İsrail basını: Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef alan saldırı Türklere bir mesajdı

İsrail, ABD'nin eleştirilerine yanıt verdi: Saldırıdan önce istihbarat bilgisi paylaştık

İsrail tarafından dün gerçekleştirilen saldırıların ardından Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü (Reuters)
İsrail tarafından dün gerçekleştirilen saldırıların ardından Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü (Reuters)
TT

İsrail basını: Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nü hedef alan saldırı Türklere bir mesajdı

İsrail tarafından dün gerçekleştirilen saldırıların ardından Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü (Reuters)
İsrail tarafından dün gerçekleştirilen saldırıların ardından Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü (Reuters)

İsrail resmi çevreleri, Suriye'nin kuzeyindeki İdlib'in doğu kırsalında yer alan Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü pistini bombaladığına dair Suriye'nin suçlamaları karşısında sessizliğini korusa da İsrailli bir yetkili ABD merkezli Fox News haber kanalına yaptığı kısa açıklamada, saldırıyı itiraf ederek Tel Aviv'in saldırıyla ilgili olarak Washington'ı önceden bilgilendirdiğini söyledi.

İsrail'de ABD'ye yönelik sürpriz bir gayri resmi itiraf olarak nitelendirilen durumla ilgili olarak yetkili, “Son derece hassas olan istihbarat bilgileri, önceden ABD ile çeşitli kurum ve kuruluşlarda en üst düzeyde paylaşıldı” dedi. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın ‘vekil güçler barındıran önceki Suriye rejimi gibi hareket edemeyeceğinin farkında olduğunu’ sözlerine ekleyen yetkili, “Muhtemelen neler olup bittiğini anlamıyordu ya da bundan haberi yoktu” ifadelerini kullandı.

Yetkili, ‘istihbarat bilgilerinin son derece gizli olması nedeniyle’ Fox News’a daha fazla detay vermekten kaçındı.

gthyj
Dün gerçekleştirilen İsrail saldırılarının ardından Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’nde meydana gelen yıkımdan bir kare (Reuters)

Bu gelişmenin hemen ardından tüm İsrail basını bu açıklamayı manşetlerinden yeniden yayımlayarak, saldırının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a bir mesaj olduğunu vurguladı.

Bilindiği üzere İsrail, bir şeyi resmi olarak kabul etmek istemeyip üstlenmek istediğinde, bilgileri İsrail dışındaki medya organlarına sızdırma yoluna başvuruyor ve ardından bu haberler İsrail'de doğrulamalar, analizler ve haberle yeniden ele alınıyor.

İsrail basını, İsrail’in istisnai saldırıya yönelik üstü kapalı itirafının, ABD’nin alışılmadık kınamasına bir yanıt olduğunu değerlendirdi. İsrail basını ayrıca, saldırının Türkiye’nin Suriye'deki rolünü dizginleme girişimi kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da bir mesaj teşkil ettiğini belirtti.

İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth, İsrail hükümeti ve ordusunun Suriye’de saldırılar düzenlendiği yönündeki suçlamalar hakkında yorum yapmayı reddetmesinin ardından, ABD Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'tan alışılmadık bir kınama geldiğini aktardı. Buna karşılık üst düzey bir İsrailli yetkilinin Fox News’a yaptığı açıklamada Barrack’a yanıt vererek operasyonun İsrail'e ait olduğunu kabul ettiğini ve Tel Aviv'in saldırıdan önce Washington ile ‘hassas istihbarat bilgileri’ paylaştığına dikkati çektiğini belirtti.

Kimliği belirsiz uçaklar, İdlib, Hama ve Halep vilayetleri arasındaki stratejik konumu ve Suriye’nin el-Badiye (çöl) bölgesine yakınlığıyla öne çıkan, Suriye'nin kuzeyindeki en önemli askeri üslerden biri sayılan hava üssüne saldırı düzenleyerek pistlerinde ve depolama tesislerinde hasara yol açmıştı.

Fox News kanalına yapılan kısa açıklama dışında hiçbir İsrailli yetkili veya kaynak saldırı hakkında açıklamada bulunmadı. Ancak İsrail basını bunun Türkiye'ye verilen bir mesaj olduğunu belirtti.

