İsrail kamuoyu, seçim kampanyalarının ilk sert polemiklerinden birine tanık oldu. Başbakan Binyamin Netanyahu, son iki savaş sırasında İran'ın nükleer bomba kullanmasını engellediğini öne sürerken, rakipleri Gadi Eisenkot ve Naftali Bennett bu iddiayı yalanlayarak ayrıntılı biçimde çürüttü. İki siyasetçi, Netanyahu'nun seçmenleri korkutmak için kibirli söylemler ve gösterişe dayalı bir siyaset izlediğini öne sürdü.
Netanyahu, kendisine yakınlığıyla bilinen Kanal 14'e verdiği röportajda, İran'ın nükleer silaha ulaştığını ileri sürdü.
"İran'a iki kez girdim ve elimizde bulunan nükleer bombalarla bizi yok etmelerini engelledim. Gerekirse üçüncü kez de olur. Ben başbakan olduğum sürece İran nükleer silaha sahip olmayacak." ifadelerini kullandı.
Çarşamba günü Herzliya Ulusal Dayanıklılık Konferansı'nda konuşan Eisenkot ise Netanyahu'nun "gerçeği söylemediğini" belirterek İran'ın herhangi bir nükleer bombaya sahip olmadığını söyledi.
Netanyahu'nun İsrail kamuoyunu ve seçmenleri korkutmak amacıyla hayali bir gerçeklik yarattığını savunan Eisenkot, başbakanı gerçeklerden kopmak ve güçlü lider görüntüsü vermek için hayal dünyasında yaşamakla suçladı. Eisenkot, bunun da Netanyahu'nun aslında ne kadar zayıf olduğunun ortaya çıkmasının ardından yaşandığını öne sürdü.

Bennett ise aynı konferansta konuya daha ayrıntılı değinerek, "Dün İran'ın nükleer bombalara sahip olduğunu söyleyen birini dinledik. Bu bir yalandır ve geçmişi sonradan yeniden yazma girişimidir. Gerçek şu ki Netanyahu, İran'ın askeri kapasitesini geliştirme sürecini ihmal etti" dedi.
2021 yılında başbakanlık görevini devraldığında "şoke edici" bir tabloyla karşılaştığını anlatan Bennett, İran'ın nükleer programına karşı herhangi bir plan bulamadığını söyledi.
Bennett"Bir kez sordum, iki kez sordum ama Netanyahu bana hiçbir cevap vermedi. Görevi , devralırken kendisiyle yaptığım devir teslim görüşmesi sadece 20 dakika sürdü. Bana söyleyecek hiçbir şeyi yoktu" diye konuştu.
Bennett, ABD'nin İran ile yapılan nükleer anlaşmadan çekilmesinin üzerinden üç yıl geçtiğini hatırlatarak şunları söyledi:
"Netanyahu'nun, İranlıların atabileceği adımları hesaba katan bir askeri güç oluşturmak için hiçbir çaba göstermediğini gördüm. Ne bir operasyon planı vardı, ne ayrılmış bir bütçe ne de Tahran'ın yeniden nükleer silahlanma yönünde ilerlemesi halinde nükleer kapasitesini yok etmeye uygun silah sistemleri geliştirilmişti."
İran'a ilişkin istihbarat değerlendirmelerinin son derece endişe verici olduğunu, buna karşılık İsrail'in elinde herhangi bir yanıt bulunmadığını belirten Bennett, "Bu tam anlamıyla bir kâbusa dönüşmüştü. Bu yüzden yaptığım ilk şey işe koyulmak oldu" dedi.
İlk adım olarak İsrail savunma sanayisinin yöneticilerini toplantıya çağırdığını anlatan Bennett, İran'a yönelik olası bir saldırıda ihtiyaç duyulan yeni silahların geliştirilmesini istediğini söyledi.

İkinci adımın ise İran rejimini zayıflatmaya yönelik kapsamlı bir plan hazırlamak olduğunu belirten Bennett, "Mossad ve Ulusal Güvenlik Konseyi ile birlikte onlarca farklı çalışma hattı oluşturduk ve bunları, bir dönem Sovyetler Birliği'nin çökertilmesi amacıyla uygulanan 'Reagan stratejisi' doğrultusunda ilerlettik. Planımız çok sayıda gizli ve açık adımı içeriyordu" ifadelerini kullandı.
Bennett daha sonra cebinden, Ocak 2022'de hazırladığı planın yer aldığı notu çıkararak kamuoyuna gösterdi. Planda, İran'daki göstericilere, yönetimin erişimi kestiği dönemlerde kullanılmak üzere alternatif bir internet ağı sağlanmasına ilişkin maddeyi de açıkladı.
Netanyahu'nun röportajı ters tepti
Salı akşamı yayımlanan ve Netanyahu'yu özellikle savaş döneminde değiştirilmemesi gereken güçlü bir lider olarak öne çıkarmayı amaçlayan televizyon röportajı ise beklenen etkinin aksine aleyhine sonuçlandı.
İsrailli yorumcular, Netanyahu'nun halktan koptuğu izlenimi verdiğini, açıklamalarında çok sayıda gaf yaptığını ve kibirli bir tavır sergilediğini dile getirdi.
Bunun en dikkat çekici örneklerinden biri, Netanyahu'ya büyük hayranlığıyla bilinen sunucu Yanon Magal'ın, "7 Ekim 2023 saldırısından bu yana sende ne değişti?" sorusu oldu.
Netanyahu kısa bir sessizliğin ardından, "Kilo verdim." yanıtını verdi.
Stüdyoda sessizlik hâkim olurken, ne sunucu ne de salondaki destekçileri güldü; aksine şaşkınlık içinde kaldılar.
Maariv gazetesi yazarı Miki Levin ise çarşamba günkü köşe yazısında, "Bu adam gerçeklikle bağını tamamen kaybetmiş durumda. 7 Ekim'de tek bir günde 1.200 İsrailli öldürüldü. Hamas'ın işlediği vahşetin etkileri hâlâ tüm toplumu sarsıyor. Yas tutan aileler, çok sayıda yaralı, rehineler, yıkılmış evler ve hâlâ travma yaşayan insanlar var. Sen ise başbakan olarak kilo vermekle meşgulsün" ifadelerini kullandı.
Levin, "Eğer şaka yapıyorsan bu komik değil. Nitekim seni 'Bibi, İsrail'in kralıdır' sloganlarıyla karşılayan destekçilerin bile gülmedi; ağızları açık şekilde şaşkınlık içinde kaldılar" değerlendirmesinde bulundu.
Netanyahu ise röportajın ilerleyen bölümünde, İsrail'i "devleti olan bir ordudan" "ordusu olan bir devlete" dönüştürdüğünü söyledi. Bu sözler, güvenlik kurumlarının üst düzey yöneticilerine yönelik dolaylı bir eleştiri olarak yorumlandı.


