İran, Trump'ın savaşı tırmandırması halinde Avrupa'daki ABD üslerine saldırmayı düşünüyor

28 Temmuz 2026'da Tahran'da bir sokakta, ABD Başkanı Donald Trump'ın resminin ve İngilizce ile Farsça olarak "İntikam kaçınılmazdır" yazısının yer aldığı bir reklam panosunun önünden geçenler (AFP)
28 Temmuz 2026'da Tahran'da bir sokakta, ABD Başkanı Donald Trump'ın resminin ve İngilizce ile Farsça olarak "İntikam kaçınılmazdır" yazısının yer aldığı bir reklam panosunun önünden geçenler (AFP)
TT

İran, Trump'ın savaşı tırmandırması halinde Avrupa'daki ABD üslerine saldırmayı düşünüyor

28 Temmuz 2026'da Tahran'da bir sokakta, ABD Başkanı Donald Trump'ın resminin ve İngilizce ile Farsça olarak "İntikam kaçınılmazdır" yazısının yer aldığı bir reklam panosunun önünden geçenler (AFP)
28 Temmuz 2026'da Tahran'da bir sokakta, ABD Başkanı Donald Trump'ın resminin ve İngilizce ile Farsça olarak "İntikam kaçınılmazdır" yazısının yer aldığı bir reklam panosunun önünden geçenler (AFP)

Tahran’daki karar alma çevrelerine yakın kaynaklar, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı savaşı tırmandırmaya karar vermesi halinde İran’ın Avrupa’daki ABD askeri hedeflerine saldırmayı değerlendirdiğini bildirdi.

İki İranlı yetkili, Financial Times’a yaptıkları açıklamada, İran güçlerinin Bulgaristan gibi Güneydoğu Avrupa ülkelerindeki ABD tesislerini hedef alma ihtimalini değerlendirdiğini söyledi. Bulgaristan geçen ay ABD uçaklarının yakıt ikmali için Bezmer Hava Üssü’nü kullanmasına onay vermişti.

Kaynaklardan biri, mart ayında bir İngiliz hava üssünün insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığı Kıbrıs’ın da ABD’nin yeni bir saldırı düzenlemesi halinde İran’ın olası misilleme hedefleri arasında bulunduğunu belirtti.

İki kaynak ayrıca İran güçlerinin, çatışmanın tırmanması halinde Hürmüz Boğazı’ndaki denizaltı fiber optik kablolarına saldırma ihtimalini ayrı bir seçenek olarak değerlendirdiğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times’ten aktardığına göre bu tehditler, Tahran’daki meydan okuma havasını yansıtıyor. İran yönetimi içindeki birçok kişi savaşın yeniden başlamasının artık yalnızca bir zaman meselesi olduğuna inanıyor.

İran Devrim Muhafızları ve diğer askeri yetkililer, yeni ve kapsamlı bir çatışma çıkması halinde İran’ın daha önce izlediği; ABD’nin askeri varlıkları, enerji tesisleri ve Ortadoğu’daki diğer altyapı unsurlarını hedef alma stratejisinin ötesine geçerek daha uzak bölgeleri hedef alacağı uyarısında bulundu.

Devrim Muhafızları geçen ay, ABD’nin İngiliz askeri üslerini kullanması nedeniyle Birleşik Krallık’ı tehdit etmiş ve “İran topraklarına yönelik bir saldırı düzenlemek için kullanılan her üs meşru hedef kabul edilecektir” demişti.

Kaynaklardan biri, Trump’ın daha önce İran altyapısını hedef alma tehdidini hayata geçirmesi halinde İran yönetiminin çatışmanın kapsamını genişletmeye yönelik bir plan hazırladığını söyledi.

ABD Başkanı geçen ay, Tahran’ın Hürmüz Boğazı’nda bir gemiyi hedef alması halinde Washington’un İran’daki her köprü veya enerji santralini imha edeceğini açıklamıştı.

İkinci kaynak ise İran’ın ABD saldırganlığı karşısında misillemesine “hiçbir sınır” koymayacağını söyledi. Kaynak, “ABD sınırlarını aşarsa İran ne pahasına olursa olsun kendisini savunacak ve bölgenin ötesine geçerek Avrupa’yı da vuracak” ifadelerini kullandı.

