Mali'deki isyancılar askeri konseyi kıskaca alıyor

Ülkenin kuzeyi ve orta kesimlerindeki başlıca şehirlere ve başkent Bamako'nun güneyindeki en büyük cezaevlerinden birine saldırılar düzenlendi

Son saldırılar sırasında Kidal şehri Azawad Kurtuluş Cephesi güçlerinin kontrolüne geçmesi, Yönetim Konseyi’ne ağır bir darbe indirdi (AFP)
Son saldırılar sırasında Kidal şehri Azawad Kurtuluş Cephesi güçlerinin kontrolüne geçmesi, Yönetim Konseyi’ne ağır bir darbe indirdi (AFP)
TT

Mali'deki isyancılar askeri konseyi kıskaca alıyor

Son saldırılar sırasında Kidal şehri Azawad Kurtuluş Cephesi güçlerinin kontrolüne geçmesi, Yönetim Konseyi’ne ağır bir darbe indirdi (AFP)
Son saldırılar sırasında Kidal şehri Azawad Kurtuluş Cephesi güçlerinin kontrolüne geçmesi, Yönetim Konseyi’ne ağır bir darbe indirdi (AFP)

Mali'de iktidardaki askeri konsey, ülke genelinde radikal grupları ve Tuareg müttefiklerinin koordineli saldırılarının ardından gerek başkent Bamako'da gerek kalesi olan başkent yakınlarındaki askeri kışlanın bulunduğu Kati beldesinde her zamankinden daha zayıf ve tecrit edilmiş görünüyor.

Askeri konseye ağır bir darbe indiren kapsamlı saldırının üzerinden yaklaşık iki ay geçerken el-Kaide bağlantılı Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin (CNIM) ve Tuareg ayrılıkçı hareket Azavad Kurtuluş Cephesi (FLA) cumartesi günü ülkenin kuzeyinden güneyine uzanan yeni saldırılar düzenledi. Bu durum, yönetimi zorlu olan geniş Sahel bölgesinde merkezi hükümet üzerindeki baskıyı sıkıştırma kapasitelerini ortaya koydu.

İsyancılar cumartesi günü ülkenin kuzeyi ve orta kesimlerindeki başlıca şehirlere ve başkent Bamako'nun yaklaşık 70 kilometre güneyindeki Mali'nin en büyük cezaevlerinden birine saldırılar düzenledi.

Kuzeydeki Kidal bölgesinde Azavad Kurtuluş Cephesi, Rusya’nın Afrika Kolordusu (eski adıyla Wagner Grubu) kuvvetlerinin bir askeri kışlada mevzilendiği Anefis şehrini kontrol altına aldığını duyurdu; çatışmaların pazar sabahı da sürdüğü bildirildi.

Anefis ve Aguelhok, 25-26 Nisan 2025 saldırılarının ardından Kidal bölgesinde ordunun varlık gösterdiği son iki mevzi.

İktidardaki askeri konsey için ağır bir darbe niteliği taşıyan Kidal şehri, söz konusu saldırılar sırasında FLA güçlerinin eline geçmişti. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına cumartesi sabahı gerçekleştirilen saldırılar aynı zamanda kuzeyin denetiminde kilit stratejik öneme sahip Gao şehrini ve büyük bir askeri üssün bulunduğu orta kesimde bulunan Sifari şehrini de kapsadı.

Ordunun yorulması

Fas merkezli düşünce kuruluşu Yeni Güney için Politika Merkezi’nin araştırmacısı Rıza el-Yamuri AFP’ye yaptığı açıklamada, CNIM ile FLA’nın koordineli saldırıları Mali ordusunu ve Afrika Kolordusu kuvvetlerini yıpratmayı hedefliyor ve bunu başardıkları görülüyor" değerlendirmesinde bulundu.

Merkezi Abidcan'da bulunan Uluslararası Terörle Mücadele Akademisi'ne bağlı Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nden bir araştırmacı ise "Mevcut hedefin güneye daha fazla ilerlenmeden önce kuzeyin denetim altına alınması ve tahkim edilmesi olduğu görülüyor" yorumunda bulundu.

