Fas ile İspanya arasındaki göç krizi Avrupa'nın bölünmüşlüğünü gözler önüne serdi: Önce devlet mi, yoksa AB mi?

‘Kuzeye göç’ konusu bir haftadır, İspanya, Fransa, İtalya, Yunanistan ve Portekiz'de devam eden orman yangınlarını gölgede bıraktı

Binlerce göçmenin Fas’tan İspanyol topraklarına yürüyerek ve yüzerek toplu geçiş yaptığı son dalgaların ardından, İspanya’nın Sebte kentinde bir sahilde bekleyen göçmenler, 2 Ağustos 2026 (Reuters)
Binlerce göçmenin Fas’tan İspanyol topraklarına yürüyerek ve yüzerek toplu geçiş yaptığı son dalgaların ardından, İspanya’nın Sebte kentinde bir sahilde bekleyen göçmenler, 2 Ağustos 2026 (Reuters)
TT

Fas ile İspanya arasındaki göç krizi Avrupa'nın bölünmüşlüğünü gözler önüne serdi: Önce devlet mi, yoksa AB mi?

Binlerce göçmenin Fas’tan İspanyol topraklarına yürüyerek ve yüzerek toplu geçiş yaptığı son dalgaların ardından, İspanya’nın Sebte kentinde bir sahilde bekleyen göçmenler, 2 Ağustos 2026 (Reuters)
Binlerce göçmenin Fas’tan İspanyol topraklarına yürüyerek ve yüzerek toplu geçiş yaptığı son dalgaların ardından, İspanya’nın Sebte kentinde bir sahilde bekleyen göçmenler, 2 Ağustos 2026 (Reuters)

Muhammed eş-Şarki

Fas'ın kuzeyindeki işgal altındaki Sebte (Ceuta) kentine yönelik düzensiz toplu göç olayı, Avrupa Birliği (AB) içinde, neredeyse siyasi ve diplomatik bir krizi tetikleyecek boyuta ulaştı. Bu krizin etkileri ABD, İsrail ve Birleşmiş Milletler'e (BM) kadar uzandı. Batı kendi içinde bölündü ve yerinden edilenlerin göç dalgalarıyla başa çıkma konusundaki kırılganlığı gözler önüne serildi. Tüm bunlar, yaşlı kıtanın doğurganlık oranındaki gerileme ve iş gücü yetersizliğiyle boğuştuğu bir dönemde yaşandı.

‘Kuzeye göç’ konusu bir haftadır, İspanya, Fransa, İtalya, Yunanistan ve Portekiz'de devam eden orman yangınlarını gölgede bıraktı. Fas ile İspanya arasında coğrafi sınırları henüz kesinleşmemiş kara ve deniz alanındaki hareketlilik, ‘güneyden gelen göçmen akınına’ nasıl yaklaşılacağına dair bir Avrupa-Avrupa anlaşmazlığına dönüştü. Bu durum, 60 bin genç ve ergenin birkaç saat içinde Afrika kıtasındaki İspanyol bölgesine ulaşmasının ardından, Finlandiya'dan İngiltere'ye, Almanya'dan İtalya'ya kadar tüm Avrupa'da panik ve kargaşa yarattı.

Haber, sosyal medya platformlarında, geleneksel medya ve muhabir ağlarından önce yayılmaya başladı. Özellikle onlarca kayıp ve ölüden söz edilmesi bu yayılmayı hızlandırdı. Yaşananlar, sınır makamlarının yerinden edilenleri geri püskürtmede yetersiz kaldığını, yürüyerek veya denizde yüzerek göç etme takıntısına kapılmış gençlerle çatışmadan kaçınma seçeneğinin tercih edildiğini ortaya çıkardı.

df
İspanya'nın Sebte kentinde, genç bir göçmenin, kendisini Fas'a geri götürmek üzere refakat etmeden önce, sınır geçidi yakınlarında İspanyol ordusunun Regulares birliklerinden bir piyadeye bakışı, 2 Ağustos 2026 (AFP)

Tarajal sınır hattında birkaç saat içinde, İspanya ordusunun yardımına ihtiyaç duyulan kıtasal bir toplanma noktasına dönüştü. Dünya, 2002 yılındaki Leyla Adası krizinin ve 2021 yılındaki göç dalgasının sonuçlarını aşan yeni bir krizin eşiğine geldi. Bu iki olayın arasında yaklaşık yirmi yıl olmasına rağmen, tarih ve coğrafyanın hassasiyeti onların ortak noktası. Siyasi gerçekçilik gereği çözümü ertelenen birçok dosyanın halen mevcut olduğunu hatırlatıyor.

Sebte kentine deniz ve kara yoluyla akın eden binlerce ergen ve reşit olmayan çocuğun oluşturduğu bu göç dalgası, dürtüleri, zamanlaması, hedefleri, arka planı ve arkasında kimin bulunduğuna dair şaşırtıcı sorulara yol açtı.

Avrupa düzeyinde, düzensiz göç meselesi güvenlik, siyasi, ekonomik ve insani bir dosyaya dönüştü. Hem iktidar hem de muhalefet partileri, toplu göçten korkanlar ile evrensel insan haklarını savunanlar arasında bölündü. Sağ kesim aşırı ve ılımlı olarak ayrışırken, sol kesim anlayışlı ve çekingen olarak ikiye ayrıldı. Hükümetler gruplara ve fraksiyonlara bölünerek karşılıklı suçlamalarda bulundu, birbirlerini büyükelçileri geri çağırma ve ilişkileri askıya almakla tehdit etti. Sanki göç dalgası öncesinde tek bir blok değillermiş gibi davrandılar. Beyaz Saray, İspanya-Fas sınırında kaydedilen kaosun sorumluluğunu, ‘aşırı sol’ siyasi yönelimleri nedeniyle Madrid hükümetine yükledi.

Fransa ve İtalya

Fransa hükümeti, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un talimatıyla cuma günü (31 Temmuz) şafak vakti, Pirene dağları boyunca İspanya sınırındaki güvenlik denetimini sıkılaştırmak için ek güçler çağırmakta gecikmedi. Giorgia Meloni'nin İtalyan hükümeti ise, yerinden edilenler krizi çözülene kadar İspanya'nın Schengen üyeliğinin askıya alınmasını talep ederken ‘daha önce İtalya'nın göçmenlerin varış noktası olduğu benzer krizlerde olduğu gibi, göçmenlerin komşu ülkelere geçebileceklerini’ belirtti.

cdfg
İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Almanya'nın başkenti Berlin'deki Şansölyelik merkezinde düzenlenen "Avrupa Beşlisi" liderleri ile NATO Genel Sekreteri arasındaki toplantının kapanışında gazetecilere açıklama yaparken, 24 Haziran 2026 (AFP)

Meloni'nin sağcı hükümeti, Avrupa pasaportu taşıyanlar hariç, İspanya topraklarından gelenler için Schengen düzenlemelerinin uygulanmasını askıya aldı. Madrid hükümeti, İtalyan kararına öfkelenerek büyükelçisini protesto amacıyla geri çağırdı. Danimarka, Finlandiya ve İskandinav dünyasından diğer ülkeler İtalya'nın tutumunu destekledi.

İtalya-İspanya anlaşmazlığı Avrupa'nın tutumunu bölüyor

Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre Avrupa'da, ‘İspanya'nın sosyal cömertlik ve kazançlı iş fırsatları sunan ülkelere ulaşmak isteyenler için sadece bir geçiş noktası olduğu, kalıcı ikamet için değil’ şeklinde bir kanaat bulunuyor. Brüksel'deki Komisyon ise, yeni göç dalgalarını sınırlamak amacıyla Frontex ekiplerini harekete geçirdiğini açıkladı. Bu sorun nedeniyle Avrupa, ulusal çıkarı kıtasal aidiyet veya siyasi-kültürel hatta dini bağlılığın önüne koyan, birbiriyle uyumsuz devletler gibi göründü. Belki de herkes ‘Rabat'ın Avrupa'nın jandarması olmadığı ve tapınağın sınır bekçisi olmayacağı’ mesajını almıştı. Birçok Faslı yetkili, düzensiz göç krizi AB ülkeleri arasındaki anlaşmazlığın zirvesine ulaştığında daha önce de ay mesajı verdi.

ergthyju
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Brüksel'de düzenlenen Avrupa Konseyi toplantısına katılmak üzere gelirken, 18 Aralık 2025 (AFP)

Öte yandan İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, göç sorununu ele almak amacıyla Avrupa Birliği (AB) İçişleri Bakanları'nın acil bir toplantı düzenlemesi çağrısında bulundu. İspanyol haber ajansı EFE’ye göre Sánchez, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'e gönderdiği mesajda, AB'nin dış sınırlarındaki göç olaylarının ardından bazı Avrupa hükümetlerinin tepkilerine dair büyük endişesini dile getirdi. Sánchez, "Küresel bağlamda AB, bencil bir tepkiye ve yasa dışı kutuplaşmaya tahammül edemez" dedi. Sánchez, sınırı yasa dışı yollarla geçen tüm göçmenlerin ülkelerine geri döndüğünü açıkladı. Fas ile iş birliğini takdirle karşılayan İspanya Başbakanı, “Bu, Faslı makamlarla yakın koordinasyon ve diğer Avrupa ülkelerinden son derece sınırlı bir destekle sağlandı" dedi.

