İsrail, 78 yıl önce batırılan silah kaçakçılığı gemisinin enkazını çıkardı

Haziran 1948 olayı hâlâ süren siyasi bölünmeleri ortaya çıkardı

"Altalena" gemisinin battığı an (Arşivler- AFP)
"Altalena" gemisinin battığı an (Arşivler- AFP)
TT

İsrail, 78 yıl önce batırılan silah kaçakçılığı gemisinin enkazını çıkardı

"Altalena" gemisinin battığı an (Arşivler- AFP)
"Altalena" gemisinin battığı an (Arşivler- AFP)

İsrail, 1948’de ülkenin kurulmasından kısa süre sonra ordu tarafından batırılan ve siyasi bölünmelerin simgelerinden biri haline gelen “Altalena” adlı silah kaçakçılığı gemisinin enkazını 78 yıl sonra denizden çıkardığını bugün açıkladı.

Altalena, İsrail’in kurulması için İngiliz manda yönetimine ve Filistin’deki yerel halka yönelik saldırılar düzenleyen silahlı Siyonist örgüt İrgun adına silah yüklü olarak Fransa’dan yola çıkmıştı.

İsrail ordusu, Haziran 1948’de dönemin ilk Başbakanı David Ben-Gurion’un emriyle gemiye ateş açarak Tel Aviv açıklarında batırmıştı. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Ben-Gurion, henüz bir ay önce kurulmuş olan ve aynı dönemde komşu Arap ülkeleriyle savaş halinde bulunan İsrail’de, orduya rakip herhangi bir paramiliter gücün ortaya çıkmasını engellemek ve kendi otoritesini tesis etmek istiyordu.

İsrail Miras Bakanı Amihai Eliyahu, “Saat 00.30’da İsrail kıyılarının 503 metre açığında, 78 yıl önce yaşanan ve genç İsrail devletini sarsan o acı ve kurucu olayın ardından Altalena gemisi sağlam halde bulundu” dedi.

Çatışmalarda İrgun’un 16 üyesi ile üç İsrail askeri hayatını kaybetmişti. İrgun lideri Menachem Begin, “Düşman kapımızdayken iç savaş olmayacak” diyerek savaşçılarına İsrail makamlarına teslim olmaları çağrısında bulundu.

Altalena olayı, ilerleyen yıllarda İsrail siyasetinin şekillenmesinde belirleyici olacak iki siyasi blok arasındaki çatışmanın da simgesi haline geldi. Begin, 1977’de başbakan olarak iktidara gelerek Ben-Gurion’un öncülük ettiği sosyalist hareketin siyasi hakimiyetine son verdi ve milliyetçi sağın yükselişini başlattı.

Altalena’nın çıkarıldığını açıklayan Eliyahu ise Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki hükümette yer alan aşırı sağ kanadın mensubu.

Eliyahu, geminin, Menachem Begin’in “iç savaşın çıkmasını önlerken gösterdiği tarihsel sorumluluğun hikâyesini” temsil ettiğini söyledi. Bakan, “Tarihinin acı bölümleriyle yüzleşmekten korkmayan bir devlet daha güçlüdür” ifadelerini kullandı.

İsrail, 2008 yılında Tel Aviv sahilinde, Altalena olayında hayatını kaybeden İrgun mensuplarının anısına bir anıt dikti. Geminin enkazını bulmak için yıllardır arama çalışmaları yürütülüyor, araştırma ekipleri çoğu zaman çalışmalarını gizlilik içinde gerçekleştiriyordu.

Enkazın çıkarılmasının ardından Altalena’nın gelecekte ne amaçla kullanılacağı veya nerede sergileneceği ise henüz açıklanmadı.



Çin, İran’a yönelik benzeri görülmemiş ABD yaptırımlarına hazırlanıyor

Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
TT

Çin, İran’a yönelik benzeri görülmemiş ABD yaptırımlarına hazırlanıyor

Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı’ndaki gemiler (Reuters)

ABD’nin İran’a yönelik ekonomik tırmandırma politikası yeni bir aşamaya girdi. Washington yönetiminin, bugün Başkan Donald Trump’ın ‘tarihteki en ağır yaptırım paketi’ olarak nitelendirdiği yeni yaptırımları açıklamaya hazırlanmasıyla birlikte, yaptırımların yalnızca İranlı kurumlarla sınırlı kalmayarak Tahran’la ticari ve mali ilişkilerini sürdüren şirketleri, bankaları ve ülkeleri de kapsayabileceğine yönelik işaretler arttı.

