Cezayir ve Mali: Sahadaki pragmatizm siyasi hesaplara üstün geldi

Coğrafya kendini dayatıyor

Mali'nin başkenti Bamako'daki Ordu Anıtı, 26 Nisan 2026 (AFP)
Mali'nin başkenti Bamako'daki Ordu Anıtı, 26 Nisan 2026 (AFP)
TT

Cezayir ve Mali: Sahadaki pragmatizm siyasi hesaplara üstün geldi

Mali'nin başkenti Bamako'daki Ordu Anıtı, 26 Nisan 2026 (AFP)
Mali'nin başkenti Bamako'daki Ordu Anıtı, 26 Nisan 2026 (AFP)

Rabia Abdusselam

2.300 kilometreyi aşan bir sınır boyunca sürekli değişen koşullar ve Afrika'nın Sahel bölgesinde nüfuz için verilen soğuk savaşın ortasında, Cezayir ve Mali son yılların en uzun diplomatik kopuşunu sona erdirdi. İki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden kurulması ve hava sahalarının hava trafiğine tamamen açılması, saha pragmatizminin somutlaşması, siyasi gerçekçiliğin zaferi (Sahel'in coğrafi gerçeklerinin ve sınır ötesi risklerin dar siyasi hesaplamalara üstün gelmesi) gibi görünüyor.

Birçok kişi iki komşu ülke arasındaki uzlaşı sürecinin tamamen rayından çıktığına inanırken, Cezayir Savunma Bakanlığı tarafından yapılan ve bir dönüm noktası, sonraki gelişmelerin ana katalizörü olan bir açıklama kamuoyunu şaşırttı. Cezayir makamları, hava sahasının Mali'ye gidiş ve geliş yönündeki sivil ve askeri uçuşlara tamamen açıldığını resmen duyurarak, Nisan 2015'ten beri uygulanan sıkı hava ambargosu dönemini sona erdirdi. Hemen ardından Bamako da benzer bir adım atarak hava sahasını açtı. Bu gelişme, bir sonraki adıma, diplomatik misyonların geri dönüşüne zemin hazırladı. Her iki ülkenin büyükelçileri iki başkentte görevlerine resmen yeniden başladılar.

Bu son gelişmeyi, istikrarsız bir bölgedeki sıradan bir uzlaşma ve barışma veya geçici bir diplomatik ateşkes olarak değerlendirmek mümkün değil. Jeopolitik analizler, tam diplomatik temsilin geri dönüşü ile hava sahalarının açılmasının, karmaşık ve zorlu bir güvenlik coğrafyasında kaçınılmaz gelişmeler olduğunu vurguluyor.

Cezayir Üniversitesi'nde siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler profesörü olan Saida Selame, jeopolitik bir bakış açısıyla, “Cezayir ve Mali arasındaki son diplomatik yakınlaşmanın sadece ikili bir atılım olmadığını, aksine Afrika'nın Sahel bölgesindeki jeopolitik dengeyi yeniden şekillendirmeye yönelik daha derin bir mücadeleyi yansıttığını” söyledi. Selame, “Bu bölge, bölgesel ve uluslararası güç rekabetinin arenası haline geldi. Bu gelişme, Afrika'nın kalbindeki nüfuz haritasını yeniden çizmeye yönelik daha geniş çaplı girişimlerin ayrılmaz bir parçası” diye ekledi.

Bu jeopolitik hareketlilik, Mali devletini parçalayan yapısal kaosun ve silahlı örgütlerin çoğalmasının yansımaları ile iç içe geçiyor. Nitekim bugün Mali, 1 Mart 2015'te Cezayir'de Mali hükümeti ile kuzey Mali'deki siyasi hareketler arasında imzalanan “Barış ve Uzlaşma Anlaşması” başta olmak üzere geçmişte imzalanan barış anlaşmalarının iptal edilmesinin ardından varoluşsal bir tehditle karşı karşıya bulunuyor. Cezayir anlaşması, çatışmayı sona erdirmeyi ve bölgede istikrarı sağlamayı amaçlıyordu. Klasik gerilla savaşından kamikaze dronların kullanımına ve Mali ordusuna bağlı piyade konvoylarını ve takviye birliklerini, ayrıca Rus “Afrika Lejyonu” unsurlarını hedef alan gelişmiş pusulara geçiş, durumu daha da kötüleştirdi. Buna ek olarak, özellikle el-Kaide bağlantılı “Cemaat Nusret el-İslam vel-Müslimin” (CNIM) ve Tuaregli ayrılıkçı örgütlerle iş birliği içinde silahlı örgütlerden oluşan ittifak tarafından Mali'nin başkenti Bamako'ya uygulanan boğucu güvenlik ve ekonomik kuşatma gerçek bir alarm zili oldu ve “yüksek güvenlik çıkarlarını” ortak bir pusulaya dönüştürdü. Zira bu kuşatma sebebiyle Bamako, kuzey komşusunun sağladığı güvenlik şemsiyesi olmadan izole edilmiş kuzey bölgelerinde istikrarı sağlayamaz hale geldi. Cezayir de güney sınırı boyunca gri bölgelerin genişlemesine artık göz yumamaz.

El-Mecelle’nin görüşlerine başvurduğu Dr. Moulay Tahar Üniversitesi'nde siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler profesörü ve yazar olan Ould Seddik Miloud, “Sahra bölgesine yönelik artan uluslararası ilgi, tartışılmaz bir jeopolitik gerçeği kabul etmemizi zorunlu kılıyor, o da Sahel bölgesi, sınırlarımıza olan doğrudan yakınlığı ve karmaşık yapısı nedeniyle, Cezayir’in ulusal güvenliğine yönelik genel görüşlerinden ayrılamaz stratejik bir derinlik oluşturmaktadır” dedi.

Bu tehditler arasında, el-Kaide'nin Mağrip kolu ile Tevhid Hareketi, Batı Afrika’da Cihat gibi melez kolları, Boko Haram ile kendisine müttefik Ensar ed-Din ve Ensar eş-Şeria gibi uluslararası örgütlerin yanı sıra Libya, Çad, Mali ve son olarak Burkina Faso arasındaki sınır bölgelerinde dağılmış düzinelerce başka örgütlerden oluşan cihatçı ağlar tehdidi öne çıkıyor.

Mali son günlerde, CNIM ile müttefiki ayrılıkçı Azavad Ulusal Kurtuluş Cephesi (MNLA) savaşçıları tarafından gerçekleştirilen, ülkenin kuzeyi ile merkezindeki askeri üsleri ve büyük şehirleri hedef alan bir dizi koordineli saldırı ve şiddetli çatışmaların ardından şiddet olaylarında önemli bir artışa sahne oluyor. Ülkenin merkezinde, bir askeri üs ile havaalanının bulunduğu Sévaré kasabasında patlamalar meydana geldi ve ardından uçakların bölge üzerinde uçtuğu görüldü. Başkentten birkaç kilometre uzaklıkta bulunan ve savaşçıların tutulduğu ana hapishane olan Kéniéroba Cezaevi de saldırıya uğradı. Ordu, saldırıları püskürttüğünü ve saldırganlardan bazılarını öldürdüğünü açıkladı.

İki ülke arasındaki duvar yıkılıp ilişkiler normale dönerken, bir dizi soru güçlü bir şekilde kendisini dayatıyor: Bu diplomatik normalleşme, güvenlik doktrinini yeniden tesis etmeyi ve Sahel'deki yapısal kaosun önüne geçmeyi başaracak mı? Yakında gerçekleşecek istihbarat koordinasyonu, boşlukları doldurma ve tanker savaşı altında ezilen lojistik arterlerde güvenliği sağlama gücüne sahip olacak mı?

cdfvbgr
Başkent Cezayir’in sahil şeridindeki Cezayir bayrakları, 18 Eylül 2021 (AP)

Mevcut jeopolitik verilere dayanarak, bu yeni jeopolitik kavşağın sonuçları belirginleşmeye başlayan birkaç stratejik süreç arasında gidip geliyor; bunların en belirginleri ise istihbarat koordinasyon merkezlerinin aktif hale getirilmesi ve ardından taraflar arasında doğrudan müzakerelerin yeniden başlatılmasıdır.

Bu misyonun boyutlarına ilişkin analitik bir okuma yapan Mohammed Seddik Üniversitesi'nde öğretim görevlisi ve siyasi analist Abdurrefik Kachout, Mecelle'ye şunları söyledi: “Krizin karmaşıklığı göz önüne alındığında misyon zorlu, ancak Cezayir'in deneyimini kullanacağı ve zengin tarihi tecrübelerinden yararlanacağı kesin. Cezayir, kendisinin stratejik yönlendirmelerine güvenen Azavad fraksiyonları başta olmak üzere, sahadaki bazı taraflar ve aktörlerle, tarihsel bir güven ilişkisine sahip olduğu için, bölgesel deneyimini kullanarak savaşan tarafları savaş siperlerinden müzakere masasına çekecektir. Nitekim Cezayir, bu fraksiyonlara sürekli ve ısrarla silah bırakma ve ulusal birliği sağlama, yoğun nüfuslu güney ile Tuareg çoğunluğunun yaşadığı çalkantılı ve çöllerden oluşan kuzey arasındaki derin bölünmelerden koruyacak ortak bir uzlaşı zemini tesis etme çağrısında bulunmuştur.”

Cezayir, sahadaki bazı taraflar ve aktörlerle, tarihsel bir güven ilişkisine sahip olduğu için, bölgesel deneyimini kullanarak savaşan tarafları savaş siperlerinden müzakere masasına çekecektir

Ekonomik koz bir can simididir

 Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler alanında araştırmacı ve akademisyen Dr. Muhammed Salih Cemal, bu stratejik görüşü teyit ederek Mecelle'ye şunları söyledi: “Yeni aşama, Cezayir ve Mali arasında siyasi istişare ve güvenlik koordinasyon kanallarının yeniden aktif hale getirilmesinin önünü açacaktır. Bu da başta terörizm, organize suç ve sınırlardaki kaçakçılık faaliyetleri olmak üzere ortak tehditlerle mücadelede iş birliğini artıracaktır. Zira Cezayir, terörizmle mücadele, sınır güvenliği ve kriz yönetimi konusunda önemli ve kabul görmüş bir deneyime sahiptir. Ayrıca arabuluculuk ve anlaşmazlıkları giderme konusunda da önemli bir diplomatik birikimi bulunmaktadır. Bu deneyim, her iki ülkenin egemenliğine tam saygı ve iç işlerine müdahale etmeme çerçevesinde ikili iş birliğini güçlendirebilecek önemli bir birikimi temsil etmektedir.”

Bugün bu güvenlik kozunun diğer stratejik kozlardan ayrı olarak kullanılmayacağı kesin ve bu bağlamda “ekonomik koz” öne çıkıyor. Siyasi analist Abdurrefik Kachout, “güvenlik çözümlerinin jeo-ekonomik faktörlerden, özellikle de insani ve lojistik yardımdan bağımsız olarak uygulanamayacağına” inanıyor. “Buna ek olarak, Mali yakıt ambargosu altında ezildiği için, petrol kozu, özellikle de dev petrol şirketlerinin üretim maliyetlerini düşürmek için enerji sektörüne girmeye hazır olmasının yanı sıra, çölü aşan yol ağı da önemli bir rol oynuyor. Bu durum, ekonomik coğrafyanın kaçınılmazlığının iki ülke arasındaki uzlaşının en önemli faktörlerinden biri olduğunu gösteriyor” diye ekliyor.

Şarku'l Avsat''ın Al Majalla'dan aktardığı analize göre Şiddetli çatışmalar artık uzak kuzey cepheleriyle sınırlı değil, gölgesi Mali'deki antik ve tarihi Timbuktu şehrinin eteklerine kadar uzanıyor. Şehir, terör örgütlerin “tanker savaşı” ve hayati önem taşıyan ikmal konvoylarını hedef alarak uyguladığı sistematik bir boğma stratejisi nedeniyle ciddi bir yakıt krizi altında inliyor.

Sonuç olarak, iki ülke arasındaki ikili anlaşmazlıkların sona erdirilmesi sadece diplomatik bir formalite değil, yanmakta olan Timbuktu’dan başkent Bamako'ya kadar alevler içindeki sahanın dayattığı kaçınılmaz bir ihtiyati tedbirdir. Bilhassa daha önceki çatışmaları kontrol altına almadaki başarısı göz önüne alındığında, bu ateşkes, kaosun küllerini söndürmekte yeterli olacak mı yoksa Sahel bölgesi içinde halen başka zorluklar mı barındırıyor, önümüzdeki birkaç gün bu sorunun cevabını verecektir.



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.