Setteki kriz sona erdi: Tom Hardy'den MobLand kararı

MobLand, Londra'nın acımasız yeraltı suç dünyasında Harrigan ve Stevenson ailelerinin güç savaşını işlerken, Tom Hardy'nin (sağda) canlandırdığı Harry Da Souza karakteri, bu hesaplaşmada kilit bir rol üstleniyor (Paramount+)
MobLand, Londra'nın acımasız yeraltı suç dünyasında Harrigan ve Stevenson ailelerinin güç savaşını işlerken, Tom Hardy'nin (sağda) canlandırdığı Harry Da Souza karakteri, bu hesaplaşmada kilit bir rol üstleniyor (Paramount+)
TT

Setteki kriz sona erdi: Tom Hardy'den MobLand kararı

MobLand, Londra'nın acımasız yeraltı suç dünyasında Harrigan ve Stevenson ailelerinin güç savaşını işlerken, Tom Hardy'nin (sağda) canlandırdığı Harry Da Souza karakteri, bu hesaplaşmada kilit bir rol üstleniyor (Paramount+)
MobLand, Londra'nın acımasız yeraltı suç dünyasında Harrigan ve Stevenson ailelerinin güç savaşını işlerken, Tom Hardy'nin (sağda) canlandırdığı Harry Da Souza karakteri, bu hesaplaşmada kilit bir rol üstleniyor (Paramount+)

Tom Hardy'nin, Paramount+'ın hit suç dizisi MobLand'in üçüncü sezonunda da yer alacağı kesinleşti. 

Deadline'ın özel haberine göre kamera arkasında yaşanan büyük kriz sonrası tarafların uzlaştığı ve Hardy'nin, başrolleri paylaştığı Helen Mirren ve Pierce Brosnan'la birlikte dizinin üçüncü sezonunda da yer alacağı öğrenildi.

Yaklaşık bir ay önce Hardy, dizinin senaristi ve yürütücü yapımcısı Jez Butterworth'le yaşadığı ciddi anlaşmazlık nedeniyle projeden ayrılma noktasına gelmişti. 

Hollywood Reporter'ın aktardığına göre, ikinci sezon çekimleri sırasında karavanından çıkmayı reddeden ve senaryoya müdahale eden Hardy'nin bu tavırları sette ciddi gerilim yaratmıştı. Sektör kaynakları, ünlü aktörün rol arkadaşları Helen Mirren ve Pierce Brosnan'ı saatlerce bekleterek bir güç savaşına girdiğini ve bu durumun "kariyer intiharı" olduğunu belirtmişti.

Ancak aradan geçen haftalarda sular duruldu. Helen Mirren'ın sosyal medyadan Hardy'ye destek vermesiyle başlayan yumuşama süreci, Londra'da yapılan kriz zirvesiyle tatlıya bağlandı. Tom Hardy, Jez Butterworth ve 101 Studios'un yürütücü yapımcısı David Glasser, Londra'da bir araya gelerek orta yolu buldu. 

Dizinin bazı bölümlerini de yöneten ünlü yönetmen ve yürütücü yapımcı Guy Ritchie'nin de uzlaşmada arabulucu rolü oynadığı belirtildi. Hardy'nin zaten üç yıllık sözleşmesi bulunduğundan, uzlaşmayla birlikte üçüncü sezonda yer alması da netleşmiş oldu.

Üçüncü sezon çalışmaları başladı

Paramount+ henüz dizinin üçüncü sezon onayını resmen duyurmadı ancak kulislerden gelen bilgiler, yeni sezon çekimlerinin bu sonbaharda başlamasının hedeflendiği yönünde. 

Hardy'nin kadroda kalmasıyla birlikte çekim takviminin planlandığı şekilde ilerlemesinin önü açıldı. Zaten dizinin ikinci sezon prömiyeri öncesinde üçüncü sezonun senaryo ekibi çalışmalarına başlamıştı. Krizin çözülmesiyle birlikte yeni sezon hikayesi Harry (Tom Hardy), Maeve (Helen Mirren) ve Conrad (Pierce Brosnan) karakterleri etrafında şekillenecek.

