Rusya, bir uzlaşma sağlanmasına yönelik girişimleri izlerken ültimatomu reddediyor

Patriot sisteminin ruhsatlandırılmasında zorluklar yaşanıyor... Moskova ise Ukrayna’ya silah taşıyan gemileri hedef almaya devam ediyor

Başkan Putin dün Moskova Bölgesi Valisi ile görüştü (Reuters)
Başkan Putin dün Moskova Bölgesi Valisi ile görüştü (Reuters)
TT

Rusya, bir uzlaşma sağlanmasına yönelik girişimleri izlerken ültimatomu reddediyor

Başkan Putin dün Moskova Bölgesi Valisi ile görüştü (Reuters)
Başkan Putin dün Moskova Bölgesi Valisi ile görüştü (Reuters)

Rusya'nın sahadaki askeri hamlelerini artırması ve Ukrayna'ya Batı'dan silah ile askeri teçhizat taşıyan liman ve gemileri hedef alması, Moskova'nın savaşta yeniden inisiyatifi ele geçirme ve Kiev'in daha güçlü müzakere kozları ile siyasi çözüm arayışlarını önleme çabasının devamı olarak değerlendiriliyor.

Ukrayna yönetiminin Batılı ülkelerle son dönemde silah tedariki ve ortak savunma sanayii üretimi anlaşmalarını hızlandırmasına karşın Moskova, bu girişimlerin cephede kısa vadede kayda değer bir değişiklik yaratmasının zor olduğunu savunuyor. Rus yetkililer, Ukrayna'nın savunma kapasitesini artırmaya yönelik anlaşmaların uygulanmasında ciddi güçlükler olduğunu belirtirken, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Rusya'nın çıkarlarını gözetmeyen yeni siyasi çözüm planlarına karşı uyarıda bulundu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Trump ve Putin'in 15 Ağustos 2025'teki basın toplantısı öncesinde (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Trump ve Putin'in 15 Ağustos 2025'teki basın toplantısı öncesinde (AFP)

Lavrov, Moskova'nın çatışmanın sona erdirilmesine yönelik "bağlayıcı takvimler" ve "ültimatom diliyle" dayatılacak hiçbir planı kabul etmeyeceğini ifade etti.

Moskova, Ukrayna'nın silahlanma hamlelerini dikkatle izliyor

Rus yetkililer, iki hafta önce düzenlenen NATO Zirvesi'nden beri Ukrayna'nın silahlandırılmasına ilişkin gelişmeleri dikkatle takip ettiklerini belirtti.

Moskova'nın gündeminde, Avrupa ülkeleriyle ortak savunma sanayii projeleri kapsamında imzalanan anlaşmaların yanı sıra, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile ABD Başkanı Donald Trump arasında salı günü gerçekleştirilen ve ardından Kiev ile Washington arasında daha kapsamlı askeri iş birliğinin başlayabileceği yönünde iddiaların ortaya atıldığı kapalı görüşme de yer aldı.

Kremlin'e yakın medya kuruluşları, söz konusu görüşmenin önemini küçümseyen yayınlar yaptı. Rus haber ajansı RIA Novosti, Trump'ın görüşmede Zelenskiy'ye savaşın sona erdirilmesi gerektiğini söylediğini belirtirken, bu durumu Washington'un diplomatik çözüm arayışını sürdürdüğünün ve Kiev üzerindeki baskıyı artırdığının göstergesi olarak değerlendirdi.

Patriot üretimi konusunda şüpheler

Moskova, Ukrayna'ya Patriot hava savunma füzelerinin ortak üretimi için lisans verilmesine yönelik ilk anlaşmaların uygulanmasının ciddi engellerle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.

Trump ve Zelensky'nin 28 Temmuz 2026'da Beyaz Saray'da gerçekleştirdiği görüşmeden bir sahne (AFP)
Trump ve Zelensky'nin 28 Temmuz 2026'da Beyaz Saray'da gerçekleştirdiği görüşmeden bir sahne (AFP)

RIA Novosti'nin Batılı kaynaklara dayandırdığı haberine göre Ukrayna, ABD'li havacılık şirketi Boeing'in lisans vermeye yanaşmaması nedeniyle Patriot füzelerini kendi topraklarında üretemeyecek. Polonya ve Almanya ise daha önce Ukrayna adına ortak üretimi üstlenmeye hazır olduklarını açıklamıştı.

