ABD'de endişe: "Çin ve Rusya'ya karşı caydırıcılığımız zayıfladı"https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5312458-abdde-endi%C5%9Fe-%C3%A7in-ve-rusyaya-kar%C5%9F%C4%B1-cayd%C4%B1r%C4%B1c%C4%B1l%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1z-zay%C4%B1flad%C4%B1
ABD'de endişe: "Çin ve Rusya'ya karşı caydırıcılığımız zayıfladı"
İran savaşı, Ukrayna'nın da ihtiyaç duyduğu ABD mühimmatının stoklarını tüketiyor (AP)
Wall Street Journal'ın (WSJ) haberine göre İran savaşında kullanılan silahların miktarı Amerikalı yetkililerde endişe yarattı.
Amerikan gazetesinin kaynakları, cephanelerin boşalmasının ABD'nin, Çin ve Rusya'nın atabileceği askeri adımları caydırmasını ya da bunlara yanıt vermesini zorlaştıracağını savunuyor.
Yetkililerden bazıları, ABD'nin Avrupa'daki PAC-3 Patriot hava savunma önleyicileri ve ATACMS karadan karaya füzeleri stoklarının "kritik seviyenin de altına" düştüğünü söyledi.
Yetkililer, Avrupa'da hassas vuruş füzeleri ve güdümlü roketlerin aralarında olduğu diğer silahların da son derece düşük seviyelere indiğini belirtti. Aktarılana göre THAAD füze önleyicileriyle Merops anti-drone sistemleri de Ortadoğu'ya gönderilerek Avrupa'daki stokların daha da azalmasına yol açtı.
ABD ve İran son haftalarda birbirlerine yönelik saldırılarını büyük ölçüde azalttı. Ancak Japonya, Güney Kore ve Almanya gibi ülkelerden kaydırılan silah stoklarının yeniden doldurulmasının yıllar sürebileceği belirtiliyor.
Batı ülkeleri, Çin ve Rusya'nın yakın zamanda geniş çaplı saldırılar düzenlemesini beklemese de WSJ'ye konuşan yetkililere göre bu durum, ABD'nin küresel askeri kapasitesinde zayıflık yarattı.
Amerikalı kaynaklar, Çin'in yakın zamanda Tayvan'ı istilaya başlaması durumunda ABD'nin zorluk yaşayabileceğini vurguladı.
Avrupalı yetkililerin de Rusya'ya karşı ABD desteğine daha az bel bağladığı hatırlatıldı.
Daha önce de New York Times, Tayvan için savaşa girmeye hazırlandığı öne sürülen Çin ve Washington'ın eskisi kadar destek veremediği Ukrayna'yla çatışan Rusya'nın ABD'nin stoklarını yakından takip ettiğini bildirmişti.
ABD'nin son dönemde İran'a yönelik saldırılarında daha az silah kullanması dikkat çekiyor.
Diğer yandan WSJ, Beyaz Saray'ın istenen tüm operasyonları yürütebilecek kadar silaha sahip olduğunu öne sürdüğünü de aktardı.
Amerikan gazetesi, ABD'den silah sipariş eden ülkelerin gecikmelerle karşı karşıya kaldığını bildiriyor.
İran basını Amerikan ekonomik savaşını nasıl değerlendiriyor?https://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5312397-i%CC%87ran-bas%C4%B1n%C4%B1-amerikan-ekonomik-sava%C5%9F%C4%B1n%C4%B1-nas%C4%B1l-de%C4%9Ferlendiriyor
Tahran'da bir gazete bayisinde, Javan gazetesinin ön sayfası (solda) ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nda boğulduğunu gösteren bir karikatürün yer aldığı ve “Denizcilik Aldatmacası” manşetiyle yayınlanan Jam-e Jam gazetesinin ön sayfası, 13 Nisan 2026
İran basını Amerikan ekonomik savaşını nasıl değerlendiriyor?
Tahran'da bir gazete bayisinde, Javan gazetesinin ön sayfası (solda) ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nda boğulduğunu gösteren bir karikatürün yer aldığı ve “Denizcilik Aldatmacası” manşetiyle yayınlanan Jam-e Jam gazetesinin ön sayfası, 13 Nisan 2026
Hanan Azizi
“Diplomasi için yeni bir fırsat” ve “kayıp fırsatlar” ile Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir'i “düşman çıkarlarına hizmet eden bir kişi” olarak değerlendirmeleri arasında, İran basınının İran-Amerikan çatışmasındaki son gelişmeler ve ABD Başkanı Donald Trump'ın “ekonomik savaş” duyurusu ve İran'a eşi benzeri görülmemiş bir tecrit uygulanması konusunda görüşleri ve tutumları farklılık gösterdi.
