Trump'tan izin çıkmadı: Nobelli aktivist ülkesine dönemiyor

Machado depremde arama kurtarma çalışmalarına destek vermek için Venezuela'ya dönmek istediğini söylemişti (Reuters)
Machado depremde arama kurtarma çalışmalarına destek vermek için Venezuela'ya dönmek istediğini söylemişti (Reuters)
TT

Trump'tan izin çıkmadı: Nobelli aktivist ülkesine dönemiyor

Machado depremde arama kurtarma çalışmalarına destek vermek için Venezuela'ya dönmek istediğini söylemişti (Reuters)
Machado depremde arama kurtarma çalışmalarına destek vermek için Venezuela'ya dönmek istediğini söylemişti (Reuters)

Venezuelalı aktivist Marina Corina Machado'nun deprem felaketiyle boğuşan ülkesine dönmesinin ABD yönetimi tarafından engellendiği aktarılıyor.

Wall Street Journal'ın haberine göre Machado, 26 Haziran'da Virginia'dan kalkan özel bir jetle Venezuela'nın kuzeyindeki Curaçao'ya gitmiş. Ancak havalandıktan yaklaşık bir saat sonra uçağın Kuzey Carolina üzerinden Washington eyaletine dönmesi talimatı verilmiş.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan kaynaklar, Machado ve ekibinin olay karşısında "şaşkına döndüğü" belirtiyor. Machado bir hata yapıldığını düşünerek ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan üst düzey bir yetkiliye mesaj atmış. Ancak yetkili uçuşun neden iptal edildiğini bilmediğini söylemiş.

Kaynaklardan biri, Machado'nun Karayipler'deki Curaçao'dan tekneyle Venezuela'ya gitmeyi planladığının anlaşılmasıyla uçuşun iptal edildiğini söylüyor. Aktivist, aralıkta Norveç'te Nobel Barış Ödülü'nü almak için ülkesinden kaçarken de bu rotayı kullanmış.

Beyaz Saray yetkililerine göre Donald Trump yönetimi, Machado'nun Venezuela'ya geri dönmesinin ülkede siyasi bir krize yol açmasından endişeleniyor. Ayrıca depremle mücadele çabalarının da olumsuz etkileneceği düşünülüyor.

ABD ordusu ocak ayında Venezuela'ya baskın düzenleyerek Nicolas Maduro'yu kaçırmıştı. Ülkenin başına Trump'ın desteklediği Maduro karşıtı Machado'nun getirilmesi bekleniyordu ancak Washington, Delcy Rodriguez ve ekibiyle anlaşmıştı.

Kaynaklara göre Trump, 26 Haziran'da Venezuela'nın geçici lideri Rodriguez'i arayarak Machado'nun ülkeye dönmesi durumunda gözaltına alınmamasını istemiş.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da uçuşunun iptal edilmesinin ardından Machado'ya "depremle ilgili arama kurtarma çalışmaları sürerken Venezuela'ya dönmesinin doğru olmadığını" söylemiş.  

ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS), 24 Haziran'da Venezuela'da 39 saniye arayla 7,2 ve 7,5 büyüklüğünde iki deprem olduğunu belirtmişti.

USGS, ülkenin Yaracuy eyaletine bağlı Yumare'nin 23 kilometre güneydoğusunda 7,5, aynı eyalete bağlı San Felipe'nin 24 kilometre kuzeydoğusunda ise 7,2 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildiğini açıklamıştı.

Karakas yönetiminin son verilerine göre ölü sayısı 2 bin 600'e yaklaşırken, 12 binden fazla kişi de yaralandı.

ABD ordusu ülkedeki arama kurtarma çalışmalarına destek için 900'den fazla askeri personel göndermişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNBC



Netanyahu, Trump ile görüştü: ABD'de buluşacaklar

ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Aralık 2025'te Florida eyaletindeki Mar-a-Lago malikanesinde bir araya geldikleri sırada (AP)
ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Aralık 2025'te Florida eyaletindeki Mar-a-Lago malikanesinde bir araya geldikleri sırada (AP)
TT

Netanyahu, Trump ile görüştü: ABD'de buluşacaklar

ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Aralık 2025'te Florida eyaletindeki Mar-a-Lago malikanesinde bir araya geldikleri sırada (AP)
ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Aralık 2025'te Florida eyaletindeki Mar-a-Lago malikanesinde bir araya geldikleri sırada (AP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Ofisi, Netanyahu'nun cuma günü ABD Başkanı Donald Trump ile telefonda görüştüğünü ve iki liderin yakında ABD'de bir araya gelme konusunda mutabakata vardığını açıkladı.