Bu kapsamda en kritik ülkelerin başında, İran petrolünün en büyük alıcısı olan Çin geliyor. Pekin, beklenen açıklamadan saatler önce haklarını ve çıkarlarını korumaya hazır olduğunu belirterek Washington’a mesaj verdi. Bu durum, ekonomik çatışmanın İran’la sınırlı kalmayarak dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ticari ilişkilere de sıçraması ihtimalini gündeme getiriyor.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian bugün yaptığı açıklamada, Pekin’in gelişmeleri yakından takip edeceğini ve haklarını ve çıkarlarını korumak için gerekli adımları atacağını söyledi. Çin’in yaptırım ve baskıların krizin çözümüne katkı sağlamadığı yönündeki tutumunu yineleyen Lin, taraflara itidal çağrısında bulunarak siyasi ve diplomatik yolların kullanılması gerektiğini belirtti. Çin’in açıklaması, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in yeni yaptırımların ayrıntılarını açıklaması beklenen basın toplantısından önce geldi. Bessent, geçen hafta ABD’nin ‘tarihteki en ağır yaptırımları’ uygulayacağını açıklamış ve Çin’i Washington’ın İran ekonomisini tecrit etme kampanyasına destek vermeye çağırmıştı.

Beklenen yaptırım paketinin önemini artıran temel unsur, ‘ikincil yaptırımlara’ odaklanma ihtimali. Buna göre Washington, İran’la ticaret yapan İran dışındaki aktörleri de hedef alabilecek. Trump, 20 Ağustos’ta yaptığı açıklamada, eşi benzeri görülmemiş bir ekonomik savaş ve izolasyon başlatıldığını duyurmuş, finans kuruluşlarının, şirketlerin, havalimanlarının veya devlet kurumlarının İran’a ekonomik can damarı sağlamasına izin veren ülkeleri ciddi ekonomik sonuçlarla karşı karşıya kalacakları konusunda uyarmıştı.

Trump özellikle petrol kaçakçılığı, döviz takası mekanizmaları, nakit transferleri, döviz büroları, gemi sicilleri ve paravan şirketleri hedef olarak sıralamıştı. Bu ifadeler, Washington’ın yaptırımlara rağmen İran’ın ticaretini sürdürmesini sağlayan altyapıyı hedef almaya çalıştığına işaret ediyor.

Çin, bu stratejinin en hassas halkasını oluşturuyor. Kpler şirketinin 2025 yılı verilerine göre Çin, deniz yoluyla taşınan İran petrolünün yüzde 80’inden fazlasını satın aldı. Dolayısıyla Washington’ın Tahran’ın petrol gelirlerini önemli ölçüde azaltma kapasitesi, kısmen Çinli alıcıların ve aracıların hesaplarını değiştirebilmesine bağlı.

Ancak Çin’i hedef almak ABD açısından da ekonomik riskler taşıyor. Çinli şirketlere veya finans kuruluşlarına yönelik geniş kapsamlı yaptırımların Pekin'i misillemeye yöneltmesi mümkün. Bu durum, ABD’nin nadir toprak elementleri de dahil olmak üzere bazı stratejik tedarik zincirlerinde Çin’e bağımlı olduğu bir dönemde Washington açısından yeni sorunlar yaratabilir. Bu nedenle ABD’nin, Pekin’le doğrudan ve kapsamlı bir mali çatışmaya girmek yerine belirli şirketleri, rafinerileri, bankaları ve aracıları hedef alan daha sınırlı yaptırımlara yönelmesi bekleniyor.