Sertlik yanlısı kesim ekonomik savaşı “hiçbir askeri zafer elde edemediği için Trump'ın sahadaki başarısızlığının bir sonucu” olarak görüyor. Dolayısıyla ona göre bu yüzleşme “ABD'nin savaş bataklığından kurtulmasının bir aracı”dır. Reformist ve ılımlı kesim ise İran'ın “çok sayıda anlaşma ve diplomatik fırsatı kaçırdığını ve şu anda kasvetli bir gelecekle karşı karşıya olduğunu” düşünüyor.
Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü General Hüseyin Muhibbi, İran'ın ABD ile yakın ekonomik ilişkileri olduğunu belirterek, Amerikan yönetiminin “ekonomik savaşının sonuçlarını yakın gelecekte göreceğini” söyledi ve “Düşman bize kazandığına inandırmak istediği bir savaş yürütüyor” dedi. Sözlerine şöyle devam etti: “Bu savaş, dünyanın en büyük askeri gücü ile 47 yıldır yaptırımlar altında olan bir ülke arasındaki bir mücadeledir. Bu, geleneksel, dengeli bir savaş değil, askeri araçlarla desteklenen bir bilgi savaşıdır. İran halkının düşmanı olan Amerika Birleşik Devletleri, kendisini İran halkının kurtarıcısı olarak göstermek istedi, ancak ulusumuzun zenginliklerini yağmalamaya ve halka hizmet edenleri hain olarak göstermeye çalışıyor. Düşmanın askeri çatışmada aldığı aşağılayıcı yenilgi, İran'a karşı ekonomik savaş başlatmasının ana nedenidir.”
Hüseyin Muhibbi ABD destekçilerine de şunları söyledi: “Eğer askeri çatışmayı kazanmış olsaydınız, ekonomik savaşa gerek kalmazdı. Ekonomik savaş yeni değil, çünkü 47 yıldır bize karşı ekonomik savaş yürütüyorsunuz. Ülke ekonomisinin tüm temellerine yaptırımlar uyguladınız, şimdi de kamuoyunu şekillendirmeye çalışıyorsunuz. Düşmanın her hamlesi için senaryolarımız olduğunu defalarca belirttik ve ekonomik savaş da bunun bir parçasıdır. Olası sonuçlarını hafifletmek ve diğer ülkelerle kolayca ekonomik ilişkiler kurmak için bir senaryomuz var. Ekonomik alan konusunda asla endişe duymuyoruz.” Hüseyin ayrıca Başkan Trump'ın destekçilerine de seslendi: “Hürmüz Boğazı'nı kapatmak amacıyla tüm askeri teçhizatınızı bölgeye gönderdiniz, ancak başaramadınız. Kimle savaştığınızı ve kimi yenmeyi amaçladığınızı biliyor musunuz? ABD şimdi yenildi, çünkü yenilmemiş olsaydı geri çekilip ekonomik savaş ilan etmezdi.”
Zorlayıcı diplomasi etkili mi?
Devrim Muhafızları'nın meydan okuyucu tonunun aksine, reformist gazeteler “diplomasi ve arabuluculara bir şans daha verme” ihtiyacını vurguluyor. İtimad (Etemad) gazetesi “Diplomasi için bir şans daha: Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir'in Tahran'a son ziyaretinin analizi" başlıklı bir makale yayınladı. Makalede “Bu ziyaretin, baskı yoluyla diplomatik yolun yeniden başlatılma olasılığını değerlendirme girişimi olduğu, ancak Tahran'ın Hürmüz Boğazı'nı ABD ve dünya açısından ekonomik maliyeti artırmak için kullanmaya çalıştığı” belirtildi.
ABD yönetimi, deniz ablukasının ve yaptırımların başarılı olacağına inanıyor ve İran'ın zayıf bir konumda olduğunu, bunun da İran'ı daha fazla taviz vermeye teşvik ettiğini düşünüyor
Araştırmacı ve uluslararası ilişkiler uzmanı Rahman Ghahremanpour İtimad'a verdiği demeçte, Pakistan tarafının ABD yönetiminin yeni tutumlarını İran'a ilettiğini söyledi.
Trump, Tahran ile müzakerelerin askıya alındığını duyurdu, ancak geçmiş deneyimler Trump'ın birkaç sert ve uzlaşmaz tavır aldıktan sonra müzakerelere geri döneceğini gösteriyor. Böyle yaparak müzakerelerde güçlü bir konuma sahip olacağını düşünüyor. Ghahremanpour “Trump şu anda Tahran'a yönelik baskının ve gerilimin arttığına inanıyor. Bu nedenle, ABD zorlayıcı diplomasi yoluyla ve güçlü bir konumdayken, İran'a yeni bir teklif sunabilir ve diplomasiye yeniden başlama şansını test edebilir. Bu girişimin başarısı veya başarısızlığı, İranlı yetkililerin iç ve dış duruma dair değerlendirmelerine ve İran'ın bu koşullara dayanma gücüne bağlı. Herhangi bir diplomatik süreçte her iki taraf da diğer taraftan azami tavizler almaya ve kendileri asgari tavizler vermeye çalışır” ifadelerini kullandı.
Uzmanlar Meclisi Üyesi Muhsin Kumi, Dini Liderin Danışmanı Muhsin Rızai, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Yargı Erki Başkanı Gulam Hüseyin Muhsini Ejei, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ve Cumhurbaşkanı, Tahran'da Ali Hamaney için düzenlenen veda töreninde, 3 Temmuz 2026 (Reuters)
Tahran ve Washington'un hesapları nelerdir?
Ghahremanpour Tahran'ın hesaplarının, ABD'nin ara seçimlere yaklaşması, petrol fiyatlarının yükselmesi ve Washington'un müttefikleri arasında hoşnutsuzluk olması nedeniyle Trump'ın önemli bir baskı altında olduğu yönünde olduğunu belirtti. Bu nedenle İran, gerilimin devam etmesinin veya Hürmüz Boğazı'nın sürekli olarak kapatılmasının Cumhuriyetçi Parti'nin ara seçimlerdeki şansını azaltabileceğine inanıyor. İran, ABD yönetiminin daha fazla taviz vermesine neden olabileceğinden, şimdi Washington ve Trump'a baskı uygulamak için en uygun zaman olduğuna inanıyor. “İran'ın Hürmüz Boğazı'nın açılmayacağına ve Trump'ın taviz vermesi gerektiğine dair güvencelerinin nedeni de budur” diyor Ghahremanpour. Öte yandan, ABD yönetimi deniz ablukasının ve yaptırımların başarı olacağına inanıyor ve İran'ın zayıf bir durumda olduğunu, bu durumun da onu daha fazla taviz vermeye teşvik ettiğini düşünüyor.
Müzakere aldatmacasıyla savaş alanındaki yenilgiden kaçış
Sertlik yanlısı Keyhan gazetesi, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir ve Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi'nin Tahran ziyaretine ilişkin yayımladığı haberinde, ziyaretleri “bağımsız girişim değil, Amerikan yönetiminin uyguladığı yeni bir aldatma süreci” olarak nitelendirdi. Haberde ayrıca, “ABD'nin, deniz filosunda önemli bir yıpratmaya maruz kaldığı, enerji krizi ve enflasyonla mücadele ettiği, stratejik yenilgisini örtbas etmek için bir yandan yaptırım sopasını, diğer yandan diplomatik mesajlar havucunu kullanmaya çalıştığı” belirtildi. Şarku’l Avsat’ın Al Majalla’dan aktardığı analize göre gazete şöyle devam etti: “Ancak biz aldatıcılara diyoruz ki, İslam Cumhuriyeti onların planlarını gördü ve bu ziyaretlerin amacının İran'a tek taraflı eleştiri yöneltmek ve Tahran'ı gerçek bir karşılık olmadan taviz vermeye teşvik etmek olduğunu biliyor.”
İran bugün gerçek bir sorunla karşı karşıya: Karar alma süreçlerinde yaşanan kafa karışıklığı ve kararsızlık, Hürmüz Boğazı'nın geleceğini ve dış ilişkilerinin seyrini etkiliyor
Keyhan gazetesi, özellikle Pakistanlı yetkilinin Trump ile telefon görüşmesi yapmasının ardından, Pakistan Genelkurmay Başkanını Tahran'da Amerikan çıkarlarına hizmet etmekle suçladı. Ona göre bu, ziyaretin dengeli bir diplomatik hamle değil, Washington tarafından kendisine verilen bir görev olduğunu gösteriyor.
