İsrail, ateşkesin ardından gerçekleştirilen en büyük bombardımanla Şakif'in coğrafyasını değiştirdi

Uzmanlar Şarku’l Avsat'a şunları söyledi: Altyapının tahribi, olası herhangi bir geri çekilmeden önce geliyor ve İsrail ordusu güneyi tarıyor

Güney Lübnan'daki Marjeyoun'dan görüldüğü üzere, Şakif (Beaufort) Kalesi'ni çevreleyen Arnun ve Şakif tepelerini kaplayan toz bulutları (AFP).
Güney Lübnan'daki Marjeyoun'dan görüldüğü üzere, Şakif (Beaufort) Kalesi'ni çevreleyen Arnun ve Şakif tepelerini kaplayan toz bulutları (AFP).
TT

İsrail, ateşkesin ardından gerçekleştirilen en büyük bombardımanla Şakif'in coğrafyasını değiştirdi

Güney Lübnan'daki Marjeyoun'dan görüldüğü üzere, Şakif (Beaufort) Kalesi'ni çevreleyen Arnun ve Şakif tepelerini kaplayan toz bulutları (AFP).
Güney Lübnan'daki Marjeyoun'dan görüldüğü üzere, Şakif (Beaufort) Kalesi'ni çevreleyen Arnun ve Şakif tepelerini kaplayan toz bulutları (AFP).

İsrail, dün sabah Lübnan’ın güneyinde yeni bir mühendislik operasyonları aşaması başlattı. İsrail ordusu, Şakif Kalesi çevresinde Hizbullah’a ait olduğunu öne sürdüğü tünel ağını imha etmek için yaklaşık 700 ton patlayıcı kullandığını açıkladı. Operasyon, savaşın başlamasından bu yana gerçekleştirilen en büyük patlatma faaliyetlerinden biri olarak değerlendirildi.

Patlamaların oluşturduğu sarsıntılar uzak bölgelerden de hissedilirken, askeri uzmanlar operasyonun, İsrail’in kontrol ettiği bölgelerden olası bir çekilme öncesinde altyapıyı yok etmeye dayalı stratejisinin parçası olduğunu belirtti.

Şakif’in görünümünü değiştiren patlamalar

Patlamalar Lübnan’ın güneyindeki birçok bölgede hissedildi ve yankıları uzak noktalara ulaştı. Sahadan gelen görüntüler, Şakif Kalesi’nin güneyinden Hıyam eş-Şakif yönüne uzanan bölgede geniş çaplı değişiklikler yaşandığını gösteriyor.

Kayalık tepeler ve tarım arazileri enkaz ve kireçli malzemelerle kaplanırken, kalenin kendisinin doğrudan hasar görmediği görüldü.

Jeofizik Merkezi, patlamaların Richter ölçeğine göre 3,8 büyüklüğünde bir sarsıntıya eşdeğer yer hareketlerine yol açtığını açıkladı. Kültür Bakanlığı ise kalenin doğrudan zarar görmediğini, çevresindeki hasarın ise devam eden İsrail işgali nedeniyle değerlendirilemediğini belirtti.

Operasyon, kalenin tehlike altındaki dünya mirası listesine alınmasından bir hafta sonra gerçekleşti. Şakif Kalesi’nin, Lahey Sözleşmesi’nin ikinci protokolü kapsamında güçlendirilmiş koruma altında olduğu hatırlatıldı.

 Lübnan'ın güneyindeki Marjeyun'dan görülen El-Şakif Kalesi; bölgede gece boyunca İsrail güçleri tarafından gerçekleştirilen bir dizi bombalı saldırının ardından (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Marjeyun'dan görülen El-Şakif Kalesi; bölgede gece boyunca İsrail güçleri tarafından gerçekleştirilen bir dizi bombalı saldırının ardından (AFP)

Olası çekilme öncesi altyapının imhası

Askeri Uzman Hasan Cuni, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, İsrail’in gerçekleştirdiği büyük çaplı patlatmanın, kontrol ettiği bölgelerde uyguladığı stratejiden ayrı değerlendirilemeyeceğini belirtti.

Cuni, “İsrail, kontrol ettiği her bölgede altyapıyı tamamen yok etmeye çalışıyor. Çünkü geride yeniden onarılabilecek veya tekrar kullanılabilecek tesisler ya da noktalar bırakarak çekilmek istemiyor. Bu, açık şekilde uyguladığı bir politika” ifadelerini kullandı.

