Amerika Birleşik Devletleri Hürmüz Boğazı'nın yeniden açıldığını duyururken bazı müttefikleri çekincelerini dile getirdi

CENTCOM, boğazdan mayınların kaldırıldığını doğruladı... Hamaney yeni bir mesaj yayınladı

Umman'ın Musandam Valiliği sahilinden çekilen bir fotoğrafta, dün Hürmüz Boğazı yakınlarında demirlemiş gemiler ve tekneler, (Reuters)
Umman'ın Musandam Valiliği sahilinden çekilen bir fotoğrafta, dün Hürmüz Boğazı yakınlarında demirlemiş gemiler ve tekneler, (Reuters)
TT

Amerika Birleşik Devletleri Hürmüz Boğazı'nın yeniden açıldığını duyururken bazı müttefikleri çekincelerini dile getirdi

Umman'ın Musandam Valiliği sahilinden çekilen bir fotoğrafta, dün Hürmüz Boğazı yakınlarında demirlemiş gemiler ve tekneler, (Reuters)
Umman'ın Musandam Valiliği sahilinden çekilen bir fotoğrafta, dün Hürmüz Boğazı yakınlarında demirlemiş gemiler ve tekneler, (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı’nın deniz trafiğine açıldığını belirterek, İran’ın stratejik su yolundan geçen gemileri tehdit etme kapasitesinin “son derece düşük” seviyeye indiğini belirtti.

Trump, Axios’a verdiği röportajda, İranlıların “bizim kendilerine yeniden saldırmamızı istemediklerini” ifade ederek, daha önce İran’a yönelik gerçekleştirilen ABD askeri operasyonlarına atıfta bulundu.

Öte yandan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Orgeneral Brad Cooper da dün, Hürmüz Boğazı’ndaki uluslararası kabul görmüş geçiş güzergâhlarının deniz mayınlarından temizlendiğini açıkladı. Cooper, operasyonun aylar sürdüğünü ve ABD Donanması’na bağlı dalgıçlar ile özel operasyon birlikleri tarafından gerçekleştirildiğini belirtti.

Şarku’l Avsat’ın Bloomberg’ten aktardığına göre, bazı ABD müttefikleri yapılan açıklamalara şüpheyle yaklaşıyor. Söz konusu müttefiklerin değerlendirmelerine göre CENTCOM “bazı mayınları gerçekten temizledi”, ancak Körfez sularında hâlâ 80 ila 150 arasında mayın bulunuyor.

Trump ve Cooper’ın su yolunun yeniden ulaşıma açıldığı yönündeki açıklamalarına rağmen, boğazdaki deniz trafiğinin hâlâ normal seviyelerinin oldukça altında olduğu ifade ediliyor.

Bu gelişmelerin yaşandığı sırada, uzun süredir kamuoyu önünde görünmeyen İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney ise dün akşam halkına yeni bir mesaj yayımladı. Hamaney mesajında, ülkedeki toplumsal birlikteliğe zarar verecek ve milli ruhu zayıflatacak “her türlü uygulama veya açıklamanın” önüne geçilmesi çağrısında bulundu.



Trump, ABD’ye Venezuela’nın petrol rezervlerinde büyük pay sağlayan anlaşma yapıldığını açıkladı

Petroleos de Venezuela'ya ait bir petrol depolama tankı (Reuters)
Petroleos de Venezuela'ya ait bir petrol depolama tankı (Reuters)
TT

Trump, ABD’ye Venezuela’nın petrol rezervlerinde büyük pay sağlayan anlaşma yapıldığını açıkladı

Petroleos de Venezuela'ya ait bir petrol depolama tankı (Reuters)
Petroleos de Venezuela'ya ait bir petrol depolama tankı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, bugün yaptığı açıklamada, Washington’ın Karakas ile büyük bir petrol anlaşması imzaladığını ve anlaşmanın ABD’ye Venezuela’daki 65 milyar varili aşan kanıtlanmış petrol rezervlerinin büyük bölümünde kontrol sağlayacağını duyurdu.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda, anlaşmayı “dünya tarihindeki en büyük petrol anlaşması” olarak nitelendirdi. Anlaşmanın ABD’nin petrol rezervlerini iki katından fazla artıracağını belirtti.

Venezuela hükümeti, ABD’nin Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu devirmesinin ve dönemin Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez’in, ABD’nin talimatlarına uyma şartıyla geçici olarak devlet başkanlığı görevini üstlenmesine izin vermesinin ardından Trump yönetiminin yoğun baskısı altında bulunuyor.

Trump, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Savunma Bakanı Pete Hegseth’in, yeni petrol anlaşmasına Rodriguez ile “özel sektörle ortaklık” yoluyla vardığını söyledi.

Trump, “Bu anlaşma, Venezuela ile ABD arasında giderek güçlenen ilişkileri önemli ölçüde pekiştirecek” ifadelerini kullandı.

Rubio ise anlaşmanın Venezuela’ya yaklaşık 100 milyar dolarlık özel sektör yatırımı getirmesini beklediğini açıkladı.

Rubio X platformundaki paylaşımında, anlaşmanın istikrarlı petrol rezervleri sağlayacağını ve ABD’de akaryakıt fiyatlarını düşüreceğini belirterek, “Venezuela halkı açısından bu anlaşma yaklaşık 100 milyar dolarlık özel sektör yatırımı sağlayacak, yüksek ücretli binlerce istihdamı destekleyecek ve Venezuela ekonomisinin yeniden inşa sürecini ilerletecek” dedi.

Axios, perşembe günü iki ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberinde, Washington’un Venezuela ile onlarca petrol sahasına ilişkin görüşmeler yürüttüğünü bildirmişti. Söz konusu sahaların yaklaşık 90 milyar varillik kanıtlanmış rezerv içerdiği ve bunun Venezuela’nın toplam 300 milyar varillik rezervinin yaklaşık üçte birine karşılık geldiği belirtilmişti.

Şarku’l Avsat’ın Axios’tan aktardığına göre ABD’nin mülkiyet payı karşılığında, aralarında ABD şirketlerinin de bulunduğu özel şirketler söz konusu sahaları geliştirecek ve böylece Venezuela’nın petrol gelirlerini artırmasına imkân sağlayacak.

Venezuela, dünyadaki en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ülke konumunda bulunuyor.

Axios ayrıca anlaşmanın ABD’nin petrol rezervlerini iki katından fazla artıracağını belirtti. Bu gelişme, ABD’nin stratejik petrol rezervinin 40 yılın en düşük seviyesine gerilediği bir dönemde yaşanıyor.


Trump: Rusya NATO topraklarına saldırmayacak

Trump ve Putin, 15 Ağustos 2025'te Alaska'da yaptıkları görüşmede, (Reuters)
Trump ve Putin, 15 Ağustos 2025'te Alaska'da yaptıkları görüşmede, (Reuters)
TT

Trump: Rusya NATO topraklarına saldırmayacak

Trump ve Putin, 15 Ağustos 2025'te Alaska'da yaptıkları görüşmede, (Reuters)
Trump ve Putin, 15 Ağustos 2025'te Alaska'da yaptıkları görüşmede, (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Washington’un Moskova’nın Avrupa ülkelerine saldırmasından endişe duyduğuna ilişkin basında yer alan haberleri yalanladı. Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile “iyi görüşmeler” yaptığını belirterek, Putin’in “NATO topraklarına saldırmayacağını” belirtti.

Trump daha önce, Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü John Ratcliffe’in ziyaretinin Rusya’nın NATO’ya yönelik tehditleriyle bağlantılı olmadığını ifade etmiş ve ziyaretin amacının Rusya-Ukrayna savaşını sona erdirme yollarını görüşmek olduğunu ima etmişti.

Üst düzey bir Avrupalı yetkili ise Avrupa istihbarat birimlerinin, Rusya’nın bir NATO üyesi ülkeye yönelik olası askeri saldırısına ilişkin herhangi bir kanıta sahip olmadığını açıkladı.

Öte yandan Rusya, gece saatlerinde düzenlediği füze ve İHA saldırılarında Ukrayna genelindeki kentleri hedef aldı. Kiev çevresinde sabah saatleri boyunca patlama sesleri duyuldu.


Tahran, ABD baskısını “devlet terörü” olarak nitelendirdi

 İranlılar Tahran'da Amerikan karşıtı bir duvar görselinin önünden geçiyor - 15 Temmuz 2026 (Reuters)
İranlılar Tahran'da Amerikan karşıtı bir duvar görselinin önünden geçiyor - 15 Temmuz 2026 (Reuters)
TT

Tahran, ABD baskısını “devlet terörü” olarak nitelendirdi

 İranlılar Tahran'da Amerikan karşıtı bir duvar görselinin önünden geçiyor - 15 Temmuz 2026 (Reuters)
İranlılar Tahran'da Amerikan karşıtı bir duvar görselinin önünden geçiyor - 15 Temmuz 2026 (Reuters)

İran, cuma günü ABD’nin ekonomik baskı kampanyasına yönelik söylemini sertleştirerek yeni tedbirleri “devlet terörü” ve “insanlığa karşı suç” olarak nitelendirdi ve ülkeleri bu tedbirleri uygulamamaya çağırdı. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise Washington’un yaklaşımını değiştirmesi ve yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde diplomatik sürecin yeniden başlatılmasının mümkün olduğunu söyledi.

İran Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, Tahran’a yönelik yeni ABD ekonomik tedbirlerinin “yasa dışı ve kınanması gereken” uygulamalar olduğunu ve “devlet terörü” seviyesine ulaştığını belirtti. Bakanlık, söz konusu tedbirlerin milyonlarca sivilin sağlığını ve geçim kaynaklarını “ciddi tehlikeye” attığını savundu.

Bakanlık, ABD’nin kampanyasını İranlılara “acı ve sıkıntı” yaşatmak ve temel haklarından mahrum bırakmak amacıyla tasarlanmış “acımasız bir araç” olarak nitelendirdi. Açıklamada, söz konusu tedbirlerin Tahran’ın görüşüne göre “uluslararası suç ve insanlığa karşı suç” düzeyine ulaştığı ifade edildi.

ABD, geçen pazartesi günü ekonomik baskı kampanyasının “Ekonomik Parya Operasyonu” adını verdiği yeni aşamasını duyurmuş ve İran’la ticari ilişkilerini sürdüren ülke ve kuruluşları da yaptırımların kapsamına alma tehdidinde bulunmuştu.

İran Dışişleri Bakanlığı, ABD yaptırımlarının “adı ve niteliği ne olursa olsun” uluslararası hukuka ve Birleşmiş Milletler Şartı’na aykırı olduğunu savundu. Bakanlık, Washington’u doları diğer ülkelere baskı yapmak ve onları İran’a yönelik politikasını izlemeye zorlamak için bir araç olarak kullanmakla suçladı.

Bakanlık ayrıca bu politikanın ülkelerin egemenliğini, ekonomik ve ticari ilişkilerini belirleme hakkını, içişlerine müdahale etmeme ilkesini ve BM üyesi ülkelerin egemen eşitliğini ihlal ettiğini belirtti.

İran Dışişleri Bakanlığı, tüm ülkeleri ABD yaptırımlarını uygulamaktan ve bunların doğurduğu sonuçları tanımaktan kaçınmaya çağırdı. Açıklamada, yaptırımlara katılmanın “bağımsız devletlere yasa dışı bir devlet iradesinin dayatılmasına ortak olmak” anlamına geleceği ileri sürüldü.

Bakanlık ayrıca uluslararası topluma ve BM kurumlarına, hukukun üstünlüğünü ve BM Şartı’nın ilkelerini savunmak için adım atma çağrısında bulundu.

Ekonomik savaş

İran Dışişleri Bakanlığı, “Ekonomik Parya” kampanyasının başlatılmasını İran’a karşı “ekonomik savaş ilanı” olarak değerlendirdi ve bunu ABD ile İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarıyla ilişkilendirdi.

Bakanlık, yeni ABD politikasının “ABD-İsrail ortak savaşı” olarak nitelendirdiği sürecin bir parçası olduğunu belirterek, İran’ın askeri ve ekonomik baskılara karşı ülkeyi savunmak için “tüm kapasitesini” kullanmaya kararlı olduğunu bildirdi.

Tahran ayrıca Washington ve Tel Aviv’i İran’a karşı “asılsız gerekçelerle” askeri operasyonlar düzenlemekle suçladı ve bu uygulamaların sürmesinin bölgesel ve uluslararası barış ve güvenliği tehlikeye attığını savundu.

Açıklamada BM ve üye ülkeler de ABD ve İsrail’in adımlarına karşı yeterli önlem almamakla eleştirildi ve uluslararası hukukun ihlal edilmesinin kalıcı bir uygulamaya dönüşmesi konusunda uyarıda bulunuldu.

İran Dışişleri Bakanlığı, Uluslararası Adalet Divanı’nın Ekim 2018’de verdiği bir karara da atıfta bulunarak, mahkemenin o dönemde Washington’dan gıda, tarım ürünleri, ilaç, tıbbi ekipman ve sivil havacılık güvenliği malzemeleri ile bunlara ilişkin ödemelerin ticaretini engelleyen kısıtlamaları kaldırmasını istediğini belirtti.

Bakanlık, yeni yaptırımların uluslararası toplum ve BM kurumlarının harekete geçmesini gerektirdiğini, özellikle gıda, ilaç, sağlık hizmetleri ve sivillerin geçim kaynakları üzerinde doğrudan etkisi olduğunu savundu.

İran Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasıyla eş zamanlı olarak Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’ye iki ülke arasında imzalanan mutabakat zaptında yer alan yükümlülükleri yerine getirme çağrısında bulundu.

Arakçi, X platformunda yaptığı paylaşımda diplomatik sürecin yeniden rayına oturtulmasının imkânsız olmadığını, ancak bunun Washington’un basit bir gerçeği anlamasına bağlı olduğunu söyledi.

Arakçi, “ABD güveni yeniden tesis etmeli, saygılı bir şekilde konuşmalı, haklarımızı tanımalı ve yükümlülüklerini yerine getirmeli” ifadelerini kullandı.

Arakçi’nin açıklamaları, Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile Tahran’da gerçekleştirdiği görüşmeden bir gün sonra geldi. Görüşme, Katar’ın diplomatik süreci yeniden canlandırmaya yönelik girişimleri kapsamında gerçekleşti.

İki taraf perşembe günü gerilimin azaltılması ve diyaloğun yeniden başlatılması için koşulların hazırlanmasının yanı sıra Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığı düzenlemelerini, geçici ortak bir deniz koridoru oluşturulması önerisini ve boğazın mayınlardan temizlenmesine yönelik bir projeyi ele aldı.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise ABD’nin bu aşamada ekonomik baskıyla hiçbir sonuç elde edemeyeceğini, savaşta da bunu başaramadığını belirterek İran’ın ekonomik baskılara karşı “kararlılıkla” durduğunu söylemişti.

Haziran mutabakatına bağlılık

Savaş, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısıyla başladı. Tahran buna Hürmüz Boğazı’nı kapatarak karşılık verirken, Washington daha sonra İran limanlarına deniz ablukası uygulamaya başladı.

İran ayrıca İsrail ve Washington’un Arap müttefiki ülkelere füze ve insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenledi. Tahran, saldırılarında savaşta ABD güçleri tarafından kullanılan askeri tesisleri hedef aldığını bildirdi.

Diplomatik girişimler sonucunda nisan ayında ateşkes sağlandı. Bunun ardından haziran ortasında nihai bir anlaşmaya yönelik görüşmelerin önünü açan bir mutabakat zaptı imzalandı. Ancak temmuz ayının başında çatışmaların kısa süreli yeniden başlamasıyla söz konusu mutabakat bozuldu.

Tahran, yeni bir diplomatik sürecin temelinin haziran ayında imzalanan mutabakat olması gerektiğinde ısrar ediyor. İran, Washington’un kendisinin karşı adımlar atmasından önce ABD ablukasını ve ekonomik yaptırımları kaldırması da dahil olmak üzere mutabakatta yer alan yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini savunuyor.

İran ayrıca haftalardır Umman Sultanlığı ile Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığına ilişkin yeni düzenlemeler konusunda görüşmeler yürütüyor. İranlı yetkililer ise boğazın tamamen yeniden açılmasının, ABD’nin Tahran’a göre haziran mutabakatında yer alan yükümlülüklerini yerine getirmesine bağlı olduğunu vurguluyor.