Suriye, SDG birleşmesinin tamamlandığı duyurusunu ihtiyatlı bir memnuniyetle karşıladı
Abdi, Suriye ordusu üniformaları giymiş bir grup askeriyle birlikte (Sosyal medya)
Suriye 29 Ocak 2026 Anlaşması'nın uygulanmasını izlemekle görevli başkanlık ekibinin sözcüsü Ahmed el-Hilali, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Lideri Mazlum Abdi'nin entegrasyon açıklamasını, "SDG'nin feshinin" kabulü olarak nitelendirip memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Ancak Hilali, "Entegrasyon kararının ilan edilmesi ile bunun sahadaki idari ve pratik düzenlemelerinin tamamlanması arasında fark vardır" vurgusunu yaptı.
Sözcü, parti sembollerinin ve bayraklarının kurum ile meydanlardan kaldırılması gibi önceki adımlarla birlikte yapılan bu açıklamanın, sürecin doğru yönde ilerlediğini doğruladığını ifade etti.
Mazlum Abdi daha önce, ulusal devlet kurumlarına entegrasyon sürecinin tamamlandığını açıklamış; ancak eski "özerk yönetim" sınırları içerisindeki bölgelerde "Suriye devleti adıyla yeni kurumlar kurulduğunu, eski kurumların ise faaliyetlerine devam edeceğini" kaydetmişti.
Öte yandan Şam yönetimi, Doğu Guta'daki kimyasal katliamın 13. yıl dönümünde, kurbanlar ve hayatta kalanlar için adalet sağlanacağını, devrik rejimin unsurları ile bu olayda parmağı olan herkesin hesap vermesinin sağlanacağını vurguladı.
Husilerden Aden ve Mukalla havalimanlarına saldırı
Yemen’in Taiz vilayetinin batısındaki Cebel Han cephesinde hükümet güçlerinin konuşlanmasından, (AFP)
Husiler, Yemen’deki kritik tesislere yönelik saldırılarını artırdı. Grup, Aden Uluslararası Havalimanı ile Mukalla kentindeki er-Reyyan Havalimanı’nı balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef aldı. Saldırılar, Taiz ve Lahic’in batısında çatışmaların şiddetlendiği ve “Yemen Şafağı” operasyonunun Husilerin askerî ve insan gücünü yıpratmayı sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşti.
Şarku’l Avsat’ın resmî kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Aden Havalimanı çevresine bir balistik füze düştü. Hadramut vilayetindeki er-Reyyan Havalimanı da füze ve hava saldırılarına maruz kaldı. Yerel yönetim, saldırılarda can kaybı yaşanmadığını bildirdi. Husiler ayrıca Taiz kentinin Bir Başa bölgesindeki bir sünger fabrikasını hedef aldı. Böylece saldırılar, sivil ve kritik altyapı tesislerini de kapsadı.
Yemen ordu sözcüsü, muhaliflerini kuşatma uygulamakla suçlayan Husilerin, havalimanlarını, tesisleri, altyapıyı, seyahat güzergâhlarını ve geçim kaynaklarını hedef alarak fiilen halka kuşatma uyguladığını söyledi. Sözcü, saldırıların Husilerin sahada baskı altına alındığı dönemlerde daha da yoğunlaşan bir yaklaşımın göstergesi olduğunu ifade etti.
Sisi: Suudi Arabistan’la askerî iş birliğimiz savunma amaçlı, Yemen’e saldırıyı kapsamıyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5332241-sisi-suudi-arabistan%E2%80%99la-asker%C3%AE-i%C5%9F-birli%C4%9Fimiz-savunma-ama%C3%A7l%C4%B1-yemen%E2%80%99e-sald%C4%B1r%C4%B1y%C4%B1
Sisi: Suudi Arabistan’la askerî iş birliğimiz savunma amaçlı, Yemen’e saldırıyı kapsamıyor
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi “Mısır Forumu” kapsamında düzenlenen “Kentsel ve İmar Gelişimi” oturumunda (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, “Mısır’ın askerî çabalarının Suudi Arabistan topraklarını savunmaya yönelik olduğunu ve Yemen’e yönelik bir saldırıyı kapsamadığını” vurguladı. Sisi dün akşam yaptığı açıklamada, “Buradaki amaç, Suudi Arabistan’ın topraklarını ve sınırlarını, ayrıca Mısır’dan talep edilmesi hâlinde diğer Arap ülkelerinin topraklarını savunmaktır” dedi. Mısır’ın askerî faaliyetlerinin kendi sınırlarının ötesine ya da güvenliğini ve istikrarını korumayı önemsediği kardeş ülkelerin topraklarında saldırı amacıyla yürütülmeyeceğini ifade etti.
