Rusya, Moskova dışında pek dikkat çekmeyen bir adımla 2025 yazında Hamas ile temaslarını fiilen askıya aldıktan sonra şimdi Filistin sürecindeki faaliyetlerini yoğunlaştırıyor.
Diplomatik çevrelere yakın iki kaynağa göre, Moskova'nın Filistinli harekete olan ilgisinin azalmasına üç bağlantılı faktör katkıda bulundu. Birincisi, Rus liderliğinin, İsrail ve ABD'nin İran üzerindeki baskısının ve İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarının Hamas'ı zayıflattığı ve saflarını böldüğü, dolayısıyla onu desteklemenin artık bir yararının olmadığı sonucuna varması.
Şubat 2025'te Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan bir kaynak, önde gelen bir Rus Telegram kanalına şunları söyledi: “Hamas ciddi şekilde zayıfladı ve Moskova'nın desteğini arıyor. Ancak Kremlin muhtemelen beklemeyi tercih edecektir. Donald Trump ile anlaşmaya varırsa, Hamas'a verdiği destekten vazgeçecektir.”

Bilindiği üzere Hamas'tan bir Filistinli müzakere heyeti, cuma sabahı erken saatlerde Mısır, Katar ve Türkiye'den arabulucularla ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına geçiş konusunda anlaşmaya vardı. Bu aşama öncelikle Gazze Şeridi'ndeki fraksiyonların silahsızlandırılması ve İsrail güçlerinin çekilmesiyle ilgili. Trump anlaşmayı “tarihi” olarak nitelendirdi.
Diğer faktör ise, Rusya'nın Arap dünyası konusunda önde gelen uzmanlarından Mihail Bogdanov'un, bir iç skandalın ardından 9 Temmuz 2025'te Dışişleri Bakan Yardımcılığı ve Ortadoğu Özel Temsilciliği görevlerinden alınmasıydı.
Bogdanov görevdeyken, Moskova, Gazze'de tutulan Rus rehinelerin serbest bırakılması konusunda Hamas ile temas halindeydi. Ayrıca, New York'taki Birleşmiş Milletler merkezinde Filistin üzerine yapılacak üst düzey bir konferansın hazırlıkları da dahil olmak üzere bir dizi konuda istişarelerde bulunmuştu; bu konferans nihayetinde 22 Eylül 2025'e ertelenmişti.
Dışişlerinden iki kaynağa göre, Hamas ile temas, Georgy Borisenko'nun girişimiyle ancak Haziran 2026'da yeniden kuruldu. Borisenko, Şubat 2026'da Bogdanov'un halefi olarak atanmış ve Rusya Dışişleri Bakanlığı'nda Ortadoğu ve Afrika dosyalarından sorumlu olmuştu.
10 Haziran 2026'da, Hamas'ın Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Musa Ebu Marzuk, Rusya Dışişleri Bakanlığı'nın daveti üzerine Moskova'ya geldi. Bakanlık içinden bir kaynak, ziyaretin nispeten sıcak geçtiğini belirtti.
Ebu Marzuk'un ziyaretinin ardından, Rusya Dışişleri Bakanlığı içinde, Hamas yetkilisinin kişisel ve “alışılmadık” olarak tanımlanan temaslarından duyulan bir hoşnutsuzluk olduğuna dair haberler ortaya çıktı
Görüşmelerin ardından Ebu Marzuk, Rus medyasına Hamas'ın Moskova'dan, “aralarındaki uzlaşmayı kolaylaştırmak” amacıyla, başat Filistinli fraksiyonların Rus başkentinde yeni bir toplantısına ev sahipliği yapmasını istediğini söyledi.
Ancak, Dışişleri Bakanlığı içindeki bir kaynak, aslında Moskova'nın böyle bir girişimde bulunduğunu ve Ebu Marzuk'u, Rusya'nın himayesinde Filistinli fraksiyonlar arasında müzakerelerin yeniden başlatılması önerisini iletmek için kullandığını belirtti.
Ebu Marzuk'un ziyaretinin ardından, Rusya Dışişleri Bakanlığı içinde, Hamas yetkilisinin kişisel ve “alışılmadık” olarak tanımlanan temaslarından duyulan bir hoşnutsuzluk olduğuna dair haberler ortaya çıktı.
Yarım milyondan fazla abonesi olan bir Rus Telegram kanalı, bir kaynağa atıfta bulunarak şunları iletti: “Ebu Marzuk sekiz ay boyunca ısrarla Moskova'ya davet edilmeyi talep etti ve Rus tarafına ileteceği önemli bilgiler olduğunu iddia etti. Ancak resmi görüşme sırasında Hamas temsilcisinin sunabileceği yeni bir şey olmadığı anlaşıldı. Mahmud Abbas ile diyalog kurma arzusunu dile getirdi ve Moskova'dan aralarında arabuluculuk yapmasını istedi. Ayrıca Rusya'dan, Gazze Şeridi'ndeki Filistinli fraksiyonların silahsızlandırılması konusunda garantör devlet olarak müdahale etmesini ve bu fraksiyonların silahlarını teslim etmeye bir itirazları olmadığını belirtti. Rus Temsilci ise Rusya'nın Güvenlik Konseyi'ndeki taslak karara BM kararlarıyla çeliştiği gerekçesiyle karşı çıktığını hatırlattı ve Ebu Marzuk'un neden Moskova'dan destek istediğini anlamadığını söyledi.”

Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndaki bir kaynağa göre, sızıntı, Filistin meselesi üzerinde çalışan diplomatları şaşırttı, çünkü gerçekte olanlarla hiçbir ilgisi yoktu.
Kaynak şunları söyledi: “Doğal olarak, bakanlık içinde hareketin doğası gereği Hamas ile tüm bağların koparılmasını destekleyenler var. Ancak, yaşananlar İsrail çıkarlarına hizmet eden kasıtlı bir sızıntı gibi görünüyor. Yayınlanan bilginin Filistin tarafının dikkatinden kaçmadığı açık.”
Başka bir kaynak, bu sızıntıyı Fetih'in ve özellikle de Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'a yakın isimlerin organize etmiş olabileceği ihtimalini de göz ardı etmedi. Abbas, Moskova ile temaslarını aktif olarak sürdürüyor ve Ocak 2026'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmek üzere başkenti ziyaret etti.
Kaynaklar, Filistinliler Moskova'da yeni bir görüşme turu yapmayı kabul etseler bile, bürokratik sorunların çözülmesinin önemli bir zaman alacağını söyledi. Bu nedenle, görüşmenin sonbaharın sonlarından önce gerçekleşmesi olası görünmüyor.
Moskova'nın olaylar üzerinde gerçek bir etkisinin olmaması, Ukrayna'daki savaşın devam eden yankılarıyla birleşince, Filistin sürecinde etkili bir rol oynamaya yönelik herhangi bir girişimini fiilen zayıflatıyor
28 Temmuz 2026'da Rusya'nın BM Daimi Temsilci Yardımcısı Anna Yevsteneva, Donald Trump'ın planının kağıt üzerinde kaldığını, Barış Konseyi'nin henüz çalışmalarına başlamadığını ve Uluslararası İstikrar Gücü'nün kurulmadığını belirtti.
Yevsteneva, “Esasen, ABD liderliğinin Filistin sürecinde barışı sağlamaya yönelik çabaları şu anda durmuş durumda” dedi.
Ancak, Moskova'nın Batı çabalarına yönelik yenilenen eleştirilerinin ve Filistin diplomasisinin durgunluğuna yaptığı vurgunun kendi başına bir amaç olduğunu öne sürmek yanlış olur.

Rusya daha önce, kamuoyuna yapılan açıklamaların ötesine geçen ve bölgenin birçok önemli oyuncusuyla istişareleri de kapsayan önemli diplomatik çabalarda bulunmuştu. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Moskova'nın olaylar üzerinde gerçek bir etkisinin olmaması, Ukrayna'daki savaşın devam eden yankılarıyla birleştiğinde, Filistin sürecinde etkili bir rol oynamaya yönelik herhangi bir girişimini fiilen zayıflatıyor.
“Sovyetler Birliği'nin çöküşünden sonra, uzun süreli, düşük yoğunluklu istikrarsızlık bağlamında ‘talep üzerine arabuluculuk’, Rus diplomasisinin Ortadoğu'daki araçlarından biri haline geldi,” diyor Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da 20 yıldan fazla görev yapmış emekli bir Rus diplomat.
Bu aracın, Moskova'nın yanlış hesap yapma ve beklentileri karşılayamama riskinin bulunduğu tam teşekküllü bir çatışmada kullanılması zor. Ayrıca, Suriye'de olduğu gibi herhangi bir sonuca ulaşmak için doğrudan sahada müdahale gerektiren uzun süreli çatışmalarda da kullanılması zor.
Eski diplomat şunları da söyledi: “Kremlin'in Filistinlilere yardım etme arzusu samimidir. Ancak koşullar, bu yöndeki her türlü çabanın her zaman ve gelecekte de Ukrayna'daki savaştan dikkatleri uzaklaştırma, ABD'ye karşı bir denge unsuru olma ve liberal dünya düzeninin çok kutupluluk lehine dağıldığını gösterme girişimi olarak yorumlanmasına neden oluyor.”
*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.