Landman'in ardından Paramount+ tarihindeki en güçlü ikinci orijinal dizi açılışını yapan MobLand, Londra merkezli bir suç ailesinin "sorun çözücüsü" Harry Da Souza'nın hikayesini anlatıyor. Dizinin zengin kadrosunda ayrıca Paddy Considine, Joanne Froggatt, Janet McTeer ve Toby Jones gibi isimler yer alıyor.

Dizinin merakla beklenen ikinci sezonunun ise bu yılın sonlarında izleyiciyle buluşması planlanıyor. Paramount+ yetkilileri ise konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.

Independent Türkçe, Deadline, Variety, Hollywood Reporter



Mısır sınırı... Tekrarlanan İsrail iddiaları gerilimi artırıyor

Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki sınırın bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki sınırın bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
TT

Mısır sınırı... Tekrarlanan İsrail iddiaları gerilimi artırıyor

Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki sınırın bir bölümünün genel görünümü (Reuters)
Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki sınırın bir bölümünün genel görünümü (Reuters)

İsrail’de Mısır sınırının güvenliğinin sağlanması gerektiğine yönelik söylemler, zaman zaman gündemden düşse de, Kahire’nin defalarca yalanladığı kaçakçılık iddialarıyla yeniden gündeme geliyor. Taraflar arasındaki gerilim ise özellikle Ekim 2023’te Gazze savaşının başlamasından bu yana sürüyor.

Bu yöndeki son iddia, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’dan geldi. Netanyahu, kendisine yakınlığıyla bilinen Kanal 14 televizyonuna salı akşamı verdiği röportajda, İsrail’in Mısır sınırını korumaya ihtiyaç duyduğunu belirterek, bu konuda Mısırlı yetkililerle görüşmeler yaptığını ve planladıkları adımları kendilerine ilettiğini söyledi.

Netanyahu’nun açıklamaları, İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesinde birkaç gün önce yayımlanan kapsamlı bir haberin ardından geldi. Haberde, “2020’den bu yana Mısır ve Ürdün sınırları üzerinden gerçekleştirilen kaçakçılık faaliyetlerinin sürekli arttığı, küçük insansız hava araçlarının (İHA) da bu faaliyetlerde kullanılmaya başlanmasının kaçırılan silahların hem miktarını hem de niteliğini artırdığı” öne sürülmüştü.

Propaganda konuşması

Mısırlı askeri strateji uzmanı Tümgeneral Semir Ferac, söz konusu iddiaların “İsrail'de yaklaşan seçimler öncesinde iç kamuoyuna yönelik, tekrarlanmış bir söylemden ibaret olduğunu” söyledi.

Ferac, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Netanyahu, Gazze, İran ve Lübnan dosyaları başta olmak üzere tüm alanlarda başarısızlık yaşıyor. Bu propaganda ile seçimlerde siyasi olarak zayıflamadan önce konumunu güçlendirmeye çalışıyor” dedi.

Mısır’ın sınırlarını koruduğunu vurgulayan Ferac, “Mısır sınır güvenliğini sağlamaya muktedirdir ve bunu her düzeyde başarıyla yerine getirmektedir” ifadesini kullandı.

Ferac, “Mısır, barış anlaşmasına bağlıdır ve hiçbir koşulda bu anlaşmanın ihlal edilmesini ya da sınırlarına yönelik herhangi bir müdahaleyi kabul etmez” diyerek, bölgenin söylenti ve gerilimi artıran kampanyalara değil, istikrara ihtiyaç duyduğunu kaydetti.

fghtyntyh
Mısır-İsrail sınırı (Reuters)

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve İsrail uzmanı akademisyen Ahmed Fuad Enver ise Netanyahu’nun açıklamalarını, seçim kampanyasında kendisini destekleyen en önemli medya organlarından biri olarak görülen Kanal 14’e yaptığına dikkat çekti.

