ABD, Ebola salgını nedeniyle Kongo'daki vatandaşlarının "doğrudan geri dönüşünü" yasakladıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5295747-abd-ebola-salg%C4%B1n%C4%B1-nedeniyle-kongodaki-vatanda%C5%9Flar%C4%B1n%C4%B1n-do%C4%9Frudan-geri-d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCn%C3%BC
ABD, Ebola salgını nedeniyle Kongo'daki vatandaşlarının "doğrudan geri dönüşünü" yasakladı
Kongo'daki Ebola tedavi merkezi (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, dün yaptığı açıklamada, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki ABD vatandaşlarının ticari uçuşlarla ülkeye seyahat etmelerini engelleyeceğini duyurdu.
Beyaz Saray'dan bir yetkili, Reuters'a yaptığı açıklamada, bu kararın Kongo'da bulunan veya yakın zamanda ülkeden ayrılan ABD vatandaşlarının, üçüncü bir ülkede en az 21 gün geçirmedikçe "uçağa alınmayacaklar" listesine dahil edilmesi anlamına geldiğini belirtti.
Yeni kısıtlamalar, Ebola virüsünün Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde birçok bölgeye yayılmasının ardından geldi. Pazar günü geç saatlerde açıklanan resmi verilere göre, ülkedeki doğrulanmış Ebola vakalarının sayısı 702'si ölüm olmak üzere toplam bin 926'ya yükseldi.
Sıklıkla ölümcül sonuçlara yol açabilen bu viral hastalık, enfekte kişi veya hayvanların vücut sıvılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşıyor. Hastalık, yüksek ateş, kusma ve iç ya da dış kanama gibi belirtilere yol açabiliyor.
ABD'li yetkili, Kongo'ya seyahat eden yaklaşık 24 Amerikalının bugün ABD'ye giden uçaklara binmesinin planlandığını belirtti. Yetkili, Dışişleri Bakanlığı'nın bekleme süresi boyunca bu kişiler ve diğer etkilenen vatandaşlara destek sağlayacağını ifade etti.
ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), cuma günü Kongo'da bir insani yardım kuruluşunda çalışan ABD vatandaşının Ebola virüsünün Bundibugyo türüne yakalandığının doğrulandığını açıklamıştı.
Yetkililer ayrıca, Kongo'da enfekte olan bir ABD vatandaşının dün erken saatlerde Almanya'daki Frankfurt Üniversite Hastanesi'ne kaldırıldığını bildirdi.
CDC, mayıs ayında da Serge Christian adlı kuruluş tarafından kimliği açıklanan bir başka ABD vatandaşının, Doktor Peter Stafford'un Ebola virüsüne yakalandığını ve tedavi için Almanya'ya sevk edildiğini duyurmuştu.
Trump: Yıl sonundan itibaren İsrail'e mali yardımı durduracağızhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5337187-trump-y%C4%B1l-sonundan-itibaren-i%CC%87sraile-mali-yard%C4%B1m%C4%B1-durduraca%C4%9F%C4%B1z
Trump: Yıl sonundan itibaren İsrail'e mali yardımı durduracağız
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşürken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Washington yönetiminin İsrail'e yönelik 10 yıllık güvenlik yardımı anlaşmasını sona erdireceğini açıkladı. Söz konusu anlaşma kapsamında İsrail'in 2028 yılına kadar yıllık 3,8 milyar dolar yardım alması öngörülüyordu.
Trump, salı günü yaptığı açıklamada, ilk başkanlık döneminde 2019'da yürürlüğe giren ve temeli selefi Barack Obama döneminde, 2016 yılında atılan yardım anlaşmasının sona erdirileceğini belirtti.
İsrail'in de bu yardımın kesilmesine karşı olmadığını söyleyen Trump, “İsrail'in buna ihtiyacı olursa kendisine yardım edeceğiz” dedi. Yardımın azaltılması kararının kendisi ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında varılan mutabakat doğrultusunda alındığını kaydetti.
ABD ile İsrail arasındaki ilişkilerin önemine dikkat çeken Trump, İsrail'in ülkesi açısından öncelikli konumda olduğunu belirterek şunları söyledi:
“İsrail bizim için ilk sırada geliyor. Ona diğer bütün taraflardan daha fazla yardım sağlıyoruz ancak artık bu yardıma ihtiyacı kalmadı. Eğer ihtiyacı olsaydı, yardımın sürdürülmesi gerektiğini söylerdim.”
Anlaşma kapsamında İsrail, silah alımlarında kullanılmak üzere ABD'den yıllık yaklaşık 3,8 milyar dolar tutarında mali yardım alıyor.
Şarku’l Avsat’ın Dış İlişkiler Konseyi'nden (CFR) aktardığı verilere göre İsrail, 1948'de kuruluşundan bu yana ABD'den bugünkü dolar değeriyle 300 milyar doların üzerinde ekonomik ve askeri yardım aldı.
Bu miktar, 1946'dan bu yana herhangi bir ülkeye sağlanan ABD yardımını geride bırakıyor. İsrail Başbakanı Netanyahu da daha önce ülkesinin ABD yardımına bağımlılığını sona erdirmek istediğini dile getirmişti.
Netanyahu, haziran ayında yaptığı açıklamada İsrail'in askeri bağımsızlığının güçlendirilmesi ve Washington'a olan bağımlılığının azaltılması çağrısında bulunmuştu.
Netanyahu, ocak ayında The Economist dergisine verdiği röportajda ise bu hedefe 10 yıl içinde ulaşmayı umduğunu söylemişti.
Trump, salı günkü açıklamasında kararının gerekçelerinden birinin de Demokratların Senato adayı Abdul (Abdurrahman) Seyyid'in yönelttiği eleştiriler olduğunu belirtti. Seyyid, ABD'de kamuoyunda giderek artan hoşnutsuzluktan ve İsrail karşıtı tepkilerden yararlanan isimler arasında gösteriliyor.
Trump, Fox News'e yaptığı açıklamada, “İsrailliler artık bu yardıma ihtiyaç duymuyorken neden Abdul Seyyid gibi aşırılık yanlısı kişilerin saldırılarına ve eleştirilerine katlanalım?” ifadelerini kullandı.
Trump karşıtlığı Demokratları sandıkta buluşturuyor, peki seçim sonrasında ne olacak?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5337183-trump-kar%C5%9F%C4%B1tl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-demokratlar%C4%B1-sand%C4%B1kta-bulu%C5%9Fturuyor-peki-se%C3%A7im-sonras%C4%B1nda-ne-olacak
Trump karşıtlığı Demokratları sandıkta buluşturuyor, peki seçim sonrasında ne olacak?
3 Kasım'da Nevada eyaletinin Las Vegas kentinde oy kullanan seçmenler (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Cumhuriyetçilerin zaferini garantilemek için seçmenlere sandık başına gitmeleri ve oylarını “sanki kendi adı da oy pusulasında yer alıyormuş gibi” kullanmaları çağrısında bulundu. Bu çağrı, Cumhuriyetçi taban nezdinde partisine yarar sağlayabilecek olsa da diğer seçmen kesimleri üzerinde ters etki yaratabilir.
Zira Amerikalıların bu seçimlerde oy kullanması, mutlaka bir adayı destekledikleri anlamına gelmiyor. Aksine bu tercih, ABD Başkanı'nın iç ve dış politikalarına yönelik bir tepkinin ifadesi olarak öne çıkıyor. Birçok kamuoyu araştırmasının sonuçları da Trump karşıtlığının geniş bir seçmen kitlesi için temel bir seçim motivasyonuna dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Şarku’l Avsat’ın Pew Araştırma Merkezi'nden aktardığı ankete göre kayıtlı seçmenlerin yüzde 44'ü oylarını Trump'a karşı kullanacağını belirtiyor. CBS televizyonunun araştırmasında ise Demokrat seçmenlerin yüzde 70'inden fazlası, oy tercihlerinin başkana yönelik muhalefetin bir ifadesi olduğunu dile getiriyor.
Bu veriler, Trump'ın Demokrat tabanı harekete geçiren başlıca unsura dönüştüğünü ve birçok seçmen açısından kendisine karşı çıkmanın adayların seçim programlarından daha öncelikli hale geldiğini gösteriyor.
Muhalefet stratejisi
Demokratlar bu tablodan yararlanıyor ve seçim kampanyalarını Trump'ı ve siyasi gündemini hedef alan bir söylem üzerine kuruyor. Bu strateji, Kongre'de önemli kazanımlar elde etmelerine, hatta Temsilciler Meclisi veya Senato'da ya da her iki kanatta birden çoğunluğu ele geçirmelerine yardımcı olabilir.
Ancak bu tür bir stratejinin temel sorunu, Demokratların seçimleri kazanmasını sağlayabilse de seçim sonrasında seçmenlerin desteğini korumalarını garanti etmemesi. Trump'a karşı olmak, seçmenin Demokratlara güvendiği anlamına gelmiyor.
2 Kasım 2026'da Iowa eyaletinde oy kullanmak için sıraya giren seçmenler (AFP)
CBS'nin anketi, Demokrat Parti destekçilerinin önemli bir bölümünün açık ve belirgin bir Demokrat gündemi desteklemekten ziyade Trump ve Cumhuriyetçilerin politikalarına karşı koyma motivasyonuyla hareket ettiğini ortaya koydu. Parti destekçilerinin yaklaşık yüzde 40'ı, Demokratların Kongre'de çoğunluğu elde etmesi durumunda “açık bir plana sahip olmadığını” düşünüyor.
Nitekim Demokratların, seçimleri kazanmaları halinde önümüzdeki dönemde hangi konulara öncelik vereceklerine ilişkin henüz ortak ve net bir programı bulunmuyor. Demokratların Temsilciler Meclisi'ndeki azınlık lideri Hakeem Jeffries ise partisinin gündeminin ana hatlarını belirlemeye çalıştı.
Jeffries kısa süre önce, Demokratların iktidara gelmeleri halinde ilk 100 günde hayata geçirmeyi planladıkları bir program açıkladı. Plan; yaşam maliyetlerinin düşürülmesini, sağlık sisteminde reform yapılmasını, Trump'ın gümrük tarifelerine karşı çıkılmasını ve İran'la yürütülen savaşın ele alınmasını içeriyor. Parti ayrıca yönetimin uygulamalarına yönelik kapsamlı soruşturmalar başlatmaya hazırlanıyor.
Ancak böyle bir gündemin açıklanmış olması, Demokratların bu başlıkların nasıl hayata geçirileceği veya hangilerine öncelik verileceği konusunda uzlaştığı anlamına gelmiyor. Özellikle partinin ilerici ve ılımlı kanatları arasındaki görüş ayrılıkları ve Trump'ın Beyaz Saray'daki görevini sürdürmesinin getireceği kısıtlamalar, ortak bir yol haritası oluşturulmasını zorlaştırıyor.
Demokratların Temsilciler Meclisi'ndeki azınlık lideri Hakeem Jeffries, 31 Ekim 2026'da Virginia'da (AFP)
Demokratların bir bölümü sağlık sisteminde reformun öncelikli gündem maddesi olması gerektiğini savunurken, bazıları Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi'nin (ICE) reforme edilmesini istiyor. Diğerleri ise ekonomiyi canlandırmaya yönelik projelerin yasalaştırılmasına öncelik verilmesi çağrısında bulunuyor.
Buna karşılık birçok Demokrat, yönetimin uygulamalarını denetleme ve hesap vermesini sağlama yetkilerini yeniden etkin biçimde kullanmayı bekliyor. Bu kapsamda Trump'ın veya yönetimindeki bazı yetkililerin görevden alınmasına yönelik girişimlerin de gündeme gelebileceği belirtiliyor.
Demokratların öncelikleri
Ancak Trump'a yönelik muhalefeti seçim kazanımlarına dönüştürmek başka, bu muhalefeti seçmenlerin beklentilerini karşılayacak bir yasama programına çevirmek başka bir mesele. Demokrat Parti içinde gündeme getirilen konuların çeşitliliği ve öncelikler konusundaki görüş ayrılıkları, temel bir soruyu gündeme getiriyor: Seçmenler, yeni Kongre'den gerçekte ne bekliyor?
3 Kasım'da Washington'daki bir seçim merkezinde oy kullanan kadın seçmen (AP)
Trump'a karşı oy kullanmak, ilk bakışta Demokratlara başkanı denetleme ve yönetimine karşı koyma yetkisi verilmesi anlamına gelebilir. Ancak kamuoyu araştırmaları, tablonun bundan daha karmaşık olduğunu gösteriyor.
Şarku’l Avsat’ın Associated Press'ten aktardığı ankete göre seçmenlerin yaklaşık yüzde 80'i Kongre'nin yaşam maliyetlerini düşürmeye öncelik vermesini istiyor. İran'la savaşın sona erdirilmesini öncelikli görenlerin oranı yaklaşık yüzde 70'e ulaşırken, Trump yönetiminin uygulamalarına yönelik soruşturmaların öncelik haline getirilmesini isteyenlerin oranı ise yaklaşık yüzde 40'ta kalıyor.
2 Kasım 2026'da New Hampshire eyaletinde bulunan Demokrat bir kadın seçmen (Reuters)
Çelişki de tam bu noktada ortaya çıkıyor: Bir seçmen Trump'a karşı oy kullanabilir ancak yeni Kongre'nin, günlük yaşamını doğrudan etkileyen sorunları bir kenara bırakarak başkanla siyasi mücadeleye odaklanmasını istemeyebilir.
Demokratlar çoğunluğu elde etmeleri halinde seçmenlerin beklentilerini karşılamayı başarabilecek mi? Yoksa parti içindeki görüş ayrılıkları, önümüzdeki dönemi somut sonuçların elde edilemediği siyasi çekişmeler ve güç mücadeleleriyle mi geçirmelerine yol açacak?
ABD, gelecek hafta Abu Dabi'de yapılacak Rusya ve Ukrayna arasındaki barış görüşmelerine arabuluculuk yapacak.https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5337150-abd-gelecek-hafta-abu-dabide-yap%C4%B1lacak-rusya-ve-ukrayna-aras%C4%B1ndaki-bar%C4%B1%C5%9F
ABD, gelecek hafta Abu Dabi'de yapılacak Rusya ve Ukrayna arasındaki barış görüşmelerine arabuluculuk yapacak.
ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AP)
ABD Başkanı Donald Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff dün yaptığı açıklamada, Ukrayna, Rusya ve ABD'li yetkililerin barış müzakerelerini ilerletmek amacıyla gelecek hafta Abu Dabi'de üçlü bir toplantı gerçekleştireceğini bildirdi.
Rusya, ekim ayının sonlarında, yılın başından bu yana çıkmaza giren barış görüşmelerini yeniden başlatmaya hazır olduğunu açıklamıştı.
Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Rusya, Ukrayna ve ABD heyetleri arasındaki son üçlü görüşme şubat ayının ortasında İsviçre'nin Cenevre kentinde gerçekleştirilmiş, ancak tarafların kendi şartlarında ısrar etmesi nedeniyle herhangi bir uzlaşmaya varılamamıştı.
Witkoff, X hesabından yaptığı açıklamada, “ABD, 10-11 Kasım tarihlerinde Abu Dabi'de, Ukrayna ve Rusya arasındaki müzakerelere arabuluculuk yapacak. Görüşmelerde savaş sonrası güvaenlik düzenlemeleri, gerilimin azaltılması, insani çabalar ve barışa yönelik adımlar ele alınacak” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Witkoff, ABD'li müzakerecilerin bu hafta Brüksel'e giderek Fransa, Almanya, İngiltere, Avrupa Birliği ve NATO temsilcileriyle bir araya geleceğini belirtti.
Görüşmelerde Ukrayna'ya yönelik güvenlik garantilerinin ele alınacağını kaydetti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة