İsrailli yerleşimcilerin yabancılara yönelik şiddeti hükümetleri üzerindeki baskıyı artırıyor

İsrail polisi, ABD'li bir temsilci ve gazetecilere yönelik saldırıların ardından 4 yerleşimciyi gözaltına aldı

Cumartesi günü işgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah şehri yakınlarındaki Muğayyir köyünde Filistinlilere ait mülklere düzenlenen saldırı sırasında İsrail askerleri ve yerleşimciler (Reuters)
Cumartesi günü işgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah şehri yakınlarındaki Muğayyir köyünde Filistinlilere ait mülklere düzenlenen saldırı sırasında İsrail askerleri ve yerleşimciler (Reuters)
TT

İsrailli yerleşimcilerin yabancılara yönelik şiddeti hükümetleri üzerindeki baskıyı artırıyor

Cumartesi günü işgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah şehri yakınlarındaki Muğayyir köyünde Filistinlilere ait mülklere düzenlenen saldırı sırasında İsrail askerleri ve yerleşimciler (Reuters)
Cumartesi günü işgal altındaki Batı Şeria'nın Ramallah şehri yakınlarındaki Muğayyir köyünde Filistinlilere ait mülklere düzenlenen saldırı sırasında İsrail askerleri ve yerleşimciler (Reuters)

İsrailli yerleşimcilerin, Batı Şeria'da 48 saat içinde Amerikalı resmi bir heyet ile gazetecilere saldırmalarının ardından hükümetleri üzerindeki baskı artarken ABD yönetimi karşısında son derece güç bir duruma soktu.

İsrailli kaynaklar, Batı Şeria'da artan yerleşimci şiddetinin İsrail'i bir yandan mahcup ettiğini, diğer yandan da daha fazla eleştiriye maruz bıraktığını, özellikle bu tür olaylara karışan yerleşimcilere yönelik herhangi bir işlem yapılmaması nedeniyle bu durumun daha da belirginleştiğini belirtti. Kaynaklara göre ABD'li yetkililer ve gazetecilerin hedef alınması, mahcubiyeti ve baskıyı daha da artırdı.

Yerleşimciler cumartesi günü Batı Şeria'da ABD televizyonu CNN ekibine ve diğer bazı gazetecilere saldırdı. Bu saldırı, bir ABD'li temsilciyi alıkoymaya yönelik girişimin üzerinden yalnızca birkaç gün sonra gerçekleşti. Tüm bunlar, Tel Aviv'den Batı Şeria'daki fanatik yerleşimcilerin dizginlenmesini talep eden ABD yönetimi karşısında İsrail'in mahcubiyetini ikiye katladı.

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, ABD’li bir yetkiliye dayandırdığı haberinde, yetkilinin ‘İsrail'in Filistinlilere yönelik politikalarının ABD-İsrail ittifakına verilen desteği zayıflattığını’ belirttiğini ve ‘yerleşimcilere yaptırım uygulanması gerektiği’ çağrısında bulunduğunu aktardı.

İsrail medyası, yerleşimcilerin ABD'li yetkililer ve gazetecilere yönelik saldırılarına odaklanarak, polisin 4 yerleşimciyi gözaltına almasını, yerleşimcilere karşı bir adım atıldığını göstermeye çalışan bir hamle olarak öne çıkarmaya çalıştı.

İsrail polisi cumartesi günü, Ramallah'ın kuzeyindeki Sincil köyü yakınlarında bulunan ve geçtiğimiz yılın temmuz ayında yerleşimciler tarafından dövülerek öldürülen Filistin kökenli ABD vatandaşı bir genç olan Seyfullah Musallat'ın ölümünün birinci yıl dönümünü haberleştirmek için orada bulunan gazetecileri hedef alan bir saldırının ardından 4 yerleşimciyi gözaltına aldığını duyurdu.

vfgthyju
Geçtiğimizi şubat ayında işgal altındaki Batı Şeria'da Ramallah yakınlarındaki Muhmas köyünde bir İsrailli yerleşimci tarafından öldürülen Filistin kökenli Amerikalı gencin yakınları (Reuters)

Gazetecilerin ifadesine göre bölgeye varır varmaz yerleşimciler gazetecilere saldırdı, yolları kapattı, ‘bıçak ve sopalar’ ile üzerlerine yürüdü ve araçlarının camlarını kırdı.

İsrail polisi tarafından yapılan açıklamada, olay yerine gönderilen askerlerin dört şüpheliyi gözaltına aldığı, araçlarına el koyulduğu, gazetecilerin ifadesinin dinlendiği ve gazetecilerin geçişine izin verildiği belirtildi. Polis, yerleşimcilere ait araç arandığında, araçta sopalar ve bir bıçağın ele geçirildiğini doğruladı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

"Polis ve ordu, özellikle görevlerini yerine getiren medya çalışanlarına yönelik olduğunda, şiddet veya mülke zarar verme eylemlerinin her türlü tezahürünü son derece ciddiye alıyor.”

Bu olay, bölgede gazetecilerin maruz kaldığı ilk saldırı değildi. Gazeteciler daha önce, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin İsrail makamlarından soruşturma açmasını talep ettiği ve ‘suç ve terör eylemi’ olarak nitelendirdiği Musallat'ın öldürülmesi olayını haberleştirmeye çalışırken de saldırıya uğramıştı. Musallat'ın babası CNN'e yaptığı açıklamada, aradan bir yıl geçmesine rağmen hiç kimsenin tutuklanmadığını söyledi.

Yerleşimciler ile onları destekleyen askerlerin gazetecilere yönelik saldırılarının tekrarlanması, yerleşimcilerin ordu içindeki nüfuzunun arttığına işaret ediyor.
 

c6uku78k
Yerleşimcilerin cumartesi günü düzenlediği saldırının ardından Ramallah'ın doğusundaki Muğayyir köyünde konuşlanan İsrail askerleri (Reuters)

Cumartesi günü saldırıya uğrayan ekipte yer alan CNN muhabiri Jeremy Diamond, daha önce Batı Şeria'daki yasa dışı bir yerleşim yerinde güçlerin gazetecilerin görüntü almasını engellemeye çalıştığı sırada bir askerin kameramanını boğazından sıktığını açıklamıştı.

Askerlerin, Batı Şeria'nın tamamının Yahudilere ait olduğunu ve öldürülen yerleşimcilerin intikamını aldıklarını söylediklerine dair görüntüler kaydedildi.

Gazetecilere yönelik saldırı, ABD'li Kongre Üyesi Ro Khanna'nın Ramallah'ın kuzeyinde, binlerce ABD vatandaşlığına sahip Filistinlinin yaşadığı ve sürekli yerleşimci saldırılarına maruz kalan Turmus Aya köyü yakınlarında yerleşimciler tarafından alıkonulmasının üzerinden sadece birkaç gün sonra gerçekleşti.

Khanna, hükümetlerinin kendilerini terk ettiğini hissettiklerini CNN'e söyleyen Amerikan vatandaşlarıyla dayanışma içinde olduklarını göstermek amacıyla köyü ziyaret etmişti. Khanna, yerleşimcilerin küstahlığına ve onları destekleyen askerlerin küstahlığına tanık olduğunu belirtti.

ABD, İsrail'den yerleşimci şiddetini dizginlemesini talep etmişti. Ancak İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, yerleşimci şiddeti meselesinin ‘inanılmaz derecede abartıldığını’ öne sürerek, faillerin yaklaşık 150 kişiden oluşan ‘sapkın gençler’ grubu olduğunu iddia etti.

The Times of Israel gazetesine göre İsrail, yerleşimci şiddeti vakalarında gözaltı işlemlerinin az sayıda gerçekleştirilmesi, suçlamaların ve mahkumiyetlerin nadiren verilmesi nedeniyle artan eleştirilere maruz kalıyor.

İsrail Genel Güvenlik Servisi'nin (Şin-Bet) bu yılın başlarında açıkladığı istatistikler, Batı Şeria'da Yahudi terör saldırılarına kurban giden Filistinlilerin sayısının, Yahudi kurbanların sayısının üç katına ulaştığını gösteriyor.

fgthyjuk
Geçtiğimiz ekim ayında Batı Şeria'da El-Halil kentine bağlı Sair köyünde Filistinli çiftçilerin zeytin hasadı yapması engellenirken bir tarlada duran yerleşimciler ve İsrail askerleri (arşiv - AFP)

Yerleşimcilerin saldırıları 7 Ekim 2023 tarihinden bu yana belirgin bir şekilde kanlı olarak devam ediyor. Yerleşimciliğe Karşı Direniş Komisyonu'na göre yerleşimciler sadece bu yıl içinde 17 Filistinliyi öldürdü.

Yerleşimciler pazar günü Batı Şeria'nın çeşitli bölgelerinde Filistinlilerin evlerine saldırırken El-Halil'in güneyindeki Musafir Yatta bölgesine bağlı Havara köyünde en az 7 kişi yaralandı.

Yerleşimciler, İsrail'de seçim döneminin başlamasıyla birlikte saldırılarını yoğunlaştırdı. Batı Şeria'nın, Gazze Şeridi'nin yanı sıra seçim vaatleri açısından tercih edilen bir alan olması nedeniyle bu durumun daha da tırmanması bekleniyor. Batı Şeria'daki yerleşimciler meselesi, seçim kampanyalarının bir parçası olarak öne çıktı.

Maliye Bakanı Bezalel Smotrich birkaç gün önce, Batı Şeria'daki 64 yerleşim birimine aile başına 47 bin dolar değerinde vergi muafiyeti sunacağını açıklamıştı.

Smotrich pazar günü partisinin WhatsApp gruplarında, ‘hükümetin, işgal altındaki Batı Şeria'daki onlarca yeni yerleşim birimi lehine bir milyar şekelin (yaklaşık 3 şekel = 1 dolar) üzerinde bir bütçeyle yol açılmasına yönelik önerisini de yürürlüğe koyacağını’ teyit etti.



Mali ordusu, Anefis çatışmalarında 30 askerinin öldüğünü açıkladı

Mali'nin başkenti Bamako'daki ana yollardan birinde trafik (AFP)
Mali'nin başkenti Bamako'daki ana yollardan birinde trafik (AFP)
TT

Mali ordusu, Anefis çatışmalarında 30 askerinin öldüğünü açıkladı

Mali'nin başkenti Bamako'daki ana yollardan birinde trafik (AFP)
Mali'nin başkenti Bamako'daki ana yollardan birinde trafik (AFP)

Mali Ordu Komutanı General Elise Jean Dao, ülkenin kuzeyinde bulunan Anefis şehrinin kontrolünü sağlamak amacıyla ayrılıkçı gruplarla girilen şiddetli çatışmalarda yaklaşık 30 askerin hayatını kaybettiğini, 60 askerin ise yaralandığını açıkladı.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre devlet televizyonunda cuma günü yayımlanan röportajda konuşan General Dao, "Yaklaşık 30 şehidimizin yasını tutuyoruz. Ayrıca aralarında durumu ağır olanların da bulunduğu 60 civarında yaralımız var" ifadelerini kullandı.

İsyancı gruplardan ve askeri kaynaklardan cuma günü gelen bilgiler, Mali ordusu ile "Afrika Kolordusu" (eski adıyla Wagner Grubu) bünyesindeki Rus paramiliter güçlerin, Anefis'in kontrolünü yeniden ele geçirdiğini doğrulamıştı.

Bölgedeki çatışmalar, 4 Temmuz'da El-Kaide bağlantılı radikal gruplar ile çoğunluğu Tuareglerden oluşan "Azavad Kurtuluş Cephesi" adlı ayrılıkçı grubun, ülkenin kuzeyinden güneyine kadar uzanan koordineli saldırılarıyla başladı. Saldırıların ilk gününde ayrılıkçılar, Anefis şehrinin kontrolünü ele geçirdiklerini duyurmuştu. Ancak şehirdeki bir kampta mevzilenen Rus "Afrika Kolordusu" ve Mali askerleri, saldırganlara karşı direnişi sürdürdü.

Ayrılıkçı grup ise yaptığı açıklamada, altı gün süren çatışmalar boyunca Mali askerlerine ve Rus savaşçılara "tarihlerindeki en ağır maddi ve insani kayıpları" verdirdiklerini iddia etti. "Azavad Kurtuluş Cephesi" sözcüsü Muhammed el-Mevlud Ramazan tarafından imzalanan bildiride, çatışmalarda kendi saflarından da "en iyi evlatlarını kaybettikleri" belirtildi.

Askeri kaynakların aktardığına göre, perşembe akşamı bölgeye ulaşan Mali ordusu takviyeleri ve Rus güçleri, ayrılıkçıların kontrolündeki stratejik Kidal şehrine yaklaşık 100 kilometre mesafede bulunan Anefis’te kontrolü yeniden sağladı.

2020 ve 2021 yıllarında gerçekleşen peş peşe askeri darbelerin ardından yönetim, güvenliği sağlama ve ülkenin toprak bütünlüğünü koruma vaadiyle askeri yönetimin eline geçti. Ancak ülke, radikal grupların isyanlarının yanı sıra, özellikle Tuareglerin ayrılıkçı talepleriyle de mücadelesini sürdürüyor.


Hürmüz, savaşı yeniden patlama noktasına getirdi

CENTCOM tarafından yayınlanan bir video, 6-11 Temmuz 2026 tarihleri ​​arasında Hürmüz Boğazı'nda ticari gemileri hedef alan saldırılara karşılık olarak İran askeri hedeflerine yönelik insansız hava araçları ve seyir füzeleriyle yapılan saldırıları belgeliyor.
CENTCOM tarafından yayınlanan bir video, 6-11 Temmuz 2026 tarihleri ​​arasında Hürmüz Boğazı'nda ticari gemileri hedef alan saldırılara karşılık olarak İran askeri hedeflerine yönelik insansız hava araçları ve seyir füzeleriyle yapılan saldırıları belgeliyor.
TT

Hürmüz, savaşı yeniden patlama noktasına getirdi

CENTCOM tarafından yayınlanan bir video, 6-11 Temmuz 2026 tarihleri ​​arasında Hürmüz Boğazı'nda ticari gemileri hedef alan saldırılara karşılık olarak İran askeri hedeflerine yönelik insansız hava araçları ve seyir füzeleriyle yapılan saldırıları belgeliyor.
CENTCOM tarafından yayınlanan bir video, 6-11 Temmuz 2026 tarihleri ​​arasında Hürmüz Boğazı'nda ticari gemileri hedef alan saldırılara karşılık olarak İran askeri hedeflerine yönelik insansız hava araçları ve seyir füzeleriyle yapılan saldırıları belgeliyor.

Hürmüz Boğazı, ABD-İran gerilimini yeniden savaşın eşiğine taşıdı. Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri, boğazın "ikinci bir duyuruya kadar" kapatıldığını ve geçiş kurallarını ihlal ettiğini öne sürdüğü gemilerin hedef alınacağını açıkladı. Bunun üzerine ABD, üçüncü saldırı dalgasını başlatırken, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 140'tan fazla askeri hedefin vurulduğunu duyurdu.

CENTCOM, saldırıların, Hürmüz Boğazı'nda bir konteyner gemisine düzenlenen saldırıya karşılık gerçekleştirildiğini belirtti. Açıklamada, saldırı sonucu gemide yangın çıktığı, makine dairesinin hasar gördüğü ve mürettebattan bir kişinin kaybolduğu ifade edildi.

İran basını ise Bender Abbas Limanı, Keşm Adası, Buşehr ve Hürmüz Boğazı çevresindeki bölgelerde patlama seslerinin duyulduğunu bildirdi. Haberlere göre ABD saldırıları İran'ın iç kesimlerine kadar uzanırken, Arak Ağır Su Reaktörü yakınındaki bir askeri tesis de hedef alındı.

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nın ticari deniz trafiğine açık olduğunu belirterek, Washington'un İran'a "son derece ağır bir darbe" indirdiğini söyledi. Trump, hedef alınan gemiden önce Tahran'ın bir anlaşmaya varmaya yakın olduğunu da öne sürdü.

Buna karşılık İran Meclis Başkanı ve ABD ile yürütülen müzakerelerin başındaki isim Muhammed Bakır Kalibaf, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Eşitsiz anlaşmalar dönemi sona erdi" ifadelerini kullandı. Kalibaf, "Size söylemiştik: ya sözünüzü tutarsınız ya da bedelini ödersiniz. İşte o gerçek artık kapınıza dayandı" dedi.

Öte yandan Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bölgede gerilimin düşürülmesi konusunu ele aldı. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu görüşme, Washington'un Tahran'dan saldırıları durduracağına dair kamuoyu önünde taahhütte bulunmasını ve bütün deniz geçiş güzergâhlarını yeniden açmasını istemesinin ardından gerçekleşti.


Venezuela'daki depremlerde ölü sayısı 4 bin 490 kişiye yükseldi

Venezuela'yı vuran iki depremde hasar gören bir bina (AFP)
Venezuela'yı vuran iki depremde hasar gören bir bina (AFP)
TT

Venezuela'daki depremlerde ölü sayısı 4 bin 490 kişiye yükseldi

Venezuela'yı vuran iki depremde hasar gören bir bina (AFP)
Venezuela'yı vuran iki depremde hasar gören bir bina (AFP)

Venezuela'da iki hafta önce meydana gelen yıkıcı depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısı yaklaşık 4 bin 500'e yükseldi. Yeni resmi veri dün açıklandı.

Venezuela hükümetinin resmî Telegram kanalından yapılan açıklamada, 24 Haziran'da meydana gelen iki depremde 4 bin 490 kişinin yaşamını yitirdiği, 16 bin 740 kişinin ise yaralandığı bildirildi.

Açıklamada ayrıca, depremden etkilenen 19 bin 500'den fazla kişinin geçici barınma kamplarında yaşamını sürdürdüğü ifade edildi.