Uyuşturucu Hartum’u istila ediyor; savaş krizi derinleştirirken gençleri tehdit ediyor

Sokaklarda, kafelerde ve eğitim kurumlarının çevresinde uyuşturucu dağıtım ağları genişliyor; yetkililer ise savaştan geri kalmayacak gizli bir mücadele veriyor

Sudanlı yetkililer, büyük miktarlarda uyuşturucu ele geçirmek için aralıksız operasyonlar yürütüyor. (Sudan Gümrük İdaresi)
Sudanlı yetkililer, büyük miktarlarda uyuşturucu ele geçirmek için aralıksız operasyonlar yürütüyor. (Sudan Gümrük İdaresi)
TT

Uyuşturucu Hartum’u istila ediyor; savaş krizi derinleştirirken gençleri tehdit ediyor

Sudanlı yetkililer, büyük miktarlarda uyuşturucu ele geçirmek için aralıksız operasyonlar yürütüyor. (Sudan Gümrük İdaresi)
Sudanlı yetkililer, büyük miktarlarda uyuşturucu ele geçirmek için aralıksız operasyonlar yürütüyor. (Sudan Gümrük İdaresi)

Sudan’ın başkenti Hartum’da uyuşturucu ticareti ve kullanımının hızla yaygınlaştığı belirtilirken, resmi makamlar bunun gençlerin geleceği açısından doğrudan bir tehdide dönüşebileceği uyarısında bulunuyor. Savaşın denetim ve tedavi mekanizmalarını zayıflatması, kaçakçılık ve uyuşturucu satış ağlarının sokaklarda, kafelerde ve eğitim kurumlarının çevresinde faaliyet göstermesi için elverişli bir ortam oluşturdu.

Şarku’l Avsat’ın Hartum’da Nil Nehri’ne bakan bölgelerde yaptığı saha çalışması, her gün saat 09.00 ile 13.00 arasında çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu onlarca kişinin uyuşturucu temin etmek amacıyla bölgeye geldiğini ortaya koydu. Bu hareketlilik, hükümetin Hartum’un Hızlı Destek Kuvvetleri’nden (HDK) geri alınmasının ardından başkente dönmesine rağmen devam ediyor.

Uyuşturucuyla Mücadele Genel İdaresi Başkanı Tümgeneral Muhammed Ahmed el-Emin, uyuşturucu satış ağlarının genellikle gizlilik içinde faaliyet gösterdiğini söyledi. Ancak saha çalışmasının, uyuşturucu satışının ve kullanımının artık açıkça gerçekleştirildiğini ortaya koyduğunu belirten el-Emin, bölgede esrar dumanının etrafı kapladığını ifade etti.

Sudanlı yetkililer, Captagon haplarının üretildiği yerleri ele geçirmeyi başardı. (AFP)
Sudanlı yetkililer, Captagon haplarının üretildiği yerleri ele geçirmeyi başardı. (AFP)

Şarku’l Avsat, uyuşturucu satıcılarından birini de görüntüledi. 50’li yaşlarında, şık giyimli ve siyah gözlüklü olan adamın elinde dizüstü bilgisayar çantasını andıran bir çanta bulunuyordu. Ancak çantada çeşitli türlerde uyuşturucular yer alıyordu. Şarku’l Avsat, gençlerden birinin adama yaklaşarak selamlaştığını ve uyuşturucu madde olduğu tahmin edilen haplar karşılığında kendisine para verdiğini gözlemledi.

Savaşın ateşinden kurtulan ağaçların arasında bulunan başka bir noktada ise 20’li yaşlarında bir kadın, kurşun izleri bulunan otomobiliyle durdu. Bir kişiyle şakalaştıktan sonra bu kişi kadına küçük beyaz bir poşet verdi ve kulağına bir şeyler fısıldadı. Kadın ise kısa süre içinde bölgeden ayrıldı.

