DMO, Husi güçlerinin savunma hatlarının haritasını yeniden çiziyor

Gizlenmek için oteller ve gözlemden kaçınmak için çok sayıda ateşleme noktası

Husi milisleri tarafından bilinmeyen bir yerden Yemen’in Muha Limanı’na doğru fırlatılan bir İHA (AFP)
Husi milisleri tarafından bilinmeyen bir yerden Yemen’in Muha Limanı’na doğru fırlatılan bir İHA (AFP)
TT

DMO, Husi güçlerinin savunma hatlarının haritasını yeniden çiziyor

Husi milisleri tarafından bilinmeyen bir yerden Yemen’in Muha Limanı’na doğru fırlatılan bir İHA (AFP)
Husi milisleri tarafından bilinmeyen bir yerden Yemen’in Muha Limanı’na doğru fırlatılan bir İHA (AFP)

Yemen’de Husilerin başlattığı askeri tırmanışla eş zamanlı olarak örgütün lider kadrosu, kontrolü altındaki bölgelerde bulunan yönetim merkezlerinin yerlerini yeniden düzenledi. Kendilerine yönelik olası saldırılara karşı sıkı güvenlik önlemleri alan Husiler, Sana, Hudeyde, Saada ve diğer kentlerdeki bazı önemli otelleri güvenlik ve istihbarat birimleri ile sivil kurumların yönetimi için geçici karargâhlara dönüştürdü.

Yemenli güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) bağlı subayların tırmanışın yönetimini denetlediğini, İran’ın Sana Büyükelçisi Ali Muhammed Rızai’nin ise örgütün kontrolündeki bölgelerde güvenlik faaliyetlerini yöneten operasyon odasını bizzat denetlediğini belirtti.

Kaynaklara göre Husilerin uluslararası alanda tanınmayan hükümetinde görev yapan güvenlik ve istihbarat yetkilileri, bakanlar ve kamu kurumlarının başkanlarına otellere taşınmaları, burada konaklamaları ve görevlerini bu mekânlardan sürdürmeleri talimatı verildi. Kaynaklar, bu uygulamanın lider kadrolarını sivillerin ve otel müşterilerinin arasında saklayarak olası saldırılardan korunmayı amaçladığını ifade etti.

frgthy
İran’ın Sana Büyükelçisi Ali Muhammed Rızai (solda), Husilerin operasyon odasını denetlerken (Yerel medya)

Kaynaklar, DMO’nun sahadaki tırmanışı ve buna eşlik eden medya söylemini takip etmek üzere özel bir operasyon odası kurduğunu bildirdi. Bu kapsamda kuşatma iddialarının gündeme getirilmesi ve kamu çalışanlarının maaşlarının ödenmesi çağrılarının öne çıkarılması da yer alıyor. Kaynaklara göre bu girişimle, tırmanışın iç meselelerle bağlantılı olduğu izlenimi oluşturulmaya çalışılırken, asıl hedefin Tahran’a ABD ile yaşadığı karşılaşmada destek sağlamak olduğu belirtiliyor.

Kaynaklar ayrıca İranlı subayların, meşru hükümeti destekleyen koalisyonun, geçmişteki bazı dönemlerde olduğu gibi Husilerin güvenlik, askeri ve hükümete bağlı üst düzey yöneticilerini hedef alan saldırılarla karşılık vermesini beklediğini aktardı. Bu beklentinin, Husileri lider kadrolarını korumak amacıyla ilave güvenlik tedbirleri almaya sevk ettiği ifade edildi.

‘Gizlenme yerleri’ olarak kullanılan oteller

Kaynaklara göre, bazı Husi liderleri Husilerin kontrolündeki başlıca kentlerde bulunan otellere yerleştirildi. Bu liderlerle onları yöneten makamlar arasında iletişimi sağlamak üzere güvenilir istihbarat unsurları görevlendirildi.

