Fas'tan Sebte'ye kontrolsüz göç İspanya'yı askeri önleme zorladı: 9 kişi hayatını kaybetti

Fotoğraf: Fas'ın kuzeyinde çoğunluğu gençlerden oluşan yüzlerce kişi, İspanya'nın Sebte (Ceuta) kentine geçmeye çalışıyor. (AP)
Fotoğraf: Fas'ın kuzeyinde çoğunluğu gençlerden oluşan yüzlerce kişi, İspanya'nın Sebte (Ceuta) kentine geçmeye çalışıyor. (AP)
TT

Fas'tan Sebte'ye kontrolsüz göç İspanya'yı askeri önleme zorladı: 9 kişi hayatını kaybetti

Fotoğraf: Fas'ın kuzeyinde çoğunluğu gençlerden oluşan yüzlerce kişi, İspanya'nın Sebte (Ceuta) kentine geçmeye çalışıyor. (AP)
Fotoğraf: Fas'ın kuzeyinde çoğunluğu gençlerden oluşan yüzlerce kişi, İspanya'nın Sebte (Ceuta) kentine geçmeye çalışıyor. (AP)

İspanyol yetkililer, Fas'a komşu İspanya toprağı Sebte'ye (Ceuta) ulaşmaya çalışırken hayatını kaybeden 9 kişinin cansız bedenine ulaşıldığını açıkladı. Son günlerde 1.500'den fazla düzensiz göçmenin kente ulaşmasının ardından Perşembe günü yüzlerce kişi daha Sebte'ye akın ederken, yetkililer yaşanan durumu "insani acil durum" olarak nitelendirdi.

Bu gelişme, 2021 yılında Fas ile İspanya arasında yaşanan diplomatik kriz sırasında yaklaşık 10 bin göçmenin Sebte'ye ulaşmasından bu yana kente yönelik en büyük düzensiz göç dalgası olarak kayıtlara geçti.

Yüzlerce göçmen sınıra yöneldi

AFP muhabiri, Perşembe akşamı Fas'ın kuzeyinde, Sebte sınırına giden yol üzerinde çoğunluğu gençlerden oluşan yüzlerce kişiyi gözlemledi. Göçmenlerin gruplar halinde yürüyerek, motosikletlerle veya araçlarla sınıra doğru ilerlediği belirtildi.

Sınırdaki Fnidek kentine yaklaşık 15 kilometre uzaklıktaki Belyounech kasabasında bulunan bazı göçmenler, Sebte'ye geçmek istediklerini söyledi.

Göçmenlerden biri, yaklaşık 70 kilometre uzaklıktaki Tanca'dan yürüyerek geldiğini belirterek, "Sınırın açıldığı söylendi" dedi. Diğer grupların ise Fas jandarmasının kontrol noktalarından kaçınmak için tali yolları kullandığı görüldü.

AFP'nin daha önce aktardığına göre, Çarşamba gecesinden itibaren Fnidek'te sınırın Perşembe sabahı açılacağı yönünde söylentiler yayıldı. Bunun üzerine çoğu genç yaştaki onlarca göçmen kente geldi. Bazıları Fnidek sahilinden yüzerek Sebte'ye ulaşmaya çalıştı.

Diğer göçmenler ise kara sınır kapısından geçti. Çoğunluğu erkek ve ergenlerden oluşan grupların, "Hoşça kal Fas, merhaba İspanya!" sloganları attığı aktarıldı.

Göç yeniden siyasi krize dönüşüyor

Fas'tan İspanya'nın Sebte ve Melilla kentlerine yönelik düzensiz göç, uzun yıllardır iki komşu ülke arasında hassas siyasi konuların başında geliyor. Ancak mevcut göç dalgası, iki ülke ilişkilerinin olumlu seyrettiği bir dönemde kısa sürede beklenmedik şekilde büyüdü.

Göç hareketliliği, Fas'ta Taht Günü kutlamalarıyla aynı döneme denk geldi. Kral 6. Muhammed, Perşembe günü Fnidek'e yaklaşık 20 kilometre uzaklıktaki M'diq kentinde geleneksel Taht Günü resepsiyonuna başkanlık etti. Fas makamlarından Perşembe akşamına kadar resmi bir açıklama yapılmadı.

İtalya'dan schengen çıkışı

Yaşanan gelişmeler üzerine İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, Perşembe günü yaptığı açıklamada, "Kontrolsüz ve düzensiz göç ulusal güvenlik açısından risk oluşturuyor" diyerek İspanya'nın Schengen Bölgesi'nden çıkarılmasını önerdi.

İtalya Başbakan Yardımcısı ve aşırı sağcı Lig Partisi lideri Matteo Salvini de Schengen Anlaşması'nın askıya alınması ve Avrupa sınırlarının korunması çağrısında bulundu.

İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares ise X platformundaki paylaşımında, Tajani'nin açıklamalarını "uygunsuz" olarak nitelendirerek, "Dost ve ortak bir ülkeden parti söylemleri değil, Avrupa dayanışması bekliyoruz" dedi. Albares ayrıca, Cuma günü İtalya'nın Madrid Büyükelçisi'ni Dışişleri Bakanlığı'na çağıracağını duyurdu.

Fas ve İspanya koordinasyonu artırıyor

İsmini vermek istemeyen Faslı resmi bir kaynak, olayların ardından iki ülke yetkilileri arasında temaslar gerçekleştirildiğini belirtti.

Kaynak, Fas ve İspanya'nın göç akınını durdurmak amacıyla koordinasyonu güçlendirme konusunda anlaştığını ve Sebte'ye yasa dışı yollarla giren kişilerin en kısa sürede Fas'a iade edilmesi için gerekli adımların atılacağını ifade etti.

Kuzey İnsan Hakları Gözlemevi Başkanı Muhammed Bin İsa ise güvenlik güçlerinin kara sınır kapısını kapatarak göçmen akışını durdurduğunu, Kraliyet Donanması'nın da sahilde önlem aldığını söyledi. Ancak buna rağmen çok sayıda kişinin hâlâ Fnidek'e ulaşmaya devam ettiğini belirtti.

9 kişi hayatını kaybetti

İspanyol makamları, yüzlerce göçmenin Sebte'ye ulaşmaya çalıştığı sırada 9 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı.

Hükümet sözcüsü, "Dokuz kişinin cansız bedenine ulaşıldı" dedi. Göçmenlerin büyük bölümünün sınır çitini deniz yoluyla dolaşarak geçmeye çalıştığı belirtildi.

"İnsani ve sosyal acil durum"

Sebte Valisi Juan Jesus Vivas, İspanyol televizyonuna yaptığı açıklamada, "Tam anlamıyla insani ve sosyal bir acil durumla karşı karşıyayız" dedi.

Vivas, Çarşamba günü yaptığı başka bir açıklamada ise son birkaç gün içinde deniz yoluyla 1.500'den fazla yetişkin ve refakatsiz çocuğun Sebte'ye ulaştığını söyledi.

Vali, "Barınma merkezlerimiz tamamen dolu ve yeni gelenleri kabul edecek kapasitemiz kalmadı. Dün açıklanan verilere göre günlük giriş sayısı 200'ü aştı" ifadelerini kullandı.

Perşembe günü resmi kaynaklardan güncellenmiş göçmen sayısına ulaşılamadı.

İspanya orduyu gönderiyor

İspanya İçişleri Bakanlığı, Sebte'ye asker sevk edileceğini duyurdu.

Bakanlık açıklamasında, "Silahlı kuvvetler, kamu düzeninin korunması amacıyla Sivil Muhafızlara (Guardia Civil) destek verecek ve gerekli görülen diğer görevleri yerine getirecek" denildi.