Mali, 2020 ve 2021 yıllarında peş peşe yaşanan darbelerden sonra iktidarı ele geçirerek güvenliği yeniden sağlamayı ve geniş topraklarda devlet bütünlüğünü korumayı taahhüt eden ordu tarafından yönetiliyor. Ülke, radikalizm kaynaklı isyanın yanı sıra başta Tuareglerin yoğunlukla dile getirdiği ayrılıkçı taleplerle de karşı karşıya.

General Assimi Goita önderliğindeki askeri konsey, eski sömürgeci güç Fransa'ya sırtını çevirerek en yakın müttefiki haline gelen Rusya'ya yöneldi. Bamako, Moskova ile enerji, savunma ve yükseköğretim alanlarında iş birliği yapıyor.

Yıpratma stratejisi karşısında askeri konsey, kontrolündeki topraklar üzerindeki hâkimiyetini sürdürmekte güçlük çekiyor.

Dakar merkezli Timbuktu Enstitüsü Müdürü Bakari Sambe, AFP’ye “Devlet yalnızca Bamako'yu ve ülke içinde birkaç stratejik noktayı kontrol ediyor; hepsi bu. Geri kalan bölgeler istikrarsızlık içinde” açıklamasında bulundu.

Başkent de tehlikede

Ancak başkent Bamako da çatışmadan nasibini aldı. Bamako, radikal grupların aylardır tekrarlayan kuşatmaları altında ve bu durum ekonomiyi boğarken yakıt kıtlığına yol açıyor.

2024 eylülünde Bamako'daki askeri havalimanını ve Jandarma Koleji'ni hedef alan görülmemiş ölçekteki saldırıda güvenlik kaynaklarına göre 70'ten fazla kişi hayatını kaybetti, 200'den fazlası yaralandı.

Radikal gruplar, geçtiğimiz nisan ayının sonlarında Savunma Bakanı Sadyo Camara'yı Kati'deki evinde öldürerek sistemi tam kalbinden vurma kapasitelerini kanıtladı. Camara'nın ölümünün ardından askeri konseyin lideri General Goita, bizzat savunma bakanlığı görevini devraldı ve ülkenin güvenliğini sağlamak amacıyla çeşitli tedbirleri devreye soktu.

Goita'nın aldığı önlemler arasında aşırılık yanlısı grupların tercih ettiği ulaşım aracı olan motosikletlerin büyük şehirler dışında kullanımının yasaklanması ve bunların tescilinin zorunlu hale getirilmesi yer alıyor. Sivillerin, aşırılık yanlısı grupların sığınak olarak kullandığından şüphelenilen ormanlara girişi de yasaklandı.

Afrika Sahel Bölgesi Uzmanı Julien Hoffman, "Bu tedbirler Bamako'daki düşman silahlı grupların bazı kapasitelerini kısıtlayabilir; ancak yeni bir saldırı dalgasını önlemeye yetmez" yorumunda bulunudu.

Öte yandan Askeri konsey, Mali'nin tamamı üzerinde kontrolü elinde tuttuğunu ısrarla savunarak bu yargıyı sorgulayan herkese suçlama yöneltiyor.

Haziran ayı başlarında bir gazeteci, Tuareg ayrılıkçılarının kalesi olan Kidal şehrinin CNIM lideri tarafından kontrol edildiğini söylemesinin ardından ‘yanlış bilgi yaymak’ suçlamasıyla tutuklandı.

Kamuoyu üzerindeki şu an uygulanan sıkı denetimin, tam siyasi kontrol varmış gibi bir yanılsama yarattığı uyarısında bulunan Sambe, "Askeri yetkililer mevzilere çekilerek iktidarda kalmaya çalışıyor; ancak bu tablo uzun vadede sürdürülebilir değil” ifadesini kullandı.



Trump: Yıl sonundan itibaren İsrail'e mali yardımı durduracağız

ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşürken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşürken (Reuters)
TT

Trump: Yıl sonundan itibaren İsrail'e mali yardımı durduracağız

ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşürken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşürken (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Washington yönetiminin İsrail'e yönelik 10 yıllık güvenlik yardımı anlaşmasını sona erdireceğini açıkladı. Söz konusu anlaşma kapsamında İsrail'in 2028 yılına kadar yıllık 3,8 milyar dolar yardım alması öngörülüyordu.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada, ilk başkanlık döneminde 2019'da yürürlüğe giren ve temeli selefi Barack Obama döneminde, 2016 yılında atılan yardım anlaşmasının sona erdirileceğini belirtti.