İran, uzak mesafelerdeki hedefleri vurma kapasitesine sahip olduğunu daha önce de göstermişti. ABD, şubat ayında Washington ve İsrail’in İran’a karşı savaş ilan etmesinin ardından geçen haftalarda Tahran’ı, Hint Okyanusu’nda yaklaşık 4 bin kilometre uzaklıktaki ortak ABD-İngiltere askeri üssü Diego Garcia’ya ulaşmayan birkaç füze fırlatmakla suçlamıştı. Türkiye ise mart ayında NATO hava savunma sistemlerinin İran’dan fırlatılan çok sayıda balistik füzeyi önlediğini açıklamıştı. Aynı ay Kıbrıs’taki İngiliz Akrotiri Hava Üssü de bir İHA’nın hedefi olmuştu.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nden Douglas Barrie, “Bu yıl Diego Garcia’ya yönelik gerçekleştirmeye çalıştıkları saldırılar, ellerinde menzili 2 bin kilometreyi aşan silahlar bulunduğuna işaret ediyor” dedi. Ancak Barrie, İran’ın sahip olduğu cephaneliğin büyüklüğü ve bu silahları kullanmaya ne ölçüde hazır olduğu konusunda soru işaretleri bulunduğunu belirtti.

Barrie, “Risk şu ki füzeler başarısız olabilir veya düşürülebilir. İran bundan nasıl fayda sağlayacak? Menzil arttıkça gerçek anlamda isabet sağlamak da zorlaşıyor” diye konuştu.

ABD ile İran arasında geçen haziranda imzalanan mutabakat zaptı, İran’ın geçen ay Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere saldırmasının ardından çöktü. Tarafların geçici anlaşmayı ihlal etmekle birbirini suçlaması, karşılıklı saldırıların yaşandığı yeni çatışma turlarına ve ABD’nin İran limanlarına yeni bir abluka uygulamasına yol açtı.

Haftalar süren diplomatik girişimler ise deniz geçişinin yeniden açılması ve savaşı sona erdirecek daha kapsamlı bir anlaşma konusunda müzakerelerin yeniden başlatılması için herhangi bir ilerleme sağlayamadı.



Trump'ın Güney Kore'yle askeri tatbikatları azaltma tehdidi ne anlama geliyor?

Trump, Kuzey Kore ve Güney Kore arasındaki fiili sınır olan Silahsızlandırılmış Bölge'de (DMZ) Kim'le buluşup Pyongyang'a giderek Kuzey Kore toprağına adım atan ilk ABD lideri olmuştu (Reuters)
Trump, Kuzey Kore ve Güney Kore arasındaki fiili sınır olan Silahsızlandırılmış Bölge'de (DMZ) Kim'le buluşup Pyongyang'a giderek Kuzey Kore toprağına adım atan ilk ABD lideri olmuştu (Reuters)
TT

Trump'ın Güney Kore'yle askeri tatbikatları azaltma tehdidi ne anlama geliyor?

Trump, Kuzey Kore ve Güney Kore arasındaki fiili sınır olan Silahsızlandırılmış Bölge'de (DMZ) Kim'le buluşup Pyongyang'a giderek Kuzey Kore toprağına adım atan ilk ABD lideri olmuştu (Reuters)
Trump, Kuzey Kore ve Güney Kore arasındaki fiili sınır olan Silahsızlandırılmış Bölge'de (DMZ) Kim'le buluşup Pyongyang'a giderek Kuzey Kore toprağına adım atan ilk ABD lideri olmuştu (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, İran savaşında gerekli desteği vermediği gerekçesiyle Güney Kore'yle askeri tatbikatları azaltma tehdidinde bulundu.

Trump, pazar günkü açıklamasında, Seul yönetimiyle ortak askeri tatbikatların "önemli ölçüde" azaltılması talimatını verdiğini duyurmuştu.

Cumhuriyetçi lider, dün Oval Ofis'te düzenlediği basın toplantısında da yeniden Güney Kore yönetimine yüklendi.

Kuzey Kore karşısında milyarlarca dolar harcayarak Güney Kore'yi savunduklarını ancak Seul'den aradığı desteği göremediklerini söyledi.

