Yemen’de Husilerin başlattığı askeri tırmanışla eş zamanlı olarak örgütün lider kadrosu, kontrolü altındaki bölgelerde bulunan yönetim merkezlerinin yerlerini yeniden düzenledi. Kendilerine yönelik olası saldırılara karşı sıkı güvenlik önlemleri alan Husiler, Sana, Hudeyde, Saada ve diğer kentlerdeki bazı önemli otelleri güvenlik ve istihbarat birimleri ile sivil kurumların yönetimi için geçici karargâhlara dönüştürdü.
Yemenli güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı subayların tırmanışın yönetimini denetlediğini, İran’ın Sana Büyükelçisi Ali Muhammed Rızai’nin ise örgütün kontrolündeki bölgelerde güvenlik faaliyetlerini yöneten operasyon odasını bizzat denetlediğini belirtti.
Kaynaklara göre Husilerin uluslararası alanda tanınmayan hükümetinde görev yapan güvenlik ve istihbarat yetkilileri, bakanlar ve kamu kurumlarının başkanlarına otellere taşınmaları, burada konaklamaları ve görevlerini bu mekânlardan sürdürmeleri talimatı verildi. Kaynaklar, bu uygulamanın lider kadrolarını sivillerin ve otel müşterilerinin arasında saklayarak olası saldırılardan korunmayı amaçladığını ifade etti.

Kaynaklar, DMO’nun sahadaki tırmanışı ve buna eşlik eden medya söylemini takip etmek üzere özel bir operasyon odası kurduğunu bildirdi. Bu kapsamda kuşatma iddialarının gündeme getirilmesi ve kamu çalışanlarının maaşlarının ödenmesi çağrılarının öne çıkarılması da yer alıyor. Kaynaklara göre bu girişimle, tırmanışın iç meselelerle bağlantılı olduğu izlenimi oluşturulmaya çalışılırken, asıl hedefin Tahran’a ABD ile yaşadığı karşılaşmada destek sağlamak olduğu belirtiliyor.
Kaynaklar ayrıca İranlı subayların, meşru hükümeti destekleyen koalisyonun, geçmişteki bazı dönemlerde olduğu gibi Husilerin güvenlik, askeri ve hükümete bağlı üst düzey yöneticilerini hedef alan saldırılarla karşılık vermesini beklediğini aktardı. Bu beklentinin, Husileri lider kadrolarını korumak amacıyla ilave güvenlik tedbirleri almaya sevk ettiği ifade edildi.
‘Gizlenme yerleri’ olarak kullanılan oteller
Kaynaklara göre, bazı Husi liderleri Husilerin kontrolündeki başlıca kentlerde bulunan otellere yerleştirildi. Bu liderlerle onları yöneten makamlar arasında iletişimi sağlamak üzere güvenilir istihbarat unsurları görevlendirildi.
Söz konusu unsurlar, talimat ve talepleri kamu kurumları ile tesislerdeki alt kademelere iletmenin yanı sıra yeni ikamet yerlerinde bulunan liderlere gerekli bilgi ve ihtiyaçları da ulaştırıyor.

Kaynaklar, bu değişikliğin Husilerin hükümetinde görev yapan bakanlar ile kurum ve kuruluş başkanlarını da kapsadığını belirtti. Söz konusu yetkililere, Sana ve diğer kentlerde yerleştirildikleri otellerden çalışmalarını sürdürmeleri talimatı verilirken, genel faaliyetlerin yönetimi ikinci kademe yöneticilere bırakıldı.
Kaynaklara göre bu tedbirler, örgütün birinci kademe yöneticilerinden bazılarının ortadan kaybolması ve kamuoyu önüne çıkmaktan kaçınmasıyla eş zamanlı uygulandı. Söz konusu yöneticilerin daha güvenli bölgelere taşındığı belirtilirken, kaynaklar Husilerin aynı zamanda otellerde ek güvenlik önlemleri aldığını aktardı. Bu kapsamda bazı oteller, Husilerin kontrolündeki istihbarat ve polis birimlerine bağlı ağlara bağlandı. Bu uygulamayla otel müşterilerinin izlenmesi, kimliklerinin doğrulanması ve olası güvenlik ihlallerinin önüne geçilmesinin amaçlandığı kaydedildi.
Saada kapalı bir alan
Husi hareketinin birinci kademe yöneticileriyle ilgili olarak kaynaklar, bunlardan bazılarının örgütün Yemen’in kuzeyindeki başlıca kalesi olan Saada vilayetine geçtiğini belirtti. Kaynaklara göre Saada, giriş ve çıkışların sıkı denetime tabi tutulduğu ve önceden izin alınmasını gerektiren kapalı bir güvenlik bölgesine dönüştürüldü.
Kaynaklar, vilayette dağların altında Husiler tarafından tahkim edilmiş ve sığınma, askeri operasyonların yönetimi ve silah depolama amacıyla kullanılan mevzilerin bulunduğunu aktardı. Ayrıca farklı vilayetlerde de yeni mevzilerin oluşturulduğu belirtildi.

