Yemen Enformasyon Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Sana Havalimanı’nın İran’ın bir üssü haline gelmesini engelledik

Uçağın Hudeyde’ye inişine izin verilmesinin ‘güç pozisyonundan’ kaynaklandığını söyledi

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani (Şarku’l Avsat)
Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani (Şarku’l Avsat)
TT

Yemen Enformasyon Bakanı Şarku’l Avsat’a konuştu: Sana Havalimanı’nın İran’ın bir üssü haline gelmesini engelledik

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani (Şarku’l Avsat)
Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani (Şarku’l Avsat)

Yemen Enformasyon Bakanı Muammer el-İryani, devletin yeni ihlaller karşısında sessiz kalmayacağını belirterek, Yemen’in egemenliğini zedelemeye ya da zorla fiili durum dayatmaya yönelik her türlü girişimi engellemek için anayasa ve uluslararası hukukun tanıdığı siyasi, diplomatik, hukuki ve askeri tüm adımların atılacağını söyledi.

İryani, Yemen Savunma Bakanlığı’nın pazartesi günü Sana Uluslararası Havalimanı pistinin hedef alındığını ve yasal prosedürler dışında başkente ulaşmaya çalışan bir İran uçağının inişinin engellendiğini duyurmasının ardından, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Yemen devletinin kriz başlangıcından bu yana tutumunun net olduğunu ifade etti. Hükümetin tüm siyasi, diplomatik ve hukuki yolları tükettiğini belirten İryani, vatandaşların çıkarlarını koruyacak ve Yemen Cumhuriyeti’nin egemenliğine saygı gösterecek şekilde Yemen Havayolları üzerinden sivil uçuşların sürmesini amaçlayan somut girişimler sunduklarını kaydetti.

İryani, “Husi milisleri, İran rejiminin doğrudan desteğiyle bu girişimleri reddetti ve devlet kurumlarının dışında fiili bir durum dayatmakta ısrar etti. Başkanlık Konseyi Başkanı, Yüksek Savunma Konseyi, Bakanlar Kurulu ve Savunma Bakanlığı, Yemen Cumhuriyeti’nin egemenliğini, hava sahasını ve sınır kapılarını korumanın taviz verilemez anayasal bir görev olduğunu açıkça ortaya koydu” dedi.

Yemen halkına güvence vermek amacıyla da konuşan İryani, silahlı kuvvetler ile güvenlik birimlerinin bugün en üst düzeyde hazırlık ve teyakkuz halinde bulunduğunu belirtti. Bunun Başkanlık Konseyi Başkanı’nın talimatları, Ulusal Savunma Konseyi’nin yönlendirmeleri, Bakanlar Kurulu kararları ve Savunma Bakanlığı’nın açıklamaları doğrultusunda gerçekleştiğini ifade eden İryani, güvenlik güçlerinin Yemen Cumhuriyeti’nin egemenliğini koruma ve ülkenin hava sahası ile kara, deniz ve hava giriş noktalarını savunma görevini yerine getirecek kapasiteye sahip olduğunu vurguladı.

Kriz yönetim odası

Ülkesinin, Husilerin gerilimi tırmandırmayı tercih etmesi halinde nasıl bir yol izleyeceği sorusuna yanıt veren İryani, kriz yönetim odasının çalışmalarına dikkat çekti. Devlet kurumlarının bu yapı içinde tam koordinasyonla hareket ettiğini belirten İryani, gelişmelerin 24 saat esasına göre takip edildiğini; askeri ve siyasi değerlendirmeler doğrultusunda gerekli tüm tedbirlerin alındığını söyledi. Bu yaklaşımın vatandaşların güvenliğini ve ulusal çıkarları korumayı amaçladığını ifade eden İryani, devletin inisiyatifi elinde bulundurduğunu ve olası tüm gelişmelere sorumluluk ve kararlılıkla müdahale edebilecek kapasiteye sahip olduğunu vurguladı.

İryani, olası bir gerilimin ve bunun doğuracağı sonuçların tüm sorumluluğunu ise ‘Husi milisleri ile İran rejimine’ yükledi. Bu iki tarafın tüm barış girişimlerini reddettiğini belirten İryani, uluslararası hukuku ihlal etmeyi ve barış fırsatlarını baltalamayı sürdürmeyi tercih ettiklerini söyledi.

Husilerin Yemen hükümetinin girişimlerini reddetmesi

Şarku’l Avsat’ın, İran uçağının Hudeyde Havalimanı’na inişi konusunda hükümetin tutumuna ilişkin sorusunu yanıtlayan İryani, devletin bu krizdeki başarısının uçağın nereye indiğiyle değil, İran ile Husi milislerinin ulaşmak istediği hedefi engellemesiyle ölçülmesi gerektiğini söyledi. İryani, söz konusu hedefin, Sana Havalimanı’nı devletin denetimi dışında İran uçuşları için kalıcı bir merkez haline getirmek olduğunu belirtti. Yemen hükümetinin krizin başından itibaren sorumlu ve kararlı bir tutum sergilediğini ifade eden İryani, tüm siyasi, diplomatik ve hukuki yolların denendiğini, Yemen ve bölgenin daha fazla gerilim yaşamaması için somut girişimlerde bulunulduğunu kaydetti. Bu kapsamda Yemen Havayolları aracılığıyla sivil uçuşların sürdürülmesinin önerildiğini ve Husi heyetinin ulusal hava yolu şirketiyle taşınmasının kolaylaştırılmasına hazır olunduğunu belirten İryani, ancak Husi milislerinin İran rejiminin doğrudan desteğiyle tüm bu girişimleri reddettiğini söyledi.

 Yemen ordusu, İran uçağının inişini engellemek için Sana Havalimanı’nın pistini bombaladı. (Reuters)Yemen ordusu, İran uçağının inişini engellemek için Sana Havalimanı’nın pistini bombaladı. (Reuters)

Konuya ilişkin daha ayrıntılı değerlendirmelerde bulunan İryani, “Milislerin fiili durum dayatmasında ısrar etmesi üzerine devlet daha önce açıkladığı adımları uyguladı ve İran uçağının Sana Havalimanı’na inişini engelledi. Böylece yapılan uyarıların kamuoyuna yönelik söylemlerden ibaret olmadığı, devletin hava sahasını ve sınır kapılarını koruma sorumluluğuna dayanan egemenlik anlayışının bir yansıması olduğu ortaya konuldu” dedi.

İryani, “İran uçağının Sana Havalimanı’na inişinin engellenmesi, krizin en önemli dönüm noktası oldu. Çünkü bu adım, havalimanının düzenli İran uçuşları için kalıcı bir üs haline getirilmesi girişimini boşa çıkardı ve Yemen hükümetinin egemenliğinin zedelenmesine ya da Husi milislerine sahip olmadıkları egemenlik yetkilerinin tanınmasına izin vermeyeceğini açık biçimde gösterdi” ifadelerini kullandı.

Hudeyde Havalimanı’na iniş izni

İryani, İran uçağının Hudeyde Havalimanı’na inişine izin verilmesi kararının devletin güç pozisyonundan hareketle alındığını belirterek, “Bu karar, devletin hazırlık seviyesini ve iradesini kabul ettirme kapasitesini ortaya koymasının ardından alındı. Hiçbir şekilde Yemen Cumhuriyeti’nin, resmi çerçeveler dışında İran uçuşlarının gerçekleştirilmesini reddeden hukuki ve egemenlik temelindeki tutumunu değiştirmemektedir” dedi. Yaşanan krizin yeni bir denklem oluşturduğunu ifade eden İryani, bundan sonra İran’dan Yemen topraklarına yönelik herhangi bir hava hareketinin sivil uçuş olarak değil, Yemen Cumhuriyeti’nin egemenliğini ihlal etmeye ve yeni bir fiili durum oluşturmaya yönelik bir girişim olarak değerlendirileceğini söyledi. Yemen devletinin benzer tüm girişimlere anayasa ve uluslararası hukukun tanıdığı yetkiler çerçevesinde karşılık vereceğini vurgulayan İryani, bunun Yemen’in egemenliği ve güvenliğini korumayı, ayrıca ülke toprakları ile havalimanlarının İran’ın bölgesel hedefleri doğrultusunda kullanılmasını engellemeyi amaçladığını kaydetti.

 Hudeyde Havalimanı’na inişinin ardından İran uçağı (X)Hudeyde Havalimanı’na inişinin ardından İran uçağı (X)

İryani, pazartesi günü yaptığı açıklamada Husilerin, Uluslararası Kızılhaç Komitesi’ne (ICRC) ait uçağı Sana Havalimanı’nda alıkoyduğunu, uçağın havalanmasına izin vermediğini, pilot ile yardımcı pilotu da rehin tuttuğunu duyurmuştu. Şarku’l Avsat’a konuşan İryani, bunun “istisnai bir davranış olmadığını, aksine Husilerin uluslararası hukuk ve uluslararası insancıl hukuku ihlal etmeye dayalı sistematik uygulamalarının bir parçası olduğunu” söyledi.

Husilerin daha önce de Birleşmiş Milletler (BM) personeli ile uluslararası kuruluşlar ve insani yardım örgütlerinde çalışan onlarca kişiyi iş yerlerinden ve evlerinden kaçırarak keyfi şekilde alıkoyduğunu belirten İryani, ayrıca insani yardım kuruluşlarını hedef aldıklarını, mal varlıklarına el koyduklarını ve insani yardım çalışanlarını siyasi baskı aracı olarak kullandıklarını ifade etti. İryani, bunun uluslararası norm ve sözleşmelerin açık bir ihlali olduğunu sözlerine ekledi.

Husilerin ulusal havayolu şirketine ait uçakları ele geçirmesi

İryani, Husilerin ihlallerinin bununla sınırlı kalmadığını belirterek, örgütün sicilinde ‘Yemen Havayolları’na ait dört uçağa el koyulması ve ulusal hava yolu şirketinin faaliyetlerinin sekteye uğratılması’ gibi eylemlerin de bulunduğunu söyledi. Bu adımların vatandaşlara ve sivil havacılık sektörüne ciddi zarar verdiğini ifade etti.

Bazı uluslararası kuruluşların, güvenlik ve hukuki güvencelerin bulunmadığı bir ortamda Sana Havalimanı’na uçuş düzenlemeyi sürdürmesini de şaşkınlıkla karşıladığını dile getiren İryani, Husilerin uçaklara el koymaya, kişileri alıkoymaya ve sivil havacılığın güvenliğini tehdit etmeye devam ettiğine dikkat çekti.

Sana Havalimanı’nda insani yardım malzemesi taşıyan bir Birleşmiş Milletler (BM) uçağı (BM)Sana Havalimanı’nda insani yardım malzemesi taşıyan bir Birleşmiş Milletler (BM) uçağı (BM)

İryani, bu durumun BM ile uluslararası kuruluşların söz konusu ihlallere yönelik tutumlarını ciddi şekilde gözden geçirmesini gerektirdiğini belirtti. İryani, uluslararası kuruluşların personelini ve hava araçlarını koruyacak daha kararlı bir tutum benimsemesi, ayrıca Husilerin insani yardım faaliyetlerini fiili durum oluşturmak veya uluslararası topluma baskı yapmak için bir araç olarak kullanmasına izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.



Yemen ordusu, Taiz cephelerinde 27 hava saldırısı düzenlendiğini açıkladı

Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Macid en Nezili. (SABA)
Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Macid en Nezili. (SABA)
TT

Yemen ordusu, Taiz cephelerinde 27 hava saldırısı düzenlendiğini açıkladı

Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Macid en Nezili. (SABA)
Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Macid en Nezili. (SABA)

Yemen ordusu, dün akşam Taiz vilayetindeki çatışma cepheleri boyunca Husilere ait mevzi ve toplanma alanlarını hedef alan 27 hava saldırısı düzenlediğini açıkladı.

Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Macid en Nezili yaptığı açıklamada, saldırıların Husilere ait entegre bir askeri sistemi hedef aldığını belirtti. Bu kapsamda bir füze deposu, komuta ve kontrol merkezleri, ileri ikmal ve silahlandırma noktalarının yanı sıra örgüt mensuplarının toplandığı alanlar ile askeri araç ve teçhizatın hedef alındığını belirtti.

Nezili, saldırıların Taiz kentinin kuzeyindeki 60. Cadde, Beni Ömer, Makbena ilçesindeki Humeyr cephesi, el-Vaziiyye’nin doğusu, Hayfan ilçesindeki el-Ahkûm ve el-Eşâvir, el-Kedha, Cebel Numan, el-Kureyfat, Akabet Münif, et-Teşrifat, el-Akrûd, Samia ve Sabr el-Mevadim ilçesindeki eş-Şakab bölgelerini hedef aldığını açıkladı.

Saldırıların hedeflerini “isabetli ve doğrudan” vurduğunu belirten Nezili, kendi ifadelerine göre onlarca askeri araç ve kapasitenin imha edildiğini, çok sayıda Husi mensubunun da öldüğünü veya yaralandığını söyledi.

Nezili ayrıca silahlı kuvvetlerin başkent Sana’da “yüksek değer taşıyan hedefleri” ve Saada vilayetinde 11 “yüksek değerli hedefi” vurduğunu açıkladı. Ancak bu hedeflerin niteliği veya saldırıların sonuçları hakkında ayrıntı vermedi.

Nezili, Taiz’deki askeri operasyonların sürdüğünü belirterek, “Saldırılar, cephelerin ve safların birliğini teyit ediyor. Silahlı kuvvetler Taiz’i terk etmeyecek” dedi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu gelişme, Husilerin kent ve vilayetin çeşitli kesimlerine yönelik şiddetli saldırılar düzenlemesinin ardından Taiz’de çatışmaların yoğunlaştığı bir dönemde yaşandı. Saldırılar, taraflar arasında çatışmaların ve karşılıklı bombardımanın yeniden başlamasına yol açtı.


Reuters: Suriyeli yetkililer Türkiye'de Hizbullah'la gizli görüşmeler yaptı

Suriye güvenlik güçleri, Suriye'de 5 Hizbullah mensubunun toplantı yaptığı binanın önünde (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Suriye güvenlik güçleri, Suriye'de 5 Hizbullah mensubunun toplantı yaptığı binanın önünde (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Reuters: Suriyeli yetkililer Türkiye'de Hizbullah'la gizli görüşmeler yaptı

Suriye güvenlik güçleri, Suriye'de 5 Hizbullah mensubunun toplantı yaptığı binanın önünde (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Suriye güvenlik güçleri, Suriye'de 5 Hizbullah mensubunun toplantı yaptığı binanın önünde (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Reuters'a konuşan kaynaklara göre Suriye hükümeti temsilcileri ile Lübnan'daki Hizbullah mensupları, iki taraf arasındaki gerilimi yatıştırmak amacıyla Türkiye'de doğrudan görüşmeler gerçekleştirdi. Bu, uzun süredir karşı karşıya olan taraflar arasında bilinen ilk doğrudan görüşme oldu.

İkisi Suriyeli yetkili, bir ABD'li yetkili ve Hizbullah'a yakın üst düzey bir Lübnanlı güvenlik yetkilisinin de aralarında bulunduğu 6 kaynak, Reuters'a yaptıkları açıklamada Suriye hükümeti yetkilileri ile İran'la müttefik Hizbullah temsilcilerinin geçen ay en az bir kez gizlice bir araya geldiğini söyledi.

Hizbullah, Suriye'de iç savaşın yaşandığı yıllar boyunca eski Devlet Başkanı Beşşar Esad yönetimini desteklemek amacıyla ülkeye savaşçılar göndermişti.

Esad'ın 2024'ün sonlarında sürpriz bir saldırıyla devrilmesinin ardından Suriye'nin yeni yönetimi ile Hizbullah arasındaki gerilim tırmandı. Şam, Hizbullah'ı Suriye üzerinden silah sevkiyatı yapmakla suçlarken ABD de Suriye ordusunu Lübnan'a asker göndererek Hizbullah'a karşı savaşmaya teşvik etti.

Kaynakların verdiği bilgilere göre geçen ayki görüşmeye Hizbullah temsilcileri ile Suriye istihbarat ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri katıldı. Görüşme, gerilimi yatıştırmak amacıyla Türkiye'nin güvenlik ve istihbarat birimlerinin daveti üzerine gerçekleştirildi.

Kaynakların tamamı, daha önce kamuoyuna yansımayan hassas görüşme hakkında konuşabilmek için isimlerinin açıklanmaması şartıyla bilgi verdi.

Suriye Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Dışişleri ve Savunma bakanlıkları ile ABD Dışişleri Bakanlığı, Reuters'ın görüşmeyle ilgili sorularına henüz yanıt vermedi. Hizbullah'ın medya ofisi ise yorum yapmayı reddetti.

Kaynaklar: Yetkililer ortak güvenlik endişelerini ele aldı

ABD'li yetkili, iki Suriyeli yetkili ve Lübnanlı güvenlik kaynağı, görüşmede iki taraf arasındaki gerilim noktalarının çözümüne odaklanıldığını ve toplantının olumlu geçtiğini söyledi.

Suriyeli yetkililerden biri, tarafların aralarında herhangi bir düşmanlık bulunmadığı konusunda mutabık kaldığını ve Suriye'nin Hizbullah'a Lübnan'a askeri müdahalede bulunarak örgütün silahsızlandırılmasını sağlamayacağı konusunda güvence verdiğini belirtti.

Aynı yetkili, Suriyeli yetkililerin buna karşılık Hizbullah'dan sınırdan silah kaçakçılığı girişimlerinin durdurulmasına ve özellikle güney Suriye'de kalan uyuyan hücrelerinin dağıtılmasına yardımcı olmasını istediğini söyledi.

efrgt
Suriye'de Hizbullah bağlantılı hücreye mensup 5 kişi yakalandı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye salı günü, ülkenin güneyinde roket saldırısı hazırlığında olduğunu öne sürdüğü Hizbullah bağlantılı bir hücrenin yakalandığını duyurdu. Hizbullah ise çarşamba günü suçlamaları reddederek Suriye'de herhangi bir varlığının bulunmadığını ve ülkedeki güvenlik ya da askeri faaliyetlerle hiçbir ilgisinin olmadığını açıkladı.

Suriyeli yetkili, Hizbullah temsilcilerinin silah kaçakçılığının durdurulması ve Suriye'deki hücrelerinin dağıtılması talebine doğrudan yanıt vermediğini ancak Suriye'nin içişlerine müdahale etmeme taahhüdünde bulunduğunu söyledi.

Görüşme ve sonuçları hakkında doğrudan bilgi sahibi olan Lübnanlı kaynak ise iki tarafın güvenlik konularında önemli ilerleme kaydettiğini ifade etti.

Suriyeli yetkili ile Lübnanlı kaynak, nihai bir anlaşmaya varılmadığını ve herhangi bir açıklama yapılmasına yönelik plan bulunmadığını söyledi. Lübnanlı kaynak Reuters'a, iki taraf arasındaki Türkiye üzerinden iletişimin yaklaşık iki ay önce başladığını belirtti.

Reuters, eylül ayında Türkiye'de gerçekleştirilen görüşmenin nerede ve ne kadar süreyle yapıldığını veya öncesinde ya da sonrasında başka görüşmeler gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini doğrulayamadı.


Irak Başbakanı  Zeydi, silahların devlet kontrolüne alınması için 30 Haziran 2027'ye kadar süre verdi

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
TT

Irak Başbakanı  Zeydi, silahların devlet kontrolüne alınması için 30 Haziran 2027'ye kadar süre verdi

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi, 1 Ekim 2026'yı devletin kontrolü dışındaki silahlar meselesinin ele alınması için ciddi bir başlangıç olarak belirlerken sürecin en geç 30 Haziran 2027'de tamamlanmasını öngördü.

Zeydi bugün (perşembe) yaptığı açıklamada, “1 Ekim 2026, devletin kontrolü dışındaki silahlar meselesinin ele alınması ve anayasal yükümlülüklere uyulması için ciddi bir başlangıçtır. Açık bir yol haritası ve üzerinde mutabık kalınan, 30 Haziran 2027'yi aşmayacak takvimler doğrultusunda hareket edilecektir” ifadelerini kullandı.

Zeydi, bunun savaş ve barış kararının anayasal makamlara bırakılmasını ve bunun dışında herhangi bir askeri faaliyetin engellenmesini öngören anayasal ilke doğrultusunda yürütüleceğini belirtti.

Irak hükümetinin anayasa doğrultusunda, Irak topraklarında bulunan Iraklı olmayan tüm silahlı grupların silahlarını tamamen teslim etmesini sağlayacağını belirten Zeydi, bunun ülkenin güvenliğinin ve istikrarının korunmasını ve sınırların kontrol altında tutulmasını amaçladığını kaydetti.

Zeydi, “1 Ekim, Irak'ın tam egemenliğe sahip, kurumlarıyla güçlü, anayasa, hukuk ve uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde hareket eden yeni bir aşamaya geçişinin başlangıcını temsil ediyor” dedi.

Irak'ın bölgesel ve uluslararası çevresiyle ortak çıkarlara ve karşılıklı saygıya dayalı dengeli ilişkiler geliştireceğini belirten Zeydi, hükümetin Irak topraklarının ve hava sahasının komşu ülkelerin güvenliğini tehdit edecek herhangi bir eylem için çıkış noktası veya geçiş güzergâhı olarak kullanılmasını engelleme konusunda kararlı olduğunu vurguladı.

Zeydi, Irak'a yönelik saldırılarda herhangi bir ülkenin topraklarının veya hava sahasının kullanılmasını da reddettiklerini belirterek bunun karşılıklı egemenlik, iyi komşuluk ve iç işlerine müdahale etmeme ilkelerine dayandığını ifade etti.

Başbakan, Irak hükümetinin güvenlik kurumlarını desteklemek amacıyla kapsamlı bir hava savunma sistemi satın alacağını belirterek bunun “Irak devletinin tam hava egemenliğini güçlendirmeyi” hedeflediğini söyledi.

Zeydi ayrıca Haşdi Şabi yasasının çıkarılması ve yapının başbakan sıfatıyla silahlı kuvvetler başkomutanının komutası altında güvenlik sisteminin ayrılmaz bir parçası olarak statüsünün belirlenmesi için çalışılacağını açıkladı.

Zeydi sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu büyük gün, 1 Ekim 2026'yı ve Irak'taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesi, güçlerinin kara, hava ve deniz yoluyla tamamen ve nihai olarak çekilmesi ve Irak'ın tam ve kapsamlı egemenliğini elde etmesiyle gerçekleşen büyük ulusal başarıyı kutluyoruz.”