Times of Israel gazetesi, saldırının İsrail'in Suriye'deki Türk nüfuzu ve varlığının kökleşmesini engellemeye çalıştığı bir dönemde gerçekleştiğini, daha önce de Türkiye'nin yeni Suriye hükümetine bağlı hava kuvvetlerinin inşasına ve güçlendirilmesine yardım etmesini engellemeyi amaçladığı düşünülen saldırılar gerçekleştirdiğini ifade etti.

Gazete askeri bir kaynağa dayandırarak 2024'ün sonlarında Beşşar Esed rejiminin devrilmesinden bu yana üssün yeni Suriye ordusu için bir eğitim merkezi olarak kullanıldığını, Suriye'nin ağustos ayı başlarında Rus yapımı MiG-21 savaş uçakları kullanarak hava tatbikatları gerçekleştirdiğini ve bunun Esed rejiminin düşmesinden bu yana bu türde yapılan ilk tatbikat olduğunu aktardı.

xcdf
İsrail, Türkiye'nin Humus'taki T-4 üssüne ekipman taşımak için kullandığı iddiasıyla Hama Askeri Havalimanı'nı imha etti (AP)

Geçtiğimiz hafta İsrail Kamu Yayın Kuruluşu (KAN), İsrailli güvenlik yetkililerinin Suriye'nin hava kuvvetlerini yeniden inşa etme çabalarını hızlandırdığına dair bulgular tespit ettiğini bildirdi. Bunlar arasında yeni pilotların silah altına alınması, uçuş eğitimlerinin yapılması ve savaş uçaklarının kullanıldığı ilk tatbikatın gerçekleştirilmesi yer alıyor. KAN, İsrailli bir güvenlik kaynağına dayandırarak İsrail'in gelişmeleri yakından takip ettiğini ve endişeleri konusunda ABD'yi bilgilendirdiğini aktardı.

İsrail merkezli haber sitesi Walla, hava üssünün hedef alınmasının, tesisin yeniden faaliyete geçirilmesinde Suriye'ye yardım eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a bir mesaj olduğunu belirtti. Site, son dönemde Suriye hava kuvvetlerinin kapasitesini yeniden yapılandırma girişimlerine dair bulguların ortaya çıktığını vurguladı. Ayrıca 11 Ağustos'ta Suriye uçaklarının Halep ve İdlib vilayetleri semalarında MiG-23 tipi uçakların da kullanıldığı eğitim uçuşları gerçekleştirdiğini bildirdi.

i24News sitesi de Türkiye'nin Suriye'nin kuzeyinde artan varlığına ve Ankara'nın Suriye askeri tesislerinin onarımına katılımına değindi. Site, saldırının daha geniş çaplı bir çatışmayla bağlantılı olduğunu ifade etti.

İsrail televizyon kanalı Kanal 14 ise saldırının, Esed rejiminin düşmesinden bu yana Türkiye'nin Suriye'deki en belirgin aktörlerden biri haline geldiği bir dönemde gerçekleştiğini ve İsrail'in Türkiye’nin oradaki askeri varlığına ve nüfuzuna karşı daha hassas hale geldiğini aktardı.

defrtg
Dün Ebu Zuhur beldesinde motosikletli bir adam (Reuters)

Bombalanan hedefin ne olduğu tam olarak netlik kazanmazken İsrail Ordu Radyosu, ortada net bir hedefin bulunmadığını, bunun muhtemelen yerdeki bir unsur, hava üssüne giden bir sevkiyat ya da bir uçağın yahut bir sevkiyatın ulaşmasını engelleme girişimi olabileceğini belirtti. Radyo, hedefin büyük ihtimalle Türkiye'nin Suriye ordusunu silahlandırma ve askeri kapasitesini geliştirmesine yardımcı olma çabalarıyla bağlantılı olduğunu bildirdi.