Petrolden gölge filoya

Yeni kampanya, son aylarda giderek genişleyen yaptırım ağına ekleniyor. ABD Hazine Bakanlığı, 29 Temmuz’da, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğini istismar ettiği ve gelir elde ederek yaptırımları aşmak amacıyla dijital varlıklar da dahil olmak üzere sigorta ve ödeme düzenlemelerinden yararlandığını belirttiği, Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) ile bağlantılı bir yapılanmanın parçası olduğunu söylediği iki şirkete yaptırım uygulamıştı. Washington ayrıca, İran’ın denizcilik faaliyetlerinde kullanılan ‘gölge filo’ ağlarını da hedef almıştı. Bu adımlar, Bessent’in iki ayaklı stratejinin ilk bölümü olarak tanımladığı ve ticaret hareketlerine yönelik baskı ile mali kuşatmanın sıkılaştırılmasını bir araya getiren ABD’nin deniz ablukasına ekleniyor. Bessent, ekonomik araçlara yoğun biçimde başvurulmasının amacının geniş çaplı askeri operasyonlara yeniden dönülmesi ihtimalini azaltmak olduğunu söylemişti. Gelişmelerin enerji piyasalarına etkileri ise şimdiden görülmeye başladı. Brent petrol, yaptırımlara ilişkin endişelerin artması ve Hürmüz Boğazı konusunda yürütülen çabaların sonuçsuz kalmasıyla geçen hafta yükseldi. Petrol fiyatları, piyasaların ABD’nin yeni adımlarının ayrıntılarını beklemesiyle bugün ise geriledi.

Ekonomik açıdan belirleyici unsur, Washington’ın üçüncü ülkelerdeki taraflara yönelik yaptırımları ne ölçüde uygulayabileceği olacak. İran, onlarca yıldır farklı düzeylerdeki ABD yaptırımları altında bulunuyor ve petrolünü pazarlamak ve para transferlerini gerçekleştirmek için karmaşık ağlar geliştirdi. Bu nedenle, yaptırım listelerine yeni İranlı isimlerin eklenmesinin etkisi, yabancı bankaların, rafinerilerin ve deniz taşımacılığı şirketlerinin ABD finans sistemine erişimlerini kaybetme tehdidine kıyasla daha sınırlı kalabilir.

Bu nedenle Çin, kampanyanın en büyük sınavı olarak öne çıkıyor. Yaptırımların Çinli alıcıları ve aracıları İran’la ticari ilişkilerini azaltmaya zorlaması halinde, İran’ın döviz gelirleri ciddi bir darbe alabilir. Ancak Pekin’in yaptırımlara uymayı reddederek kendi şirketlerini korumaya karar vermesi durumunda, İran’ı tecrit etmeye yönelik kampanya ABD ile Çin arasındaki ekonomik gerilimde yeni bir cepheye dönüşebilir. Böyle bir gelişmenin petrol piyasaları, küresel ticaret ve tedarik zincirleri üzerinde de olası sonuçlar doğurması bekleniyor.


Seul: Kuzey Kore, Rusya’ya daha fazla asker göndermeye hazırlanıyor

Ukrayna'nın Kuzey Kore'de üretildiğini ve Rusya'nın Harkiv kentine düzenlediği saldırıda kullandığını iddia ettiği füzenin parçaları (Reuters)
Ukrayna'nın Kuzey Kore'de üretildiğini ve Rusya'nın Harkiv kentine düzenlediği saldırıda kullandığını iddia ettiği füzenin parçaları (Reuters)
TT

Seul: Kuzey Kore, Rusya’ya daha fazla asker göndermeye hazırlanıyor

Ukrayna'nın Kuzey Kore'de üretildiğini ve Rusya'nın Harkiv kentine düzenlediği saldırıda kullandığını iddia ettiği füzenin parçaları (Reuters)
Ukrayna'nın Kuzey Kore'de üretildiğini ve Rusya'nın Harkiv kentine düzenlediği saldırıda kullandığını iddia ettiği füzenin parçaları (Reuters)

Güney Koreli bir milletvekilinin ofisi, Seul Savunma Bakanlığı’nın Kuzey Kore’nin Rusya’ya ilave asker göndermeye yönelik hazırlıklarını sürdürdüğünü, ancak bakanlığın bu konuşlandırmanın yakın zamanda gerçekleşeceğine dair herhangi bir belirti tespit etmediğini açıkladı. 

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre bu değerlendirme, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un’un kız kardeşi Kim Yo-jong’un geçen hafta, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’nin Pyongyang’ın müttefiki Rusya’nın yanında savaşmak üzere 50 bin kadar ilave asker göndermeyi planladığı yönündeki açıklamalarını yalanlamasının ardından geldi.