Görgü tanıkları, uyuşturucu alımının, maddenin türü ve teslimat yerinin önceden telefonla belirlenmesinin ardından birkaç dakika içinde gerçekleştirildiğini söyledi. Tanıklar, satıcıların polis baskınlarından kaçınmak amacıyla yerlerini sürekli değiştirdiğini belirtti.

Uyuşturucu ticaretinin bazı kafelerde de sürdüğü, talep edilen maddelerin ‘delivery’ hizmetiyle müşterilere ulaştırıldığı bildirildi. Teslimat sırasında ortaya çıkan riskler nedeniyle fiyatların daha yüksek olduğu belirtilirken, tek dozun fiyatının 15 ila 50 Sudan cüneyhi, yani yaklaşık 3 ila 10 ABD doları arasında değiştiği kaydedildi.

Hartum Valisi Ahmed Osman Hamza da daha önce bazı kafelerde uyuşturucu ticareti ve kullanımının bulunduğunu kabul etmişti. Hamza, bu durumun eğitim kurumlarına ve çocuklara kadar yayılabileceği uyarısında bulunarak başkentin coğrafi yapısı ve geniş yüzölçümünün uyuşturucu üretimi, ticareti ve kullanımındaki artışa katkıda bulunduğuna işaret etmişti.

Üç uyuşturucu türü

Uyuşturucuyla Mücadele Genel Müdürlüğü Teknik İşler Dairesi Başkanı Yarbay Zahir Halefullah, uyuşturucu maddeleri üç ana gruba ayırıyor. Bunların ilki, kenevirden elde edilen esrar gibi bitkisel kaynaklı doğal uyuşturucular. İkinci grupta, doğal maddelerin kimyasal işlemlerden geçirilmesiyle elde edilen yarı sentetik uyuşturucular yer alıyor. Üçüncü grubu ise laboratuvarlarda üretilen sentetik uyuşturucular oluşturuyor. Halefullah, burada uyuşturucu kavramının yaygın anlamıyla kullanıldığını ve etkileri birbirinden farklı maddeleri kapsadığını belirterek bunlar arasında yatıştırıcılar, uyarıcılar ve halüsinojen maddelerin bulunduğunu söyledi.

Uyuşturucuyla Mücadele Genel Müdürlüğü Teknik İşler Dairesi Başkanı Yarbay Zahir Halefullah (Şarku’l Avsat)
Uyuşturucuyla Mücadele Genel Müdürlüğü Teknik İşler Dairesi Başkanı Yarbay Zahir Halefullah (Şarku’l Avsat)

Halefullah, Hartum’da en yaygın sentetik uyuşturucuların başında ‘ice’ ya da kristal metamfetaminin geldiğini belirtti. Yerel olarak ‘şabu’ adı verilen bu madde, merkezi sinir sistemi üzerinde son derece güçlü uyarıcı etkiye sahip. Buz veya şap taşını andıran şeffaf kristaller halinde bulunan maddeye, kullanıcılar ve satıcılar tarafından ‘buz’ ve ‘şeytan’ gibi isimler veriliyor. Halefullah, söz konusu maddenin ağız yoluyla alınabildiğini, burundan çekilebildiğini, içilebildiğini veya enjekte edilebildiğini belirterek kullanımının halüsinasyonlara ve psikolojik bozukluklara yol açabileceğini söyledi. Metamfetaminin ayrıca burun, akciğer, karaciğer, böbrek, dişler, kalp ve beyin üzerinde ciddi hasara neden olabildiğini belirten Halefullah, aşırı dozun ise ölüme yol açabileceği uyarısında bulundu.

Halefullah, söz konusu maddenin yüksek fiyatının bazı kullanıcıları son derece tehlikeli bir yönteme yönelttiğini de söyledi. Buna göre bazı kişiler, maddeyi kısa süre önce kullanmış bir kişinin kanını çekerek kendi vücutlarına enjekte ediyor. Bu kişilerin, kanın uyuşturucunun bir bölümünü içerdiğine inandığı belirtilirken Halefullah, söz konusu uygulamanın HIV, viral hepatit ve bakteriyel enfeksiyonlara yakalanma riskini artırdığı uyarısında bulundu.

