Libyalılar arasında, Tarablus’taki protestoların, ABD’nin krizi çözmeye yönelik girişimine yansımaları konusunda görüş ayrılığı

Tekala ile Akile arasında beklenen görüşmeye ilişkin haberler geliyor

Massad Boulos ve Abdulhamid ed-Dibeybe, geçtiğimiz temmuz ayında başkent Trablus'ta bir görüşmede (Dibeybe’nin Ofisi)
Massad Boulos ve Abdulhamid ed-Dibeybe, geçtiğimiz temmuz ayında başkent Trablus'ta bir görüşmede (Dibeybe’nin Ofisi)
TT

Libyalılar arasında, Tarablus’taki protestoların, ABD’nin krizi çözmeye yönelik girişimine yansımaları konusunda görüş ayrılığı

Massad Boulos ve Abdulhamid ed-Dibeybe, geçtiğimiz temmuz ayında başkent Trablus'ta bir görüşmede (Dibeybe’nin Ofisi)
Massad Boulos ve Abdulhamid ed-Dibeybe, geçtiğimiz temmuz ayında başkent Trablus'ta bir görüşmede (Dibeybe’nin Ofisi)

Libya'nın başkenti Tarablus'ta halk protestoları dalgasının gerilemesine ve göreceli sükunetin geri dönmesine rağmen, ABD’nin ülkede çatışan taraflar arasında iktidarı paylaştırmayı öngören girişiminin geleceğine dair tartışma yeniden alevlendi. Bu tartışma, halk hareketliliğinin Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe'nin hesapları üzerindeki etkisinin değerlendirilmesinde ve kendisinin bu sürece dahil olma konusundaki tutumuna dair görüş ayrılığının gölgesinde gerçekleşiyor.

fvbgn
Trablus sokaklarında yaşanan çatışmaların ardından kalan enkaz (AFP)

Halk hareketinin geçtiğimiz pazar günü, kötüleşen yaşam koşulları ve elektrik krizinin derinleşmesini protesto etmek amacıyla kapattığı devlet kurumlarını yeniden açtığını duyurmasının ardından, gözler son gelişmelerin ABD girişiminin seyrini etkileyip etkilemeyeceğine ya da bunun hükümet üzerindeki iç baskılarla sınırlı kalıp kalmayacağına çevrildi.

Dibeybe, hükümetinin Amerikan girişimine ilişkin tutumunu açıklamayı yaklaşan bir konuşmaya erteleme kararlılığını sürdürüyor. Temmuz ayında öne sürdüğü bir dizi şartla yetiniyor. Bu şartlar arasında sivil bir devlet inşa edilmesi, adil seçimler yapılması, anlaşmazlıkları çözmek için güce başvurulmasının reddedilmesi, askeri ve güvenlik birimlerinin ülke genelinde denetim altına alınmasının önemi vurgulanıyor. Bunun yanı sıra ‘cesur tavizler’ verilmesi gerekliliğinden de söz ediliyor.

cvfgbh
Trablus’taki caydırıcı güçlerden biri (sosyal medyadaki güvenilir hesaplar)

Bazı siyasetçiler, son halk hareketinin ABD’nin girişimi üzerinde, özellikle UBH’nin hesapları üzerinde ‘dolaylı yansımalar’ bırakabileceğini göz ardı etmiyor. Bu görüş, Şarku’l Avsat’a konuşan Devlet Yüksek Konseyi (DYK) üyesi Muhammed Muazzab'ın da paylaştığı bir değerlendirme. Muazzab, Dibeybe’nin, ‘özellikle protestolar sırasında atılan bazı sloganların hükümetinin düşürülmesini talep etmesi nedeniyle, hükümetine yönelik daha fazla eleştiriden kaçınmaya özen göstermeye devam edeceğini’ belirtti. Muazzab’a göre bu durum Dibeybe’yi ‘batı bölgesindeki bazı güçlerin gösterdiği reddiye ışığında, Amerikan girişimiyle ilerleme konusunda büyük bir tereddüde’ itecek.

