Gazze ateşkesleri… Fırsatların kaçırılması ve yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesinin ardından daha kötü anlaşmaların kabulü

15 Mayıs 2026 gecesi Gazze şehrinin er-Rimal mahallesinde Hamas askeri komutanı İzzeddin el-Haddad’ın hedef alınması sırasında İsrail’in bombaladığı bir konutta yangın çıktı. (EPA)
15 Mayıs 2026 gecesi Gazze şehrinin er-Rimal mahallesinde Hamas askeri komutanı İzzeddin el-Haddad’ın hedef alınması sırasında İsrail’in bombaladığı bir konutta yangın çıktı. (EPA)
TT

Gazze ateşkesleri… Fırsatların kaçırılması ve yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesinin ardından daha kötü anlaşmaların kabulü

15 Mayıs 2026 gecesi Gazze şehrinin er-Rimal mahallesinde Hamas askeri komutanı İzzeddin el-Haddad’ın hedef alınması sırasında İsrail’in bombaladığı bir konutta yangın çıktı. (EPA)
15 Mayıs 2026 gecesi Gazze şehrinin er-Rimal mahallesinde Hamas askeri komutanı İzzeddin el-Haddad’ın hedef alınması sırasında İsrail’in bombaladığı bir konutta yangın çıktı. (EPA)

Mısır’ın el-Alameyn kentinde birkaç gün önce, Hamas heyetinin davetiyle Filistinli grupların katıldığı bir toplantı düzenlendi. Toplantıda, ateşkesin ikinci aşamasına ilişkin arabulucular ve Gazze Barış Kurulu ile varılan anlaşma hakkında gruplara bilgi verildi. Toplantıda, gruplardan birinin üst düzey bir ismi, söz konusu anlaşmanın iki ay içinde hatta daha önce hayata geçirilebileceğini ve böylece can ve mal kayıplarının daha da azaltılabileceğini söylemekten çekinmedi.

“Doğrudan böyle bir açıklama yapan kişi, son yıllarda Hamas’a yakınlaşan gruplardan birinin genel sekreter yardımcısıydı” diyen iki kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, benzer ifadelerin son aylarda düzenlenen önceki toplantı ve görüşmelerde de dile getirildiğini belirtti. Bu sözlerin, yıllarca Hamas ile karşı karşıya gelen, ancak daha sonra Gazze Şeridi’ndeki sorunların çözümünde temel aktörlerden biri haline gelen başka grup yöneticileri tarafından da dile getirildiği kaydedildi.

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda, binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (Arşiv – Reuters)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda, binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler (Arşiv – Reuters)

Yol haritası

Geçtiğimiz nisan ayının ortalarından sonra Hamas’ın müzakere heyetine, Kahire’deki bir toplantıda, ikinci aşamaya ilişkin yol haritası sunuldu.

Ardından bir dizi görüşme ve toplantı gerçekleştirildi. Hamas’ın yaptığı değişiklikler ile İsrail’in bunları reddetmesi arasında süren karşılıklı müzakerelerde, Gazze Barış Kurulu ve ABD yönetiminin tutumları da sürece dahil oldu. Aylar süren zorlu müzakerelerin ardından, söz konusu yol haritasının sunulmasından 31 Temmuz’a kadar geçen sürede Gazze Şeridi çok sayıda can kaybına sahne oldu. 31 Temmuz’da Hamas, Gazze Barış Kurulu ve ABD Başkanı Donald Trump tarafından ikinci aşamaya ilişkin anlaşmaya varıldığı duyuruldu. Ancak Gazze’deki can kayıpları, 2 Ağustos’a kadar devam etti. O gün art arda düzenlenen saldırılarda 19’dan fazla Filistinli hayatını kaybetti.

Daha sonra Barış Kurulu, ABD’nin baskısıyla İsrail’i Gazze Şeridi’ndeki saldırılarını geçici olarak durdurmaya zorlamayı başardı.