Trump, Avrupalılarla alay etti

Diğer taraftan ABD Başkanı Donald Trump, Madrid hükümetini krizin sorumlusu olmakla’ suçladı. Çünkü sol partilerin talimatıyla, denizden gelen göçmenlerin geri gönderilmesini engelleyen bir yasa çıkarılmasının toplu göçe yol açtığını iddia etti. Başkan Yardımcısı JD Vance ise, ‘radikal sol partilerin dünyada düzensiz göçü teşvik etmekten sorumlu olduğunu’ söyledi.

fvgth
ABD Başkanı Donald Trump, 31 Temmuz'da Maryland Eyaleti'ndeki Thurmont kenti yakınlarında Camp David tesisinde düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısının ardından ayrılırken (AP)

Elon Musk, ‘bazı Avrupa hükümetlerinin cömert sosyal ve mali desteğinin düzensiz göçü teşvik ettiğini’ değerlendirdi. İsrail'in Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi, İspanya hükümetini ‘iddia ettiği ahlaki ilkelerle çeliştiği için Sebte ve Melilla'daki sömürgeciliği sona erdirmeye’ çağırdı. Bazı Avrupa ülkelerindeki aşırı sağcı partiler, sol görüşlü partilerin baskısıyla toleranslı davranan sosyalist hükümetin tutumunu eleştirdi. Boyun Eğmeyen Fransa Partisi (La France insoumise, LFI), ‘İspanya'nın Afrika kıtası içinde yer alan topraklara sahip çıkan bir Avrupa ülkesi olduğunu’ değerlendirdi.

Çanlar kimin için çalıyor?

Sebte kentine deniz ve kara yoluyla akın eden binlerce ergen ve reşit olmayan çocuğun oluşturduğu bu göç dalgası, dinamikleri, zamanlaması, hedefleri, arka planı, arkasında kimin bulunduğu ve çanların kimin için çaldığına dair şaşırtıcı sorulara yol açtı. Cebelitarık Boğazı'na bakan, orman ile deniz arasındaki turistik bir bölgede yaşanan toplu göç görüntüleri anlaşılmaz görünüyordu. Bu gençler nasıl olur da kuzey kıyısına ulaşmak umuduyla kendilerini denize atıp aileleri ve vatanlarını riskli bir maceraya terk etmeyi düşünebildiler?

dfrgthyuj
İspanya'nın Sebte kentinde, Fas'tan İspanyol topraklarına yürüyerek ve yüzerek toplu geçiş yapan göçmenlerin son dalgalarının ardından, İspanya askerleri, bir grup göçmene eşlik ederken, 1 Ağustos 2026 (Reuters)

Al Majalla’ya telefonda açıklamalarda bulunan Fas'ın Cebelitarık kentinden bir sakin, ‘bu boyutta ve kalabalıkta düzensiz göçün bu bölgede daha önce hiç yaşanmadığını’ söyledi ve “Sınır makamları, özellikle Sahra altı ülkelerden gelen göçmenlerin ekonomik ve toplumsal nedenlerle zaman zaman gerçekleştirdiği dağınık ve sınırlı sızma vakalarıyla başa çıkmaya alışkındı” diye ekledi.

Sebte'ye göç macerasından dönenler, dil ve din bakımından kendi destekçileri olarak gördükleri kişilerden kötü muamele, aç bırakma, dayak ve hakaret gördüklerini anlatıyor

Bazıları, ‘geçtiğimiz ay Pedro Sánchez'in Cezayir'e yaptığı ziyaretin ardından Rabat ile Madrid arasında açıklanmamış bir gerginlik olabileceği’ sorusunu sordu. Ancak İspanya Başbakanı'nın "Fas güvenilir bir müttefik ülkedir" açıklamasının ardından bunun sadece bir varsayım olduğu anlaşıldı. Bu sözlerde büyük bir doğruluk payı var, çünkü Madrid, Fas'ın iş birliği olmadan göç dosyasını yönetemeyeceğinin farkında. Cezayir'in, 1975 yılında Rabat'ın İspanya Sahrası'nda yaptığı gibi, işgal altındaki Sebte ve Melilla'ya yönelik bir ‘Yeşil Yürüyüş’ korkusunu ve aşırılıkçı partileri Fas'a karşı kışkırtmak için bu olayı istismar edebileceği belirtiliyor.

