İsrail parlamentosu Knesset'te yer alan muhafazakar İslamcı Birleşik Arap Listesi'nin (Ra'am) Başkanı Mansur Abbas’ın Filistin devletini destekleyen açıklamaları, İsrail'deki tüm Arap siyasi liderler ile solcu ve liberal parti liderlerinin yaptığı sıradan açıklamalar olmasına rağmen, sağ kesim ona karşı şiddetli bir kışkırtma kampanyası başlattı.
Arap siyasetçiler, bu ‘şoke edici’ şiddetli kampanyayı, hükümetin Arap partilerini saf dışı bırakma ve onları önümüzdeki 27 Ekim'de yapılması planlanan parlamento seçimlerine katılmaktan men etme niyetinin bir ön hazırlığı olarak değerlendirdi.
Birleşik Arap Listesi’nden bir kaynak, “Bu seçimlerde ciddi bir krizle karşı karşıya olan ve devrilme ihtimalinin giderek artmasından dehşete düşen Netanyahu, kaybettiği oyları geri kazanmak için şiddetli ve ırkçı bir kampanyayla Arapları dışlama kozunu kullanmaya çalışıyor. İşe Birleşik Liste ile başladı, ancak tehlike tüm Arap partilerinin kapısında” ifadelerini kullandı.
Mansur Abbas, hareketin kuruluşunun 30. yıl dönümü ve seçimlerdeki aday listesinin belirlenmesi münasebetiyle geçtiğimiz cumartesi günü Tayibe kentinde düzenlenen konferansta yaptığı konuşmada, “Filistin devleti artık sahada bir gerçeklik halini aldı, dünya onu ezici bir çoğunlukla tanıyor; tanımayan sadece İsrail ve ABD kaldı” dedi. Abbas ayrıca, Filistin devletinin tanınması ve onunla barış yapılması çağrısında bulundu.

Abbas, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizler, İsrail'deki Arap vatandaşları ve Filistin halkının evlatları olarak, kendimizi devletimiz ile halkımız arasında bir köprü olarak görüyoruz. Barışın sağlanmasına katkıda bulunmak istiyoruz. İsrail ve Amerika'nın Filistin'i tanıması için çabalıyoruz. Çünkü bizler barışı ve uzlaşmayı sağlamak, işgali ve çatışmayı sona erdirmek için çalışıyoruz."
Sürpriz açıklama
Abbas'ın bu açıklaması Arap vatandaşlar için bile şaşırtıcıydı. Çünkü Mansur Abbas, Naftali Bennett ve Yair Lapid hükümetiyle koalisyona katıldığı beş yıl öncesinden bu yana Filistin meselesine hiç değinmemişti.
Abbas, açıklamalarında İsrail'deki Arapların günlük haklarına ilişkin meselelere odaklandıysa da eski polis şefi Yoav Segalovich'i seçim listesine ikinci sıradan aday olarak getirme yönündeki son adımı ile İsrail'i bir Yahudi devleti olarak kabul ettiğine ve Arapların sivil hizmet yapmasını desteklediğine dair açıklamaları, Arap vatandaşlar arasında kendisine yönelik geniş çaplı eleştirilere neden oldu.

Rakipleri onu ‘Siyonistleşmek ve halkının temel davasından ve Filistinli kimliğinden vazgeçmekle’ suçlamaya başlamıştı. O da bu suçlamalara dolaylı bir yoldan cevap vermeye karar vererek bu Filistin odaklı açıklamayı yaptı.
Ne var ki Netanyahu tam da böyle bir ‘fırsatı’ kolluyordu. Segalovich'in gözünün korkarak Abbas'ın listesine katılmaktan vazgeçmesi umuduyla hiç vajit kaybetmeksizin bu açıklamanın etrafında bir fırtına kopardı.
Abbas'ın Segalovich'e başvurmasının en önemli nedenlerinden birinin, Likud Partisi’nin kendisini, listesini ve tüm Arap partilerini gayrimeşru ilan etme planına karşı koymak olduğu biliniyor. Zira eski bir ordu mensubu, üst düzey bir polis şefi ve eski İç Güvenlik Bakan Yardımcısı olan Segalovich'in listede yer almasıyla birlikte, kimse güvenlik gerekçelerini öne sürerek listeyi yasa dışı ilan edemeyecek.

Bu açıklamalar, İsrail'deki farklı siyasi kutuplardan üst düzey siyasetçiler arasında tepkilere ve karşı çıkmalara yol açtı. İlk karşı çıkanlardan biri, Abbas'ın açıklamalarıyla derhal arasına mesafe koyan ve sosyal medya platformu X hesabından "Filistin devleti diye bir şey yok ve kuracağımız hükümet döneminde de bir Filistin devleti kurulmayacak" diye yazan Gadi Eisenkot oldu.
Ancak Eisenkot'un bu hamlesiyle bitmedi. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da, “Müslüman Kardeşler (İhvan-ı Müslimin) ile solcu bir koalisyon kurmanın bedeli bir kez daha gözler önüne seriliyor. Eisenkot, Lieberman ve Tropper'ın ortakları, Likud seçmenlerini boykot edip Tibi ve Tecemmu (Balad Partisi) destekçilerini kucaklayanlardır” dedi.
Netanyahu sözlerine şöyle devam etti:
“İran'ın kontrolünde bir devlet kurulamayacak. Ben başbakan olduğum sürece, İran'ın kontrolünde bir Filistin devleti kurulmayacak: ne Gazze'de ne de Yahudiye ve Samarya'da (Batı Şeria). Nokta."