İsrail'in de bu yardımın kesilmesine karşı olmadığını söyleyen Trump, “İsrail'in buna ihtiyacı olursa kendisine yardım edeceğiz” dedi. Yardımın azaltılması kararının kendisi ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında varılan mutabakat doğrultusunda alındığını kaydetti.

ABD ile İsrail arasındaki ilişkilerin önemine dikkat çeken Trump, İsrail'in ülkesi açısından öncelikli konumda olduğunu belirterek şunları söyledi:

“İsrail bizim için ilk sırada geliyor. Ona diğer bütün taraflardan daha fazla yardım sağlıyoruz ancak artık bu yardıma ihtiyacı kalmadı. Eğer ihtiyacı olsaydı, yardımın sürdürülmesi gerektiğini söylerdim.”

Anlaşma kapsamında İsrail, silah alımlarında kullanılmak üzere ABD'den yıllık yaklaşık 3,8 milyar dolar tutarında mali yardım alıyor.

Şarku’l Avsat’ın Dış İlişkiler Konseyi'nden  (CFR) aktardığı verilere göre İsrail, 1948'de kuruluşundan bu yana ABD'den bugünkü dolar değeriyle 300 milyar doların üzerinde ekonomik ve askeri yardım aldı.

Bu miktar, 1946'dan bu yana herhangi bir ülkeye sağlanan ABD yardımını geride bırakıyor. İsrail Başbakanı Netanyahu da daha önce ülkesinin ABD yardımına bağımlılığını sona erdirmek istediğini dile getirmişti.

Netanyahu, haziran ayında yaptığı açıklamada İsrail'in askeri bağımsızlığının güçlendirilmesi ve Washington'a olan bağımlılığının azaltılması çağrısında bulunmuştu.

Netanyahu, ocak ayında The Economist dergisine verdiği röportajda ise bu hedefe 10 yıl içinde ulaşmayı umduğunu söylemişti.

Trump, salı günkü açıklamasında kararının gerekçelerinden birinin de Demokratların Senato adayı Abdul (Abdurrahman) Seyyid'in yönelttiği eleştiriler olduğunu belirtti. Seyyid, ABD'de kamuoyunda giderek artan hoşnutsuzluktan ve İsrail karşıtı tepkilerden yararlanan isimler arasında gösteriliyor.

Trump, Fox News'e yaptığı açıklamada, “İsrailliler artık bu yardıma ihtiyaç duymuyorken neden Abdul Seyyid gibi aşırılık yanlısı kişilerin saldırılarına ve eleştirilerine katlanalım?” ifadelerini kullandı.


Trump karşıtlığı Demokratları sandıkta buluşturuyor, peki seçim sonrasında ne olacak?

3 Kasım'da Nevada eyaletinin Las Vegas kentinde oy kullanan seçmenler (Reuters)
3 Kasım'da Nevada eyaletinin Las Vegas kentinde oy kullanan seçmenler (Reuters)
TT

Trump karşıtlığı Demokratları sandıkta buluşturuyor, peki seçim sonrasında ne olacak?

3 Kasım'da Nevada eyaletinin Las Vegas kentinde oy kullanan seçmenler (Reuters)
3 Kasım'da Nevada eyaletinin Las Vegas kentinde oy kullanan seçmenler (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Cumhuriyetçilerin zaferini garantilemek için seçmenlere sandık başına gitmeleri ve oylarını “sanki kendi adı da oy pusulasında yer alıyormuş gibi” kullanmaları çağrısında bulundu. Bu çağrı, Cumhuriyetçi taban nezdinde partisine yarar sağlayabilecek olsa da diğer seçmen kesimleri üzerinde ters etki yaratabilir.

Zira Amerikalıların bu seçimlerde oy kullanması, mutlaka bir adayı destekledikleri anlamına gelmiyor. Aksine bu tercih, ABD Başkanı'nın iç ve dış politikalarına yönelik bir tepkinin ifadesi olarak öne çıkıyor. Birçok kamuoyu araştırmasının sonuçları da Trump karşıtlığının geniş bir seçmen kitlesi için temel bir seçim motivasyonuna dönüştüğünü ortaya koyuyor.

