İsrail Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı: ABD gibi füze sıkıntısı yaşıyoruz, İran’ı tek başımıza vurmak zorunda kalabiliriz

İsrail'in Demir Kubbe hava savunma sistemi, Tel Aviv üzerinde İran füzelerini engelledi (Arşiv-AP)
İsrail'in Demir Kubbe hava savunma sistemi, Tel Aviv üzerinde İran füzelerini engelledi (Arşiv-AP)
TT

İsrail Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı: ABD gibi füze sıkıntısı yaşıyoruz, İran’ı tek başımıza vurmak zorunda kalabiliriz

İsrail'in Demir Kubbe hava savunma sistemi, Tel Aviv üzerinde İran füzelerini engelledi (Arşiv-AP)
İsrail'in Demir Kubbe hava savunma sistemi, Tel Aviv üzerinde İran füzelerini engelledi (Arşiv-AP)

İsrail Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Eliezer Alfred Marom bir radyoya verdiği röportajda “Arrow (Hetz) füzeleri konusunda elimizde olmasını istediğimizden daha az sayıda füze var ve üretim kapasitesi de son derece sınırlı. Bu nedenle çok büyük oranda önleme operasyonları, ABD donanmasına ait gemilerden fırlatılan THAAD sistemleri ve SM-3 füzeleriyle gerçekleştirildi” ifadelerini kullandı.

Marom, dün “103FM” radyosuna verdiği ve Jerusalem Post tarafından yayımlanan röportajda,  “Şu anda yalnızca İran’la savaşıyoruz. Ancak Tayvan’ı işgal etmeye karar vermesi halinde Çin’le karşı karşıya kalmak zorunda kalırsak yarın sabah ne olacak? Bu tamamen farklı bir savaş olur. Bu konu dikkatli ve kapsamlı bir şekilde incelenmeli” ifadelerini kullandı.

Marom ayrıca, Washington’un harekete geçmek istememesi ve Tahran’ın bu gecikmeden yararlanarak nükleer ve füze programlarını geliştirmesi ihtimali nedeniyle İsrail’in İran’a yönelik bir saldırıyı tek başına gerçekleştirmek zorunda kalabileceği endişesini dile getirdi.

Görsel kaldırıldı.
Patriot füze sistemi (Reuters)

Eski komutan, ABD’nin olası bir İran saldırısıyla ilgili çıkar dengelerine ve ABD ordusunda ciddi mühimmat eksikliği bulunduğuna dair haberlere de değindi.

Şarku’l Avsat’ın Jerusalem Post’tan aktardığına göre Marom, “Şu anda yaşanan durum, Amerikalıların gerçekten bir saldırı düzenlemek istememesi. Bunun birçok nedeni var ancak en önemlisi mühimmat, özellikle de önleyici füzelerdeki eksiklik” yorumunda bulundu.

Marom şöyle devam etti:

“İkinci mesele ise ABD Başkanı Donald Trump’ın mevcut stratejisinin, kasım ayının başındaki seçim tarihine kadar yakıt fiyatlarını mümkün olan en düşük seviyelerde tutarak ilerlemek üzerine kurulu olması.”

Marom’a göre İran’ın nükleer dosyası, füzeleri ve vekil güçleri ABD Başkanı açısından ikincil konular olarak görülürken, İran’ın odağı Hürmüz Boğazı konusunda bir uzlaşmaya varmak ve İbrahim Anlaşmaları’nı zayıflatmak.

Marom, “Onlar iki hedefe ulaşmaya çalışıyor. Diğer tüm konuları ertelerken nükleer bomba ve başa çıkılması zor olacak balistik füze cephaneliğine ulaşmak için zamana karşı yarışıyorlar. ABD’nin İran’daki sivil altyapıya yönelik geniş çaplı saldırısı rejimin düşmesine yol açabilir; onlar da bunun olmasını istemiyor ve bu nedenle süreci uç noktaya taşıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

Marom, mevcut koşullarda İsrail’in atması gerektiğini düşündüğü bazı adımları da sıraladı.

“Son derece önemli birkaç şeyi yapmalıyız. Bunlardan biri Lübnan’la yürütülen müzakerelere bağlı kalmak. Bu müzakerelerin çökmesine izin vermemeliyiz; çünkü bu durum İranlılar için büyük bir baskı unsuru oluşturuyor. Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım’ın, Lübnan ordusunun Güney Lübnan’a girerek İsrail ordusunun bölgeden çıkarılmasına yardımcı olmaya hazır olduğunu açıkladığını görüyoruz. Bütün bunların amacı müzakereleri baltalamak” dedi.

