Libya'nın başkenti Tarablus'ta halk protestoları dalgasının gerilemesine ve göreceli sükunetin geri dönmesine rağmen, ABD’nin ülkede çatışan taraflar arasında iktidarı paylaştırmayı öngören girişiminin geleceğine dair tartışma yeniden alevlendi. Bu tartışma, halk hareketliliğinin Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid ed-Dibeybe'nin hesapları üzerindeki etkisinin değerlendirilmesinde ve kendisinin bu sürece dahil olma konusundaki tutumuna dair görüş ayrılığının gölgesinde gerçekleşiyor.

Halk hareketinin geçtiğimiz pazar günü, kötüleşen yaşam koşulları ve elektrik krizinin derinleşmesini protesto etmek amacıyla kapattığı devlet kurumlarını yeniden açtığını duyurmasının ardından, gözler son gelişmelerin ABD girişiminin seyrini etkileyip etkilemeyeceğine ya da bunun hükümet üzerindeki iç baskılarla sınırlı kalıp kalmayacağına çevrildi.
Dibeybe, hükümetinin Amerikan girişimine ilişkin tutumunu açıklamayı yaklaşan bir konuşmaya erteleme kararlılığını sürdürüyor. Temmuz ayında öne sürdüğü bir dizi şartla yetiniyor. Bu şartlar arasında sivil bir devlet inşa edilmesi, adil seçimler yapılması, anlaşmazlıkları çözmek için güce başvurulmasının reddedilmesi, askeri ve güvenlik birimlerinin ülke genelinde denetim altına alınmasının önemi vurgulanıyor. Bunun yanı sıra ‘cesur tavizler’ verilmesi gerekliliğinden de söz ediliyor.

Bazı siyasetçiler, son halk hareketinin ABD’nin girişimi üzerinde, özellikle UBH’nin hesapları üzerinde ‘dolaylı yansımalar’ bırakabileceğini göz ardı etmiyor. Bu görüş, Şarku’l Avsat’a konuşan Devlet Yüksek Konseyi (DYK) üyesi Muhammed Muazzab'ın da paylaştığı bir değerlendirme. Muazzab, Dibeybe’nin, ‘özellikle protestolar sırasında atılan bazı sloganların hükümetinin düşürülmesini talep etmesi nedeniyle, hükümetine yönelik daha fazla eleştiriden kaçınmaya özen göstermeye devam edeceğini’ belirtti. Muazzab’a göre bu durum Dibeybe’yi ‘batı bölgesindeki bazı güçlerin gösterdiği reddiye ışığında, Amerikan girişimiyle ilerleme konusunda büyük bir tereddüde’ itecek.
Aynı doğrultuda, Ulusal Kongre’nin eski başkan yardımcısı Salih el-Mahzum, Dibeybe'nin, özellikle batı bölgesindeki kentlerde, siyasi ve toplumsal tabanı içinde daha fazla çatlak oluşmasından kaçınmak amacıyla girişime ilişkin açık bir tutum açıklamaktan kaçınacağını öngördü.

Şarku’l Avsat’a konuşan Mahzum, ‘protestoların, başkent ve çevresindeki kentlerde bazı bölgeleri kontrol altında tutamaması nedeniyle, UBH’nin imajını Washington nezdinde zayıflatmış olabileceğini’ belirterek, bunun, göstericilerin Zaviye’deki Mellitah petrol ve doğalgaz işleme kompleksine düzenlediği baskınla belirginleştiğini ifade etti. Mahzum, ‘Washington'ın enerji dosyasına ve bunun güvence altına alınmasına verdiği öneme’ dikkat çekti.
Ayrıca, ‘protestoların, ABD Başkanı Trump'ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Massad Boulos'un girişimine karşı çıkan ve bunu, hizmetlerin iyileştirilmesi veya seçimlerin yapılması konusunda açık bir vaat içermeyen tepeden inme bir iktidar paylaşımı anlaşması olarak niteleyenlerin tutumunu güçlendirebileceğini’ öngören Mahzum, ‘girişimin birçok ayrıntısının yeniden şekillendirilebileceğini, geniş kapsamlı bir siyasi diyalog aracılığıyla BM yol haritasıyla birleştirilebileceğini’ değerlendirdi.