Başlangıçta mahkeme hatası

Birçok uluslararası medya kuruluşu, mevcut göç krizinin sorumluluğunu, İşçi Sosyalist Parti ile sağcı Halk Partisi arasındaki dar iç parti anlaşmazlıklarının çözülmesi çerçevesinde Madrid hükümetine yüklüyor. Bu iki parti arasında, aşırı solda Sumar ve aşırı sağda Vox gibi katı görüşlü partiler ile coğrafi ve kültürel açıdan kapalı diğer bölgesel partiler bulunuyor.

Böylece İspanya Yüksek Mahkemesi, temmuz ayı başlarında, ‘denizde durdurulan düzensiz göçmenlerin derhal geri gönderilmemesini’ öngören 814/2026 sayılı kararı yayımladı. Bazı gözlemciler, bu kararın düzensiz göçü teşvik eden mesajlar ilettiğini, insan kaçakçılığı ağlarının bunu sosyal medya üzerinden göçe yönelik propagandayı yoğunlaştırarak istismar ettiğini değerlendirdi. İşçi Sosyalist Parti Başkanı olan İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, İspanya-Fas sınır hattında yaşananları ‘İspanya egemenliğine saldırı’ olarak nitelendirerek, 2001'den bu yana ılımlı Halk Partisi'nden Sebte yerel hükümet başkanı Juan Jesús Vivas ile ilişkileri yumuşatmaya çalıştı. Bu ifade, sağ kesimin sıkça tekrarladığı ve ‘Sebte'yi Fas ile nihai sınır’ olarak değerlendirdiği bir söylem. 90 bin kişinin yaşadığı, yarısının Faslı ve Müslüman olduğu kent, özerk yönetime sahip.

cvfgbh
İspanya Ordusu Regulares Piyade Birimi'nden askerler, İspanya'nın Ceuta kentindeki sınır geçişi yakınlarında bir grup göçmeni takip ediyor, 2 Ağustos 2026 (AFP)

İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska, işgal altındaki Sebte kentiyle bağlantılı düzensiz göç krizinin kurban sayısının 67 kişiye yükseldiğini açıkladı; bu insani trajedinin doğrudan sorumluluğunu göçmen kaçakçılığı örgütleri ve ağlarına yükledi.

Grande-Marlaska, uluslararası medya organlarının aktardığı açıklamalarında, insan kaçakçılığı ağlarının binlerce göçmenin durumundan ve Avrupa kıyısına ulaşma emellerinden istismar ettiğini, bunun da işgal altındaki kente yüzerek geçme girişimleri sırasında onlarca kişinin hayatını kaybetmesine yol açtığını ortaya koydu.

İspanya İçişleri Bakanlığı daha önce, krizin başlangıcından bu yana yaklaşık 50 bin kişinin Sebte kentine düzensiz yollarla girdiğini, 48 bin 300 kişinin gönüllü olarak Fas'a geri döndüğünü belirtmiş, en son resmi verilere göre kent içinde bulunan göçmen sayısının iki binden az sayıya düştüğünü açıklamıştı.

Göçmenlerin durumunun düzeltilmesi ilk kıvılcım

Sebte'ye göç macerasından dönenler, dil ve din bakımından kendi destekçileri olarak gördükleri kişilerden kötü muamele, aç bırakma, dayak ve hakaret gördüklerini anlatıyor. Mağazalar, restoranlar ve gıda dükkanları kapatılmıştı, ta ki binlerce macera arayan kişi açlıktan kıvranıp hayal kırıklığı ve pişmanlıkla, aceleciliğin dersini alarak geri dönmeye karar verene kadar. Daha deneyimli olanlar, İspanya hükümetinin, 31 Aralık 2025 tarihinden önce ülkede bulundukları kanıtlanan yüz binlerce düzensiz göçmenin ikamet ve çalışma kartı almasını sağlayacak kararını duyduklarını söylüyor. Nitekim sol partilerin desteğiyle, 30 Haziran 2026'dan önce ülkeye yasa dışı yollarla giren yarım milyon kişinin durumu düzeltilerek, göçmenlerin ikamet ve seçimlerde oy kullanma haklarından yararlanmasına imkan tanındı.