Patlamanın büyüklüğünün “çok yüksek” olduğunu belirten Cuni, yüzlerce ton patlayıcı kullanılmasının bölgede askeri bir altyapının bulunduğuna işaret ettiğini söyledi. Şakif Kalesi ve çevresinin stratejik bir konuma sahip olduğunu belirten Cuni, bu nedenle bölgede askeri altyapı bulunmasının muhtemel olduğunu ifade etti.

İsrail ordusunun operasyon için haftalar öncesinden mühendislik hazırlıkları yaptığını ancak uygulama zamanını daha sonra seçtiğini belirten Cuni, bunun patlamanın zamanlamasının rastgele olmadığını ve sahadaki koşullara göre belirlendiğini söyledi.

Cuni, operasyonun son gelişmelerle bağlantılı olabileceğini de belirterek, “Patlama, İsrail’in bir mühendislik aracının insansız hava aracı (İHA) saldırısına uğradığını açıklamasının ardından geldi. Bu, altyapıyı hedef alan farklı yönde verilmiş bir karşılık olarak değerlendirilebilir” dedi.

Operasyonun askeri gerekliliğin ötesine geçmiş olabileceğini savunan Cuni, kullanılan patlayıcı miktarının tünellerin imhası için gerekli seviyeyi aşmış olabileceğini ve İsrail’in bu durumu çevresel zarar oluşturmak, psikolojik ve manevi etki yaratmak için kullanmış olabileceğini ifade etti.

Cuni, patlamanın “açık bir moral etkisi oluşturduğunu” ve kullanılan yüksek miktardaki patlayıcı nedeniyle jeolojik etkiler de meydana getirdiğini söyledi.

Cuni ayrıca operasyonun yeni bir “deneme bölgeleri” aşamasının hazırlığı olabileceğini belirterek, İsrail’in Doğu Zuvaytır’dan çekilme ihtimali halinde bu patlamanın söz konusu bağlamda değerlendirilebileceğini ifade etti.

Lübnan'ın güneyindeki Arnon ve El-Şakif tepeleri, bölgede İsrail güçleri tarafından gerçekleştirilen bir dizi bombalı saldırının ardından (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Arnon ve El-Şakif tepeleri, bölgede İsrail güçleri tarafından gerçekleştirilen bir dizi bombalı saldırının ardından (AFP)

Askeri kapasitenin yeniden kurulmasını engelleme amacı

Emekli Tuğgeneral Said Kazah da “Şarku’l Avsat”a yaptığı açıklamada, Şakif’teki patlatma dahil tüm İsrail operasyonlarının, gelecekte Hizbullah’ın kullanabileceği altyapıyı ortadan kaldırmayı amaçlayan tek bir askeri strateji kapsamında yürütüldüğünü söyledi.

Kazah, İsrail ordusunun geride Hizbullah’ın daha sonra kullanabileceği hiçbir altyapı bırakmak istemediğini belirterek, bunların tüneller, operasyon merkezleri, komuta-kontrol noktaları, mühimmat depoları, lojistik tesisler veya askeri araçlar olabileceğini ifade etti.

Bu yapıların yıllar boyunca Hizbullah’ın askeri sisteminin temel unsurlarından biri olduğunu belirten Kazah, İsrail’in son savaş deneyiminden hareket ettiğini söyledi.

Kazah, “15 aylık çatışmalar sırasında bütün tüneller yok edilemedi ve Hizbullah bunların bazılarını daha sonra yeniden kullanabildi. Bu nedenle İsrail ordusu, gelecekte bu bölgelerden çekilmesi halinde Hizbullah’ın askeri gücünü yeniden oluşturmasına katkı sağlayabilecek her şeyi yok etmek için bölgeyi karış karış arıyor” ifadelerini kullandı.

Kazah, İsrail’in hedefinin Hizbullah’ın 2006 ile 2023 yılları arasında geliştirdiği askeri kapasitenin yeniden oluşturulmasını engellemek olduğunu belirtti.

İsrail: Tünel ağının büyük bölümü yok edildi

İsrail ordusu ise Şakif çevresindeki tünel ağının büyük bölümünün imha edildiğini açıkladı. Operasyonun, Hizbullah tarafından Ali Tahir Tepesi’ndeki bir mühendislik aracına yönelik gerçekleştirildiği öne sürülen İHA saldırısına karşılık olarak yapıldığı belirtildi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yisrael Katz, Hizbullah’ın askeri kapasitesini yeniden inşa etmesini engellemek amacıyla Lübnan’ın güneyindeki “güvenlik bölgesinde” kalmaya ve altyapıyı yok etmeye devam edeceklerini açıkladı.

Güney Lübnan’da operasyonlar sürüyor

İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki askeri faaliyetleri devam etti. İsrail güçleri Deyr Siryan, Debşe çevresi, Ali Tahir tepeleri, Kefer tibnit, Mansuri, Mecdel Zun ve Tulus bölgelerinde bir dizi patlatma, bombardıman ve tarama operasyonu gerçekleştirdi.

Nebatiye el-Fevka çevresindeki Ali Tahir Tepesi’nin de dün öğleden sonra aydınlatma mühimmatlarıyla hedef alındığı ve bölgede yangın çıktığı bildirildi.

Şakif Kalesi çevresindeki patlamalar nedeniyle maddi hasar meydana geldiği, patlamaların şiddeti sonucu Kuleyya beldesindeki bazı evlerin camlarının kırıldığı belirtildi.

İsrail güçlerinin Mansuri ve Beyt es-Siyad çevresinde arama faaliyetlerini sürdürdüğü, Beraşit Tepesi’nde tank sesleri ve doğu ile batı kesimlerinde ise patlama seslerinin duyulduğu ifade edildi.



Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
TT

Fas’ta Dünya Kupası öncesinde işitme engelli ve normal işiten öğrencileri buluşturan ilk kapsayıcı üniversite

Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)
Fas Prensesi ve Lalla Esma Vakfı Başkanı Lalla Esma, kapsayıcı üniversitenin açılış töreninde (Fas Haber Ajansı – MAP)

Fas, işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan öğrencilerle normal işiten öğrencileri aynı sınıflarda buluşturan, mesleki ve sosyal entegrasyonu hedefleyen benzeri görülmemiş bir üniversiteyi hayata geçirerek eğitim alanında yeni bir model başlattı.

Bu adım, beşerî sermayenin yeniden şekillendirilmesi, bilimsel mükemmeliyetin geliştirilmesi ve sağlık alanında inovasyonun teşvik edilmesi çerçevesinde atıldı. Klinik tedavileri, teknolojik eğitimi ve mesleki formasyonu bir araya getiren yeni bir akademik modelin önünü açan girişim, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte 2030 Dünya Kupası gibi büyük uluslararası organizasyonlara hazırlandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Bu organizasyonlar, farklı ihtiyaçlara sahip ziyaretçilerin ağırlanması konusunda ülkeye önemli sorumluluklar yüklüyor.

Tıp, teknoloji ve mesleki eğitimi buluşturan akademik model

Lalla Esma Üniversitesi, yaklaşık 3 bin 500 öğrenciyi ağırlayacak şekilde tasarlanan dört ana okuldan oluşuyor. Üniversite bünyesinde, mesleki eğitim sertifikasından temel yeterliliklere ve yüksek lisans derecesine kadar uzanan, işitme bilimleri alanında tamamen ücretsiz bir eğitim programı sunulacak.

Eğitim kurumunun bünyesinde, konuşma ve dil terapisi, klinik psikoloji ve bilişsel davranışların uygulamalı analizi alanlarında eğitim veren İşitme Bilimleri, İletişim ve Klinik Sinir Bilimleri Okulu da bulunuyor. Ayrıca kulak burun boğaz cerrahlarına ileri düzey koklear implant cerrahisi alanında uzmanlık diplomaları verilecek.

İşaret Dili, Sözlü Çeviri ve Erişilebilirlik Okulu ise kapsayıcı medya ve özel eğitim alanlarında uzmanlar yetiştirecek. Sistemin diğer bileşenlerini, yapay zekâ ve dijital sanat tasarımına odaklanan Kapsayıcı Teknolojiler Okulu ile mutfak sanatları, pastacılık ve çikolata üretimi alanlarında eğitim veren Kapsayıcı Meslekler Okulu oluşturacak.

Paris, Chicago, Leuven ve Montpellier’deki kurumlarla uluslararası iş birlikleri

Üniversitenin bilimsel yönetimi ve araştırma faaliyetleri, geniş bir uluslararası akademik ve hastane iş birliği ağına dayanıyor.

Bu iş birliklerinin başında, Fransa’nın başkenti Paris’te bulunan ve Avrupa’nın işitme ile konuşma alanındaki ilk uzmanlaşmış merkezlerinden biri olarak tanımlanan Reconnect Üniversite Hastanesi Enstitüsü ile kurulan stratejik ortaklık geliyor. Institut Pasteur’ü ve Paris Kamu Hastaneleri Kurumuna bağlı üç hastaneyi —Necker Çocuk Hastanesi, Pitié-Salpêtrière Hastanesi ve Lariboisière Hastanesi— bir araya getiren bu ortaklık sayesinde sağırlığın gen tedavisi ile çocuk ve yetişkin işitme sağlığı alanlarındaki ileri araştırmaların aktarılması hedefleniyor.

İş birliği ağı, Batı dünyasında faaliyetlerini sürdüren en eski tıp fakültesinin mirasını taşıyan Fransa’daki Montpellier Üniversitesi’nin yanı sıra Audiocampus ve Cochlear Academy kurumlarını da kapsıyor. Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre bu ortaklıklarla koklear implant alanındaki uzmanlık eğitiminin aktarılması amaçlanıyor.

Belçika ile imzalanan niyet mektubu da uluslararası iş birliklerinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Leuven Katolik Üniversitesi, Léonard de Vinci Yüksekokulu ve Fransızca konuşulan Belçika’nın ilk koklear implant merkezi olan Saint-Luc Üniversite Klinikleri arasındaki iş birliği, koklear implant uygulamalarına ilişkin Fransızca klinik eğitimin güçlendirilmesini hedefliyor.

Chicago’daki bir Amerikan akademik kurumuyla yapılan ortaklık ise uygulamalı davranış analizi alanında bilimsel uzmanlık sağlanmasını öngörüyor.

Uluslararası ortaklıklar, Muhammed V Üniversitesi ve Fas Ulusal Radyo ve Televizyon Şirketi ile yürütülen yerel iş birlikleriyle tamamlanıyor. Bu çalışmalarla kapsayıcı mesleki ve medya alanlarında yeni kariyer yollarının oluşturulması amaçlanıyor.

İnovasyonu destekleyen 7 bilimsel ve uygulamalı laboratuvar

Uluslararası iş birliklerini, üniversite kampüsünde kurulacak yedi gelişmiş bilimsel ve uygulamalı laboratuvar tamamlıyor.

Bunlar arasında, işaret dilleriyle iletişim kurmayı öğrenen insansı robotların ve yapay zekâ uygulamalarının geliştirilmesine yönelik inovasyon laboratuvarı öne çıkıyor. Kamu yayıncılığı kurumunun desteğiyle donatılan hareket laboratuvarında ise dijital görüntüleme, sanal karakter üretimi ve eğitsel video içeriklerinin hazırlanması üzerinde çalışılacak.

Üniversite bünyesinde ayrıca girişimciliğe, beceri geliştirmeye ve iş kurma süreçlerine odaklanan bir iş geliştirme merkezi bulunacak. Anatomi laboratuvarları ile ileri işitme testlerinin gerçekleştirileceği birimler de karmaşık cerrahi işlemlerin simüle edilmesine ve yardımcı işitme cihazlarının gerçek uygulama öncesinde ayarlanmasına imkân sağlayacak.

Erişilebilirlik hedefi ve uluslararası organizasyonlara hazırlık

Kapsayıcı üniversitenin hedefleri yalnızca akademik eğitimle sınırlı kalmıyor. Kurum, Fas’ın İspanya ve Portekiz ile birlikte düzenleyeceği 2030 FIFA Dünya Kupası öncesinde ülkenin organizasyon kapasitesini geliştirmeyi amaçlayan stratejik bir rol de üstleniyor.

Üniversitenin 2027 yılına kadar Fas’ın farklı bölgelerinden ve yurt dışından öğrencilere kapılarını açması planlanıyor. Kurum, otelcilik, ulaşım, bankacılık ve spor tesisleri gibi sektörlerde çalışacak profesyonelleri ve karşılama personelini eğiterek işitme engelli ve işitme güçlüğü yaşayan ziyaretçilerle doğrudan iletişim kurabilecek uzmanlar yetiştirmeyi hedefliyor.

Bu yaklaşım, eğitim altyapısını kamu hizmetlerinin, stadyumların ve diğer tesislerin erişilebilirliğini artıracak önemli bir araca dönüştürüyor. Böylece Fas’ın, yaklaşan uluslararası organizasyonlarda beklenen küresel erişilebilirlik standartlarına uygun biçimde insan kaynağını geliştirmesi amaçlanıyor.


İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
TT

İsrail: Tüccarların koordinasyonu durdurmasının ardından Gazze’ye mal girişi kesildi

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)
Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı yakınlarında bekleyen yardım tırları… 19 Ocak 2025 (Reuters)

İsrail, yerel tüccarlarla Hamas arasında vergiler konusunda yaşandığını belirttiği anlaşmazlık nedeniyle Gazze Şeridi’ne ticari ürün girişinin durduğunu açıkladı. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre bu durum, halkın yardımlara bağımlı olduğu bölgede gıda ve diğer temel ihtiyaç maddelerinin önemli bir tedarik kanalını kesintiye uğrattı.

İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki insani yardım işlerini denetleyen askerî birimi olan COGAT (Bölgelerdeki Hükümet Faaliyetlerini Koordinasyon Birimi), çarşamba günü yayımladığı açıklamada, Gazze’deki tüccarların ticari ürünlerin girişine ilişkin koordinasyonu durdurma kararı aldığını bildirdi.

COGAT, Gazze’deki tüccarların bu kararı, Hamas’ın bölgeye giren her kamyon için 10 bin İsrail şekeli (3 bin 220 dolar) tutarında ücret talep etmesine ve Gazze’deki toplam satışlarının yüzde 30’unun nakit olarak yapılmasını istemesine tepki olarak aldıklarını kendilerine ilettiklerini belirtti.

Hamas ise daha sonra 10 bin şekellik ödemenin, Gazze’deki varlıklı kişilerin ihtiyaç sahiplerine, özellikle dul kadınlara ve yetimlere destek sağlamak amacıyla oluşturulan ulusal fona gönüllü katkılarından oluştuğunu açıkladı. Hareket ayrıca, savaşın harap ettiği bölgede ciddi nakit sıkıntısı yaşandığını öne sürerek, nakit ödemelerin teşvik edildiğini bildirdi.

Üç yıldır devam eden savaş, tekrarlanan zorunlu yerinden edilmeler ve İsrail’in insani yardım sevkiyatına yönelik sıkı kısıtlamaları nedeniyle Gazze halkının büyük bölümü yardımlara bağımlı durumda.

Küresel açlık izleme kuruluşlarından biri, temmuz ayında yaptığı uyarıda Gazze nüfusunun üçte ikisinden fazlasının yıl sonuna kadar akut açlıkla karşı karşıya kalabileceğini bildirmişti. Yaklaşık 2 milyon kişinin yaşadığı Gazze Şeridi’nde halkın çoğu geçici barınaklarda hayatını sürdürüyor.

Gazze Özel Taşımacılık Birliği Başkanı Nahid Şehber, dün İsrail’den ticari ürün taşıyan hiçbir kamyonun Gazze’ye girmediğini söyledi. Ancak İsrail’in kontrolündeki bir sınır kapısından insani yardım taşıyan kamyonların yanı sıra Mısır’dan ticari ürün getiren araçların da giriş yaptığını belirtti.

COGAT, Gazze’deki tüccarların koordinasyonu durdurma kararının, bölgeye giren insani yardım ve ticari ürün taşıyan kamyonların toplam sayısını günlük yaklaşık 300’e düşürebileceğini bildirdi. Bu sayı, mevcut toplamın yarısına karşılık geliyor.

Diplomatlar, Gazze’ye günlük giren kamyon sayısının normalde de 600’ün oldukça altında olduğunu belirtiyor. Şehber ise gerçek sayının yaklaşık 300 olduğunu ve bunların üçte ikisinin ticari ürün taşıdığını ifade etti.

ABD arabuluculuğunda varılan anlaşma uyarınca İsrail’in Gazze’ye günde en az 600 insani yardım kamyonunun girişine izin vermesi gerekiyor. Bununla birlikte İsrail, yükümlülüğünün yalnızca 600 kamyonun girişine izin vermek olduğunu savunuyor ve ticari ürünlerin insani yardımları tamamlayıcı nitelik taşıdığını belirtiyor.


Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
TT

Husilerden Aden’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na saldırı

Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)
Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı (Arşiv – SABA)

Husiler, dün Yemen’in geçici başkenti Aden’deki Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın çevresine füze saldırısı düzenledi. Saldırıda Cumhurbaşkanlığı Muhafızları’ndan iki kişi hayatını kaybederken, çok sayıda kişi yaralandı ve sarayda maddi hasar meydana geldi.

Saldırıyı üstlenen Husilere karşılık Yemen Enformasyon Bakanlığı, Başbakan Şai Zindani ile hükümet üyelerinin sağlık durumlarının iyi olduğunu açıkladı. Bakanlık, olası saldırılara karşı önlem amacıyla hükümetin toplantılarını artık düzenli olarak sarayda gerçekleştirmediğini belirtti.

