiz hale getirdi.

Rusya ve Ukrayna’nın Karadeniz’de gemilere yönelik karşılıklı saldırıları, bunlardan bazılarının Türk gemilerini de hedef alması nedeniyle Ankara’yı her iki tarafa da savaşın Karadeniz’e yayılmaması konusunda uyarıda bulunmaya yöneltti.