Enver, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Netanyahu propagandayı büyütmeye çalışıyor. Ancak bu söylemlerinin Mısır’la gerilimi tırmandırdığını ve yeni krizlere yol açtığını göz ardı ediyor” dedi.

Netanyahu’nun siyasi geleceğini kurtarmaya çalıştığını belirten Enver, “İsrail Başbakanı, hiçbir dayanağı olmayan iddialarla kendisini, siyasi çıkarlarını ve siyasi varlığını korumaya çalışıyor” ifadesini kullandı.

Çıkmazdan kaçış

İsrail ordusu, zaman zaman yayımladığı resmî açıklamalarda, ‘Mısır topraklarından İsrail’e silah kaçırmaya çalışan İHA’ların düşürüldüğünü’ öne sürüyor. Bu yöndeki açıklamalar, geçen yıl ekim ayında birden fazla kez yapılmış, ardından sınır hattının ‘kapalı askeri bölge’ ilan edilmesi kararı alınmıştı.

Mısır Devlet Enformasyon Kurumu ise o dönemde yaptığı açıklamada, İsrail’in suçlamalarını ‘tekrarlanan bir söylem’ olarak nitelendirmiş ve “İsrail hükümetinin her siyasi ya da askeri çıkmaza girdiğinde sorumluluğu dış taraflara yüklemek için başvurduğu bu iddialardan Mısır bıkmış durumda” ifadesini kullanmıştı.

Eylül 2025’te de Netanyahu, Mısır’ın Sina’daki askeri yığınağına ilişkin endişelerini dile getirmişti. Bunun üzerine Mısır Devlet Enformasyon Kurumu, bölgedeki askeri konuşlanmanın ‘barış anlaşmasının taraflarıyla tam koordinasyon içinde gerçekleştirildiğini’ vurgulamıştı. Açıklamada ayrıca, Sina’daki askeri birliklerin temel görevinin ‘terör faaliyetleri ve kaçakçılık da dahil olmak üzere her türlü tehdide karşı Mısır sınırlarını güvence altına almak’ olduğu belirtilmişti.

dertb
Mısır güvenlik kontrol noktası (Reuters)

İbranice yayımlanan Israel Hayom gazetesi, Nisan 2025’te üst düzey bir İsrailli güvenlik yetkilisine dayandırdığı haberinde, Mısır’ın Sina’daki askeri altyapısının barış anlaşmasının güvenlik ekini ‘ciddi biçimde ihlal ettiğini’ öne sürmüş ve konunun İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın gündeminde öncelikli başlıklar arasında yer aldığını yazmıştı.

Şubat 2025’te İsrail ordusu, Mısır sınırından silah kaçırılmaya yönelik bir girişimi engellediğini duyurmuştu. Geçtiğimiz ocak ayında ise Mısır ordusu, İsrail sınırındaki kuzeydoğu hattında bulunan Avca geçidinin güneyinde uyuşturucu kaçakçılığı girişiminin engellendiğini açıklamıştı.

Enver, Mısır’ın barış anlaşmasına bağlı kaldığını ve her zaman istikrarı korumaya çalıştığını belirterek, “Ancak bu, Mısır’ın İsrail’in istediği şekilde hareket ettiği anlamına gelmez” dedi.

Enver, “Mısır’ın kendi vizyonu var. Ülke, güvenliği ve istikrarı sağlamaya, sınırlarını korumaya muktedirdir. Ayrıca Netanyahu’nun sınır hattında daha fazla kaos istediğinin farkındadır. Bu nedenle Mısır’ın, güvenlik ve hukuk çerçevesinden sapmadan her türlü tehditle başa çıkmaya yönelik önceden hazırlanmış senaryoları bulunmaktadır” ifadelerini kullandı.