Libyalı siyasi çevrelerde aylardır, ABD Başkanı Trump'ın Arap ve Afrika İşlerinden Sorumlu Kıdemli Danışmanı Boulos’un öncülük ettiği ve seçimlere zemin hazırlamak amacıyla yürütme organını birleştirmeyi hedefleyen girişimden söz ediliyor. Siyasi çevrelerde, ortaya atılan önerinin Dibeybe'nin başbakan olarak kalması karşılığında, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter'in Başkanlık Konseyi başkanlığını üstlenmesini öngördüğü belirtiliyor.
Buna karşılık, Libya'nın batısındaki siyasi ve askeri güçlerin, geçtiğimiz ay Boulos'un Misrata ziyareti sırasında kendisine iletilen çekincelerin devam ettiği ABD’nin girişimine ilişkin tutumlarında herhangi bir değişiklik yaşanmadı. Saddam Hafter'e herhangi bir ileri düzey siyasi rol verilmesi reddediliyor, ‘askeri yönetimin’ yeniden üretilmesine dair endişeler sürüyor ve 2019 yılındaki Trablus Savaşı’nın sonuçları hatırlanıyor.
Ancak bazı analistler ve uzmanlar, siyasi ve güvenlik temaslarının halk hareketliliğiyle paralel şekilde sürmüş olmasından hareketle, Tarablus'taki son protestoların girişimin seyri üzerindeki etkisini önemsiz görüyor.
Libya Güvenlik ve Askeri Çalışmalar Merkezi Direktörü Eşref Abdullah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, protestoların siyasi süreci sekteye uğratmadığını, UBH temsilcileri ile LUO arasında ‘4+4’ komitesi düzenlemelerini, bunun yanı sıra Trablus ve Bingazi'ye gerçekleştirilen ve ortak askeri operasyon odası kurulmasına ilişkin bir mutabakatla sonuçlanan ve Kongre heyeti ziyaretini de kapsayan uluslararası hareketliliğin sürmesinden hareketle bu değerlendirmede bulundu. Abdullah, halk hareketinin, Abdulhamid Dibeybe'nin ‘Boulos girişimine’ ilişkin çekimser tutumunu değiştirmediğini değerlendirdi.
Abdullah ayrıca, protesto hareketinin büyük bölümünün, Caydırıcılık Gücü’nün kalesi olan Suku'l-Cuma'da yoğunlaşması, Caydırıcılık Gücü ile UBH arasında iletişimin yeniden başlaması ve güvenlik açısından yeniden konuşlanmasının ardından gerilemesi nedeniyle ‘siyasallaşmış’ olduğunu, ancak bunun hükümetin hizmet yönündeki başarısızlığının sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını vurguladı.
Siyasi analist Hüsameddin el-Abdeli de Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bu değerlendirmeye katılarak, ABD’nin girişiminin normal bir tempoda ilerlediğini ifade etti. Hatta Dibeybe ile Caydırıcılık Gücü arasındaki yakınlaşmanın, ABD’nin girişiminin uygulama aşamasına girmeden önceki istikrar düzenlemelerinin bir parçası olabileceğini düşündüğünü belirtti.
Abdeli, protestolar UBH’nin Trablus üzerindeki kontrolünün sınırlı olduğunu ortaya koysa da bunun, buna karşılık ‘Washington nezdinde, Dibeybe ile LUO Genel Komutanlığı'nın olası herhangi bir siyasi çözümü uygulama kapasitesine en fazla sahip iki taraf olmaya devam ettiği kanaatini pekiştirdiğini’ değerlendirdi.
Öte yandan, olası siyasi hareketliliğin Boulos’un girişimine yetişmek için zamana karşı yarışacağı görülüyor. Muazzab, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, önümüzdeki günlerde DYK Başkanı Muhammed Tekala ile Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih arasında bir görüşme yapılması ihtimalini ortaya çıkardı. Muazzab, görüşmenin, ‘iki liderin, Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ile birlikte yaklaşık bir buçuk ay önce üzerinde anlaşmaya vardığı yol haritasını devreye sokmasıyla sonuçlanmasını, hazırlık aşamalarını tamamlamayı’ öngördüğünü belirtti.
Muazzab, bu yol haritasının, ‘eş zamanlı cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerine zemin hazırlamak amacıyla seçim yasaları üzerinde mutabakat sağlanmasını ve bunlara ilişkin anlaşmazlık noktalarının çözülmesini içerdiğini’ hatırlatarak, bunun ‘yeni ve birleşik bir yürütme organının kurulmasına yol açabileceğini’ değerlendirdi.