Sisi, Mısır’ın Körfez ülkelerinin yanında durmasının ortak Arap ulusal güvenliğinin bir uzantısı olduğunu belirtti. “Arap ulusal güvenliği bir bütündür” diyen Sisi, Körfez’deki kardeş ülkelerin istikrarının Mısır’ı ulusal güvenlik açısından doğrudan ilgilendirdiğini vurguladı. Sudan, Libya ve Somali dâhil bütün Arap ülkelerinde istikrarın yeniden sağlanması gerektiğini söyledi.
Mısır Parlamentosunun, Suudi Arabistan’a destek amacıyla gerekli adımların atılması konusunda Cumhurbaşkanı Sisi’ye yetki verilmesini görüşmek üzere önümüzdeki pazartesi toplanması planlanıyor.
Sisi, dün Başbakan Mustafa Medbuli ve çok sayıda bakanın katılımıyla, “Mısır Forumu 2026” kapsamında düzenlenen “Vatan ve Vatandaş Güvenliği” başlıklı oturuma katıldı.
Mısır Cumhurbaşkanı, tüm Arap ülkelerinde istikrarın yeniden sağlanması gerektiğini vurguladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Muhammed Şinavi’nin açıklamasına göre İçişleri Bakanı Mahmud Tevfik, güvenlik sisteminin geliştirilmesi ve adli suçlarla mücadele için yürütülen çalışmaları anlattı.
Tevfik, suç yöntemlerinin gelişmesi karşısında güvenlik çalışmalarını yeniden yapılandırmak amacıyla kapsamlı bir plan hazırlandığını belirtti. Planın temel başlıkları arasında siber suçlar ve fikrî mülkiyet alanlarında uzman kadroların yetiştirilmesi, terör örgütlerinin faaliyetlerinin erken aşamada izlenmesi, vatandaşların bilinç düzeyinin artırılması ve hükümlülere yönelik ceza politikalarının güncellenmesi yer alıyor. Tevfik, vatandaşların bilinçlendirilmesinin ülkenin istikrarını hedef alan girişimlere karşı önemli bir savunma hattı oluşturduğunu kaydetti.
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdülati ise ülkesinin kriz ve çatışmaların yaşandığı ülkelerle çevrili olduğunu, bu durumun doğrudan Mısır’ın ulusal güvenliğiyle bağlantılı bulunduğunu söyledi. Abdülati, Mısır’ın dünyanın önde gelen güçleriyle stratejik ilişkilere ve ortaklıklara sahip olduğunu belirterek, bu ilişkilerin Sisi’nin ortaya koyduğu “stratejik denge” doktrini doğrultusunda ihtiyatlı ve dengeli biçimde yürütüldüğünü ifade etti.
Kızıldeniz’in güvenliği konusunda da açıklamalarda bulunan Abdülati, Mısır’ın kıyıdaş ülkelerle iş birliği yaparak bölgede güvenlik ve istikrarı sağlamayı hedeflediğini belirtti. Bu iş birliğinin lojistik, ekonomi ve turizm alanlarında ortaklıkların geliştirilmesini de kapsadığını kaydetti.
Abdülati, su güvenliğinin Mısır için hayati bir mesele olduğunu vurgulayarak, “110 milyon Mısırlının yaşamı hiçbir tarafın tek taraflı iradesine bırakılamaz” dedi. Mısır’ın yalnızca uluslararası hukuk kurallarının uygulanmasını talep ettiğini belirtti.
