İsrail’in Batı Şeria’da yerleşimci saldırılarını kolaylaştırmak için organize ettiği kaos

Savunma Bakanı sorumluluktan kaçıyor, ordu ve polis kanun uygulamasından kaçınıyor

Batı Şeria’daki Kalendiya Mülteci Kampı’nda düzenlenen askeri operasyon sırasında İsrail askerleri, 5 Ağustos 2026 (AP)
Batı Şeria’daki Kalendiya Mülteci Kampı’nda düzenlenen askeri operasyon sırasında İsrail askerleri, 5 Ağustos 2026 (AP)
TT

İsrail’in Batı Şeria’da yerleşimci saldırılarını kolaylaştırmak için organize ettiği kaos

Batı Şeria’daki Kalendiya Mülteci Kampı’nda düzenlenen askeri operasyon sırasında İsrail askerleri, 5 Ağustos 2026 (AP)
Batı Şeria’daki Kalendiya Mülteci Kampı’nda düzenlenen askeri operasyon sırasında İsrail askerleri, 5 Ağustos 2026 (AP)

ABD ve uluslararası kamuoyundan, Batı Şeria’daki silahlı yerleşimci saldırılarına yönelik yoğun eleştirilerin yükseldiği bir dönemde İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, işgal güçlerinin güvenlik birimlerinin sorumluluktan kaçmasına ve yerleşimcilerin saldırılarını herhangi bir denetim ve yaptırım olmaksızın sürdürmesine olanak sağlayacak ‘organize kaos’ düzeni olarak nitelendirilebilecek bir çözüm ortaya koydu. Bu yaklaşımın, yerleşimcilerin Batı Şeria üzerinde İsrail egemenliğinin ilan edilmesi yönündeki talebiyle de örtüştüğü belirtildi.

Katz, orduya, yerleşimciler ve yerleşimlerle ilgili sivil nitelikteki davalarda ‘tüm kolluk yetkilerinin’ polise devredilmesini öngören bir plan hazırlanması talimatı verdi. Buna göre polis, bu görev için özel bir birim kuracak ve gerekli yetki ile bütçeye sahip olacak. Katz, polisin Batı Şeria’daki İsraillilere, ‘İsrail devletinin diğer bölgelerinde olduğu gibi’ muamele etmesi gerektiğini söyledi. Katz, bu adımı, 104 yeni yerleşimin kurulmasına ilişkin kararların alınması ve yerleşimci çiftliklerine yasal statü verilmesinin ardından yerleşimci nüfusunda yaşanan ‘memnuniyet verici artış’ ile gerekçelendirdi. Katz ayrıca ordunun görevinin ‘Filistin terörizmiyle mücadele etmek’ ve yerleşimleri korumak olduğunu savundu.

Geçtiğimiz çarşamba günü Batı Şeria’daki Kusra kasabasında yerleşimcilerin taş attığı anları gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (Reuters)
Geçtiğimiz çarşamba günü Batı Şeria’daki Kusra kasabasında yerleşimcilerin taş attığı anları gösteren bir videodan alınan ekran görüntüsü (Reuters)

Batı Şeria’daki yerleşimcilere yönelik kolluk yetkilerinin ordudan polise devredilmesi meselesinin, ordu ile polis arasında anlaşmazlık konusuna dönüştüğü ortaya çıktı. Bu anlaşmazlığın temel nedenlerinden birinin ise ABD ve uluslararası kamuoyunun tutumu olduğu belirtildi. Her iki tarafın da yerleşimcilerin saldırılarındaki çarpıcı artışın teşvik edilmesi, bunun sonuçları ve savaş suçu niteliğindeki eylemlerin işlenmesiyle ilgili sorumluluğu birbirinin üzerine atmaya çalıştığı ifade edildi. İsrail’in Kanal 12 televizyonunun aktardığına göre Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, hükümetin siyasi ve güvenlik işlerinden sorumlu kabinesi toplantısında, Batı Şeria’daki ordunun görevlerinin ‘giderek genişlediğini’ söyledi. Zamir, yeni yerleşimlerin kurulmasına yönelik hazırlıklar ve askerlere yüklenen görevlerin artması nedeniyle ordunun üzerindeki yükün arttığını belirterek, “Ordu askerleri, yerleşimlerin itibarını zedeleyen bir avuç kişinin peşine düşemez. Polisle iş birliği içinde çalışıyoruz ancak ordunun artık bu görevlerle meşgul olmaması daha uygun” dedi.

İsrail Ordu Radyosu ise İsraillilere yönelik cezai kolluk yetkilerinin büyük bölümünün zaten polisin elinde bulunduğuna dikkat çekti. Buna göre askerler bir yerleşimciyi gözaltına alarak polise teslim edebiliyor ancak ordu, söz konusu kişi hakkında cezai soruşturma yürütmüyor, yargılama yapmıyor veya İsrail cezaevi sisteminde tutukluluğunu sağlamıyor. Kan 11 televizyonu ise Katz’ın açıklamasını mevcut haliyle ‘pratikte anlamsız’ olarak değerlendirdi. Kan 11, Batı Şeria’nın işgal altındaki bölge olması nedeniyle yasal olarak bölgedeki yetkinin orduda bulunduğunu, ordunun İsrailli yerleşimcilere yönelik kolluk faaliyetlerinde polis ve sınır muhafızlarından yararlandığını belirtti. Bu sistemin değiştirilmesi için yasal düzenlemeler yapılması gerektiğine işaret eden Kan 11, söz konusu adımın Knesset’in tatili sırasında ve seçimlere yaklaşık iki ay kala tamamlanmasının beklenmediğini kaydetti. Kuruluş, Katz’ın açıklamasının büyük olasılıkla, Batı Şeria’daki saldırılar sırasında nadiren de olsa yerleşimcileri tahliye eden ordu güçlerine yönelik yerleşimci öfkesini yatıştırmayı amaçladığı değerlendirmesinde bulundu.

Geçtiğimiz perşembe günü, Batı Şeria’nın Nablus kentinin güneyindeki Kusra köyünün sokaklarından birinde devriye gezen İsrail askerleri (AFP)
Geçtiğimiz perşembe günü, Batı Şeria’nın Nablus kentinin güneyindeki Kusra köyünün sokaklarından birinde devriye gezen İsrail askerleri (AFP)

Kanal 12, Katz’ın açıklamasının ardından İsrail polis teşkilatının üst düzey yöneticilerinden birinin Savunma Bakanı’na yönelik sert eleştirilerini aktardı. İsmini açıklamayan yetkili, “Belki de Savunma Bakanı’na Yahuda ve Samarya’daki (Batı Şeria) yetkilerin neler olduğunu açıklamamız gerekiyor. İşlerin nasıl yürüdüğünü öğrenmesi daha iyi olur; çünkü bunları fazlasıyla birbirine karıştırıyor” dedi.

Meselenin bir diğer boyutunu da yerleşimci karakolları oluşturuyor. Şarku’l Avsat’ın Haaretz gazetesinden aktardığına göre, planlama, inşaat ve altyapıya ilişkin geniş yetkiler 2023’ten bu yana sivil yönetimden, Bezalel Smotrich’in denetimindeki yerleşim yönetimine devredildi. Böylece yerleşimci karakollarının büyük bölümünün tahliye edilmesi için zaten sivil ve siyasi makamların onayı gerekiyor.

Yetki konusundaki temel boşluk ise A ve B olarak sınıflandırılan bölgelerde ortaya çıkıyor. İsrail polisi bu bölgelere bağımsız şekilde fiilen girmiyor. Yerleşimcilerin bir Filistin köyüne baskın düzenlemesi veya burada yaşayanlara saldırması durumunda sahada bulunan ve yerleşimcileri gözaltına alarak polise teslim edebilen tek güç ordu oluyor. İsrail Ordu Radyosu’na göre bu yetkinin askerlerden alınması, polisin çalışma kuralları ve bu bölgelere giriş biçimi değiştirilmediği takdirde, söz konusu bölgelerde yerleşimcileri fiilen gözaltına alabilecek hiçbir makamın kalmaması ihtimalini doğuruyor. Radyo, planın kamuoyuna açıklanan haliyle ya uygulanabilir olmadığını ya da kolluk faaliyetlerinde bir boşluk yaratacağını değerlendirdi. Bu durumun, İsrail hükümetinin meseleleri kasıtlı olarak belirsiz bırakarak planlı bir kaosun önünü açtığı izlenimini verdiği belirtildi.

 İsrail ordusu, 11 Ağustos 2026 tarihinde Batı Şeria’nın Nablus kenti yakınlarındaki Tel köyünde bir Filistinliye ait evi havaya uçurdu. (EPA)
İsrail ordusu, 11 Ağustos 2026 tarihinde Batı Şeria’nın Nablus kenti yakınlarındaki Tel köyünde bir Filistinliye ait evi havaya uçurdu. (EPA)

Dikkat çekici olan ise yerleşimci liderlerinin Katz’ın kararını memnuniyetle karşılaması oldu. Yerleşim Konseyi Başkanı Yisrael Gantz, “Artık Batı Şeria’daki sivil hayatın İsrail devletinin diğer bölgelerinde olduğu gibi yönetilmesinin zamanı geldi” dedi. Gantz, buna göre kolluk faaliyetlerinin polis tarafından yürütülmesi, ordunun ise güvenlik görevlerine odaklanması gerektiğini savundu. Gantz bununla yetinmeyerek ‘bu adımın tamamlanması’ çağrısında bulundu. Oslo Anlaşmaları’nın iptal edilmesini ve Batı Şeria’da ‘tam İsrail egemenliği’ uygulanmasını isteyen Gantz, artık ‘geçici yönetimden İsrail yasalarının tam anlamıyla uygulanmasına’ geçilmesinin zamanının geldiğini söyledi. Böylece yetkilerin devriyle Batı Şeria’nın ilhakına yönelik siyasi süreci ilişkilendirdi.

Filistinlilerin yalnızca yerleşimcilerin saldırılarıyla karşı karşıya olmadığına da dikkat çekmek gerekiyor. İsrail ordusunun gerçekleştirdiği saldırılar çok daha ağır ve şiddetli boyutlara ulaşıyor. Yerleşimcilerin saldırılarına odaklanılması ve yalnızca onların gündeme taşınması ise ordunun hesap verebilirlikten daha fazla kaçmasına yol açıyor.



Mısır, Libya ile Deniz Sınırlarının Belirlenmesine İlişkin Mutabakatı reddettiğini yineledi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)
TT

Mısır, Libya ile Deniz Sınırlarının Belirlenmesine İlişkin Mutabakatı reddettiğini yineledi

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Lefkoşa'daki basın toplantısında konuşuyor, 5 Eylül 2025 (Reuters)

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati, bugün İstanbul’da mevkidaşı Hakan Fidan ile gerçekleştirdiği görüşmede, Libya ile Türkiye arasında 2019 yılında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat muhtırasını onaylamayı kesin bir dille reddettiklerini yineledi. Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre Abdülati, ülkesinin bu konudaki tutumunu bir kez daha vurguladı.

Kahire yönetimi, çarşamba günü Libya’nın doğusunda bulunan Temsilciler Meclisi tarafından Türkiye ile deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin onaylanan anlaşmayı reddetmiş ve söz konusu onayın “Mısır açısından hiçbir hukuki sonuç doğurmayacağını” açıklamıştı.

Salı günü kabul edilen anlaşma, Doğu Akdeniz’deki deniz alanları üzerindeki egemenlik iddiaları ile enerji kaynaklarının araştırılması ve çıkarılmasına ilişkin haklar konusunda yıllardır devam eden anlaşmazlığın bir parçasını oluşturuyor.

Mısır Dışişleri Bakanlığından bugün yapılan açıklamada, Abdülati’nin, münhasır ekonomik bölge ve kıta sahanlığının sınırlandırılmasında uluslararası deniz hukuku ilkelerine ve 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi hükümlerine uyulmasının önemini vurguladığı belirtildi. Açıklamada, bu sürecin devletler arasında adalet ve hakkaniyet ilkelerine uygun biçimde yürütülmesi gerektiği kaydedildi.

Bakanlığın açıklamasına göre iki bakan, Libya’daki gelişmeleri de ele aldı. Abdülati, Mısır’ın Libya’nın birliğini, egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve istikrarını destekleyen; ayrıca Libya devlet kurumlarının güçlendirilmesini savunan tutumunu yineledi.

Görüşme, Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın yanı sıra Avrupa ülkeleri İngiltere, Fransa ve Almanya’nın katıldığı dörtlü mekanizma toplantıları kapsamında gerçekleştirildi.

Açıklamada, Hakan Fidan’ın Libya’daki gelişmelere ilişkin Mısır’ın kaygılarını anladığını belirttiği; bu kaygıların ele alınması ve Libya’da güvenlik ile istikrarın sağlanmasına yönelik çabaların desteklenmesi amacıyla istişare, koordinasyon ve ortak çalışmaların sürdürülmesinin önemini vurguladığı aktarıldı.

Libya’nın batısındaki Trablus merkezli hükümet, Türkiye ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin anlaşmayı ilk olarak 2019 yılında imzalamıştı. Ancak Halife Hafter liderliğindeki doğu merkezli yönetim, uzun yıllar boyunca anlaşmayı onaylamaktan kaçınmıştı.

Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti de Libya ile Türkiye arasında imzalanan deniz sınırlandırma anlaşmasına uzun süredir karşı çıkıyor. İki ülke, anlaşmanın deniz alanları üzerindeki kendi egemenlik iddialarını ihlal ettiğini savunuyor.


Gazze’deki eğitim sisteminin toparlanması 7 yıl sürebilir

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, çadırda kurulan bir sınıfta yeni akademik yılın ilk gününe katılan Filistinli öğrenciler, 19 Eylül 2026 (Reuters)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, çadırda kurulan bir sınıfta yeni akademik yılın ilk gününe katılan Filistinli öğrenciler, 19 Eylül 2026 (Reuters)
TT

Gazze’deki eğitim sisteminin toparlanması 7 yıl sürebilir

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, çadırda kurulan bir sınıfta yeni akademik yılın ilk gününe katılan Filistinli öğrenciler, 19 Eylül 2026 (Reuters)
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta, çadırda kurulan bir sınıfta yeni akademik yılın ilk gününe katılan Filistinli öğrenciler, 19 Eylül 2026 (Reuters)

Birleşmiş Milletler Yakın Doğu’daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) Eğitim Direktörü Julia Dicum, son yıllarda Gazze’de yaşanan çatışmalar ve askerî operasyonlar nedeniyle çocukların okullarda normal yaşamlarını sürdüremediğine dikkat çekerek, araştırma tahminlerine göre eğitim sisteminin toparlanmasının yedi yılı bulabileceği uyarısında bulundu.

Dicum, Şarku’l Avsat’a verdiği özel röportajda, “Bu yıl eylül ayında eğitim-öğretim yılını başlattığımızda, üçüncü sınıfta olması gereken ancak ilk kez bir okul binasına giren çocuklarla karşılaştık” dedi.

İlkokulun son yıllarındaki bazı çocuklar, Kovid-19 salgınının yol açtığı aksaklıklar ve son üç yıldır devam eden savaş nedeniyle yüz yüze eğitim kapsamında yalnızca bir tam eğitim yılı geçirebildi.

Dicum’a göre, ‘kayıpların yol açtığı psikolojik travmalar, sürekli bombardıman korkusu ve belirsizlik içinde yaşamak’, çocukların öğrenme sürecindeki eksiklikleri daha da derinleştirdi.

Yıllar boyunca biriken eksiklikler

Birleşik Krallık’taki Cambridge Üniversitesi, Lübnan Araştırmaları Merkezi ve UNRWA tarafından yürütülen araştırmalar, biriken aksaklıkların çocukların eğitimdeki ilerlemesini beş yıla kadar geciktirebileceğine işaret ediyor. Bir yıldan uzun süre önce yapılan bu tahminin ardından Dicum, mevcut gecikmenin bugün çok daha büyük boyutlara ulaşmış olabileceğini düşünüyor.

dcfvghy
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye Mülteci Kampı’nda, binaların enkazı arasında yürüyen çocuklar, 19 Ekim 2026 (AFP)

Eğitimdeki aksaklıkların devam etmesi karşısında durumun ciddiyetine dikkat çeken Dicum, “Bu aksaklıklar ne kadar uzun sürerse eğitimdeki eksiklikler de o kadar büyüyecek ve çocukların eğitimden kalıcı olarak kopma riski artacak” uyarısında bulundu.

Bu nedenle UNRWA’nın öncelikleri arasında, çocukların örgün ve resmî olarak tanınan eğitimle bağlarının korunması yer alıyor. Bu hedef doğrultusunda, güvenli ve sürdürülebilir bir örgün eğitim sistemine geçişi mümkün kılacak verilerin, kapasitenin ve koşulların sağlanması için de çalışmalar yürütülüyor.

Normal okul gününden çok uzak bir dönüş

2026-2027 eğitim-öğretim yılının başlangıcında, Dicum’un aktardığı tahminlere göre Gazze’de 200 binden fazla çocuk hâlâ düzenli eğitim imkânından yoksundu. Buna karşılık Küresel Eğitim Kümesi (Global Education Cluster), Eylül 2026’da insani yardım müdahale girişimleri kapsamında ortak kuruluşlar tarafından işletilen 687 eğitim alanında 495 bin 680 öğrencinin bulunduğunu bildirdi.

sdcfvgbhy
UNRWA Eğitim Direktörü Julia Dicum, bir çocukla birlikte (UNRWA)

Küresel Eğitim Kümesi, Gazze Şeridi’nde eğitim alanında faaliyet gösteren insani yardım kuruluşlarının çalışmalarını koordine eden ve acil durumlarda öğrenim ihtiyaçlarına yönelik müdahalenin düzenlenmesine yardımcı olan bir mekanizma olarak faaliyet gösteriyor.

Ancak bir eğitim alanına erişebilmek, normal bir okul gününe dönüldüğü anlamına gelmiyor. Eğitime yeniden başlayan çok sayıda çocuk, aşırı kalabalık ve okul malzemelerindeki eksiklikler nedeniyle alışılmışın çok altında sürelerle eğitim görüyor. Üstelik eğitim, hasar görmüş binalarda veya yeterli su, kanalizasyon ve hijyen olanaklarından yoksun geçici alanlarda sürdürülüyor. Yerinden edilme ve patlayıcı madde tehlikeleri de bu sorunlara ekleniyor.

Dicum, “Gazze, tüm kız ve erkek çocukların tam zamanlı ve düzenli okul eğitimine dönmesinden hâlâ çok uzak” dedi.

Eğitim malzemeleri ve inşaat malzemelerinin bölgeye girişine getirilen kısıtlamalar da enkazın kaldırılmasını, tesislerin onarılmasını ve yeniden inşa edilmesini engelleyerek eğitim sürecinin normale dönmesini zorlaştırıyor.

fvghyuj
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta 14 Nisan 2024 tarihinde gerçekleşen İsrail askeri operasyonları sırasında UNRWA tarafından yönetilen bir okul tahrip edildi. (Reuters)

Bu koşullar altında müfredat yalnızca Arapça, İngilizce, matematik ve fen bilimleri dersleriyle sınırlandırılırken ruh sağlığı hizmetleri ile psikososyal destek de güçlendirildi. Ağır hasar, üniversitelerin yanı sıra teknik ve mesleki eğitim alanlarını da etkiledi. Bu kurumlar da eğitimi uyarlanmış biçimlerde sürdürmeye çalışıyor.

Akreditasyonu bulunmayan programlar, öğrenimin devamını tehdit ediyor

Öte yandan Filistin Eğitim ve Yükseköğretim Bakanlığı, UNRWA’nın uzaktan eğitim programı da dahil olmak üzere Filistin müfredatıyla uyumlu eğitim materyalleri kullanan programların akreditasyonunu onaylamıştı. Ancak diğer programların büyük bölümü, örgün olmayan ve akreditasyonu bulunmayan öğrenim imkânları sunuyor.

Dicum, “Artık mesele yalnızca çocukları bir şekilde yeniden öğrenim sürecine dâhil etmek değil. Asıl zorluk, çocukların öğrenmelerini, ilerlemelerini ve gelecekte toparlanmayı destekleyecek, umut vadeden bir gelecek inşa etmelerini sağlayacak beceriler kazanmalarını mümkün kılan kaliteli, sürdürülebilir ve akredite bir eğitim sistemini yeniden tesis etmek” dedi.

Barınma merkezlerinden öğrenim alanlarına

UNRWA’nın eğitim alanındaki müdahalesi, Ekim 2023’te kuruma bağlı barınma merkezlerinde kalan çocuklara ruh sağlığı hizmetleri ve psikososyal destek sağlanmasıyla başladı. UNRWA, 2024’ün başlarında temel derslere yönelik, BM’nin standartlarıyla uyumlu, esnek ve bireysel öğrenmeye imkân tanıyan materyaller geliştirdi. Aynı yılın yaz aylarında ise geçici öğrenim alanları oluşturmaya başladı.

fvgbh
Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesindeki geçici bir sinemada film izleyen Filistinli çocuklar, 15 Ekim 2026 (EPA)

2024’ün sonlarına doğru akredite bir uzaktan eğitim programını hayata geçiren UNRWA, mümkün olduğu ölçüde öğrencileri öğretmenleriyle ve Ağustos 2023’te aynı sınıflarda eğitim gördükleri arkadaşlarıyla yeniden buluşturmaya çalıştı.

Dicum’un paylaştığı verilere göre UNRWA, Eylül 2026 sonu itibarıyla Gazze genelinde yaklaşık 100 bin öğrenciye ulaşan 84 geçici öğrenim alanını yönetiyordu. Ayrıca birinci sınıftan dokuzuncu sınıfa kadar yaklaşık 280 bin öğrenciye düzenli uzaktan eğitim sağlıyordu.

Karşılaştırma yapmak gerekirse UNRWA, 2022-2023 eğitim-öğretim yılında birinci sınıftan dokuzuncu sınıfa kadar yaklaşık 300 bin öğrenciye eğitim veriyordu. Bu sayı, Gazze Şeridi’nde birinci sınıftan on ikinci sınıfa kadar öğrenim gören tüm öğrencilerin yarısına karşılık geliyordu. Diğer yarısı ise Filistin Yönetimi’ne bağlı okullarda ve sayıları sınırlı olan özel okullarda eğitim görüyordu.

dc
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat’ta bulunan bir UNRWA okulunda yeni akademik yılın ilk gününe katılan Filistinli öğrenciler, 19 Eylül 2026 (Reuters)

Halihazırda yüz yüze eğitim, çadırlarda ve UNRWA’ya ait bazı okulların sınıflarında yürütülüyor. Bu alanlarda aileler, çocukların ders çalışabileceği ortamların hazırlanmasına katkıda bulunuyor; öğretmenlerin ders verebilmesi için her gün kendi eşyalarını bir kenara çekiyor.

Dicum, Gazze’deki ailelerle UNRWA arasındaki iş birliğinin geliştiğini belirterek, “Yerel toplumun 2026 yılı boyunca tam zamanlı eğitim amacıyla kullanılmak üzere üç okul binasını UNRWA’ya yeniden tahsis etmesi, bu iş birliğinin bir sonucudur” dedi. Dicum, bunun “Gazze’deki toplumların eğitime verdiği önemi ve eğitimin yeniden tesis edilmesine sundukları katkıyı yansıttığını” ifade etti.

Eğitimi yeniden başlatma çabaları, 16-18 yaşlarındaki Filistinli mülteci gençlere yönelik teknik ve mesleki eğitimi de kapsadı. İlk aşamada, 2023-2024 eğitim-öğretim yılının başında programlara katılan gençlerin karma eğitim ve çevrim içi öğrenim yöntemleri aracılığıyla eğitimlerini tamamlamalarına ve sertifikalarını almalarına yardımcı olundu.

UNRWA, Eylül 2026’da iki yıl süren programlara öğrenci kaydı yaptı. Dicum, özellikle toparlanma sürecine katkı sağlayabilecek becerilere odaklanan daha kısa süreli mesleki kurslar açmayı da planladıklarını belirtti. Dicum’a göre bu tür eğitimler, normalde acil durum müdahalelerinin bir parçası olarak değerlendirilmiyor.

Telafi, çocuğun seviyesinden başlıyor

Eğitime yeniden başlanması, öğrenme açıklarının daha da büyümesini önlemek için bir fırsat sunuyor. Ancak eğitimde yaşanan aksaklıklarla geçen yılların telafi edilebilmesi için her çocuğun mevcut seviyesine uygun desteğin sağlanması gerekiyor. Dicum, “Eğitimde toparlanma mümkün, ancak aksaklıklarla geçen eğitim yıllarını telafi etmenin hızlı bir yolu yok” değerlendirmesinde bulundu.

xsdcfvgyh
Gazze şehrinin Şeyh Rıdvan mahallesindeki geçici bir sinemada film izleyen Filistinli çocuklar, 15 Ekim 2026 (EPA)

Bu süreç; okuma, yazma ve matematik becerilerinin geliştirilmesi, her öğrencinin öğrenme seviyesinin ayrı ayrı değerlendirilmesi, uyarlanmış eğitim materyallerinin sağlanması ve öğretmenlerin sürekli destek sunmasıyla başlıyor. Süreç aynı zamanda çocukların içinde bulunduğu ve bu koşullar altında ders çalışmaya çalıştığı daha geniş yaşam koşullarıyla, yeterli ve düzenli eğitim süresine erişimleriyle de yakından bağlantılı.

Dicum, acil hedefi şu sözlerle açıkladı: “Şu anda önemli olan, daha fazla öğrenme kaybının yaşanmasını önlemek ve çocuklara sürdürülebilir, nitelikli bir eğitime dönmeleri için güvenilir bir yol sunmak.”

Finansman ve öğrenim fırsatlarının devamı

UNRWA, mevcut dönemde eğitim alanındaki müdahalesini sürdürmesini ve genişletmesini engelleyebilecek ciddi bir mali krizle karşı karşıya. Mevcut programların devam ettirilmesi ve koşullar elverdiğinde örgün eğitime dönüş için hazırlık yapılması, planlamaya imkân tanıyan sürekli kaynaklara ihtiyaç duyuyor.

 vfgbu
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta enkaz yığınları arasında yürüyen Filistinli bir kız çocuğu, 4 Eylül 2024 (Reuters)

Dicum, öğrenim imkânlarının korunması ve gerekli kaynaklarla desteklenen, güvenli bir örgün eğitime dönüşün sağlanması için ‘sürdürülebilir, düzenli ve öngörülebilir finansman sağlanmasının’ temel önem taşıdığını vurgulayarak sözlerini tamamladı.


Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı

Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı
TT

Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı

Koalisyon, 2 balistik füze ve 2 İHA’yı önledi: Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile toplantılarını hedef almakla tehdit ettiği iddiaları yalanlandı

Yemen’de meşru yönetimi destekleyen Koalisyon Güçleri Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, cuma günü erken saatlerde yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan hava savunma sistemlerinin Husilere ait milisler tarafından Riyad’a doğru fırlatılan bir balistik füze ile ülkenin güneyine yönelen bir başka balistik füzeyi önleyerek imha ettiğini bildirdi. El-Maliki ayrıca, Husilerin güney bölgesine doğru fırlattığı iki insansız hava aracının (İHA) da etkisiz hale getirildiğini belirtti.

Koalisyon, Husilerin Suudi Arabistan’ın kabile ve sivil toplulukların bulunduğu alanları hedef almakla tehdit ettiği yönündeki iddialarını da yalanladı. Koalisyon tarafından yapılan açıklamada, terörist Husi milislerinin ortaya attığı bu iddiaların “asılsız olduğu ve gerçeği yansıtmadığı” belirtilerek söz konusu iddiaların tümüyle reddedildiği vurgulandı.

Koalisyon Sözcüsü, yaptığı yazılı açıklamada, “Bu iddiaların içeriği ve gündeme getirildiği zamanlama, kamuoyunu yanıltmaya, milislerin içinde bulunduğu krizleri ve uygulamalarını örtbas etmeye, Yemen’in köklü kabilelerini kendi çatışmalarına sürüklemeye yönelik sürekli girişimleri yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ise Husilerin Suudi Arabistan’daki sivil hedeflere yönelik saldırılarını sürdürmesinden ve Yemen’in Taiz çevresinde çatışmaların tırmanmasından duyduğu endişeyi dile getirdi. Guterres, söz konusu saldırı ve çatışmaların sivillerin büyük acılar çekmesine neden olduğunu ve bölgesel gerilimi artırdığını belirtti.

Öte yandan, Suudi Arabistan’ın Dammam kentindeki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan, iki kişinin hayatını kaybetmesine ve sekiz kişinin yaralanmasına yol açan saldırıya yönelik Arap ve uluslararası düzeyde kınama mesajları gelmeye devam etti. Açıklamalarda, sivil ve hayati öneme sahip tesislerin hedef alınmasının reddedildiği vurgulanırken Suudi Arabistan’ın güvenliğini, egemenliğini, vatandaşlarının ve ülkede ikamet edenlerin can güvenliğini koruma çabalarına destek ifade edildi.