Uyuşturucuyla Mücadele Genel İdaresi Başkanı Tümgeneral Muhammed Ahmed el-Emin (Şarku’l Avsat)
Uyuşturucuyla Mücadele Genel İdaresi Başkanı Tümgeneral Muhammed Ahmed el-Emin (Şarku’l Avsat)

Ice’ın ilk dozunun kullanılması kişinin mutlaka bağımlı olacağı anlamına gelmese de metamfetamin, güçlü psikolojik ve fiziksel bağımlılık oluşturma özelliğine sahip. Bu durum, kişinin uyuşturucu kullanımını kontrol edememesine ve yol açtığı sağlık, psikolojik ve sosyal zararlara rağmen kullanmaya devam etmesine neden olabiliyor.

Uyuşturucuyla Mücadele Genel İdaresi Başkanı Tümgeneral Muhammed Ahmed el-Emin, savaşın başlamasının ardından uyuşturucu kullanımının belirgin biçimde arttığını belirterek, bu durumu ‘savaş kadar tehlikeli, gizli bir mücadele’ olarak nitelendirdi. El-Emin, uyuşturucu kullanımının insan kaynaklarını hedef aldığını söyledi. El-Emin, HDK’yi, kontrolü altındaki bölgelerde uyuşturucu üretmek ve dağıtmakla suçladı. HDK’nin elinden alınmasının ardından Bahri kentinin kuzeyindeki Cili bölgesinde bir uyuşturucu imalathanesinin ele geçirildiğini belirtti.

Uyuşturucuyla mücadele stratejisinin üç temel başlığa dayandığını ifade eden el-Emin, bunların arzın azaltılması, talebin düşürülmesi ve bağımlıların tedavisi olduğunu söyledi. Arzın azaltılması kapsamında uyuşturucu tohumlarının ekim bölgelerine ulaşmasının engellenmesi, ekinlerin imha edilmesi ve kaçakçılık şebekelerinin takibe alınması hedefleniyor. Talebin azaltılması için ise okullarda ve gençlik merkezlerinde bilinçlendirme kampanyaları düzenlenirken, bağımlıların tedavisi sağlık kuruluşlarıyla koordinasyon içinde yürütülüyor.

El-Emin, daha önce yaptığı bir açıklamada, orduyu destekleyen bazı silahlı unsurların da uyuşturucu ticaretine karıştığını kabul etmişti. El-Emin, suç şebekelerinin gelişmiş teknolojiler kullandığını ve bu nedenle polisin faaliyetlerinin tamamını takip etmesinin mümkün olmadığını belirtmişti.

Sudan Sağlık Bakanı Heysem Muhammed İbrahim (Bakanlık Basın Birimi)
Sudan Sağlık Bakanı Heysem Muhammed İbrahim (Bakanlık Basın Birimi)

Tedavi alanında ise Sağlık Bakanı Heysem Muhammed İbrahim, Hartum’daki Ticani el-Mahi Hastanesi’nin bağımlılık tedavisi bölümünün ve Abdulal el-İdrisi Kliniği’nin yeniden faaliyete geçirilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü, ayrıca Port Sudan’daki tedavi merkezlerinin de rehabilite edileceğini açıkladı. İbrahim, psikiyatri kliniklerine başvuran vakaların yüzde 60’ının bağımlılıkla bağlantılı olduğunu, kadınlar arasındaki bağımlılık oranında da artış kaydedildiğini belirtti. 25-30 yaş grubunda uyuşturucu kullanım oranının ise yaklaşık yüzde 55’e ulaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan uyuşturucu kullanıcılarından biri, bazı satıcıların gençleri İce’ın ilk dozunu ücretsiz vererek uyuşturucuya alıştırdığını, ardından sonraki dozların ücretini talep ettiğini anlattı. Bunun bazı kullanıcıları para bulmak için hırsızlık yapmaya veya başka suçlara yönelttiğini belirten kişi, uyuşturucu parasını temin etmek amacıyla suç işlendiğini söyledi. Halefullah da uyuşturucu parasını karşılamak amacıyla cinayet dahil çeşitli suçların işlendiğini doğruladı.