Hamas’ın askeri kanadı İzzeedin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, Gazze, 25 Kasım 2025 (EPA)
Hamas’ın askeri kanadı İzzeedin el-Kassam Tugayları’na mensup savaşçılar, Gazze, 25 Kasım 2025 (EPA)

Değişiklikler ve şartlar arasında, Gazze Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre mayıs ayında 119’dan fazla Filistinli hayatını kaybetti. Verilere göre kadınlar, çocuklar ve yaşlılar toplam can kayıplarının yüzde 30’unu oluşturdu. Bunların 19’u çocuk (yüzde 16), 10’u ise kadınlardan (yüzde 8,5) oluştu.

Geçtiğimiz temmuz ayında ise yılın başından bu yana en yüksek can kaybı kaydedildi. Bu dönemde 152 Filistinli öldürüldü. Hayatını kaybedenler arasında 21 çocuk, 14 kadın ve 4 yaşlı bulunuyordu.

Kahire’deki son toplantıya ve müzakerelere katılan Filistinli gruplardan birinin yetkilisi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, toplantı sırasında üst düzey yetkilinin yaptığı değerlendirmelerin tam olarak bu duruma işaret ettiğini söyledi. Kaynak, İsrail’in ‘direnişi’ silahlarını teslim etmeye zorlamak amacıyla geniş çaplı suikast ve öldürme operasyonları yürüttüğünü belirterek, arabulucular ve Barış Kurulu ile son görüşmelerde üzerinde mutabakata varılan hususların, daha önce sunulan önerinin aynısı olduğunu ve herhangi bir değişiklik içermediğini ifade etti.

Kaynak, tek farklılığın Hamas’a, Filistinli gruplara ve arabuluculara iletilen ABD güvencesi olduğunu belirtti. Buna göre İsrail’in operasyonlarını durdurması, ateşkesin ilk aşamasında kalan maddeleri uygulaması, ikinci aşamaya geçilmesi ve silahların üzerinde mutabakata varılacak bir mekanizma çerçevesinde sınırlandırılması öngörülüyor.

ABD’nin baskısına rağmen İsrail ise nihai onay konusunda hâlâ oyalama politikası izliyor. İsrail’in bu tutumu daha önce de birçok kez sergilediğine dikkat çekiliyor. Bu durum, arabulucuların yanı sıra mevcut ve önceki ABD yönetimlerinin yaklaşık üç yıldır savaş boyunca hayata geçirmeye çalıştığı her ateşkes girişiminin karşılaştığı çok sayıda engeli gözler önüne seriyor. Savaşın sona erdiğinin ilan edilmesine rağmen çatışmalar farklı biçimlerde sürüyor. Bunlar arasında suikastlar, öldürme operasyonları, evlerin yıkılması ve insani yardım miktarlarının manipüle edilmesi gibi uygulamalar yer alıyor.

Suçlama ve kınama

Kaynaklar, birçok fırsatın değerlendirilemediği ve son dönemde varılan anlaşmanın Filistinli gruplara sunulan seçenekler arasında belki de en kötüsü olduğu konusunda hemfikir. Kaynaklara göre artık geriye bu anlaşmayı kabul etmekten başka seçenek kalmadı.

Gazze’deki enkazlardan çıkarılan aynı aşirete mensup 112 kişinin cenaze töreninden (Arşiv – AFP)
Gazze’deki enkazlardan çıkarılan aynı aşirete mensup 112 kişinin cenaze töreninden (Arşiv – AFP)

Filistinli gruplardan birinin kaynağı, “İsrail’in Refah’ı işgal etmesinden önce, şu anda verilen tavizlerin sunulmasıyla bir anlaşmaya varılması mümkündü. Ancak bugün sunulan şartlar öncekinden çok daha kötü. Bununla birlikte işgal hükümetinin de anlaşmanın önüne engeller çıkardığını unutmamak gerekir” dedi.

Kaynak, Hamas’ı anlaşmayı engellemekle suçlamadığını, ancak hareketin daha iyi bir sonuç elde etmesinin mümkün olduğunu belirtti.

