ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, dün yaptığı açıklamada, ABD'nin İran'a yönelik askeri operasyonlarının maliyetinin bugüne kadar 37,5 milyar dolara ulaştığını, bunun önceki kamuoyu tahminine göre yaklaşık 8 milyar dolar daha fazla olduğunu söyledi.
Hegseth, Senato Tahsisatlar Komitesi'nde milletvekillerine yaptığı sunumda, söz konusu tutarın 30 Eylül'e kadar öngörülen harcamaları da kapsadığını belirtti.
Bu oturum, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine ile birlikte komite önüne çıkan Hegseth'in, ABD güçlerinin bu ayın başında İran'a yönelik operasyonlarını yeniden başlatmasının ardından Kongre üyelerinin sorularını ilk kez kamuoyu önünde yanıtladığı toplantı oldu.
ABD Başkanı Donald Trump, 8 Temmuz'da ateşkesin sona erdiğini açıklamış ve bunun ardından çatışmalar, ABD güçlerinin artan kayıpları eşliğinde yeniden başlamıştı.
Geçen hafta sonu İran'ın Ürdün'deki bir ABD üssüne düzenlediği saldırıda iki Amerikan askeri hayatını kaybederken, bir asker de kayboldu. Bu saldırı, son beş gün içinde ABD güçlerini hedef alan dördüncü saldırı olarak kayıtlara geçti.
The New York Times'ın (NYT)ABD'li yetkililere dayandırdığı habere göre, saldırıların yoğunluğu ve verilen kayıplar, İran'ın hâlâ önemli miktarda füze stokuna sahip olduğunu ve ABD hava savunma sistemlerini aşma konusunda daha etkili hale geldiğini gösteriyor.
Şarku’l Avsat’ın NYT’den aktardığına göre saldırılarda onlarca asker yaralandı ve bazı helikopterler hasar gördü, ancak Pentagon bu kayıpları kamuoyuna açıklamakta gecikiyor.
Senato Tahsisatlar Komitesi'nin kıdemli Demokrat üyesi Patty Murray ise ABD'nin İran'la çatışmasının "bir başka sonsuz savaşa" dönüşebileceği uyarısında bulundu. Hazırladığı konuşma metnine göre Murray, Trump'ın 40 defadan fazla anlaşmanın yakın olduğunu ve savaşın kısa sürede sona ereceğini söylediğini, buna rağmen şimdi operasyonların süresi ve hedefleri konusunda net güvence vermeden Kongre'den onlarca milyar dolarlık ilave kaynak talep ettiğini ifade edecek.
Ek bütçe talebi, ABD'nin yoğun hava saldırılarını sürdürmesi, bazı mühimmat stoklarının azalması ve Hürmüz Boğazı'ndaki petrol taşımacılığını etkileyen gelişmeler nedeniyle yakıt maliyetlerinin yükseldiği bir dönemde gündeme geldi.