Görüşme, ABD ile İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a karşı ortak bir savaş başlatmasının ardından ve Washington ile Tahran arasında savaşı sona erdirmeyi amaçlayan mutabakat zaptına ilişkin iki ülke yetkilileri arasında görüş ayrılıkları yaşandığına dair haberlerin sonrasında gerçekleşti.

Netanyahu'nun Ofisi tarafından yapılan açıklamada, "Başbakan, görüşme sırasında ABD'nin küresel özgürlüğün güvencesi olduğunu, İsrail'in ise iki ülke arasındaki yakın ilişkilere büyük değer verdiğini ifade etti" denildi.

Açıklamada ayrıca, "Başbakan Netanyahu ile Başkan Trump, yakında ABD'de bir araya gelme konusunda anlaştı" ifadelerine yer verildi.

Bunun yanı sıra Netanyahu'nun, ABD'nin bağımsızlığının 250. yıl dönümü dolayısıyla Trump'ı tebrik ettiği belirtildi.

Washington, İsrail'in en yakın müttefiki konumunda bulunuyor. Ancak Trump, son haftalarda Netanyahu'yu kamuoyu önünde eleştirmişti. Bunun nedeni, İsrail'in Lübnan'a yönelik saldırılarının, İran'ın tüm cephelerde - İsrail ordusu ile Hizbullah arasındaki cephe de dahil olmak üzere - çatışmaların durdurulmasını şart koştuğu barış görüşmelerini tehlikeye atması olmuştu.


Washington anlaşmanın uygulanmasını savunuyor... Tel Aviv ise Güney Lübnan'da kalmakta ısrarcı

14 Nisan 2026'da Washington'da Lübnan Büyükelçisi ile İsrail Büyükelçisi arasında gerçekleştirilen ilk müzakere oturumuna katılan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio. (AFP)
14 Nisan 2026'da Washington'da Lübnan Büyükelçisi ile İsrail Büyükelçisi arasında gerçekleştirilen ilk müzakere oturumuna katılan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio. (AFP)
TT

Washington anlaşmanın uygulanmasını savunuyor... Tel Aviv ise Güney Lübnan'da kalmakta ısrarcı

14 Nisan 2026'da Washington'da Lübnan Büyükelçisi ile İsrail Büyükelçisi arasında gerçekleştirilen ilk müzakere oturumuna katılan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio. (AFP)
14 Nisan 2026'da Washington'da Lübnan Büyükelçisi ile İsrail Büyükelçisi arasında gerçekleştirilen ilk müzakere oturumuna katılan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio. (AFP)

Washington ile Tel Aviv arasında Lübnan'daki "çerçeve anlaşmasının" uygulanmasına ilişkin görüş ayrılıkları yeniden gün yüzüne çıktı. ABD, İsrail'in kademeli olarak geri çekilmesi ve Lübnan ordusunun bölgeye konuşlanmasıyla anlaşmanın uygulanmaya başlanmasını savunurken, İsrail kontrolü altındaki bölgelerde askerlerini tutmakta ısrar ediyor ve herhangi bir çekilmeyi güvenlik gerekçelerine bağlıyor.

Bu çelişki, taraflar arasında anlaşmanın uygulanmasına yönelik gerçek bir görüş ayrılığı mı bulunduğu, yoksa yalnızca yöntem farklılığı mı olduğu sorularını gündeme getirdi. Bu sırada Lübnan, İsrail'in güneyde sürdürdüğü askerî operasyonlar ile çekilmenin zamanı ve kapsamına ilişkin belirsizlikler nedeniyle anlaşmanın sahada uygulanmasını beklemeyi sürdürüyor.

Gerçek bir görüş ayrılığı... 

Eski Lübnan'ın Washington Büyükelçisi Riyad Tabara'ya göre Washington ile Tel Aviv arasındaki görüş ayrılığı öncelikler konusunda gerçek bir farklılık olsa da, bu durum iki ülke arasındaki stratejik ittifakı sarsacak ya da koparacak düzeyde değil. Tabara, bu ayrılığın önümüzdeki dönemde Lübnan sahasında siyasi ve askerî bir "bilek güreşi" şeklinde yansıyacağını öngörüyor.

