Türkiye, İsrail'in Ermeni soykırımını tanımasını kınadı

Bu, İbrani devletinin "suçlarını" örtbas etmeye yönelik bir "siyasi karar"

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (DPA)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (DPA)
TT

Türkiye, İsrail'in Ermeni soykırımını tanımasını kınadı

Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (DPA)
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan (DPA)

Türkiye, İsrail hükümetinin 1. Dünya Savaşı sırasında yaşanan Ermeni olaylarını "soykırım" olarak tanımasını sert bir dille kınadı. Ankara, bu kararın "siyasi" olduğunu ve İsrail'in kendi işlediği "suçları" örtbas etmeyi amaçladığını belirtti.

Şarku’l Avsatın AFP’nin aktardığına göre Dışişleri Bakanlığı açıklamasında, "Tüm dünyanın gözü önünde Filistin halkına sistematik zulüm uygulayan ve Gazze'deki eylemleri nedeniyle Uluslararası Adalet Divanı'nda soykırım suçlamasıyla yargılanan İsrail hükümeti, 1915 olaylarına ilişkin aldığı bu siyasi kararla kendi işlediği suçları perdelemeye çalışmaktadır" ifadelerine yer verildi.

İsrail hükümeti, dün aldığı kararla Osmanlı İmparatorluğu döneminde yaşananları "soykırım" olarak tanıdığını duyurdu. Bu hamle, iki ülke arasındaki gerilimin boyutunun ne kadar arttığını gözler önüne seriyor. İsrail-Türkiye ilişkileri, Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e düzenlediği saldırıların ardından başlayan Gazze savaşıyla birlikte ciddi bir bozulma sürecine girdi.

İsrail Dışişleri Bakanı Saar: Tarihi bir karar

İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Tarihi bir karar: İsrail hükümeti, Dışişleri Bakanı Gideon Saar'ın Ermeni soykırımının tanınması önerisini oybirliğiyle onayladı" denildi. Kararın yürürlüğe girmesi için İsrail Parlamentosu (Knesset) tarafından da onaylanması gerekiyor.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (AFP)İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar (AFP)

Bakan Saar, hükümet toplantısında yaptığı konuşmada, "Ermeni soykırımı bugün hâlâ, başta Türk hükümeti olmak üzere çeşitli aktörler tarafından yürütülen ve yanıltıcı tarihsel yeniden yazımları da içeren kurumsal bir inkâr kampanyasının konusudur" iddiasında bulundu. Saar ayrıca, "Yahudi bir devlet olarak İsrail için artık resmen bu tutumu benimsemenin zamanının geldiğine inanıyorum. Doğru olanı yapmak için asla geç değildir; bu hem ahlaki hem de tarihi bir görevdir" ifadelerini kullandı.

Geçmişteki İsrail hükümetleri, bölgedeki en yakın stratejik ortaklarından biri olan Türkiye ile ilişkileri korumak amacıyla bu yöndeki kararlardan uzun süre kaçınmıştı.

İki ülke arasında sert söz düellosu

Gazze savaşı patlak verdiğinden bu yana Türkiye, İsrail'i bölgede "soykırım" yapmakla suçluyor; İsrail ise bu suçlamaları kesin bir dille reddediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, savaşa yönelik en sert eleştirileri getiren liderlerden biri olarak İsrailli yetkilileri Nazi liderleriyle kıyasladı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise Erdoğan’ı "antisemitik bir diktatör ve Kürtlere karşı soykırım işlemekle" suçladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu. (EPA)İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu. (EPA)

Türkiye daha önce İsrail ile ticari faaliyetlerini askıya almıştı. Bakan Saar, kararın "Türkiye'nin düşmanca tavırlarına karşı bir misilleme olmadığını" öne sürerek, "Türkiye'nin İsrail karşıtı yanlış anlatıları yayması, onu tarihi gerçekler karşısında dokunulmaz kılmaz" dedi.

1915 olayları: Farklı tarihi bakış açıları

Ermeniler, 1915-1916 yılları arasında 1,5 milyona yakın kişinin hayatını kaybettiği iddia edilen olayların uluslararası toplum tarafından "soykırım" olarak tanınması için uzun süredir kampanya yürütüyor. Osmanlı yetkilileri ise dönemin koşullarında, "ihanet ve Rusya ile iş birliği" suçlamasıyla Ermeni azınlığa karşı baskı uygulamıştı.

