Mısır ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti, çalkantılar arasında askeri iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor

İki ülkenin savunma bakanları, Kahire'de güvenlik koordinasyonunun artırılmasını görüştü

Mısır ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti, çalkantılı bölgesel koşullar karşısında askeri koordinasyon ve iş birliğini artırıyor (Mısır Ordusu)
Mısır ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti, çalkantılı bölgesel koşullar karşısında askeri koordinasyon ve iş birliğini artırıyor (Mısır Ordusu)
TT

Mısır ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti, çalkantılar arasında askeri iş birliğini güçlendirmeyi hedefliyor

Mısır ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti, çalkantılı bölgesel koşullar karşısında askeri koordinasyon ve iş birliğini artırıyor (Mısır Ordusu)
Mısır ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti, çalkantılı bölgesel koşullar karşısında askeri koordinasyon ve iş birliğini artırıyor (Mısır Ordusu)

Mısır ile Demokratik Kongo Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler, Büyük Göller bölgesinin tanık olduğu güvenlik ve siyasi zorlukların artması, Kinşasa'daki çalkantıların dizginlenmesine yönelik çabalar ve Mısır'ın Nil Nehri suları meselesinde koordinasyonu güçlendirme konusundaki hassasiyeti çerçevesinde gelişmeye devam ediyor.

Mısır Savunma Bakanı Orgeneral Eşref Salim Zahir, Kahire'de Demokratik Kongo Savunma Bakanı Guy Kabombo Muadiamvita ile bir araya gelerek iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin güçlendirilmesi yollarını görüştü. Görüşme, Mısır ordusunun cumartesi günü yaptığı açıklamada duyuruldu.

Muadiamvita’nın Kahire ziyareti, Demokratik Kongo Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi'nin başkent Kahire’ye yaptığı ve Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi ile bir araya geldiği ziyaretin üzerinden bir ay geçtikten sonra gerçekleşti.

The Middle East gazetesine konuşan bir askeri strateji uzmanı, iki ülke arasındaki ilişkilerin ‘tarihi olduğunu ve geçen yüzyılın altmışlı yıllarına dayandığını, son yıllarda ortaklığın hız kazandığını ve bunun özellikle su meselesi başta olmak üzere birçok bölgesel ve uluslararası konuda görüş birliğine yansıdığını’ belirtti. Uzman ayrıca Mısır'ın, Demokratik Kongo'nun doğusundaki çalkantıları durdurmaya yönelik arabuluculuk çabalarını da desteklediğini kaydetti.

Nil Nehri havzasına kıyısı bulunan ülkelerden biri olan Demokratik Kongo, Mısır tarafından yapılan resmi açıklamalara göre Etiyopya ve bazı diğer Afrika ülkelerinin öncülüğünde Nil Nehri sularının Etiyopya politikalarıyla uyumlu şekilde yeniden paylaştırılmasını amaçlayan Entebbe Anlaşması'nı henüz imzalamayan ülkeler arasında yer alıyor.

1999 yılında Nil havzası ülkeleri için, Uganda'nın Entebbe kentinden ismini alan bir çerçeve anlaşması ilan edilmişti. Anlaşma 2010 yılında Etiyopya, Ruanda, Tanzanya, Uganda ve Burundi tarafından imzaladı. Güney Sudan ise 2024 temmuzunda anlaşmaya katıldı. Anlaşmaya Mısır ve Sudan karşı çıkarken, Kenya ve Demokratik Kongo tarafından imzalanmadı.

Askeri görüşmeler

Mısır ordusu, Orgeneral Zahir'in Muadyamvita ile ‘bölgesel ve uluslararası düzeydeki gelişmeler ile bunların Afrika kıtası içindeki güvenlik ve istikrar üzerindeki yansımalarını, ayrıca iki ülke arasında askeri ve güvenlik alanındaki iş birliğinin artırılmasına yönelik mutabakatı’ ele aldığını bildirdi.

Zahir, görüşme sırasında ‘Mısır-Demokratik Kongo ortak ilişkilerinden duyduğu memnuniyeti ve koordinasyon ile ortak çalışmanın sürdürülmesinin, askeri iş birliğinin çeşitli alanlarında dayanışma ve destek bağlarının güçlendirilmesinin önemini’ dile getirdi. Demokratik Kongo Savunma Bakanı ise, Mısır'ın Afrika kıtasının tüm meselelerine verdiği desteği takdirle karşılayarak, ortak ilgi alanına giren konularda daha fazla koordinasyon kurulmasını umduğunu belirtti.

Geçtiğimiz 10 Haziran'da, Nil Nehri meselesi ile Demokratik Kongo'nun doğusundaki insani ve güvenlik durumu, Cumhurbaşkanı Sisi'nin Kongolu mevkidaşı Tshisekedi ile Kahire ziyareti sırasında gerçekleştirdiği görüşmelerin başında yer aldı. Bu ziyaret, geçtiğimiz yılın ekim ayında gerçekleştirilen ziyaretin ardından bir yıldan kısa bir süre içinde ikinci ziyaret niteliği taşıyordu.

xscdfvg

Mısır Cumhurbaşkanlığı'nın o dönemki açıklamasına göre iki lider Nil havzası ülkeleri arasındaki iş birliğinin gelişimini ele aldı ve ‘sınır ötesi uluslararası nehirleri düzenleyen uluslararası hukuka saygı gösterilmesi gerekliliğini’ vurguladı.

Stratejik ve askeri uzman Tümgeneral Samir Ferec, Mısır'ın su güvenliğini koruma çabalarını güçlendirdiğini ve başta Demokratik Kongo olmak üzere tüm Nil havzası ülkeleriyle ilişkilerini pekiştirdiğini değerlendirdi. Ferec, Demokratik Kongo'nun, herkesin çıkarına hizmet edecek ve hiç kimseye zarar vermeyecek program ve projeler konusunda mutabakata varılması amacıyla tüm Nil havzası ülkeleri arasında diyalog ve müzakerenin sürdürülmesinin önemi konusunda Kahire ile aynı görüşü paylaştığını belirtti.

Öte yandan Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, geçtiğimiz haziran ayında Kahire'de Demokratik Kongo Cumhurbaşkanı Tshisekedi ile düzenlediği ortak basın toplantısında, ülkesinin ‘Demokratik Kongo'nun doğusunda barışın tesisi, güvenlik ve istikrarın yeniden sağlanması çabalarını desteklemeye devam etme ve Afrikalı ile uluslararası arabulucuların gösterdiği çabalara destek verme’ konusundaki kararlılığını vurguladı. Sisi, ‘sonraki aşamalarda güven artırıcı önlemlerin desteklenmesi, barışın pekiştirilmesi ile yeniden inşa ve kalkınma çabalarına destek verilmesi’ konusunda hazır olduğunu da sözlerine ekledi.

Demokratik Kongo'nun doğusu, başta 23 Mart Hareketi olmak üzere isyancı gruplarla birlikte, terör örgütü DEAŞ'a bağlı radikal bir grubun da faaliyet gösterdiği güvenlik çalkantılarına sahne oluyor. Ülke aynı zamanda Ebola virüsü salgınıyla mücadele ediyor ve ülkede 7 milyon yerinden edilmiş kişi bulunuyor. Birleşmiş Milletler (BM), 2025 yılı başlarından bu yana tırmanan Kongo'nun doğusundaki çatışmayı ‘dünya üzerindeki en karmaşık ve en tehlikeli insani krizlerden biri’ olarak nitelendirdi.

Ferec, Mısır'ın ‘halihazırda sürdürülen uluslararası çabalar aracılığıyla Demokratik Kongo'daki istikrar çabalarını ve bunu sağlayacak her şeyi desteklediğini’ vurgulayarak, Mısır'ın Ebola'ya karşı sağlık desteğinin yanı sıra Afrika Birliği (AfB) kurumları ve bünyesindeki Barış ve Güvenlik Konseyi aracılığıyla arabuluculuk çabalarında rol oynamasının beklendiğini belirtti.



Yemen ordusu, Sana ve Sada’daki Husilere ait hedefleri vurduğunu açıkladı

Yemen ordusu, Taiz ve Lahic’in batısındaki cephe hatları boyunca Husilere karşı şiddetli çatışmalara giriyor. (Askeri medya)
Yemen ordusu, Taiz ve Lahic’in batısındaki cephe hatları boyunca Husilere karşı şiddetli çatışmalara giriyor. (Askeri medya)
TT

Yemen ordusu, Sana ve Sada’daki Husilere ait hedefleri vurduğunu açıkladı

Yemen ordusu, Taiz ve Lahic’in batısındaki cephe hatları boyunca Husilere karşı şiddetli çatışmalara giriyor. (Askeri medya)
Yemen ordusu, Taiz ve Lahic’in batısındaki cephe hatları boyunca Husilere karşı şiddetli çatışmalara giriyor. (Askeri medya)

Yemen ordusu, bugün sabaha karşı yaptığı açıklamada, Sana ve Sada vilayetlerinde Husilere ait stratejik hedeflere yönelik saldırılar düzenlediğini duyurdu. Ordu, “Husilerin kapasitesinin hükümet güçlerinin ateşinden güvende olmayacağını” vurguladı.

Silahlı Kuvvetler Sözcüsü Macid en-Nüzeyli, güçlerin “Sana ve Sada’da Husilere ait stratejik hedeflere ağır darbeler indirdiğini” belirtti. Nüzeyli ayrıca, “Husi milislerinin kapasitesi silahlı kuvvetlerimizin ateşinden güvende olmayacak; onları yok edeceğiz” ifadelerini kullandı.


Dünya Sağlık Örgütü, Gazze’ye yardım girişindeki gecikmeleri kınadı

Filistinliler Gazze kentinde düzenlenen anma törenine katılıyor (AFP)
Filistinliler Gazze kentinde düzenlenen anma törenine katılıyor (AFP)
TT

Dünya Sağlık Örgütü, Gazze’ye yardım girişindeki gecikmeleri kınadı

Filistinliler Gazze kentinde düzenlenen anma törenine katılıyor (AFP)
Filistinliler Gazze kentinde düzenlenen anma törenine katılıyor (AFP)

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) dün yaptığı açıklamada, İsrail üzerinden Gazze’ye insani yardım girişinde “art arda gecikmeler” yaşandığını belirterek, tıbbi malzemelerde kronik “kıtlık” bulunduğunu bildirdi.

WHO’nun Filistin topraklarındaki temsilcisi Reinhelde Van de Weerdt, Gazze Şeridi’ndeki sağlık durumunun “son derece kötü” olmaya devam ettiğini ve bölgedeki hastanelerin hiçbirinin tam kapasiteyle çalışamadığını söyledi.

Van de Weerdt, Kudüs’ten Cenevre’deki gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gazze’ye yeterli miktarda insani yardım girmiyor. Sağlık hizmetlerini etkili biçimde genişletmek ve yeniden işler hale getirmek için kesinlikle yeterli değil” ifadelerini kullandı.

Tıbbi malzemeler ve diğer insani yardımların Gazze’ye girişinde İsrail’in onay sisteminin başlıca engellerden biri olduğunu belirten Van de Weerdt, sürecin zahmetli ve uzun sürdüğünü, ayrıca sonuç garantisi bulunmadığını ifade etti.

WHO’nun son analizlerine göre, büyük miktarlardaki tıbbi malzeme giriş izni için ortalama 74 gün bekliyor. Van de Weerdt, izin alınamadığında uzun ve karmaşık sürecin baştan başlatıldığını söyledi.

Onay sisteminin yeni kuralların getirilmesiyle sürekli değiştiğini belirten Van de Weerdt, temel ve yaygın kullanılan tıbbi malzemelerin en düşük onay oranlarına sahip olduğunu kaydetti. X-ray cihazları, sterilizasyon ekipmanları ve bilgisayarlı tomografi cihazları için gerekli yedek parçaların da “tekrar tekrar reddedildiğini” belirtti.

Van de Weerdt, yalnızca son altı ay içinde protez ve yardımcı tıbbi cihazlardan oluşan bir sevkiyatın dört ayrı kez reddedildiğini söyledi.

Buna karşılık ilaçların Gazze’ye girişinin “nispeten iyi” ilerlediğini belirten Van de Weerdt, ilaçların yaklaşık yüzde 87’sinin onaylandığını ifade etti.

“Burada tek bir engelden söz etmiyoruz; gecikmelerin birbirini izlediği bütün bir sistem söz konusu ve her gecikmenin arkasında bekleyen bir hasta var” diyen Van de Weerdt, insani ve sağlık yardımlarının Gazze’ye “engelsiz, düzenli ve büyük miktarlarda” ulaştırılması gerektiğini vurguladı.

İsrail’in en azından tıbbi malzemelere yönelik kısıtlamaları hafifletmesini umduğunu belirten Van de Weerdt, Gazze Şeridi’ne daha fazla geçiş noktası açılması ve prosedürler ile gerekli koşullara ilişkin “açık ve kamuoyuna ilan edilmiş yönergeler” sağlanması çağrısında bulundu.

Van de Weerdt ayrıca yardımın etkinliğinin sınırı geçen kamyon sayısıyla ölçülmemesi gerektiğini belirterek, bu sayının halkın gerçek sağlık ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmadığı konusunda çok az şey ifade ettiğini söyledi.

“Öncelikli olmayan malzemelerle dolu bir kamyonun ulaşması veya gerekli malzemelerin çok geç gelmesi hayat kurtarmaz” dedi.

İsrail, askerî amaçlarla kullanılabileceğini değerlendirdiği malzemelerin Gazze’ye girişini engellediğini ve Hamas’ı 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği saldırının ardından yeni şiddet eylemleri planlamakla suçladığını belirtiyor.

Şarku’l Avsat’ın aladığı bilgiye Hamas’ın 7 Ekim 2023’te İsrail’e düzenlediği saldırıda, AFP’nin İsrail’in resmî verilerine dayanarak yaptığı hesaplamaya göre bin 221 kişi hayatını kaybetti.

Buna karşılık, İsrail’in saldırıya yanıt olarak Gazze’de başlattığı savaşta, Hamas yönetimindeki Gazze Sağlık Bakanlığına göre 74 binden fazla kişi öldü. Birleşmiş Milletler, bakanlığın açıkladığı verileri güvenilir kabul ediyor.


İsrail medyası: Hamas’ın üst düzey yöneticisi Ali el-Amudi Gazze’de hedef alındı 

Gazze kentinin batısında İsrail hava saldırısının ardından yıkılan bir konut dairesi (EPA)
Gazze kentinin batısında İsrail hava saldırısının ardından yıkılan bir konut dairesi (EPA)
TT

İsrail medyası: Hamas’ın üst düzey yöneticisi Ali el-Amudi Gazze’de hedef alındı 

Gazze kentinin batısında İsrail hava saldırısının ardından yıkılan bir konut dairesi (EPA)
Gazze kentinin batısında İsrail hava saldırısının ardından yıkılan bir konut dairesi (EPA)

İsrail medyası güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberlerde, dün gece Gazze kentinde Hamas’ın üst düzey yöneticilerinden Ali el-Amudi’yi hedef alan bir hava saldırısı düzenlendiğini bildirdi. Şarku’l Avsat’ın Filistin medyasından aktardığına göre saldırıda 5 kişinin hayatını kaybettiğini aktardı.

The Times of Israel’in haberine göre saldırı, Gazze kentinin batısındaki bir binayı hedef aldı.

Filistin medyasına göre hayatını kaybedenler arasında bir genç, bir anne ve kızı ile 2 kadın daha bulunuyor. El-Amudi’nin adı ise ölenler arasında yer almadı.

İsrail ordusu, saldırının sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerin sürdüğünü belirterek henüz olayla ilgili açıklama yapmadı.

Haberlere göre el-Amudi, halen Gazze Şeridi’nde Hamas’ın fiilî olarak en üst düzey siyasi yetkilisi konumunda bulunuyor.