Şarku’l Avsat’ın Pew Araştırma Merkezi'nden aktardığı ankete göre kayıtlı seçmenlerin yüzde 44'ü oylarını Trump'a karşı kullanacağını belirtiyor. CBS televizyonunun araştırmasında ise Demokrat seçmenlerin yüzde 70'inden fazlası, oy tercihlerinin başkana yönelik muhalefetin bir ifadesi olduğunu dile getiriyor.

Bu veriler, Trump'ın Demokrat tabanı harekete geçiren başlıca unsura dönüştüğünü ve birçok seçmen açısından kendisine karşı çıkmanın adayların seçim programlarından daha öncelikli hale geldiğini gösteriyor.

Muhalefet stratejisi

Demokratlar bu tablodan yararlanıyor ve seçim kampanyalarını Trump'ı ve siyasi gündemini hedef alan bir söylem üzerine kuruyor. Bu strateji, Kongre'de önemli kazanımlar elde etmelerine, hatta Temsilciler Meclisi veya Senato'da ya da her iki kanatta birden çoğunluğu ele geçirmelerine yardımcı olabilir.

Ancak bu tür bir stratejinin temel sorunu, Demokratların seçimleri kazanmasını sağlayabilse de seçim sonrasında seçmenlerin desteğini korumalarını garanti etmemesi. Trump'a karşı olmak, seçmenin Demokratlara güvendiği anlamına gelmiyor.

defrgt
2 Kasım 2026'da Iowa eyaletinde oy kullanmak için sıraya giren seçmenler (AFP)

CBS'nin anketi, Demokrat Parti destekçilerinin önemli bir bölümünün açık ve belirgin bir Demokrat gündemi desteklemekten ziyade Trump ve Cumhuriyetçilerin politikalarına karşı koyma motivasyonuyla hareket ettiğini ortaya koydu. Parti destekçilerinin yaklaşık yüzde 40'ı, Demokratların Kongre'de çoğunluğu elde etmesi durumunda “açık bir plana sahip olmadığını” düşünüyor.

Nitekim Demokratların, seçimleri kazanmaları halinde önümüzdeki dönemde hangi konulara öncelik vereceklerine ilişkin henüz ortak ve net bir programı bulunmuyor. Demokratların Temsilciler Meclisi'ndeki azınlık lideri Hakeem Jeffries ise partisinin gündeminin ana hatlarını belirlemeye çalıştı.

Jeffries kısa süre önce, Demokratların iktidara gelmeleri halinde ilk 100 günde hayata geçirmeyi planladıkları bir program açıkladı. Plan; yaşam maliyetlerinin düşürülmesini, sağlık sisteminde reform yapılmasını, Trump'ın gümrük tarifelerine karşı çıkılmasını ve İran'la yürütülen savaşın ele alınmasını içeriyor. Parti ayrıca yönetimin uygulamalarına yönelik kapsamlı soruşturmalar başlatmaya hazırlanıyor.

Ancak böyle bir gündemin açıklanmış olması, Demokratların bu başlıkların nasıl hayata geçirileceği veya hangilerine öncelik verileceği konusunda uzlaştığı anlamına gelmiyor. Özellikle partinin ilerici ve ılımlı kanatları arasındaki görüş ayrılıkları ve Trump'ın Beyaz Saray'daki görevini sürdürmesinin getireceği kısıtlamalar, ortak bir yol haritası oluşturulmasını zorlaştırıyor.

vfbghyju
Demokratların Temsilciler Meclisi'ndeki azınlık lideri Hakeem Jeffries, 31 Ekim 2026'da Virginia'da (AFP)

Demokratların bir bölümü sağlık sisteminde reformun öncelikli gündem maddesi olması gerektiğini savunurken, bazıları Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi'nin (ICE) reforme edilmesini istiyor. Diğerleri ise ekonomiyi canlandırmaya yönelik projelerin yasalaştırılmasına öncelik verilmesi çağrısında bulunuyor.

Buna karşılık birçok Demokrat, yönetimin uygulamalarını denetleme ve hesap vermesini sağlama yetkilerini yeniden etkin biçimde kullanmayı bekliyor. Bu kapsamda Trump'ın veya yönetimindeki bazı yetkililerin görevden alınmasına yönelik girişimlerin de gündeme gelebileceği belirtiliyor.