Ben-Gvir de bu fırsatı kaçırmadı ve şunları söyledi:
“Gadi, Naftali ve Yair'in dostu Mansur'un Birleşik Arap Listesi’nde 'Filistin devleti ayaktadır' deyişine kulak verin. Onun kurulacak bir sonraki hükümet için planı bu. Bir terör devleti kurmayı ve hapishanelerdeki dostları için iptal ettiğim tüm ayrıcalıkları geri getirmeyi amaçlıyor. Bunun yaşanması kabul edilemez ve yaşanmasına asla izin vermeyeceğiz!"
Eisenkot lehine anketler
Anketlerin, Netanyahu'nun önümüzdeki seçimlerde iktidarı kaybedeceğine ve Eisenkot'un seçimleri kazanarak bir sonraki hükümeti kurmakla görevlendirileceğine işaret ettiği belirtiliyor. İsrail televizyonu Kanal 12, halkın tutumlarını daha derinlemesine analiz etmeye ve İsraillilerin Netanyahu'nun değiştirilmesi gerektiğine ne ölçüde inandığını incelemeye çalıştığı kapsamlı bir kamuoyu yoklaması gerçekleştirdi. Soruları ayrıntılı bir şekilde yönelterek, devletin tüm işlerini yönetmede başarısız olduğu gerekçesiyle Netanyahu'nun reddedildiğini gösteren kesin yanıtlar aldılar.
Anket sonuçları
“Bugün seçim yapılsaydı hangi partiye oy verirdiniz?” sorusuna verilen cevapların yüzde 49'u Netanyahu'ya muhalif bloktaki bir partiye, yüzde 35'i Netanyahu'nun blokundaki bir partiye, yüzde 6'sı her iki blokta da yer almayan bir partiye, yüzde 10'u ise kararsızım şeklinde dağılıyordu.
“Sizce başbakanlık koltuğuna kim daha uygun?” sorusuna verilen cevapların yüzde 58’i Netanyahu'dan başka biri, yüzde 34’ü Netanyahu ve yüzde 8’i kararsızım olarak kayıtlara geçti.
Başbakanlık için üç gerçekçi aday var. Bunlar, Binyamin Netanyahu, Gadi Eisenkot ve Naftali Bennett. 10 ‘çok iyi’, 1 ise ‘çok kötü’ anlamına gelecek şekilde her birine 1'den 10'a kadar bir puan verilmesi istendiğinde cevaplar, güvenlik alanında Netanyahu 4.8, Eisenkot 5.8 ve Bennett 4.9 olarak şekillendi.
Ekonomi ve hayat pahalılığı alanında, Netanyahu 3.7, Eisenkot 5.1 ve Bennett 4.8, eğitim alanında, Netanyahu 3.7, Eisenkot 5.3 ve Bennett 5.0, demokrasiyi koruma alanında, Netanyahu 4.3, Eisenkot 5.7 ve Bennett 5.0, İsrail'i daha iyi bir geleceğe taşıma konusunda, Netanyahu 4.3, Eisenkot 6.0 ve Bennett 5.0 puan aldı.
“İsrail'in Yahudi halkının ulusal yurdu olduğunu ve tüm vatandaşları için eşit sosyal ve siyasi haklara sahip bir devlet olduğunu vurgulayan Bağımsızlık Bildirgesi'nin iki ilkesini destekliyor musunuz yoksa karşı mı çıkıyorsunuz?” sorusuna gelen yanıtlara gelince ankete katılanların yüzde 79'u İsrail'in bir Yahudi devleti olması ilkesini desteklediğini söylerken, yüzde 75'i bildirgenin öngördüğü liberal değerleri desteklediğini ifade etti. Yaklaşık yüzde 67'lik bir kesim ise her iki ilkeyi birden; yani din, ırk veya cinsiyet ayrımı gözetmeksizin liberal değerlere sahip bir Yahudi devleti olmasını destekliyor.
Anketi hazırlayanlar, Eisenkot ve Bennett'in Netanyahu'ya karşı üstünlüğünün sadece geçici bir durum olmadığı, yüzeysel bir öfkeden kaynaklanmadığı ve bir sağ-sol desteği ifadesi olmadığı, aksine çok daha derin nedenlere dayandığı sonucuna vardılar. Zira halk, Netanyahu'nun artık ülkeyi yönetemeyeceği ve Eisenkot'un, hatta Bennett'in bile her konuda ondan daha iyi olduğu kanaatine vardı. Bu durum da Netanyahu'nun çevresinde büyük bir paniğe yol açıyor.

