Yapay zekâ, Suudi Arabistan’daki girişim sermayesi yatırımlarının çehresini değiştiriyor

500 Global yetkilisi Şarku’l Avsat’a konuştu: Siber riskler, şirketlerin finansmanında belirleyici bir faktör haline geldi

‘Yapay zekâ’ ibaresi, bir klavye ve robot ellerinin yer aldığı bir illüstrasyon (Reuters)
‘Yapay zekâ’ ibaresi, bir klavye ve robot ellerinin yer aldığı bir illüstrasyon (Reuters)
TT

Yapay zekâ, Suudi Arabistan’daki girişim sermayesi yatırımlarının çehresini değiştiriyor

‘Yapay zekâ’ ibaresi, bir klavye ve robot ellerinin yer aldığı bir illüstrasyon (Reuters)
‘Yapay zekâ’ ibaresi, bir klavye ve robot ellerinin yer aldığı bir illüstrasyon (Reuters)

Suudi Arabistan, girişim sermayesi yatırımlarında bölgesel liderliğini pekiştirmek için hızlı adımlar atıyor. Ülkedeki girişim şirketlerini destekleyen yatırımcı sayısı yüzde 38’lik rekor artışla 194’e yükselirken, bu büyümede uluslararası yatırımcı katılımının yüzde 65 artması etkili oldu.

Bu ivmeyi yansıtan önemli bir gelişme olarak, 2,3 milyar dolar büyüklüğünde varlığı yöneten küresel yatırım şirketi 500 Global’in Yönetici Ortağı Emel Duhan, Şarku’l Avsat’a yaptığı özel açıklamalarda Suudi Arabistan’ın yeni yatırım haritasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Duhan, yapay zekâ teknolojilerinin artık yalnızca ‘ek bir avantaj’ olmaktan çıktığını, iş modellerini yeniden şekillendiren ve sürdürülebilir rekabet avantajı sağlayan temel araç haline geldiğini belirterek, bunun bölgede yeni milyar dolarlık şirketlerin ortaya çıkmasının önünü açacağını ifade etti.

Duhan, 29-30 Haziran tarihlerinde Riyad’da düzenlenen Global AI Show 2026 kapsamında yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın yatırımcıların aradığı birçok unsuru bir arada sunduğunu söyledi. Duhan, ülkenin inovasyonu destekleyen güçlü devlet politikaları, yüksek dijital farkındalığa sahip nüfusu, sermaye erişimi ve ekonomiyi çeşitlendirmeye yönelik iddialı hedefleri sayesinde yatırım açısından benzersiz bir konuma sahip olduğunu vurguladı.

cdfv df
500 Global’in Yönetici Ortağı Emel Duhan (Şarku’l Avsat)

Ayrıca, Suudi Arabistan pazarını daha cazip kılan unsurun yalnızca yeni teknolojilerin benimsenmesindeki genişleme olmadığına dikkat çekti. Duhan, aynı zamanda birçok ekonomik sektörde iş modellerinin eş zamanlı olarak yeniden şekillendiğini belirterek, bunun girişimcilere piyasalarını sadece geliştirmekle sınırlı kalmadan, onları yeniden tanımlayabilecek şirketler kurma imkânı sunduğunu ifade etti.

Yapay zekâya bahis

Duhan, bölgedeki bir sonraki teknoloji milyarderi şirket dalgasının, Suudi Arabistan’ın stratejik öncelik taşıyan sektörlerinde ortaya çıkacağını öngördü. Bu alanlar arasında yapay zekâ destekli kurumsal yazılımlar, finansal teknoloji altyapısı, sağlık teknolojileri, lojistik ve tedarik zinciri teknolojileri, iklim ve enerji teknolojileri, endüstriyel teknolojiler ile kamu kurumları ve büyük ölçekli kuruluşların dijital dönüşümünü destekleyen platformlar yer alıyor.

Duhan ayrıca, 500 Global’in odağını yalnızca ürünlerine yapay zekâyı bir özellik olarak ekleyen girişimlerden ziyade, bu teknolojinin benimsenmesi için gerekli altyapıyı geliştiren şirketlere kaydırdığını belirtti. En yüksek değerlemeye ulaşacak şirketlerin ise özel veriye sahip olanlar, temel iş akışlarını yönetenler veya yapay zekânın yaygınlaşmasıyla birlikte değeri artan dağıtım kanallarını kontrol edenler olacağını vurguladı.

Sürdürülebilir rekabet avantajı

Girişim şirketlerinin ekonomik verimliliklerini artırma kapasitesine ilişkin olarak Duhan, müşteri edinme maliyetini düşürmenin yalnızca pazarlama harcamalarını azaltmakla sağlanamayacağını, bunun yerine şirket büyüdükçe müşteriye erişimi daha verimli hâle getiren sistemler kurmakla mümkün olduğunu açıkladı. Duhan, yapay zekâ ve otomasyonun müşteri hedeflemesini ve müşteri adaylarının nitelendirilmesini iyileştirdiğini, hizmetlere katılım süreçlerini kolaylaştırdığını ve müşteri elde tutma oranlarını artırdığını belirterek, bunun pazarlama harcamalarını artırmaya dayalı bir büyüme modelinden ziyade dönüşüm oranlarını yükselten bir yaklaşım sunduğunu ifade etti.

Teknolojinin tek başına artık sürdürülebilir bir rekabet avantajı oluşturmadığını vurgulayan Duhan, yapay zekâ araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte üstünlüğün giderek daha fazla özel müşteri verisine ve içgörüye sahip olmaya, marka güveni oluşturmaya ve güçlü dağıtım kanalları geliştirmeye bağlı hale geldiğine dikkat çekti.

Duhan ayrıca, en güçlü şirketlerin yalnızca müşteri edinme maliyetini düşürmeye odaklananlar olmadığını, bunun yerine müşteri yaşam boyu değeri ile müşteri edinme maliyeti arasında dengeli bir yapı kurabilen şirketler olduğunu söyledi. Bu şirketlerin her müşteri etkileşimini ürünü geliştiren, kullanıcı deneyimini iyileştiren ve gelecekte müşteri edinme maliyetlerini düşüren veriye dönüştürdüğünü, böylece rakipler tarafından kopyalanması zor bir rekabet avantajı oluşturduğunu ifade etti.

Büyüme verimliliği

Ölçeklenebilirlik konusuna ilişkin olarak Duhan, girişim sermayesi yatırımcılarının, müşteri tabanını ve pazarını büyütebilirken gelirleri, operasyonel giderlerden daha hızlı artırabilen şirketlere odaklandığını belirtti. Bu yaklaşım, iş hacmi genişlerken maliyetlerin aynı oranda artmaması anlamına geliyor.

Duhan, yatırımcıların büyümesini çalışan sayısındaki artışa dayandıran şirketler yerine, ölçeklenebilir operasyon sistemleri kuran girişimcileri tercih ettiğini ifade etti. Müşteri hizmetleri, uyum süreçleri ve raporlama gibi tekrar eden iş süreçlerinin erken aşamalarda gözden geçirilerek otomasyona geçirilmesinin önemine dikkat çekti.

Bu hedefe ulaşmanın, daha başlangıç aşamasında ölçeklenebilir bir teknoloji altyapısına yatırım yapılmasını gerektirdiğini vurgulayan Duhan; güçlü veri altyapısı, API tabanlı mimari ve modern bulut sistemlerinin bu yapının temel unsurları olduğunu söyledi. Bu sayede şirketlerin, çalışan sayısını veya operasyonel yapıyı paralel biçimde büyütmeden binlerce ek müşteriye hizmet verebileceğini, bunun da iş büyüdükçe kârlılık marjlarının iyileşmesini sağladığını ifade etti.

Operasyonel esneklik ve risk yönetimi

Siber güvenlik konusunda ise Duhan, siber risklerin artık yalnızca bilgi teknolojileri departmanlarını ilgilendiren teknik bir mesele olmaktan çıktığını, şirketlerin değerlemesi ve yatırım çekme kapasitesini etkileyen temel unsurlardan biri haline geldiğini söyledi. Duhan, herhangi bir siber saldırı ya da sistemlerde yaşanacak uzun süreli bir kesintinin gelirleri, müşteri güvenini, düzenleyici uyumu ve yeni yatırım alma fırsatlarını olumsuz etkileyebileceğini belirtti.

Şirketlerin veri ve yapay zekâ teknolojilerine bağımlılığının artmasının, güvenlik açıklarının ekonomik maliyetini de yükselttiğine dikkat çeken Duhan, bu nedenle siber güvenliğin yalnızca teknik bir gereklilik değil, kurumsal yönetim stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak görülmesi gerektiğini ifade etti.

Duhan, yatırımcıların girişimcilerden siber güvenliği finansal denetim mekanizmalarına gösterdikleri disiplinle ele almalarını beklediğini vurguladı. Bunun; açık bir yönetişim yapısı oluşturmayı, düzenli güvenlik denetimleri gerçekleştirmeyi, felaket kurtarma planları hazırlamayı, erişim kontrolleri ve veri koruma önlemleri uygulamayı, ayrıca çalışanlara sürekli eğitim verilmesini ve sistemlerin kesintisiz izlenmesini kapsadığını söyledi.

Duhan, operasyonel dayanıklılığın başlı başına bir rekabet avantajına dönüştüğünü belirterek, müşterilerin, büyük şirketlerin ve yatırımcıların; şirketlerin siber güvenlik olaylarını hızla tespit etme, kontrol altına alma ve kısa sürede normale dönme kabiliyetine giderek daha fazla önem verdiğini, bunun da uzun vadede güveni güçlendirerek şirketlerin ekonomik değerini artırdığını ifade etti.



Bruce Willis, Ben Affleck'e 7 Oscar alan filmde oynamamasını tavsiye etmiş

Affleck neyse ki rol arkadaşının tavsiyesini dinlememiş (Reuters)
Affleck neyse ki rol arkadaşının tavsiyesini dinlememiş (Reuters)
TT

Bruce Willis, Ben Affleck'e 7 Oscar alan filmde oynamamasını tavsiye etmiş

Affleck neyse ki rol arkadaşının tavsiyesini dinlememiş (Reuters)
Affleck neyse ki rol arkadaşının tavsiyesini dinlememiş (Reuters)

Ben Affleck, Bruce Willis'in kendisine verdiği ve dinlememekten memnun olduğu tavsiyeden bahsetti. Affleck'in iddiasına göre Armageddon'daki rol arkadaşı Willis, ona Aşık Shakespeare'de (Shakespeare in Love) yer almamasını söylemiş.

İki oyuncu, 1998 yapımı aksiyon-gerilim filmi Armageddon'da birlikte oynamıştı. 54 yaşındaki Affleck kısa süre sonra John Madden'ın yönettiği romantik komedi Aşık Shakespeare'de yer alarak kariyerinde farklı bir yöne adım atmıştı. Film daha sonra En İyi Film dahil 7 dalda Oscar kazanmıştı.

Batman oyuncusu Happy Sad Confused adlı podcast'te, Armageddon setindeyken Willis'in kendisine verdiği bazı tavsiyeleri anlattı.

Affleck şunları söyledi:

Bruce Willis bir keresinde bana dönüp, 'Sesin çok ince' dedi. Ben de 'Ne?' diye karşılık verdim. O ise, 'Bu kadar ince bir sesle konuşma' dedi. Ben de, 'Bruce, benim sesim zaten böyle. Bunu nasıl değiştirebilirim ki?' dedim.

Willis'in "dünyalar tatlısı bir adam" olduğunu ve aslında kendisine tavsiye vermeye çalıştığını belirten Affleck, şöyle devam etti:

Ayrıca, 'Dostum, o Shakespeare filmini sakın yapma. O filmde yer almak istemezsin' demişti. Bu konuda yanılıyordu. Gerçi hakkını yemeyelim, senaryoyu okumamıştı.

Affleck, Aşık Shakespeare'de Globe Tiyatrosu'ndaki yapımlarda rol alan Ned Allen karakterini canlandırmıştı.

Filmde ünlü oyun yazarını Joseph Fiennes, hikayedeki sevgilisi Viola de Lesseps'i ise Gwyneth Paltrow canlandırıyordu. Paltrow bu rolüyle ilk Oscar ödülünü kazandı. Tarihsel kurgu türündeki filmde Shakespeare, yazma tıkanıklığı yaşarken soylu de Lesseps'te ilham buluyor ve ikili arasında tutkulu bir aşk başlıyordu.

Filmin yardımcı oyuncu kadrosunda ise Colin Firth, Geoffrey Rush ve Dame Judi Dench gibi isimler yer alıyordu. Kraliçe I. Elizabeth rolüyle 10 dakikadan az görünen Judi Dench, bu performansıyla En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Akademi Ödülü'nü kazandı. Bu, Oscar kazanan en kısa süreli performanslardan biriydi.

Aşık Shakespeare'in kazandığı diğer Akademi Ödülleri arasında en iyi özgün senaryo, en iyi müzik ve en iyi kostüm tasarımı vardı.

vfg
Affleck, Aşık Shakespeare'de (Universal Pictures)

Affleck şu sıralar hem senaryosuna katkıda bulunduğu, hem yönetmenliğini paylaştığı hem de başrolünde yer aldığı yeni Netflix filmi Animals'ın tanıtım turunda.

Oyuncu, en çok gurur duyduğu projelerinden bahsetmenin yanı sıra, 2017 yapımı Justice League: Adalet Birliği (Justice League) dahil kariyerinin en kötü dönemlerini de tüm samimiyetiyle anlattı.

Filmde Batman karakterini canlandıran Affleck için yapım süreci baştan sona sorunlarla doluymuş. Hatta bu deneyim onun için o kadar yıpratıcı olmuş ki bir daha asla bir süper kahraman filminde rol almamaya yemin etmiş.

Affleck, "Gerçek şu ki Justice League: Adalet Birliği deneyimi pek çok farklı nedenden ötürü son derece olumsuzdu" dedi.

Bunun bir kısmı benim o dönemki kişisel durumumla, bir kısmı o süreçte yaşanan trajedilerle ilgiliydi. Ayrıca stüdyoyla film yapımcısının fikir ayrılığına düştüğü durumlarda, böyle bir filmin nasıl yapılmaması gerektiğini de bizzat görmüş oldum. Bu gerçekten büyük bir hata. Filmin sonunu hazırlayan da tam olarak buydu.

Independent Türkçe


Hollywood efsanesi, sette Stanley Kubrick'i tehdit etmiş

Kirk Douglas, 1960 yapımı epik Spartaküs'te (Universal International)
Kirk Douglas, 1960 yapımı epik Spartaküs'te (Universal International)
TT

Hollywood efsanesi, sette Stanley Kubrick'i tehdit etmiş

Kirk Douglas, 1960 yapımı epik Spartaküs'te (Universal International)
Kirk Douglas, 1960 yapımı epik Spartaküs'te (Universal International)

Spartaküs (Spartacus), sinema tarihinin en ikonik sahnelerinden birine sahip. Ancak Kirk Douglas, Stanley Kubrick'in bu sahneyi çekmesini sağlamak için olağanüstü yollara başvurmak zorunda kalmış.

2001: Uzay Macerası (2001: A Space Odyssey), Full Metal Jacket ve Cinnet (The Shining) gibi başyapıtlarına imza atmadan önce Kubrick, western ve kara film türleriyle tanınan Anthony Mann'in 1960 yapımı bu tarihi filmden uzaklaştırılmasının ardından yönetmen koltuğuna oturtulmuştu.

Turner Classic Movies'in The Plot Thickens adlı podcast'inin bir bölümünde, Kirk Douglas'ın, oyuncuları diyaloglarında doğaçlama yapmaya teşvik eden Anthony Mann'den "giderek daha fazla rahatsızlık duymaya başladığı" anlatılıyor. Bu durum, yapımın "planlanan takvimin epey gerisinde kalmasına" yol açıyormuş.

Douglas, daha önce Zafer Yolları'nda (Paths of Glory) birlikte çalıştığı, o dönem 31 yaşında olan Kubrick'i projeye dahil etti. Ancak yönetmen, filmin yaratıcı süreçleri üzerinde tam yetki sahibi değildi. Douglas, 1988'de yayımlanan anılarında, Kubrick'in "özgüveninin çoğu zaman kibre varan bir noktada olduğunu" belirtiyor. Douglas'a göre bu özellik, Laurence Olivier, Charles Laughton ve Peter Ustinov gibi kontrol edilmesi güç oyuncularla çalışırken hem avantaj hem de engel teşkil edebiliyordu.

Kirk Douglas'ın anılarına göre yönetmenle Douglas arasında gerginlik yaşanmıştı. Bunun nedeni Kubrick'in, Dalton Trumbo'nun senaryosunda yer alan klasik "Ben Spartaküs'üm!" sahnesini çıkarması ve Douglas'ın bu konudaki uyarısını görmezden gelmesiydi.

Podcast sunucusu Ben Mankiewicz, sahneyi şöyle açıklıyor:

Söz konusu sahnede Spartaküs ve diğer köleler Romalılar tarafından kıskıvrak yakalanır. Kölelere, 'Spartaküs'ün kim olduğunu söylerseniz hayatınız bağışlanacak' denir. Spartaküs tam kendini ele verecekken, başka bir köle ayağa kalkar ve 'Ben Spartaküs'üm!' der. Ardından bir başka köle de aynısını yapar. Sonra bir başkası daha.

Gönderdiği nota yanıt alamadığı için öfkelenen Douglas, "iri, kahverengi bir atın" sırtında atını "tırıs" sürerek Kubrick'in yanına geldi. Atı "Stanley'nin yüzüne birkaç santim mesafedeyken" ona şunları söyledi:

Bir sahnenin çekimiyle ilgili sana not gönderdiğimde, en azından bir yanıt beklerim. 'Ben Spartaküs'üm' sahnesiyle ilgili not gönderdim ama yanıt verme zahmetine bile girmedin.

Kubrick, "Çünkü bunu yapmak istemiyorum, aptalca bir fikir" diye karşılık verdi. Bunun üzerine Douglas, atını Kubrick'in "tam üzerine sürerek" şöyle dedi:

B k, seni küçük pislik. Aptalca bir fikir olabilir ama deneyeceğiz. Eğer işe yaramazsa çıkarırız ama yine de çekeceğiz.

Yönetmen, Douglas'ın taleplerini kabul etti ve bu sahne "filmin en meşhur sahnesi" haline geldi.

Sözkonusu sahne yıllar içinde pek çok parodiye konu oldu. Bunların en akılda kalıcı olanları, 1979 yapımı Brian'ın Hayatı'nda (Monty Python's Life of Brian) ve The Office'in ABD versiyonunda yer alanlardı.

Üçüncü Köle Savaşı sırasında Roma'ya karşı ayaklanma başlatan köle ve gladyatörün hikayesini anlatan Spartaküs, aralarında Ustinov'a kazandırdığı En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünün yanı sıra En İyi Sinematografi, En İyi Sanat Yönetimi ve En İyi Kostüm Tasarımı dallarında olmak üzere toplam 4 Oscar ödülü kazandı.

The Plot Thickens, efsanevi sinemacıların ve oyuncuların hayatlarını, çalışmalarını ve kamera arkasındaki karmaşayı derinlemesine inceliyor. Kubrick'e odaklanan yeni sezon, Douglas'ın kendi anı kitabında yer alan tanıklıklardan yararlanıyor.

Independent Türkçe 


Avustralya'da yarasa virüsü alarmı: Ölüm riski çok yüksek

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Avustralya'da yarasa virüsü alarmı: Ölüm riski çok yüksek

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Avustralyalı yetkililer, ısırma ve tırmalama vakalarındaki keskin artış nedeniyle nadir görülen bir virüse maruz kalma riskine ilişkin endişeleri artırması üzerine halka yarasalara dokunmamaları uyarısında bulunuyor. Virüs, belirtiler ortaya çıktığında neredeyse her zaman ölüme yol açıyor.

Yeni Güney Galler (NSW) Sağlık Bakanlığı salı günü yaptığı açıklamada, 28 Eylül'le 10 Ekim arasında eyaletin kuzey bölgelerinde 43 kişinin yarasalar tarafından ısırıldığını veya tırmalandığını, geçen yılın aynı döneminde ise bu sayının 10 olduğunu belirtti.

Olayların, Hunter Bölgesi, Orta Kuzey Kıyısı, NSW'nin kuzeyi ve Orta Kıyı'da yaşandığı bildirildi.

Kuduz virüsüyle akraba olan Avustralya yarasa lyssavirüsü, insanlarda ölümcül hastalığa yol açabiliyor. Semptomlar başladıktan sonra etkili bir tedavi yok ancak maruziyet sonrası aşı yaptırmak hastalığı önlemeye yardımcı olabiliyor.

NSW Sağlık Bakanlığı Sağlık Koruma Direktörü Keira Glasgow, "Halkın, insanlar için çok tehlikeli olan, kuduz virüsünün yakın akrabası Avustralya yarasa lyssavirüsünü herhangi bir yarasanın taşıyabileceğini varsaymasını istiyoruz" dedi.

Glasgow, "Avustralya yarasa lyssavirüsünün insanlara bulaşması son derece nadir ancak enfekte bir yarasa tarafından tırmalanan veya ısırılan kişilerde belirtiler başladığında ne yazık ki etkili bir tedavi bulunmuyor" ifadelerini kullandı.

Bir yarasa tarafından ısırılınca veya tırmalanınca acil tıbbi muayene hayati önem taşıyor.

Isırılan veya tırmalanan kişiler, yarayı derhal 15 dakika boyunca sabun ve suyla yıkamalı, antiviral etkiye sahip bir antiseptik sürmeli ve acilen tıbbi yardım almalı.

Bu uyarı, yaban hayatı uzmanlarının gıda kıtlığı nedeniyle yarasa faaliyetlerinin arttığını bildirmesinin ardından geldi.

Nine'a göre NSW İklim Değişikliği, Enerji, Çevre ve Su Bakanlığı'nın koruma programları genel müdürü Ingrid Emery, "Bunun sonucunda bölge sakinleri, gündüz saatlerinde arka bahçelerindeki ağaçlarda kalan uçan tilkileri görüyor" dedi.

Bu gıda kıtlığı olayı, kuzeydeki Clarence Vadisi'nden Güney Kıyısı'na kadar uzanan doğu kıyısı boyunca yaşanıyor.

Uçan tilkiler de dahil yarasalarda bulunan lyssavirüs, kuduzdan (Avustralya'da görülmüyor) farklı. Enfeksiyon; ateş ve baş ağrısı gibi grip benzeri belirtilere yol açtıktan sonra ilerleyerek felç, deliryum ve nöbetlere neden olabilir.

Ölüm genellikle belirtilerin ortaya çıkmasından bir veya iki hafta sonra gerçekleşiyor. Belirtiler genellikle maruziyetten yaklaşık bir hafta sonra başlasa da bazen ortaya çıkması yıllar sürebiliyor.

Yetkililer, halka yaralı veya yere düşmüş yarasalara temas etmeme ve bunun yerine eğitimli yaban hayatı kurtarma ekipleriyle iletişime geçme çağrısı yapıyor.

Independent Türkçe