Alman Welt televizyonu da Patriot füzelerinin yönlendirme başlıklarının Boeing tarafından üretildiğini, şirketin bu teknolojinin üçüncü ülkelere lisanslanmasına sıcak bakmadığını ifade etti.

Rus kaynaklar ayrıca zamanlama sorununa da dikkat çekti. Kiev'in kış gelmeden Patriot füzelerine acil ihtiyaç duyduğu belirtilirken, Amerikan sistemlerine yönelik füze üretiminin uzun ve son derece karmaşık bir teknolojik süreç olduğu, ayrıca ABD'nin de kendi hava savunma stoklarını yenilemek için bu sistemlere ihtiyaç duyduğu ifade edildi.

Askeri uzmanlar, Ukrayna'da kurulacak üretim tesislerinin Rus saldırılarının hedefi olmasının önemli bir risk oluşturduğunu belirtiyor. Bu nedenle lisans verilse bile Ukrayna'nın kısa vadede bu üretimden fayda sağlamasının mümkün olmadığı görüşü dile getiriliyor.

Rus medyası ayrıca Axios'un haberine dayanarak Zelenskiy'nin Trump'tan ortak üretim başlayana kadar Ukrayna'nın ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla "kış paketi" olarak adlandırılan askeri yardımın hızlandırılmasını talep ettiğini yazdı.

Güney Kore'deki bir ABD üssünde bulunan Patriot füze sistemleri (Arşiv- Reuters)
Güney Kore'deki bir ABD üssünde bulunan Patriot füze sistemleri (Arşiv- Reuters)

Söz konusu paketin, Ukrayna'nın enerji altyapısını kış aylarında hedef alabilecek saldırılara karşı kullanılmak üzere 300 Patriot önleme füzesini içerdiği belirtilirken, Rus kaynaklar Trump yönetiminin bu mühimmatı kısa sürede teslim edebileceği hakkındaki şüphelerini dile getirdi.

Şarku’l Avsat’ın RIA Novosti'den aktardığına göre bir kaynak, ABD'nin Patriot üretiminin Ukrayna'da yerelleştirilmesine yönelik Kiev'in beklentilerini fiilen sınırlandırdığını öne sürdü. Kaynağa göre Washington, üretimin Ukrayna yerine Polonya'da yapılmasının daha güvenli olacağını savunuyor.

Rusya'dan limanlara ve askeri sevkiyata yeni saldırılar

Bu gelişmeler yaşanırken Rusya, Ukrayna'nın derinliklerindeki altyapı hedeflerine yönelik saldırılarını genişletiyor.

Rusya Savunma Bakanlığı, dün gece Ukrayna'nın Yujni Limanı'nda Batı menşeli askeri yük taşıdığı belirtilen iki ticaret gemisinin vurulduğunu açıkladı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri için kullanılan limanlar ve deniz araçlarına yönelik yüksek özellikli saldırıların sürdüğü belirtilerek, hava platformlarından fırlatılan hassas güdümlü mühimmat ve saldırı tipi insansız hava araçlarıyla (Kamikaze- İHA) askeri nitelikli yük taşıyan iki ticaret gemisinin hedef alındığı ifade edildi.

Karadeniz kıyısında, Odessa'nın yaklaşık 30 kilometre kuzeydoğusunda bulunan Yujni Limanı, Batı'dan gelen askeri yardımların ulaştırıldığı önemli lojistik merkezlerden biri olarak biliniyor.

30 Temmuz'da Kiev'deki bir pazara Rus saldırısının ardından çıkan yangını bir itfaiyeci söndürüyor (AFP)
30 Temmuz'da Kiev'deki bir pazara Rus saldırısının ardından çıkan yangını bir itfaiyeci söndürüyor (AFP)

Rusya'nın son saldırıları, Ukrayna'nın ikmal hatlarını kesintiye uğratmayı ve özellikle güney limanları üzerinden artan Batılı silah sevkiyatını engellemeyi amaçlayan stratejisinin devamı olarak değerlendiriliyor.

Savunma Bakanlığı ayrıca gece boyunca hava, kara ve deniz unsurlarının katılımıyla Ukrayna'daki havaalanları, savunma sanayii tesisleri, limanlar, enerji altyapısı ve askeri lojistik merkezlerine yönelik geniş çaplı saldırılar düzenlendiğini açıkladı.

Lavrov'dan Batı'ya sert suçlamalar

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Batı'nın son aylarda Kiev'e verdiği desteğe yönelik eleştirilerini sertleştirdi.

TASS haber ajansına konuşan Lavrov, Batılı ülkelerin Rusya'yı zayıflatmaya ve parçalamaya çalıştığını savundu.

Batı'nın, Ukrayna'nın Rusya topraklarına yönelik saldırılarını "savaşın dönüm noktası" gibi göstermeye çalıştığını söyleyen Lavrov, yeniden "Rusya'ya stratejik yenilgi yaşatma" ve "Rusya'nın sömürgeden arındırılması" söylemlerinin gündeme getirildiğini belirterek, bunun ülkesini parçalama girişimi anlamına geldiğini ifade etti.

Lavrov, "Durum tehlikeli bir noktaya ulaştı. Batı dünyasının tamamı Rusya'ya karşı birleşti. Londra daha sert, ABD ise nispeten daha düşük düzeyde olmak üzere Batı, Ukrayna üzerinden Rusya'ya karşı savaş yürütüyor. Kiev'e en gelişmiş silahlar sağlanıyor ve Ukrayna için yeni, yüksek teknolojili füze savunma sistemleri üretileceği açıklanıyor. Bu daha önce görülmemiş bir durum" değerlendirmesinde bulundu.

Lavrov, 23 Temmuz'da Manila'da düzenlenen ASEAN toplantılarında (Reuters)
Lavrov, 23 Temmuz'da Manila'da düzenlenen ASEAN toplantılarında (Reuters)

Baltık ülkelerinin Rusya'ya karşı "ön cephe" hâline geldiğini ileri süren Lavrov, bu ülkelerin son dönemde topraklarında nükleer silah konuşlandırılmasına yönelik yasağı kaldırdıklarını da hatırlattı.

Bu bir ültimatom

Lavrov, Batı'nın Ukrayna konusunda Rusya'ya ültimatom verdiğini savundu.

Batılı ülkelerin önce ateşkes ilan edilmesini, ardından Fransa ve İngiltere öncülüğünde çok uluslu bir gücün Ukrayna'ya konuşlandırılmasını, daha sonra ise Avrupa, ABD, Zelenskiy ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in aynı müzakere masasında buluşmasını planladığını belirten Lavrov, "Bunun anlamı nedir? Bu açık bir ültimatomdur" şeklinde konuştu.

Rusya'nın çıkarlarını dikkate almayan hiçbir girişimi kabul etmeyeceklerini yineleyen Lavrov, "Ülkemizi ve çıkarlarımızı savunacak orduya, donanmaya ve giderek güçlenen savunma kapasitesine sahibiz" ifadelerini kullandı.



İran savaşı ve Kızıldeniz: Yeni petrol krizi kapıda mı?

Yemen'deki Husilerin, Kızıldeniz'de saldırıları artırması petrol sektörünü endişelendiriyor (AFP)
Yemen'deki Husilerin, Kızıldeniz'de saldırıları artırması petrol sektörünü endişelendiriyor (AFP)
TT

İran savaşı ve Kızıldeniz: Yeni petrol krizi kapıda mı?

Yemen'deki Husilerin, Kızıldeniz'de saldırıları artırması petrol sektörünü endişelendiriyor (AFP)
Yemen'deki Husilerin, Kızıldeniz'de saldırıları artırması petrol sektörünü endişelendiriyor (AFP)

İran destekli Husilerin, Kızıldeniz'deki stratejik bölgeleri ele geçirmesiyle İran savaşının tetiklediği petrol krizi derinleşiyor.

Husiler son olarak Büyük Haniş ve Küçük Haniş adalarını ele geçirerek Babülmendep Boğazı çevresindeki tehdidini artırdı.

Tahran destekli örgüt, geçen hafta da Kızıldeniz kıyısındaki Taiz'e bağlı Muha kentinin ardından Meyyun (Perim) Adası ve Zubab'ı ele geçirmişti.

Guardian'ın aktardığına göre Husi milislerin, Suudi Arabistan'ı Asya pazarlarına bağlayan hat üzerindeki adaları kontrolüne alması petrol krizini derinleştirebilir.  

Suudi Arabistan, perşembe günü (10 Eylül) Doğu-Batı petrol boru hattının saldırıya uğradığını da açıklamıştı. Riyad ve Bağdat yönetimleri, saldırının Irak'taki Şii milisler tarafından düzenlendiğini duyurmuştu.