Trump, Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung'u İran'la savaşta ABD'ye destek vermesi için aradığında "Hayır" cevabını aldığını belirtti ve ekledi:

Ben de 'bir dakika' dedim. Orada, komşunuz Kim Jong-un'dan sizi korumak için 29 bin askerimiz var ama İran'da yapılacak çok kolay bir askeri operasyonda bize yardım etmeyecek misiniz? Bu çok tuhaf.

Lee, 15 Ağustos'taki açıklamasında iki ülke arasında hukuken hâlâ süren savaşı resmen sona erdirmek amacıyla Kuzey Kore'ye doğrudan görüşme teklif etmişti.

Kore Yarımadası'ndaki çatışmalar, 1953'te imzalanan ateşkesle durmuş olsa da iki ülke hukuken hâlâ savaş halinde.

Ateşkesin ardından Güney Kore'ye asker konuşlandıran ABD, ülkedeki Camp Humphreys Üssü'nü de işletiyor.

Güney Kore ordusu, barış döneminde Seul'ün kontrolünde. Ancak savaş durumuna geçilmesi halinde ordu, iki ülke arasındaki ittifak anlaşması kapsamında Güney Kore/ABD Birleşik Kuvvetler Komutanlığı (CFC) aracılığıyla Washington tarafından komuta edilecek. Lee yönetimi ise harp durumunda da ordunun kontrolünün doğrudan Seul'ün elinde olmasını talep ediyor.

Diğer yandan Trump'ın Pyongyang yönetiminin "herhangi bir tehdit oluşturmadığını" savunması da dikkat çekti. Cumhuriyetçi liderin bu açıklamaları, ABD ve Güney Kore arasında 17 Ağustos'ta başlayan ve 11 gün sürecek "Ulchi Özgürlük Kalkanı" askeri tatbikatı sürerken geldi. Kuzey Kore ise tatbikatı "savaş provası" diye niteleyerek eleştirmişti.

Reuters'ın analizinde, Trump ve Kim arasında bir görüşmenin mümkün olabileceği yazılıyor.

Trump ilk döneminde Kuzey Kore'yle nükleer müzakereler kapsamında Kim'le üç kez görüşmüş fakat diplomatik temaslardan sonuç alınamamıştı. Washington ve Seul, geniş çaplı ortak askeri tatbikatlara geri dönerken, Pyongyang da nükleer programını sürdürüyor.

Washington merkezli düşünce kuruluşu Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nden (CSIS) Victor Cha, Trump'ın dikkatleri İran savaşında düştüğü zor durumdan uzaklaştırmak amacıyla Kuzey Kore meselesini yeniden gündeme getirdiğini söylüyor.

New York Times'ın analizinde, Kuzey Kore liderinin İran savaşını ve ABD'nin hamlelerini yakından takip ettiğine dikkat çekiliyor. Savaşın, Pyongyang'ın askeri saldırı ihtimaline karşı nükleer silah geliştirmenin zorunlu olduğuna dair resmi söylemini pekiştirdiği vurgulanıyor

ABD-Kuzey Kore müzakerelerinde görev yapmış eski ABD'li diplomat Joel S. Wit, Trump-Kim görüşmesinin "felaketle sonuçlanabileceğini" savunuyor:

Trump, Kim Jong-un'un artık ABD'yle ilişkileri iyi tutmakla ilgilenmediğini anlamıyor gibi. Kim, nükleer silahlarını elinde tutmaya, müttefiki Rusya'yı desteklemek için Ukrayna'ya asker göndermeye ve Güney Kore'yi tehdit etmeye kararlı.

Brookings Enstitüsü'nden Andrew Yeo ise Washington-Pyongyang temaslarının, son dönemde Rusya ve Çin'le ilişkilerini daha da güçlendiren Kim'in avantajına olabileceğini belirtiyor:

Rusya ve Çin'in desteğini garantileyen Kim'in, Trump'la görüşerek kaybedecek hiçbir şeyi yok. Kim için asıl mesele itibar. Asıl olay ABD başkanıyla tekrar görüşmek, bu da itibar ve statü demek.

Independent Türkçe, Reuters, New York Times, CNN, Guardian


Venezuela, kaçırılan lideri Nicolas Maduro'yu kaderine mi terk etti?

Venezuela lideri Nicolas Maduro, Amerikan komandolarının gece baskınıyla ülkeden kaçırılmıştı (Reuters)
Venezuela lideri Nicolas Maduro, Amerikan komandolarının gece baskınıyla ülkeden kaçırılmıştı (Reuters)
TT

Venezuela, kaçırılan lideri Nicolas Maduro'yu kaderine mi terk etti?

Venezuela lideri Nicolas Maduro, Amerikan komandolarının gece baskınıyla ülkeden kaçırılmıştı (Reuters)
Venezuela lideri Nicolas Maduro, Amerikan komandolarının gece baskınıyla ülkeden kaçırılmıştı (Reuters)

Venezuela'da geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez liderliğindeki hükümet, ülkeden kaçırılan Nicolas Maduro'yu geri getirmek için adım atmıyor.

Financial Times'ın aktardığına göre hükümetle muhalefet arasında yaklaşık iki hafta süren görüşmelerde Rodriguez yönetimi, Maduro'nun serbest bırakılmasını gündeme getirmedi.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan kaynaklar bunun, Rodriguez hükümetinin Maduro'yu yalnız bıraktığının şimdiye kadarki en açık işareti olduğunu savunuyor.

Geçen hafta sona eren görüşmelerde muhalefet ve hükümetten yetkililer en az 5 kez bir araya gelmiş.

Haberde, hükümetin Maduro ve cilia Flores'in ülkeye iadesini gündeme getirmemesinin muhalefeti şaşırttığı yazılıyor.

Adının gizli tutulmasını isteyen, görüşmelere katılan muhalif bir siyasetçi "Maduro ve Flores müzakere masasında yok. Onları tarihten sildiler" diyor.

Venezuelalı analist Edward Rodriguez'e göre hükümet "Maduro'nun kaderinin çoktan belirlendiğini" düşünüyor.

Bununla birlikte Maduro, "Chavista" diye de anılan eski Venezuela lideri Hugo Chavez destekçileri arasındaki nüfuzunu koruyor.

Bazı Chavistalar, Maduro'nun yakın çevresindekilerin ihanetine uğradığını ve ABD güçlerine teslim edildiğini düşünüyor.

Delcy Rodriguez yönetiminin, baskından önce Beyaz Saray'la gizli görüşmeler yaptığına yönelik iddialar da basına yansımıştı. 57 yaşındaki siyasetçi, Venezuela'ya düzenlenen askeri harekatın ardından Amerikan petrol şirketlerine ülkenin rezervlerine erişim hakkı da tanımıştı.

Kaynaklara göre görüşmelerde taraflar, yeni bir devlet başkanlığı seçimine yönelik adımlar üzerinde anlaşmayı hedefliyordu fakat somut ilerleme sınırlı kaldı.

Hükümetle muhalefet arasındaki müzakerelerde, hazirandaki depremlerin yol açtığı hasarın ardından yeniden yapılanmanın nasıl finanse edileceği de ele alındı. Buna ek olarak Birleşik Krallık Merkez Bankası'nda Venezuela'ya ait yaklaşık 4 milyar dolar değerindeki altının iadesi de görüşüldü. Taraflar adalet sisteminde reform çalışmalarına başlama hakkında uzlaştı.

Amerikan askerleri 3 Ocak'ta ülkeye baskın düzenleyerek Maduro ve eşi Cilia Flores'i kaçırmıştı.

New York şehrindeki Metropolitan Gözaltı Merkezi'nde tutulan çift, haklarındaki uyuşturucu kaçakçılığı, kara para aklama ve yolsuzluk suçlamalarını reddetmişti.

Olayın ardından ülkenin başına geçen Rodriguez ise Maduro ve eşinin derhal serbest bırakılmasını talep etmişti. Öte yandan siyasetçi, kamuoyuna yaptığı konuşmalarda artık Maduro'dan nadiren söz ediyor.

Independent Türkçe, Financial Times, NBC News


Zoom'da 900 çalışanı kovan eski CEO'ya kendi şirketinden dava

Better Home & Finance'in eski CEO'su Vishal Garg, şirket tarafından dava ediliyor. Şirket, Garg'ı şirketin kontrolünü yönetim kurulundan geri almak için SEC yasalarını ihlal etmekle suçluyor (Vimeo/Better.com)
Better Home & Finance'in eski CEO'su Vishal Garg, şirket tarafından dava ediliyor. Şirket, Garg'ı şirketin kontrolünü yönetim kurulundan geri almak için SEC yasalarını ihlal etmekle suçluyor (Vimeo/Better.com)
TT

Zoom'da 900 çalışanı kovan eski CEO'ya kendi şirketinden dava

Better Home & Finance'in eski CEO'su Vishal Garg, şirket tarafından dava ediliyor. Şirket, Garg'ı şirketin kontrolünü yönetim kurulundan geri almak için SEC yasalarını ihlal etmekle suçluyor (Vimeo/Better.com)
Better Home & Finance'in eski CEO'su Vishal Garg, şirket tarafından dava ediliyor. Şirket, Garg'ı şirketin kontrolünü yönetim kurulundan geri almak için SEC yasalarını ihlal etmekle suçluyor (Vimeo/Better.com)

Bir Zoom görüşmesinde 900 çalışanı işten çıkarmasıyla tanınan eski CEO Vishal Garg'a, kurucusu olduğu şirket dava açtı.

Forbes'un haberine göreBetter Home & Finance, kurucusu Garg'a şirketin kontrolünü yeniden ele geçirmek amacıyla "her şeyi yakıp yıkmaya dayalı bir kampanya" yürüttüğü suçlamasıyla dava açtı. Davada Garg'ın çalışanlarına "maymun" ve "aptal yunuslar" gibi isimler takarak hakaret ettiği de öne sürülüyor.

Garg, pandemi sırasında 2 dakikadan kısa süren bir Zoom görüşmesinde yaklaşık 900 çalışanını kovmasıyla gündem olmuştu.

3 Ağustos'ta şirketin yönetim kurulu onu CEO'luktan azletme kararı aldı. Garg dışındaki bütün üyeler görevden alınmasını destekledi.

Dava dilekçesinde şirketin 2022'den bu yana net zararının 1,5 milyar doları aştığı ve Garg'ın liderliğinde şirketin hisse senedi fiyatında yüzde 90'dan fazla düşüş yaşandığı belirtiliyor.

Dava, Garg'ın şirketin kontrolünü yönetim kurulundan geri almak için bir "hissedar koalisyonu" kurmaya çalıştığını ve şirket hakkında çok sayıda yanıltıcı açıklama yayarak "piyasayı bilgi bombardımanına tuttuğu" iddia ediliyor.

Dava, Garg'ın eylemlerinin federal menkul kıymetler yasasını ihlal ettiğini öne sürüyor.

Dava dosyasında Garg'ın 3 Ağustos'ta görevden alınmasının ardından şirkete karşı bir "intikam kampanyası" başlattığı iddia ediliyor. 10 Ağustos'ta Garg'ın, şirketin yönetim kuruluna tüm üyelerinin istifa etmesini isteyen bir mektup gönderdiği öne sürülüyor. Garg'ın, hamlesini destekleyen "endişeli hissedarlardan" oluşan bir grubun arkasında durduğunu iddia ettiği belirtiliyor.

Davaya göre Garg, medya bombardımanı yoluyla bu hissedar ordusunu bir araya getirdi. Dosyaya göre Vishal Garg, şirketin hissedar oylarının "yüzde 52'sini zaten topladığını" yanlış bir şekilde iddia etmek için basın bültenleri, sosyal medya ve geleneksel medya mecralarını kullandı. Oysa görünüşe göre ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu'na (SEC) gerekli vekaletname beyanlarının hiçbirini sunmamıştı.

Vekaletname açıklamaları, yönetim kurulu toplantıları gibi önemli toplantılarda bulunamayan hissedarları, şirketin görünümü ve performansıyla ilgili kritik bilgilerden haberdar etmek için kullanılıyor.

Şirket, mahkemeden Garg'ın tüm hissedar desteğini geçersiz kılmasını ve en az 30 gün boyunca daha fazla hissedar desteği talep etmesini engellemesini istiyor.

Garg'ın kendisi de geçici CEO'ya atıfta bulunarak "menkul kıymetler yasası ihlali yapmış olabilecek tek isimler Daniel Lewis ve yönetim kuruludur" diye yazdı.

The Independent, yorum almak için Better Home & Finance ve Vishal Garg'la iletişime geçti.

Independent Türkçe