İsrail cezaevlerinde 46 Suriyeli bulunuyor: Çoğu Esad sonrası Güney Suriye operasyonlarında tutuklandı

Suriye'nin güneyindeki Dera'nın batı kırsalında bulunan Yermuk Havzası'ndaki Abidin köyünde çocuklar, İsrail ordusuna ait devriyelerin köye girmesini engellemek amacıyla yolu kapatıyor. (Facebook)
Suriye'nin güneyindeki Dera'nın batı kırsalında bulunan Yermuk Havzası'ndaki Abidin köyünde çocuklar, İsrail ordusuna ait devriyelerin köye girmesini engellemek amacıyla yolu kapatıyor. (Facebook)
TT

İsrail cezaevlerinde 46 Suriyeli bulunuyor: Çoğu Esad sonrası Güney Suriye operasyonlarında tutuklandı

Suriye'nin güneyindeki Dera'nın batı kırsalında bulunan Yermuk Havzası'ndaki Abidin köyünde çocuklar, İsrail ordusuna ait devriyelerin köye girmesini engellemek amacıyla yolu kapatıyor. (Facebook)
Suriye'nin güneyindeki Dera'nın batı kırsalında bulunan Yermuk Havzası'ndaki Abidin köyünde çocuklar, İsrail ordusuna ait devriyelerin köye girmesini engellemek amacıyla yolu kapatıyor. (Facebook)

İsrail'in geçen temmuz ayında iki ayrı grup halinde dört Suriyeli tutukluyu serbest bırakmasının ardından, İsrail hapishanelerinde hâlen 46 Suriyeli tutuklu bulunuyor. Bu kişilerin büyük bölümü, eski Esad rejiminin devrilmesinden sonra İsrail ordusunun Suriye'nin güneyine düzenlediği kara operasyonları sırasında gözaltına alındı.

İsrail Cezaevi İdaresi, geçen ayın 29'unda Şam'ın güneybatısındaki Beyt Cin beldesinden Hüsam Muhammed es-Safedi ile 7 Temmuz 2025'te henüz 17 yaşındayken Kuneytra kırsalındaki Suveyse, Devvaye el-Kebira ve Ayn ez-Zeytun köylerine düzenlenen İsrail baskınında gözaltına alınan Mervan el-Karyan'ı bir yıldan uzun süren tutukluluğun ardından serbest bıraktı. Bu tahliyeler, aynı ayın 23'ünde iki Suriyelinin daha serbest bırakılmasının ardından gerçekleşti.

Yakın zamanda serbest bırakılan kişilerle doğrudan iletişim kurulamazken, Şarku'l Avsat onların yakınlarına ulaştı. Yakınlarının aktardığına göre serbest bırakılanlardan biri, çok sayıda tutuklunun neden gözaltına alındığını bilmediğini ve tutukluluk süresi boyunca herhangi bir sorgudan geçirilmediğini söyledi.

dfvgthyj
İsrail'in 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nde görev yapan Birleşmiş Milletler Ateşkesi Gözlem Gücü (UNDOF) personeli. (Arşiv - AFP)

Aynı kaynak, tutukluların fiziksel şiddete maruz kalmadığını, kendilerine günde üç öğün yemek verildiğini ve iç çamaşırlarının üç günde bir değiştirildiğini aktardı.

İsrail'in Güney Suriye'deki operasyonları

Beşşar Esad rejiminin düştüğü ilk günden itibaren İsrail, 1974 Ateşkes Anlaşması'nı fiilen sona erdirdi ve Kuneytra ile Dera vilayetlerinde, tampon bölge içinde ve ateşkesi ayıran hattın Suriye tarafındaki kasaba ve köylere askeri operasyonlar başlattı. İsrail bölgede yaklaşık 10 ileri askeri üs kurdu.

Operasyonlar zamanla tampon bölgenin dışına taşarak Şam kırsalına bağlı Şeyh Dağı'nın doğu eteklerindeki köylere kadar ulaştı.

scdfergthy
İsrail askerleri, Golan Tepeleri'nde İsrail ve Suriye güçleri arasındaki tampon bölgede görev yapıyor. (Arşiv - AFP)

İsrail askerleri bu operasyonlar sırasında ev baskınları, sivillere yönelik gözaltı ve kontrol noktaları kurarak bölgede hakimiyetini sağlamaya çalışıyor. İsrail'in Suriye'deki faaliyetlerini belgeleyen "Sicil" adlı izleme kuruluşuna göre son bir buçuk yılda en az 187 kişi gözaltına alındı. Bunların büyük bölümü birkaç gün içinde serbest bırakıldı.

"Zorla Kaybedilmiş Kişiler" olarak değerlendiriliyorlar

Almanya'da yaşayan Suriyeli avukat Ahmed el-Musa, İsrail hapishanelerindeki Suriyeli tutukluların isimlerini Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi ile BM Zorla Kaybetmeler Çalışma Grubu'na bildirmek için çalışmalar yürütüyor.

El-Musa, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada, uluslararası hukuka göre bu kişilerin "zorla kaybedilmiş kişiler" statüsünde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Avukata göre son beş ayda 11 kişinin serbest bırakılmasına rağmen İsrail hapishanelerinde hâlen zorla kaybedilmiş durumda olan 46 Suriyeli bulunuyor.

"İsimsiz ihbarlar nedeniyle tutuklandım"

Kuneytra kırsalındaki Han Arnaba beldesinden Muhammed Mahmud es-Seyyid, oğlu ve kardeşiyle birlikte 15 Kasım 2025'te İsrail güçleri tarafından gözaltına alındı.

Oğlu ertesi gün serbest bırakılırken, kendisi ile kardeşi İsrail'in Necef bölgesindeki Sde Teiman Cezaevi'nde tutuldu ve 19 Ocak 2026'da serbest bırakıldı.

Seyyid, Şarku'l Avsat'a yaptığı açıklamada gözaltına alınmasının nedeninin İsrail adına çalışan muhbirlerin hazırladığı gerçeği yansıtmayan ihbar raporları olduğunu söyledi.

jukı
Kuneytra'nın kuzey kırsalındaki Cebata el-Haşeb beldesinden Saddam el-Ahmed'e ait kimlik kartı. El-Ahmed, 25 Nisan 2024'te henüz çocuk yaşta gözaltına alındı. (Şarku'l Avsat)

Bir kez sorguya alındığını belirten Seyyid, sorgunun ardından bilgilerin yanlış olduğunun ortaya çıktığını ve bunun üzerine kendisiyle kardeşinin serbest bırakıldığını ifade etti.

Tutukluluğu boyunca kötü muamele görmediğini belirten Seyyid, yaklaşık 16 kişinin bulunduğu koğuşta namazlarını kıldığını ve Kur'an okuduğunu söyledi.

"Terör" suçlamasıyla mahkûm edilenler var

İsrail ordusu, Güney Suriye'deki gözaltıları söz konusu kişilerin İsrail güvenliğini tehdit eden silahlı gruplarla bağlantılı olduğu şüphesiyle gerçekleştirdiğini öne sürüyor.

İsrail Cezaevi İdaresi, soruşturma aşamasındaki tutukluları Sde Teiman Cezaevi'nde, hakkında dava açılan veya hüküm verilenleri ise Batı Şeria'daki Ofer Cezaevi'nde tutuyor.

Seyyid'in aktardığına göre yaklaşık 25 Suriyeli "terör" suçlamasıyla mahkûm edildi ve Ofer Cezaevi'ne nakledildi. Ancak bu kişilere verilen cezaların süresi bilinmiyor.

Dört çocuk hâlen israil hapishanelerinde

Avukat Ahmed el-Musa, Esad rejiminin devrilmesinden önce İsrail hapishanelerinde zorla kaybedilen dört Suriyeliden birinin çocuk olduğunu, rejimin düşmesinden sonra gözaltına alınanlar arasında ise dört çocuğun bulunduğunu söyledi.

Bu çocuklardan biri de Kuneytra'nın kuzeyindeki Cebata el-Haşeb beldesinden Saddam el-Ahmed.

25 Nisan 2024'te henüz 16 yaşındayken işgal altındaki Golan Tepeleri yakınındaki tarım arazilerinde koyun otlatırken İsrail askerleri tarafından gözaltına alındı. BM tarafından verilen ve tampon bölgeye giriş izni sağlayan kimlik kartına sahip olmasına rağmen tutuklandı.

Babası Hasan el-Ahmed, oğlunun eğitimini savaş nedeniyle tamamlayamadığını, okuma yazma bilmediğini ve tutuklanmadan bir ay önce kendisine yeni bir cep telefonu aldığını anlattı.

dthyju
Kuneytra'nın kuzey kırsalındaki Cebata el-Haşeb beldesinden Saddam el-Ahmed'e ait kimlik kartı. El-Ahmed, 25 Nisan 2024'te henüz çocuk yaşta gözaltına alındı. (Şarku'l Avsat)

Babasına göre Saddam fotoğraf çekmeyi çok seviyordu. İsrail askerleri gözaltı sırasında telefondaki fotoğrafları kime ait olduğunu sorduğunda, "Bunlar bizim toprağımızın fotoğrafları" cevabını verdi.

"Yasa dışı savaşçı" suçlaması

Hasan el-Ahmed, oğlunun durumunu bildirmek için Şam'daki Uluslararası Kızılhaç Komitesi ofisine başvurduğunu ve kendisine Batı Şeria'daki birim aracılığıyla avukat tayin etmesinin önerildiğini söyledi.

Avukat Nadia Ebu Ukle, dört ay sonra Ofer Cezaevi'nde Saddam'ı ziyaret ettiğini ve kendisine herhangi bir suçlama yöneltilmeden idari tutukluluk kapsamında tutulduğunu bildirdi.

Daha sonra dosyayı devralan Batı Şeria'daki avukat Halid Muhacine ise Saddam'ın serbest bırakılması için girişimlerde bulundu ancak başarılı olamadı. Muhacine, basına yaptığı açıklamalarda Saddam'a "yasa dışı savaşçı" suçlaması yöneltildiğini ifade etti.

Yakın zamanda serbest bırakılan Suriyeli tutuklulardan Mervan Şadi Karyan ile görüşen baba Hasan el-Ahmed, oğlunun durumunu sorduğunu, Karyan'ın ise Filistinli tutuklulardan Saddam hakkında bilgi duyduğunu ve kendisinin henüz hüküm giymediğini söylediğini aktardı.

Esad rejiminin hapishanelerinde beş kardeşini kaybeden Hasan el-Ahmed, Suriye hükümetine çağrıda bulunarak oğlunun ve İsrail hapishanelerindeki tüm Suriyeli tutukluların serbest bırakılması için girişimlerde bulunmasını istedi.

Avukat Ahmed el-Musa ise idari tutukluluğun "hukukun dışında uygulanan bir gözaltı yöntemi" olduğunu belirterek, ilk üç ayın ardından altışar aylık sürelerle sürekli uzatılabildiğini söyledi.

El-Musa, "Yasa dışı savaşçı" suçlamasının ise belirli bir üst ceza sınırının bulunmadığını, sürenin tamamen İsrail'in güvenlik değerlendirmelerine bağlı olarak uzatılabildiğini ifade etti.