Modern Türkiye Cumhuriyeti, 1920'den sonra yaşanan bu dönemde ölümlerin meydana geldiğini kabul etmekle birlikte, bunları "soykırım" olarak nitelemeyi reddediyor. Ankara, olayların Anadolu'daki bir iç savaş, kıtlık ve hastalıklar bağlamında gerçekleştiğini, bu süreçte 300 bin ile 500 bin arasında Ermeni'nin yanı sıra çok sayıda Türk'ün de hayatını kaybettiğini vurguluyor.

Şu ana kadar aralarında ABD, Fransa ve Almanya'nın da bulunduğu 20'den fazla ülke, söz konusu olayları "soykırım" olarak tanıyan kararları kabul etmiş durumda.



Kum mercileri, Pezeşkiyan’ın iç çatışmasının gidişatını takip ediyor

(foto altı) İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, dün Kum’da Ayetullah Nasır Mekarim Şirazi ile bir araya geldi. (İran Cumhurbaşkanlığı)
(foto altı) İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, dün Kum’da Ayetullah Nasır Mekarim Şirazi ile bir araya geldi. (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

Kum mercileri, Pezeşkiyan’ın iç çatışmasının gidişatını takip ediyor

(foto altı) İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, dün Kum’da Ayetullah Nasır Mekarim Şirazi ile bir araya geldi. (İran Cumhurbaşkanlığı)
(foto altı) İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, dün Kum’da Ayetullah Nasır Mekarim Şirazi ile bir araya geldi. (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkenin artan ekonomik baskılarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, hükümetinin olası tüm senaryolara hazırlık yaptığını açıkladı. Ekibi ise sonuçları henüz netleşmeyen diplomatik süreci korumaya çalışıyor.

Pezeşkiyan dün Kum kentine gerçekleştirdiği ziyarette rejime destek veren önde gelen Şii dini mercilerle bir araya geldi. Görüşmelerde hükümet ile Dini Lider arasındaki ilişkinin güçlendirilmesi, devlet kurumlarının birlik içinde hareket etmesi, silahlı kuvvetlere destek verilmesi ve devam eden müzakerelerin sürdürülmesi çağrıları öne çıktı.

Pezeşkiyan, Ayetullah Nasır Mekarim Şirazi ile görüşmesinde, “Halk, rejimin en temel sermayesidir” dedi. Vatandaşların güveni ve desteğinin korunması gereken önemli bir toplumsal kaynak olduğunu belirten Pezeşkiyan, bunun güçlendirilmesinin ülkenin tehditlerle mücadele ve krizleri aşma kapasitesini artıracağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, yurt içi ve yurt dışındaki bazı çevrelerin ulusal birliğe zarar vermeye ve savaşı sona erdirmeyi amaçlayan son anlaşmaların uygulanmasını engellemeye çalıştığını öne sürerek, önümüzdeki dönemde iç bütünlüğün korunmasının önemini vurguladı.

Pezeşkiyan, müzakerelerin sürmesi ve son anlaşmaların uygulanmasının ekonomik ve uluslararası alanda rahatlama sağlayacağını umduğunu belirterek, beklenen gelişmelerin ülkenin karşı karşıya olduğu ekonomik ve sosyal sorunların önemli bir bölümünün çözümüne katkı sunabileceğini söyledi.

Pezeşkiyan, hükümetinin son dört ay ve savaş sürecindeki faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, devletin tüm imkânlarının istikrarın korunması, kamu hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesi ve çatışmaların halk üzerindeki etkilerinin sınırlandırılması için seferber edildiğini ifade etti.

frbfr
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, cumartesi günü Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei ile üçlü bir toplantıda bir araya geldi. (İran Cumhurbaşkanlığı)

Ayetullah Mekarim Şirazi ise hükümet ile Dini Lider arasındaki mesafenin azaltılmasının İran halkına daha fazla güven vereceğini belirterek, devlet kurumları arasındaki koordinasyonun sürdürülmesinin toplumdaki umut duygusunu güçlendireceğini söyledi.

“Her türlü gevşeklik düşmanı daha cesur hale getirir” uyarısında bulunan Şirazi, yetkililerin daha güçlü bir duruş sergilemesinin İran’ın rakiplerini zayıflatacağını ifade etti. İran halkının yaşadığı zorluklara rağmen gösterdiği direnci öven Şirazi, devletin bunu ‘sözde ve özde’ takdir etmesi gerektiğini dile getirdi.

Şirazi, son mutabakatların, ‘kötü niyetli’ olarak nitelediği çevreler tarafından engellenmemesi halinde ülke açısından olumlu sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Hükümete yaşam koşullarının iyileştirilmesine öncelik verilmesi, konut ve temel tüketim mallarındaki fiyatların kontrol altına alınması ve gençlere destek sağlanması çağrısında bulundu.

Hükümete destek

İran’ın önde gelen dini mercilerinden Ayetullah Hüseyin Nuri Hemedani de Pezeşkiyan ile gerçekleştirdiği görüşmede, Pezeşkiyan ve hükümetine desteğini açıkladı. Ancak bu desteğin, rejimin birliğinin korunması ve siyasi konularda nihai merci olarak Dini Lider etrafında kenetlenilmesi şartına bağlı olduğunu vurguladı.

Hemedani, hükümetin savaş sürecinde piyasaları yönetme performansından memnuniyet duyduğunu belirterek, günlük temel ihtiyaç maddelerinde geniş çaplı bir kıtlığın yaşanmasının önüne geçildiğini söyledi.

“Yaklaşımımız sizi ve hükümeti desteklemektir. Toplumdaki birlik korunmalıdır” diyen Hemedani, iç cephede yaşanacak herhangi bir bölünmenin devrim sürecine zarar vereceğini ifade etti.

Yetkililer ile Dini Lider arasındaki ilişkinin ‘imam ile onun arkasından yürüyenler arasındaki ilişki gibi olması gerektiğini’ söyleyen Hemedani, bu ifadeyle rejim yapısında siyasi itaate verilen önceliğe işaret etti.

Hemedani, silahlı kuvvetlerin güçlendirilmesi çağrısında bulunurken, diplomatik sürecin de desteklenmesi gerektiğini belirtti. Müzakerelerde görev alan yetkililerin zayıflatılmaması veya hedef alınmaması konusunda uyarıda bulundu.

Yaptırımların kaldırılması sürecinde ilerleme sağlanması halinde hükümetin ilk önceliğinin halkın yaşam koşullarını iyileştirmek ve İranlılar üzerindeki ekonomik baskıyı hafifletmek olması gerektiğini söyledi.

İstikrarsız bir dönem

Pezeşkiyan, Kum’daki dini mekânların sorumlusu ile gerçekleştirdiği ayrı bir görüşmede ise savaş sırasında İran’ın düşmanlarının stratejik hedeflerinin boşa çıkarılmasında en önemli unsurun ulusal birlik ve dayanışma olduğunu söyledi.

Hükümetin, silahlı kuvvetlerle koordinasyon içinde hareket ederek savaşın halk üzerindeki etkilerini azaltmak amacıyla yürütme, idari ve hizmet kapasitesini seferber ettiğini belirten Pezeşkiyan, bu süreçte devlet kurumlarının ortak çaba gösterdiğini ifade etti.

Pezeşkiyan, Dini Lider’in talimatları ile hükümete verilen yetkilerin bazı sonuçlar alınmasına katkı sağladığını belirterek, bunlar arasında ‘Lübnan’daki göreceli istikrar’ ve bazı ekonomik rahatlamaların bulunduğunu söyledi.

Bununla birlikte önümüzdeki dönemin hâlâ belirsizliklerle dolu olduğunu kabul eden Pezeşkiyan, ülkenin dikkatli, hazırlıklı ve iç bütünlüğünü koruyan bir tutum sergilemesi gerektiğini ifade etti. Hükümetin ‘her türlü olası senaryoyla yüzleşmeye hazır olması gerektiğini’ vurguladı.

Pezeşkiyan’ın Kum ziyareti, hükümetine yönelik dini kurum desteğini pekiştirme, yönetimin rejim içindeki konumunu güçlendirme ve müzakere sürecini muhafazakâr çevrelerin eleştirilerinden koruma çabalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Ziyaret, son anlaşmaların sonuçlarının hem iç hem de dış kamuoyunda halen sınandığı bir dönemde gerçekleşti.

Rekor düzeyde enflasyon

Pezeşkiyan’ın Kum ziyareti, ülkede geçim sıkıntısının derinleştiğine işaret eden yeni verilerle aynı döneme denk geldi. Resmî verilere göre, savaşın etkisiyle İran’da enflasyon haziran ayında sert şekilde hızlanarak yıllık bazda yüzde 88,6 ile rekor seviyeye ulaştı.

