Orgeneral Burhan, Sudan içinde ulusal diyalog istişarelerini başlattı

Orgeneral Burhan, Demokratik Blok Koalisyonu liderleri ile görüşmede siyasi sürece müdahale etmeyeceğini vurgularken Sumud İttifakı, Nairobi'de toplandı

Orgeneral Burhan, birkaç gün önce kapsamlı bir siyasi diyalog başlatılacağını duyurdu. Bu arada, kendisine sadık güçlerin Addis Ababa toplantılarına katılmasına itiraz etmeyeceği yönünde beklentiler vardı (Facebook)
Orgeneral Burhan, birkaç gün önce kapsamlı bir siyasi diyalog başlatılacağını duyurdu. Bu arada, kendisine sadık güçlerin Addis Ababa toplantılarına katılmasına itiraz etmeyeceği yönünde beklentiler vardı (Facebook)
TT

Orgeneral Burhan, Sudan içinde ulusal diyalog istişarelerini başlattı

Orgeneral Burhan, birkaç gün önce kapsamlı bir siyasi diyalog başlatılacağını duyurdu. Bu arada, kendisine sadık güçlerin Addis Ababa toplantılarına katılmasına itiraz etmeyeceği yönünde beklentiler vardı (Facebook)
Orgeneral Burhan, birkaç gün önce kapsamlı bir siyasi diyalog başlatılacağını duyurdu. Bu arada, kendisine sadık güçlerin Addis Ababa toplantılarına katılmasına itiraz etmeyeceği yönünde beklentiler vardı (Facebook)

Sudan Geçici Egemenlik Konseyi Başkanı ve Sudan Ordusu Komutanı Orgeneral Abdülfettah el-Burhan, pazartesi akşamı başkent Hartum'da Demokratik Blok Koalisyonu liderleriyle bir araya gelerek, Sudan içinde ulusal siyasi diyaloğun başlatılmasına ilişkin düzenlemeleri görüştü. Görüşme, Kenya'nın başkenti Nairobi'de Nairobi Bildirgesi çatısı altında bir araya gelen siyasi ve sivil güçlerin, savaşı sona erdirmenin yollarını ve insani krizin çözümünü ele almak üzere toplantılarını sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşti.

Orgeneral Burhan ile görüşmeye katılan kaynaklar, Şarku’l Avsat gazetesine, görüşmenin, ülke içinden Sudanlı güçlerin öncülüğünde, herhangi bir vesayet veya dış müdahaleden uzak, kapsamlı bir sivil siyasi diyalog sürecinin başlatılması üzerinde odaklandığını belirtti. Kaynaklara göre bu süreç, siyasi ortamı, farklı tarafların katılımını ve diyalog sürecinin başarıya ulaşmasını garanti altına alacak şekilde hazırlayan pratik adımlara dayanacak.

Kaynaklar, Orgeneral Burhan'ın görüşme sırasında siyasi diyalog sürecine müdahale etmeyeceğini teyit ettiğini, Sudan dışındaki siyasi güçlerin yaklaşan diyaloğa katılmasına karşı çıkmadığını belirttiğini aktardı. Burhan ayrıca, ülke içindeki siyasi sürece katılmak isteyen herkesin korunmasını sağlamak için gerekli tüm önlemleri alma sözü vererek, seyahat özgürlüğünün garanti altına alınacağını ve yurt dışına seyahat etmek isteyen hiç kimsenin engellenmeyeceğini vurguladı.

Kaynaklar, görüşmede bazı kişi ve grupların gündeme getirdiği, başında Egemenlik Konseyi'nin geldiği mevcut geçiş dönemi yönetim kurumlarının feshedilmesi veya Burhan'a cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesi için yetki verilmesine ilişkin önerilerin ele alınmadığını belirtti. Egemenlik Konseyi Başkanı, Demokratik Blok Koalisyonu’nun üstlendiği role atıfta bulunarak, ülke içindeki siyasi faaliyetini ve hareketliliğini takdirle karşıladı.

Öte yandan Demokratik Blok Koalisyonu liderlerinden Toplumsal Adalet Demokratik İttifakı Başkanı Mübarek Erdol, Orgeneral Burhan ile yapılan görüşmeyi ‘yapıcı ve olumlu’ olarak nitelendirerek, önümüzdeki günlerde somut sonuçlara ulaşılmasını beklediğini belirtti. Erdol, sosyal medya platformu X üzerinden paylaştığı bir mesajda, koalisyonun Sudan'ın karşı karşıya olduğu zorlukların boyutunun farkında olduğunu, ülkeyi krizinden çıkarıp güvenli bir limana ulaştırmaya katkı sağlamak amacıyla ulusal sorumluluk ruhuyla çalışmaya devam edeceğini belirtti.

Erdol, koalisyonun, Afrika Birliği (AfB), Arap Birliği (AL), Avrupa Birliği (AB), Birleşmiş Milletler (BM) ve Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi'nin (IGAD) oluşturduğu beşli uluslararası mekanizmanın himayesinde geçtiğimiz haziran ayında Devrimin Güçleri Sivil Demokratik İttifakı (Sumud) ve diğer siyasi gruplarla birlikte varılan Addis Ababa Anlaşması'na bağlılığını yineleyerek, koalisyonun ‘bu anlaşmadan asla vazgeçmeyeceğini’ vurguladı.

Kaynaklara göre koalisyon, önümüzdeki günlerde ulusal diyalog gelişmelerine ilişkin ortak bir vizyon oluşturmak amacıyla bazı iç toplantılar düzenlemeyi, bunun yanı sıra Sudan içindeki ve dışındaki farklı siyasi ve sivil güçlerle istişareler ve temaslar gerçekleştirmeyi planlıyor. Bu adımlar, siyasi ortamı hazırlama prosedürleri ve bu konuda hükümete başvurma mekanizmaları üzerinde anlaşmayı amaçlıyor.

Burhan, geçtiğimiz mayıs ayında, Sudanlıların sivil demokratik geçiş sürecini tamamlamaya karar vereceği kapsamlı bir siyasi diyaloğun ülke içinde başlatılmasına yönelik düzenlemeleri açıklamış, hükümetin bu sürecin başarıya ulaşması için gerekli her şeyi sağlayacağını vurgulamıştı.

Demokratik Blok Koalisyonu, Cafer el-Mirgani kanadının liderliğindeki Demokratik Birlik Partisi (Asl), Minni Arko Minnawi liderliğindeki Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM/A) ve Dr. Cibril İbrahim liderliğindeki Sudan Adalet ve Eşitlik Hareketi (JEM) başta olmak üzere bazı siyasi güç ve silahlı hareketlerin yanı sıra başka siyasi ve sivil güç ile partileri de bünyesinde barındırıyor.

Nairobi görüşmeleri

Paralel bir siyasi süreçte, Sudan İlkeler Bildirgesi güçleri, 19-21 Temmuz tarihleri arasında partiler ve siyasi ile sivil güçlerin katılımıyla Kenya'nın başkenti Nairobi'de düzenlenen ve savaşın gelişmelerini, insani durumu ve Sudan'daki siyasi süreci ele alan toplantılarını sona erdirdi.

Kapanış açıklamasında, El-Ubeyyid kenti ve çevresi ile Kordofan, Darfur ve Mavi Nil eyaletlerindeki askeri çatışma risklerinin tırmanması kınandı ve katılımcı güçlerin, uluslararası hukuka uygun şekilde suçları izlemek ve doğrulamak amacıyla bağımsız uluslararası mekanizmalar aracılığıyla ihlallerin belgelenmesi çabalarına verdikleri destek yenilendi. Toplantıya katılanlar ayrıca, savaşı sona erdirmeyi amaçlayan bölgesel ve uluslararası çabaların seyrini ele alarak, bu çabaların Uluslararası Dörtlü Mekanizma’nın Beşli Mekanizma ile koordineli şekilde onayladığı yol haritasında yer alan ilkelere dayanan köklü revizyonlara ihtiyaç duyduğunu değerlendirdi.

FRGTHYJU
Sudan Kurtuluş Hareketi (SLM/AM) lideri Abdulvahid en-Nur, Nairobi’deki toplantılara katıldı (Sumud İttifakı Basın Birimi)

Açıklamada, herhangi bir siyasi sürecin, sivil demokratik güçlerin rolünü güçlendirecek ve savaşan tarafların kendi gündemlerini dayatmasını veya siyasi sürecin sonuçlarını kontrol altına almasını engelleyecek şekilde, Sudanlıların liderliği ve sahipliğinde olması gerektiği vurgulandı.

Katılımcı güçler, Ulusal Kongre Partisi, İslami Hareket ve bunların cephe kuruluşlarının herhangi bir siyasi sürece katılmasını reddetme kararlılıklarını yineleyerek, devlet kurumlarını zayıflatma, savaşları başlatma ve demokratik dönüşümü engelleme konusundaki temel sorumluluğu bu yapılara yükledi ve ‘Sudan'ın geleceğinde bunlara yer olmadığını’ vurguladı. Toplantıda, önümüzdeki döneme ilişkin ortak bir siyasi vizyon kabul edildi. Bu vizyon, Sudan İlkeler Bildirgesi güçleri arasındaki koordinasyonu insani, kitlesel, siyasi, medya, diplomatik ve hukuki çalışma alanları aracılığıyla güçlendirmeye odaklanan üç aylık bir eylem programını da içeriyor.



Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.


Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
TT

Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)

Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki “Kardeşler Savaşı” sırasında bölünmelerinin üzerinden 30 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra, Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesi yönetimi dün, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı. Bu adımın, güvenlik ve siyasi açıdan bölünmüş Kürt cephesinin birliğine katkı sağlaması bekleniyor.

Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreni, bölge başkanı ve aynı zamanda Peşmerge güçlerinin başkomutanı olan Neçirvan Barzani’nin gözetiminde Erbil’de düzenlendi. Törene Başbakan Mesrur Barzani de katıldı. Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ofisi Direktörü Abdülemir eş-Şemri de törende hazır bulundu.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, güçlerin Peşmerge Bakanlığı çatısı altında birleştirilmesinin tamamlanmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Peşmerge saflarındaki bölünmenin kökeni, güçlerin iki ayrı yapıya ayrıldığı 1990’ların ortalarına dayanıyor. Bu yapılardan biri Kürdistan Demokratik Partisi’ne, diğeri ise Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne bağlıydı.


Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde bir Libyalının yargılanması, Dibeybe’ye karşı öfkeyi körüklüyor

Libya’nın başkentindeki Cuma Pazarı’nın şeyhleri ve sakinlerinden oluşan el-Hişri destekçileri, 20 Eylül 2026 (Cuma Pazarı Sosyal Konseyi tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)
Libya’nın başkentindeki Cuma Pazarı’nın şeyhleri ve sakinlerinden oluşan el-Hişri destekçileri, 20 Eylül 2026 (Cuma Pazarı Sosyal Konseyi tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)
TT

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde bir Libyalının yargılanması, Dibeybe’ye karşı öfkeyi körüklüyor

Libya’nın başkentindeki Cuma Pazarı’nın şeyhleri ve sakinlerinden oluşan el-Hişri destekçileri, 20 Eylül 2026 (Cuma Pazarı Sosyal Konseyi tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)
Libya’nın başkentindeki Cuma Pazarı’nın şeyhleri ve sakinlerinden oluşan el-Hişri destekçileri, 20 Eylül 2026 (Cuma Pazarı Sosyal Konseyi tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)

Libya'nın başkenti Trablus’taki cezaevlerinden birinin eski müdürü olan ve halen Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) yargılanan Halid el-Hişri’nin destekçileri, Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe’ye yönelik protestolarını artırdı. Destekçiler, başsavcıdan derhal harekete geçerek Hişri’nin Libya’ya geri getirilmesini ve ülkede yargılanmasını talep etti.

‘Ölüm meleği’ lakabıyla anılan 48 yaşındaki Hişri, 2015 yılının Şubat ayı ile 2020’nin başları arasında Trablus’ta yönettiği Mitiga Cezaevi’nde işlendiği öne sürülen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla ilgili 17 suçlamayla karşı karşıya bulunuyor.

fgthy
Savaş suçları işlemekle suçlanan Libyalı Halid el-Hişri (Uluslararası Ceza Mahkemesi)

Hişri’nin yakalanmasından bu yana açılan dava, Dibeybe’yi ‘sanık sandalyesine’ oturttu. Siyasi çekişmelerin yaşandığı süreçte muhalifleri öfkelerini Dibeybe’ye yöneltirken, Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu, Hişri’nin Temmuz 2025’te Almanya’da yakalanmasını ve Lahey’deki UCM’nin gözaltı merkezine nakledilmesini memnuniyetle karşılamıştı.

UCM, 14 Eylül’de aldığı kararla Hişri’nin yargılanmasına gelecek yıl 4 Mayıs’ta başlanmasını kararlaştırdı. Böylece Hişri, Birleşmiş Milletler’in (BM) 2011’de verdiği yetki doğrultusunda Libya’da başlatılan soruşturma kapsamında UCM’de yargılanan ilk Libyalı şüpheli olacak.

Hişri’nin destekçileri pazar akşamı Trablus’un Cuma Pazarı bölgesi ile başkentin çevresindeki bölgelerin sosyal konseyi önünde toplandı. Hişri’nin yargılanmasını protesto eden göstericiler, “Sessiz kalmayacak ve geri adım atmayacağız. Onu Libya’ya geri getirmek ve ülkenin yargısı önünde yargılanmasını sağlamak için tüm hukuki yollara başvuracak ve barışçıl yöntemleri kullanacağız. Ardından onun tutuklanmasına neden olan herkesin hesap vermesini sağlamak için çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Gösteriye Cuma Pazarı ve çevre bölgeler ile Büyük Trablus bölgesindeki çeşitli kesimlerden şeyhler ve gençler katıldı. Göstericilerden biri tarafından okunan bildiride, Hişri’nin UCM’de yargılanmasına tepki gösterilerek, “O bir suçlu değil. Devletin ortadan kaybolduğu ve düzensizliğin yayıldığı dönemde öne çıkan, onurlu insanların çağrısına kulak veren adamlardan biriydi” denildi.

UCM savcıları daha önce mahkeme hakimlerine Hişri’nin ‘merhamet göstermeden işkence yapmasıyla’ tanındığını söylemiş, bu nedenle tutukluların kendisine ‘Azrail’ lakabını taktığını belirtmişti.

UCM’nin 4 Mayıs’ta düzenlediği önceki duruşmada savcılar, Hişri’nin Libya’da Terörizm ve Organize Suçlarla Mücadele Birimi tarafından yönetilen Mitiga Cezaevi’nin kadınlar bölümünden sorumlu olduğunu belirtmişti. Savcılar, “Binlerce mağdur yasal dayanak olmaksızın, insanlık dışı koşullarda gözaltına alındı ve tutuldu; sistematik biçimde kötü muamele ve işkenceye maruz bırakıldı” ifadelerini kullanmıştı.

u
Uluslararası Ceza Mahkemesi (AP)

Terörizm ve Organize Suçlarla Mücadele Birimi’nin kalesi olarak görülen Cuma Pazarı sakinleri, mesajlarını ‘Libya ve dünya kamuoyuna; tüm özgür ve onurlu insanlara’ ileterek, “Uzun süren sessizliğin ve sabrın taşmasının ardından sesimizi yükseltiyor, Trabluslu Halid el-Hişri’nin maruz kaldığı haksız tutuklamayı en güçlü şekilde kınıyor ve reddediyoruz” ifadelerini kullandı.

Toplanan kalabalık, Dibeybe hükümetini, “Bu utanç verici eylemde suç ortaklığı yapmak ve Libya’nın Roma Statüsü’nü imzalamamış veya onaylamamış olmasına rağmen UCM’ye Hişri’yi yakalaması için yeşil ışık yakmakla” suçlayarak ‘tam sorumluluk’ taşıdığını savundu. Göstericiler ayrıca Alman hükümetini, ‘dosyanın tamamen siyasi nitelikte olduğunu bildiği halde’ Hişri’nin teslim edilmesini kolaylaştırmakla suçladı.

Yargıç Althea Windsor 14 Eylül’de yaptığı açıklamada, davanın ‘adil ve hızlı, herhangi bir gerekçesiz gecikme olmaksızın’ yürütülmesini istediğini belirtmişti. Windsor, iddia edilen suçların işlenmesinin üzerinden en az altı yıl geçtiğine dikkat çekmişti. Hişri’nin mağdurları ise yargılamanın mümkün olan en kısa sürede başlamasını talep ediyor.

Bununla birlikte Hişri’nin destekçileri, onun ‘organize suç, DEAŞ ve adam kaçırma ile silahlı soygunlarla mücadelede ön saflarda yer aldığını’ savunuyor. Destekçileri açıklamalarında, “Hişri'nin yaptığı ve gurur duyduğumuz, geri adım atmayacağımız şey bir suç değil, şereftir; suçlama değil, bir onurlandırmadır. Ayrıca tutuklanmasının, Mayıs 2025’te Trablus’ta yaşanan olaylar ve gösterilerin ardından gerçekleşmesi, dosyanın siyasi olduğuna dair hiçbir şüpheye yer bırakmıyor” ifadelerini kullandı.

yujmk
Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Kasım 2024’te Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han’ı kabul ederken (Dibeybe’nin ofisi)

Hişri’ye yöneltilen suçlamalar arasında işkence ve öldürme, öldürmeye teşebbüs, kişisel onur ve haysiyete yönelik ağır saldırı, zalimane ve insanlık dışı muamele ile tutuklulara yönelik tecavüz ve diğer cinsel şiddet türleri yer alıyor.

4 Mayıs’ta düzenlenen duruşmada Hişri’nin avukatı, müvekkilinin kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddettiğini belirtti. Avukat ayrıca Hişri’nin, davasının mahkemenin yargı yetkisi kapsamında olmadığı gerekçesiyle yargılanmasına itiraz ettiğini ancak mahkemenin bu itirazı reddettiğini aktardı.

vrgthyju
Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Adalet Bakanı Halime İbrahim (Bakanlık Medya Ofisi)

UBH’nin 20 Haziran 2024’te, Adalet Bakanlığı aracılığıyla UCM Savcılığı’na gönderdiği resmi yazıyla, Roma Statüsü’nün 12. maddesinin 3. fıkrası kapsamında mahkemenin yargı yetkisini kabul ettiği belirtiliyor. Söz konusu fıkra, üye olmayan devletlerin kendi topraklarında işlenen suçlarla ilgili olarak mahkemenin yargı yetkisini kabul etmesine veya bu suçları mahkemeye sevk etmesine olanak tanıyor.