Libya meselesinde istihbarat öne geçerken diplomasi zayıflıyor

Washington'daki Libya-ABD güvenlik istişareleri, ülkedeki yoğun uluslararası istihbarat faaliyetlerinin ardından gerçekleşti ve analistler bunların birlikte uzlaşılar ve güvenceler oluşturmak için olduğunu söylüyor

Abdusselam ez-Zobi, Massad Boulos ve AFRICOM Komutan Yardımcısı Korgeneral John W. Brennan ile birlikte (Ulusal Birlik Hükümeti'nin resmi sayfası)
Abdusselam ez-Zobi, Massad Boulos ve AFRICOM Komutan Yardımcısı Korgeneral John W. Brennan ile birlikte (Ulusal Birlik Hükümeti'nin resmi sayfası)
TT

Libya meselesinde istihbarat öne geçerken diplomasi zayıflıyor

Abdusselam ez-Zobi, Massad Boulos ve AFRICOM Komutan Yardımcısı Korgeneral John W. Brennan ile birlikte (Ulusal Birlik Hükümeti'nin resmi sayfası)
Abdusselam ez-Zobi, Massad Boulos ve AFRICOM Komutan Yardımcısı Korgeneral John W. Brennan ile birlikte (Ulusal Birlik Hükümeti'nin resmi sayfası)

Kerime Naci

Geçtiğimiz perşembe günü Washington'da yaptığı görüşmede, Ulusal Birlik Hükümeti Savunma Bakanlığı Müsteşarı General Abdusselam ez-Zobi, ABD Başkanı'nın Arap, Ortadoğu ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos ve ABD Afrika Komutanlığı (AFRICOM) Komutan Yardımcısı Korgeneral John W. Brennan ile Libya'nın istikrarını desteklemek ve bölgesel güvenliği güçlendirmeye katkıda bulunmak için, Libya askeri kurumunu birleştirme çabalarını desteklemeyi, askeri iş birliği alanlarını genişletmeyi, eğitim ve kapasite geliştirme programlarını, terörle mücadelede koordinasyonu artırma, sınırları güvence altına alma ve sınır ötesi tehditlerle mücadele etme yollarını ele aldı.

Libya-Amerikan güvenlik istişarelerinden önce yoğun bir küresel istihbarat faaliyeti yürütüldü. Bölünmüş ülkenin doğu ve batı bölgeleri, Libya dosyasına dahil olan bölgesel ve uluslararası güçlerin istihbarat şeflerini ağırladı; bunlar arasında Mısır istihbarat şefi Hasan Reşad, Türkiye istihbarat şefi İbrahim Kalın ve İtalyan istihbarat şefi Giovanni Caravelli de vardı. Görüşmeler, güvenlik ve siyasi kurumların birleştirilmesine odaklandı.

Bu istihbarat ve askeri hareketliliğin eş zamanlı olması, Libya meselesinin “geleneksel diplomasi”den, güvenlik ve siyasi uzlaşı ve mutabakatların resmi olarak açıklanmadan önce kapalı kapılar ardında formüle edildiği ve “istihbarat diplomasisi” olarak tanımlanabilecek bir alana ne ölçüde kaydığı konusunda soruları gündeme getirdi.

İstihbarat diplomasisi

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre Uluslararası Hukuk ve Diplomatik İlişkiler Profesörü Yusuf el-Sağir, Türkiye, Mısır ve İtalya istihbarat şeflerinin Libya'ya eş zamanlı ziyaretlerinin, ülkenin artık “istihbarat diplomasisi” olarak adlandırılan durumla karşı karşıya olduğunu doğruladığını düşünüyor. Diplomatik ilişkiler uzmanı, “Dışişleri bakanlıkları genellikle ülkeler arasındaki siyasi iletişimi yönetirken, istihbarat teşkilatları arka planda kalır. Ancak, konular son derece hassas hale geldiğinde ve taraflar arasındaki güven sınırlı olduğunda, inisiyatif gizlice faaliyet gösterebilen güvenlik ve istihbarat kanallarına kayar. Bu bağlamda, istihbarat diplomasisi, resmi siyasi duyurulara geçmeden önce, pozisyonları test etmek ve bir ön uzlaşıya varmak amacıyla gizli müzakereler için bir araç olarak öne çıkar” diye açıkladı.