Tabara, Şarku'l Avsat gazetesine yaptığı açıklamada, ABD Başkanının Orta Doğu'da büyük bir siyasi başarı elde etmeyi hedeflediğini ve uluslararası dosyalarda yaşadığı başarısızlıkların ardından bunu siyasi hanesine yazdırmak istediğini söyledi.

dfrgthy
Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn'ın, Washington müzakerelerinde Lübnan heyetine başkanlık eden Büyükelçi Simon Karam ile daha önce gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare. (Arşiv - Lübnan Cumhurbaşkanlığı)

Buna karşılık mevcut İsrail hükümetinin ise ideolojik ve güvenlik öncelikleri doğrultusunda hareket ettiğini belirten Tabara, bu nedenle bölgesel konularda taviz vermeye daha az istekli olduğunu ifade etti.

Tabara, Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki İsrail hükümetinin ve Bezalel Smotrich ile Itamar Ben-Gvir gibi bakanların kendi siyasi ve güvenlik projelerine sıkı sıkıya bağlı kaldığını belirterek, Washington ile yaşanan görüş ayrılıklarının süreceğini ancak bunun açık bir çatışmaya ya da diplomatik kopuşa dönüşmeyeceğini söyledi.

İsrail'in ABD desteğinden vazgeçemeyeceğini vurgulayan Tabara, ABD'nin de iç siyasi dengeler ve İsrail yanlısı lobinin etkisi nedeniyle Tel Aviv ile ilişkilerini koparmayı düşünmediğini, bu nedenle anlaşmazlıkların belirli sınırlar içinde kalacağını dile getirdi.

Lübnan'a yansımalarının ise sınırlı olacağını söyleyen Tabara, ABD'nin İsrail politikasında veya anlaşmanın uygulanma mekanizmasında köklü bir değişiklik beklemediğini, iki taraf arasında bir süre daha "çekişmenin" devam edeceğini ifade etti.

İsrail'in hedefi geniş bir tampon bölge

İsrail'in çekilmesine ilişkin değerlendirmesinde Tabara, Tel Aviv yönetiminin bazı bölgelerden kısmi çekilmeye sıcak bakabileceğini ancak öngörülebilir gelecekte temel hedefinden vazgeçmeyeceğini söyledi.

Buna göre İsrail, sınır boyunca geniş, yerleşim ve faaliyetlerden arındırılmış, "yakılmış toprak" niteliğinde bir güvenlik kuşağı oluşturmak istiyor. Amaç ise sınırdan sızmaları ve gelecekte düzenlenebilecek saldırıları önlemek.

Tabara, bu güvenlik anlayışının sınır yakınında hareketliliğe imkân verebilecek tüm unsurların ortadan kaldırılmasına ve İsrail'in yüksek noktalardan bölgeyi tamamen gözetleyebilmesine dayandığını belirtti.

Ona göre Tel Aviv bazı kasaba ve noktalardan çekilmeyi kabul edebilir; ancak mevcut güvenlik stratejisinin temel unsurlarından biri olarak gördüğü tampon sınır bölgesinden vazgeçmeyecektir.

Öncelikler farklı, hedefler ortak

Bu değerlendirmeler, taraflar arasındaki farklılığın nihai hedeften ziyade önümüzdeki dönemin nasıl yönetileceğine ilişkin yorum farkından kaynaklandığını ortaya koyuyor.

Bir görüşe göre Washington, arabuluculuğunun başarısını göstermek ve istikrarı pekiştirmek amacıyla anlaşmayı kademeli adımlarla hayata geçirmek istiyor.

sdfrgthy
Bu ayın başında Washington'da düzenlenen müzakerelere katılan Lübnan heyeti. (Reuters)

Buna karşılık İsrail ise anlaşmayı, Güney Lübnan'daki güvenlik düzenini kendi lehine yeniden şekillendirecek bir çerçeve olarak görüyor ve tam çekilmeden önce sahadaki askerî üstünlüğünü koruyarak güvenlik şartlarını kabul ettirmeye çalışıyor.

Diğer bir değerlendirmeye göre ise iki müttefik arasındaki farklılık yalnızca sürecin yönetim biçimiyle sınırlı.

Hedeflerde çelişki yok

Eski Lübnan milletvekili Faris Said ise ABD ile İsrail arasında gerçek bir görüş ayrılığı bulunmadığını savunuyor.