Saldırının İsrail tarafından gerçekleştirildiğinin doğrulanması halinde bu, İsrail ordusunun ülkenin güneyindeki Suriye ordusu kamplarını hedef aldığını duyurduğu geçtiğimiz mart ayından bu yana İsrail Hava Kuvvetleri tarafından bu türde düzenlenen ilk saldırı olacak.

fgthy
Suriye'nin Kuneytra vilayetinin güneybatısındaki Divaya es-Sakra köyünde İsrailli askerler ve askeri araçlar (Arşiv – Dolaşımdaki bir fotoğraf)

Öte yandan Reuters, NATO'daki en büyük ikinci orduya sahip olan ve kısa süre önce Pakistan ve Suudi Arabistan ile ortak savunma anlaşması imzalayan Türkiye'nin, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'nın en önemli müttefiklerinden biri haline geldiğine dikkati çekti. Türkiye, Suriye ordusunu eğitiyor, devlet kurumlarının ve altyapının yeniden inşasına yardımcı oluyor ve Suriye'ye askeri ile diplomatik destek sağlıyor.

Ajansın aktardığına göre Türkiye'de iktidarda olan Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik, saldırıların ‘İsrail politikalarının bölge halklarının barış ve huzurunun en büyük düşmanı olduğunu bir kez daha gösterdiğini’ söyledi. Çelik sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Buna karşı tüm uluslararası toplum beraber tepki vermelidir” diye yazdı.

İsrail ordusu, Suriye’de 2024 yılının sonlarında Esed rejiminin düşmesinden bu yana büyük bir kısmı tampon bölge içinde olmak üzere Suriye'nin güneyindeki 9 noktada konuşlu durumda.

İsrail güçleri, ‘düşman güçlerin eline geçmesi halinde tehdit oluşturabilecek’ silahlara el koyma iddiasıyla Suriye topraklarının yaklaşık 15 kilometre derinliğine uzanan bölgelerde faaliyet gösteriyor.



Topçu takviyesi... İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletmeyi mi planlıyor?

Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
TT

Topçu takviyesi... İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletmeyi mi planlıyor?

Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)
Güney Lübnan’daki Litani Nehri yakınlarında bulunan İsrail askerleri (Arşiv – İsrail ordusu)

İsrail, Güney Lübnan’daki işgalini genişletme tehditlerinin dozunu artırdı. İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz, Hizbullah’ın İsrail ile İran arasında yaşanabilecek olası bir çatışmaya dahil olması halinde Nebatiye ve Litani bölgelerinin de İsrail’in ‘kalıcı güvenlik bölgesi’ olarak tanımladığı alana dahil edilebileceğini söyledi. Bu tehditler, İsrail güçlerinin hangi bölgeleri kontrol altına almaya çalışabileceği ve daha geniş çaplı bir kara harekâtı düzenlemeye ne ölçüde hazır olduğu konusunda soru işaretlerine yol açtı. Söz konusu gelişmeler, İsrail’deki Knesset seçimleri yaklaşırken bölgede askeri hareketliliğin sürdüğü bir dönemde yaşanıyor.

Katz daha önce, güneyde geniş bir bölgenin sakinlerinin Zahrani ve Avali nehirlerine kadar uzanan alanlardan, ayrıca Beyrut’un güney banliyölerinden tahliye edilebileceği tehdidinde bulunmuştu. Bir milyondan fazla kişinin yerinden edilebileceğini belirten Katz, İsrail ordusunun bir kara harekâtı düzenlemeye hazır olduğunu da vurgulamıştı.

Bu tehditler, İsrail güçlerinin stratejik öneme sahip yüksek kesimlere doğru konuşlanmasını genişletmesinin ardından geldi. Nebatiye yakınlarındaki Şakif Kalesi ve Ali et-Tahir Tepesi, bu bölgelerin başında geliyor. Reyhan, Saced ve Cebel er-Refi tepeleri de İsrail hava saldırılarına maruz kaldı. Bu gelişmeler, İsrail’in yüksek kesimler ve coğrafi geçiş güzergâhları üzerindeki kontrolünü genişletme ihtimaline ilişkin soru işaretlerini artırıyor.

İsrail, doğal coğrafi engeller oluşturmaya çalışıyor

Emekli Tuğgeneral Fadi Davud, İsrail’in tehditlerinin Hizbullah’ı hedef almak ve askeri yapısını dağıtmakla sınırlı olmadığını, başka siyasi ve coğrafi hedeflerle de bağlantılı olduğunu söyledi. Davud, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Askeri mevziler ve kara operasyonları, kapsamı veya derinliği ne olursa olsun, sahadaki askeri manevra anlayışına hizmet etmelidir. Bu manevra da kendi başına büyük bir siyasi hedefe hizmet eder” dedi. İsrail’in hedefinin Hizbullah’ın merkezlerini vurmak ve askeri yapısını dağıtmakla sınırlı kalmadığını belirten Davud, bunun ötesinde coğrafya ve toprak üzerindeki kontrolle bağlantılı hedefler bulunduğunu ifade etti.

ascfghyv
Litani Nehri’nin güneyinde İsrail güçlerinin kontrolündeki bölgelerde sistematik yıkım ve tahribat operasyonları… Bint Cubeyl, 22 Nisan 2026 (AFP)

Davud, “Lübnan’ın güneyindeki İsrail hareketliliğini değerlendirmek için Suriye’nin güneyinde, özellikle Kuneytra kırsalı ve Cebel eş-Şeyh bölgesinde yaşananlara da bakmak gerekiyor. Görünen o ki iki süreç birbiriyle bağlantılı ve birbirini tamamlıyor. İsrail, güvenlik bölgeleri oluşturmak için coğrafyayı kullanmaya dayalı bir yaklaşım izliyor” diye konuştu.

İsrail’in niyetlerinin yalnızca açıklamalardan hareketle değil, sahadaki gelişmeler temelinde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Davud, “İsrail henüz ulaşmayı hedeflediği aşama hattına varmış değil. İlerleme mesafesi ne kadar olursa olsun, her askeri ilerleyiş birbirini izleyen aşamalar doğrultusunda gerçekleşir” dedi.

Davud, “İstenen ilerleme yalnızca 100 metreyle sınırlı olsa bile her askeri operasyon aşamalara ayrılır. Önce ateş hazırlığı yapılır ve kanatlar güvence altına alınır, ardından saldırı başlatılır ve mevziler tahkim edilir” ifadelerini kullandı. Askeri aşama hatlarının genellikle saldıran güçlerin konuşlanmalarını sağlamlaştırmasına ve savunmalarını düzenlemesine olanak tanıyan doğal coğrafi engellere dayandığını belirtti.

gbh
İsrail bombardımanı sonucu hasar gören ve yıkılan binaların arasında nargile içen bir vatandaş… Nebatiye, 23 Haziran 2026 (AFP)

Davud, “Önemli olan İsrail’in ne söylediği değil, sahada ne yaptığı ve hangi noktalara ulaşmaya çalıştığı” diyerek, İsrail güçlerinin belirgin bir coğrafi hatta ulaşmayı hedeflediğini belirtti. Davud, İsrail’in varlığını sağlamlaştırmasına imkân verecek coğrafi bir engele dayanmadan bir bölgenin ortasında duramayacağını ifade etti.

İsrail’in askeri hedeflerinin Sayda’nın kuzeyindeki Avali Nehri’ne kadar uzanabileceği ihtimalini gündeme getiren Davud, “İsrail güçlerinin Avali Nehri hattına ulaşması ve bu hattı kontrol altına alması, güvenlik kuşağının Lübnan topraklarının derinliklerine doğru genişletilmesi anlamına gelir. Bu hattın kontrol altına alınması, güneyinde kalan bütün bölgeleri, et-Tuffah bölgesi ve çevresindeki köyler de dahil olmak üzere, etkileyecektir” değerlendirmesinde bulundu.

İran’la bağlantılı bir gerginlik

Emekli Tuğgeneral Naci Melaib ise İsrail’in tehditlerini, yaklaşan İsrail seçimleri çerçevesinde İran’la olası bir çatışmaya yönelik askeri hazırlıklarla ilişkilendirdi.

Melaib, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz’ın Avali Nehri’ne kadar ulaşılabileceğine ilişkin sözlerinin, tehditlerin artık Nebatiye veya Litani bölgesiyle sınırlı kalmadığını, Sayda ve çevresini de kapsayan daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını gösterdiğini söyledi. Tehditlerin yalnızca güney bölgelerini değil, Beyrut’un güney banliyölerini de kapsadığına dikkati çeken Melaib, bunun seçimler yaklaşırken İsrail söyleminde ciddi bir tırmanış yaşandığını ortaya koyduğunu belirtti.

Melaib, tehditlerin sahadaki önemli bir askeri hareketlilikle eş zamanlı gerçekleştiğini ifade ederek, 282. Topçu Tugayı’nın Hizbullah’ın kullandığı insansız hava araçlarına (İHA) karşı mücadele ve çatışmalar sırasında tahliye operasyonları gibi konuları kapsayan geniş çaplı tatbikatlarını tamamladığını söyledi. Melaib, “Tugay, tatbikatların sona ermesinin hemen ardından Lübnan’ın güneyine geçti. Bu durum, İsrail’in mevcut birliklerine ek olarak, askeri emir verilmesi halinde harekete geçmeye hazır ilave bir topçu gücüne sahip olduğu anlamına geliyor” dedi.

İsrail’in askeri operasyonlarını genişletme ihtimalinin belirli coğrafi noktalarla sınırlı olmadığını vurgulayan Melaib, bunun daha çok İsrail’in alacağı karara ve İsrail ile İran arasında yaşanabilecek yeni bir çatışmaya Hizbullah’ın ne ölçüde dahil olacağına bağlı olduğunu belirtti. Gelişmelerin farklı yönlerde ilerleyebileceğini kaydeden Melaib, İran’ın İsrail seçimleri dönemini saldırılar düzenlemek veya seçimlerin seyrini etkilemek için değerlendirmesi ya da İsrail’in seçimlerden önce veya seçimler sırasında İran’a karşı savaşı genişletme yoluna gitmesi ihtimallerine işaret etti.

Melaib, İran’la çatışmanın genişletilmesi ihtimalinin ABD ile İsrail arasında da ele alındığını belirtti. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in, İsrail açısından ağır sonuçlar doğurabilecek bir çatışmaya girilmesinin olası etkilerine ilişkin çekincelerini dile getirdiğini aktaran Melaib, özellikle İsrail’in askeri açıdan böyle bir çatışmaya hazır olmaması ve seçimlerin yaklaşması nedeniyle bu endişelerin önem taşıdığını ifade etti.

Hizbullah’ın hazırlıklarına ilişkin değerlendirmesinde ise Melaib, Lübnan güvenlik güçlerinin örgütle bağlantılı patlayıcı yüklü bir kamyonu ele geçirmesinin, ülkeye giren tek kamyonun bu olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Başka kamyonların da denetimlere takılmadan geçmiş olabileceğini belirten Melaib, bunun yeni bir bölgesel çatışmanın başlaması halinde Hizbullah’ın olası bir askerî harekâta hazırlanıyor olabileceği ihtimalini gündeme getirdiğini kaydetti. Melaib, “Bugün asıl soru, İsrail’in hangi noktaları kontrol altına almaya çalışacağı değil, operasyonları genişletmeye yönelik siyasi ve askeri kararın alınıp alınmayacağıdır” dedi.

Sahadaki gelişmeler

Sahada ise İsrail savaş uçakları, Nebatiye’ye bağlı Kafr Tebnit’e şiddetli bir hava saldırısı düzenledi. Saldırılar, Sur ve Bint Cubeyl’de hava ve topçu ateşinin yoğunlaşmasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Mansuri’ye üç, Zıbkin Vadisi’ne ise bir hava saldırısı düzenlendi. Topçu ateşi Beraşit, Haddase, Haris’in çevresi, Zıbkin ve Şakra çevresini hedef aldı. Şafak vakti ise Mansuri ve Mecdel Zevn bombalandı. İsrail savaş uçakları Sur ve çevresindeki köylerin üzerinde taciz uçuşları gerçekleştirirken Mansuri ve Beyt es-Seyyad üzerine aydınlatma fişekleri attı. Lübnan Sağlık Bakanlığı, Haddase’ye düzenlenen hava saldırısında 4 yaşındaki bir çocuk da dahil olmak üzere iki kişinin yaralandığını açıkladı. Kfar Şuba’da ise İsrail güçleri, Lübnanlı çiftçilerin zeytin hasadı yapmak üzere topraklarına girmesini engelledi. Sınır köylerinde yaşayanların tarım arazilerine ulaşmakta yaşadığı zorluklar da devam ediyor.