İnsan hakları dernekleri, siyasi nedenlerle bu yönelimi destekliyor. Zor çalışma koşullarında ucuz iş gücü arayan büyük çiftçiler de buna karşı çıkmıyor. Sánchez, insan kaçakçılığı ağları ve mafyalarının bu kararı istismar ederek, yanlış ve yanıltıcı hukuki yorumları geniş çapta yaymaya başladığını, bunun da Sebte'ye yüzerek ulaşma vakalarının belirgin bir artışla çoğalmasına yol açtığını, bunun da göçmen sayısında gerileme kaydeden önceki eğilimin tersine döndüğünü belirtti.

İspanya basını

İspanya basını, olayı, sınırlı kapasiteye sahip bir kentin karşı karşıya olduğu dış güvenlik tehlikesi açısından ele aldı. Bunu yaparken abartılı ifadeler ve şişirilmiş rakamlar kullanarak, sorumluluğu demir çitin diğer tarafındaki tarafa yükledi. Fas ile ilişkilerin, Madrid hükümeti tarafından ‘iyi ve müttefik ülke’ olarak nitelendirilip ‘koordinasyon ve iş birliğinden’ söz edilse de hassas, temkinli, kırılgan ve gergin kalmaya devam ettiği görüldü.

sscdfvgbhnj

Sonuçta, işgal altındaki kenti kaybetme korkusu, İspanyol hayal gücünde güçlü bir şekilde varlığını sürdürüyor. Zira bu şehir, 1492'de Endülüs'ün düşmesinden bu yana Akdeniz'in iki kıyısı arasında her iki yönde de gerçekleşen yaklaşık 15 yüzyıllık toplu göç yolculukları tarihiyle özdeşleşmiş durumda.

Fas tarafında bazı sorular ikna edici bir yanıt bulamadı. Araba üretip Avrupa'ya ihraç eden bir ülkede sınırların ötesinde iş fırsatları arayan işsiz gençler sebebiyle ilgili hükümetin tutumuna yönelik eleştiriler arttı. Analistlere göre bu kriz, gelecek eylül ayı sonlarında yapılacak yasama seçimlerine sadece birkaç hafta kala hükümetin konumunu zayıflattı.



Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
TT

Babülmendep'te Husi varlığının sona erdirilmesi yaklaşıyor, Lahic'te saldırılarını yoğunlaştırıyorlar

Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)
Yemen hükümet güçleri, Cevf vilayetinde vilayet merkezine doğru ilerleme kaydediyor (AFP)

Yemen hükümet güçleri, Husilerin Babülmendep bölgesinde kontrolünde tuttuğu son mevzileri ele geçirmeye yaklaşırken, Lahic vilayetinde çatışmalar şiddetlendi. Husiler, Babülmendep'e doğru ilerleyebilmek ve Tur el-Baha ilçesine ulaşmak amacıyla Lahic'in Mukatira ilçesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Amalika Tugayları, Babülmendep'te Husilerin elinde kalan sınırlı sayıdaki mevziye yönelik operasyonlarını sürdürürken, hükümet güçleri ve Halk Direnişi birlikleri de Taiz ve Lahic cephelerinde şiddetlenen çatışmalara girdi. Husiler, son günlerde kaybettikleri mevzileri geri almak ve batı kıyısına hâkim stratejik bölgelere doğru yeni ilerleme hatları açmak için girişimlerde bulunuyor.

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak Başkanlık Konseyi Başkanı ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını ve Taiz cephesinin sorumluluğunu yeniden düzenleyen kararlar aldı. Son haftalarda bazı mevzilerde yaşanan başarısızlıkların ardından alınan kararlar, siyasi liderliğin ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar “Yemen Şafağı” operasyonunun sürdürüleceğini yinelediği bir döneme denk geldi.

Sahadaki kaynaklara göre Husilerin Babülmendep'te elinde yalnızca bir ana mevzi ile az sayıda milisin bulunduğu birkaç tepe kaldı.

fbg
Taiz kenti çevresinde Husilerle yaşanan çatışmalar sırasında bir Yemen askeri (AFP)

Kaynaklar, hükümet güçlerinin bu noktaların kontrolünü tamamen ele geçirmeye yaklaştığını, ancak Husilerin bölgeye döşediği yoğun mayın ve el yapımı patlayıcıların ilerlemeyi zorlaştırdığını belirtti. Askerler için ciddi tehdit oluşturan patlayıcıların temizlenmesinin, operasyonların tamamlanması açısından zorunlu olduğu ifade edildi.

Amalika Tugayları, Babülmendep Boğazı'na ve uluslararası deniz ulaşım güzergâhlarına hâkim konumu nedeniyle stratejik önem taşıyan bu bölgedeki Husi varlığını tamamen sona erdirmek için operasyonlarını sürdürüyor.

Husiler Lahic'in kuzeyinde saldırılarını yoğunlaştırıyor

Lahic vilayetinin kuzeyindeki Mukatira cephesinde Husiler, salı günü şafak vakti Memşah bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine şiddetli bir saldırı düzenledi. Ancak 4. Hazım Tugayı ile 1. Komando Ulusal Direniş Tugayı birlikleri saldırıyı püskürttü. Böylece Husilerin aynı noktaya iki gün içinde düzenlediği ikinci saldırı da başarısızlıkla sonuçlandı. Örgüt, pazartesi günü de aynı mevziyi hedef almıştı.

Askerî kaynaklar, hükümet güçlerinin eş zamanlı olarak Nasıra bölgesindeki Savaliha dağlarında bulunan Husi mevzilerini orta ve ağır silahlarla hedef aldığını bildirdi. Saldırılarda Husilerin personel ve askerî teçhizat bakımından kayıplar verdiği belirtildi.

Askerî kaynaklardan alınan bilgilere göre hükümet güçleri, Nasıra cephesindeki Kızıl Su Deposu bölgesinde bazı mevzileri geri alarak Husi unsurlarını bölgeden çıkardı. Topçu birlikleri de Sakhir mevzilerinde Husilere ait toplanma noktalarını ve askerî araçları hedef aldı. Muayık ve Anan bölgelerinde ise çatışmalar devam etti.

scdfvg
Yemen ordusu, Husi saldırılarına karşı Taiz kentindeki mevzilerini koruyor (AFP)

Çatışmalar Kurbe ve Heycet el-Abd hatlarına da yayıldı. Husiler, Turbe ve Vaziiye yönünden askerî araçlar sevk ederek hükümet güçlerinin mevzilerine ilerlemeye çalıştı. Ancak hükümet güçleri saldırıyı püskürttü. Saatler süren çatışmaların ardından Husi unsurları Şerc bölgesinde durduruldu.

Hayfan ilçesindeki Ebus cephesinde de Kerb ve Memşah dağları çevresinde çatışmalar yaşandı. Hükümet güçleri, Husi saldırılarını püskürterek saldırganlara personel ve teçhizat kaybı verdirdi.

Son gelişmeler, Husilerin Babülmendep'te karşılaştıkları baskıya rağmen Lahic'in kuzeyindeki Mukatira cephesine ve buraya bağlı diğer hatlara ağırlık verdiğini gösteriyor. Örgüt, hükümet güçlerinin savunma hatlarını aşarak yeni bir ilerleme sağlamaya çalışıyor.

Taiz cephesinin komuta yapısı değiştirildi

Cephelerdeki gelişmelerin ardından Başkanlık Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi, Tur el-Baha Askerî Ekseni'nin komuta yapısını yeniden düzenleyen ve Taiz cephesinin yönetimini değiştiren kararlar aldı. Kararlarla, çatışmaların en yoğun yaşandığı bölgelerden birindeki askerî sorumluluklar yeniden dağıtıldı.

2026 tarihli 247 sayılı karar uyarınca Albay Macdi Munadıl Sabit Ahmed, Tur el-Baha Askerî Ekseni komutanlığına ve 1. Vatan Kalkanı Kuvvetleri Tugayı komutanlığına atandı. Ahmed'in rütbesi tümgeneralliğe yükseltildi.

Albay Bessam Abdu Said Salim el-Hark, eksenin kurmay başkanlığına ve 4. Dağ Piyade Tugayı komutanlığına getirilirken, Tuğgeneral Naci Mukbil Muhammed Said eş-Şattaf da eksenin harekât sorumlusu olarak görevlendirildi.

246 sayılı kararla ise Tuğgeneral Reşad Ahmed İsmail el-Yusufi, Yüksek Askerî Komite üyeliğine ve Taiz cephesi sorumluluğuna atandı. El-Yusufi'nin rütbesi tümgeneralliğe yükseltilirken, bu görevde Tümgeneral Yusuf eş-Şeraci'nin yerini aldı.