Husilerin işgal ettikleri bölgelerdeki kamu kurumlarını yöneten lider ve sorumlulara da DMO unsurları tarafından ana kentlerdeki otellere taşınmaları talimatı verildi. Askeri birliklerin komutanlarına ise farklı bölgelerde hazırlanan siper ve tahkim edilmiş mevzilerde kalmaları bildirildi.
Kaynaklar, Husi hareketinin özellikle İbb, Hacce ve Hudeyde vilayetlerinde saklanmak ve askeri operasyonları yönetmek amacıyla bir tünel ve tahkim edilmiş mevzi ağı oluşturduğunu belirtti. Kaynaklara göre bu tedbirlerle lider kadroların ve komuta-kontrol merkezlerinin tespit edilmesi ihtimalinin azaltılması hedefleniyor.
Kaynaklar, söz konusu önlemlerin, hareketin 2023 sonlarından 2025’in ilk çeyreğine kadar Kızıldeniz’in güneyindeki deniz trafiğine yönelik saldırıları sırasında edindiği deneyime dayandığını ifade etti. Bu dönemde askeri ve güvenlik kadrolarının gizli mevzilere ve kamuoyunun göz önündeki faaliyet merkezlerinden uzak konutlara çekildiği, bunun da ABD ve İsrail saldırıları sırasında bazı liderlerin hedef alınmasını önlemeye yardımcı olduğu belirtildi.
Ancak kaynaklara göre bu tedbirler, Husilerin hükümetine ait gizli bir toplantının hedef alınmasını engelleyemedi. Saldırıda Husi hükümetinin başbakanı ile 9 bakanı hayatını kaybederken, örgütün Genelkurmay Başkanı da hedef alındı. Bu gelişme, Husi liderlerinin bulundukları yerleri gizlemek için aldığı önlemlere rağmen gerçekleşti.
Birden fazla ateşleme noktası
Husi liderlerin korunmasına yönelik tedbirlerle eş zamanlı olarak İranlı subayların, kaynaklara göre cephe hatlarında ilave mevzilerin oluşturulmasını ve füze ile insansız hava araçlarının (İHA) fırlatılması için yeni noktaların belirlenmesini denetlediği belirtildi. Böylece örgütün saldırılarını tek bir fırlatma noktasına bağlı olarak gerçekleştirmesinin önüne geçilmesinin amaçlandığı kaydedildi.
Kaynaklar, fırlatma noktalarının farklı bölgelere dağıtılmasının bu mevzilerin tespit edilmesi ve hedef alınması ihtimalini azaltmayı amaçladığını belirtti. Söz konusu noktaların İbb, Taiz ve Beyda vilayetlerine yayıldığı ve bunun Hudeyde’deki Muha Limanı’nı hedef alan yoğun füze saldırısı sırasında açıkça görüldüğü ifade edildi.
Kaynaklara göre Husi güçleri, İbb vilayetindeki çeşitli bölgelerden yaklaşık 20 füze fırlattı. Bunların bir kısmı vilayetin dış kesimlerine düştü. Örgütün ayrıca Taiz kırsalında kontrolü altındaki bölgeleri kullanarak başka füze ve İHA saldırıları da gerçekleştirdiği bildirildi.

Yemenli kaynaklar, Husilerin İbb kentindeki Merkezi Güvenlik ve Cumhuriyet Muhafızları kamplarını bazı füzelerin fırlatılması için kullandığını bildirdi. Diğer füzelerin ise Taiz’in batısındaki Makbana ilçesine bağlı Akhuz bölgesinden ve Taiz kentinin dış kesimlerindeki Huban bölgesinden fırlatıldığı belirtildi.
Aynı kaynaklara göre örgüt, saldırıya katılan insansız hava araçlarının büyük bölümünü fırlatmak için Muha’ya yakın Makbana ilçesindeki el-Berh bölgesinde bulunan kendisine ait bir askeri kampı kullandı.
Kaynaklar, bu hareketliliğin Husilerin komuta-kontrol sistemini ve silah fırlatma noktalarını yeniden dağıtmaya çalıştığına işaret ettiğini belirtti. Bu düzenlemelerin, siyasi, güvenlik ve askeri liderlerin yerleşim bölgeleri, oteller ve tahkim edilmiş mevziler arasında gizlenmesiyle eş zamanlı yürütüldüğü kaydedildi. Amaç ise mevcut tırmanış sürecinde lider kadroların hedef alınmasının yol açabileceği kayıpları azaltmak olarak değerlendirildi.

