Pekin, Moskova ile Tokyo arasında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in egemenlik ihtilafına konu Kuril Adaları’nı ziyaret etmesinin ardından tırmanan gerilime güçlü bir şekilde müdahil oldu. Çin Dışişleri Bakanlığı, Kremlin’e destek veren bir tutum sergilerken Japonya’ya, İkinci Dünya Savaşı’nın sonuçlarından doğan uluslararası hukuk düzenine bağlı kalma çağrısında bulundu.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, ülkesinin Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un Tokyo’nun Birleşmiş Milletler’e (BM) katılırken imzaladığı BM Şartı’nın hükümlerine uyması gerektiğine ilişkin açıklamasını desteklediğini belirtti.

Bu tutum, Putin’in birkaç gün önce ihtilaflı bölgeyi ziyaret etmesinin ardından yaşanan sıcak tartışmaların kapsamını daha da genişletti. Söz konusu ziyaret Japonya’da geniş tepkiyle karşılanırken Moskova’dan da sert açıklamalar geldi. İki ülke karşılıklı olarak büyükelçilerini Dışişleri bakanlıklarına çağırarak sert ifadeler içeren protesto notaları iletti. Yaşananlar, Ukrayna savaşının başlamasından ve Japonya’nın bu çatışmada Kiev’e güçlü destek veren bir tutum benimsemesinden bu yana Moskova ile Tokyo arasındaki ilişkilerdeki en ciddi gerilemeye işaret ediyor.

Putin geçen hafta, iktidara gelmesinden bu yana 26 yıl içinde ilk kez gösterişli bir ziyaret gerçekleştirerek İturup Adası’na gitti. İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda eski Sovyetler Birliği’nin kontrolüne geçen dört Japon adasından biri olan İturup konusunda iki ülke, onlarca yıl boyunca siyasi bir uzlaşıya vararak nüfuz paylaşımını düzenlemeyi başaramadı. Tokyo ise ziyarete karşı öfkeli bir siyasi kampanya başlatarak iki ülke arasında zaten gergin olan ilişkilerin daha da gerilmesine yol açtı.
Lavrov, bu haftanın başında Japonya’ya tutumunu gözden geçirme çağrısında bulundu. Rus Bakan, Japonya’nın BM’ye katılmasından ve BM Şartı’nı onaylamasından bu yana BM Şartı’nın tüm ilkelerini ve bunların birbirleriyle bağlantılı olduğunu kabul ettiğini hatırlattı. Lavrov, BM Şartı’nın 107. maddesinin, İkinci Dünya Savaşı sırasında BM Şartı’nı imzalayan devletlerden herhangi birinin düşmanı konumunda bulunan bir devlete karşı ilgili hükümetler tarafından alınan tedbirlerin hukuki geçerliliğini teyit ettiğine işaret etti. Lavrov, Japonların Putin’in İturup Adası ziyaretine ilişkin açıklamalarında ‘nezaket sınırlarını aştığını’ savundu. Çin de bu tutumu yakından takip ederek dün Rusya’nın pozisyonuna destek verdi.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, Lavrov’un açıklamasına ilişkin değerlendirmesinde, “Çin tarafı, Dışişleri Bakanı Lavrov’un ilgili açıklamalarını destekliyor” dedi. Jian, ‘düşman devletlere’ ilişkin hükümlerin BM Şartı’nın önemli bir bölümünü oluşturduğunu belirterek, ilgili hükümlerin anlamının tekrar tekrar açıklanmasının ve bağlayıcılığının vurgulanmasının, Çin halkının Japon saldırganlığına karşı direniş savaşında ve dünya çapındaki Nazi karşıtı savaşta elde ettiği zaferin sonuçlarını korumak ve Japon militarizminin yeniden canlanmasını önlemek açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
Jian, Japonya’ya İkinci Dünya Savaşı’nın sonuçları üzerine kurulu mevcut uluslararası düzene bağlı kalma çağrısında bulundu. Tokyo ile Moskova, Japonya’nın İkinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgisinin ardından 1956’da ateşkes anlaşması imzalamış, ancak iki ülke adaların egemenliği konusundaki anlaşmazlık nedeniyle kalıcı bir barış anlaşmasına hiçbir zaman varamamıştı.

Japonya tarafı, barışın sağlanmasını Moskova’nın Sovyetler Birliği tarafından kendi topraklarına kattığı dört Kuril Adası’nı geri vermesi şartına bağlıyor. Tokyo, bu talebini 1855 tarihli Rus-Japon Ticaret ve Sınır Anlaşması’na dayandırırken Moskova’nın tutumu ise adalar üzerindeki Rus egemenliğinin hukuka uygun olduğu yönünde. Bununla birlikte iki ülke, adalar üzerindeki nüfuzun paylaşımına ilişkin onlarca yıl boyunca müzakereler yürüttü. Ancak Ukrayna savaşının başlamasının ardından ilişkiler daha da kötüleşti ve taraflar arasındaki tüm iletişim kanalları kesildi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova da Japonya’nın tutumunu destekleyen Batılı ülkelerin açıklamalarını eleştirmişti. Zaharova, ABD’nin Tokyo Büyükelçisi’nin Kuril Adaları’na ilişkin açıklamalarının ‘Japonya’daki rövanşist eğilimleri teşvik ettiğini’ savunarak Moskova’nın adalar üzerindeki egemenliğinin ‘tartışmasız’ olduğunu vurgulamıştı.
Esir değişimi ve karşılıklı saldırılar
Öte yandan Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna ile esir takasının tamamlandığını açıkladı. Operasyon kapsamında 103 Rus askerinin ülkesine geri döndüğü, buna karşılık 103 Ukrayna askerinin Kiev’e teslim edildiği bildirildi. Bakanlık, takasın ‘bu anlaşmaya varılmasını ve esirlerin tahliye edilmesini kolaylaştırmaya yönelik insani nitelikteki arabuluculuk çabaları sayesinde başarıyla gerçekleştirildiğini’ belirtti.

