Suriye Eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Abdülhalim Haddam, İbrahim Hamidi tarafından yayına hazırlanan anı kitabında, 2004 yazında Suriye'nin başkenti Şam'da dönemin Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ile dönemin Lübnan Başbakanı Refik Hariri arasında gerçekleşen görüşmenin ayrıntılarını aktardı. Haddam, söz konusu görüşmeyi suikasttan önceki dönemin en sert görüşmesi olarak nitelendirdi.
Saudi Research and Media Group'a (SRMG) bağlı “Ref” yayınevi tarafından eylül ayının başında yayımlanması planlanan anılara göre Esed, Hariri'yi temmuz ayında sabah saat 07.30'da görüşmeye çağırdı. Görüşmede Tümgeneral Gazi Kenan, Tuğgeneral Rüstem Gazale ve Albay Muhammed Hıluf da hazır bulundu. Esed'in sert sözleri nedeniyle Hariri'nin tansiyonu yükseldi ve burnu kanadı.
Haddam, krizin kökenini 1998 yılında Lübnan Ordu Komutanı General Emil Lahud'un cumhurbaşkanı seçilmesine dayandırıyor. Haddam'ın anlatımına göre Lahud'un Cumhurbaşkanı Elias Hıravi'nin yerine seçilmesi, Beşşar Esed'in dayattığı bir karardı. Beşşar, babası Hafız Esad'ı ordu komutanını desteklemeye ikna etmişti. Oysa Şam'a yakın Lübnanlı siyasetçilerin çoğu, aralarında Velid Canbolat, Nebih Berri ve Refik Hariri'nin de bulunduğu isimler, bu seçime karşı çıkıyordu. Ayrıca Tümgeneral Gazi Kenan milletvekilleri üzerinde baskı uygulamıştı.

Haddam, bunun ardından dönemin Cumhurbaşkanı Hafız Esed'den Lübnan dosyasındaki görevinden alınmasını istediğini, çünkü Lahud konusundaki tutumunun bilindiğini aktarıyor. Dosya daha sonra Beşşar Esed'e devredildi ve Haddam'ın ifadesiyle, “böylece bu karmaşık dosyanın siyasi yönetimi sona erdi ve Suriye güvenlik birimlerinin eline geçti.”
Haddam, aynı sabah Esed ile randevusu olduğunu ve onu “öfkeli ve gergin” bulduğunu anlatıyor. Esad, görüşmeyi bizzat şöyle aktarmış:
“Refik Hariri yanımdaydı. Kendisine açık ve net konuştum; subaylar da oradaydı. Emil Lahud dışında başka bir cumhurbaşkanının göreve gelmesi için çalışmasına izin verilmediğini söyledim. Lübnan'ı kimin yöneteceğine ben karar veririm. Bana karşı çıkanın kemiğini kırarım.”

Haddam, bu sözler karşısında şaşırdığını ve Esed'e, “Lübnan'daki Sünnileri temsil eden başbakanla konuşuyorsunuz. Bu sözler basına yansırsa yaratacağı yankıyı düşündünüz mü? Lübnan Başbakanı'na bu subayların huzurunda nasıl böyle konuşabilirsiniz?” diye karşılık verdiğini aktarıyor.
Haddam'ın anlatımına göre Esed daha sonra sakinleşti ve görüşmenin yarattığı etkiyi “gidermek” amacıyla Hariri'yi kendisini ziyaret etmeye davet etmesini istedi.
Anılara göre Hariri başlangıçta bu daveti reddetti ve Haddam'a telefonda, “Son ziyaretimden sonra Şam'a gitmeyeceğim” dedi. Ancak daha sonra Şam'ın kuzeybatısındaki Bludan'da Esed ile görüşmeyi kabul etti. Görüşmede “incinmiş” görünen Hariri'nin, “Beşşar Esed'le yaptığım görüşmeyi hayatım boyunca unutmayacağım” dediği aktarıldı.
Haddam'ın anlatımı, cumhurbaşkanlığı süresinin uzatılması meselesine de uzanıyor. 18 Ağustos 2004'te Esed'in kendisine Lahud'un görev süresini uzatmama kararı aldığını söylediğini belirten Haddam, Esed'in “Dünyada hiç kimse Lahud'u istemiyor. Arap ülkeleri karşı, Lübnanlıların çoğu da itiraz ediyor” dediğini belirtiyor.
Ancak yalnızca üç gün sonra, Haddam Fransa'dayken Hariri kendisini arayarak Esed'in kararını değiştirdiğini bildirdi. Hariri'nin anlattığına göre Esed, kendisini kısa ve gergin bir görüşme için Şam'a çağırmış ve ona, “Tutumunu belirlemelisin. Suriye'den yana mısın, karşısında mısın?” demişti.
Haddam, Hariri'nin kendisine Velid Canbolat'ın görev süresinin uzatılmasını kabul etmesini ve ardından istifa etmesini tavsiye ettiğini aktarıyor. Haddam'ın kendisi de Hariri'ye uzatmayı kabul etmesini, ardından Lübnan'dan ayrılarak istifasını ülke dışında açıklamasını önermiş.
Hariri, Tuğgeneral Rüstem Gazale'ye uzatmayı kabul ettiğini bildirdikten sonra ailesiyle buluşmak üzere Sardinya'ya gitti. Birkaç gün sonra Haddam'ı arayarak, “Lübnan'a dönersem hayatım tehlikede olur mu?” diye sordu. Haddam ise Hariri'nin kendisinden istenen her şeyi kabul ettiğini ve Esed'in hâlâ ona ihtiyaç duyduğunu, çünkü anayasa değişikliğinin henüz yapılmadığını söyleyerek kendisini rahatlattı.

Haddam'ın anıları, son anda Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi oturumunu engellemeye yönelik İspanyol arabuluculuk girişimine de yer veriyor. Beş saat süren temasların ardından ABD, Fransa ve İngiltere, Suriye'nin görev süresinin uzatılmasından vazgeçmeyi taahhüt etmesi karşılığında oturumun iptal edilmesini kabul etti. Ancak dönemin Suriye Dışişleri Bakanı Faruk eş-Şara, İspanyol mevkidaşına “Lübnan bağımsız bir devlettir ve bununla hiçbir ilgimiz yok” yanıtını verdi.
Bunun üzerine Güvenlik Konseyi ertesi gün toplandı ve 7. Bölüm kapsamında 1559 sayılı kararı kabul etti. Haddam'ın anılarında bu kararın Suriye yönetimini Güvenlik Konseyi'nin denetimi altına soktuğu ifade ediliyor.
Bu anlatının önemini artıran unsur ise Haddam'ın konumu. Haddam, onlarca yıl boyunca Suriye'nin Lübnan dosyasından sorumlu üst düzey yetkilisiydi. Kendi anlatımına göre dosyanın daha sonra Beşşar Esed'e ve Suriye güvenlik birimlerine devredilmesiyle birlikte, Şam'ın Lübnan politikasındaki dengeler de değişti.
Haddam'ın anlatımı, tek bir görüşmede yaşananları aktarmanın ötesinde, Şam yönetimi ile Lübnan toplumunun geniş kesimleri arasındaki ilişkilerin tamamen kopuşa sürüklendiği dönemi anlamak açısından önemli bir tanıklık niteliği taşıyor. Görüşmenin öncesi ve sonrasına ilişkin ayrıntılar, kitabın “Refik Hariri Suikastı” başlıklı bölümünde yer alıyor.