Suudi Arabistan, Arap Yarımadası boyunca uzanan 1200 kilometrelik bu boru hattını kullanarak, İran savaşı nedeniyle gemi trafiğinin neredeyse durma noktasına geldiği Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığı aşıp tedariki sürdürüyordu.

Finansal hizmet platformu KCM Trade'den analist Tim Waterer, gözlerin faaliyetleri geçici olarak askıya alınan boru hattında olduğunu söylüyor:

Şu anda yatırımcılar için en önemli soru, Doğu-Batı hattındaki kesintinin ne kadar süreceği. Herhangi bir uzun süreli kesinti ve buna bağlı arz kaybı, fiyatların hızlı şekilde artmasına yol açar.

Wall Street Journal'ın analizinde de Kızıldeniz'deki son gelişmelerle birlikte "büyük yakıt krizinin" başladığı yorumu yapılıyor.

Husilerin sözkonusu boru hattına saldırıları nedeniyle günlük en az 2,5 milyon varillik ham petrol akışının kesintiye uğrayacağına dikkat çekiliyor.

Amerikan petrol devi Chevron'un CEO'su Mike Wirth, kısa sürede krizi hafifletebilecek önlemler almanın zor olduğunu vurguluyor.

Kasımda gerçekleşecek ara seçimlere hazırlanan ABD Başkanı Donald Trump, petrol fiyatlarının düşeceğini savunsa da tablo tersini gösteriyor. Cumhuriyetçi lider, savaşın ara seçimler öncesinde sonlanacağını ve petrol fiyatlarının düşeceğini iddia etmişti.

Ancak enerji sektörü ABD ve İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan İran savaşının daha uzun süreceğini düşünüyor.

Diğer yandan Suudi Arabistan yönetimi, İran ve ABD arasındaki çatışmalarla bölgedeki savaşa çekiliyor.

Yemen'de Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu Sözcüsü Tuğgeneral Turki el-Maliki, bugünkü açıklamasında, Husilerin pazartesi günü düzenlediği drone ve balistik füze saldırıları nedeniyle Hamis Muşayt, Abha ve Taif şehirlerinde 13 sivilin yaralandığını bildirdi. Maliki, koalisyonun saldırılara "kararlı şekilde karşılık vereceğini" ifade etti.

New York Times da Suudi Arabistan'ın, Husilerin son haftalarda artan saldırılarına karşı ABD'den aradığı desteği bulamadığını yazıyor. Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan kaynaklar Riyad'ın, "Trump'ın Husilere karşı harekete geçmekteki isteksizliğinden rahatsız olduğunu" ileri sürüyor.

ABD'nin eski Suudi Arabistan Büyükelçisi Michael Ratney şunları söylüyor:

Şu anda Suudiler gerçekten hüsrana uğramış durumda. Bir bakıma bu, onlar için en kötü senaryo.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Yemen'de tekrar tırmanan çatışmalarla hiçbir ilişkilerinin olmadığını savunmuştu.

Independent Türkçe, Guardian, New York Times, Arab News, Wall Street Journal, Tesnim


Venüs kendi uydusunu mu yuttu?

Venüs'ün kalın atmosferinin yarattığı sera etkisi, gezegenin yüzey sıcaklığının 471 dereceye kadar yükselmesine neden oluyor (NASA/JPL-Caltech)
Venüs'ün kalın atmosferinin yarattığı sera etkisi, gezegenin yüzey sıcaklığının 471 dereceye kadar yükselmesine neden oluyor (NASA/JPL-Caltech)
TT

Venüs kendi uydusunu mu yuttu?

Venüs'ün kalın atmosferinin yarattığı sera etkisi, gezegenin yüzey sıcaklığının 471 dereceye kadar yükselmesine neden oluyor (NASA/JPL-Caltech)
Venüs'ün kalın atmosferinin yarattığı sera etkisi, gezegenin yüzey sıcaklığının 471 dereceye kadar yükselmesine neden oluyor (NASA/JPL-Caltech)

Bilim insanları, Venüs'ün kendi uydusunu yok ettiği için yörüngesinde dönen bir cisim olmadığını öne sürdü. 

Kütlesi, boyutu ve karasal yapısıyla gezegenimize benzeyen Venüs, Dünya'nın ikizi diye anılıyor. Diğer taraftan Venüs'ün yüksek sıcaklıklar ve yoğun yüzey basıncı gibi özellikleri iki gökcisminin arasındaki temel farklar arasında. 

