Lübnan ordusu yakında ABD gözetiminde iki pilot bölgede konuşlanacak

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda "Önce Lübnan" sloganını taşıyan afişler görülüyor. (AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda "Önce Lübnan" sloganını taşıyan afişler görülüyor. (AP)
TT

Lübnan ordusu yakında ABD gözetiminde iki pilot bölgede konuşlanacak

Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda "Önce Lübnan" sloganını taşıyan afişler görülüyor. (AP)
Beyrut'taki Refik Hariri Uluslararası Havalimanı yolunda "Önce Lübnan" sloganını taşıyan afişler görülüyor. (AP)

Lübnan, ABD'nin arabuluculuğunda İsrail ile imzaladığı “Çerçeve Anlaşması” sonrasında, önceki dönemden farklı yeni bir siyasi ve güvenlik sürecine girmeye hazırlanıyor. Bu kapsamda Lübnan ordusunun önümüzdeki saatlerde Bint Cubeyl ilçesine bağlı Frun ile Nebatiye ilçesine bağlı Batı Zutar (Zoutr el-Gharbiye) beldelerinde konuşlanması bekleniyor. Her iki bölge de İsrail'in güvenlik kuşağı olarak gördüğü ve "Sarı Hat" olarak adlandırılan hattın dışında yer alıyor. İsrail, Hizbullah'ın silahsızlandırılması gerçekleşmeden bu güvenlik kuşağından çekilmeyeceğini belirtiyor.

Ordunun konuşlandırılması, ABD ordusuna bağlı gözlemcilerin denetiminde gerçekleştirilecek. Bu gelişme, Washington ile Tahran arasında, Pakistan ve Katar'ın arabuluculuğunda Cenevre'de imzalanan Mutabakat Muhtırası'nın yorumlanmasına ilişkin görüş ayrılıklarının yeniden sertleştiği bir dönemde yaşanıyor.

Şarku'l Avsat’a konuşan üst düzey bir hükümet kaynağına göre iki beldeye yapılacak konuşlanma, ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Amiral Brad Cooper gözetiminde gerçekleşecek. Cooper'ın, Tel Aviv'den beraberindeki askeri gözlemci ekibiyle gece saatlerinde Lübnan'a gelmesi bekleniyor. Ekibin görevi, Çerçeve Anlaşması'nda pilot uygulama olarak belirlenen bu iki bölgede Lübnan ordusunun konuşlanmasını kolaylaştırmak olacak.

sdbgrtn
Kuzey İsrail'de, Lübnan sınırı yakınlarında bir tırın üzerinde taşınan İsrail tankı. (AP)

Aynı modelin, İsrail ordusunun aşamalı olarak boşaltacağı diğer beldelerde de uygulanması planlanıyor. Böylece ABD himayesinde yürütülen Lübnan-İsrail müzakereleri doğrultusunda, Çerçeve Anlaşması'nın gündem maddelerinin hayata geçirilmesi ve nihayetinde İsrail'in Lübnan topraklarının tamamından çekilmesi hedefleniyor.

Frun'un stratejik önemi

Hükümet kaynağına göre Frun, fiilen İsrail ordusunun kontrolünde bulunmasa da İsrail tarafından ateş altına alınarak kuşatılmış durumda. Batı Zutar ise İsrail'in doğrudan kontrolü altında bulunuyor.

Bu iki beldenin pilot bölge olarak seçilmesinin temel nedeni stratejik konumları. Frun, Bint Cubeyl ilçesindeki beldelere açılan ana giriş noktasında yer alırken, Nebatiye ilçesindeki Kakaat el-Cisr beldesine komşu bulunuyor. Ayrıca tepelerinden biri Marjayun ilçesindeki Tayyibe ve Kantara beldelerini görebiliyor. Vadi el-Huceyr de Frun'un coğrafi sınırları içerisinde yer alıyor.

Batı Zutar ise Litani Nehri'nin kuzey kıyısında, güneye hâkim stratejik bir konumda bulunuyor. Bölge, Vadi es-Suluki üzerinden Kantara ve Deyr Süryan beldelerine uzanan bağlantı hattını kontrol ediyor.

Konuşlanma planında değişiklik

Kaynak, başlangıçta Batı Zutar'ın yanı sıra Doğu Zutar, Arnun ve Yahmur eş-Şakif beldelerinin de plana dahil edildiğini söyledi. Ancak İsrail'in bu bölgelerden çekilmeyi reddetmesi üzerine plan değiştirildi.

İsrail'in, Şakif Kalesi çevresindeki işgalini tahkim etmek amacıyla bu bölgelerde kalmak istediğini belirten kaynak, Tel Aviv'in çekilmeyi Hizbullah'ın hâlâ kuşatma altında tuttuğu Ali et-Tahir Tepesi'ni boşaltmasına bağlayıp bağlamadığını sorguladı.

Beyrut'un Trump-Netanyahu görüş ayrılığına yönelik hesabı

Lübnan yönetimi, ABD'den İsrail üzerinde baskı kurmasını ve Şakif Kalesi ile çevresindeki beldelerin boşaltılmasını sağlamasını talep etmeyi sürdürüyor. Böylece Nebatiye'nin üst ve alt mahallelerinin, zaman zaman İsrail ile Hizbullah arasında yaşanan çatışmalardan uzak tutulması hedefleniyor.

Kaynağa göre Beyrut, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasındaki görüş ayrılıklarından yararlanarak Çerçeve Anlaşması'ndaki şartlarını iyileştirmeyi umuyor. Kaynak, iki lider arasındaki farklılıklara rağmen her ikisinin de İsrail'in güneyden çekilmesini Hizbullah'ın silahsızlandırılması şartına bağlama konusunda ortak tutum sergilediğini vurguladı.

defrbrtbtr
Lübnan ve İsrail'in Washington büyükelçileri, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun huzurunda "Çerçeve Anlaşması"nı imzalıyor. (AFP)

Aynı kaynak, Çerçeve Anlaşması'nın Netanyahu üzerinde baskı kurulabilecek en uygun seçenek olduğunu savundu. Özellikle ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun, beşinci tur müzakerelerin başarısızlığa uğramasını önlemek için görüşmeler bir gün uzatıldıktan sonra bizzat devreye girmesinin anlaşmanın sağlanmasında belirleyici rol oynadığını ifade etti.

"Tek seçenek diplomasi"

Kaynak, Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile Başbakan Nevaf Selam yönetiminin, İsrail'in güney Lübnan'dan çekilmesini sağlamak için ABD'nin desteğiyle diplomatik yolu tercih ettiğini belirtti.

Buna karşılık Hizbullah'ın daha önce benimsediği askeri seçeneğin ağır insani ve maddi kayıplara yol açtığını, çok sayıda yerleşim yerinin sistematik biçimde tahrip edildiğini ve halkın yoğun İsrail bombardımanı nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldığını söyledi.

Hizbullah'ın itirazı

Kaynak, Hizbullah'ın Çerçeve Anlaşması'na karşı sert bir siyasi kampanya başlattığını belirterek, milletvekillerinin ve Genel Sekreter Naim Kasım'ın anlaşmayı reddeden açıklamalar yaptığını söyledi.

Kaynak, Hizbullah'ın itirazlarını daha sakin ve kurumsal yöntemlerle dile getirmesi gerektiğini savunarak, bunun yerine hareketin İslamabad'da imzalanan İran-ABD Mutabakat Muhtırası'nı savunduğunu ve Cumhurbaşkanı Avn ile Başbakan Selam'ı bu süreci engellemekle suçladığını ifade etti.

Ayrıca Hizbullah'ın alışılmadık sertlikte bir dil kullandığını, medya üzerinden geniş çaplı ihanet suçlamaları ve tehdit kampanyası yürüttüğünü, Beyrut merkezinde anlaşmayı protesto gösterileri düzenlediğini ve İran-ABD mutabakatının Lübnan'ın işgalden kurtulmasının tek yolu olduğunu ileri sürdüğünü söyledi.

"İran'ı Lübnan denkleminden çıkarma" hedefi

Kaynağa göre Hizbullah'ın Çerçeve Anlaşması'na yönelik saldırılarının temelinde, İran'ın Lübnan dosyasından güvenlik ve askeri açıdan dışlanmasına karşı çıkması bulunuyor.

Kaynak, Hizbullah'ın yürüttüğü kampanyayı, bu kez askeri değil siyasi nitelikte olan "2 Mart sürecine" benzetti. Ayrıca Naim Kasım'ın, Meclis Başkanı Nebi Berri'ye İran'a askeri destek vermeyeceğine dair verdiği söze rağmen, İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in öldürülmesine misilleme olarak İsrail'e altı roket fırlatılmasına siyasi destek verdiğini öne sürdü.

Kaynak ayrıca Kasım'a, "Diyalog çağrısını nasıl hayata geçirecek? Milletvekili Hasan Fadlallah'ın Çerçeve Anlaşması'na karşı iç savaş tehdidinde bulunmasıyla bu çağrı nasıl bağdaşabilir?" sorularını yöneltti.