Aynı doğrultuda, Ulusal Kongre’nin eski başkan yardımcısı Salih el-Mahzum, Dibeybe'nin, özellikle batı bölgesindeki kentlerde, siyasi ve toplumsal tabanı içinde daha fazla çatlak oluşmasından kaçınmak amacıyla girişime ilişkin açık bir tutum açıklamaktan kaçınacağını öngördü.

sadfgthy
Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ile Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Tekala, geçtiğimiz pazar günü başkent Trablus’ta bir araya geldi (Menfi’nin ofisi)

Şarku’l Avsat’a konuşan Mahzum, ‘protestoların, başkent ve çevresindeki kentlerde bazı bölgeleri kontrol altında tutamaması nedeniyle, UBH’nin imajını Washington nezdinde zayıflatmış olabileceğini’ belirterek, bunun, göstericilerin Zaviye’deki Mellitah petrol ve doğalgaz işleme kompleksine düzenlediği baskınla belirginleştiğini ifade etti. Mahzum, ‘Washington'ın enerji dosyasına ve bunun güvence altına alınmasına verdiği öneme’ dikkat çekti.

Ayrıca, ‘protestoların, ABD Başkanı Trump'ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos'un girişimine karşı çıkan ve bunu, hizmetlerin iyileştirilmesi veya seçimlerin yapılması konusunda açık bir vaat içermeyen tepeden inme bir iktidar paylaşımı anlaşması olarak niteleyenlerin tutumunu güçlendirebileceğini’ öngören Mahzum, ‘girişimin birçok ayrıntısının yeniden şekillendirilebileceğini, geniş kapsamlı bir siyasi diyalog aracılığıyla BM yol haritasıyla birleştirilebileceğini’ değerlendirdi.

hyj
Saddam Hafter (AFP)

Libyalı siyasi çevrelerde aylardır, ABD Başkanı Trump'ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Boulos’un öncülük ettiği ve seçimlere zemin hazırlamak amacıyla yürütme organını birleştirmeyi hedefleyen girişimden söz ediliyor. Siyasi çevrelerde, ortaya atılan önerinin Dibeybe'nin başbakan olarak kalması karşılığında, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter'in Başkanlık Konseyi başkanlığını üstlenmesini öngördüğü belirtiliyor.

Buna karşılık, Libya'nın batısındaki siyasi ve askeri güçlerin, geçtiğimiz ay Boulos'un Misrata ziyareti sırasında kendisine iletilen çekincelerin devam ettiği ABD’nin girişimine ilişkin tutumlarında herhangi bir değişiklik yaşanmadı. Saddam Hafter'e herhangi bir ileri düzey siyasi rol verilmesi reddediliyor, ‘askeri yönetimin’ yeniden üretilmesine dair endişeler sürüyor ve 2019 yılındaki Trablus Savaşı’nın sonuçları hatırlanıyor.

Ancak bazı analistler ve uzmanlar, siyasi ve güvenlik temaslarının halk hareketliliğiyle paralel şekilde sürmüş olmasından hareketle, Tarablus'taki son protestoların girişimin seyri üzerindeki etkisini önemsiz görüyor.

Libya Güvenlik ve Askeri Çalışmalar Merkezi Direktörü Eşref Abdullah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, protestoların siyasi süreci sekteye uğratmadığını, UBH temsilcileri ile LUO arasında ‘4+4’ komitesi düzenlemelerini, bunun yanı sıra Trablus ve Bingazi'ye gerçekleştirilen ve ortak askeri operasyon odası kurulmasına ilişkin bir mutabakatla sonuçlanan ve Kongre heyeti ziyaretini de kapsayan uluslararası hareketliliğin sürmesinden hareketle bu değerlendirmede bulundu. Abdullah, halk hareketinin, Abdulhamid Dibeybe'nin ‘Boulos girişimine’ ilişkin çekimser tutumunu değiştirmediğini değerlendirdi.

Abdullah ayrıca, protesto hareketinin büyük bölümünün, Caydırıcılık Gücü’nün kalesi olan Suku'l-Cuma'da yoğunlaşması, Caydırıcılık Gücü ile UBH arasında iletişimin yeniden başlaması ve güvenlik açısından yeniden konuşlanmasının ardından gerilemesi nedeniyle ‘siyasallaşmış’ olduğunu, ancak bunun hükümetin hizmet yönündeki başarısızlığının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını vurguladı.

Siyasi analist Hüsameddin el-Abdeli de Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu değerlendirmeye katılarak, ABD’nin girişiminin normal bir tempoda ilerlediğini ifade etti. Hatta Dibeybe ile Caydırıcılık Gücü arasındaki yakınlaşmanın, ABD’nin girişiminin uygulama aşamasına girmeden önceki istikrar düzenlemelerinin bir parçası olabileceğini düşündüğünü belirtti.