Diplomatik ilişkiler uzmanı, istihbarat şeflerinin kısa bir süre içinde Trablus ve Bingazi'ye yaptıkları ziyaretlerin dikkat çekici bir şekilde eş zamanlı olmasının tesadüf gibi görünmediğini de sözlerine ekledi. Zira istihbarat teşkilatları, ortak konular veya birden fazla taraf arasında koordine edilen siyasi mesajlar olmadıkça genellikle bu kadar yakın bir tempoda hareket etmezler.

Sağir, ındependent Arabia’ya verdiği röportajda, toplantıları takip eden kısa resmi açıklamaların, temasların hâlâ istikşafi aşamada olduğu izlenimini güçlendirdiğini, çünkü ayrıntıların kamuoyunun gözünden uzak tutulmasının tercih edildiğini söyledi. Bu aktivizm, Libya'daki siyasi bölünmeyi sona erdirmeyi ve yürütme yetkisini yeni bir uzlaşmaya dayalı çerçeve içinde yeniden yapılandırmayı amaçlayan küresel ve bölgesel girişimler hakkında söylenenlerin ışığında daha da önem kazanıyor.

Uzman şu açıklamalarda da bulundu: “Bu koşullar altında, yalnızca siyasi bir anlaşmaya varmak değil, aynı zamanda sürdürülebilirliğini sağlayacak ve sahadaki ilk sınavda çökmesini önleyecek güvenlik garantileri sağlamak da bir gerekliliktir. Bu açıdan bakıldığında, güvenlik kurumlarının neden diplomatların önüne geçtikleri anlaşılabilir. Bu kurumlar sadece siyasi pozisyonları değil, aynı zamanda tarafların sahadaki gerçek güç dengesine ne kadar bağlı kalabileceklerini ve olası bir çözümün başarısı için gereken garantilerin niteliğini de incelerler. Bu nedenle, rolleri sadece bilgi toplamanın ötesine geçerek doğrudan uzlaşıların oluşturulmasına katkıda bulunmayı da kapsar.”

 Libya'nın bugün yaşadıklarının, klasik anlamda istihbarat diplomasisiyle sınırlı olmadığını, aksine güvenlik alanında istikşafi işlevlerin siyasi müzakere ve yürütme garantilerinin oluşturulmasıyla iç içe geçtiği “sessiz güvenlik-siyasi müzakere” olarak adlandırılabilecek bir modele daha yakın olduğunu belirtti. Bunun temel bir gerçeği, Libya dosyasının, bölgesel ve uluslararası aktörler tarafından hâlâ aynı anda hem güvenlik hem de siyasi bir mesele olarak görüldüğünü yansıttığını söyledi.

Önce güvenlik istikrarı

“İbd’a Çalışmalar Vakfı” Direktörü Abdullah el-Garyani, “Mısır, Türkiye ve İtalya gibi Libya dosyasına dahil olmuş ülkelerin son istihbarat ziyaretlerinin, herhangi bir siyasi anlaşmanın güvenlik açısından gücünü anlamayı amaçladığını” belirtti. “Bu ülkeler için Libya'da çok önemli güvenlik hususları var; bunlar arasında istihbarat alanında iş birliği ve çatışmanın taraflarının ve özellikle de Batı Libya'nın gerekli güvenlik ve askeri dengeleri sağlamaya hazır olup olmadıklarının değerlendirilmesi de yer alıyor” diye ekledi.