Taiz çevresindeki çatışmalar sürüyor

Taiz kentinin güneyinde hükümet güçleri, Halk Direnişi birliklerinin desteğiyle Akruz cephesinde bazı stratejik mevzileri yeniden ele geçirdi. Nube ve Seyb bölgeleri ile Mübarek Tepesi, Husilerle yaşanan çatışmaların ardından hükümet güçlerinin kontrolüne geçti. Çatışmalarda Husilerin ağır kayıplar verdiği bildirildi.

Hükümet güçleri, Misrah ilçesindeki Hubeyl es-Sarm bölgesinde mevzilerine yönelik Husi saldırısını da püskürttü. Vilayetin diğer cephelerinde ise çatışmalar devam etti.

Öte yandan savaş uçakları, Cebel Habşi kavşağında ağaçların altında konuşlanan Husi unsurlarını ve askerî araçlarını hedef aldı. Sahadaki bilgilere göre hava saldırılarında doğrudan kayıplar meydana geldi.

vfgb
Cevf vilayetindeki cephe hatlarında görev yapan Yemen hükümet güçlerinden bir asker (AFP)

Husiler ise Şakab köylerini havan toplarıyla bombaladı. Saldırılarda bazı evler zarar görürken, bölge sakinleri arasında korku ve panik yaşandı.

Taiz kentinin çevresindeki cephelerde hükümet güçleri ve yerel savaşçılar, kentin giriş ve çıkış noktalarındaki savunma mevzilerini korumayı sürdürüyor. Bölgede topçu ateşi ve aralıklı çatışmalar devam ediyor.

Kent çevresindeki Husi saldırılarının görece azalması, örgütün Mukatira ve Tur el-Baha cephelerindeki çatışmalara yoğunlaşmasıyla aynı döneme denk geldi. Böylece askerî operasyonların ağırlığı Taiz çevresindeki diğer cephelere kaydı.

Yemen Başkanlık Konseyi: Operasyon hedeflerine ulaşılıncaya kadar sürecek

Siyasi cephede Yemen Başkanlık Konseyi, “Yemen Şafağı” operasyonunun ilan edilen hedeflere ulaşılıncaya kadar devam edeceğini yineledi. Bu hedeflerin başında Husi darbesinin sona erdirilmesi, devlet kurumlarının yeniden tesis edilmesi ve devlet otoritesinin ülkenin tamamında sağlanması geliyor.

Reşad el-Alimi başkanlığında, tüm konsey üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, hükümet güçleri, askerî birlikler ve Halk Direnişi unsurlarının Suudi Arabistan öncülüğündeki Meşruiyeti Destekleme Koalisyonu'nun desteğiyle Cevf, Marib ve batı kıyısı cephelerinde ilerleme kaydettiği, Taiz'de ise direnişin sürdüğü belirtildi.

Resmî medyanın aktardığına göre toplantıda, Husilerin askerî saldırılarındaki tırmanış ele alındı. Devlet kurumları ve sivil tesislere yönelik füze ve İHA saldırıları, kent ve köylere yönelik saldırıların genişletilmesi, Taiz kuşatmasının sürdürülmesi ve yerleşim bölgelerinin bombalanması değerlendirildi. Uluslararası su yolları ve deniz ulaşımına yönelik tehditler de toplantının gündeminde yer aldı.

Başkanlık Konseyi, Husilerin saldırıları karşısında cephelerde gösterilen direnişin Suudi Arabistan'ın desteğiyle sürdürüldüğünü vurguladı. Konsey, Riyad yönetiminin hükümet güçlerine verdiği desteğin yanı sıra Taiz ve diğer vilayetlerdeki insani ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yardımlarını da takdir etti.

Konsey ayrıca Husilerin kontrolündeki bölgelerde yaşayan vatandaşlara, örgütün milis devşirme ve eleman kazanma faaliyetlerini reddetmeleri, çocuklarının çatışmalara sürüklenmesine izin vermemeleri çağrısında bulundu.

Açıklamada, silah bırakarak Husiler saflarında savaşmayı bırakanlar için ilan edilen prosedürler çerçevesinde güvenli dönüş yolunun açık olduğu da vurgulandı.


Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
TT

Yemen Dışişleri Bakanı: Husiler sınır aşan bir tehdit, uluslararası toplum kararlı tutum sergilemeli

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)
Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin Taiz'i kuşatmasının yol açtığı insani dramı anlattı (SABA)

Yemen Dışişleri Bakanı Afrah ez-Zuba, Husilerin tehditleri ve Afrika Boynuzu'ndaki terör örgütleriyle koordinasyonunun, milisleri uluslararası düzeyde kararlı bir tutum sergilenmesini gerektiren sınır aşan bir tehdide dönüştürdüğünü söyledi.

Ez-Zuba, salı günü Paris'te Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Remi Ferro ile bir araya geldi. Görüşmede Yemen'deki son gelişmelerin yanı sıra Husilerin sivil yerleşimlere ve uluslararası deniz ulaşım hatlarına yönelik terör eylemlerindeki tırmanış ele alındı.

Yemen Dışişleri Bakanı, Husilerin Taiz kentini kuşatma altında tutmasının yol açtığı insani dramı da gündeme getirdi. Ez-Zuba ayrıca, Birleşmiş Milletler (BM) çalışanları ile insani yardım kuruluşlarında görev yapan personelin kaçırılması ve işkenceye maruz bırakılması gibi ihlallere dikkat çekti. Bu eylemlerin son olarak Muhammed eş-Şami'nin hayatına mal olduğunu belirtti.

Fransa Senatosu Yemen-Fransa Dostluk Grubu Başkanı Ferro ise Fransa ve Avrupa Birliği'nin (AB), sahadaki değişimlere uyum sağlayacak yeni bir Yemen politikası benimsemeye önem verdiğini ifade etti. Ferro, ülkesinin Husilerin sivillere yönelik tüm ihlallerini reddettiğini vurguladı.

Şarku’l Avsat’ın Yemen resmî haber ajansından aktardığı habere göre görüşmede, Yemen'deki gelişmeler ve Husilerin bölgesel güvenliğe yönelik tehditleri üzerinde duruldu.


Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı
TT

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen'de İran ve Hizbullah'ın Husi ağı deşifre edildi: 21 yabancı uzman 6 vilayete yayıldı

Yemen İçişleri Bakanlığı, salı günü, terör örgütü olarak nitelendirdiği Husilerle birlikte çalışan 21 yabancı uzman bulunduğunu açıkladı. Bakanlık, bunlardan 14'ünün İran Devrim Muhafızları Ordusu, 7'sinin ise Lübnan Hizbullahı mensubu olduğunu bildirdi.

Yemen'in 6 vilayetine dağılan uzmanların, Husilerin finansman, silahlandırma ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığı belirtildi. Açıklamaya göre bu kişiler, doğrudan denetim ve gözetimin yanı sıra operasyonların planlanması ve yönetilmesine, milislerin askerî kapasitesinin geliştirilmesine de katılıyor. Uzmanların ayrıca Yemen'de uzun vadeli nüfuz oluşturmayı, siyasi, örgütsel, toplumsal ve medya faaliyetleri aracılığıyla Husilere bağlılık ağları ve yapılar kurmayı hedeflediği kaydedildi.

Yemen İçişleri Bakanlığı, söz konusu faaliyetlerin Yemen'i Arap çevresinden uzaklaştırmayı amaçladığını vurguladı.

Yabancı uzmanların görev alanları arasında operasyon yönetimi, komuta-kontrol sistemleri, balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) bulunuyor. Ayrıca gözetleme sistemleri, haberleşme altyapısı, elektronik harp, ikmal ağları ve askerî bileşenlerin kaçakçılığı da uzmanların faaliyet gösterdiği alanlar arasında sıralandı.

Uzmanların deniz operasyonlarının koordinasyonunda ve ticari gemilerin hedef olarak belirlenmesinde de rol aldığı belirtildi. Açıklamada, patlayıcı yüklü teknelerin geliştirilmesi, otonom denizaltıların tasarlanması, mayın döşeme faaliyetleri ve milis unsurlarına askerî taktikler konusunda eğitim verilmesinin de bu kişilerin görevleri arasında bulunduğu ifade edildi. Söz konusu eğitimlerin, şehirlerin kuşatılması ve şehir savaşlarına yönelik olduğu kaydedildi.

Öte yandan, Yemen'de meşru yönetimi destekleyen Arap Koalisyonu salı günü, Mekke bölgesinde bir insansız hava aracının (İHA) önlenerek imha edildiğini duyurdu.

Bu gelişme, Husilerin Suudi Arabistan'ın güneyine doğru fırlattığı bir balistik füze ile Riyad bölgesine yönelen iki İHA'nın bir gün önce engellenmesinin ardından yaşandı.