Venüs'te dikkat çeken bir diğer farklılık ise uydusunun olmaması. Hatta Güneş Sistemi'ndeki gezegenler arasında sadece Merkür ve Venüs uydudan mahrum.

Bilim insanları, Dünya'nın "ikizinin" ya bir zamanlar bir uyduya sahip olduğunu ve bu uydunun devasa bir cismin çarpması sonucu yok olduğunu ya da Venüs'ün hiçbir zaman uydu oluşturacak bir çarpışma yaşamadığını düşünüyordu.

Örneğin Dünya'ya Mars büyüklüğünde bir cismin çarpması sonucu Ay'ın meydana geldiği kabul ediliyor.

Ancak iki gezegenin benzerliğini düşününce, yaklaşık 4,5 milyar yıl önce oluşan Güneş Sistemi'nin ilk dönemlerinde Venüs'ün böyle bir çarpışma yaşamaması muhtemel görünmüyor. Hatta Güneş'e daha yakın olan Venüs'ün daha çok darbe almış olması gerektiği düşünülüyor.

Kaliforniya Üniversitesi Riverside kampüsünden astrofizikçi Stephen R. Kane, "Tıpkı Dünya gibi Venüs de şüphesiz büyük çarpışmalara maruz kaldı ve kendi gökyüzümüzde gördüğümüze benzer bir uydu oluşturmak için belki de daha çok fırsatı vardı" diyor.

Kane liderliğindeki araştırmacılar, bu gizemi çözmek için Venüs'ün uydusunun yaşayabileceği senaryoları test ettikleri bir simülasyon geliştirdi.

Bilim insanları gökcisimlerinin kütleçekim kuvveti aracılığıyla nasıl etkileşime girdiğini gösteren bir bilgisayar modeli yazdı. Ardından modelin, bilinen bir sistemi doğru temsil ettiğinden emin olmak için Dünya ve Ay'ın etkileşimini öğrettiler. 

Ekip bu sayede gezegenin dönüş hızının kilit rol oynadığını tespit etti.

Dünya, Venüs'e kıyasla kendi etrafında 200 kattan daha hızlı dönüyor. Mavi gezegen kendi ekseni etrafındaki bir dönüşünü yaklaşık 24 saatte tamamlarken, Venüs'ün kendi eksenindeki bir dönüşü 243 Dünya günü sürüyor.

Dünya'nın hızlı dönüşünden kaynaklanan enerji transferi, Ay'ın giderek uzaklaşmasına yol açıyor. Apollo 11 astronotlarının 1969'da uydunun yüzeyine bıraktığı aynalar sayesinde, Ay'ın yılda 4 santimetre hızla Dünya'dan uzaklaştığı biliniyor.

Araştırmacıların simülasyonlarına göre Venüs'ün başlangıçtaki dönüş hızı bugünkünden hızlı olsa bile, yeterince düşük olduğu senaryolarda, bir zamanlar oluşmuş olabilecek uydu uzaklaşmak yerine zamanla gezegene yaklaşarak parçalanabilirdi.

Bulguları hakemli dergi The ​Astrophysical Journal'da dün (14 Eylül) yayımlanan çalışmaya göre Venüs'ün ilk 1 milyar yılında uydusunu yok etmiş olabileceği düşünülüyor.

Kane, "Venüs'ün eğer bir uydusu olsaydı (ki muhtemelen bir noktada vardı) onu elinde tutamazdı" diyerek ekliyor:

Bu uydu nispeten kısa bir zaman diliminde gezegene çarpıp parçalanırdı.

Araştırmacılar bu teoriyi güçlendirmek için Venüs'ün dönüş hızının ve uydusunun kütlesinin ne kadar olabileceğine dair çok çeşitli olasılıkları test etti. Simülasyonların çoğunda sonuç değişmedi ve uydu Venüs'e çarptı.

Bilim insanları büyük bir uydunun da paçayı kurtaramayacağını hatta sonunun daha hızlı geleceğini söylüyor.

Kane, "İşin ilginç yanı, ağır bir uydunun daha hızlı yok olması. Çünkü kütlesi büyük bir uydu, Venüs'ün dönüşünü çok daha yavaşlatarak kendi yok oluşunu hızlandırır" diye açıklıyor.

Venüs'ün gerçekten bir uydusu olup olmadığını kesin bir şekilde bilmek pek mümkün değil. Araştırmacılar, böyle bir çarpışmanın kalıntılarını gezegende bulmanın kolay olmadığını söylüyor.

Ancak uydu yok olurken gezegenin yüzeyinde veya atmosferinde kimyasal izler bıraktıysa, NASA'nın yaklaşan DAVINCI görevi gibi gözlemlerin bu izleri yakalayabileceğini belirtiyorlar.

Independent Türkçe, Reuters, Space.com, EurekAlert, The ​Astrophysical Journal


Rusya'nın demiryolu saldırısı: Kiev'in müttefiklerine uyarı verildi

Avrupa Birliği, demiryolu hattına saldırı nedeniyle Rusya'yı kınadı (AP)
Avrupa Birliği, demiryolu hattına saldırı nedeniyle Rusya'yı kınadı (AP)
TT

Rusya'nın demiryolu saldırısı: Kiev'in müttefiklerine uyarı verildi

Avrupa Birliği, demiryolu hattına saldırı nedeniyle Rusya'yı kınadı (AP)
Avrupa Birliği, demiryolu hattına saldırı nedeniyle Rusya'yı kınadı (AP)

Rusya'nın, Polonya-Ukrayna sınırına yakın noktadaki demiryoluna düzenlediği saldırı Avrupa'da endişe yarattı.

Rus ordusu, Ukrayna'nın Polonya sınırı yakınındaki Yahodin kentinden geçen demiryoluna 13 Eylül'de drone saldırısı düzenlemişti.

AP, saldırının eski Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, eski İsveç Başbakanı Carl Bildt' ve üst düzey Avrupalı güvenlik yetkililerini taşıyan trenin geçişinden yaklaşık yarım saat sonra düzenlendiğine dikkat çekiyor.

Ukrayna devletine ait demiryolu firması Ukrzaliznytsia, olayda yaralanan olmadığını aktarırken, saldırının asıl hedefinin Kiev'deki güvenlik konferansından dönen yetkilileri taşıyan tren olabileceğini öne sürdü. Trenin, belirlenen kalkış saatinden daha erken hareket ettiğine dikkat çekildi.

Firma, eski CIA Direktörü David Petraeus'un da saldırı sırasında Yahodin istasyonundaki başka bir trende olduğunu bildirdi.

Ukrayna lideri Volodimir Zelenski, halkının Rus saldırılarının Avrupa'ya yayılmasını engellemek için "hayatlarını feda ettiğini" söyleyerek Moskova'nın operasyonunu eleştirdi.

Polonya Başbakanı Donald Tusk da gelecek aylarda Rusya'nın benzer saldırıları artırabileceğini savundu.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov ise saldırının Ukrayna topraklarına düzenlendiğini belirterek, "Ordumuz, Ukrayna toprakları içinde görevlerini yerine getirmeye devam edecek" dedi.

Rusya Savunma Bakanlığı da saldırının "askeri kargo taşımak için kullanılan" demiryollarını hedef aldığını açıkladı.

New York Times, bu saldırının Kiev'in müttefiklerine uyarı niteliğinde olduğunu yazıyor.

Avrupalı yetkililer ve analistler, Rusya'nın Avrupa'da korku ve kafa karışıklığı yaratmayı ve Ukrayna'yı destekleyen Batılı ülkeleri zayıflatmayı hedeflediğini söylüyor.

ABD merkezli düşünce kuruluşu Alman Marshall Fonu'ndan Philip Bednarczyk, Moskova'nın böyle saldırılarla NATO müttefiklerinin birbirlerini savunma kararlılığını "tekrar tekrar sınadığını" belirtiyor.

Operasyon, Avrupa ülkelerinin Ukrayna'ya desteği nasıl sürdüreceğini tartıştığı bir dönemde gerçekleşti. Avrupa Birliği, bu yıl Ukrayna için 90 milyar euroluk kredi paketi oluştururken, Rus saldırıları Kiev'in finansman ve savunma mühimmatı ihtiyacını artırıyor.

Bazı Avrupa ülkeleri de Rusya'nın Avrupa'da dondurulan varlıklarının Kiev için kullanılması seçeneğini yeniden değerlendiriyor.

BBC de Rus saldırılarının, Ukrayna'nın geniş tren ağına ciddi zarar verdiğini yazıyor. 2022'de başlayan savaşta sivil ve ticari uçuşların durdurulması yüzünden demiryolu hatları, Avrupalı yetkililer ve milyonlarca Ukraynalı için başlıca ulaşım aracı haline geldi.

Independent Türkçe, New York Times, BBC, Gazeta, AP