Yemen Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, saldırının ardından telefonla görüştüğü Başkanlık Konseyi üyeleri Tümgeneral Abdurrahman el-Muharremi ve Tümgeneral Mahmud el-Subeyhi’nin yanı sıra Başbakan Şai Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu sordu. Alimi, saldırının etkileri ve sonuçlarıyla mücadele kapsamında alınan önlemler hakkında ilk raporu da dinledi.

Alimi, Husilerin saraya yönelik saldırısının, grubun Yemen ve Suudi Arabistan’daki havalimanlarını, petrol tesislerini ve sivil yerleşimleri hedef alan saldırılarının devamı niteliğinde olduğunu belirtti. Söz konusu saldırıların bölgenin ve deniz geçiş güzergâhlarının güvenliğini tehdit ettiğini savunan Alimi, bunun Husilerin “terörist niteliğini” bir kez daha ortaya koyduğunu ve grubun Yemen halkının devlet kurumlarını yeniden tesis etme iradesiyle başa çıkamadığını gösterdiğini ifade etti.

Yemen Cumhurbaşkanı, devletin anayasal sorumluluklarını kararlılıkla yerine getirmeyi sürdüreceğini vurgulayarak, egemenlik kurumlarının ve vatandaşların korunmasının pazarlık konusu yapılamayacağını söyledi. Alimi, ilgili askerî ve güvenlik birimlerine devlet kurumlarının korunması, terör tehditlerine karşı önlem alınması ve tehdit kaynaklarına hukuka uygun şekilde karşılık verilmesi talimatı verdi. Bu adımların sivillerin ve sivil altyapının korunmasını güvence altına alması gerektiğini kaydetti.

Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).
Alimi, saldırının ardından Muharrami, Subeyhi, Zindani ve hükümet üyelerinin durumunu telefonla sordu (SABA).

Yemen hükümetinden uluslararası topluma çağrı

Yemen Bakanlar Kurulu da Maaşık Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın füze ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alınmasının Husilerin “terörist yaklaşımını” ve sivilleri hedef alma politikasını ortaya koyduğunu açıkladı.

Kurul, saldırının hükümetin vatandaşlara karşı sorumluluklarını yerine getirmesini, devlet kurumlarını yeniden tesis etme ve darbeyi sona erdirme mücadelesini sürdürmesini engelleyemeyeceğini bildirdi. Açıklamada, “Yemen’in Şafağı” operasyonu kapsamında yürütülen çalışmaların devam edeceği vurgulandı.

Bakanlar Kurulu, saldırının yalnızca devlet kurumlarını hedef alan eylemlerle sınırlı kalmayan, giderek yoğunlaşan Husi saldırılarının devamı olduğunu belirtti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre açıklamada, Suudi Arabistan’daki sivil tesislere yönelik saldırıların yanı sıra Yemen’in Taiz ve Lahic vilayetlerindeki yerleşim bölgelerinin bombalanmasının da sivillerin hayatını tehlikeye attığı ve halkın yaşadığı sıkıntıları artırdığı ifade edildi.

Husilerin Yemen’in, komşu ülkelerin, bölgesel istikrarın ve bölgedeki hayati çıkarların güvenliği açısından doğrudan tehdit oluşturduğu belirtilen açıklamada, “Yemen’in geleceği, kendi halkına karşı silah kullanan, komşularının güvenliğini hedef alan ve Yemenlilerin darbe projesini reddetmesine şiddetle karşılık vermeye çalışan bir milis grubuna bırakılamaz” ifadelerine yer verildi.

Kurul, uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletlere saldırılar karşısında açık ve kararlı bir tutum alma çağrısında bulundu. Açıklamada, saldırıların birbirinden bağımsız münferit olaylar olarak değerlendirilmemesi, sivillerin ve sivil tesislerin hedef alınmasının önlenmesi için gerekli baskının uygulanması ve ihlallerden sorumlu kişilerin hesap vermesinin sağlanması istendi.

Yemen hükümeti ayrıca, devlet otoritesini yeniden tesis etme mücadelesinde silahlı kuvvetleri, askerî birlikleri, güvenlik teşkilatlarını ve halk direniş güçlerini desteklemeyi sürdüreceğini bildirdi. Açıklamada, devlet kurumlarının ve kamu hizmetlerinin güçlendirilmesi, vatandaşların korunması ve Yemen halkının yaşadığı sıkıntıların hafifletilmesine yönelik siyasi, ekonomik ve insani çabaların da devam edeceği kaydedildi.