İsrail-Suriye masasında Türkiye pazarlığı

İsrail'in Türk askeri varlığını engelleme gerekçesiyle Suriye'deki bir hava üssünü vurmasının ardından Washington, üç ülke arasında çatışma çıkmasını önleyecek yeni bir mekanizma kurmaya çalışıyor

Ebu Zuhur saldırısının ardından İsrail, Suriye ve Türkiye arasında sıcak çatışma çıkabileceğinden endişe eden Washington, Tom Barrack öncülüğünde bir üçlü mekanizma kurmaya çalışıyor (Kolaj: Independent Türkçe/ChatGPT) 
Ebu Zuhur saldırısının ardından İsrail, Suriye ve Türkiye arasında sıcak çatışma çıkabileceğinden endişe eden Washington, Tom Barrack öncülüğünde bir üçlü mekanizma kurmaya çalışıyor (Kolaj: Independent Türkçe/ChatGPT) 
TT

İsrail-Suriye masasında Türkiye pazarlığı

Ebu Zuhur saldırısının ardından İsrail, Suriye ve Türkiye arasında sıcak çatışma çıkabileceğinden endişe eden Washington, Tom Barrack öncülüğünde bir üçlü mekanizma kurmaya çalışıyor (Kolaj: Independent Türkçe/ChatGPT) 
Ebu Zuhur saldırısının ardından İsrail, Suriye ve Türkiye arasında sıcak çatışma çıkabileceğinden endişe eden Washington, Tom Barrack öncülüğünde bir üçlü mekanizma kurmaya çalışıyor (Kolaj: Independent Türkçe/ChatGPT) 

Meriç Şenyüz

Suriye ve İsrail, son saldırıların ardından yükselen gerilimi düşürmek ve güvenlik müzakerelerini yeniden başlatmak amacıyla ABD arabuluculuğunda Ürdün'de bir araya geldi.

Pazar günü düzenlenen görüşmenin ana başlıklarından biri, Türkiye ve İsrail arasındaki gerilimin Suriye topraklarına taşınmasının engellenmesiydi.

Suriye devlet haber ajansı SANA'ya konuşan diplomatik kaynak, Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani başkanlığındaki heyette genel ve askeri istihbarat başkanlarının da bulunduğunu belirtti. İsrail basınındaysa karşı heyete Mossad Başkanı Roman Gofman'ın liderlik ettiği bildirildi.

Şam'ın açıklamasına göre taraflar, İsrail saldırılarının ve Suriye'de gerçekleştirilen gözaltı operasyonlarının durdurulmasını sağlayacak somut mekanizmaları ele aldı. Güvenlik anlaşmasına yönelik görüşmelerin yeniden başlatılması da gündemdeydi.

Toplantıda Türkiye ve İsrail'in görüş ayrılıklarının azaltılması ve iki ülke arasındaki gerilimin Suriye sahasına yansımaması için atılabilecek adımlar da görüşüldü.

İsrail saldırısının merkezinde Türkiye vardı

Diplomasi trafiği, İsrail'in 18 Ağustos'ta Suriye'nin kuzeybatısındaki Ebu Zuhur Hava Üssü'nü vurmasının ardından hızlandı.

İdlib, Halep ve Hama vilayetlerinin kesiştiği bölgedeki üs, Türkiye sınırına yaklaşık 72 kilometre mesafede yer alıyor. Beşar Esad döneminde MiG-21 ve MiG-23 savaş uçaklarıyla L-39 jetlerinin faaliyet gösterdiği tesis, iç savaş nedeniyle 10 yılı aşkın süredir kullanılmıyordu.

İsrail'in pistleri ve hangarları en az 8 kez hedef aldığı saldırılarda can kaybı yaşanmadı. Ancak tesiste ciddi hasar oluştu.

İsrail, Suriye'nin Türk askerlerinin üsse konuşlandırılmasına izin vererek daha önce üzerinde uzlaşılan güvenlik statüsünü ihlal etmeye yöneldiğini savunuyor. İsrail Başbakanlık Ofisi'nin açıklamasında Suriye yönetiminin önceden uyarıldığı ancak bu ikazları görmezden geldiği öne sürüldü.

Jerusalem Post'a konuşan iki kaynak da saldırının üsse Türk radarı ve hava savunma sistemleri yerleştirilmesini engellemek amacıyla düzenlendiğini iddia etti. İsrail kaynaklı bu iddia bağımsız olarak doğrulanmadı.