İran İstatistik Merkezi’nin cumartesi günü yayımladığı verilere göre, 22 Mayıs-21 Haziran dönemini kapsayan Hordad ayında gıda fiyatları, 2025’in aynı dönemine kıyasla iki katından fazla arttı.

dsferbf
Tahran’daki eski ABD Büyükelçiliği binasının duvarında yer alan ABD karşıtı bir duvar resminin önünden geçen İranlı bir kadın (Reuters)

Verilere göre ekmek ve tahıl ürünlerinin fiyatı yıllık bazda yüzde 138,8 yükselirken, kırmızı ve beyaz etin fiyatı ise yüzde 178,2 arttı.

İran İstatistik Merkezi, aylık verilerini İran takvimine göre yayımlıyor. Karşılaştırma açısından, ocak sonu ile şubat sonu arasındaki Behmen ayında yıllık enflasyon yüzde 68 olarak kaydedilmişti. Bu dönem, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşından önceye denk geliyor.

İran ekonomisi uzun yıllardır yüksek enflasyon ve özellikle uluslararası yaptırımların etkisiyle riyalin sert değer kaybıyla mücadele ediyor. Bu durum, İranlıların alım gücünün hızla erimesine yol açtı.

Ekonomik kriz son aylarda daha da derinleşirken, kötüleşen yaşam koşulları Aralık 2025’te başlayan geniş çaplı protestoların fitilini ateşledi. Gösteriler daha sonra siyasi talepleri de kapsayacak şekilde genişledi.

Söz konusu dönemde yıllık enflasyon yüzde 52,6 seviyesindeydi. Ancak savaşın etkisiyle ekonomik kriz çok daha ağır bir boyuta ulaştı.


ABD ve İran teknik görüşmelerin yeniden başlamasıyla saldırıları durdurmayı planlıyor

ABD ve İran teknik görüşmelerin yeniden başlamasıyla saldırıları durdurmayı planlıyor
TT

ABD ve İran teknik görüşmelerin yeniden başlamasıyla saldırıları durdurmayı planlıyor

ABD ve İran teknik görüşmelerin yeniden başlamasıyla saldırıları durdurmayı planlıyor

ABD’li bir yetkili, ABD ile İran'ın saldırıları durduracağını ve gemilerin serbest seyrüsefer hakkını kullanmasına izin vereceğini açıkladı. Aynı yetkili mutabakat muhtırasının tüm maddelerine ilişkin teknik görüşmelerin yeniden başlatılmasının planlandığını ifade etti.

Yetkili, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mutabakat muhtırasının tüm maddelerine ilişkin teknik görüşmelerin yeniden başlaması planlanıyor. İki taraf saldırıları geçici olarak durduracak ve gemilerin serbestçe seyretmesine izin verecek.”

Alman haber ajansı DPA’nın aktardığına göre mutabakat muhtırasının uygulanmasına ilişkin teknik görüşmelerin önümüzdeki günler için planlandığı şekilde ‘doğru rotada’ ilerlediğini teyit eden ABD’li yetkili, Çatışmayı çözme kanallarının Lucerne Gölü zirvesinin ardından ‘başarıyla işleyip yönetildiğine’ dikkati çekti.

Bu hafta başlarında ABD, Hürmüz Boğazı'ndaki ve Washington'ın sorumluluğunu Tahran'a yüklediği saldırıların ardından İran'daki hedeflere saldırılar düzenlemişti.

ABD’nin saldırıları, mutabakat muhtırasının imzalanmasından yaklaşık iki hafta sonra çatışmayı yeniden alevlendirme tehlikesi taşıyordu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, çarşamba günü ABD-İran arasında teknik düzeyde ek görüşmelerin yapılabileceğine işaret ederek bugün ya da yarın olası bir zaman dilimi olarak belirtmiş, müzakerelerin yeniden İsviçre'de yapılmasını beklediğini de söylemişti.

Geçtiğimiz pazar günü ABD, İran ve arabulucu ülkeler Pakistan ile Katar'dan üst düzey temsilciler, Lucerne yakınlarındaki lüks bir tatil beldesinde görüşmeler yaptı. Taraflar, yaptırımlar ve İran'ın nükleer programı dahil olmak üzere çeşitli konularda çalışma grupları, Hürmüz Boğazı ve Lübnan'daki ateşkes konusunda ise iletişim grupları oluşturulması üzerinde mutabık kaldı.

