Husiler, çeşitli cephelere ve eksenlere büyük takviyeler göndermesi ve tahkimatlar kurmasının ardından, sahadaki değerlendirmelerinde eşi ve benzeri görülmemiş bir kafa karışıklığı yaşıyor. Bu durum, yönü ve zamanlaması konusunda net bir öngörüye sahip olmadığı olası bir hükümet saldırısına ilişkin endişesinin bir göstergesi.
Bugün, Husilerin savaş yılları boyunca alıştığı, çatışmaların seyrini öngördüğü veya konuşlanma önceliklerini belirlediği dönemin aksine, meşru hükümet cephesinde yaşanan gelişmelerin -bunların başında siyasi bölünmenin sona ermesi ve askeri kararın birleştirilmesi geliyor- ardından üyelerini birden fazla cepheye dağıtmakla daha fazla meşgul gibi görünüyor. Tüm bunlar, Husilerin sahadaki hesaplarını yeniden gözden geçirmesine yol açtı. Husiler, ekonomik gerilemeden ve iş fırsatlarının yokluğundan yararlanarak, ergenler ve gençleri kendi safına çekmek amacıyla askere alma kampanyalarını yoğunlaştırdı.
Yemenli askeri kaynaklar, Husilerin, İran Devrim Muhafızları Ordusu’ndan (DMO) uzmanlarla koordineli olarak, Hudeyde ve Babu’l-Mendeb Boğazı'na hakim yükseklikleri, Aden Körfezi'ne kadar uzanan bölgeleri kapsayacak şekilde füze ve insansız hava aracı (İHA) fırlatma noktalarını güçlendirdiğini, Salif Limanı karşındaki Kemran Adası'nı ise bomba yüklü tekneler, İHA’lar ve füzeler için bir üsse dönüştürdüğünü belirtti.