Ebu Zuhur'daki Türk heyetine dair Ankara ve Şam'dan farklı açıklamalar

Ebu Zuhur'daki Türk varlığı konusunda Ankara ve Şam'dan birbiriyle uyuşmayan açıklamalar geldi.

Türkiye, üssü ziyaret eden bir askeri heyetin varlığını reddederken Şam da resmi açıklamasında Ebu Zuhur'un Türk üssüne dönüştürülmesinin sözkonusu olmadığını bildirmişti.

Milli Savunma Bakanlığı, saldırıdan önce veya saldırı sırasında üste Türk askeri heyeti bulunmadığını açıkladı.

Bakanlık Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk, İsrail saldırısının Suriye'nin istikrarına, güvenliğine, birliğine, toprak bütünlüğüne ve altyapısına zarar vermeyi amaçladığını vurguladı.

Ancak Associated Press'e konuşan iki Suriyeli yetkili, Türk heyetinin saldırıdan bir gün önce üssü ziyaret ederek tesiste yürütülen yenileme çalışmalarını incelediğini öne sürdü. Heyetin saldırıdan saatler önce bölgeden ayrıldığı belirtildi.

Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani de Axios'a verdiği yanıtta Türk subayların üssü ziyaret ettiğini doğruladı. Bunun Ankara ve Şam arasındaki devam eden askeri işbirliğinin parçası olduğunu savunan Şeybani, tesiste kalıcı Türk askeri varlığı, üs veya askeri yığınak planlanmadığını söyledi.

Suriye içsavaşında birkaç kez el değiştiren Ebu Zuhur Hava Üssü, 18 Ağustos'ta İsrail uçaklarının hedefi oldu (Reuters)
Suriye içsavaşında birkaç kez el değiştiren Ebu Zuhur Hava Üssü, 18 Ağustos'ta İsrail uçaklarının hedefi oldu (Reuters)

Şeybani'ye göre Suriye, saldırıdan önce Ebu Zuhur üzerindeki egemenliğin Şam'da kalacağı ve tesise Türk birliklerinin konuşlandırılmayacağı konusunda İsrail'i bilgilendirmişti. Ancak İsrail bu güvenceye rağmen saldırıyı gerçekleştirdi.

Ankara: Netanyahu'nun tuzağına düşmeyeceğiz

Ankara, İsrail'in Ebu Zuhur saldırısını gerekçelendirmek için kullandığı iddiaları reddetti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İsrail'in açıklamalarını "savunulamaz iddialar" diye niteledi. Netanyahu hükümetini İsrail'deki seçimler öncesinde bölgede yayılmacı ve istikrarsızlaştırıcı politikalar izlemekle suçladı.

Duran, Türkiye'nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun "tuzağına düşmeyeceğini" ve Suriye hükümetiyle meşru temelde işbirliğini sürdüreceğini belirtti.

Milli Savunma Bakanlığı da İsrail'e "pervasız saldırılarını" durdurma ve uluslararası hukuka uyma çağrısı yaptı.

Türkiye'nin misilleme yapmasını ABD mi engelledi?

Reuters'a göre Türkiye, İsrail saldırısını beklemiyordu.

ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Ankara'nın saldırıya askeri karşılık verebileceğini ancak gerilimin büyümesinin önlendiğini ileri sürdü.

Barrack ayrıca İsrail'in Washington'a saldırıdan önce haber vermediğini belirtti. ABD'yle yakın askeri ilişkileri göz önünde bulundurulduğunda bunu alışılmadık bir durum olarak niteleyen Barrack, saldırının İsrail yönetimindeki iletişim eksikliğinden veya sahada alınan tek taraflı bir karardan kaynaklanmış olabileceğini söyledi.

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz ise Barrack'ın açıklamasına karşı çıkarak ilgili istihbaratın ABD'yle paylaşıldığını ve Suriye tarafına gerekli uyarıların iletildiğini savundu.

Barrack, İsrail'in saldırıyla Türkiye'yle karşı karşıya gelmeyi amaçlamış olabileceğini de öne sürdü. ABD temsilcisine göre ekim ayında düzenlenmesi planlanan İsrail seçimleri öncesindeki iç siyasi hesaplar da saldırı kararında rol oynamış olabilir.

Washington üçlü mekanizma hazırlığında

ABD, saldırının ardından İsrail, Türkiye ve Suriye arasında resmi bir iletişim kanalı kurmak için harekete geçti.