Demokratların öncelikleri

Ancak Trump'a yönelik muhalefeti seçim kazanımlarına dönüştürmek başka, bu muhalefeti seçmenlerin beklentilerini karşılayacak bir yasama programına çevirmek başka bir mesele. Demokrat Parti içinde gündeme getirilen konuların çeşitliliği ve öncelikler konusundaki görüş ayrılıkları, temel bir soruyu gündeme getiriyor: Seçmenler, yeni Kongre'den gerçekte ne bekliyor?

cfvgthd
3 Kasım'da Washington'daki bir seçim merkezinde oy kullanan kadın seçmen (AP)

Trump'a karşı oy kullanmak, ilk bakışta Demokratlara başkanı denetleme ve yönetimine karşı koyma yetkisi verilmesi anlamına gelebilir. Ancak kamuoyu araştırmaları, tablonun bundan daha karmaşık olduğunu gösteriyor.

Şarku’l Avsat’ın Associated Press'ten aktardığı ankete göre seçmenlerin yaklaşık yüzde 80'i Kongre'nin yaşam maliyetlerini düşürmeye öncelik vermesini istiyor. İran'la savaşın sona erdirilmesini öncelikli görenlerin oranı yaklaşık yüzde 70'e ulaşırken, Trump yönetiminin uygulamalarına yönelik soruşturmaların öncelik haline getirilmesini isteyenlerin oranı ise yaklaşık yüzde 40'ta kalıyor.

 bgnm
2 Kasım 2026'da New Hampshire eyaletinde bulunan Demokrat bir kadın seçmen (Reuters)

Çelişki de tam bu noktada ortaya çıkıyor: Bir seçmen Trump'a karşı oy kullanabilir ancak yeni Kongre'nin, günlük yaşamını doğrudan etkileyen sorunları bir kenara bırakarak başkanla siyasi mücadeleye odaklanmasını istemeyebilir.

Demokratlar çoğunluğu elde etmeleri halinde seçmenlerin beklentilerini karşılamayı başarabilecek mi? Yoksa parti içindeki görüş ayrılıkları, önümüzdeki dönemi somut sonuçların elde edilemediği siyasi çekişmeler ve güç mücadeleleriyle mi geçirmelerine yol açacak?


ABD, gelecek hafta Abu Dabi'de yapılacak Rusya ve Ukrayna arasındaki barış görüşmelerine arabuluculuk yapacak.

ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AP)
ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AP)
TT

ABD, gelecek hafta Abu Dabi'de yapılacak Rusya ve Ukrayna arasındaki barış görüşmelerine arabuluculuk yapacak.

ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AP)
ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff dün yaptığı açıklamada, Ukrayna, Rusya ve ABD'li yetkililerin barış müzakerelerini ilerletmek amacıyla gelecek hafta Abu Dabi'de üçlü bir toplantı gerçekleştireceğini bildirdi.

Rusya, ekim ayının sonlarında, yılın başından bu yana çıkmaza giren barış görüşmelerini yeniden başlatmaya hazır olduğunu açıklamıştı.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Rusya, Ukrayna ve ABD heyetleri arasındaki son üçlü görüşme şubat ayının ortasında İsviçre'nin Cenevre kentinde gerçekleştirilmiş, ancak tarafların kendi şartlarında ısrar etmesi nedeniyle herhangi bir uzlaşmaya varılamamıştı.

Witkoff, X hesabından yaptığı açıklamada, “ABD, 10-11 Kasım tarihlerinde Abu Dabi'de, Ukrayna ve Rusya arasındaki müzakerelere arabuluculuk yapacak. Görüşmelerde savaş sonrası güvaenlik düzenlemeleri, gerilimin azaltılması, insani çabalar ve barışa yönelik adımlar ele alınacak” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Witkoff, ABD'li müzakerecilerin bu hafta Brüksel'e giderek Fransa, Almanya, İngiltere, Avrupa Birliği ve NATO temsilcileriyle bir araya geleceğini belirtti.

Görüşmelerde Ukrayna'ya yönelik güvenlik garantilerinin ele alınacağını kaydetti.