Marom sözlerini şöyle sürdürdü:

“İkinci olarak İsrail her an saldırı düzenlemeye hazır olmalı. ABD saldırısı gerçekleşmezse İran kırmızı çizgileri aşacak; çünkü hem nükleer alanda hem de balistik füzelerde hızla ilerleme kaydediyorlar. İsrail’in, tek başına hareket etmek zorunda kalsa bile İran’daki üretim tesislerine saldırmaktan başka seçeneği kalmayabilir. Bu durum ABD ile dahi karşı karşıya gelmeye yol açabilir.”



Senato için yarışan iki Cumhuriyetçi aday, İran savaşının hızla sona erdirilmesini istedi

Michigan’da Demokrat aday Abdul el-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers (Reuters)
Michigan’da Demokrat aday Abdul el-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers (Reuters)
TT

Senato için yarışan iki Cumhuriyetçi aday, İran savaşının hızla sona erdirilmesini istedi

Michigan’da Demokrat aday Abdul el-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers (Reuters)
Michigan’da Demokrat aday Abdul el-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers (Reuters)

ABD Senatosu’ndaki iki sandalye için çekişmeli yarışlara giren iki Cumhuriyetçi aday, dün İran savaşının bir an önce sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Bu açıklamalar, yakıt fiyatlarının yükselmesine ve özellikle motorin fiyatlarının rekor seviyelere çıkmasına yol açan savaş konusunda, koltuklarını kaybetme riski taşıyan adayların Başkan Donald Trump’tan uzaklaşmaya çalıştığının son işareti oldu.

Michigan’da Demokrat aday Abdul El-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers ile Iowa’da Demokrat Josh Tork’a karşı yakın bir yarışın içinde olan Ashley Hinson, daha önce Trump’ın Tahran’a saldırı düzenleme yetkisini desteklemiş olmalarına rağmen, dün İran konusunda daha yatıştırıcı bir söylem benimsedi.

Bu değişim, halen Temsilciler Meclisi’nde görev yapan Hinson açısından özellikle dikkat çekiciydi. Hinson, Trump’ın savaşı sürdürme yetkisini sınırlandırmayı amaçlayan Meclis girişimlerine altı kez karşı oy kullandı; bunlardan biri geçen hafta yapılan oylamaydı.

Hinson sosyal medyada yaptığı paylaşımda, “Iowalılar ekonomik baskı altında ve İran’daki savaşın maliyetini akaryakıt istasyonlarında ya da marketlerde ödemek zorunda kalmamalı” ifadelerini kullandı. Hinson, benzin vergilerinin askıya alınması, motorin ihracatının geçici olarak durdurulması ve başka önlemlerin alınmasının yanı sıra savaşın “başarıyla ve derhal” sona erdirilmesi çağrısında bulundu.

Bu açıklamalar, yaklaşık yedi aydır devam eden çatışmanın kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde siyasi bir yüke dönüşmesinden endişe eden ve koltuklarını kaybetme riski bulunan bazı Cumhuriyetçi adayların artan kaygısını gösteriyor. Ara seçimler, Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi ve Senato’daki kritik çoğunluklarını koruyup koruyamayacağını belirleyecek.

Enflasyonun yükselmeye devam ettiği bir dönemde Amerikalıların Trump’ın hem ekonomiyle hem de İran savaşıyla ilgili politikalarına yönelik memnuniyetsizliği de arttı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Reuters/Ipsos tarafından gerçekleştirilen ve sonuçları dün yayımlanan son ankete göre Trump’ın görev onayı yüzde 32’ye gerileyerek, siyasi kariyerindeki en düşük seviyeye indi.


Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu’na gitmeden önce İran’ın tutumlarını savunacağına söz verdi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
TT

Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu’na gitmeden önce İran’ın tutumlarını savunacağına söz verdi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’na katılmak üzere bugün New York’a hareket ederken, ABD ile savaşın ortasında yapılacak toplantılarda ülkesinin tutumlarını kararlılıkla savunacağı taahhüdünde bulundu.

İran devlet televizyonunun Pezeşkiyan’ın ülkeden ayrılmadan önce yaptığı açıklamalardan aktardığına göre Pezeşkiyan, “Savaştan başımız dik çıktık. Bu hepimiz için bir onur ve gurur kaynağıdır. Bu nedenle uluslararası platformlarda tutumlarımızı kararlılıkla savunacağız” dedi.