Üçlü çatışmasızlık mekanizmasının askeri faaliyetlerle ilgili bilgi paylaşımını artırması ve yanlış değerlendirme, kaza veya habersiz bir saldırı nedeniyle Türk ve İsrail güçlerinin doğrudan karşı karşıya gelmesini önlemesi planlanıyor.

Barrack, Suriye'nin istikrarlı ve sorumlu bir komşu gibi davrandığını belirterek Ebu Zuhur saldırısını "gerginliğin gereksizce tırmandırılması" diye niteledi.

ABD temsilcisi, Türkiye ve İsrail'in Washington'ın iki önemli müttefiki olduğuna dikkat çekti. Ancak Ankara'nın Suriye'deki yeni yönetimle askeri işbirliğini derinleştirmesi, İsrail'in Türkiye'nin kendi sınırlarına yaklaşacağı yönündeki kaygılarını artırıyor.

Şam'dan İsrail'e iki şart

Jerusalem Post'un İsrail televizyonu N12'ye dayandırdığı habere göre Suriye heyeti, Ürdün'deki görüşmede iki önemli itirazını gündeme getirdi.

Buna göre Şam, görüşmelerde, Suriye ordusunun güçlendirilmesini veya ülkenin başka devletlerle ittifak kurmasını yasaklayacak bir güvenlik anlaşmasına karşı çıktığını açıkça ortaya koydu.

Suriye tarafı ayrıca işgal altındaki Golan Tepeleri'nin nihai statüsünü mevcut görüşmelerden ayrı tutmak istedi. Şam'ın önceliğinin, İsrail güçlerinin Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024'te devrilmesinin ardından ele geçirdiği Suriye topraklarından çekilmesi olduğu aktarıldı.

Golan Tepeleri'nin statüsü ise daha sonra ele alınabilecek. İsrail, 1967'de ele geçirdiği bölgeyi 1981'de tek taraflı olarak ilhak etmişti. Bu karar uluslararası toplum tarafından tanınmazken ABD Başkanı Donald Trump, 2019'da İsrail'in Golan üzerindeki egemenliğini tanımıştı.

Golan'daki 1974 tarihli kuvvetleri ayırma anlaşması, İsrail ve Suriye orduları arasında Birleşmiş Milletler'in denetlediği 75 kilometreden uzun bir tampon bölge oluşturdu. Fotoğrafta bu tampon bölgeyi ihlal eden bir İsrail tankı görülüyor. Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara'nın aile kökleri de Golan'a dayanıyor. (Reuters)
Golan'daki 1974 tarihli kuvvetleri ayırma anlaşması, İsrail ve Suriye orduları arasında Birleşmiş Milletler'in denetlediği 75 kilometreden uzun bir tampon bölge oluşturdu. Fotoğrafta bu tampon bölgeyi ihlal eden bir İsrail tankı görülüyor. Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara'nın aile kökleri de Golan'a dayanıyor. (Reuters)

Barrack kısa süre önce İsrail'in Golan'ı Birleşmiş Milletler kararlarına aykırı biçimde işgal ettiğini söylemiş ancak daha sonra ABD'nin 2019'da belirlenen politikasının değişmediğini açıklamıştı.

İsrail basını: Görüşme olumlu geçti

Ürdün'deki toplantı hakkında bilgi sahibi bir kaynak, Jerusalem Post'a görüşmenin "olumlu geçtiğini" anlattı. İsrail hükümetinden toplantının içeriğine ilişkin resmi bir açıklama gelmediği için bu değerlendirme bağımsız biçimde doğrulanmadı.

Şeybani daha önce tarafların olası güvenlik anlaşmasının birçok maddesi üzerinde kağıt üzerinde uzlaştığını, ancak İran-İsrail savaşının ardından görüşmelerin dondurulduğunu söylemişti.

Suriye Dışişleri Bakanı, İsrail'e güvenmediklerini belirtmekle birlikte diplomasi için hâlâ fırsat bulunduğunu ifade etmişti. Şam'ın mevcut önceliğinin kapsamlı bir anlaşmadan önce İsrail saldırılarını durdurmak olduğu bildiriliyor.