Abdeli, protestolar UBH’nin Trablus üzerindeki kontrolünün sınırlı olduğunu ortaya koysa da bunun, buna karşılık ‘Washington nezdinde, Dibeybe ile LUO Genel Komutanlığı'nın olası herhangi bir siyasi çözümü uygulama kapasitesine en fazla sahip iki taraf olmaya devam ettiği kanaatini pekiştirdiğini’ değerlendirdi.

Öte yandan, olası siyasi hareketliliğin Boulos’un girişimine yetişmek için zamana karşı yarışacağı görülüyor. Muazzab, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, önümüzdeki günlerde DYK Başkanı Muhammed Tekala ile Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih arasında bir görüşme yapılması ihtimalini ortaya çıkardı. Muazzab, görüşmenin, ‘iki liderin, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ile birlikte yaklaşık bir buçuk ay önce üzerinde anlaşmaya vardığı yol haritasını devreye sokmasıyla sonuçlanmasını, hazırlık aşamalarını tamamlamayı’ öngördüğünü belirtti.

Muazzab, bu yol haritasının, ‘eş zamanlı cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine zemin hazırlamak amacıyla seçim yasaları üzerinde mutabakat sağlanmasını ve bunlara ilişkin anlaşmazlık noktalarının çözülmesini içerdiğini’ hatırlatarak, bunun ‘yeni ve birleşik bir yürütme organının kurulmasına yol açabileceğini’ değerlendirdi.



İsrail ordusunun Suriye’nin güneyinde inşa ettiği tahkimatlar halk arasında endişe yaratıyor

İsrail güçleri, Kuneytra kırsalındaki Ayn Zivan köyüne girdi (Reuters)
İsrail güçleri, Kuneytra kırsalındaki Ayn Zivan köyüne girdi (Reuters)
TT

İsrail ordusunun Suriye’nin güneyinde inşa ettiği tahkimatlar halk arasında endişe yaratıyor

İsrail güçleri, Kuneytra kırsalındaki Ayn Zivan köyüne girdi (Reuters)
İsrail güçleri, Kuneytra kırsalındaki Ayn Zivan köyüne girdi (Reuters)

Suriye’nin güneyinde bulunan tarlasında çalışan Hasan Ahmed, İsrail ordusunun inşa ettiği ve her geçen gün Kuneytra vilayetindeki işgal altında bulunan Golan Tepeleri’ne komşu Cebata el-Haşab köyüne biraz daha yaklaşan yeni tahkimat çalışmalarını izliyor.

Daha önce bölgeye düzenlenen tekrarlanan baskınlar sırasında oğlu ve yeğeni İsrail ordusu tarafından gözaltına alınan 46 yaşındaki Ahmed, eliyle işaret ederek, “Bu toprak seti yaklaşık 300 metre uzaklıkta. Ağaçların arkasında, şurada bulunuyor” diyor.

Ahmed, “İsrail buldozerleri Golan Tepeleri boyunca uzanan bu hattı kazmaya başladı. Çalışmalar bir süre durdu ancak yakın zamanda yeniden başladı” diye belirtiyor.

Xcdf
İsraillilerin Kuneytra’da Hamidiye ile Samdaniye el-Garbiyye arasındaki yola yerleştirdiği demir kapı (Arşiv – Şarku’l Avsat)

Toprağına ulaşmanın giderek tehlikeli hâle gelmesine rağmen zeytin ağaçları dikmeyi sürdüren Ahmed, bir çiftçi olarak çalışmalarının zaman zaman engellendiğini belirterek, “Özellikle bu hafta çok sayıda kara harekâtı düzenlendiği için işimi yapmamı zorlaştırıyorlar” ifadelerini kullanıyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre İsrail ordusu, bölge sakinlerinin kendi mevzilerine doğru geçişini engellemek amacıyla köyün girişine sarı renkli demir bir kapı yerleştirdi. Yakındaki tepelerde ise İsrail’in stratejik öneme sahip Golan Tepeleri’nin işgal ettiği bölümüne kurduğu dev rüzgâr türbinleri açıkça görülüyor.

Suriye Eski Devlet Başkanı Beşşar Esed yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana İsrail güçleri, 1967’den beri büyük bölümünü işgal altında tuttuğu Golan Tepeleri’nin bitişiğindeki tampon bölgenin dışına çıkarak, Lübnan ile Suriye arasındaki Şeyh Dağı’na kadar ilerledi. İsrail ayrıca Suriye’nin güneyinde silahsızlandırılmış bir bölge oluşturma niyetini de açıkladı.

