Önce silahsızlanma mı, yoksa geri çekilme mi? Trump’ın Gazze planını tehdit eden ikilem

Netanyahu’nun reddi, yol haritasının uygulanmasını zorlaştırıyor

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025’te Florida’da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025’te Florida’da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
TT

Önce silahsızlanma mı, yoksa geri çekilme mi? Trump’ın Gazze planını tehdit eden ikilem

ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025’te Florida’da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 29 Aralık 2025’te Florida’da düzenledikleri basın toplantısında (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Şeridi’ne ilişkin yeni planının karşı karşıya olduğu en temel engel, yükümlülüklerini yerine getirmeye hangi tarafın başlayacağının belirlenmesi. İsrail, herhangi bir geri çekilmeden önce Hamas’ın silahsızlandırılmasını şart koşarken, Hamas ise kendi yükümlülüklerini uygulamaya başlamasını İsrail’in öncelikle kendi taahhütlerini yerine getirmesine (çekilme ve saldırıların durdurulması) bağlıyor. Yol haritası ise iki sürecin karşılıklı ve kademeli biçimde ilerlemesini öngörüyor. Dolayısıyla anlaşmazlık teknik bir mesele olmaktan ziyade, ilk adımı hangi tarafın atacağı ve karşı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde ortaya çıkacak riskleri kimin üstleneceğiyle ilgili.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun dün Kudüs’te Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Jared Kushner, Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov ve eski İngiltere Başbakanı Tony Blair ile gerçekleştirdiği toplantı, Mısır’da pazar günü bölgesel arabulucularla yapılan görüşmelerin ardından geldi. Söz konusu görüşmelerin bir bölümüne Hamas yetkilileri de katıldı.

Mevcut girişimler, Mısır, Katar ve Türkiye’den arabulucuların da katıldığı istişarelerin ardından hazırlanan ve mevcut haliyle 30 Temmuz’da yayımlanan, ABD’nin desteklediği Gazze Barış Kurulu tarafından açıklanan 15 maddelik yol haritasını kurtarmayı amaçlıyor.

Geri çekilme, silahsızlanmaya bağlı

Yeni plan; askeri operasyonların durdurulması, Hamas ve diğer grupların silahlarının İsrail güçlerinin kademeli olarak çekilmesiyle eş zamanlı biçimde aşamalı olarak teslim alınmasını ve sivil ve güvenlik işlevlerinin, Hamas’ın yönetiminde rol almayacağı teknokratlardan oluşan Filistinli bir komiteye devredilmesini öngörüyor. Plan ayrıca ateşkesin denetlenmesi ve İsrail güçleri ile komitenin kontrolündeki bölgeler arasında ayrım sağlanması amacıyla geçici bir uluslararası gücün konuşlandırılmasını ve geçiş döneminde yeniden yapılandırılacak bir Filistin polis teşkilatının eğitilmesini içeriyor.

sdvfgreb
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah Sisi, 16 Ağustos 2026’da Mısır’ın el-Alameyn kentinde ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu Özel Temsilcisi ve damadı Jared Kushner ile yaptığı görüşme sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Ancak Netanyahu daha önce İsrail’in 15 maddelik belgeyi reddettiğini açıklamış ve ordunun, ağır ve hafif silahlar da dahil olmak üzere Hamas’ın tamamen ve fiilen silahsızlandırılması sağlanmadan herhangi bir çekilme gerçekleştirmeyeceğini vurgulamıştı. Buna karşılık Hamas, anlaşmanın uygulanmasını İsrail’in öncelikle kendi yükümlülüklerini yerine getirmesine, bunlar arasında çekilme ve saldırıların durdurulmasına bağlıyor.

Anlaşmazlık bu nedenle silahsızlanma ile çekilmenin zamanlama açısından nasıl birbirine bağlanacağı noktasında yoğunlaşıyor: Taraflar karşılıklı adımları kademeli olarak mı atacak, yoksa taraflardan biri kendi yükümlülüklerini tamamladıktan sonra mı diğeri harekete geçecek? Yol haritası, Hamas ve diğer grupların ağır silahları ile askeri altyapısının devre dışı bırakılmasını, buna silah üretim tesisleri, depolar ve kullanılan tünellerin de dahil edilmesini öngörüyor. Sürecin her aşaması, buna karşılık gelen bir İsrail çekilmesiyle ilişkilendiriliyor. Her aşamadaki yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğini bir sonraki aşamaya geçilmeden önce, garantör ülkeler, Barış Kurulu ve Uluslararası İstikrar Gücü temsilcilerinden oluşan uluslararası bir komite denetleyecek. Ancak İsrail’in silahsızlanmanın ilk adım olması yönündeki şartı ile Hamas’ın öncelikle İsrail’in yükümlülüklerini yerine getirmesini istemesi arasındaki görüş ayrılığı, bu mekanizmanın hayata geçirilmesini şimdilik askıda bırakıyor.

Uygulama ayrıntıları henüz açıklanmadı

Ancak engeller, çekilme ile silahsızlanmanın sıralaması konusunda uzlaşmaya varılmasıyla sona ermiyor. Doğrulama komitesi ile Uluslararası İstikrar Gücü’nün genel çerçevesi belirlenmiş olsa da her bir tarafın pratikte sahip olacağı yetkiler ve görevlerin ayrıntıları müzakere edilmeyi sürdürüyor. Bunlar arasında silahların teslim edildiğinin veya kullanım dışı bırakıldığının nasıl doğrulanacağı ve silahlı grupların yükümlülüklere uymayı reddetmesi halinde nasıl hareket edileceği gibi konular bulunuyor. Ayrıca Filistinli teknokrat komitesinin nasıl oluşturulacağı, Filistinliler nezdinde ne ölçüde kabul göreceği ve savaşın altyapısının ve kurumlarının büyük bölümünü tahrip ettiği Gazze Şeridi’ni yönetme kapasitesine sahip olup olmayacağı da yanıt bekleyen sorular arasında.

sdgrth
İsrail tankları, sınırın İsrail tarafında konuşlanırken arka planda Gazze Şeridi’ndeki yıkımın bir kısmı görülüyor... 16 Eylül 2025 (Reuters)

İngiltere merkezli araştırma kuruluşu Chatham House, Trump’ın ilk planına ilişkin Ekim 2025’te yayımladığı değerlendirmede, eğitimli ve güvenilir bir Filistin polisi ve güvenlik gücü oluşturulmasının aylar hatta yıllar sürebileceğine dikkat çekmişti. Mevcut yol haritası ise Uluslararası İstikrar Gücü’ne İsrail güçleri ile Filistin komitesinin kontrolündeki bölgeler arasında ayrım sağlama, ateşkesi izleme, polisi eğitme, insani yardımların ulaştırılmasını güvence altına alma ve komitenin talebi üzerine polislik faaliyetlerini kapsamayan görevlerde komiteye destek verme sorumluluklarını yüklüyor. Gücün iç güvenlikten sorumlu olması öngörülmüyor; bu görev Filistinli komitenin yetkisinde kalıyor. Bu durum, siyasi bir anlaşmaya varılması halinde dahi bunun uzun bir sürecin yalnızca başlangıcı olacağını gösteriyor. Süreç, güvenlik boşluğunun oluşmasını önleyebilecek ve yeniden imar dönemini yönetebilecek kurumların oluşturulmasını gerektirecek.

Netanyahu’nun seçim hesapları

İngiliz The Guardian gazetesi, Netanyahu’nun planı reddetmesini Trump’la yaşanan nadir ve açık bir anlaşmazlık olarak nitelendirdi. Gazete, İsrail Başbakanı’nın seçimler öncesinde sağcı müttefiklerinin baskısıyla karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. İsrailliler 27 Ekim’de genel seçimler için sandık başına gitmeye hazırlanırken, iktidardaki Likud Partisi kamuoyu yoklamalarında zorlu bir mücadele veriyor. Netanyahu ise Gazze Şeridi’nden Hamas silahsızlandırılmadan çekilmeyi reddeden sağcı müttefiklerinin baskısı altında bulunuyor.

sdfvbt
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 23 Temmuz 2025 tarihinde Kudüs’te düzenlenen Knesset oturumunda (Reuters)

Bu seçim baskıları, Netanyahu’yu Washington’la görüşme kapısını kapatmadan ülke içinde daha sert bir söylem benimsemeye itebilir. Netanyahu ile Washington, Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılması hedefinde hemfikir olsa da uygulamanın sıralaması konusunda görüş ayrılığı yaşıyor. Netanyahu, herhangi bir çekilmeden önce silahsızlanma sürecinin tamamlanmasında ısrar ederken, yol haritası iki sürecin kademeli olarak birbirine bağlanmasını öngörüyor. Temel ayrıntılar ise müzakere edilmeyi sürdürüyor. Bunlar arasında takvim, yükümlülüklerin yerine getirildiğinin doğrulanmasına ilişkin kriterler, İsrail’in çekilmesinin aşamaları ve hızı ile Filistinli komitenin Gazze Şeridi’ne girişinin ve Uluslararası İstikrar Gücü’nün konuşlandırılmasının zamanlaması bulunuyor. Belgede, tüm tarafların yol haritasını kabul etmesinden itibaren 14 gün içinde uygulama takvimi ile mekanizmalarının hazırlanması öngörülüyor. Uluslararası Doğrulama Komitesi’nin kararıyla bu sürenin uzatılabilmesi, ayrıntılar üzerinde uzlaşma sağlanamaması halinde sürecin tıkanma döneminin daha da uzamasına yol açabilir.

Trump ise planını uygulamaya geçirmek ve bunu çatışmayı sona erdirecek bir yol olarak sunmak için çaba gösteriyor. Yol haritasının çıkmaza girmesi, plana arabuluculuk yapan ve destek veren ülkelerin çabalarını sekteye uğratabilir. Ayrıca İsrail’in çekilme ve askeri operasyonları durdurma konusunda açık bir taahhütte bulunması sağlanmadan Hamas’ı silahlarını bırakmaya ikna etmeyi zorlaştırabilir.

Amerikan baskısının sınırları

Washington’ın İsrail hükümetini tutumunu değiştirmeye zorlamak için kullanabileceği baskı araçları bulunuyor. Bunlar doğrudan siyasi baskı ve Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’ndeki diplomatik destekten başlayarak istihbarat ve askeri iş birliğine kadar uzanıyor. ABD yönetimi, belirli silah sevkiyatlarını yavaşlatabilir veya askıya alabilir, bunların kullanımına ilişkin denetimleri sıkılaştırabilir ve yeni silah anlaşmalarının onaylanmasını planın uygulanmasına yönelik İsrail’in atacağı adımlara bağlayabilir. Ancak Beyaz Saray, askeri yardımlara ilişkin kararları tek başına almıyor. Yardımların ödeneklerinin onaylanması ve bunlara ilişkin şartların belirlenmesinde esas rol Kongre’ye ait. Buna karşılık ABD yönetimi, yardımların uygulanması, silah anlaşmalarının yönetilmesi ve bazı sevkiyatların zamanlaması konusunda hareket alanına sahip. Bununla birlikte, bu araçlara sahip olmak ABD’nin İsrail’le açık bir çatışmaya girecek ölçüde bunları kullanmaya hazır olduğu anlamına gelmiyor. Netanyahu, Trump’ın planın başarıya ulaşmasını istemesine rağmen Washington ile İsrail arasındaki ilişkileri tehlikeye atacak veya 3 Kasım 2026’da yapılması planlanan ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçiler arasında bölünmeye yol açacak kadar ileri gitmeyeceği hesabını yapıyor olabilir.

dsevfde
Askeri yardım ödeneklerinin onaylanmasında temel rolü üstlenen ABD Kongresi’nin merkezi… Washington, 19 Eylül 2025 (Reuters)

Görüşmelerin önünde üç olası yol bulunuyor: Netanyahu’nun, muhtemelen ek güvenceler aldıktan sonra yol haritasını kabul etmesi ve böylece İsrail’in çekilme aşamalarının Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılmasında doğrulanabilir ilerlemeye bağlanması; tarafların anlaşmazlıkları sonraki turlara bırakarak ilerleme kaydedildiğini ilan etmesi ve bu şekilde planı fiili bir uygulamaya geçmeden yürürlükte tutması; ya da İsrail’in çekilmeye başlamadan önce tam silahsızlanma şartında ısrar etmesi ve bunun süreci yeniden çıkmaza sürüklemesi.

Planın müzakere aşamasından uygulamaya geçmesi ise tarafların karşılıklı atılacak adımları ve bunların tarihlerini, doğrulama mekanizmalarını ve yükümlülüklerin ihlal edilmesi halinde izlenecek yöntemi ayrıntılı biçimde belirleyen bir uygulama takvimi üzerinde anlaşmasına bağlı. İlk adımı hangi tarafın atacağı konusundaki anlaşmazlığın sürmesi, uygulamanın askıda kalmasına ve Trump’ın planının sahada hayata geçirilmesi zor bir müzakere çerçevesiyle sınırlı kalmasına yol açabilir.



İran, Hürmüz'ün açılmasını ABD'nin geçici anlaşmaya uymasına bağlıyor... Trump'tan Tahran'a teslim ol çağrısı

İran, Hürmüz'ün açılmasını ABD'nin geçici anlaşmaya uymasına bağlıyor... Trump'tan Tahran'a teslim ol çağrısı
TT

İran, Hürmüz'ün açılmasını ABD'nin geçici anlaşmaya uymasına bağlıyor... Trump'tan Tahran'a teslim ol çağrısı

İran, Hürmüz'ün açılmasını ABD'nin geçici anlaşmaya uymasına bağlıyor... Trump'tan Tahran'a teslim ol çağrısı

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, salı günü yaptığı açıklamada, “Hürmüz Boğazı, ABD geçici anlaşmanın hükümlerine uyana kadar kapalı kalacak” dedi.

İranlı üst düzey bir yetkili dün Reuters'a yaptığı açıklamada, ABD ile savaşı sona erdirecek kalıcı bir anlaşmaya varılması yönündeki çabaların çıkmaza girmesi nedeniyle ülkesinin politikasını savunmadan “tamamen saldırı” aşamasına geçirmeye karar verdiğini söyledi. ABD Başkanı Donald Trump ise İran'ın “beyaz teslim bayrağını çekmesi gerektiğini” belirterek, Tahran'ın kendi açısından gerekli gördüğü anlaşmayı imzalamayacağını ifade etti.

İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları Kurumu (UKMTO), salı günü yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı'ndan çıkış yönünde seyreden bir geminin kimliği belirsiz bir merminin hedefi olduğuna ilişkin ihbar aldığını bildirdi. Reuters'a göre saldırıda geminin makine dairesi hasar gördü ve mürettebat arasında can kaybı yaşandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde, iki ülke arasındaki gerilimin düşürülmesi amacıyla İran'la müzakerelerin sürdürülmesi çağrısında bulundu. Erdoğan ayrıca Ankara'nın barış çabalarına destek vermeye hazır olduğunu ifade etti.

ABD Başkanı'nın Özel Temsilcisi Jared Kushner ise dün yaptığı açıklamada, ABD ile İran hükümetinin farklı birimleri arasındaki görüşmelerin hiç olmadığı kadar ciddi bir aşamaya geldiğini, ancak iki tarafın henüz bir mutabakata varamadığını söyledi.


Trump, Güney Kore ile askeri tatbikatların azaltılmasının ardından Kim Jong-un ile iletişime geçeceğinin sinyalini verdi

ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv - AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv - AFP)
TT

Trump, Güney Kore ile askeri tatbikatların azaltılmasının ardından Kim Jong-un ile iletişime geçeceğinin sinyalini verdi

ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv - AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore lideri Kim Jong-un arasında daha önce gerçekleşen bir görüşmeden (Arşiv - AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, Kim Jong-un'un son girişimlerine olumlu yanıt verdiğini söyledi. Bu açıklama, Beyaz Saray'ın patronunun Güney Kore ile askeri tatbikatları azaltmasının ve Kuzey Kore lideriyle ilişkisinden övgüyle bahsetmesinin hemen ertesi günü geldi.

Trump, ilk başkanlığı döneminde üç kez görüştüğü ancak peş peşe olmayan ikinci döneminde henüz bir araya gelmediği Kim ile olan ilişkileri sayesinde durumu ‘çok daha güvenli’ hale getirdiğini ifade etti.

Nükleer askeri kapasiteye sahip Kuzey Kore'nin liderinden övgüyle söz eden Trump, Tahran'ın nükleer bomba elde etmesini engellemeyi amaçladığını söylediği İran'a karşı yürütülen savaşta Washington'a destek vermediği gerekçesiyle müttefiki Seul'u ise eleştirdi.

Oval Ofis'te gazetecilerin sorularını yanıtlayan Trump, geçtiğimiz yılın başlarında yeniden Beyaz Saray'a dönmesinden bu yana Kim'in görüşme taleplerine neden yanıt vermediği sorulduğunda, “Yanıt vermediğini nereden biliyorsunuz?" Kim'in gerçekten yanıt verip vermediği konusunda ısrarlı sorular üzerine ise Trump, "Evet, verdi" dedi.

Trump, Kim ile olan görüşmelerin hangi aşamada olduğuna ilişkin bir soruya ise ayrıntıya girmeden "Son derece olumlu" yanıtını verdi.

Ardından Kim'den övgüyle söz eden Trump, aralarındaki ilişkinin gerilimi azalttığını belirtti. Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre Trump, "Aslında durumu çok daha güvenli hale getiriyorum. Kim Jong Un bana her zaman büyük saygıyla davrandı. Ben onu anlıyorum. O da beni anlıyor" ifadelerini kullandı.

“Bu garip bir durum”

Trump, pazar günü sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı bir paylaşımda Seul'ü eleştirmiş ve Savaş Bakanlığı'na Güney Kore ile yapılan yıllık askeri tatbikatların boyutunu küçültme talimatı verdiğini sürpriz bir şekilde duyurmuştu.

Trump, Pyongyang'ın Güney Kore'ye yönelik olası bir saldırısına karşı koymayı simüle eden yıllık ortak tatbikatları ‘uygunsuz ve düşmanca’ olarak nitelendirdi.

Bu kararını, Güney Kore'nin İran'a karşı yürütülen ABD-İsrail savaşına yardım sağlamayı reddetmesiyle ilişkilendirdi.

Trump, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Orada sizi komşunuz Kim Jong-un'dan koruyan 39 bin askerimiz var, ancak siz İran'daki çok kolay bir askeri operasyonda bize yardım etmeyeceksiniz. Bu garip bir durum."

İran'daki savaşa katılmayı reddeden Güney Kore'ye ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’ndeki (NATO) ortaklarına ABD'nin verdiği desteğin faydasını bir kez daha sorgulayan Trump, "Dünyayı dolaşıp tüm bu ülkeleri, özellikle de bize yardım etmedikleri zamanlarda koruyamayız" dedi.

Öte yandan Güney Koreli yetkililer tatbikatların planlandığı gibi başladığını belirterek, ‘ABD ve Kuzey Kore liderleri arasındaki dostane ilişkinin yapıcı bir diyaloğa yol açmasını’ umduklarını ifade ettiler.

Genellikle ABD-Güney Kore tatbikatlarına yönelik öfkesini dile getiren Kuzey Kore'den ise kamuoyuna açık herhangi bir açıklama yapılmadı.

ABD Askeri İşler Komitesi'nin (Senato Silahlı Hizmetler Komitesi) Kıdemli Demokrat Üyesi Jack Reed, Trump'ın talimatını ‘saçmalık’ olarak nitelendirerek, Çin ve Rusya'nın ‘mevcut ABD Başkanı’nın, ABD’nin müttefiklerini ne kadar kolay gözden çıkardığını izlediğini’ vurguladı.


Trump'a verilen destek, başkanlığı döneminin en düşük seviyesi olan yüzde 33'e geriledi

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
TT

Trump'a verilen destek, başkanlığı döneminin en düşük seviyesi olan yüzde 33'e geriledi

ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)

Reuters ve Ipsos tarafından sonuçları dün yayımlanan bir anket, ABD Başkanı Donald Trump'a yönelik destek oranının göreve gelmesinden bu yana en düşük seviyeye gerilediğini ortaya koydu. Çünkü Amerikalıların ezici bir çoğunluğu İran ile savaşın uzun sürmesinden duydukları endişeyi ifade ediyor.

Dört gün süren ankete katılanların yalnızca yüzde 33'ü Trump'ın performansını onayladığını belirtirken, yüzde 64'ü onaylamadığını dile getirdi.

Trump'a yönelik destek oranı, bu ayın başlarında yapılan anketteki yüzde 35 seviyesinden mevcut başkanlık döneminin en düşük seviyesine geriledi ve böylece 2017 yılının aralık ayında başlayan ilk dönemi sırasında kaydedilen en düşük seviyeyle eşitlenmiş oldu.

Destek oranının yüzde 50'nin biraz altında seyrettiği geçtiğimiz yıl Beyaz Saray'a dönüşünden bu yana Trump'ın popülaritesi, ABD'nin müttefiki İsrail ile koordinasyon içinde İran'a saldırı emri vermesinin ardından bu yıl ciddi biçimde sarsıldı. Devamında gelen çatışma, küresel petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin aksamasına yol açarak benzin fiyatlarının yükselmesine neden oldu. Bu durum hem Amerikalı ailelerin bütçesine yük bindiriyor hem de kasım ayında yapılması planlanan Kongre ara seçimlerinde çoğunluklarını korumaya çalışan Trump'ın Cumhuriyetçi müttefikleri üzerindeki baskıyı artırıyor.

cdfrgt
Kaliforniya’nın Carson kentinde bulunan ham petrol, benzin, dizel ve diğer rafine petrol ürünlerini depolayan tanklar (Reuters)

Trump, seçim kampanyasını enflasyonu dizginleme ve uzun süreli savaşlara girmekten kaçınma vaatleri üzerine yürütmüş ve başlangıçta İran'la olan çatışmanın sadece birkaç hafta süreceğini taahhüt etmişti. Savaşın, İran'ın dünya için tehdit oluşturabilecek nükleer bir silah geliştirmesini engellemenin tek yolu olduğunu söylemişti. Ancak İran direndi ve çatışmanın şiddeti hafiflemesine rağmen Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan petrol ticaretini büyük ölçüde aksatmaya devam etti.

Reuters ve Ipsos tarafından gerçekleştirilen ortak anket, Amerikalıların yüzde 80'inin (bunların yüzde 87'sini Demokratlar, yüzde 71'ini ise Cumhuriyetçiler oluşturuyor), ABD'nin İran'a müdahalesinin ‘uzun bir süre devam edeceğine’ inandığını ortaya koydu. Ankete katılanların yalnızca yüzde 16'sı çatışmanın birkaç hafta içinde sona ermesini beklediğini ifade etti.

Çevrimiçi olarak gerçekleştirilen anket, ABD’nin dört bir yanından bin 166 yetişkini kapsarken, anketin hata payı yüzde üç fazla ya da yüzde üç eksi puan olarak açıklandı.