Söz konusu unsurlar, talimat ve talepleri kamu kurumları ile tesislerdeki alt kademelere iletmenin yanı sıra yeni ikamet yerlerinde bulunan liderlere gerekli bilgi ve ihtiyaçları da ulaştırıyor.

vgthy6uj
Husi liderleri, hükümetlerinin gizli bir toplantısının hedef alınmasının ardından ortadan kayboldu. (Yerel medya)

Kaynaklar, bu değişikliğin Husilerin hükümetinde görev yapan bakanlar ile kurum ve kuruluş başkanlarını da kapsadığını belirtti. Söz konusu yetkililere, Sana ve diğer kentlerde yerleştirildikleri otellerden çalışmalarını sürdürmeleri talimatı verilirken, genel faaliyetlerin yönetimi ikinci kademe yöneticilere bırakıldı.

Kaynaklara göre bu tedbirler, örgütün birinci kademe yöneticilerinden bazılarının ortadan kaybolması ve kamuoyu önüne çıkmaktan kaçınmasıyla eş zamanlı uygulandı. Söz konusu yöneticilerin daha güvenli bölgelere taşındığı belirtilirken, kaynaklar Husilerin aynı zamanda otellerde ek güvenlik önlemleri aldığını aktardı. Bu kapsamda bazı oteller, Husilerin kontrolündeki istihbarat ve polis birimlerine bağlı ağlara bağlandı. Bu uygulamayla otel müşterilerinin izlenmesi, kimliklerinin doğrulanması ve olası güvenlik ihlallerinin önüne geçilmesinin amaçlandığı kaydedildi.

Saada kapalı bir alan

Husi hareketinin birinci kademe yöneticileriyle ilgili olarak kaynaklar, bunlardan bazılarının örgütün Yemen’in kuzeyindeki başlıca kalesi olan Saada vilayetine geçtiğini belirtti. Kaynaklara göre Saada, giriş ve çıkışların sıkı denetime tabi tutulduğu ve önceden izin alınmasını gerektiren kapalı bir güvenlik bölgesine dönüştürüldü.

Kaynaklar, vilayette dağların altında Husiler tarafından tahkim edilmiş ve sığınma, askeri operasyonların yönetimi ve silah depolama amacıyla kullanılan mevzilerin bulunduğunu aktardı. Ayrıca farklı vilayetlerde de yeni mevzilerin oluşturulduğu belirtildi.

cd
Husi örgütünün ikinci kademe liderleri genel faaliyetlerin yönetimini üstleniyor. (Yerel medya)

Husilerin işgal ettikleri bölgelerdeki kamu kurumlarını yöneten lider ve sorumlulara da DMO unsurları tarafından ana kentlerdeki otellere taşınmaları talimatı verildi. Askeri birliklerin komutanlarına ise farklı bölgelerde hazırlanan siper ve tahkim edilmiş mevzilerde kalmaları bildirildi.

Kaynaklar, Husi hareketinin özellikle İbb, Hacce ve Hudeyde vilayetlerinde saklanmak ve askeri operasyonları yönetmek amacıyla bir tünel ve tahkim edilmiş mevzi ağı oluşturduğunu belirtti. Kaynaklara göre bu tedbirlerle lider kadroların ve komuta-kontrol merkezlerinin tespit edilmesi ihtimalinin azaltılması hedefleniyor.

Kaynaklar, söz konusu önlemlerin, hareketin 2023 sonlarından 2025’in ilk çeyreğine kadar Kızıldeniz’in güneyindeki deniz trafiğine yönelik saldırıları sırasında edindiği deneyime dayandığını ifade etti. Bu dönemde askeri ve güvenlik kadrolarının gizli mevzilere ve kamuoyunun göz önündeki faaliyet merkezlerinden uzak konutlara çekildiği, bunun da ABD ve İsrail saldırıları sırasında bazı liderlerin hedef alınmasını önlemeye yardımcı olduğu belirtildi.

Ancak kaynaklara göre bu tedbirler, Husilerin hükümetine ait gizli bir toplantının hedef alınmasını engelleyemedi. Saldırıda Husi hükümetinin başbakanı ile 9 bakanı hayatını kaybederken, örgütün Genelkurmay Başkanı da hedef alındı. Bu gelişme, Husi liderlerinin bulundukları yerleri gizlemek için aldığı önlemlere rağmen gerçekleşti.

Birden fazla ateşleme noktası

Husi liderlerin korunmasına yönelik tedbirlerle eş zamanlı olarak İranlı subayların, kaynaklara göre cephe hatlarında ilave mevzilerin oluşturulmasını ve füze ile insansız hava araçlarının (İHA) fırlatılması için yeni noktaların belirlenmesini denetlediği belirtildi. Böylece örgütün saldırılarını tek bir fırlatma noktasına bağlı olarak gerçekleştirmesinin önüne geçilmesinin amaçlandığı kaydedildi.

Kaynaklar, fırlatma noktalarının farklı bölgelere dağıtılmasının bu mevzilerin tespit edilmesi ve hedef alınması ihtimalini azaltmayı amaçladığını belirtti. Söz konusu noktaların İbb, Taiz ve Beyda vilayetlerine yayıldığı ve bunun Hudeyde’deki Muha Limanı’nı hedef alan yoğun füze saldırısı sırasında açıkça görüldüğü ifade edildi.

Kaynaklara göre Husi güçleri, İbb vilayetindeki çeşitli bölgelerden yaklaşık 20 füze fırlattı. Bunların bir kısmı vilayetin dış kesimlerine düştü. Örgütün ayrıca Taiz kırsalında kontrolü altındaki bölgeleri kullanarak başka füze ve İHA saldırıları da gerçekleştirdiği bildirildi.

vfghyju
Husilerin saldırıları sonucunda Yemen’in Muha Limanı’ndaki tesislerde büyük hasar meydana geldi. (AFP)

Yemenli kaynaklar, Husilerin İbb kentindeki Merkezi Güvenlik ve Cumhuriyet Muhafızları kamplarını bazı füzelerin fırlatılması için kullandığını bildirdi. Diğer füzelerin ise Taiz’in batısındaki Makbana ilçesine bağlı Akhuz bölgesinden ve Taiz kentinin dış kesimlerindeki Huban bölgesinden fırlatıldığı belirtildi.

Aynı kaynaklara göre örgüt, saldırıya katılan insansız hava araçlarının büyük bölümünü fırlatmak için Muha’ya yakın Makbana ilçesindeki el-Berh bölgesinde bulunan kendisine ait bir askeri kampı kullandı.

Kaynaklar, bu hareketliliğin Husilerin komuta-kontrol sistemini ve silah fırlatma noktalarını yeniden dağıtmaya çalıştığına işaret ettiğini belirtti. Bu düzenlemelerin, siyasi, güvenlik ve askeri liderlerin yerleşim bölgeleri, oteller ve tahkim edilmiş mevziler arasında gizlenmesiyle eş zamanlı yürütüldüğü kaydedildi. Amaç ise mevcut tırmanış sürecinde lider kadroların hedef alınmasının yol açabileceği kayıpları azaltmak olarak değerlendirildi.



Irak Başbakanı  Zeydi, silahların devlet kontrolüne alınması için 30 Haziran 2027'ye kadar süre verdi

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
TT

Irak Başbakanı  Zeydi, silahların devlet kontrolüne alınması için 30 Haziran 2027'ye kadar süre verdi

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)
Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi (Telegram kanalı)

Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi, 1 Ekim 2026'yı devletin kontrolü dışındaki silahlar meselesinin ele alınması için ciddi bir başlangıç olarak belirlerken sürecin en geç 30 Haziran 2027'de tamamlanmasını öngördü.

Zeydi bugün (perşembe) yaptığı açıklamada, “1 Ekim 2026, devletin kontrolü dışındaki silahlar meselesinin ele alınması ve anayasal yükümlülüklere uyulması için ciddi bir başlangıçtır. Açık bir yol haritası ve üzerinde mutabık kalınan, 30 Haziran 2027'yi aşmayacak takvimler doğrultusunda hareket edilecektir” ifadelerini kullandı.

Zeydi, bunun savaş ve barış kararının anayasal makamlara bırakılmasını ve bunun dışında herhangi bir askeri faaliyetin engellenmesini öngören anayasal ilke doğrultusunda yürütüleceğini belirtti.

Irak hükümetinin anayasa doğrultusunda, Irak topraklarında bulunan Iraklı olmayan tüm silahlı grupların silahlarını tamamen teslim etmesini sağlayacağını belirten Zeydi, bunun ülkenin güvenliğinin ve istikrarının korunmasını ve sınırların kontrol altında tutulmasını amaçladığını kaydetti.

Zeydi, “1 Ekim, Irak'ın tam egemenliğe sahip, kurumlarıyla güçlü, anayasa, hukuk ve uluslararası hukuk ilkeleri çerçevesinde hareket eden yeni bir aşamaya geçişinin başlangıcını temsil ediyor” dedi.

Irak'ın bölgesel ve uluslararası çevresiyle ortak çıkarlara ve karşılıklı saygıya dayalı dengeli ilişkiler geliştireceğini belirten Zeydi, hükümetin Irak topraklarının ve hava sahasının komşu ülkelerin güvenliğini tehdit edecek herhangi bir eylem için çıkış noktası veya geçiş güzergâhı olarak kullanılmasını engelleme konusunda kararlı olduğunu vurguladı.

Zeydi, Irak'a yönelik saldırılarda herhangi bir ülkenin topraklarının veya hava sahasının kullanılmasını da reddettiklerini belirterek bunun karşılıklı egemenlik, iyi komşuluk ve iç işlerine müdahale etmeme ilkelerine dayandığını ifade etti.

Başbakan, Irak hükümetinin güvenlik kurumlarını desteklemek amacıyla kapsamlı bir hava savunma sistemi satın alacağını belirterek bunun “Irak devletinin tam hava egemenliğini güçlendirmeyi” hedeflediğini söyledi.

Zeydi ayrıca Haşdi Şabi yasasının çıkarılması ve yapının başbakan sıfatıyla silahlı kuvvetler başkomutanının komutası altında güvenlik sisteminin ayrılmaz bir parçası olarak statüsünün belirlenmesi için çalışılacağını açıkladı.

Zeydi sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu büyük gün, 1 Ekim 2026'yı ve Irak'taki uluslararası koalisyon misyonunun sona ermesi, güçlerinin kara, hava ve deniz yoluyla tamamen ve nihai olarak çekilmesi ve Irak'ın tam ve kapsamlı egemenliğini elde etmesiyle gerçekleşen büyük ulusal başarıyı kutluyoruz.”


Kararlı Azim Irak’tan ayrıldı

Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
TT

Kararlı Azim Irak’tan ayrıldı

Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)
Irak güvenlik güçlerinden iki unsur, ABD askerlerinin çekilmesi vesilesiyle dün Bağdat’ta zafer işareti yapıyor. (EPA)

Uluslararası Koalisyon, Bağdat hükümetinin DEAŞ’la mücadelede yardım talep etmesinin ardından yıllardır yürüttüğü “Kararlı Azim” misyonunu Irak’ta sona erdirdi.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), ABD ve koalisyon ortaklarının “Kararlı Azim” operasyonunu tamamladığını ve operasyonun Ürdün’e taşındığını, Iraklı ortaklara istihbarat desteğinin ise sürdürüleceğini açıkladı.

Irak Başbakanı Ali Falih ez-Zeydi, “Uluslararası Koalisyon’un görevinin sona ermesi, terörle mücadelemizin sona erdiği anlamına gelmiyor. Aksine bu, Irak’ın güvenliğin sorumluluğunu tamamen üstleneceği yeni bir aşamaya geçiştir” dedi. Kontrolsüz silahlanma konusunda ise Zeydi, “Hukukun çatısı dışında silah, devlet kurumları dışında güç olmayacak; anayasanın gereği budur” ifadelerini kullandı.

Kürdistan Demokrat Partisi lideri Mesud Barzani de dün, Uluslararası Koalisyon güçlerinin görevlerinin sona ermesinin ardından bölgenin tehdit altında olmadığı konusunda halkına güvence verdi.

Washington’da ise uzmanlar, ABD’nin çekilmenin ardından mevcut aşamada milisleri dağıtmaya ve İran’ın nüfuzunu izole etmeye odaklandığını belirtti.

İran ve müttefiklerinin, son ABD askerlerinin — esas olarak Kürdistan Bölgesi’ndeki Erbil’de bulunan bir hava üssünden — çekilmesini “zafer” olarak nitelendirerek kutlaması dikkat çekti. Bu gelişme, Iraklıların bir bölümünün jeopolitik meydan okumalara ilişkin endişeler taşıdığı bir dönemde yaşandı.


Suriye’de kampsız hayat planı… 10 bin ailenin dönüşü ve 157 kampın kapatılması

Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
TT

Suriye’de kampsız hayat planı… 10 bin ailenin dönüşü ve 157 kampın kapatılması

Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)
Kuzey Suriye’deki Münbiç bölgesinde bulunan Resim Kampı'ndan, yerinden edilenleri kendi memleketlerine götüren konvoy yola çıktı. (Acil Durumlar Bakanlığı)

Kış mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte Suriye hükümetinin “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonunu hayata geçirme planı hız kazanıyor. Geçen hafta 500’den fazla yerinden edilmiş aile Halep, İdlib, Hama ve Deyrizor illerindeki memleketlerine dönerken, Acil Durumlar Bakanı Raid es-Salih de iki hafta önce konuyu Birleşmiş Milletler gündemine taşıdı. Salih, uluslararası destek sağlanarak meselenin “yerinden edilmenin finansmanından çözümlerin finansmanına” taşınmasını hedefliyor.

Mart ayında 59 sayılı kararname uyarınca yıkılmış bölgelerde altyapının hazırlanması amacıyla Yüksek Komite’nin kurulmasından ağustos ayı sonuna kadar, kuzey Suriye’deki kamplardan 10 binden fazla aile memleketlerine döndü. Acil Durumlar Bakanlığı Medya ve İletişim İdaresi yetkilileri tarafından “Şarku’l Avsat”a yapılan açıklamada, yaklaşık 157 kampın kapatıldığı, 220 kampın daha kapatılması için hazırlık yapıldığı bildirildi.

İdare, yalnızca 3 bin 344 bölgenin 120’sindeki altyapının yeniden inşası, temel hizmetlerin yeniden işler hale getirilmesi ve dönen aileler için konut çözümleri sağlanması için gereken finansman ihtiyacının 2 milyar doları aştığını belirtti.

Bu rakam, dönüş bölgelerindeki ihtiyaçların boyutunu ortaya koyuyor. Söz konusu bölgelerin “büyük ölçüde zarar gördüğü ve su, elektrik, kanalizasyon, sağlık, eğitim, belediye hizmetleri ve konut alanlarında kapsamlı yatırımlara ihtiyaç duyduğu” ifade edildi.

En azından kendi toprağımızdayız

Ümmü Muhammed, Hama kırsalındaki Latamne beldesine dönen kafilede yer alan ailelerden biriydi. Aileye dönüşü kolaylaştırmak amacıyla mutfak malzemeleri, battaniyeler ve ulaşım desteği sağlandı.

Ümmü Muhammed, kamptaki çadırdan, yıkılmış evinin yanına kurduğu başka bir çadıra taşındığını anlatıyor. Alternatif bir konut bulunmadığını belirten Ümmü Muhammed, buna rağmen kampta kalmaktan daha iyi olduğunu düşünüyor:

“En azından kendi toprağımızda ve kendi insanlarımızın arasındayız. İşlerimizi yoluna koyup evimizi yeniden inşa edene kadar burada kalabiliriz.”

rgthyu7
Hama kırsalındaki Latamne beldesinde “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonu kapsamında evleri inceleyen ekip. (Latamne Belediyesi)

Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinden bu yana memleketlerine dönen ailelerin sayısının 170 bini aştığı tahmin ediliyor. Bu sayı, kuzey Suriye’deki kamplarda yaşayan nüfusun yaklaşık yüzde 64’üne tekabül ediyor. Ancak savaş yıllarında bölgelerin büyük ölçüde tahrip olması nedeniyle dönüş yapılan yerlerin ezici çoğunluğunda hâlâ temel hizmetler bulunmuyor.

Dönenlerin verdiği bilgilere göre aileler mevcut alternatif imkânlarla hayatlarını sürdürmeye çalışıyor. Yerel ve uluslararası kuruluşların sınırlı desteğiyle, yıkılmış evlerin yanına çadır kurulması, kanalizasyon için fosseptik çukurları açılması, su temini amacıyla kuyu kazılması veya yakındaki bir kaynaktan su getirilmesi ve elektrik ihtiyacı için güneş enerjisinden yararlanılması gibi yöntemlere başvuruluyor.

BM’den daha fazla destek talebi

Suriye hükümeti, erken toparlanma ve yeniden rehabilitasyon projelerine Birleşmiş Milletler ve uluslararası ortakların katkısını artırmayı, finansman açığının kapatılmasına destek sağlamayı ve böylece dönüş bölgelerinin hazırlanmasını hızlandırarak güvenli ve sürdürülebilir dönüş için uygun koşulları oluşturmayı hedefliyor. Planın hükümet öncülüğünde, ulusal ve uluslararası ortaklarla iş birliği içinde uygulanması öngörülüyor.

Acil Durumlar Bakanlığı’nın çalışmalarının ana finansörü hâlâ Suriye hükümeti. BM kuruluşları ile uluslararası ve yerel kuruluşlardan da destek geliyor, ancak Bakanlığın Medya ve İletişim İdaresi’ne göre bu destek “ihtiyacın boyutuyla kıyaslandığında sınırlı”.

Acil Durumlar Bakanı Raid es-Salih, kısa süre önce New York’ta BM Genel Kurulu toplantılarına katılan Suriye heyetinde yer aldığı sırada, bakanlığının “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonunu Eylül 2027’ye kadar hayata geçirmek için hazırladığı rakam, istatistik ve çalışmaları sundu.

Genel Kurul toplantıları çerçevesinde düzenlenen bir etkinlikte konuşan Salih, planın amacının altyapı, okullar, sağlık merkezleri, su ve kanalizasyon sistemlerini yeniden inşa etmenin yanı sıra istihdam imkânları sağlayarak “kamplara duyulan ihtiyacı ortadan kaldırmak” olduğunu söyledi.

Plan kamplar dışındaki yerinden edilmişleri de kapsıyor

Bakanlığın Medya ve İletişim İdaresi’ne göre “Kamplar Olmadan Suriye” vizyonu, kampların dışında yaşayan yerinden edilmiş aileleri de kapsıyor. Buna kiralık evlerde veya akrabalarının yanında yaşayanlar ile ülke dışında bulunan ve gönüllü olarak memleketlerine dönmek isteyen Suriyeliler de dahil.

cdfvgb
Kuzey Suriye’deki kamplardan yerinden edilmişlerin eşyaları, memleketlerine dönüş için yükleniyor. (Acil Durumlar Bakanlığı)

Ancak bu kişilerin dönüşü için altyapının rehabilite edilmesi, temel hizmetlerin yeniden işler hale getirilmesi, risklerin ortadan kaldırılması ve geçim kaynaklarına erişim imkânlarının güçlendirilmesi gerekiyor.

Kamplar girişimin mevcut aşamadaki başlangıç noktası ve önceliği olmayı sürdürürken, elde edilecek sonuçların yıllardır şartlar nedeniyle dönemeyen bütün Suriyeliler için dönüşü teşvik eden bir ortam oluşturması bekleniyor.

Halep, İdlib ve Hama’da projeler

Halep, İdlib ve Hama valilikleri bu ay “Kamplar Olmadan Suriye” kapsamında bir dizi kalkınma ve hizmet projesi başlattı. Projelerin değeri Halep’te yaklaşık 9,25 milyon dolar, İdlib’de 8,2 milyon dolar ve Hama’da 7,5 milyon dolar olarak açıklandı.

Bu çalışmalar, hükümetin enkaz kaldırma projesiyle eş zamanlı yürütülüyor. Yıl başından bu yana 3 milyon metreküp enkaz kaldırılırken, yıl sonuna kadar 3 milyon metreküp daha enkazın kaldırılmasına yönelik projelerin kısa süre içinde başlatılması planlanıyor.

Acil Durumlar Bakanlığına göre Şam kırsalındaki Duma ve Deraya kentlerinde enkaz kaldırma ve yönetimi projesi de yürütülüyor. Suudi Arabistan tarafından Kral Selman İnsani Yardım ve Yardım Çalışmaları Merkezi aracılığıyla finanse edilen proje kapsamında yaklaşık 85 bin metreküp enkazın kaldırılması ve geri dönüştürülebilir yaklaşık 30 bin metreküp molozun bu amaçla kurulan uzman birim aracılığıyla geri dönüştürülmesi hedefleniyor.

Projenin, kaynakların yeniden kullanılmasına, çevresel etkinin azaltılmasına ve erken toparlanma sürecinin desteklenmesine katkı sağlaması amaçlanıyor.

Suriye genelinde hâlen yaklaşık 50 milyon metreküp enkaz ve moloz bulunduğu tahmin ediliyor.