Ocak ayında düzenlenen önceki görüşmelerde taraflar arasında istihbarat paylaşım mekanizması kurulması kararlaştırılmıştı. Son toplantı, bu sürecin yeniden işletilmesi ve Türkiye-İsrail geriliminin doğrudan bir askeri çatışmaya dönüşmesinin önlenmesine yönelik yeni bir girişim niteliğinde.

Independent Türkçe, Reuters, Associated Press, Axios, Jerusalem Post, Anadolu Ajansı, South China Morning Post, Guardian



ABD ekonomik tecridi sıkılaştırıyor... Pakistan Tahran görüşmelerinde büyük ilerleme sağlandığını açıkladı

ABD ekonomik tecridi sıkılaştırıyor... Pakistan Tahran görüşmelerinde büyük ilerleme sağlandığını açıkladı
TT

ABD ekonomik tecridi sıkılaştırıyor... Pakistan Tahran görüşmelerinde büyük ilerleme sağlandığını açıkladı

ABD ekonomik tecridi sıkılaştırıyor... Pakistan Tahran görüşmelerinde büyük ilerleme sağlandığını açıkladı

ABD'nin İran üzerindeki baskısını ekonomik tecrit operasyonunu başlatarak artırdığı bir dönemde Pakistan, salı günü Tahran'a yönelik diplomatik girişimde bulundu. İslamabad, savaşı sona erdirmeyi ve bölgesel yansımalarını kontrol altına almayı amaçlayan bir müzakere sürecinin önünü açmaya çalışırken, özellikle Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına odaklandı.

Pakistan İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, Tahran ziyaretinin sonunda yaptığı açıklamada, ülkesinin İran'la gerilimin daha fazla tırmanmasını önleme ve çatışmaya müzakereler yoluyla çözüm bulma yollarının ele alındığı görüşmelerde büyük ilerleme kaydettiğini söyledi.

Buna karşılık ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Amerikan saldırılarının İran'ın askeri ve nükleer tesislerine zarar vermesinin ardından İran ekonomisine yönelik baskıyı daha da artırmaya hazırlanıyor. Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal gazetesinden aktardığı habere Beyaz Saray Sözcüsü İran'ın bir anlaşmaya varmasının akıllıca olacağı belirtildi. Sözcü, aksi durumda İran'ın karşılaşacağı sonuçların farkında olduğunu ifade etti.

Bu gelişmeler, Washington'ın İran'a yönelik ikincil yaptırımlarının kapsamını genişletmesiyle eş zamanlı geldi. Yeni yaptırımlar dijital varlıklar, teknoloji, altın, havacılık ve deniz taşımacılığı olmak üzere beş yeni sektörü kapsarken, yaklaşık 60 kişi, kuruluş ve gemi de yaptırım listesine alındı. ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, söz konusu adımı İran ekonomisinin finansman damarını kesmeyi amaçlayan ekonomik tecrit operasyonunun bir parçası olarak nitelendirdi.

İran Ekonomi Bakanı Ali Medeni Zade ise ülkesinin ABD yaptırımlarına tamamen hazır olduğunu söyledi. Devlet televizyonuna konuşan Medeni Zade, “Elbette düşmanlar bize karşı ekonomik bir terör saldırısı düzenlemek istiyor. Ancak bizim de kendi araçlarımız var ve bu oyunun nasıl oynanacağını biliyoruz. Yaklaşımımızın savunma amaçlı olduğunu ve yalnızca kendimizi savunmakla yetineceğimizi düşünmemeliler. Aksine, bizden gelecek bir saldırıyı da hesaba katmalılar” dedi.


Çin, Ay görevini "mutlak başarı" için erteledi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Çin, Ay görevini "mutlak başarı" için erteledi

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Çin, Ay'da su buzu aranması gibi araştırmaları da kapsaması planlanan iddialı Chang'e-7 Ay misyonunu ertelediğini pazar günü duyurdu.

Chang'e-7 uzay aracı, ilk plana göre Çin'in güneyindeki Hainan adasında yer alan Wenchang Uzay Fırlatma Üssü'nden önümüzdeki günlerde fırlatılacaktı.

Çin İnsanlı Uzay Ajansı kısa bir açıklamada, görev için gerekli fırlatma koşullarının karşılanmadığını ve "bu yıl planlanan fırlatma aralığında gerçekleştirilemeyeceğini" belirtti.