Lübnan, “çerçeve anlaşmasını” sağlamlaştırmak için ABD’den destek istedi

Lübnan sınırına yakın el-Metule beldesindeki bir anıtta asılı Lübnan ve İsrail bayraklarının yanında fotoğraf çektiren aşırı sağcı bir İsrailli (AP)
Lübnan sınırına yakın el-Metule beldesindeki bir anıtta asılı Lübnan ve İsrail bayraklarının yanında fotoğraf çektiren aşırı sağcı bir İsrailli (AP)
TT

Lübnan, “çerçeve anlaşmasını” sağlamlaştırmak için ABD’den destek istedi

Lübnan sınırına yakın el-Metule beldesindeki bir anıtta asılı Lübnan ve İsrail bayraklarının yanında fotoğraf çektiren aşırı sağcı bir İsrailli (AP)
Lübnan sınırına yakın el-Metule beldesindeki bir anıtta asılı Lübnan ve İsrail bayraklarının yanında fotoğraf çektiren aşırı sağcı bir İsrailli (AP)

Lübnan, özellikle üzerinde mutabık kalınan çekilmeler konusunda İsrail'in ‘endişe verici’ sinyaller göndermesinin ve işgal ettiği güney bölgelerine sınır kapıları kurulması gibi anlaşmayla çelişen adımlar atmasının ardından ‘çerçeve anlaşmasının’ sonuçlarını sağlamlaştırmak için ABD'den destek talep etti.

Şarku’l Avsat'a konuşan bilgi sahibi Lübnanlı kaynaklar, ABD Merkez Kuvvetler Komutanı İ(CENTCOM) General Brad Cooper'ın son ziyaretinde Lübnanlı yetkililerle ‘İsrail'in çekileceği deneme bölgelerinde uygulanacak esasları belirlediğini’ söyledi. General Cooper'ın kıdemli yardımcılarından birinin uygulamayı takip etmek amacıyla Lübnan'da kaldığını ifade eden kaynaklar, Lübnan'ın ‘ABD’lilerle mutabık kalınan hususlara aykırı bir çekilme ertelemesi ya da başka bir gelişmeden haberdar edilmediğini’ de sözlerine ekledi.

Bu açıklamalar, Lübnanlı yetkililer arasında İsrail'in güvenlik uygulamaları ve açıklamalarına yönelik kaygıların artmasının ardından yapıldı. İsrail ordusu dün, Lübnan toprakları içinde oluşturduğu güvenlik şeridini Lübnan'ın derinliklerinden ayırmak amacıyla sınır kapıları kurarak bölgeyi kapattı. Bu hamle, 2000 yılından bu yana atılan ilk pratik adım niteliğini taşıyor. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz'ın İsrail ordusunun Lübnan’ın güneyinden çekilmeyeceğini teyit eden açıklamaları bu endişeleri daha da derinleştirdi.


ABD'de rüzgar çiftliklerinin iptaline 129 milyon dolar daha ödenecek

İskoçya'nın Aberdeenshire kentindeki golf sahasında görülen Donald Trump'ın rüzgar santrallerini sert bir şekilde eleştirdiği biliniyor (AFP)
İskoçya'nın Aberdeenshire kentindeki golf sahasında görülen Donald Trump'ın rüzgar santrallerini sert bir şekilde eleştirdiği biliniyor (AFP)
TT

ABD'de rüzgar çiftliklerinin iptaline 129 milyon dolar daha ödenecek

İskoçya'nın Aberdeenshire kentindeki golf sahasında görülen Donald Trump'ın rüzgar santrallerini sert bir şekilde eleştirdiği biliniyor (AFP)
İskoçya'nın Aberdeenshire kentindeki golf sahasında görülen Donald Trump'ın rüzgar santrallerini sert bir şekilde eleştirdiği biliniyor (AFP)

Trump yönetimi, Kuzey Karolina açıklarında açık deniz rüzgar santrali inşa etme planlarından vazgeçmesi karşılığında bir enerji şirketine 129 milyon dolar ödemeye hazırlanıyor.

Beyaz Saray'ın Duke Energy'yle yaptığı bu anlaşma, Başkan'ın rüzgar enerjisine yönelik olumsuz tutumu doğrultusunda, şirketleri bu tür projelerden vazgeçmeye teşvik eden son adım.

İçişleri Bakanlığı'nın basın açıklamasında, Duke Energy'nin Carolina Long Bay bölgesinde planlanan rüzgar santrali için federal sulardaki kiralama hakkından vazgeçeceği doğrulandı.

İçişleri Bakanlığı, projenin "çok erken bir aşamada" olduğunu belirtti. Coastal Review'a göre Duke Energy başlangıçta 2022'de bölgeyi 155 milyon dolara kiralamıştı.

Duke Energy Carolinas'ın başkan yardımcısı ve CEO'su Kodwo Ghartey-Tagoe, açıklamada, "Anlaşma kapsamında Duke Energy, yaklaşık 129 milyon doları ek üretim kapasitesine yeniden yatıracak; bu yatırımlar arasında nükleer enerji ve doğalgazla elektrik üretiminin geliştirilmesiyle şebeke iyileştirmeleri yer alabilir. Bu iyileştirmeler, şebekenin güvenilirliğini artırmayı, Karolina eyaletlerindeki büyümeyi desteklemeyi ve maliyetleri mümkün olduğunca düşük tutmayı amaçlamaktadır" dedi.

İçişleri Bakanı Doug Burgum ise, "Başkan Trump'ın ülkemizin topluluklarına uygun fiyatlı, güvenilir Amerikan enerjisini sunma ve Amerikan halkını önceliklendirmek için sağduyuyu kullanma vizyonu hayata geçiriliyor" diye ekledi.

Ancak Güneydoğu Rüzgar Koalisyonu'nda kıdemli program yöneticisi Karly Brownfield, WUNC'ye yaptığı açıklamada, kira sözleşmesinin feshedilmesinin Kuzey Karolina'daki açık deniz rüzgar projeleri için bir geri adım olduğunu söyledi.

"Federal hükümetin enerji alanında kazananları ve kaybedenleri seçmeye devam etmesini görmek üzücü" dedi.

Gazetenin ulaştığı Güneydoğu Rüzgar Koalisyonu verilerine göre, kiralanan alan yaklaşık 300 bin eve elektrik sağlayabilecek bir rüzgar santralini destekleyebilirdi.

Kâr amacı gütmeyen kuruluş ayrıca projenin 37 bin iş yaratacağını, 232 milyon dolar vergi geliri sağlayacağını ve eyalette toplam 44 milyar dolarlık sermaye yatırımı yaratacağını tahmin ediyor.

brtbngty
İçişleri Bakanı Doug Burgum, Başkan Trump'ın "uygun fiyatlı, güvenilir Amerikan enerjisini sunma vizyonunun" hayata geçirildiğini iddia etti (Reuters)

Rüzgar enerjisi santrallerini sık sık eleştiren Trump, onları "en pahalı enerji biçimi" diye niteliyor.

Başkan, bu yıl Britanya hükümetini hedef alarak, rüzgar türbinlerinin "insanı işsiz bıraktığını" iddia etmiş ve görevden ayrılma sürecinde olan Başbakan Keir Starmer'ı "Kuzey Denizi'ndeki petrol sahalarını açmaya" çağırmıştı.

Martta Trump yönetimi, Fransız firması TotalEnergies'le New York ve Kuzey Karolina kıyıları açıklarında iki rüzgar santrali planından vazgeçmesi karşılığında yaklaşık 1 milyar dolarlık bir anlaşma yaptığını duyurmuştu.

7 eyalet, anlaşmanın iklim hedeflerine, ekonomilerine ve enerji şebekelerine zarar vereceğini iddia ederek yönetime dava açtı.

Haziran başlarında İçişleri Bakanlığı, Reuters'a Trump yönetiminin New York, Kaliforniya ve Maine kıyıları açıklarındaki 4 rüzgar enerjisi santrali sözleşmesini feshetmek için Invenergy'ye 765 milyon dolar ödeyeceğini doğruladı.

İçişleri Bakanlığı'na göre enerji şirketi bu fonları Orta Batı'daki 5 eyalette doğalgaz enerji santralleri ve Birleşik Devletler'in batısında jeotermal projeler geliştirmek için kullanacak.

Independent Türkçe