Bu müzakereler, ABD ile İran arasında daha önce varılan mutabakat muhtırası temelinde yürütülüyor. Ek görüşmeler, ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı başlattığı savaşa olası bir çıkış yolu bulmayı hedefliyor.


Çifte saldırıda 5 İsrail vatandaşı Arap hayatını kaybetti

Kudüs-Tel Aviv yolu üzerinde seyreden bir araç konvoyunun havadan çekilmiş görüntüsü (Reuters)
Kudüs-Tel Aviv yolu üzerinde seyreden bir araç konvoyunun havadan çekilmiş görüntüsü (Reuters)
TT

Çifte saldırıda 5 İsrail vatandaşı Arap hayatını kaybetti

Kudüs-Tel Aviv yolu üzerinde seyreden bir araç konvoyunun havadan çekilmiş görüntüsü (Reuters)
Kudüs-Tel Aviv yolu üzerinde seyreden bir araç konvoyunun havadan çekilmiş görüntüsü (Reuters)

Dün İsrail'de polisin verdiği bilgiye göre iki araçta medyana gelen patlama ve silahlı saldırıda 5 İsrail vatandaşı Arap hayatını kaybetti. Sivil toplum kuruluşlarının verilerine göre bu yılın başlarından bu yana Araplara yönelik şiddet eylemlerinde 140'tan fazla can kaybı kayıtlara geçti.

Son birkaç yılda İsrail'deki Arap azınlığa yönelik suç ve şiddet olaylarında belirgin bir artış yaşandı. Çeteler ‘koruma’ karşılığında bölge sakinlerinden haraç istiyor ve genellikle ödeyemeyenleri öldürüyor.

Yafa'da polis ve sağlık ekiplerine göre kırklı yaşlarda bir kişi aracının infilak etmesi sonucu hayatını kaybetti. İsrail basını, patlamanın adamın altı yaşındaki oğlunun da yaralanmasına yol açtığını aktardı. Polis, olayın ‘suç kökenli’ olduğunu belirtti.

Polisin aktardığı bilgilere göre Tel Aviv'in güneyindeki Holon kentinde ayrı bir olayda ise bir araçta meydana gelen patlama sonucu ağır yaralanan bir kişi hastanede hayatını kaybetti.

Tel Aviv Bölge Polisi Komutanı Tuğgeneral Hayim Sergorov, gazetecilere yaptığı açıklamada kurbanın anlaşmazlıklara karışmasından dolayı polis kayıtlarında bulunan isminin olduğunu söyledi.

Merkezde Tayibe kentinde ise bir kişi silahla vurularak öldürüldü, bir başkası da yaralandı. Polis, ‘olayın aile içi bir anlaşmazlıktan kaynaklandığının düşünüldüğünü’ belirtti.

Bundan birkaç saat sonra İsrail sağlık ekiplerine göre yakınlardaki Kalansuva kentinde iki kişi daha silahla vurularak öldürüldü.

Polis tarafından yapılan açıklamada “İlk incelemeler, olayın görünüşe göre bir aile anlaşmazlığından kaynaklandığına işaret ediyor” denildi.

İsrail'deki Arap azınlığa yönelik suçlar son yıllarda emsalsiz düzeylere ulaştı; bu durum suç çetelerinin yaygınlaşması ve ateşli silahlara erişimin kolaylığıyla bağlantılı. İsrail'deki pek çok Arap, polisi suçluları adalete teslim etmekte ihmalkâr davranmakla suçluyor.

Bugün eklenen ölümlerle birlikte İsrail'deki Yahudiler ve Araplar arasında entegrasyon ve eşitliği desteklemeyi amaçlayan İsrailli sivil toplum kuruluşu ‘Abraham (İbrahim) Girişimleri’ne göre Araplara yönelik şiddet eylemlerinde bu yılki can kaybı sayısı 142'ye yükseldi.

Rakamlar, geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 11'lik bir artışı yansıtıyor.

2025 yılında en az 252 Arap vatandaşın hayatını kaybettiği cinayet vakaları, emsalsiz bir rekor kırmıştı.

İsrail'deki Arap azınlığın büyük çoğunluğu kendini, ülkenin 1948'de kurulmasının ardından İsrail'de kalan Filistinliler olarak tanımlıyor ve ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 21'ini oluşturuyor.