Uyuşturucu bağımlılığından kurtulan ve adını açıklamak istemeyen bir kişi ise 15 yıl önce Hartum’daki köklü üniversitelerden birine girdikten sonra bir sınıf arkadaşının kendisini uyuşturucuya yönlendirmesiyle kullanmaya başladığını anlattı. Yıllar boyunca bağımlılıkla mücadele eden kişi, tedavi gördükten sonra 2022’nin sonunda bağımlılıktan kurtulduğunu söyledi.

Sudan Güvenlik ve Savunma Konseyi de hukuki mücadeleyi sıkılaştırmak amacıyla bu hafta uyuşturucu suçlarına bakmak üzere özel mahkemeler kurulmasına karar verdi. Ancak uyuşturucu sorunuyla mücadelede başarı, mücadele birimlerinin kapasitesinin güçlendirilmesine, tedavi merkezlerinin yaygınlaştırılmasına ve bağımlılığın sağlık, sosyal ve güvenlik boyutları iç içe geçmiş bir sorun olarak ele alınmasına bağlı görünüyor. Bu durum, kapsamlı bir mücadele ve müdahale mekanizmasını gerekli kılıyor.



Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.


Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
TT

Irak Kürdistanı, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı

Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)
Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreninde konuşurken (Bölge Başkanlığı)

Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki “Kardeşler Savaşı” sırasında bölünmelerinin üzerinden 30 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra, Irak’ın kuzeyindeki Kürdistan Bölgesi yönetimi dün, Peşmerge güçlerinin birleştirildiğini açıkladı. Bu adımın, güvenlik ve siyasi açıdan bölünmüş Kürt cephesinin birliğine katkı sağlaması bekleniyor.

Peşmerge güçlerinin birleştirilmesi töreni, bölge başkanı ve aynı zamanda Peşmerge güçlerinin başkomutanı olan Neçirvan Barzani’nin gözetiminde Erbil’de düzenlendi. Törene Başbakan Mesrur Barzani de katıldı. Irak Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Ofisi Direktörü Abdülemir eş-Şemri de törende hazır bulundu.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, güçlerin Peşmerge Bakanlığı çatısı altında birleştirilmesinin tamamlanmasını memnuniyetle karşıladığını belirtti.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Peşmerge saflarındaki bölünmenin kökeni, güçlerin iki ayrı yapıya ayrıldığı 1990’ların ortalarına dayanıyor. Bu yapılardan biri Kürdistan Demokratik Partisi’ne, diğeri ise Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne bağlıydı.


Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde bir Libyalının yargılanması, Dibeybe’ye karşı öfkeyi körüklüyor

Libya’nın başkentindeki Cuma Pazarı’nın şeyhleri ve sakinlerinden oluşan el-Hişri destekçileri, 20 Eylül 2026 (Cuma Pazarı Sosyal Konseyi tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)
Libya’nın başkentindeki Cuma Pazarı’nın şeyhleri ve sakinlerinden oluşan el-Hişri destekçileri, 20 Eylül 2026 (Cuma Pazarı Sosyal Konseyi tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)
TT

Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde bir Libyalının yargılanması, Dibeybe’ye karşı öfkeyi körüklüyor