Mısır’ın Afrika Boynuzu ülkelerine yönelik politikasının temel ilkelerini de sıralayan Abdülati; ülkelerin iç işlerine müdahale edilmemesi, ulusal birlik ve bağımsızlıklarının korunması, bölgede ayrılıkçılığın ve ülkelerin bölünmesinin kesin biçimde reddedilmesi ile denize erişim konusunun komşu ülkelerle koordinasyon ve anlaşma yoluyla ele alınması gerektiğini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Sisi, Mısır’ın Körfez ülkelerine verdiği desteğin, ortak Arap ulusal güvenliğinin bir uzantısı olduğunu teyit etti. (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Abdülati, Mısır’ın Sudan’ın bölünmesine ve Sudan devletinin kurumlarının çökmesine izin vermeyeceğini de söyledi. Mısır’ın, Sudan’da siyasi bir çözüm bulunması için bölgedeki diğer aktörlerle birlikte çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.
Dün akşam oturumu sırasında yeniden söz alan Sisi ise devlet kurumlarının korunmasının önemine dikkat çekti. Devlet kurumlarının ayakta tutulamamasının ülkelerin çöküşüne yol açtığını belirten Sisi, devletlerin çökmesinin çok ciddi sorunlara neden olduğunu söyledi. Bölgedeki mevcut tablonun bu durumu açıkça ortaya koyduğunu vurguladı.
Sisi ayrıca, 2014’ten bu yana Mısır dış politikasına yön veren temel ilkeleri sıraladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bu ilkelerin; ülkelerin iç işlerine müdahale etmemek, komplolardan kaçınmak, ulusal devletlerin birliğini ve kurumlarını korumak, silahlı milislerle ilişki kurmamak, inşa ve kalkınma için iş birliği yapmak ve bütün aktörlerle dengeli ilişkiler içinde olumlu bir angajman yürütmek olduğunu ifade etti.
Dürzi bir kaynak, Süveyda kırsalında İsrail üssü kurulacağı yönündeki hazırlıkları yalanladıhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5332249-d%C3%BCrzi-bir-kaynak-s%C3%BCveyda-k%C4%B1rsal%C4%B1nda-i%CC%87srail-%C3%BCss%C3%BC-kurulaca%C4%9F%C4%B1-y%C3%B6n%C3%BCndeki
Dürzi bir kaynak, Süveyda kırsalında İsrail üssü kurulacağı yönündeki hazırlıkları yalanladı
Suriye’nin Süveyda ilinin kırsal kesiminde bulunan Tel Kalib (Arşiv – SANA)
Suriye’nin Süveyda kırsalında, Şeyh Hikmet el-Hicri’nin politikalarına karşı çıkan Dürzi bir kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ilin güneydoğusunda bir İsrail üssü kurulmasına yönelik hazırlıklar yapıldığı ve “Ulusal Muhafızlar” olarak bilinen grubun Suriye hükümetinin kontrolündeki bölgelere ve Dera iline geniş çaplı saldırı düzenlemeye hazırlandığı yönündeki iddiaları yalanladı. Kaynak, söz konusu haberlerin “sahada hiçbir karşılığı olmayan medya söylentilerinden ibaret” olduğunu belirtti.
Kaynak, “Hicri ve savaşçılarıyla bağlantılı medya platformları ve haber kuruluşlarında bu söylentiler yoğun biçimde yayılırken, İç Güvenlik Güçlerinin bazı noktalarına saldırı düzenlemek için sınırlı hazırlıklar yapılıyordu. Ancak saldırı gerçekleştirilmedi” dedi. Kaynak, gündeme getirilen ve yayımlanan iddiaların “medya söyleminin ötesine geçmeyeceği” görüşünde olduğunu ifade etti.
Geçen haftanın başından beri Şeyh Hicri ve “Ulusal Muhafızlar” ile bağlantılı haber platformları, grubun Süveyda kırsalındaki Suriye hükümetinin kontrolünde bulunan bölgelere geniş çaplı bir saldırı düzenlemeye hazırlandığı yönünde haberler yayımlıyor. Bu iddialarda Dera ilinin de olası saldırının hedeflerinden biri olacağı öne sürülüyor.