Kaynağa göre Hizbullah, diyalog çağrısını ancak karşı tarafın kendi şartlarını kabul etmesi temelinde yapıyor ve bunların başında İsrail ile doğrudan müzakerelerin reddedilmesi geliyor. Kasım'ın uzlaşı aramak yerine siyasi gerilimi daha da tırmandırdığı ve farklı görüşte olanları ihanetle suçladığı öne sürülüyor.

Lübnan'da iç barış vurgusu

Kaynak, Hizbullah'ın söylemine rağmen Lübnan'daki siyasi aktörlerin büyük çoğunluğunun iç savaşa sürüklenmeyi kesin biçimde reddettiğini söyledi.

Ülkedeki geniş kesimlerin iç barışa bağlı olduğunu belirten kaynak, geçmişte yaşanan iç çatışmaların ve dış güçlerin Lübnan topraklarında yürüttüğü savaşların toplumda derin izler bıraktığını, bu nedenle yeni bir iç savaş çağrısının karşılık bulmayacağını ifade etti.

Öte yandan İran'ın Çerçeve Anlaşması hakkında henüz resmi bir açıklama yapmadığına dikkat çeken kaynak, Tahran'ın kampanyayı bilinçli şekilde Hizbullah'a bırakıp bırakmadığını ve bunun Lübnan'ın İran'ın Beyrut Büyükelçisi Muhammed Rıza Şeybani'nin güven mektubunu geri çekmesini sağlamaya yönelik bir baskı olup olmadığını sorguladı.

Kaynağa göre tüm bu süreçte en önemli güvence yine Meclis Başkanı Nebi Berri olarak görülüyor. Her ne kadar Çerçeve Anlaşması konusunda hükümetle görüş ayrılığı bulunsa da, Berri'nin siyasi anlaşmazlıkların sokağa taşınmasını önleyen en önemli isim olduğu değerlendiriliyor.

Kaynak, Berri'nin daha önce de Hizbullah'ın sokağı kullanarak Başbakan Nevaf Selam hükümetini düşürmesini engellediğini belirterek, Lübnan'da mezhepsel çatışmanın önlenmesinin aşılmaması gereken kırmızı çizgi olmaya devam ettiğini vurguladı.



Hamas: Filistinlilerin kanının İsrail seçimlerine malzeme edilmesini reddediyoruz

Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)
Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)
TT

Hamas: Filistinlilerin kanının İsrail seçimlerine malzeme edilmesini reddediyoruz

Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)
Hamas Siyasi Büro Başkanı Halil el-Hayye (Arşiv- AP)

Hamas lideri Halil el-Hayye yaptığı açıklamada, Filistinlilerin kanının İsrail’deki seçim kampanyalarına malzeme edilmesini reddettiklerini söyledi. Hayya, bütün İsrail partilerini Filistinlilerin öldürülmesine ortak olmakla suçladı.

Hayya, “Dünyaya mesajım şu: Filistinlilerin kanının İsrail seçimlerine malzeme edilmesini asla kabul etmiyoruz” dedi. “Herkes, tabir yerindeyse, bizim kanımıza ortak oldu. Bizim için önemli olan, Filistin halkının hedeflerine, taleplerine ve meşru haklarına ulaşmasıdır” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Hayye, İsrail’de seçimlerin “zaman zaman tekrarlandığını”, Filistin halkının ise haklarını güvence altına alacak sonuçları aradığını belirtti. “Hangi İsrail partisinin iktidara geldiği fark etmeksizin, Filistin halkı tarih boyunca, bütün İsrail partilerinin yönetiminden zarar gördü” dedi.

Hayye, “İsrail propagandası ve seçim kampanyalarının yakıtı Filistin kanı ve Filistin hakkıdır. Onlar, Filistinlilerin hakkını kimin daha fazla çiğneyeceği konusunda yarışıyor; birlikte yaşama iradesi gösterip kendisini dünyaya insan olarak sunacak olanın kim olduğu konusunda değil” ifadelerini kullandı.

İsrail’de 27 Ekim’de yasama seçimleri yapılacak.

Kamuoyu yoklamalarına göre, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun liderliğindeki blok ile başlıca merkezci rakibi, Yashar Partisi lideri Gadi Eisenkot’un başını çektiği blok arasında sonuçların birbirine yakın olması bekleniyor.


Suriye: Eski hava kuvvetlerinde görev yapan 16 pilot bir aydan kısa sürede gözaltına alındı

Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
TT

Suriye: Eski hava kuvvetlerinde görev yapan 16 pilot bir aydan kısa sürede gözaltına alındı

Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)
Suriye güvenlik güçleri, (AFP-Arşiv)

Dikkat çekici bir güvenlik gelişmesinde Suriye güvenlik makamları, eski hava kuvvetleri subaylarını takip etmeye yönelik geniş çaplı bir dizi operasyon düzenlendiğini ve bir aydan kısa süre içinde aralarında komutanların da bulunduğu 16 subayın gözaltına alındığını açıkladı. Gözaltılar özellikle Suriye’nin sahil kesimindeki Lazkiye ve Tartus illeri ile ülkenin kuzeyindeki Halep ilinde gerçekleştirildi.

Resmî Suriye Haber Kanalı, dün Terörle Mücadele İdaresi’nden bir kaynağa dayandırdığı haberinde, pilot Haldun Hüseyin Mübarek’in Lazkiye iline bağlı Ceble kırsalında yakalandığını bildirdi. Yerel medyada yer alan haberlere göre Mübarek, cuma günü Ceble kırsalındaki Ayn Kıta köyünde bulunan evinde gözaltına alındı.

Pilot Mübarek, 2020 yılında uçağının düşürülmesinden sağ kurtulmuştu. Dönemin Suriye yönetimine bağlı resmî medya kuruluşları, uçağın Türk savaş uçaklarının saldırısı sonucu İdlib ilindeki Serakib kenti yakınlarında düştüğünü bildirmişti. Aktivistler, Mübarek’in kurtulmasının ardından verdiği ve askeri görevlerine devam edeceğini, tekrar tekrar hedef alınsa dahi görevini sürdüreceğini söylediği bir röportajı yeniden yayımladı.

Lazkiye’de gözaltına alınan dokuz pilot (Lazkiye İç Güvenlik Muhabirinin sayfası)
Lazkiye’de gözaltına alınan dokuz pilot (Lazkiye İç Güvenlik Muhabirinin sayfası)

Pilot Haldun Hüseyin Mübarek, bir aydan kısa süre içinde gözaltına alınan 16. pilot oldu. Tartus İç Güvenlik Komutanı Albay Abdülal Muhammed Abdülal, 18 Eylül’de Terörle Mücadele İdaresi ile koordinasyon içinde bir dizi hassas güvenlik operasyonu düzenlendiğini açıkladı. Operasyonlarda eski hava kuvvetlerinin üst düzey subaylarından 5’i yakalandı. Bunlar Tümgeneral Muhammed Fecr Ali, Pilot Tuğgeneral Abdullah Ali Mualla, Pilot Albay Nidal Hüseyin Salih, Albay Muhammed Ali Selim ve Pilot Yarbay Talib Abdülkerim Hasan’dı.

İç Güvenlik Komutanı’nın açıklamasına göre bu kişiler, savaş sırasında “yerleşim bölgelerini” hedef alan hava bombardımanı operasyonlarının planlanması, yönetilmesi ve gerçekleştirilmesine karıştıkları şüphesiyle gözaltına alındı. Söz konusu kişilerin hava saldırıları ve kendilerine isnat edilen ihlallerdeki cezai sorumluluklarının belirlenmesi amacıyla soruşturmaların sürdüğü ve yasal prosedürler doğrultusunda yetkili mahkemelere sevk edilmelerinin planlandığı belirtildi.

Bundan önce Lazkiye İç Güvenlik Komutanlığı, ayın 10’unda 9 pilotun gözaltına alındığını açıklamıştı. Güvenlik güçlerinin resmî hesaplarından yapılan paylaşıma göre gözaltına alınanlar Pilot Tuğgeneral Menhel Enver Salih, Tuğgeneral Sami İbrahim Mahmud, Tuğgeneral Gıyas Ali er-Rahiyye, Albay İsa İzzeddin Hıdır, Albay Mervan Salah Nafiş, Albay Beşşar Semir Venus, Yarbay Eymen Hamza Alya, Yüzbaşı Eymen Ahmed Davud ve Yüzbaşı Ammar İsa Cüneydi’ydi.

Suriye İç Güvenlik Güçlerinden personel (İç Güvenlik Güçleri, Telegram üzerinden)
Suriye İç Güvenlik Güçlerinden personel (İç Güvenlik Güçleri, Telegram üzerinden)

Lazkiye İç Güvenlik Komutanı Tuğgeneral Abdülaziz el-Ahmed, soruşturmaların bu kişilerin “Suriye halkına karşı çeşitli illerde suç ve ihlaller işlediklerini” ortaya koyduğunu belirtti. El-Ahmed, bu kişilerin askerî görevlerini ve savaş uçakları ile helikopterlerdeki uzmanlıklarını kullanarak çok sayıda kişinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan bombardımanlara ve saldırılara katıldıklarını, kent ve kasabalara zarar verdiklerini, halkı yerinden ettiklerini, evleri, tesisleri ve sivil altyapıyı tahrip ettiklerini belirtti.

Suriye İçişleri Bakanlığı’ndan bir kaynağın Şarku’l Avsat’a verdiği bilgiye göre söz konusu 9 pilot, ayaklanma yılları boyunca  3 bin 200’den fazla uçuş saati ve sorti gerçekleştirdi. Kaynak, soruşturmaların bu kişilerin farklı türlerde taarruz helikopterleri ve savaş uçakları kullanarak hava saldırıları düzenlediklerini ortaya koyduğunu söyledi. Resmî SANA ajansına göre bu saldırılar özellikle Doğu Guta, Halep ve kırsalı, Deyrizor ve kırsalı ile Hama kırsalı olmak üzere çok sayıda bölgeyi hedef aldı.

5 Eylül’de Halep İç Güvenlik Güçleri, Suriye hava kuvvetlerinin üst düzey komutanlarından Pilot Tuğgeneral Hamidi Ali Murad’ın yakalanmasıyla sonuçlanan bir operasyon düzenlendiğini duyurdu. Murad, görev yaptığı yıllarda Şam’daki Mezze Havalimanı, Humus’un doğu kırsalındaki Tiyas (T4) Hava Üssü ve Halep’in doğusundaki Kuveyris Hava Üssü dahil olmak üzere birçok askerî havaalanının yönetiminden sorumlu olmuştu. Ayrıca Hava Kuvvetleri Akademisi’nin komutanlığını da yürütmüştü.

Suriye makamları, gözaltına alınan pilotları, görev ve sorumluluklarına bağlı olarak hava bombardımanı operasyonlarını planlamak, yönetmek ve gerçekleştirmekle; hava kuvvetleri, hava üsleri ve saha yönlendirme merkezlerini kullanarak yerleşim bölgelerine yönelik saldırılar düzenlemekle suçluyor. Resmî Suriye Haber Kanalı’na göre bu saldırılar konutların ve altyapının tahrip edilmesine, halkın zorla yerinden edilmesine ve geniş çaplı can kayıplarına yol açtı.

Öte yandan İçişleri Bakanlığı, geçen nisan ayında önceki yıl gözaltına alınan bazı pilotların itiraflarından bölümler yayımladı. Bunların başında Pilot Abdülkerim Ahmed Alya ile “İki Guta’nın Düşmanı” lakabıyla bilinen Mizer Savan yer aldı. İtiraflara göre Beşşar Esed yönetimine karşı ayaklanan Suriyelilere karşı savaş uçaklarının kullanılması, protestoların başlamasından iki yıl sonra, 2013’te başladı. İtiraflarda ayrıca Beşşar Esed’in hava saldırılarının hedeflerinin belirlenmesine doğrudan müdahil olduğu da ifade edildi.


Irak: İran uçuşlarına yönelik yasağın kaldırılması için milis gruplardan baskı

İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
TT

Irak: İran uçuşlarına yönelik yasağın kaldırılması için milis gruplardan baskı

İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)
İranlı havayolu şirketleri, komşu ülkelerin kısıtlayıcı tedbirler uygulamaya başlamasının ardından 23 Eylül 2026’dan bu yana uçuşlarını iptal etmek zorunda kaldı (AFP)

Irak’ta bazı silahlı gruplar ve siyasi partiler, hükümete ülke genelindeki havalimanlarında İran uçuşlarına yönelik yasağı kaldırması için baskı yapıyor.

Irak hükümeti dün yaptığı açıklamada, Washington ile “tedavi, dini ziyaretler ve turistik amaçlı uçuşlara” izin verecek bir muafiyet elde etmek için görüşmeler yürüttüğünü duyurdu.

Öte yandan hükümet yetkilileri, “Şarku’l Avsat”a yaptıkları açıklamada, “İki ülke arasındaki kara sınır kapıları hâlâ açık ve geçişler normal şekilde devam ediyor” dedi.

Nuceba grubu, yaptırımlara uyulmasını protesto etmek amacıyla destekçilerini havalimanlarında oturma eylemi düzenlemeye çağırmakla tehdit ederken, Asaib Ehl el-Hak Hareketi’nden bir yetkili ise kararın iptal edilmesi için parlamentonun toplanması çağrısında bulundu.

İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in dış ilişkiler danışmanı Ali Ekber Velayeti de İran uçaklarına Irak’taki havalimanlarının kapatılması kararını eleştirdi. Velayeti, uçuş yasağı kararına sessiz kalması nedeniyle Şii “Koordinasyon Çerçevesi”ni “içi boş” olmakla nitelendirdi.