Pezeşkiyan, “Bu fırsatı, İran’ın içinde bulunduğu zor durumu uluslararası toplumun dikkatine mümkün olan en iyi şekilde sunmak için kullanacağız. Muhaliflerimize, İran halkının tüm bu haksızlıklara rağmen direnişini sürdürdüğünü vurgulayacağız” ifadelerini kullandı.

Pezeşkiyan, şubat ayında İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla Ortadoğu’da savaşın başlamasından bu yana ABD’ye giden en üst düzey İranlı yetkili konumunda. Pezeşkiyan’ın yarın BM Genel Kurulu’na hitap etmesi bekleniyor.

ABD, İran heyetinin bir bölümünün BM toplantılarına katılmasına izin verirken, Dışişleri Bakanlığı’na göre heyet üyelerine geçen yıl uygulananlara benzer kısıtlamalar getirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de ülkesinin BM Genel Kurulu toplantılarına katılacak diplomatik heyetine başkanlık etmek üzere dün New York’a ulaştı. Bu bilgi İran Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklandı.

İran devlet televizyonu, Arakçi’nin New York’a ulaşmasının ardından BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ve görüşmede Genel Kurul gündemine ilişkin görüş alışverişinde bulunulduğunu bildirdi.

İran medyası Arakçi’nin, “En önemli hedefimiz, İran halkının meşru haklarını ve çıkarlarını savunmak için bu büyük uluslararası platformdan yararlanmaktır” dediğini aktardı.

Stratejik Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ise Tahran ile Washington arasındaki anlaşmazlığın merkezindeki konulardan biri olmaya devam ediyor.

İran, ABD ve İsrail’in savaşı başlatmasından bu yana Hürmüz Boğazı’nı büyük ölçüde kapalı tutuyor. Savaş öncesinde dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının beşte biri bu su yolundan geçiyordu.

Buna karşılık ABD, İran limanlarına abluka uygularken, İran’ı mali açıdan sıkıştırmak amacıyla ülkeye yönelik ekonomik baskıyı artırıyor.


ABD, Grönland’da iki askeri üs açacak

Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
TT

ABD, Grönland’da iki askeri üs açacak

Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)
Grönland’da Danimarka Silahlı Kuvvetleri’nin Arktik Komutanlığı tarafından düzenlenen bir tatbikata katılan askerler, (Arşiv, Reuters)

Üç kaynağın verdiği bilgiye göre ABD, Grönland’ın güneyinde Soğuk Savaş döneminden kalma eski bir askeri üssü yeniden açmayı ve Danimarka’nın köpekli kızak devriyeleri tarafından halen kullanılan doğu kıyısındaki bir üste askeri varlığını sürdürmeyi planlıyor. Bu düzenlemeler, ABD, Danimarka ve Grönland arasında bugün imzalanması beklenen anlaşma kapsamında hayata geçirilecek.

İki kaynak, söz konusu noktaların, ABD’nin 1950’li yıllarda Blue West One askeri üssünü kapatmasının ardından nüfusu birkaç düzine kişiye kadar gerileyen Narsarsuaq ile halen Danimarka Özel Kuvvetleri’ne bağlı Sirius köpekli kızak devriyesi tarafından kullanılan, doğu kıyısındaki uzak bir askeri nokta olan Mestersvig olduğunu belirtti.

Danimarka, Grönland ve ABD’nin yeni anlaşmayı, bugün New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları kapsamında imzalaması bekleniyor.

Anlaşmanın metni kamuoyuna açıklanmadı. Kimliklerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar Şarku’l Avsat’a, anlaşmanın ayrıntılarının imza tarihine kadar kesinleşmeyeceğini söyledi. Danimarka ve Grönland hükümetleri ile Beyaz Saray, yorum talebine henüz cevap vermedi.

Danimarka, anlaşmanın Arktik bölgesinin güvenliğini yalnızca ABD ile Danimarka arasındaki ikili bir düzenleme olmaktan çıkararak, NATO’nun gözetimine bırakacağını ifade ediyor.

Anlaşma, ABD Başkanı Donald Trump’ın aylardır sürdürdüğü baskıların ardından yapılıyor. Trump uzun süredir ABD’nin Grönland’ın kontrolünü ele geçirmesini istediğini dile getiriyor; ayrıca Danimarka’ya bağlı özerk bölgeyi elde etmek için zaman zaman askeri veya ekonomik güç kullanma ihtimalini de dışlamadı.