Söz konusu haberler, Suriye’nin güneyindeki Süveyda, Dera ve Kuneytra illerinin hava sahasında İsrail helikopterlerinin yoğun ve sürekli uçuşlar gerçekleştirdiği yönündeki iddialarla birlikte gündeme geldi. Bazı helikopterlerin Süveyda’daki silahlı gruplara askerî teçhizat taşıdığı ve ilin kırsalına iniş yaptığı da ileri sürüldü. Ayrıca Süveyda’daki fiilî yönetim ile İsrail hükümeti arasında, ilin güneydoğu kırsalındaki Tel Kalib’de bir askerî üs kurulması ve tepeye gözetleme sistemleri yerleştirilmesi konusunda görüşmeler yapıldığı iddia edildi.
Şeyh Hikmet el-Hicri, destekçilerinin arasında (Arşiv – Süveyda 24)
Aynı dönemde, söz konusu platformlardan biri “Ulusal Muhafızlar” komutanlığının sahada görev yapan bütün sektör ve birlik komutanlarına bir askerî genelge gönderdiğini öne sürdü. İddiaya göre genelgede, belirlenen stratejik bölgeler ve tepelerde sivillerin yaklaşmasının veya görüntü çekmesinin yasaklandığı, yasağa uymayanların hukuki ve adli takibata uğrayacağı bildirildi.
Genelgede ilgili birliklere, Süveyda’nın doğusunda bulunan Tel Maaz, Tel el-Fara, Tel Aliya, Cebel el-Fine, Tel Kalib, Tel Şaaf, Tel el-Mecdea, Tel Sahen ve Tel Zevag bölgelerinde sıkı denetim uygulanması ve kararın derhâl yürürlüğe konulması talimatının verildiği ileri sürüldü.
Dürzi askerî kaynak, açıklamasında Tel Kalib’in eteklerinde bulunan Kefr kasabasının sakinleriyle her gün iletişim hâlinde olduğunu belirtti. Kaynak, “Kasaba halkı, durumun son derece normal olduğunu ve burada bir üs kurulacağına dair hiçbir belirti bulunmadığını doğruluyor” dedi.
Suriye’nin güneyinden gazeteci Ömer el-Hariri de Hicri ile bağlantılı platformlar ve internet sitelerinde yayımlanan çok sayıdaki haberi “sahte” olarak nitelendirdi. Hariri, X hesabından yaptığı paylaşımda söz konusu haberlerin yayılmaması konusunda uyarıda bulundu.
Hariri, “İsrail işgalinin Süveyda’da askerî üs kuracağı yönündeki haberlerin hiçbiri doğru değil” dedi. Süveyda ile İsrail’in Kuneytra ve Golan’daki üsleri arasındaki mesafenin 100 kilometreden az olduğuna dikkat çeken Hariri, İsrail uçaklarının Hicri’ye bağlı silahlı gruplara destek sağlamak için ayrıca bir hava destek üssüne ihtiyaç duymadığını kaydetti.
Süveyda’da Hikmet el-Hicri’yi destekleyen bir grubun düzenlediği yürüyüş (Sosyal medyadan)
İsrail helikopterlerinin Suriye’nin güneyindeki hava sahasında yoğun ve sürekli uçuşlar gerçekleştirdiği yönündeki iddiaları da değerlendiren Hariri, bu helikopterlerin geçmişte de bölgeye geldiğini belirtti. Hariri, helikopterlerin daha önce silah, lojistik amaçlı iletişim cihazları ve yardım malzemeleri taşıdığını, ayrıca hasta ve yaralıların naklinde kullanıldığını ifade etti.
Karşılıklı suçlamalar
Buna karşılık “Ulusal Muhafızlar” Sözcüsü Binbaşı Talal Amir, Şam yönetimini kendilerine saldırı düzenlemeyi planlamakla suçladı. Amir, Şarku’l Avsat’a yazılı olarak yaptığı açıklamada, Suriye hükümetinin kendi kontrolündeki bölgelerde yaşanan idari başarısızlığı örtbas etmek ve kamuoyunun dikkatini başka yöne çekmek amacıyla dışarıda bir çatışma çıkarmaya çalıştığını öne sürdü.