Hamas’tan üst düzey bir yetkili ise buna karşılık, “Halkımızın çıkarları doğrultusunda mümkün olan en iyi sonucu elde etmeye çalışıyorduk. Ancak dünyanın İsrail’le iş birliği yapması ve soykırım savaşını görmezden gelmesi, şu anda önümüzde bulunan şartları kabul etmemize yol açtı. Bu şartlar bizim açımızdan ağır olsa da bunları kabullenmiş değiliz. Fakat önümüzde kabul etmekten başka seçenek bulunmuyor” ifadelerini kullandı.

Kaynak, hareketin Gazze’deki liderleriyle ve Kassam Tugayları yöneticileriyle iletişimin zaman zaman tamamen kesildiğini, bazı dönemlerde ise iletişimin son derece zor olduğunu belirtti. Bunun, arabulucular tarafından sunulan önerilere yanıt verilmesini geciktirdiğini ve İsrail’in de bu durumu herhangi bir anlaşmayı başarısızlığa uğratmak için kullandığını söyledi. Kaynak ayrıca, sunulan bazı önerilerin Filistin halkının çıkarlarına hizmet etmediğini, aksine halk ve Filistinli gruplar üzerindeki baskıyı artırmayı amaçladığını belirterek, ortaya konulan tüm girişimlerin başarısızlığa uğramasından öncelikle İsrail’in sorumlu olduğunu vurguladı.

Gazze şehrinde arabasına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybeden Muhammed Derviş’in Deyr el-Balah’taki cenaze töreni öncesinde gözyaşı döken Filistinliler (Arşiv – AP)
Gazze şehrinde arabasına düzenlenen hava saldırısında hayatını kaybeden Muhammed Derviş’in Deyr el-Balah’taki cenaze töreni öncesinde gözyaşı döken Filistinliler (Arşiv – AP)

Hamas’ın müzakere heyetinde yer alan Gazi Hamad, son günlerde yaptığı açıklamada müzakerelerin zorlu ve çetin geçtiğini kabul etti. Anlaşmadan memnun olmadığını belirten Hamad, hareketinin Filistinliler için daha uygun koşullar oluşturacak daha iyi bir sonuç elde etmeyi umduğunu söyledi.

Önceki ateşkesler

Savaşın başlamasından bu yana Hamas ve İsrail’e, ateşkes anlaşmasına varılması amacıyla çok sayıda girişim ve öneri sunuldu. Bu çabalar kapsamında Kasım 2023’te Katar’ın arabuluculuğunda geçici bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma, esir takasını, Gazze Şeridi’ne yardım ve yakıt taşıyan kamyonların girişine izin verilmesini kapsıyordu. Ateşkes yaklaşık yedi gün yürürlükte kaldıktan sonra savaş yeniden başladı.

Ocak 2024’te ise Mısır, Katar ve ABD tarafından Paris’te düzenlenen bir toplantıda, esir takası karşılığında dört aylık ateşkes öngören bir teklif sunuldu. Ancak İsrail hükümeti bu öneriye derhal karşı çıktı.

Bunu izleyen aylarda Kahire ve Doha’da bir dizi müzakere turu gerçekleştirildi, ancak görüşmelerden sonuç alınamadı. Hamas, Mart ve Nisan 2024’te arabuluculara çeşitli taslak öneriler sundu ve bunları kabul ettiğini bildirdi. İsrail ise söz konusu önerileri reddetti ve mayıs ayının başında Gazze Şeridi’nin Mısır sınırındaki güney ucunda yer alan Refah kentine operasyon düzenledi.

İsrail, 27 Mayıs’ta ise sürdürülebilir bir sükûnet ve esir takasını öngören yeni bir teklif sundu. Öneride, yerlerinden edilen Filistinlilerin aramadan geçirildikten sonra Gazze’nin kuzeyine dönmesine izin verilmesi ve İsrail güçlerinin Philadelphia Koridoru’nda kalması öngörülüyordu. Hamas bu öneriyi reddetti.

Aynı ayın sonunda dönemin ABD Başkanı Joe Biden, üç aşamada uygulanması öngörülen bir teklif sundu. Plan; Gazze Şeridi’nden çekilmeyi, esir takasını, yeniden imar sürecini ve yerinden edilenlerin geri dönüşünü kapsıyordu. Hamas, teklife bazı değişiklikler yapılması şartıyla olumlu yaklaştı. Ancak Biden yönetimi daha sonra bu değişiklikleri reddetti. Binyamin Netanyahu hükümeti de öneriyi kabul etmedi ve Gazze Şeridi’nin Mısır sınırındaki en güney noktası olan Refah’taki operasyonlarını sürdürmekte ısrar etti.

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta İsrail hava saldırısının hedef aldığı bir araç (Arşiv – Reuters)
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Deyr el-Balah’ta İsrail hava saldırısının hedef aldığı bir araç (Arşiv – Reuters)

Aynı yılın haziran ayında Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi, Biden’ın Gazze’ye ilişkin önerisini destekleyen 2735 sayılı kararı kabul etti ve planın üç aşamada uygulanması çağrısında bulundu. Hamas, o dönemde kararı ‘ilkesel olarak’ kabul ettiğini açıkladı. Netanyahu hükümeti ise kararın maddelerine seçici biçimde yaklaştı ve kararın tamamını uygulamayı reddetti.

Arabulucular ve ABD yönetimi, tarafların tutumlarını birbirine yaklaştırmak için çabalarını sürdürdü. Ancak Hamas ve İsrail’in kendi şartlarında ısrar etmesi, müzakerelerin ivme kaybetmesine yol açtı. Bunun üzerine bazı arabulucu ülkeler, daha sonra yeniden başlatmak üzere arabuluculuk faaliyetlerini askıya aldıklarını açıkladı.

Donald Trump yönetiminin ocak ayında Beyaz Saray’a gelmesiyle müzakerelerde ilerleme sağlandı. Ateşkesin uygulanması, İsrail güçlerinin kademeli olarak çekilmesi, esir takasının güvence altına alınması ve Gazze Şeridi’nin yeniden imarı konusunda, tüm aşamaların uygulanmasına ilişkin açık bir yol haritasını içeren bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma 19 Ocak’ta yürürlüğe girdi. Esir takası başladı, yerinden edilen Filistinliler Gazze’nin güneyinden kuzeyine dönmeye başladı ve İsrail güçleri üzerinde mutabık kalınan bazı bölgelerden kademeli olarak çekildi.

Ancak İsrail, geçtiğimiz 18 Mart’ta Gazze Şeridi’ne yönelik savaşı yeniden başlattı ve tek gecede 120’den fazla Filistinliyi öldürdü. Bu saldırı, İsrail’in sınır kapılarını kapatmasından ve Netanyahu hükümetinin savaşın tamamen sona erdirilmesine yönelik bir sonraki aşamaya geçmekten geri adım atmasının ardından, Netzarim Koridoru’nun doğu bölümünü ani bir şekilde yeniden işgal etmesinden günler sonra gerçekleşti. Hamas ise esir takası aşamasının uzatılmasını reddetmişti.

Mısır, Katar ve Türkiye’nin yürüttüğü arabuluculuk çabaları ve ABD’nin desteği sonucunda, 2025 yılının eylül ayının sonu ile ekim ayının başında yeni bir anlaşmaya varıldı. Bu anlaşma, Trump’ın 20 maddelik planı çerçevesinde hazırlandı ve savaşın tamamen sona erdirilmesini öngören aşamaların uygulanmasını kapsıyordu. Bu kapsamda esir takası gerçekleştirildi, üzerinde mutabık kalınan planlar doğrultusunda İsrail güçlerinin kademeli olarak çekilmesine başlandı, sınır kapıları açıldı ve Gazze’ye insani yardım girişine izin verildi. Ancak İsrail bu süreçte çeşitli gerekçelerle çok sayıda ihlalde bulundu ve suikastlar gerçekleştirdi.

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında oturan bir Filistinli çocuk (Arşiv – AFP)
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda yıkılmış binaların enkazı arasında oturan bir Filistinli çocuk (Arşiv – AFP)

Bundan aylar sonra arabulucular, ikinci aşamaya geçilmesi ve birinci aşamadan geriye kalan maddelerin uygulanmasının güvence altına alınması amacıyla tarafların tutumlarını birbirine yaklaştırmak için yeniden devreye girdi. Bu çabalar, Trump’ın planında oluşturulması öngörülen ve Gazze’deki anlaşmayı destekleyecek Barış Kurulu’nun da desteğiyle yürütüldü. Amaç, Filistinli grupların silahlarını bırakmasını güvence altına alacak ve Gazze’de yeni bir dönemin başlamasını sağlayacak bir süreci hayata geçirmekti. Son dönemde varılan anlaşmayla da silahların sınırlandırılması konusunda mutabakata varıldı.

Başarısız olanların yanı sıra başarıya ulaşan ateşkesler boyunca binlerce Filistinli hayatını kaybetti. 7 Ekim 2023’ten bugüne kadar ölen Filistinlilerin sayısı 73 bin 384’ü, yaralananların sayısı ise 174 bini aştı. Gazze Şeridi’nin geniş kesimleri de büyük bir yıkıma uğradı.



Irak, “silahsızlanma” sürecini 2027’nin ortasına erteledi

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
TT

Irak, “silahsızlanma” sürecini 2027’nin ortasına erteledi

Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)
Irak Başbakanı Ali Zeydi, New York’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında (Hükümet basın ofisi)

Irak, silahlı grupların silahsızlandırılmasına yönelik planını 2027 yılının ortasına erteledi. Planın daha önce bu ayın sonunda uygulanmaya başlanması öngörülüyordu.

Irak Başbakanı Ali Zeydi, dün yaptığı açıklamada, silahlı grupların unsurlarının devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören bir plan açıkladı. Zeydi planın, grupların saldırılarını durdurmaları karşılığında ABD saldırılarına maruz kalmamalarını öngören 90 günlük bir aşamayla başlayacağını belirtti.

Ancak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Zeydi ile New York'ta gerçekleştirdiği görüşmenin ardından yayımlanan açıklamada, Irak Başbakanı ile “milislerin dağıtılması ve saldırılarının durdurulması” konusunda mutabakata vardığını söyledi.

ABD'nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Tom Barrack ise Irak'ın, “Haziran 2027 sonuna kadar askeri güce sahip tek makamın devlet olması” yönünde taahhütte bulunduğunu ifade etti.


Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
TT

Gazzeliler, alternatifleri olmaksızın yıkılma tehlikesi bulunan çatılar altında

Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)
Gazze kentinde yerinden edilen Filistinli Bassam Nasır, kendisi ve ailesinin barındığı yıkılmış bir binanın enkazı arasında duruyor (Şarku'l Avsat)

Gazze'deki yetkililer, bölgede sakinlerin yaşadığı ve yıkılma tehlikesi bulunan bina sayısının yaklaşık 2 bin olduğunu tahmin ediyor. Buna rağmen bölge halkı ve yetkililer, kendilerini barındıkları binaların çatılarının çökmesi tehlikesine karşı koruyabilecek herhangi bir alternatif bulunmadığını kabul ediyor.

Gazze kentinde bir hafta önce “Saade” binasının çökmesinden zarar gören kişiler ve görgü tanıkları, yaklaşan kış ve yağışlarla birlikte ortaya çıkabilecek tehlikelere ilişkin “Şarku'l Avsat”a konuştu. Görgü tanıkları ve mağdurlar, yağışların, İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşı sırasında hasar gören diğer binaların da çökmesini hızlandırabileceği uyarısında bulundu.


Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.