11 Eylül saldırılarını organize etmekle suçlanan Halid Şeyh Muhammed’in yargılanacağı tarih belli olduhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5311939-11-eyl%C3%BCl-sald%C4%B1r%C4%B1lar%C4%B1n%C4%B1-organize-etmekle-su%C3%A7lanan-halid-%C5%9Feyh-muhammed%E2%80%99-yarg%C4%B1lanaca%C4%9F%C4%B1
11 Eylül saldırılarını organize etmekle suçlanan Halid Şeyh Muhammed’in yargılanacağı tarih belli oldu
El Kaide ve Taliban mahkumlarının tutulduğu Guantanamo'daki Delta Kampı (Getty)
ABD Hava Kuvvetleri'nden bir yargıç, 11 Eylül 2001'de ABD'ye yönelik saldırıları planlamakla suçlanan Halid Şeyh Muhammed ile diğer üç sanığın Haziran 2028'de askeri mahkemede yargılanmasına karar verdi.
Şarku'l Avsat'ın Reuters’ten aktardığına göre ABD Hava Kuvvetleri'nden Yarbay Michael Shrama tarafından belirlenen duruşma tarihi, Küba'daki Guantanamo Körfezi'nde tutulan dört sanıkla ilgili yaklaşık 20 yıldır hukuki çıkmazların yaşandığı askeri yargı sürecindeki son önemli gelişme oldu.
ABD'de bir temyiz mahkemesi geçen yıl, Muhammed ve diğer iki sanığın, ölüm cezasından kurtulmalarını sağlayacak uzlaşma anlaşmaları kapsamında suçlarını kabul etmelerine izin vermemişti.
Temyiz mahkemesinin kararı, bir askeri yargıç ile ABD Askeri Komisyonları Temyiz Kurulu'nun suç kabulü anlaşmasını onaylayan kararlarını bozmuştu.
Halid Şeyh Muhammed, 1 Mart 2003'te Pakistan'da yakalandıktan sonra. (Arşiv- AP)
Söz konusu anlaşma 2024'te gündeme gelmiş ve ABD Savunma Bakanlığı'nın Guantanamo'daki askeri mahkemesinden sorumlu yetkili tarafından kabul edilmişti. Ancak dönemin Savunma Bakanı Lloyd Austin, Cumhuriyetçi Kongre üyelerinin anlaşmaya yönelik eleştirilerinin ardından geçen ağustosta kararı iptal etmişti.
Shrama'nın 11 sayfalık kararına göre Muhammed ile diğer üç sanık; Velid Muhammed Salih Mübarek Bin Attaş, Mustafa Ahmed Adem el-Havsavi ve Ali Abdülaziz Ali, 5 Haziran 2028'den itibaren yargılanacak.
Duruşma süreci, davaya askeri yargı kuralları çerçevesinde bakacak ve tamamı silahlı kuvvetler mensuplarından oluşacak bir jüri heyetinin seçilmesiyle başlayacak.
Açılış konuşmaları, heyetin oluşturulmasından 30 gün sonra yapılacak. Ardından savcılık delillerini sunacak ve sanıklar beraat kararı verilmesi yönünde taleplerde bulunabilecek.
Karar, taraflara bu talepler hakkında savunma yapma ve birbirlerinin görüşlerine yanıt verme imkânı tanırken, savcılığa da davasını yeniden açma hakkı veriyor. Savunma tarafı, savcılığın delillerini sunmayı tamamlamasından 60 gün sonra temel delillerini ortaya koymaya başlayacak. Dava, hükmün açıklanması aşamasıyla sona erecek.
Shrama, savcılığın duruşmanın Ocak 2027'de başlaması yönündeki önerisini reddetti. Yargıç, bu tarihin “delillere ilişkin taleplerin karara bağlanması ve duruşma öncesi işlemlerin tamamlanması” için yeterli zaman bırakmayacağını belirtti.
Muhammed, 11 Eylül saldırılarının ardından dönemin ABD Başkanı George W. Bush tarafından 2002'de yabancı militan zanlıların tutulması amacıyla kurulan Guantanamo gözaltı merkezinin en tanınmış tutuklusu olmayı sürdürüyor.
Muhammed, kaçırılan yolcu uçaklarının New York'taki Dünya Ticaret Merkezi'ne ve Pentagon binasına yönlendirilmesini içeren saldırı planını organize etmekle suçlanıyor. 11 Eylül saldırılarında yaklaşık 3 bin kişi hayatını kaybetmişti.
Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemi trafiği on günlük ortalamasının altındahttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5311950-h%C3%BCrm%C3%BCz-bo%C4%9Faz%C4%B1ndan-ge%C3%A7en-gemi-trafi%C4%9Fi-g%C3%BCnl%C3%BCk-ortalamas%C4%B1n%C4%B1n-alt%C4%B1nda
Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemi trafiği on günlük ortalamasının altında
İran'ın güneyindeki Bender Abbas kıyılarına yakın Hürmüz Boğazı'ndaki gemiler, 25 Ağustos 2026 (Reuters)
Bugün yayımlanan öncü deniz taşımacılığı verilerine göre, dün Hürmüz Boğazı’ndan 5 gemi geçti. Bu sayı, bir önceki gün boğazdan geçen 17 geminin oldukça altında kalırken, son 10 günlük 15 gemilik ortalamanın da gerisinde kaldı.
Gemi takip şirketi Kpler tarafından yayımlanan ön verilere göre, boğazdan geçen 5 gemi arasında 2 orta ölçekli tanker ve 1 büyük LNG tankeri bulunuyor.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre bazı gemilerin seyir sırasında otomatik tanımlama sistemlerindeki (AIS) alıcı-vericileri kapatması nedeniyle söz konusu rakamlar değişebilir.
Trump, Rusya'nın "NATO topraklarına saldırmayacağını" iddia ettihttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5311941-trump-rusyan%C4%B1n-nato-topraklar%C4%B1na-sald%C4%B1rmayaca%C4%9F%C4%B1n%C4%B1-iddia-etti
Trump, Rusya'nın "NATO topraklarına saldırmayacağını" iddia etti
ABD Başkanı Donald Trump, Oval Ofis'te bir gazetecinin sorusunu dinliyor (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada, Rusya’nın NATO üyesi ülkelerin topraklarına “saldırmayacağını” belirterek, Washington’un Moskova’nın Avrupa’daki bir NATO ülkesine yönelik böyle bir adım atmasından endişe duyduğuna ilişkin basında yer alan haberleri yalanladı.
Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığına göre Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile “iyi görüşmeler” yaptığını belirterek, “NATO topraklarına saldırmayacak” ifadelerini kullandı.
ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü John Ratcliffe’in Moskova’ya gerçekleştirdiği sürpriz ziyaret ise geniş çaplı spekülasyonlara yol açtı.
Ziyaretin ayrıntıları, bazı sızıntılarda Ukrayna savaşı ve Rusya ile Avrupa arasındaki gerilimle ilişkilendirilmesine rağmen belirsizliğini korudu. CIA Direktörü Ratcliffe’in kimlerle görüştüğü resmi olarak açıklanmazken, Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Ratcliffe’in Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmediğini belirtti. Peskov, Putin’in “istihbarat kurumları düzeyinde” gerçekleştirilen görüşmelerden haberdar edildiğini söyledi.
Trump ayrıca, “Ratcliffe, Rus mevkidaşıyla altı ayda bir veya yılda bir görüşüyor. Aralarında çok iyi bir ilişki var. Herhangi bir mesaj iletilmedi ve olağan dışı hiçbir şey yaşanmadı” dedi.
Axios, Rusya Dış İstihbarat Servisi (SVR) Direktörü Sergey Narışkin’in de Ratcliffe ile gerçekleştirdiği görüşmede “istihbarat konularının ele alındığını” söylediğini belirtti.
Katar-İran görüşmeleri: Gerilimi düşürme ve diyaloğu yeniden başlatma çabasıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5311903-katar-i%CC%87ran-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmeleri-gerilimi-d%C3%BC%C5%9F%C3%BCrme-ve-diyalo%C4%9Fu-yeniden-ba%C5%9Flatma-%C3%A7abas%C4%B1
Katar-İran görüşmeleri: Gerilimi düşürme ve diyaloğu yeniden başlatma çabası
Pezeşkiyan, Perşembe günü Tahran’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile görüşürken (İran Cumhurbaşkanlığı)
Washington ile Tahran’ı yeniden diplomatik sürece döndürmeye yönelik arabuluculuk girişimleri sürüyor. Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Perşembe günü Tahran’da gerçekleştirdiği temaslarda gerilimin azaltılması, diyalog için uygun koşulların oluşturulması ve daha önce varılan mutabakatların yeniden canlandırılması konularını ele aldı.
Muhammed bin Abdurrahman, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya geldi. Mutabakat zaptının yeniden uygulanmaya başlanması ve anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi çağrısında bulunan Pezeşkiyan, “Kabul edilemez bazı olaylar yaşandı. Ancak İran ve Katar, karşılıklı anlayış yoluyla bunların üstesinden gelebilir» dedi.
Pezeşkiyan, “Mantık, mutabakat zaptının daha önce uygulanan yöntemle yeniden hayata geçirilmesini ve meselelerin diyalog yoluyla çözülmesini gerektiriyor” ifadelerini kullanarak, İran’ın savaş istemediğini ve çatışmaların yayılmasını hedeflemediğini vurguladı.
ABD’li yetkililere, bölgeye yeniden sükûnetin dönmesini engellemeye çalışan sesleri görmezden gelmeleri çağrısında bulunan Pezeşkiyan, Tahran’ın güce boyun eğmeyeceğini ve İranlıların tüm meşru haklarına uluslararası hukuk çerçevesinde saygı gösterilmesi gerektiğini söyledi.
Savaşın sürmesinin İran’a, bölgeye ve dünyaya zarar verdiğini belirten Pezeşkiyan, İran Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan açıklamaya göre, ABD, İsrail ve hatta İran içindeki bazı tarafları anlaşmaya varılmasını engellemeye çalışmakla suçladı.
Galibaf, bugün Tahran’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile görüşmelerde bulunuyor (İran Meclisi)
Pezeşkiyan, Katar, Pakistan ve Umman Sultanlığı’nın arabuluculuk çabalarına teşekkür ederken, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani’yi İran’a davet etti. Pezeşkiyan, söz konusu ziyaretin iki ülke arasındaki belirsizlik ve yanlış anlamaların giderilmesine yardımcı olabileceğini ifade etti.
Katar Başbakanı ise savaşın bölge içinden başlamadığını, dışarıdan dayatıldığını belirterek, bedelini tüm bölge ülkelerinin ödediğini söyledi.
“Güç ve tehdit dili çözüm değildir” diyen Al Sani, istikrarın, güvenliğin ve ekonomik sükûnetin yeniden sağlanması için akılcılık ve mantık temelinde diplomasinin bölgeye geri dönmesi çağrısında bulundu. Bu açıklamalar İran Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan bildiride yer aldı.
Al Sani, Katar’ın daha önceki mutabakatların uygulanmasını desteklediğini belirterek, Pakistan ve Umman’ın bu yöndeki çabalarına işaret etti. Ayrıca, istikrarın yeniden sağlanması için gerekli ortamın oluşturulması amacıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile temaslarını sürdürdüğünü kaydetti.
Önümüzdeki günlerin yoğun ve hareketli geçeceğini söyleyen Al Sani, Katar heyetinin Cuma gününden itibaren yeni diplomatik girişimlere başlayacağını belirtti. Bu çabaların istenen sonuçlara ulaşmasını ve diplomasi yoluyla pratik çözümlerin önünün açılmasını umduğunu dile getirdi.
Arakçi, bugün Tahran’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’yi kabul etti (İran Dışişleri Bakanlığı)
Al Sani, Doha’nın elektrik ve enerji başta olmak üzere çeşitli alanlarda İran’la iş birliğini genişletmeye de hazır olduğunu söyledi. Katar’ın pilotlar meselesinde İran’a kapılarının açık olduğunu belirten Al Sani, İranlılarla ilgili konuların samimiyetle takip edileceğini ifade etti.
Katar Başbakanı Galibaf ve Rızai ile de görüştü
Muhammed bin Abdurrahman, İran Meclis Başkanı ve müzakere heyeti başkanı Muhammed Bakır Galibaf ile de bir araya geldi. Galibaf, görüşmede bölgede gerilimin düşürülmesi çağrısında bulundu.
Katar Dışişleri Bakanlığı, iki tarafın bölgedeki gelişmeleri, gerilimi azaltmaya yönelik girişimleri ve diyaloğun yeniden başlaması için uygun koşulların oluşturulmasını ele aldığını açıkladı.
Katar Başbakanı görüşmede diplomatik sürecin yeniden başlatılması gerektiğini vurgulayarak, diyalogun anlaşmazlıkların çözülmesi ve daha fazla tırmanışın önlenmesi için en iyi yol olduğunu ifade etti.
Muhammed bin Abdurrahman ayrıca İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai ile görüştü. Rızai, görüşmede Tahran’ın Washington’a duyduğu güvensizliği yineleyerek, ABD’yi diplomasiye ve müzakerelere defalarca ihanet etmekle suçladı.
Rızai, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmasından önce Beyaz Saray’ın Tahran’ın şartlarının uygulanması için somut adımlar atması gerektiğini söyledi.
ABD’nin İran’a yönelik yeni bir askeri harekât başlatması halinde ülkesinin Washington’ın askeri ve ekonomik çıkarlarını hedef alacağı uyarısında bulunan Rızai, verilecek karşılığın tarihe geçeceğini savundu.
Al Sani ise İran’ın zor koşullarda Katar’a sağladığı yardımlardan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Doha’nın Tahran’la iş birliği yapmaktan hiçbir zaman kaçınmadığını ve mevcut bölgesel koşullarda bu iş birliğini sürdürmeye istekli olduğunu söyledi.
Hürmüz Boğazı ve deniz ulaşımı da gündemdeydi
Katar Başbakanı, Tahran’daki temaslarına İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yaptığı görüşmeyle başladı. İki taraf görüşmede gerilimin azaltılması, diyalog için gerekli koşulların oluşturulması ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ulaşımına ilişkin düzenlemeleri ele aldı.
Katar Haber Ajansı, görüşmelerde boğazda ortak ve geçici bir deniz koridoru oluşturulmasını ve mayınlardan temizlenmesine yönelik ortak bir projenin hayata geçirilmesini öngören önerilen geçici çerçevenin de ele alındığını bildirdi.
Muhammed bin Abdurrahman, komşu ülkelerin egemenlik haklarına ve deniz ulaşım özgürlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak, anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi için diplomatik çabaların sürdürülmesi çağrısında bulundu.
Arakçi de Katar’ın gerilimi azaltmaya ve diyaloğu desteklemeye yönelik çabalarının sürmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, ziyaret arifesinde yaptığı açıklamada, Doha’nın Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer özgürlüğünün 28 Şubat’tan önceki durumuna dönmesini istediğini söylemişti.
İran’ın İLNA haber ajansı ise ziyaretin, Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir ve Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi’nin Tahran’a gerçekleştirdiği benzer temasların ardından, İran ile ABD arasındaki arabuluculuk girişimleri kapsamında yapıldığını bildirdi.
Katar, savaş sırasında Washington ile Tahran arasında gayriresmî arabulucu rolü üstlenmiş, haziran ayında sağlanan ateşkesten önce yürütülen temaslara da katılmıştı. Ancak daha sonra mutabakatların çökmesiyle birlikte gerilim yeniden tırmanmıştı.
Tanker saldırısı
Al Sani’nin Tahran ziyareti, İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları Merkezi’nin Perşembe sabahı yaptığı, Hürmüz Boğazı’nda bir tankerin kimliği belirsiz bir mühimmatın isabet etmesi sonucu yangın çıktığına ilişkin açıklamanın ardından gerçekleşti. Yetkililer, daha sonra kontrol altına alınan yangında mürettebatın tamamının güvende olduğunu bildirdi.
Boğazdan geçen petrol miktarı son üç ayın en düşük seviyesine geriledi. Reuters’ın gemi takip verilerine dayandırdığı bilgilere göre Pazartesi günü Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol miktarı günlük 5 milyon varili aşmazken, savaş öncesinde bu rakam yaklaşık 20 milyon varil seviyesindeydi.
İran Petrol Bakanı Muhsin Paknejad, petrol ihracatının gerilemesine rağmen tamamen durmadığını ve uzak sulardaki müşterilere yönelik sevkiyatların sürdüğünü söyledi. Daha fazla ayrıntı vermeyeceğini belirten Paknejad, bu tür bilgilerin açıklanmasının düşmana bunlardan yararlanma imkânı sağlayabileceği uyarısında bulundu.
Uluslararası Denizcilik Örgütü, 28 Şubat’tan bu yana Hürmüz Boğazı’nda 70 olay yaşandığını ve bu olaylarda 19 denizcinin hayatını kaybettiğini açıkladı.
Washington ekonomik baskıyı artırıyor
ABD’nin İran’a yönelik saldırıları son haftalarda büyük ölçüde dururken, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yaklaşık bir aydır İran içinde yeni bir saldırı düzenlediğini açıklamadı. Washington ise Tahran ve onun ticari ortakları üzerindeki ekonomik baskıyı ve yaptırımları genişletmeye yöneldi.
CENTCOM, Perşembe günü yaptığı açıklamada, İran’a yönelik ablukanın başlamasından bu yana 75 ticari geminin rotasının değiştirildiğini, üç geminin faaliyetlerinin engellendiğini ve kurallara uyulup uyulmadığının kontrolü amacıyla iki gemiye çıkıldığını duyurdu.
Axios, Çarşamba günü yayımladığı haberinde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun müttefik ülkelerdeki bazı mevkidaşlarına, Washington’ın şu aşamada İran’a yönelik yeni saldırılar başlatmayı beklemediğini, ancak Tahran’ın saldırıya geçmesi halinde karşılık verme seçeneğinin saklı tutulduğunu söylediğini aktardı.
ABD Başkanı Donald Trump ise Çarşamba günü, Cuma günü altıncı ayını dolduracak savaşın ne zaman sona ereceğine ilişkin bir takvimi olmadığını belirterek, ABD’nin çok büyük bir farkla kazandığını düşündüğünü söyledi.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD’nin yaptırımlar konusunda attığı son adımları tam bir maskaralık olarak nitelendirdi.
İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf da ayrı bir paylaşımında, Çin’in ABD’nin ekonomik çıkarma günü politikasını reddetmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Çin’in İran’a yönelik yasa dışı yaptırımları reddeden ilkesel tutumunu memnuniyetle karşılıyoruz” dedi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’e, BM Güvenlik Konseyi Başkanına ve üye ülkelere gönderdiği mektupta, uluslararası örgütten ABD yaptırımlarının İran üzerindeki insani ve insan hakları etkilerinin değerlendirilmesini ve bu konuda bir rapor hazırlanmasını istedi.
Arakçi, ABD’nin uygulamalarının gıda, ilaç, sağlık hizmetleri, enerji, ulaşım, insani yardımlar ve temel ihtiyaçlara erişim üzerindeki etkilerinin incelenmesini talep etti.
İran Dışişleri Bakanı ayrıca BM Güvenlik Konseyi ve üye ülkeleri, Washington’ın uyguladığı tek taraflı ve ikincil yaptırımları kınamaya çağırdı.
Arakçi, hükümetlerden, kendi ifadelerine göre ülkeleri Tahran’la yürüttükleri yasal ekonomik ve ticari ilişkileri değiştirmeye zorlamayı amaçlayan yaptırımları tanımamalarını ve uygulamamaları istedi. ABD’ye de diğer ülke ve şirketler üzerinde İran’la ticari ilişkilerini azaltmaları yönündeki baskıya son verme çağrısında bulundu.
Hürmüz konusunda anlaşmazlık sürüyor
Katar’ın arabuluculuk girişimi, Hürmüz Boğazı konusundaki anlaşmazlıkların siyasi sürecin yeniden başlamasının önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam ettiği bir dönemde yürütülüyor.
Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, ABD’nin İslamabad Mutabakat Zaptı’na geri dönmemesi ve İran’ın şartlarını yerine getirmemesi halinde Tahran’ın boğazı yeniden açmayacağını söyledi.
Muhibbi, Tahran ile Maskat’ın boğaz suları ve İran ile Umman’ın buradan elde edilecek gelirlerdeki payı konusunda iki taraf için de kabul edilebilir düzenlemelere ulaştığını duyurdu.
Ancak üst düzey bir İranlı kaynak daha sonra Reuters’a, Hürmüz Boğazı konusunda Umman’la henüz nihai bir anlaşmaya varılmadığını ve düzenlemelerin ayrıntıları üzerindeki görüşmelerin sürdüğünü söyledi.
İran Genelkurmay Başkanlığına bağlı Defa Press sitesi ise Perşembe günü, Tahran ile Maskat’ın haftalar süren görüşmelerin ardından ticari gemilerin geçişi için ortak ve geçici bir deniz koridoru oluşturulması konusunda mutabakata vardığını bildirdi.
Site, söz konusu mutabakatın Hürmüz Boğazı’nın derhal yeniden açılacağı anlamına gelmediğini vurguladı.
Habere göre, gemilerin Umman Denizi’nden Basra Körfezi’ne giriş güzergâhı tamamen İran karasularından geçecek. Çıkış güzergâhının bir bölümü de İran sularında bulunacak.
Koridorun, aralarında yaklaşık iki deniz mili mesafe bulunan, zıt yönlerdeki iki geçiş hattından oluşacağı ve toplam genişliğinin yaklaşık yedi deniz miline ulaşacağı belirtildi.
Defa Press, güzergâhın İran Dışişleri Bakanlığı, Limanlar ve Denizcilik Örgütü, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri ve Genelkurmay Başkanlığı’nın katıldığı teknik çalışmalar sonucunda belirlendiğini aktardı.
Sitede, koridorun geçici olarak tanımlanmasının bunun deneme niteliğinde olduğu anlamına gelmediği, ilerleyen dönemde yerini kalıcı deniz ulaşımı düzenlemelerine bırakacağı ifade edildi.
Tahran’ın talep ettiği değişiklikler arasında, son aylarda ABD’nin ticari gemileri kullanmaya yönlendirdiği Umman karasularındaki güney rotasının resmen kapatılması da bulunuyor.
Söz konusu düzenlemenin uygulanmasının ardından Uluslararası Denizcilik Örgütü’ne bu rotanın kapatıldığına ilişkin bildirim yapılacağı belirtildi.
İran ve Umman’ın daha sonra yaklaşık 58 yıldır yürürlükte bulunan deniz trafik ayırma düzeninin yerine geçecek yeni bir sistem üzerinde müzakere edeceği, bu görüşmelerin ise 30 ila 60 gün sürebileceği kaydedildi.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, Maskat ile sağlanan mutabakatın Hürmüz Boğazı’nın tamamen yeniden açıldığı anlamına gelmediğini belirtti.
Garibabadi, Tahran’ın şartlarını ekonomik ablukanın kaldırılması, savaşın tüm cephelerde kalıcı biçimde sona erdirilmesi ve İslamabad Mutabakat Zaptı’nda yer alan ABD taahhütlerinin yerine getirilmesi olarak sıraladı.
Defa Press, Tahran’ın İslamabad Mutabakat Zaptı kapsamında ABD’nin üstlenmesini istediği yükümlülükleri de sıraladı. Bunlar arasında İran’a yönelik askeri operasyonların ve tehditlerin kalıcı biçimde durdurulması, ekonomik ablukanın kaldırılması, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması, yeni yaptırımlar uygulanmaması ve ABD’nin bölgedeki askeri güç ve teçhizatını artırmaması yer aldı.
Tahran, karşılıklı adımların atılmasından önce bu taahhütlerin uygulanmasının gözlemlenebilir ve doğrulanabilir olmasını şart koşuyor.
İran’ın buna karşılık atacağı adımlar arasında Umman’la varılan geçici mutabakatın uygulanması ve ticari gemilerin geçişine izin verilmesi bulunuyor.
Siteye göre, mutabakatın yürürlüğe girmesi halinde yeni koridor yalnızca ticari gemilere tahsis edilecek ve hiçbir askeri geminin geçişine izin verilmeyecek. Gündemdeki düzenlemeler ayrıca koridorun güvenliğinin sağlanmasını ve deniz mayınlarından temizlenmesini de kapsıyor.
Washington ise Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünde ısrar ediyor. Bir ABD’li yetkili Axios’a yaptığı açıklamada, tanker geçişlerinin artmasının ve koridorun büyük bölümündeki mayınların temizlenmesinin, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı bir baskı aracı olarak kullanma kapasitesini azalttığını söyledi.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة