Enver el-Ansi
İran, müttefiki olan Husileri, İsrail'in açık beka tehdidine yönelik olarak öldürdüğünü öne sürdüğü Dini Lideri Ali Hamaney'in cenaze törenine katılmaları için İran’a taşımak ve daha sonra geri götürmek amacıyla sivil bir uçak göndererek, Yemen'in egemenliğini üst üste iki kez açık bir şekilde ihlal etti.
İran, ABD ile varılan mutabakat muhtırasının ardından oluşan göreceli sakinlikten yararlanarak, Hamaney için Şii dünyasında eşi- benzeri görülmemiş nitelikte bir cenaze töreni düzenlemek istedi. Böylece ABD'ye, İsrail'e ve genel olarak Batı'ya birden fazla mesaj göndermeyi amaçlamıştı. Bu mesajların tümü, Dini Lideri’nin İsrail tarafından öldürülmesinin acısı karşısında mümkün olan en büyük dayanışmayı sergileme noktasında birleşiyordu.
İran'ın, Hamaney'in cenaze törenini istediği gibi düzenleme hakkı var, ancak bunun, Birleşmiş Milletler'e (BM) üye bir ülke olan Yemen'in egemenliğini ihlal etmenin uygunsuz bir yoluna dönüştürülmesi kabul edilemez. Bütün bunlar, bölgeye "Biz buradayız ve istediğimiz zaman, istediğimiz araç ve yöntemlerle, seçtiğimiz anlarda egemenliğinizi ihlal edebiliriz” mesajını iletmek amacıyla yapılıyor.
Bu gelişme, Tahran'ın kendi topraklarından gerçekleştiğini iddia ettiği ABD saldırılarına karşılık verme bahanesiyle bölgedeki çoğu ülkeye saldırılarını sürdürdüğü bir dönemde yaşandı. Bu iddia, tüm bu ülkeler tarafından siyasi ve hukuki mantığın en basit ilkeleriyle reddedildi. Bunların en önemlisi Yemen tarafından “İran'a coğrafi ve mezhepsel açıdan uzak olan Yemen'in, İran ile ABD ve İsrail arasındaki çatışmayla ve bu iki ülkenin bölgedeki çıkarlarının hedef alınmasıyla hiçbir ilgisi yoktur; bu mesele Yemen'i ne yakından ne de uzaktan ilgilendirmemektedir” şekilde dile getirildi.
Yemenli insan hakları savunucusu Huda Lokman: Yaşanan gelişme sadece bir uçuş değil, tam anlamıyla egemen ve bölgesel bir mesajdı. Resmi uyarıları göz ardı etmede ve açıkça dile getirilen itirazlara rağmen inişte ısrar etmek, sahadaki tedbirlere yönelik bir meydan okumadan öte, Yemen egemenliğinin sınırlarını sınamaya yönelik bir teste dönüştü.
İran’ın Yemen’in egemenliğine yönelik son ihlali, Yemenlilerin belleğinden hiçbir zaman silinmeyen ve silinmeyecek uzun saldırılar tarihinde ne ilkti ne de sonuncusu olacak. Bu olay yalnızca İran'ın Yemen'e yönelik düşmanca bakış açısının bir örneğini teşkil ediyor.
İran'ın Yemen hava sahasını ihlal etmesi, Yemen'deki Meşru Hükümeti Destekleme Koalisyonu’nun gerçekleştirdiği bir askeri harekâtla eş zamanlı yaşandı. Husilerin anlatısına göre bu harekâtla, daha önce uçakla Tahran'a götürülen kişilerin geri getirilmesi amacıyla uçağın yeniden inişini engellemek için Sana Havalimanı'nın kalkış ve iniş pistleri hedef alındı. Ancak öyle görünüyor ki, uçağın ülkenin batısındaki Hudeyde Havalimanı'na inmesine göz yumuldu. Öte yandan Husler, Suudi Arabistan'ın güney sınırına doğru birkaç füze fırlattı. Koalisyon tarafından yapılan açıklamalara göre bu füzelere hızla müdahale edildi.
Bir video kaydından alınan bu karede, Sanaa Havalimanı'nı hedef alan hava saldırıları görülüyor, 13 Temmuz 2026 (AFP)
Tepkiler
Yemenli insan hakları savunucusu Huda Lokman'ın da belirttiği gibi, farklı aidiyet ve tutumlara sahip Yemenlilerin büyük çoğunluğunun görüşleri, yaşananların ‘sadece bir uçuş değil, tam anlamıyla egemen ve bölgesel bir mesaj olduğu’ noktasında birleşti. Lokman, resmi makamlarca yapılan uyarıları göz ardı etmede ve açıkça dile getirilen itirazlara rağmen inişte ısrar etmenin, sahadaki tedbirlere yönelik bir meydan okumadan öte, Yemen egemenliğinin sınırlarını sınayan ve Yemen'in içini aşıp bütün bölgeye uzanan bir mesaj olduğunu belirtti.
Husilerin kontrolündeki bölgelere ve bu bölgelerden yapılan uçuşlarda sorunlar yaşanıyor. Askeri gerilim yaşanmasını önlemek amacıyla ister aşamalı ister nihai nitelikte kapsamlı bir siyasi çözüme ulaşılması acil bir ihtiyaç haline geldi.
Amaç ne?
İran'ın gerçekleştirdiği ihlalin amacı ister Yemen'deki Meşru yönetimi Destekleyen Koalisyonun sabrını sınamak, ister bölgenin tamamının nabzını yoklamak, isterse bölgede yeni bir çatışma alanı açmak olsun nihayetinde bölgenin kaldıramayacağı yeni bir gerilimden başka bir şey değil. Hatta bu, aldığı tüm yaralar ve yıkım karşısında İran'ın kendisinin dahi kaldıramayacağı sonuçlar doğurabilecek nitelikte.
BM, Yemen'deki gelişmeleri görüşmek üzere düzenlenen olağanüstü BM Güvenlik Konseyi (BMGK) toplantısının ardından yaptığı açıklamada, “Yemen'deki son gelişmeler, Yemenlilerin öncülük ettiği kapsamlı siyasi sürece alternatif olmadığını hatırlatıyor” ifadelerini kullandı. Açıklamada, BM himayesinde diyalog yoluyla varılacak müzakere edilmiş bir siyasi çözümün, çatışmaya kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm sunabileceği vurgulandı.
BMGK’nın olağanüstü toplantısında bir brifing veren BM Siyasi ve Barışı Koruma İşleri Daireleri bünyesinde Ortadoğu, Asya ve Pasifik Ülkeleri'nden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Halid Hayari, ‘Yemen'in ve daha geniş bölgenin yeni bir gerilim dalgasını kaldıramayacağını’ vurguladı. Bütün tarafları BM himayesindeki müzakerelere yapıcı bir şekilde katılmaya çağıran Hayari, bunun ‘gerilimi azaltmak, güvenli, öngörülebilir ve sürdürülebilir sivil hava erişimini güçlendirmek ve diğer öncelikleri gerçekleştirmek açısından zorunlu’ olduğunu belirtti.
Yemen’in Sana şehrinde İsrail saldırılarında hayatını kaybeden bazı önde gelen İranlı din alimlerinin posterlerinin önünde yürüyen Husi destekçileri, 13 Temmuz 2026 (AP)
Husilerin kontrolündeki bölgelerle yapılan hava taşımacılığı işlemlerinde gerçekten sorunlar bulunduğu ve askeri gerilimi, bunun sonucunda geriye kalan altyapının yıkımını önlemek ve ‘sivillerin hareketliliği, esirler dosyası ve gerilimi azaltmaya yönelik tüm çabalar başta olmak üzere kırılgan son insani koridorları’ korumak amacıyla kapsamlı, ister aşamalı ister nihai nitelikte bir siyasi çözüme ulaşılmasına acil ihtiyaç duyulduğu doğru olsa da tüm bölgesel ve uluslararası çabaların bunun bir faydası olmadığını kanıtladığı noktada buna nasıl ulaşılabilir? Zira Husiler, ne içeriden ne de dışarıdan taraflarla yaptıkları hiçbir anlaşmaya bağlı kalmadı.
Sorun ne?
Meseledeki ikilem, bu grubun kararının ister savaş için ister siyasi manevralar için olsun, gerekli tüm askeri veya lojistik araçlarla silahlandırma, eğitim ve tedarik konusunda taahhütte bulunan İranlı finansörün kararına bağlı olan bir milis olarak ortaya çıktığı andan itibaren belirgindi. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre bunca yıl ve deneyimin ardından bu durumun kanıtlanmasına artık ihtiyaç kalmadı.
Husilerin oluşturduğu tehlikeden kurtulmak için ya Yemen ordusu ulusal bir doktrin ve temeller üzerine yeniden inşa edilerek dürüstlük ve şeffaflıkla ülkenin tamamındaki bütün ipleri elinde tutabilmesi sağlanacak ya da Tahran ile ‘tarihi’ bir anlaşmaya varılacak. Bu iki seçeneğin üçüncüsü yok.
Yemen hükümetinin, İran uçağının Sana Havalimanı'na ikinci kez inmesini engellemek amacıyla Yemen’deki Meşruiyeti Destekleyen Koalisyona başvurma kararının önemi, Husilerin önümüzdeki döneme yönelik ‘gerilim stratejisinin’ ilk girişimini boşa çıkarmasında yatıyor. Husiler, son günlerde Suudi Arabistan'ı tehdit ederek taleplerinin çıtasını abartılı bir şekilde yükseltmesinin ve Sana-Tahran hattının sürdürüleceğini, bunun cenazeye giden Husi heyetiyle sınırlı kalmayacağıyla tehdit etmesinin ardından, Sana Havalimanı pistlerinin bombalanmasına ve hedef alınıp devre dışı bırakılmasına şaşırmış olmalı. Zira bu durumu beklemiyorlardı.
Sana Havalimanı'nın yeniden açılması
Meşru Yemen hükümetinin açıklamalarından, ilke olarak Yemen'e ve Yemen'den yapılan uçuşların, resmi ulusal taşıyıcı Yemenia Havayolları aracılığıyla Sana Havalimanı üzerinden, koordineli programlar ve mutabık kalınan güvenlik düzenlemeleri çerçevesinde yeniden başlatılmasına karşı çıkmadığı anlaşılıyor. Ancak sorun, Husi meselelerini yakından takip eden bazı siyasi ve askeri araştırmacılara göre Husilerin havalimanının açılmasının İran Havayolları üzerinden ve Sana-Tahran hattı üzerinden olması yönündeki ısrarında yatıyor.
Adnan el-Cebrani, Husilerin Yemen’in başkenti Sana’daki uluslararası havalimanının yeniden açılması için gerilimi tırmandırmasının, tehdit ve gözdağının tek bir cümlede özetlenebileceğini değerlendirdi. Cebrani’ye göre en önemli sır Husilerin hedefinin havalimanını açmak, vatandaşların seyahatini kolaylaştırmak, hatta yol haritasının gereklerini yerine getirmek değil, artık bunun bölgede yeni denklemler dayatmak için uygun an olduğuna inanmaları olduğunu belirtti.
Çözüm ne?
Husilerin oluşturduğu tehlikeden kurtulmak için ya Yemen ordusu ulusal bir doktrin ve temeller üzerine yeniden inşa edilerek dürüstlük ve şeffaflıkla ülkenin tamamındaki bütün ipleri elinde tutabilmesi sağlanacak ya da Tahran ile, ABD Başkanı Donald Trump'ın ifadesiyle bir ‘büyük anlaşma’ niteliğinde ‘tarihi’ bir mutabakata varılacak. Bu iki seçeneğin üçüncüsü yok. Muhtemelen her iki seçenek de gerekli ve önemli, ancak her ikisi de artık herhangi bir mucize hayal edemeyecek bir çağda mucizeye ihtiyaç duyuyor.
* "Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir."
Birleşmiş Milletler’in (BM) sağladığı finansmanın azalmasının ardından, Husilerin kontrolünde bulunan bölgelerdeki sağlık sistemi giderek kötüleşiyor. (BM)
Hudeyde şehrindeki bir hastanede yatan hastalar (Reuters)
Sana’da bir mahalle, kanalizasyonun tıkanması nedeniyle kirli suyla doldu. (Şarku’l Avsat)