Garyani şu ihtimali de dile getirdi: “Bu istihbarat akışı, Libya'da gelecekteki herhangi bir siyasi süreci güvence altına alabilecek bir güvenlik istikrarının olduğuna dair bölgesel mesajlar gönderme çerçevesi içinde yer alıyor, çünkü güvenlik konuları, ister Mossad Boulos’un girişimi, ister ülkenin batısında durumu istikrara kavuşturmaya yönelik diğer siyasi manevralar çerçevesinde olsun, herhangi bir anlaşmanın sağlamlığının temel garantisidir. Kaldı ki Doğu Libya, Boulos’un girişimini desteklediğini duyurdu ve Genel Komutanlıktan yapılan açıklama ile silahlı kuvvetlerin hayata geçene kadar bu girişimi koruyacağını vurguladı.”

sdfvfdbv
Libya Ulusal Ordusu Başkomutan Yardımcısı Saddam Hafter, Bingazi'de Türkiye’nin İstihbarat Şefi ile bir araya geldi (Libya Ordusu Genel Komutanlığı sayfası)

Uluslararası ilişkiler uzmanı Halid Hicazi, Libya sahnesinde diplomatik temsilciler yerine istihbarat şeflerinin öne çıkmasının nedenini şöyle açıkladı: “15 yılı aşkın süren bölünme ve çatışmanın ardından, siyasi meseleler doğrudan güvenlik ve askeri konularla bağlantılı hale geldi. Güvenlik sorunlarını çözmeden, askeri kurumları birleştirmeden, sınırları güvence altına almadan, petrol tesislerini korumadan ve silahlı çatışmaların tekrar yaşanmamasını sağlamadan birleşik bir hükümet, seçimler veya siyasi bir çözümden bahsetmek artık mümkün değil. Bu nedenle, güvenlik ve istihbarat kanalları, mesajları iletmede, yerel ve bölgesel taraflar arasında uzlaşılar sağlamada geleneksel diplomatik kanallardan daha hızlı ve etkili hale geldi.”

Hicazi, bu ziyaretlerin kötüleşen güvenlik durumuna ilişkin endişeleri mi yansıttığı yoksa yeni bir siyasi aşamanın yaklaştığını mı gösterdiği sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Her iki faktörü de bir araya getiriyor. İlgili ülkeler, devam eden siyasi ve ekonomik bölünmenin, sınır güvenliği, terörizmle mücadele, yasadışı göç veya enerji güvenliği gibi doğrudan çıkarlarını tehdit eden güvenlik gerilimlerine yol açabileceğinin farkındalar. Bu nedenle, bu ülkeler olası bir patlamayı gerçekleşmeden önce önlemeye çalışıyorlar.”

Sözlerini sürdürerek: “İletişimin yoğunluğu ve hareketlilik, kurumların birleştirilmesi, yürütme organının yeniden yapılandırılması ve genel seçimlerin yapılması için koşulların oluşturulması gibi yaklaşan siyasi düzenlemeler, ayrıca gelecekteki herhangi bir çözümün sürekliliğini garanti altına alacak bölgesel ve uluslararası uzlaşılar ile ilgili ciddi istişarelere işaret ediyor” dedi.

Hicazi şuna da dikkat çekti: “Bu hareketlilik, bölünmeyi sona erdirme ve daha istikrarlı bir aşamaya geçme çağrılarının arttığı bir dönemde yaşanıyor. İstihbarat teşkilatlarının başkanları bu düzeyde bir aktivizmle hareket ettiklerinde, bu genellikle, siyasi girişimler olarak duyurulmadan önce perde arkasında uzlaşıların formüle edildiğinin bir göstergesidir.”

Uluslararası ilişkiler uzmanı, Libya'nın bugün yaşadıklarının geçici güvenlik adımlarından ibaret olmadığını, aksine Libya'da bölgesel ve küresel güçlerin, önümüzdeki dönemde Libya'nın siyasi sahnesini yeniden şekillendirebilecek siyasi düzenlemelere geçmeden önce istikrarı sağlamaya öncelik verecekleri yeni bir siyasi aşamanın öncüsü olabileceğini düşünüyor.



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.