Amir, “İşgal altındaki bölgelerde takviye kuvvetlerin geldiğini ve tahkimat çalışmalarının yapıldığını günün her saati gözlemliyoruz. Bu çerçevede Şam hükümeti, dikkatleri dağıtmak ve kamuoyunda bir saldırıyı püskürttüğü algısı yaratmak amacıyla söylentiler yayıyor” ifadelerini kullandı.
Amir, “Ulusal Muhafızlar işgal altındaki köylerini kurtarmak için saldırı düzenlemek isteseydi bunu önceden açıklamaz veya sosyal medyaya sızdırmazdı” ifadesini kullandı.
Sözcü ayrıca Süveyda Valisi Mustafa el-Bekur’un bölge halkına krizin çözümü için diyalog çağrısında bulunmasını da reddetti.
Süveyda kentinde Hicri grubuna bağlı unsurlar (Süveyda 24)
Eski Suriyeli muhalif müzakere heyetinin başmüzakerecisi Avukat Muhammed Sabra ise Süveyda’daki milis grupların askerî saldırı düzenleme kapasitesine sahip olmadığı görüşünü dile getirdi.
Sabra, söz konusu grupların askerî kabiliyetlerinin sınırlı olduğunu, personel sayılarının ciddi biçimde yetersiz kaldığını ve silah envanterlerinin bireysel silahlar, tüfekler ve bazı tanksavar mühimmatlarıyla sınırlı olduğunu söyledi. Ayrıca grup üyeleri arasında anlaşmazlıklar bulunduğunu ve bazı unsurların birçok durumda yağma, gasp, adam kaçırma ve sivilleri korkutma eylemlerine karışan çetelere dönüştüğünü öne sürdü.
Sabra’ya göre bu grupların Süveyda üzerindeki kontrolünü sürdürmesi, askerî güçlerinden ziyade bölgesel dengelerden ve İsrail’le olan bağlantılarından kaynaklanıyor. Sabra, İsrail’in bu grupları sona erdirmeye yönelik herhangi bir askerî girişimi, Suriye’nin içişlerine daha kapsamlı müdahalede bulunmak için gerekçe olarak kullanabileceğini belirtti.
Sabra, İsrail’in Süveyda’daki milislere verdiği askerî ve lojistik desteğin arttığı yönündeki değerlendirmelerin doğru olduğunu düşündüğünü de ifade etti. Ancak bu desteğin, söz konusu grupların Süveyda’nın batısında hükümet kontrolündeki bölgelere saldırı hazırlığında olduğu anlamına gelmediğini kaydetti.
Sabra, desteğin artmasının İsrail’de yaklaşan kritik parlamento seçimleri öncesindeki siyasi belirsizlikle bağlantılı olabileceğini dile getirdi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun seçimleri kazanamaması ve başka bir ismin hükümeti kurmakla görevlendirilmesi hâlinde, mevcut hükümetin geçici hükümet statüsünde görev yapacağını belirten Sabra, böyle bir durumda yeni hükümetin güvenlik politikalarını etkileyebilecek yeni askerî veya güvenlik gelişmelerine yol açacak adımların atılmasının kısıtlanabileceğini söyledi. Yeni hükümetin Suriye’ye yönelik güvenlik politikalarının ise henüz bilinmediğini kaydetti.
Hicri grubuna bağlı unsurlar (Arşiv– Süveyda 24)
Sabra, seçimlerin Netanyahu ile muhalefet arasında istikrarlı bir hükümet kurmaya yetecek net bir sonuç ortaya çıkarmaması durumunda İsrail’in yeni bir siyasi krize sürüklenebileceğini ve seçimlerin üç ila dört ay içinde tekrarlanabileceğini ifade etti. Ona göre böyle bir süreçte de hükümetin yetkileri belirli ölçüde kısıtlanabilir.
Sabra, bu nedenle Süveyda’daki milislere silah sevkiyatının artmasının, her iki olasılığa karşı hazırlık amacı taşıyabileceğini belirtti. Böylece grupların söz konusu dönem boyunca yetecek miktarda silah ve mühimmata sahip olmasının hedeflenmiş olabileceğini ifade etti. Sabra ayrıca İsrail’in bu gruplara silah tedarikinin geçen hafta belirgin biçimde arttığına da dikkat çekti.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة