Almanya’nın Eski Dışişleri Bakanı Fischer'e göre ABD, NATO'dan ayrılma yolunda

Brüksel'deki NATO karargahında NATO üyesi ülkelerin bayrakları dalgalanıyor (Reuters)
Brüksel'deki NATO karargahında NATO üyesi ülkelerin bayrakları dalgalanıyor (Reuters)
TT

Almanya’nın Eski Dışişleri Bakanı Fischer'e göre ABD, NATO'dan ayrılma yolunda

Brüksel'deki NATO karargahında NATO üyesi ülkelerin bayrakları dalgalanıyor (Reuters)
Brüksel'deki NATO karargahında NATO üyesi ülkelerin bayrakları dalgalanıyor (Reuters)

Almanya Eski Dışişleri Bakanı Joschka Fischer, ABD Başkanı Donald Trump yönetimindeki Washington'ıun Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nde (NATO) kalmaya devam edeceği konusunda ciddi şüpheleri olduğunu söyledi.

78 yaşındaki Fischer, Alman Funke Medya Grubu gazetelerine verdiği demeçte, "Aslında Amerikalılar ayrılma yolunda." ifadelerini kullanarak, böyle bir senaryoda ittifakta kalan ülkelerin ABD olmadan NATO'yu sürdürmesi ve Fransa ile İngiltere'nin nükleer kapasitesine dayalı bir nükleer caydırıcılık şemsiyesi oluşturması gerektiğini savundu.

NATO liderlerinin gönümüzdeki salı günü Ankara'da başlayacak zirvede bir araya gelmesi bekleniyor.

Zirve öncesinde Trump, savunma harcamalarını son dönemde önemli ölçüde artırmalarına rağmen Almanya ve diğer müttefiklerini NATO'ya yaptıkları katkılar nedeniyle yeniden eleştirdi.

Fischer, "Avrupalı devlet ve hükümet başkanları ile NATO Genel Sekreteri, Donald Trump'ı ittifak içinde tutabilmek için ona büyük ölçüde iltifat ediyor" ifadesini kullandı.

Bunun eleştirilecek bir tutum olmadığını belirten Fischer, "Bunu yapmak zorundalar. Başka bir alternatif görmüyorum. Ancak NATO'nun uzun vadede bu şekilde varlığını sürdüreceğine inanmıyorum" değerlendirmesinde bulundu.

Fischer, NATO'nun Avrupa kanadının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, "NATO'nun Avrupa ayağı, tercihen Kanada'nın da katılımıyla birlik içinde kalmalı" dedi.

Mevcut mekanizmaların korunarak yeni bir yapıya aktarılması gerektiğini belirten Fischer, ABD'nin nükleer şemsiyesine güvenip güvenmediği yönündeki soruya ise "Artık güvenmiyorum" şeklinde cevap verdi.

Trump'a övgü dolu sözler söylenmesinin doğru bir yaklaşım olduğunu ifade eden Fischer, ancak bunun "işler kritik bir noktaya geldiğinde" yeterli olup olmayacağı konusunda kuşkuları bulunduğunu belirtti.

ABD'nin NATO'dan çekilmesi halinde nükleer caydırıcılık şemsiyesini de geri çekeceğini savunan Fischer, bu durumda Avrupa'nın, İngiltere ve Fransa'nın nükleer kapasitesi ile NATO'nun Avrupa kanadının konvansiyonel askerî gücünü temel alarak kendi güvenlik şemsiyesini oluşturması gerektiği görüşünü dile getirdi.

Böyle bir yapıda nihai karar yetkisinin, bugün ABD Başkanı'nda olduğu gibi, Fransa Cumhurbaşkanı veya İngiltere Başbakanı'nda olacağını belirten Fischer, finansman konularının ise ayrıca müzakere edilmesi gerektiğini kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Joschka Fischer, 1998-2005 yılları arasında Almanya eski Başbakanı Gerhard Schröder liderliğindeki Sosyal Demokrat Parti-Yeşiller koalisyon hükümetinde Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev yapmıştı.



50 Avrupa Parlamentosu üyesinden FIFA'ya çağrı: Trump'a verilen “Barış Ödülü” soruşturulsun

ABD Başkanı Donald Trump ve FIFA Başkanı Gianni Infantino, Barış Ödülü töreninde (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve FIFA Başkanı Gianni Infantino, Barış Ödülü töreninde (Reuters)
TT

50 Avrupa Parlamentosu üyesinden FIFA'ya çağrı: Trump'a verilen “Barış Ödülü” soruşturulsun

ABD Başkanı Donald Trump ve FIFA Başkanı Gianni Infantino, Barış Ödülü töreninde (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve FIFA Başkanı Gianni Infantino, Barış Ödülü töreninde (Reuters)

Avrupa Parlamentosu'ndan 50 milletvekili, FIFA Başkanı Gianni Infantino'nun ABD Başkanı Donald Trump'a verdiği "Barış Ödülü"nün soruşturulması için Uluslararası Futbol Federasyonu'na (FIFA) çağrıda bulundu. Çağrı, insan hakları kuruluşu FairSquare'ın aralık ayında yaptığı başvuruya destek niteliği taşıyor.

FairSquare, dün yaptığı açıklamada, söz konusu mektubun, 2015 yılında Avrupa Parlamentosu'nun dönemin FIFA Başkanı Sepp Blatter'i istifaya çağırmasından bu yana, dünya futbolunun yönetimindeki kötü yönetişim ve kural ihlallerine karşı Avrupalı siyasetçiler tarafından yapılan en önemli girişim olduğunu belirtti.

Pazartesi tarihli mektupta, 13 Avrupa ülkesinden çoğunluğu Sosyal Demokrat, Liberal ve Yeşiller grubuna mensup 50 milletvekili, FIFA Etik Komitesi'ne soruşturmayı "en kısa sürede ve ciddiyetle" başlatması çağrısında bulundu. İngiltere merkezli FairSquare, yaklaşık yedi aydır bu soruşturmanın açılmasını talep ediyor.

İrlandalı Barry Andrews, Hollandalı Lara Wolters ve Danimarkalı Niels Fuglsang öncülüğünde kaleme alınan mektupta, 2026 Dünya Kupası nedeniyle bu yaz dünya kamuoyunun FIFA'ya odaklandığı belirtilerek, bunun kurumun siyasi tarafsızlık, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine bağlılığını göstermesi için önemli bir fırsat olduğu ifade edildi.

FairSquare, geçen ay yalnızca Norveç Futbol Federasyonu'nun destek verdiği başvurusunda, Infantino'yu FIFA Etik Kuralları'nın 15. maddesinde yer alan tarafsızlık yükümlülüğünü, Donald Trump'ı kayırarak ihlal etmekle suçlamıştı.

Kuruluş, özellikle FIFA Etik Komitesi'nden, Trump'a geçen kasım ayında verilen ve daha önce benzeri bulunmayan "FIFA Barış Ödülü"nün hangi koşullarda verildiğinin incelenmesini talep ediyor. FairSquare, ödülün kriterleri ve verilme sürecine ilişkin FIFA'nın kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmadığını savunuyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Kuruluş ayrıca, Infantino'nun geçen ekim ayında Trump'ın Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmesi çağrısında bulunmasını ve ABD Başkanının iç politikalarına destek veren açıklamalarını da eleştirdi.

FairSquare, Infantino'nun "Trump'ın ulusal ve uluslararası siyasi gündemine açık desteğinin", hem futbolun hem de FIFA'nın tarafsızlığına ve itibarına zarar verdiğini öne sürdü.

FIFA ise Avrupa Parlamentosu üyelerinin mektubuna ilişkin AFP'nin yönelttiği sorulara dün ycevap vermedi. Kurum daha önce de FairSquare'ın başvurusu ve "Barış Ödülü"ne yönelik eleştiriler hakkında açıklama yapmamıştı.


NATO, transatlantik ortaklığını yeniden şekillendiriyor ve Türkiye bu denklemin merkezinde

Yapay zekâ tarafından oluşturulmuş illüstrasyon
Yapay zekâ tarafından oluşturulmuş illüstrasyon
TT

NATO, transatlantik ortaklığını yeniden şekillendiriyor ve Türkiye bu denklemin merkezinde

Yapay zekâ tarafından oluşturulmuş illüstrasyon
Yapay zekâ tarafından oluşturulmuş illüstrasyon

Antoine El Hac yazdı

Donald Trump'ın 20 Ocak 2025'te yeniden Beyaz Saray'a dönmesinin ardından transatlantik ortaklığının zayıfladığı yönündeki tartışmalar hız kazandı. Hatta bazı analistler, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) tarihsel bir gerileme sürecine girdiğini öne sürdü. Ancak mevcut gelişmeler farklı bir tablo ortaya koyuyor. NATO dağılmaktan ziyade, ABD ile Avrupa arasındaki ilişkilerin kurallarını yeniden tanımlıyor ve onlarca yıldır Amerikan liderliğine dayanan modelden, sorumlulukların daha dengeli paylaşıldığı yeni bir yapıya geçiş yaşanıyor.

70 yılı aşkın süredir ABD'nin güvenlik şemsiyesi, NATO aracılığıyla Avrupa savunmasının temel dayanağını oluşturdu. Ancak uluslararası dengelerde yaşanan değişimler, Washington'un önceliklerinin farklılaşması ve Çin ile stratejik rekabetin artması, ardı ardına gelen ABD yönetimlerini Avrupalı müttefiklerden güvenlik alanında daha fazla sorumluluk üstlenmelerini istemeye yöneltti.

Kuzey Carolina kıyılarında ABD deniz kuvvetleriyle ortak eğitim tatbikatındaki iki Norveçli asker (Reuters)Kuzey Carolina kıyılarında ABD deniz kuvvetleriyle ortak eğitim tatbikatındaki iki Norveçli asker (Reuters)

Trump bu talepleri yüksek sesle dile getirse de Washington'un yaklaşımının temelleri daha önce atıldı. ABD, Çin'i en büyük stratejik rakip olarak görerek dikkatini giderek Hint-Pasifik bölgesine çevirmeye başlamıştı.

Buna karşılık Avrupa ülkeleri tehdit algısında farklı bir öncelik sıralamasına sahipler. Avrupa başkentlerinin büyük bölümü için Rusya kıta güvenliği açısından hâlâ en büyük tehdit olarak görülüyor. Ukrayna savaşı da kolektif savunmayı yeniden NATO'nun merkezine taşıdı. Washington ise Avrupa'nın savunmasına bağlılığını sürdürmekle birlikte, önümüzdeki on yıllarda uluslararası düzeni belirleyecek temel unsurun Çin ile rekabet olacağını değerlendiriyor.

NATO'nun uyum sağlama kapasitesi

Önceliklerdeki bu farklılık, ittifakın çöktüğü anlamına gelmiyor. Aksine, transatlantik ilişkinin daha gerçekçi temeller üzerinde yeniden şekillenmesini zorunlu kılıyor. NATO hiçbir zaman üyeler arasında tam bir siyasi görüş birliği üzerine kurulmadı. İttifakın temelini ortak güvenlik çıkarları ve ortak tehdit algısı oluşturdu.

ABD Başkanı Donald Trump ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 26 Haziran'da Beyaz Saray'da (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 26 Haziran'da Beyaz Saray'da (Reuters)

Bu nedenle NATO'nun geleceği, Soğuk Savaş sonrası dönemin modeline geri dönmekten ziyade, üyelerinin daha karmaşık stratejik ortama uyum sağlayabilme yeteneğine bağlı olacak.

Yeni güvenlik ortamı, Avrupa ülkelerini savunma harcamalarında benzeri görülmemiş adımlar atmaya yöneltti. ABD'nin yıllardır dile getirdiği yük paylaşımı eleştirilerinin ardından NATO üyelerinin büyük bölümü savunma bütçelerini önemli ölçüde artırdı.

Almanya savunma harcamalarına ilişkin geleneksel politikasını gözden geçirirken, Polonya ve eski Sovyet etki alanındaki doğu kanadı ülkeleri Rusya tehdidi nedeniyle askerî kapasitelerini hızla güçlendirmeyi sürdürüyor.

Bu gelişmeler, Avrupa'nın kıta güvenliğinin artık tamamen ABD güvencelerine dayandırılamayacağı yönündeki farkındalığın giderek arttığını ortaya koyuyor.

Askerî alanın ötesinde yeni denge arayışı

Transatlantik ilişkilerde yeniden müzakere süreci yalnızca savunma alanıyla sınırlı değil. Ekonomi, teknoloji ve savunma sanayii de bu dönüşümün önemli başlıkları arasında yer alıyor.

ABD ile Avrupa arasındaki karşılıklı yatırımlar dünyanın en büyük ekonomik ortaklıklarından biri olmayı sürdürürken, Amerikan savunma sanayii Avrupa'nın silahlanma programlarını önemli bir ticari fırsat olarak görüyor.

Fransa, Avrupa'da nispeten bütünleşmiş bir savunma sanayii altyapısına sahip tek ülke konumunda bulunurken, diğer Avrupa ülkelerinin büyük bölümü silah ve askerî teknoloji alanında değişen oranlarda dışa bağımlı durumda.

Buna karşılık Avrupa ülkeleri de Washington ile ittifakı korurken, aynı zamanda savunma sanayii ve teknolojide daha fazla stratejik özerklik kazanmayı hedefliyor. Böylece stratejik bağımsızlık ile transatlantik ortaklık arasında hassas bir denge kurulmaya çalışılıyor.

Ankara Zirvesi'nin önemi

Bu çerçevede Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi, sıradan bir liderler toplantısından daha büyük anlam taşıyor.Zirve, ABD ile Avrupa'nın transatlantik ilişkiyi yeni koşullara uygun biçimde yeniden tanımlayıp tanımlayamayacağının önemli bir sınavı olarak görülüyor.

Artık temel soru, ABD'nin Avrupa'nın tek güvenlik garantörü olarak kalıp kalmayacağı değil; tarafların daha dengeli bir ortaklığı nasıl inşa edebileceği.

Bu süreçte Türkiye, NATO'nun en etkili ve aynı zamanda en fazla tartışma yaratan üyelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Askerî açıdan ittifakın ikinci büyük ordusuna sahip olan Türkiye, Karadeniz, Doğu Akdeniz, Ortadoğu ve Kafkasya'yı birbirine bağlayan stratejik konumuyla NATO açısından kritik önem taşıyor. Rusya ile gerilimin artması ve Avrupa'nın güney komşusundaki istikrarsızlığın sürmesi de Türkiye'nin jeopolitik değerini daha da artırıyor.

Ancak bu stratejik önem, siyasi anlaşmazlıklarla birlikte değerlendiriliyor. Son yıllarda Türkiye ile bazı NATO müttefikleri arasında Rus yapımı S-400 hava savunma sistemi, Suriye politikası, Yunanistan ve Kıbrıs'la yaşanan sorunlar ile Ankara'nın ittifak içindeki oy birliği mekanizmasını kendi güvenlik önceliklerini savunmak amacıyla kullanması nedeniyle çeşitli krizler yaşandı.

Bu nedenle birçok müttefik, Türkiye'yi vazgeçilmez ancak birlikte çalışılması kolay olmayan bir ortak olarak görüyor.

Bununla birlikte geçmiş deneyimler, Avrupa'nın güvenlik tehditleri arttıkça Türkiye'nin öneminin de yükseldiğini gösteriyor. Antoine el Hac’ın Şarku’l Avsat için kaleme aldığı analize göre kriz dönemlerinde jeopolitik konum ve askerî kapasite siyasi anlaşmazlıkların önüne geçerken, tehdit düzeyi azaldığında siyasi ihtilaflar yeniden ön plana çıkıyor.

Atlantik zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanan Ankara'da bir polis devriyesi (Reuters)Atlantik zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanan Ankara'da atlı bir polis devriyesi (Reuters)

Ukrayna savaşının sürmesi, büyük güçler arasındaki rekabetin derinleşmesi ve ABD'nin Avrupa'nın güvenlik yükünü tek başına üstlenme isteği ya da kapasitesinin azalması halinde bu eğilimin önümüzdeki yıllarda da devam etmesi bekleniyor.

Dolayısıyla NATO'nun önündeki temel mesele, mevcut yapıyı olduğu gibi korumak değil; değişen küresel güç dengelerine uygun yeni bir işleyiş modeli geliştirmek olacak.

İttifakın başarısı, Avrupa'nın daha bağımsız bir rol üstlenmesini sağlarken, ABD'nin güvenlik taahhüdünü koruyabilmesine ve Türkiye gibi stratejik öneme sahip üyelerin katkılarından, siyasi görüş ayrılıklarına rağmen, etkin biçimde yararlanabilmesine bağlı olacak.

Bu nedenle transatlantik ortaklığın sona erdiğini söylemek için henüz erken görünüyor. Yaşanan süreç, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana transatlantik ilişkileri şekillendiren düzenin çöküşünden ziyade, uluslararası sistemdeki değişim ve büyük güçlerin önceliklerinin farklılaşması doğrultusunda ittifak içindeki rollerin yeniden dağıtılmasına işaret ediyor.

Ankara Zirvesi de NATO'nun bu geçiş dönemini, önümüzdeki on yılın güvenlik sınamalarına daha dengeli ve daha etkili cevap verebilecek yeni bir modele dönüştürüp dönüştüremeyeceğini gösterecek en önemli dönüm noktalarından biri olmaya aday görünüyor.


Ön metne göre, NATO liderleri Ankara'da kolektif savunmaya olan "sarsılmaz bağlılıklarını" yeniden teyit edecekler

Brüksel'deki NATO karargahında bulunan NATO logosu (Reuters)
Brüksel'deki NATO karargahında bulunan NATO logosu (Reuters)
TT

Ön metne göre, NATO liderleri Ankara'da kolektif savunmaya olan "sarsılmaz bağlılıklarını" yeniden teyit edecekler

Brüksel'deki NATO karargahında bulunan NATO logosu (Reuters)
Brüksel'deki NATO karargahında bulunan NATO logosu (Reuters)

NATO ülkelerinin büyükelçileri tarafından onaylanan ve Reuters’ın incelediği taslak metne göre, gelecek hafta Ankara’da gerçekleştirilecek ve ittifak liderleri arasında ABD Başkanı Donald Trump’ın da yer alacağı zirvede, NATO’nun kolektif savunmasını düzenleyen 5. maddeye bağlılığa “sarsılmaz bir taahhüt” yeniden teyit edilecek.

Metinde ayrıca üye ülkelerin 2026 yılı için Ukrayna’ya 70 milyar avro (80 milyar dolar) tutarında askerî yardım sağlamayı ve 2027’de de en az benzer seviyede destek vermeyi taahhüt etmelerinin beklendiği ifade edildi. Ancak taslak metnin liderler tarafından nihai onay alması gerekiyor.

NATO liderleri gelecek hafta Ankara’da bir araya gelirken, Avrupa ülkelerinin ABD Başkanı Trump ile İran ve Grönland konusundaki görüş ayrılıklarını gölgede bırakmaya ve Avrupa savunmasında daha fazla sorumluluk üstlendiklerini göstermeye çalışacağı belirtiliyor. Aynı zamanda Washington’un ittifaka yönelik bazı taahhütlerini azaltması da gündemdeki başlıklar arasında yer alıyor.

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, salı ve çarşamba günleri yapılacak zirvenin Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırma taahhütlerine bağlılıklarını ortaya koyacağını ve olası bir Rus saldırısını caydırmaya yönelik adımların güçlendirileceğini söyledi. Rutte ayrıca, on milyarlarca dolarlık yeni silah anlaşmalarının imzalanacağını belirtti.

Zirvede ayrıca Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik işgaline karşı silah tedarikinin sürdürülmesine ilişkin taahhütlerin yenilenmesi bekleniyor. Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde düzenlenecek akşam yemeğine katılacağı; Erdoğan’ın aynı zamanda Trump ile ikili görüşme gerçekleştireceği bildirildi.

İran savaşının gölgesi

Avrupalı yetkililer, Trump ile Erdoğan ve Rutte arasındaki güçlü ilişkilerin zirvenin sorunsuz ilerlemesine katkı sağlayabileceğini, ancak İran savaşı ve Trump’ın NATO’ya yönelik eleştirileri nedeniyle gerilim ihtimalinin tamamen ortadan kalkmadığını ifade ediyor.

Trump, Truth Social hesabında yaptığı paylaşımda, ABD’nin NATO üyelerini “karşılık almadan korumak için para harcadığını” savunarak şikâyette bulundu.

Buna karşılık Rutte ve diğer liderler, NATO’nun ABD’nin güvenliğine de katkı sağladığını ve Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırma yönündeki Trump çağrılarına yanıt verdiğini vurguluyor.

Avrupalı yetkililer, İran savaşının da zirveye gölge düşürmesinden endişe ediyor. Özellikle çatışmaların yeniden alevlenmesi veya Trump’ın Avrupa ülkelerinin ABD’nin askeri operasyonlarına yeterince destek vermediği gerekçesiyle tepki göstermesi ihtimalinden kaygı duyuluyor.

NATO yetkilileri ayrıca, çoğu müttefikin ABD’ye hava sahası ve üs kullanım izni verdiğini, ancak savaşın Avrupa’da geniş ölçüde popüler olmadığını ve birçok lider tarafından da desteklenmediğini belirtiyor.