Trump, Denzel Washington'a atfedilen uydurma sözü paylaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Trump, Denzel Washington'a atfedilen uydurma sözü paylaştı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Trump, oyuncu Denzel Washington'a atfedilen uydurma bir sözü içeren X’teki gönderinin ekran görüntüsünü paylaştı. Uydurma sözde İlk Gün'ün (Training Day) yıldızı, televizyon sunucusuyken siyasete atılan Trump'tan daha "cesur" veya daha "zeki" birini görmediğini iddia ediyor.

Trump, pazartesi günü Truth Social'da, "Red Eagle Updates" adlı X kullanıcısının paylaşımının görselini yayımladı. Bu paylaşımda iki Oscar'lı Washington'ın Trump'ı "harika bir dost ve daha da iyi bir başkan" diye nitelediği, başkanın "sarsılmaz bir destekçisi" olduğunu ifade ettiği öne sürülüyordu.

Paylaşılan sözler şöyleydi:

Hayatım boyunca pek çok kişiyle çalıştım, Donald Trump'tan daha cesur, daha zeki ya da Amerika'yı daha fazla düşünen biriyle hiç tanışmadım. O harika bir dost ve daha da iyi bir başkan. Onun sarsılmaz bir destekçisi olmaktan gurur duyuyorum ve bunun için asla özür dilemeyeceğim. Tanrı Amerika'yı ve başkanımızı korusun.

Ancak Federal Seçim Komisyonu kayıtlarına göre yıllar içinde Demokrat adaylara onbinlerce dolarlık bağışta bulunan Washington, hiçbir zaman böyle bir şey söylemedi.

Doğrulama sitesi Snopes, kamuya açık bilgiler üzerinde kapsamlı bir araştırma yaptı ve Washington'ın sözkonusu ifadeleri kullandığına dair hiçbir kanıt bulamadı.

rgth5yj
Başkan Donald Trump, Akademi Ödüllü oyuncuya atfedilen sahte bir sözü paylaştı (Warner Bros.)

Aynı sözler, Rolling Stones'un solisti Mick Jagger ve oyuncu Matthew McConaughey gibi diğer tanınmış isimlere de yanlış bir şekilde atfedilmişti. Oysa bu isimlerin hiçbiri 47. başkana kamuoyu önünde destek vermedi.

Başkanın sosyal medya paylaşımı, gelecek ay yapılacak seçime kadar neredeyse her gün sahada olacağı yoğun bir ara seçim kampanyası sürecinde geldi.

Cumhuriyetçilerin, Temsilciler Meclisi'ndeki kontrolü kaybetmesi ve Senato'daki sayılarının, Demokratların o kanatta da çoğunluğu elde edeceği bir seviyeye düşmesi bekleniyor.

Trump'ın halk nezdindeki onay oranı ikinci döneminin en düşük seviyesinde seyrediyor. Pew Araştırma Merkezi'nin 28 Eylül'le 4 Ekim ​​arasında 5 bin 62 yetişkinle gerçekleştirdiği anket, onay oranını yüzde 30, onaylanmama oranını ise yüzde 68 olarak gösteriyor. Bu da temmuzdan bu yana 4 puanlık düşüş demek.

Reuters/Ipsos'un geçen pazartesi yayımladığı ankette de onay oranı yüzde 32 olarak belirlendi. Bu, ilk kez eylülde kaydedilen ve rekor düzeyde düşük olan oranla aynı seviye. CBS News/YouGov'un 30 Eylül'le 2 Ekim ​​arasında 2 bin 166 yetişkinle yaptığı ankette ise onay oranı yüzde 39 olarak tespit edildi.

Pew anketi ayrıca kendisini Trump destekçisi diye tanımlayanların yüzde 67'sinin onun performansını onayladığını gösteriyor. Bu oran, göreve başlamasından sonraki haftalarda yapılan benzer bir ankete kıyasla yaklaşık 30 puanlık düşüşe işaret ediyor. Cumhuriyetçilerin yalnızca yüzde 39'u ülkedeki gidişattan memnun olduğunu belirtiyor. Oysa bu oran, Trump'ın göreve başladığı dönemde yüzde 65 seviyesindeydi.

Independent Türkçe


Grönland, Trump'ı yalanladı: Devasa maden faaliyetleri yok

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
TT

Grönland, Trump'ı yalanladı: Devasa maden faaliyetleri yok

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)
Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı (Reuters)

Grönland yönetimi, ABD Başkanı Donald Trump'ın adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerine" başlanacağı duyurusunu yalanladı.

Trump, sosyal medyada 13 Ekim'deki paylaşımında adada "devasa petrol, doğal gaz ve maden arama faaliyetlerinin başlamak üzere olduğunu" yazmıştı.

ABD'ye yönelik gelecekte herhangi bir saldırının Grönland üzerinden geçmek zorunda kalacağını savunan Trump, adaya yerleştirilecek savunma sistemleriyle bunların hepsini etkisiz hale getirileceğini iddia etmişti.

Danimarka'ya bağlı özerk bir bölge olan Grönland'ın Madencilik Bakan Yardımcısı Jorgen Hammeken-Holm ise CNN'e açıklamasında adada ABD'li şirketlerin faaliyet yürüttüğünü fakat Trump'ın savunduğu gibi "büyük çaplı maden arama çalışmalarından çok uzak olunduğunu" ifade etti.

Hammeken-Holm, "Halihazırda birçok küçük çaplı keşif çalışması yürütülüyor ancak bunların faaliyete geçmesi yıllar alabilir" diye ekledi.

Danimarka Dışişleri Bakanlığı'ndan gönderilen açıklamada da ABD'nin Grönland'daki maden arama faaliyetlerini adanın yasal gereklilikleri çerçevesinde yapmak zorunda olduğunu bildirildi.

Bakanlık ayrıca ABD, Danimarka ve Grönland arasında geçen ay imzalanan anlaşmanın bu durumu değiştirmediğini vurguladı:

Anlaşma, Grönland'daki doğal kaynaklara erişim hakkında ABD'li yatırımcılara, diğer NATO ülkeleri, AB ülkeleri ve NATO ortaklarından gelen yatırımcılara kıyasla herhangi bir ayrıcalık tanımıyor.

Trump, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland Başbakanı Jens Frederik Nielsen'ın imzaladığı anlaşma kapsamında Beyaz Saray, adada "geniş çaplı askeri varlık oluşturma sürecine derhal başlanacağını" bildirmişti.

Anlaşmayla ABD'nin, adanın güneyindeki Narsarsuaq'ta ve doğu kıyısındaki Mestersvig'de iki askeri üs kurması öngörülüyor. Ayrıca Grönland'daki tek aktif Amerikan askeri tesisi olan Pituffik Uzay Üssü de genişletilebilir.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de anlaşmadan memnuniyet duyduklarını açıklamıştı.

Ancak Amerikan medyasındaki analizlerde, Grönland'ı defalarca işgalle tehdit eden Trump'ın adayı ABD kontrolüne alma hedefine ulaşamayarak büyük bir geri adım attığı yazılmıştı.

Sözkonusu anlaşma, ABD'yle Danimarka arasında Grönland'ın savunmasına ilişkin 1951'de imzalanan sözleşmeyi genişletiyor. Ancak geçen ay düzenlenen anlaşma metninde petrol veya doğalgaz arama faaliyetlerine ilişkin açık maddeler bulunmuyor. Diğer yandan "maden alanında işbirliği" ve "ekonomik kalkınmayla ticaretin teşvikine" değinilirken, bunlar hakkında da ayrıntılara yer verilmiyor.

Independent Türkçe, CNN, NBC News