İhtiyatlı ve güvenilir bir şekilde ilerleme ve mutlak başarıyı güvence altına alma ilkesine uygun olarak, kapsamlı bir değerlendirmeden sonra Chang'e-7 misyonunun fırlatma koşullarını karşılamadığı, dolayısıyla bu yıl planlanan fırlatma aralığında gerçekleştirilemeyeceği belirlenmiştir.

Çin'in Ay keşif programındaki 7. misyon olan Chang'e-7 için Wenchang fırlatma üssünde son birkaç haftadır hazırlıklar yapılıyordu.

Görsel kaldırıldı.
Çin Uzay Ajansı (AP)


Devlet haber ajansı Xinhua'nın daha önce bildirdiğine göre, proje önemli teknolojik atılımlar gerçekleştirmeyi amaçlıyordu.

Xinhua'nın uzay ajansına atıfta bulunarak verdiği bilgilere göre proje, Ay'ın güney kutbunda çevre ve kaynak araştırmaları yaparken, Ay'ın sürekli gölgede kalan kraterlerini keşfetmeyi hedefliyordu.

Chang'e, Çin Ay tanrıçasına atıfta bulunuyor. Chang’e-6 sondası, 2024’te Ay’ın uzak yüzünden toprak ve kaya örnekleri getirerek dünyada bir ilke imza atmıştı.

Independent Türkçe


23 yaşındaki pilot arızalanan uçağı okyanusa indirdi

(Boca Raton Polis Hizmetleri Teşkilatı)
(Boca Raton Polis Hizmetleri Teşkilatı)
TT

23 yaşındaki pilot arızalanan uçağı okyanusa indirdi

(Boca Raton Polis Hizmetleri Teşkilatı)
(Boca Raton Polis Hizmetleri Teşkilatı)

ABD'de genç bir pilot, art arda yaşanan mekanik arızaların acil iniş için havalimanına ulaşmasını engellemesinin ardından özel uçağı Güney Florida'daki bir plajın yakınlarında "kontrollü biçimde" suya indirerek kazayı yara almadan atlattı.

23 yaşındaki Faith Tenkley, cumartesi sabahı Boca Raton’ın yaklaşık 24 kilometre batısında, ailesine ait çift motorlu pervaneli uçakla Bahamalar’a anne ve babasını almaya giderken sorunların ortaya çıktığını söyledi.

4 yıldır lisanslı pilot olan Tenkley, başlangıçta Boca Raton Havalimanı'na inmeyi umduğunu ancak iniş takımlarının bozulmasının bunu engellediğini, Atlantik Okyanusu'nda acil iniş yapabileceği bir yer ararken binalardan ve kürek sörfçülerinden kaçınmak zorunda kaldığını belirtti.

Eşi ve küçük oğullarıyla birlikte bir teknede bulunan görgü tanığı Alexis Arizzi, WPBF televizyon kanalına, olayın gerçekleşmesini hayretle izlediklerini söyledi.

"Uçak yavaşça alçaldı ve suya yumuşak bir iniş yaptı" dedi.

dwefrgrtg
Faith Tenkley'in kullandığı özel uçağın kuyruğu, Florida'nın Boca Raton kenti yakınlarında, Atlantik Okyanusu'nun sularından dışarı çıkmış halde (Boca Raton Polis Hizmetleri Teşkilatı)

Bir diğer görgü tanığı, plajda bulunan Maria Marks da gördüklerine çok şaşırmıştı.

WPBF'ye, "Bir saniye önce çocuğuma güneş kremi sürüyordum. Sonraki saniye başımı kaldırıp 'Bunun böyle mi olması gerekiyordu?' dedim" diye konuştu.

Tenkley, okyanusa inişinin sorunsuz geçtiğini ve bir dakika içinde cankurtaranın, ardından da itfaiye kurtarma botunun kendisine ulaştığını söyledi.

WPBF'ye göre ABD Federal Havacılık İdaresi, Piper PA-30 serisi uçağın saat 09:40 civarında suya indiğini ve uçağın Chad ve Lisa Tenkley tarafından işletilen bir şirkete kayıtlı olduğunu belirtti.

WPBF'ye göre, 4 veya 6 koltuklu PA30 serisi, Piper Aircraft tarafından 1961'le 1972 arasında üretildi.

Palm Beach Polis Hizmetleri Teşkilatı sosyal medyada yaptığı açıklamada, olay sırasında uçakta yolcu bulunmadığını ve pilotun "tedbir amaçlı" yerel bir hastaneye götürüldüğünü belirtti.

Independent Türkçe