Rusya Savunma Bakanlığı, serbest bırakılan Rus askerlerinin şu anda Belarus topraklarında bulunduğunu bildirdi. Askerlerin karşılanması ve onlarla doğrudan yürütülecek çalışmaların Rusya İnsan Hakları Komiseri Yana Lantaurova’nın gözetiminde gerçekleştirildiği belirtildi. Bakanlık, serbest bırakılan askerlere gerekli ilk tıbbi müdahale ve psikolojik desteğin sağlanmasının ardından Rusya topraklarına nakledileceklerini, burada Savunma Bakanlığı’na bağlı uzman sağlık kuruluşlarında tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinin tamamlanacağını açıkladı.
Rusya Savunma Bakanlığı, savaşın seyrine ilişkin günlük raporunda ise Ukrayna’ya ait 453 İHA’nın dün gece ülkenin güneybatısındaki bölgelerde düşürüldüğünü duyurdu.
Bakanlığın açıklamasına göre İHA’lar Belgorod, Bryansk, Kursk, Voronej, Kaluga, Vladimir, Nijniy Novgorod, Vologda, Oryol, Tula, Lipetsk, Ryazan, Yaroslavl, Volgograd, Rostov, Saratov, Samara, Ulyanovsk ve Moskova bölgeleri ile Krasnodar Krayı, Kırım ve Başkurdistan cumhuriyetleri ile Karadeniz’i hedef aldı.

Rusya’ya bağlı Başkurdistan Cumhuriyeti’nin Başkanı Radiy Habirov, başkent Ufa’da bir sanayi tesisinde yangın çıktığını ve Ukrayna’nın İHA saldırısı sonucu bir kişinin yaralandığını açıkladı.
Habirov, Telegram kanalından yaptığı açıklamada, “Toplam 6 İHA vardı, bunlardan 4’ünü düşürdük. İHA’lardan biri sanayi bölgesine düştü ve yangın çıktı. Yangını söndürmek için çalışmalarımız sürüyor” ifadelerini kullandı.
Habirov daha sonra yaptığı açıklamada ise İHA saldırısı sırasında petrol rafinerisinde bakım ve onarım çalışmaları yürütülen tesisin hafif hasar gördüğünü bildirdi.

Kiev güçleri, İHA ve füzelerle Rusya’nın iç kesimlerindeki bölgeleri neredeyse her gün hedef almaya devam ederken Rus ordusu da Ukrayna güçlerini, Moskova’nın tek taraflı olarak ilhak ettiği bölgeler dahil olmak üzere Rus topraklarından uzaklaştırmak amacıyla askeri operasyonun kapsamını genişletiyor. Rusya, Ukrayna güçlerinin saldırılarında kullandığı Batı menşeli füzeler ve silahların menzilini de dikkate alıyor.
Rusya Savunma Bakanlığı ayrıca, ayrı bir açıklama yayımlayarak Ukrayna’nın Çornomorsk Limanı’ndaki yakıt tankları ile Karadeniz’deki bir yük gemisinin hedef alındığını duyurdu. Açıklamada, “18 Ağustos akşamı, Odesa kentinin güneydoğusundaki Karadeniz sularında, askeri amaçlarla kullanılabilecek malzeme ve ekipman taşıyan bir yük gemisi hedef alındı. (...) 19 Ağustos’ta ise Rus güçleri, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’ne yakıt ikmali amacıyla kullanılan Çornomorsk Limanı’ndaki yakıt ve madeni yağ depolama tanklarını hedef alan yeni bir saldırı düzenledi” ifadelerine yer verildi.

Bakanlık, saldırının silah ve askeri teçhizat taşıyan bir yük gemisini hedef aldığını belirterek söz konusu operasyonların ‘Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin yararlandığı deniz araçları ve liman altyapısına yönelik saldırıların sürdürülmesi2 kapsamında gerçekleştirildiğini bildirdi.
Söz konusu operasyonlar, Ukrayna’nın Batılı müttefiklerinden temin ettiği silah ve askeri malzemeleri taşıdığı deniz ikmal hatlarını sekteye uğratmayı amaçlayan Rus stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna’ya silah taşıyan her türlü sevkiyatın meşru hedef olacağını defalarca açıklarken, Batı’dan Kiev’e silah akışının sürmesine izin vermeyeceğini vurguluyor.