Said, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, ayrıntılardaki farklılıkların Washington ile Tel Aviv'in ortak hedefini değiştirmediğini belirterek, bu ortak hedefin Hizbullah'ın silah meselesine nihai bir çözüm bulunması olduğunu söyledi.

Said, Lübnan ordusuyla Hizbullah arasında yaşanabilecek bir çatışmanın ağır sonuçlar doğuracağını, İsrail ile Hizbullah arasında çıkacak yeni bir savaşın ise Lübnan için yıkıcı olacağını ifade etti.

Belirleyici unsurun İran olduğunu söyleyen Said, Tahran'ın ABD ile müzakereler yürüttüğünü ve bölgenin yeni siyasi mimarisinde yerini sağlamlaştırmaya çalıştığını belirtti. Ona göre Hizbullah'ın silahları konusunda nihai karar da İran'ın elinde bulunuyor.

Said, Hizbullah'ın en büyük kaygısının silahlarının ABD-İran müzakerelerinde temel pazarlık unsurlarından biri hâline gelmesi ve bölgesel uzlaşmaların parçası olarak değerlendirilmesi olduğunu dile getirdi.

Anlaşmanın uygulanması iki temel şarta bağlı

Said'e göre çerçeve anlaşmasının uygulanabilmesi iki temel koşula bağlı.

Bunlardan ilki İsrail'in Lübnan topraklarından çekilmesi olup bunun gerçekleşmesi, Lübnan devletinin ülkenin tamamında egemenliğini tam olarak tesis etmesine bağlı.

İkinci koşul ise Hizbullah'ın silah dosyasının çözüme kavuşturulması.

Said, bu meselenin artık yalnızca Lübnan'ın iç sorunu olmaktan çıktığını; Lübnan, ABD, İsrail ve İran'ın ortak gündem maddesi hâline geldiğini belirtti.

İran'ın Hizbullah üzerindeki etkisi nedeniyle bu konuda müzakere yürütebilecek tek taraf olduğunu söyleyen Said, dosyanın bölgesel müzakereler çerçevesinde ele alınacağını ifade etti.

Said sözlerini, "ABD ile İsrail arasında rol paylaşımı olduğunu düşünmüyorum. Hedeflerde açık bir ortaklık var. Washington'un önerdiği planın uygulanması ise Lübnan'ın tamamında Hizbullah'ın silah meselesine nihai bir çözüm bulunmasına bağlıdır" ifadeleriyle tamamladı.


Medvedev ve Şerif Tahran'da... Kalibaf'tan Hamaney için kitlesel cenaze töreni çağrısı

Medvedev ve Şerif Tahran'da... Kalibaf'tan Hamaney için kitlesel cenaze töreni çağrısı
TT

Medvedev ve Şerif Tahran'da... Kalibaf'tan Hamaney için kitlesel cenaze töreni çağrısı

Medvedev ve Şerif Tahran'da... Kalibaf'tan Hamaney için kitlesel cenaze töreni çağrısı

İranlı yetkililer ve yabancı ülke heyetleri, ABD ve İsrail saldırılarında yaklaşık dört ay önce öldürülen İran'ın dini lideri Ali Hamaney'in naaşını, altı gün sürecek cenaze töreni öncesinde Tahran'daki Büyük Musalla'da ziyaret ederek saygı duruşunda bulundu.

Yetkililer, cumartesi günü başlayacak resmî cenaze törenlerine milyonlarca kişinin katılmasını beklerken, İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da halka kitlesel katılım çağrısında bulundu.

Törenlere katılmak üzere birçok ülkeden üst düzey isim Tahran'a geldi. Bunların başında, Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı ve eski Rusya Devlet Başkanı Dmitriy Medvedev yer aldı. Medvedev'i İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi karşıladı. İran devlet televizyonu, Medvedev'i "Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in özel temsilcisi" olarak tanımladı.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Asım Munir'in de yer aldığı bir heyetle Tahran'a ulaştı.

Öte yandan İran ile Batı arasındaki gerilim yeni bir aşamaya taşındı. Tahran yönetimi, Hürmüz Boğazı'ndan kendi belirlediği deniz güzergâhlarına uymadan geçen petrol tankerlerine askerî karşılık verileceği tehdidinde bulundu.

Reuters'ın haberine göre, pazartesi ve salı günleri Ankara'da toplanacak NATO liderleri zirvesinin sonuç bildirisinde, "İran'ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerektiği" vurgulanacak. Bildiride ayrıca Tahran'a, Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisine tam olarak saygı göstermesi çağrısı yapılacak.