Suudi Arabistan liderliğindeki Kızıldeniz ittifakı deniz güvenliğini yeniden şekillendiriyor

Suudi Arabistan liderliğindeki deniz savunma ittifakı deniz güvenliğini yeniden şekillendiriyor (Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)
Suudi Arabistan liderliğindeki deniz savunma ittifakı deniz güvenliğini yeniden şekillendiriyor (Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan liderliğindeki Kızıldeniz ittifakı deniz güvenliğini yeniden şekillendiriyor

Suudi Arabistan liderliğindeki deniz savunma ittifakı deniz güvenliğini yeniden şekillendiriyor (Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)
Suudi Arabistan liderliğindeki deniz savunma ittifakı deniz güvenliğini yeniden şekillendiriyor (Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı)

Suudi Arabistan'ın "Çok Uluslu Deniz Savunma İttifakı" kurulmasına yönelik girişimi, Husilerin uluslararası deniz taşımacılığına yönelik tehditlerini etkisiz hale getirmeyi ve İran ile vekillerinin Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Bab el-Mendeb Boğazı'nı siyasi şantaj ve jeopolitik baskı aracı olarak kullanma girişimlerini engellemeyi hedefleyen yeni bir bölgesel güvenlik dengesinin temelini oluşturuyor.

Kızıldeniz Siyasi ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi tarafından yayımlanan bir araştırmaya göre, söz konusu girişim yalnızca mevcut gerilime karşı oluşturulmuş geçici bir askeri düzenleme değil; deniz güvenliği sistemini yeniden yapılandırmayı, saldırılar gerçekleştikten sonra müdahale etmek yerine, ticari gemiler ile küresel enerji tedarik hatlarını koruyacak bölge ülkeleri öncülüğünde ortak bir caydırıcılık mekanizması kurmayı amaçlayan stratejik bir proje niteliği taşıyor.

İran'ın bölgedeki kolunu sınırlama hedefi

Merkezi Yemen'in Marib kentinde bulunan Kızıldeniz Siyasi ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi'nin kurucusu ve başkanı Muhammed el-Velas el-Buhayb tarafından hazırlanan araştırma, girişimin önemini İran'ın Yemen'deki Husileri ticari gemiler ve petrol tankerlerini tehdit etmek için kullanmasına ve deniz yollarının güvenliğini Yemen krizinin ötesindeki siyasi pazarlıklarda bir baskı aracı haline getirmesine bağlıyor.

Araştırmaya göre ittifak, bölgesel aktörler ile devlet dışı unsurların deniz taşımacılığını tehdit etmek için kullandığı alanları kapatmayı; istihbarat ve operasyonel koordinasyonu artırmayı, deniz kuvvetlerinin kapasitesini güçlendirmeyi ve yeni Husi saldırılarının maliyetini yükseltecek ortak bir caydırıcılık dengesi oluşturmayı hedefliyor.

wecfew
Kızıldeniz Siyasi ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi Başkanı Muhammed el-Velas Buhayb (Şarku'l Avsat)

Araştırmada ayrıca, bölgesel düzeyde ortak bir tutumun Husilerin gemilere yönelik saldırıları meşrulaştırmak için kullandığı söylemi zayıflatacağı belirtiliyor. Buna göre, herhangi bir saldırı artık tek bir devlete değil, caydırıcılık ve hızlı müdahale kapasitesine sahip ortak bir güvenlik iradesine karşı gerçekleştirilmiş bir meydan okuma olarak değerlendirilecek.

Suudi Arabistan kriz yönetiminden önleyici güvenlik yaklaşımına geçiyor

Araştırmaya göre ittifak, Suudi Arabistan'ın krizleri yönetme ve sonuçlarını sınırlandırma yaklaşımından, Kızıldeniz güvenliğinin bölge ülkelerinin ortak sorumluluğu olduğu anlayışına dayanan daha kalıcı ve önleyici güvenlik düzenlemeleri oluşturma stratejisine geçişini yansıtıyor.

Araştırmada yer alan bilgilere göre ittifak çerçevesinde Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan'ın da aralarında bulunduğu 14 Arap ve İslam ülkesi ile uluslararası toplum tarafından tanınan Yemen hükümeti yer alacak. İttifakın karargâhının ise Riyad'da bulunması öngörülüyor.

Araştırma, siyasi öncelikleri ve bölgesel çıkarları farklılık gösteren ülkelerin deniz ulaşımını koruma hedefi etrafında bir araya getirilmesinin, Suudi Arabistan'ın geniş kapsamlı güvenlik uzlaşıları oluşturma kapasitesini ortaya koyduğunu ve ülkenin Orta Doğu'daki kolektif güvenlik mimarisinin şekillendirilmesindeki rolünü güçlendirdiğini vurguluyor.

Yemen deniz yollarının korunmasında ortak konumunda

Araştırma, uluslararası toplum tarafından tanınan Yemen hükümetinin ittifaka katılımına özel önem atfediyor. Buna gerekçe olarak ülkenin Kızıldeniz ve Aden Körfezi'ne uzanan kıyıları ile Bab el-Mendeb Boğazı'nın dünyanın en kritik ticaret ve enerji tedarik güzergâhlarından biri üzerinde bulunması gösteriliyor.

Araştırmaya göre hükümetin ittifaka katılması, Yemen'in deniz, istihbarat ve operasyonel kapasitesini geliştirmesine, kıyılarını ve karasularını daha etkin korumasına imkân sağlayacak. Aynı zamanda ülkenin bölgesel ve uluslararası güvenlik sisteminde sorumlu bir ortak olarak konumunu yeniden pekiştirecek.

Miyun Adası'nda ortak askeri üs önerisi

Araştırma, ittifakın gelecekteki öncelikleri arasında Yemen'e bağlı Miyun Adası'nda ortak bir askeri üs kurulmasını da öneriyor. Bu öneri, adanın Bab el-Mendeb Boğazı'nın merkezindeki stratejik konumuna dayanıyor.

Araştırma, ittifakın başarılı olması halinde bunun "bölgesel deniz caydırıcılığı" döneminin başlangıcı anlamına geleceğini belirtiyor. Böylece Husilere ve onları destekleyen taraflara, uluslararası ticaretin ve küresel enerji tedarikinin artık siyasi pazarlık ya da güç kullanılarak fiili durum yaratılabilecek bir alan olmadığı mesajının verilmiş olacağı ifade ediliyor.