Milletvekili Yoo Yong-won’un ofisi, Güney Kore Savunma Bakanlığı’nın kendisine gönderdiği açıklamada, Kuzey Kore’nin Rusya’ya kısa menzilli balistik füzeler de dahil olmak üzere silah sistemleri sağlamayı sürdürdüğünü belirtti. Bakanlığın değerlendirmesine göre Pyongyang’ın Rusya’ya 152 milimetrelik top mermisi karşılığı olarak 15 milyondan fazla mühimmat gönderdiği tahmin ediliyor. 

Kuzey Kore ile Rusya, Moskova’nın 2022’de Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından askeri iş birliğini önemli ölçüde artırdı. Güney Kore, Ukrayna ve Batılı ülkelerin değerlendirmelerine göre Pyongyang, 2023’ten itibaren Rusya’ya topçu mühimmatı ve füze sağlamaya, 2024’ten itibaren ise asker göndermeye başladı. 

Moskova ve Pyongyang ise daha önce silah transferlerine ilişkin iddiaları reddetmişti.


Kremlin, İngiltere’nin Kiev’e “SCALP” füzelerinin üretimiyle ilgili bilgi vermesini “barışın önünde engel” olarak değerlendiriyor

İngiltere Başbakanı Andy Burnham ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Kiev'de (AFP)
İngiltere Başbakanı Andy Burnham ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Kiev'de (AFP)
TT

Kremlin, İngiltere’nin Kiev’e “SCALP” füzelerinin üretimiyle ilgili bilgi vermesini “barışın önünde engel” olarak değerlendiriyor

İngiltere Başbakanı Andy Burnham ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Kiev'de (AFP)
İngiltere Başbakanı Andy Burnham ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Kiev'de (AFP)

Kremlin, İngiltere’yi Ukrayna’daki savaşın barışçıl çözümüne yönelik ilerlemeyi engellemekle suçladı. Suçlama, Londra’nın Kiev’e uzun menzilli SCALP füzelerinin üretimi için gerekli bilgileri sağlama planını açıklamasının sonrasında yapıldı.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Rusya Devlet Başkanlığı Sözcüsü Dmitriy Peskov, İngiltere’nin “sistematik biçimde ateşe körükle gittiğini” ve “barış sürecinde herhangi bir ilerlemeyi engellemeye çalıştığını” söyledi.

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Kiev'deki anma töreninde konuyor, (AP)
İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Kiev'deki anma töreninde konuyor, (AP)

İngiltere’nin yeni Başbakanı Andy Burnham, ilk yurt dışı ziyareti kapsamında bugün Kiev’e geldi. Burnham’ın ziyaret sırasında bu konudaki anlaşmanın tamamlandığını açıklaması bekleniyor.

İngiltere Başbakanı, Rusya’nın “tehditlerine” rağmen ülkesinin Ukrayna’ya savunma desteği sağlamayı sürdüreceğini söyledi. Ukrayna’nın Bağımsızlık Günü dolayısıyla düzenlenen tören ve Kiev’in uluslararası destekçilerinin toplantısı öncesinde konuşan Burnham, “Ülkeme yönelik Rusya’nın alçakça tehditlerine rağmen, Ukrayna’nın kendisini savunmasına desteğimizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Avrupa liderleri, Kiev'deki Ayasofya Katedrali önünde Ukrayna'nın bağımsızlığının 35. yıldönümünü anma törenlerine katıldı (AFP)
Avrupa liderleri, Kiev'deki Ayasofya Katedrali önünde Ukrayna'nın bağımsızlığının 35. yıldönümünü anma törenlerine katıldı (AFP)

İşçi Partisi liderinin Kiev ziyareti, İngiltere’nin savunma şirketi MBDA’nın, uzun menzilli SCALP füzesinde kullanılan İngiliz bileşenlerine ilişkin gizli bilgileri açıklamasına onay verdiğini duyurmasının ardından gerçekleşti. 10 Downing Street tarafından yapılan açıklamaya göre amaç, füzelerin Ukrayna’da yerel olarak monte edilebilmesi için üretim hatlarının kurulmasını sağlamak.

Burnham, göreve gelmesinden bu yana Rusya’nın işgaline karşı mücadelesinde Ukrayna’ya güçlü destek verme sözü veriyor.