Kuneytra Vilayeti Medya Sorumlusu Muhammed es-Said, İsrail ordusunun son dönemde silahsızlandırılmış bölgede “inşaat ve askerî faaliyetlerini yoğunlaştırdığını” söylüyor. Said, ordunun hendekler ve toprak setler kazmak, gözetleme noktaları kurmak için buldozerler kullandığını belirtiyor.

Said’e göre İsrail ordusunun inşa ettiği yeni hat, 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’yla belirlenen ateşkes hattından 200 metre ile 1 kilometre arasında değişen uzaklıkta bulunuyor.

Suriye, pazar günü yaptığı açıklamada İsrail’in yeni inşaat faaliyetlerini kınayarak, bunların 1974 tarihli Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın “açık bir ihlali” olduğunu bildirdi.

41 Suriyeli hâlâ gözaltında

Şam’ın yaklaşık 40 kilometre güneyinde bulunan Kuneytra vilayetinde İsrail devriyeleri köylere sık sık giriyor. Said’in verdiği bilgilere göre İsrail güçleri 2024’ün sonlarından bu yana 56 kişiyi alıkoydu. Bu kişilerden 41’i hâlâ gözaltında ve nerede, hangi koşullarda tutuldukları bilinmiyor.

v
Aralık 2024’te Kuneytra kırsalındaki Cebata el-Haşab beldesine düzenlenen İsrail askerî baskını (AFP)

Çarşamba günü İsrail ordusuna ait beş askerî araç ve bir ambulans Cebata el-Haşab köyüne girdi. AFP’ye konuşan görgü tanıkları, askerleri gördüğünde kaçmaya çalışan bir gence ateş açıldığını anlattı.

65 yaşındaki çiftçi Muhammed Samiye, “Ayağından vurdular ve onu yanlarında götürdüler” dedi.

İsrail ordusu, söz konusu kişiyi birkaç saat sonra serbest bıraktı. Ordu, pazartesi günü de kendi güçlerine yaklaşan iki kişiyi gözaltına aldığını açıklamış, bu kişiler de daha sonra serbest bırakılmıştı.

Muhammed Samiye, yaşananları üzüntüyle anlatarak, “Buradaki hayatımız çok kötü, iş yok. İnsanlara gelişigüzel ateş ettikleri için korkuyoruz” ifadelerini kullandı.

Komşu Han Arnabe beldesinde ise Birleşmiş Milletler Ateşkes Gözlem Gücü (UNDOF) araçları, okuldan dönen çocukların önünden sessizce geçiyor.

Polis ekipleri trafiği düzenlerken İçişleri Bakanlığına bağlı güvenlik güçleri bölgedeki yol kavşaklarında konuşlanmış durumda. Ancak bölgede Suriye ordusuna ait herhangi bir askerî varlık görülmüyor.

Beni affet anne

Esed’in devrilmesinin ardından yeni yönetimin iktidara gelmesiyle birlikte Suriye’ye yüzlerce hava saldırısı düzenleyen İsrail, ülkenin güneyinin silahsızlandırılmasını talep ediyor ve güçlerinin bölgede kalacağını belirtiyor.

Suriye yönetimi İsrail’in “saldırılarını” kınarken, diğer yandan bir güvenlik anlaşmasına ulaşmayı amaçlayan doğrudan müzakereleri sürdürüyor.

İsrail ordusu pazartesi günü yaptığı açıklamada, Suriye’nin güneyinde işgal altında tuttuğu “güvenlik bölgesi” içindeki askerî mevzilerinden birine sızmaya çalışan bir kişiyi öldürdüğünü duyurdu.

Kuneytra kırsalındaki Ceba köyünde ise Hatice Şehade, oğlunun fotoğrafına bakarak gözyaşı döküyor. Oğlu Muhammed Debur’un cenazesi ailesine teslim edildi.

Siyah kıyafetler giyen kadınların arasında oturan dul anne, “22 yaşındaydı, tek oğlumdu” diyerek oğlunun ailesini geçindirmek için Şam’da bulabildiği işlerde çalıştığını anlatıyor.

cvfbgnhmj
Kuneytra kırsalındaki Ceba beldesinde, 5 Ekim’de İsrail saldırısında hayatını kaybeden Muhammed Debur’un cenazesi (Kuneytra Medya Merkezi)

Kızılhaç, Debur’un cenazesini pazartesi günü ailesine teslim etti. Mezarı başında konuşan dayısı Muhammed Şehade, “Şehit Muhammed Debur’un cesedini gördüm. Omzunda, göğsünde, uyluğunda ve ayağında olmak üzere vücudunda dört kurşun yarası vardı” dedi.

Filistinli bir babanın ve Suriyeli bir annenin çocuğu olarak dünyaya gelen Debur’un nasıl öldürüldüğüne ilişkin ayrıntılar henüz netlik kazanmadı. Annesi, oğlunun herhangi bir siyasi grupla bağlantısının bulunmadığını ve onu evlendirmeyi planladığını söylüyor.

Ancak Debur, pazar günü ortadan kaybolmadan önce annesine şu mesajı bıraktı:

“Beni affet anne, artık beni göremeyecek, sesimi duyamayacaksın.”

453 kara harekâtı, en az 69 can kaybı

Öte yandan Suriye İnsan Hakları Ağı dün yayımladığı raporda, 8 Aralık 2024’te Esed yönetiminin devrilmesinden 6 Ekim 2026’ya kadar geçen dönemde, İsrail’in Suriye topraklarındaki askerî faaliyetlerini ve bunlara eşlik eden ihlalleri belgeledi.

xc vgfbnhmj
İsrail hapishanelerinde tutulan yakınlarının serbest bırakılması için Kuneytra’daki UNDOF merkezi önünde düzenlenen gösteriden, (Huran Özgürler Topluluğu)

Ağın kayıtlarına göre bu dönemde en az 453 kara harekâtı gerçekleştirildi. Harekâtlar ağırlıklı olarak Kuneytra ve Dera vilayetlerinde, daha sınırlı ölçüde ise Şam kırsalında yoğunlaştı. Aynı dönemde en az 69 kişi hayatını kaybederken, en az 162 keyfî gözaltı vakası kaydedildi.

Ağ, kendi ihlal veri tabanı, saha gözlemleri, tanık ifadeleri ile açık ve resmî kaynaklardan yararlanarak doğruladığı bu rakamların belgelenmiş asgari sayıları temsil ettiğini kaydetti.


Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
TT

Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)

Mısır’da bazı milletvekilleri, hükümetin icraatlarını kamuoyuna açıklamak üzere düzenlemesi beklenen konferans öncesinde, ülkedeki yoksulluk oranlarına ilişkin soru önergesi verdi. Yoksulluk oranları birkaç yıldır açıklanmazken, bölgesel çalkantıların derinleştirdiği ekonomik krizler nedeniyle bu oranların yükseldiği tahmin ediliyor.

Mısır Temsilciler Meclisi’nden dokuz milletvekili, çarşamba günü hükümete ülkedeki yoksulluk oranlarının hangi seviyeye ulaştığını sordu. Yoksulluk oranı, 2019-2020 dönemine ilişkin Eylül 2020’de açıklanan son resmî verilere göre yüzde 29,7 olarak kaydedilmişti.

Milletvekilleri, “Hükümetin, milletvekillerinin denetim mekanizmaları aracılığıyla sunduğu talepler üzerine gelir ve harcama araştırmasını Meclis’e göndereceğine defalarca söz vermesine rağmen, söz konusu araştırma henüz yayımlanmadı” ifadelerini kullandı.

Milletvekilleri ayrıca, “2021’den bu yana Mısır’daki yoksulluk oranlarını bilmeden hükümetin icraatları nasıl değerlendirilebilir?” sorusunu yöneltti.

Hükümet, geçtiğimiz dönemde izlenen politikaları, bunların sonuçlarını ve söz konusu adımlar atılmasaydı neler yaşanabileceğini kamuoyuna anlatmak amacıyla ulusal bir forum düzenlemeyi planlıyor. Hükümet Sözcüsü Muhammed Adil’e göre forumda vatandaşların önerileri ve görüşleri de dinlenecek.

Adil, çarşamba akşamı televizyonda yaptığı açıklamada, 19-24 Ekim tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan foruma ait resmî internet sitesi üzerinden vatandaşların kayıt yaptırabileceğini, görüşlerini iletebileceğini ve katılım talebinde bulunabileceğini belirtti. Adil, birkaç gün önce açılan sitenin bugüne kadar bir milyondan fazla ziyaret aldığını kaydetti.

Sürekli gündeme gelen bir tartışma

Mısır’da yoksulluk oranları ve bu oranların neden açıklanmadığına ilişkin tartışmalar yeni değil. Milletvekillerinin soru önergesinde de belirtildiği üzere, bu konu belirli aralıklarla yeniden gündeme geliyor.