Ayrıca bölgeye dalış ekipleri ile sahil güvenlik gemilerinin de gönderileceği bildirildi.

Madrid: Fas yakın iş birliği içinde

İspanya İçişleri Bakanlığı, Fas hükümetinin İspanya ile "iyi niyet çerçevesinde sürekli ve yakın iş birliği içinde çalıştığını" belirterek, Fas güvenlik güçlerinin sınırı geçmeye çalışan çok sayıda kişiyi engellediğini vurguladı.

Buna karşın ana muhalefetteki Halk Partisi lideri Alberto Núñez Feijóo, hükümetin krizi yönetme biçimini eleştirerek yaşananları "katlanılamaz bir durum ve ulusal güvenlik krizi" olarak değerlendirdi.

İspanya İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 15 Temmuz'a kadar Sebte'ye deniz yoluyla hiçbir düzensiz göçmen ulaşmamıştı. Kentte 2025 yılı boyunca yalnızca 4, 2024 yılında ise 28 düzensiz göçmen kaydedilmişti.

2021 krizini hatırlattı

Yaşanan gelişmeler, İspanya'nın 2021 yılında Batı Sahra'da bağımsızlık talep eden Polisario Cephesi liderini tedavi amacıyla kabul etmesi üzerine iki ülke arasında patlak veren diplomatik krizi yeniden gündeme getirdi.

Taraflar, İspanya'nın 2022 yılında Fas'ın Batı Sahra için önerdiği özerklik planını desteklediğini açıklamasıyla ilişkilerini normalleştirmişti. Bu karar, Polisario'yu destekleyen Cezayir'in tepkisini çekmişti.

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez'in 20 Temmuz'da Cezayir'e yaptığı, son dört yılın ilk ziyareti de Madrid-Cezayir ilişkilerindeki normalleşmeyi pekiştirmişti.

İspanya Dışişleri Bakanlığı'ndan bir kaynak ise Madrid ile Rabat arasındaki ilişkilerin bu ziyaret nedeniyle "hiçbir şekilde etkilenmediğini" vurguladı.



Trump: Yıl sonundan itibaren İsrail'e mali yardımı durduracağız

ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşürken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşürken (Reuters)
TT

Trump: Yıl sonundan itibaren İsrail'e mali yardımı durduracağız

ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşürken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (sağda), Beyaz Saray'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşürken (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Washington yönetiminin İsrail'e yönelik 10 yıllık güvenlik yardımı anlaşmasını sona erdireceğini açıkladı. Söz konusu anlaşma kapsamında İsrail'in 2028 yılına kadar yıllık 3,8 milyar dolar yardım alması öngörülüyordu.

Trump, salı günü yaptığı açıklamada, ilk başkanlık döneminde 2019'da yürürlüğe giren ve temeli selefi Barack Obama döneminde, 2016 yılında atılan yardım anlaşmasının sona erdirileceğini belirtti.

İsrail'in de bu yardımın kesilmesine karşı olmadığını söyleyen Trump, “İsrail'in buna ihtiyacı olursa kendisine yardım edeceğiz” dedi. Yardımın azaltılması kararının kendisi ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında varılan mutabakat doğrultusunda alındığını kaydetti.

ABD ile İsrail arasındaki ilişkilerin önemine dikkat çeken Trump, İsrail'in ülkesi açısından öncelikli konumda olduğunu belirterek şunları söyledi:

“İsrail bizim için ilk sırada geliyor. Ona diğer bütün taraflardan daha fazla yardım sağlıyoruz ancak artık bu yardıma ihtiyacı kalmadı. Eğer ihtiyacı olsaydı, yardımın sürdürülmesi gerektiğini söylerdim.”

Anlaşma kapsamında İsrail, silah alımlarında kullanılmak üzere ABD'den yıllık yaklaşık 3,8 milyar dolar tutarında mali yardım alıyor.

Şarku’l Avsat’ın Dış İlişkiler Konseyi'nden  (CFR) aktardığı verilere göre İsrail, 1948'de kuruluşundan bu yana ABD'den bugünkü dolar değeriyle 300 milyar doların üzerinde ekonomik ve askeri yardım aldı.

Bu miktar, 1946'dan bu yana herhangi bir ülkeye sağlanan ABD yardımını geride bırakıyor. İsrail Başbakanı Netanyahu da daha önce ülkesinin ABD yardımına bağımlılığını sona erdirmek istediğini dile getirmişti.

Netanyahu, haziran ayında yaptığı açıklamada İsrail'in askeri bağımsızlığının güçlendirilmesi ve Washington'a olan bağımlılığının azaltılması çağrısında bulunmuştu.

Netanyahu, ocak ayında The Economist dergisine verdiği röportajda ise bu hedefe 10 yıl içinde ulaşmayı umduğunu söylemişti.

Trump, salı günkü açıklamasında kararının gerekçelerinden birinin de Demokratların Senato adayı Abdul (Abdurrahman) Seyyid'in yönelttiği eleştiriler olduğunu belirtti. Seyyid, ABD'de kamuoyunda giderek artan hoşnutsuzluktan ve İsrail karşıtı tepkilerden yararlanan isimler arasında gösteriliyor.

Trump, Fox News'e yaptığı açıklamada, “İsrailliler artık bu yardıma ihtiyaç duymuyorken neden Abdul Seyyid gibi aşırılık yanlısı kişilerin saldırılarına ve eleştirilerine katlanalım?” ifadelerini kullandı.


Trump karşıtlığı Demokratları sandıkta buluşturuyor, peki seçim sonrasında ne olacak?

3 Kasım'da Nevada eyaletinin Las Vegas kentinde oy kullanan seçmenler (Reuters)
3 Kasım'da Nevada eyaletinin Las Vegas kentinde oy kullanan seçmenler (Reuters)
TT

Trump karşıtlığı Demokratları sandıkta buluşturuyor, peki seçim sonrasında ne olacak?

3 Kasım'da Nevada eyaletinin Las Vegas kentinde oy kullanan seçmenler (Reuters)
3 Kasım'da Nevada eyaletinin Las Vegas kentinde oy kullanan seçmenler (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Cumhuriyetçilerin zaferini garantilemek için seçmenlere sandık başına gitmeleri ve oylarını “sanki kendi adı da oy pusulasında yer alıyormuş gibi” kullanmaları çağrısında bulundu. Bu çağrı, Cumhuriyetçi taban nezdinde partisine yarar sağlayabilecek olsa da diğer seçmen kesimleri üzerinde ters etki yaratabilir.

Zira Amerikalıların bu seçimlerde oy kullanması, mutlaka bir adayı destekledikleri anlamına gelmiyor. Aksine bu tercih, ABD Başkanı'nın iç ve dış politikalarına yönelik bir tepkinin ifadesi olarak öne çıkıyor. Birçok kamuoyu araştırmasının sonuçları da Trump karşıtlığının geniş bir seçmen kitlesi için temel bir seçim motivasyonuna dönüştüğünü ortaya koyuyor.

Şarku’l Avsat’ın Pew Araştırma Merkezi'nden aktardığı ankete göre kayıtlı seçmenlerin yüzde 44'ü oylarını Trump'a karşı kullanacağını belirtiyor. CBS televizyonunun araştırmasında ise Demokrat seçmenlerin yüzde 70'inden fazlası, oy tercihlerinin başkana yönelik muhalefetin bir ifadesi olduğunu dile getiriyor.

Bu veriler, Trump'ın Demokrat tabanı harekete geçiren başlıca unsura dönüştüğünü ve birçok seçmen açısından kendisine karşı çıkmanın adayların seçim programlarından daha öncelikli hale geldiğini gösteriyor.

Muhalefet stratejisi

Demokratlar bu tablodan yararlanıyor ve seçim kampanyalarını Trump'ı ve siyasi gündemini hedef alan bir söylem üzerine kuruyor. Bu strateji, Kongre'de önemli kazanımlar elde etmelerine, hatta Temsilciler Meclisi veya Senato'da ya da her iki kanatta birden çoğunluğu ele geçirmelerine yardımcı olabilir.

Ancak bu tür bir stratejinin temel sorunu, Demokratların seçimleri kazanmasını sağlayabilse de seçim sonrasında seçmenlerin desteğini korumalarını garanti etmemesi. Trump'a karşı olmak, seçmenin Demokratlara güvendiği anlamına gelmiyor.

defrgt
2 Kasım 2026'da Iowa eyaletinde oy kullanmak için sıraya giren seçmenler (AFP)

CBS'nin anketi, Demokrat Parti destekçilerinin önemli bir bölümünün açık ve belirgin bir Demokrat gündemi desteklemekten ziyade Trump ve Cumhuriyetçilerin politikalarına karşı koyma motivasyonuyla hareket ettiğini ortaya koydu. Parti destekçilerinin yaklaşık yüzde 40'ı, Demokratların Kongre'de çoğunluğu elde etmesi durumunda “açık bir plana sahip olmadığını” düşünüyor.

Nitekim Demokratların, seçimleri kazanmaları halinde önümüzdeki dönemde hangi konulara öncelik vereceklerine ilişkin henüz ortak ve net bir programı bulunmuyor. Demokratların Temsilciler Meclisi'ndeki azınlık lideri Hakeem Jeffries ise partisinin gündeminin ana hatlarını belirlemeye çalıştı.

Jeffries kısa süre önce, Demokratların iktidara gelmeleri halinde ilk 100 günde hayata geçirmeyi planladıkları bir program açıkladı. Plan; yaşam maliyetlerinin düşürülmesini, sağlık sisteminde reform yapılmasını, Trump'ın gümrük tarifelerine karşı çıkılmasını ve İran'la yürütülen savaşın ele alınmasını içeriyor. Parti ayrıca yönetimin uygulamalarına yönelik kapsamlı soruşturmalar başlatmaya hazırlanıyor.

Ancak böyle bir gündemin açıklanmış olması, Demokratların bu başlıkların nasıl hayata geçirileceği veya hangilerine öncelik verileceği konusunda uzlaştığı anlamına gelmiyor. Özellikle partinin ilerici ve ılımlı kanatları arasındaki görüş ayrılıkları ve Trump'ın Beyaz Saray'daki görevini sürdürmesinin getireceği kısıtlamalar, ortak bir yol haritası oluşturulmasını zorlaştırıyor.

vfbghyju
Demokratların Temsilciler Meclisi'ndeki azınlık lideri Hakeem Jeffries, 31 Ekim 2026'da Virginia'da (AFP)

Demokratların bir bölümü sağlık sisteminde reformun öncelikli gündem maddesi olması gerektiğini savunurken, bazıları Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi'nin (ICE) reforme edilmesini istiyor. Diğerleri ise ekonomiyi canlandırmaya yönelik projelerin yasalaştırılmasına öncelik verilmesi çağrısında bulunuyor.

Buna karşılık birçok Demokrat, yönetimin uygulamalarını denetleme ve hesap vermesini sağlama yetkilerini yeniden etkin biçimde kullanmayı bekliyor. Bu kapsamda Trump'ın veya yönetimindeki bazı yetkililerin görevden alınmasına yönelik girişimlerin de gündeme gelebileceği belirtiliyor.

Demokratların öncelikleri

Ancak Trump'a yönelik muhalefeti seçim kazanımlarına dönüştürmek başka, bu muhalefeti seçmenlerin beklentilerini karşılayacak bir yasama programına çevirmek başka bir mesele. Demokrat Parti içinde gündeme getirilen konuların çeşitliliği ve öncelikler konusundaki görüş ayrılıkları, temel bir soruyu gündeme getiriyor: Seçmenler, yeni Kongre'den gerçekte ne bekliyor?

cfvgthd
3 Kasım'da Washington'daki bir seçim merkezinde oy kullanan kadın seçmen (AP)

Trump'a karşı oy kullanmak, ilk bakışta Demokratlara başkanı denetleme ve yönetimine karşı koyma yetkisi verilmesi anlamına gelebilir. Ancak kamuoyu araştırmaları, tablonun bundan daha karmaşık olduğunu gösteriyor.

Şarku’l Avsat’ın Associated Press'ten aktardığı ankete göre seçmenlerin yaklaşık yüzde 80'i Kongre'nin yaşam maliyetlerini düşürmeye öncelik vermesini istiyor. İran'la savaşın sona erdirilmesini öncelikli görenlerin oranı yaklaşık yüzde 70'e ulaşırken, Trump yönetiminin uygulamalarına yönelik soruşturmaların öncelik haline getirilmesini isteyenlerin oranı ise yaklaşık yüzde 40'ta kalıyor.

 bgnm
2 Kasım 2026'da New Hampshire eyaletinde bulunan Demokrat bir kadın seçmen (Reuters)

Çelişki de tam bu noktada ortaya çıkıyor: Bir seçmen Trump'a karşı oy kullanabilir ancak yeni Kongre'nin, günlük yaşamını doğrudan etkileyen sorunları bir kenara bırakarak başkanla siyasi mücadeleye odaklanmasını istemeyebilir.

Demokratlar çoğunluğu elde etmeleri halinde seçmenlerin beklentilerini karşılamayı başarabilecek mi? Yoksa parti içindeki görüş ayrılıkları, önümüzdeki dönemi somut sonuçların elde edilemediği siyasi çekişmeler ve güç mücadeleleriyle mi geçirmelerine yol açacak?


ABD, gelecek hafta Abu Dabi'de yapılacak Rusya ve Ukrayna arasındaki barış görüşmelerine arabuluculuk yapacak.

ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AP)
ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AP)
TT

ABD, gelecek hafta Abu Dabi'de yapılacak Rusya ve Ukrayna arasındaki barış görüşmelerine arabuluculuk yapacak.

ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AP)
ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff (AP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff dün yaptığı açıklamada, Ukrayna, Rusya ve ABD'li yetkililerin barış müzakerelerini ilerletmek amacıyla gelecek hafta Abu Dabi'de üçlü bir toplantı gerçekleştireceğini bildirdi.

Rusya, ekim ayının sonlarında, yılın başından bu yana çıkmaza giren barış görüşmelerini yeniden başlatmaya hazır olduğunu açıklamıştı.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Rusya, Ukrayna ve ABD heyetleri arasındaki son üçlü görüşme şubat ayının ortasında İsviçre'nin Cenevre kentinde gerçekleştirilmiş, ancak tarafların kendi şartlarında ısrar etmesi nedeniyle herhangi bir uzlaşmaya varılamamıştı.

Witkoff, X hesabından yaptığı açıklamada, “ABD, 10-11 Kasım tarihlerinde Abu Dabi'de, Ukrayna ve Rusya arasındaki müzakerelere arabuluculuk yapacak. Görüşmelerde savaş sonrası güvaenlik düzenlemeleri, gerilimin azaltılması, insani çabalar ve barışa yönelik adımlar ele alınacak” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Witkoff, ABD'li müzakerecilerin bu hafta Brüksel'e giderek Fransa, Almanya, İngiltere, Avrupa Birliği ve NATO temsilcileriyle bir araya geleceğini belirtti.

Görüşmelerde Ukrayna'ya yönelik güvenlik garantilerinin ele alınacağını kaydetti.