Libya’nın başkentindeki Cuma Pazarı’nın şeyhleri ve sakinlerinden oluşan el-Hişri destekçileri, 20 Eylül 2026 (Cuma Pazarı Sosyal Konseyi tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)
Libya’nın başkentindeki Cuma Pazarı’nın şeyhleri ve sakinlerinden oluşan el-Hişri destekçileri, 20 Eylül 2026 (Cuma Pazarı Sosyal Konseyi tarafından yayınlanan videodan alınan ekran görüntüsü)

Libya'nın başkenti Trablus’taki cezaevlerinden birinin eski müdürü olan ve halen Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) yargılanan Halid el-Hişri’nin destekçileri, Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe’ye yönelik protestolarını artırdı. Destekçiler, başsavcıdan derhal harekete geçerek Hişri’nin Libya’ya geri getirilmesini ve ülkede yargılanmasını talep etti.

‘Ölüm meleği’ lakabıyla anılan 48 yaşındaki Hişri, 2015 yılının Şubat ayı ile 2020’nin başları arasında Trablus’ta yönettiği Mitiga Cezaevi’nde işlendiği öne sürülen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlarla ilgili 17 suçlamayla karşı karşıya bulunuyor.

fgthy
Savaş suçları işlemekle suçlanan Libyalı Halid el-Hişri (Uluslararası Ceza Mahkemesi)

Hişri’nin yakalanmasından bu yana açılan dava, Dibeybe’yi ‘sanık sandalyesine’ oturttu. Siyasi çekişmelerin yaşandığı süreçte muhalifleri öfkelerini Dibeybe’ye yöneltirken, Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu, Hişri’nin Temmuz 2025’te Almanya’da yakalanmasını ve Lahey’deki UCM’nin gözaltı merkezine nakledilmesini memnuniyetle karşılamıştı.

UCM, 14 Eylül’de aldığı kararla Hişri’nin yargılanmasına gelecek yıl 4 Mayıs’ta başlanmasını kararlaştırdı. Böylece Hişri, Birleşmiş Milletler’in (BM) 2011’de verdiği yetki doğrultusunda Libya’da başlatılan soruşturma kapsamında UCM’de yargılanan ilk Libyalı şüpheli olacak.

Hişri’nin destekçileri pazar akşamı Trablus’un Cuma Pazarı bölgesi ile başkentin çevresindeki bölgelerin sosyal konseyi önünde toplandı. Hişri’nin yargılanmasını protesto eden göstericiler, “Sessiz kalmayacak ve geri adım atmayacağız. Onu Libya’ya geri getirmek ve ülkenin yargısı önünde yargılanmasını sağlamak için tüm hukuki yollara başvuracak ve barışçıl yöntemleri kullanacağız. Ardından onun tutuklanmasına neden olan herkesin hesap vermesini sağlamak için çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Gösteriye Cuma Pazarı ve çevre bölgeler ile Büyük Trablus bölgesindeki çeşitli kesimlerden şeyhler ve gençler katıldı. Göstericilerden biri tarafından okunan bildiride, Hişri’nin UCM’de yargılanmasına tepki gösterilerek, “O bir suçlu değil. Devletin ortadan kaybolduğu ve düzensizliğin yayıldığı dönemde öne çıkan, onurlu insanların çağrısına kulak veren adamlardan biriydi” denildi.

UCM savcıları daha önce mahkeme hakimlerine Hişri’nin ‘merhamet göstermeden işkence yapmasıyla’ tanındığını söylemiş, bu nedenle tutukluların kendisine ‘Azrail’ lakabını taktığını belirtmişti.

UCM’nin 4 Mayıs’ta düzenlediği önceki duruşmada savcılar, Hişri’nin Libya’da Terörizm ve Organize Suçlarla Mücadele Birimi tarafından yönetilen Mitiga Cezaevi’nin kadınlar bölümünden sorumlu olduğunu belirtmişti. Savcılar, “Binlerce mağdur yasal dayanak olmaksızın, insanlık dışı koşullarda gözaltına alındı ve tutuldu; sistematik biçimde kötü muamele ve işkenceye maruz bırakıldı” ifadelerini kullanmıştı.

u
Uluslararası Ceza Mahkemesi (AP)

Terörizm ve Organize Suçlarla Mücadele Birimi’nin kalesi olarak görülen Cuma Pazarı sakinleri, mesajlarını ‘Libya ve dünya kamuoyuna; tüm özgür ve onurlu insanlara’ ileterek, “Uzun süren sessizliğin ve sabrın taşmasının ardından sesimizi yükseltiyor, Trabluslu Halid el-Hişri’nin maruz kaldığı haksız tutuklamayı en güçlü şekilde kınıyor ve reddediyoruz” ifadelerini kullandı.

Toplanan kalabalık, Dibeybe hükümetini, “Bu utanç verici eylemde suç ortaklığı yapmak ve Libya’nın Roma Statüsü’nü imzalamamış veya onaylamamış olmasına rağmen UCM’ye Hişri’yi yakalaması için yeşil ışık yakmakla” suçlayarak ‘tam sorumluluk’ taşıdığını savundu. Göstericiler ayrıca Alman hükümetini, ‘dosyanın tamamen siyasi nitelikte olduğunu bildiği halde’ Hişri’nin teslim edilmesini kolaylaştırmakla suçladı.

Yargıç Althea Windsor 14 Eylül’de yaptığı açıklamada, davanın ‘adil ve hızlı, herhangi bir gerekçesiz gecikme olmaksızın’ yürütülmesini istediğini belirtmişti. Windsor, iddia edilen suçların işlenmesinin üzerinden en az altı yıl geçtiğine dikkat çekmişti. Hişri’nin mağdurları ise yargılamanın mümkün olan en kısa sürede başlamasını talep ediyor.

Bununla birlikte Hişri’nin destekçileri, onun ‘organize suç, DEAŞ ve adam kaçırma ile silahlı soygunlarla mücadelede ön saflarda yer aldığını’ savunuyor. Destekçileri açıklamalarında, “Hişri'nin yaptığı ve gurur duyduğumuz, geri adım atmayacağımız şey bir suç değil, şereftir; suçlama değil, bir onurlandırmadır. Ayrıca tutuklanmasının, Mayıs 2025’te Trablus’ta yaşanan olaylar ve gösterilerin ardından gerçekleşmesi, dosyanın siyasi olduğuna dair hiçbir şüpheye yer bırakmıyor” ifadelerini kullandı.

yujmk
Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, Kasım 2024’te Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Kerim Han’ı kabul ederken (Dibeybe’nin ofisi)

Hişri’ye yöneltilen suçlamalar arasında işkence ve öldürme, öldürmeye teşebbüs, kişisel onur ve haysiyete yönelik ağır saldırı, zalimane ve insanlık dışı muamele ile tutuklulara yönelik tecavüz ve diğer cinsel şiddet türleri yer alıyor.

4 Mayıs’ta düzenlenen duruşmada Hişri’nin avukatı, müvekkilinin kendisine yöneltilen tüm suçlamaları reddettiğini belirtti. Avukat ayrıca Hişri’nin, davasının mahkemenin yargı yetkisi kapsamında olmadığı gerekçesiyle yargılanmasına itiraz ettiğini ancak mahkemenin bu itirazı reddettiğini aktardı.

vrgthyju
Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Adalet Bakanı Halime İbrahim (Bakanlık Medya Ofisi)

UBH’nin 20 Haziran 2024’te, Adalet Bakanlığı aracılığıyla UCM Savcılığı’na gönderdiği resmi yazıyla, Roma Statüsü’nün 12. maddesinin 3. fıkrası kapsamında mahkemenin yargı yetkisini kabul ettiği belirtiliyor. Söz konusu fıkra, üye olmayan devletlerin kendi topraklarında işlenen suçlarla ilgili olarak mahkemenin yargı yetkisini kabul etmesine veya bu suçları mahkemeye sevk etmesine olanak tanıyor.