Reform ve Kalkınma Partisi’nin Meclis Grup Başkanı ve soru önergesini veren dokuz milletvekilinden biri olan İrin Said yaptığı açıklamada, kendisinin ve bazı milletvekillerinin önceki yasama döneminde de benzer soru önergeleri sunduğunu, ancak henüz somut sonuçlara veya doğrulanmış bilgilere ulaşamadıklarını belirtti.

dfg
Kahire'nin merkezindeki işçi sınıfının yoğun olarak yaşadığı semtlerden biri. (Şarku’l Avsat)

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, geçen aralık ayında yaptığı açıklamada, yoksulluk oranının 2020’de açıklanan seviyenin bir miktar üzerine çıktığını kabul etmiş, ancak artışın boyutunu paylaşmamıştı. Bazı basın kuruluşlarının haberlerinde ise yoksulluk oranının yaklaşık yüzde 34’e yükseldiği öne sürüldü.

Yazar ve siyasi analist Cemal Esad, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamamasını eleştirdi. Esad, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Enflasyon ve diğer ekonomik göstergelere ilişkin açıklanan rakamlar bile vatandaşların sokakta hissettiği gerçeklerden daha düşük. Peki, bir de hiç açıklanmayan rakamları düşünün” ifadelerini kullandı.

Mısır’da yıllık enflasyon oranı geçen ağustos ayında yüzde 14,5 olarak kaydedildi. Bu oran temmuz ayında yüzde 14,9 düzeyindeydi.

Siyasi açıdan zor bir mesele

Siyaset sosyolojisi profesörü Said Sadık, hükümetin milletvekillerinin talebine kısa süre içinde cevap vererek yoksulluk oranlarını açıklamasını beklemediğini söyledi. Sadık, dokuz milletvekilinden biri olan Muhammed Fuad’ın, talebin altı ay önce hükümete iletilmesine rağmen henüz sonuç alınamadığını belirten açıklamasına dikkat çekti.

Sadık, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamaya hazır olmadığını kaydetti. Bu ay düzenlenmesi planlanan ulusal forumda büyük olasılıkla farklı göstergelerin öne çıkarılacağını belirten Sadık, bunlar arasında gayrisafi yurt içi hasıla büyümesi, işsizliğin 2025’te yüzde 6,3’e gerilemesi, bütçede faiz dışı fazla verilmesi, sosyal koruma paketleri, kara yolları, elektrik santralleri ve limanlara yönelik yatırımlar ile bölgesel krizlerin etkilerinin aşılması ve mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi gibi başlıkların yer alacağını ifade etti.

Sadık’a göre yeni yoksulluk oranlarının açıklanması “siyasi açıdan zor bir mesele”. Sadık, “Rakam yükselirse hükümetin başarı söylemine ilişkin şüpheler artar. Güncel bir araştırma olmadan düşüş açıklanırsa da bu rakamlara inanılmayabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Milletvekili Ravya Muhtar da hükümetten, ekonomik politikaların vatandaşların gelirleri ve yaşam standartları üzerindeki gerçek etkisini ortaya koyacak güncel ve kapsamlı verileri paylaşmasını istedi.

Dokuz milletvekilinden biri olan Muhtar yaptığı açıklamada, “Hükümetin performansını ve başarılarını, yoksulluk oranlarındaki ve vatandaşların gelirlerindeki değişimi gösteren güncel veriler olmadan eksiksiz biçimde değerlendirmek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Sadık ise hükümetin yoksulluk sorununu, etkilerini hafifletmeye yönelik politikalarla ele aldığını belirtti. Bu politikalar arasında gıda yardımları, yoksulluk sınırının altındaki kesimlere yönelik Tekafül ve Kerame sosyal yardım programları, maaş artışları ve olağanüstü destek paketleri bulunuyor. Sadık’a göre bu önlemler, enflasyonun vatandaşlar üzerindeki etkisini sınırlandırmayı amaçlıyor.


Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
TT

Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)

Irak Kürdistan Bölgesi Terörle Mücadele Birimi, dün akşam İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kaldığı bir kampın, Erbil vilayetine bağlı Xebat ilçesinde iki insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı. Kamp, Bağdat’ın yaklaşık 450 kilometre kuzeyinde bulunuyor.

Bölgedeki Terörle Mücadele Birimi tarafından yapılan açıklamada, kurumun elde ettiği bilgilere göre Erbil vilayetinin Xebat ilçesine bağlı Rizgari nahiyesindeki İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampına dün akşam patlayıcı yüklü iki SİHA ile saldırı düzenlendiği belirtildi.

Açıklamada, saldırıda can kaybı yaşanmadığı kaydedildi.