Suudi Arabistan, Kudüs'ün hukuki ve tarihî statüsünü değiştirmeye veya kentin İslami ve Hristiyan kimliğini hedef almaya yönelik tüm girişimleri kesin bir dille reddettiğini yineledi. Riyad yönetimi ayrıca uluslararası toplumu, Gazze Şeridi ve Batı Şeria'daki İsrail ihlallerini durdurmak, kutsal mekânları korumak ve Filistin halkının direncini desteklemek için somut adımlar atmaya çağırdı.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Ürdün'ün ev sahipliğinde düzenlenen Kudüs ve kutsal mekânlara destek konulu bakanlar toplantısında yaptığı konuşmada, Doğu Kudüs'ün Filistin Devleti'nin başkenti olduğunu belirterek, kentin korunmasının bölgede adil ve kalıcı bir barışın sağlanmasının temel şartlarından biri olduğunu vurguladı.
Konuşmasına Ürdün'e ev sahipliği dolayısıyla teşekkür ederek başlayan Bin Ferhan, Haşimi Krallığı'nın Kudüs'teki İslami ve Hristiyan kutsal mekânların korunması ile kentin tarihî kimliğinin muhafaza edilmesindeki rolünü takdir etti.
Suudi Dışişleri Bakanı, yerleşim faaliyetleri ve topraklara el konulması da dâhil olmak üzere tüm tek taraflı uygulamaların hukuken geçersiz olduğunu ve hiçbir yasal sonuç doğurmadığını söyledi. Riyad'ın, Kudüs'ün mevcut hukuki ve tarihî statüsünü değiştirmeyi veya kentte yeni bir siyasi ve işgal gerçeği oluşturmayı amaçlayan tüm ihlalleri reddettiğini vurgulayan Bin Ferhan, ibadet özgürlüğü söyleminin bu uygulamaları meşrulaştırmak amacıyla kullanılmasına da karşı olduklarını ifade etti.

Prens Faysal bin Ferhan, Kudüs'ün korunmasının adil bir barışın temel taşlarından biri olduğunu belirterek, şiddetin veya şiddete teşvikin dini ya da ideolojik gerekçelerle meşrulaştırılmasının semavi dinlerin ortak değerlerinden ciddi bir sapma olduğunu, bunun insan onuru ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmadığını dile getirdi.
Suudi Dışişleri Bakanı ayrıca ABD Başkanı Donald Trump'ın kapsamlı barış planının ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik açıklamasını memnuniyetle karşıladıklarını söyledi. Bununla birlikte, İsrail'in Gazze Şeridi'nde sürdürdüğü askeri ihlalleri en sert ifadelerle kınayan Bin Ferhan, bu saldırıların varılan anlaşmaya doğrudan meydan okuduğunu, anlaşmanın oluşturduğu olumlu ivmeyi zayıflattığını ve barış sürecini başarısızlığa uğratmak isteyen çevrelerin amaçlarına hizmet ettiğini ifade etti.
Prens Faysal bin Ferhan, uluslararası topluma Gazze Şeridi ve Batı Şeria'daki ihlallerin durdurulması, kutsal mekânların korunması, nefret söylemi ile dini ve ırksal üstünlük söylemlerine karşı mücadele edilmesi, ayrıca her türlü kışkırtma, yerleşimci şiddeti ve barış ile birlikte yaşama umutlarını zedeleyen uygulamaların hesap vermesinin sağlanması için sorumluluk üstlenme çağrısını yineledi.

Suudi Arabistan'ın kardeş ülkeler ve uluslararası ortaklarla birlikte, iki devletli çözümün hayata geçirilmesini destekleyen küresel koalisyon çerçevesinde çalışmalarını sürdüreceğini belirten Bin Ferhan, semavi üç dinin mensupları arasında diyaloğun güçlendirilmesi ve karşılıklı saygı kültürünün yaygınlaştırılmasının siyasi barış çabalarına katkı sağlayacağını ifade etti.
Konuşmasının sonunda Kudüs'ün, semavi dinlere mensup milyonlarca insan için büyük önem taşıdığını hatırlatan Suudi Dışişleri Bakanı, kentin bir çatışma alanı ya da dayatmaların merkezi değil; barışın, birlikte yaşamanın ve insanlığın ortak değerlerinin simgesi olarak kalması gerektiğini söyledi. Bin Ferhan, Kudüs'ün tarihî ve hukuki statüsünün korunmasının, bölgede adil ve kalıcı bir barışın sağlanması ile güvenlik, istikrar ve refah içinde bir geleceğin inşasının temel anahtarlarından biri olduğunu vurguladı.