Gazete, daha önce deniz ablukasının hemen başarılı olacağına bahse giren ABD'nin anlaşmalardan çekildiğini ve kendisini müzakerelerden muaf gördüğünü, ancak şimdi muazzam ekonomik baskı nedeniyle geri adım attığını belirtti. Gazete şöyle devam etti: “Amerikan uçak gemilerinin ve savaş gemilerinin bölgede konuşlandırılması ABD'yi güçlendirmedi. Washington şu anda iki büyük zorlukla karşı karşıya; uzun vadeli görevlerdeki birliklerinin ve askeri güçlerinin önemli ölçüde yıpranması ve İran'ın kendisine deniz ablukası uygulayan savaş gemilerine ateş açma tehditleri. Bu nedenle, gerçek tamamen farklı. Washington, yarattığı enerji krizinden kurtulmak ve Hürmüz Savaşı bataklığından çıkmak için İran'ın müzakere masasına geri dönmesine son derece ihtiyaç duyuyor.” Kayhan gazetesi ayrıca ekonomik sorunların çözümünde diplomatik zayıflığın değil, çaba ve planlamanın anahtar olduğunu da ifade etti.
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tahran'da Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir ile görüştü, 24 Ağustos 2026 (Reuters)
22 Ağustos'ta Sazandegi gazetesinde yayınlanan “İyi bir anlaşmadan karanlık bir ufka” başlıklı makalede, İnşaat Partisi (eski Cumhurbaşkanı Haşimi Rafsancani'ye yakın bir fraksiyon) Genel Sekreteri Hüseyin Maraşi, ülkenin bugün gerçek bir sorunla karşı karşıya olduğunu savundu. Söz konusu sorun; karar alma süreçlerinde yaşanan kafa karışıklığı ve kararsızlığın Hürmüz Boğazı'nın geleceğini ve dış ilişkilerinin seyrini etkilemesidir. “Ateşkesin sağlanması ve saldırı kabiliyetinin korunması, savaştan sonra İran'ın önemli bir başarısıdır” diye belirtti.
Ayrıca, “savaş sırasında İran'da 16 binden fazla hedefin bombalanmasına rağmen, karşı taraf İran'ın saldırı kabiliyetini etkisiz hale getirmeyi başaramadı. Ardından diplomatik mekanizma savaş sahasındaki bu başarıyı siyasi bir fırsata dönüştürmeyi başardı ve bu da İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında bir ateşkes anlaşmasının imzalanmasıyla sonuçlandı. Anlaşmanın şartları büyük ölçüde İran'ın lehineydi” değerlendirmesinde bulundu.
Tahran ve Washington, Dini Lider Ali Hamaney'in cenazesi sırasında da ateşkes konusunda anlaştılar.
Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir.
Pezeşkiyan yaptırımların İran ekonomisini etkilediğini doğruladıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5312361-peze%C5%9Fkiyan-yapt%C4%B1r%C4%B1mlar%C4%B1n-i%CC%87ran-ekonomisini-etkiledi%C4%9Fini-do%C4%9Frulad%C4%B1
Pezeşkiyan yaptırımların İran ekonomisini etkilediğini doğruladı
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan (DPA)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesine uygulanan ABD yaptırımlarının İran ekonomisine zarar verdiğini doğruladı. Pezeşkiyan, birkaç gün önce yaptığı açıklamada ise yaptırımların herhangi bir sonuç vermeyeceğini söylemişti.
Pezeşkiyan, dün akşam devlet televizyonuna verdiği röportajda, “Bazıları yaptırımların hiçbir etkisinin olmadığını söylüyor. Bu kişilere nasıl cevap vereceğimi gerçekten bilmiyorum” dedi. Pezeşkiyan, “Savaş halindeyiz ve savaşın dayattığı koşulları kabullenmek zorundayız” ifadelerini kullandı.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, geçen pazartesi günü İran ekonomisini “boğmaya” yönelik planları açıklamış ve İran’la ticari ilişkilerini sürdüren ülkeleri ağır sonuçlarla karşı karşıya kalacakları konusunda uyarmıştı.
Son dönemde açıklanan yeni tedbirler, ABD ve bazı müttefiklerinin Tahran’a 2018’den bu yana uyguladığı yaptırım rejimine ekleniyor. Söz konusu tarih, dönemin ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’la 2015 yılında imzalanan nükleer anlaşmadan (Kapsamlı Ortak Eylem Planı- KOEP) çekildiği döneme denk geliyor.
İran Cumhurbaşkanı, son aylarda “ithalat ve ihracatın yüzde 25 ila 35 arasında azaldığını” belirterek, ticaret hacmindeki düşüşe ayak uydurabilmesi için benzin fiyatlarının nihayetinde artırılması gerektiğini söyledi.
Pezeşkiyan, “Benzin kotasının üçüncü kademesindeki fiyatı yükseltmeliyiz... Örneğin 5 bin tümenden 10 bin tümene çıkarabiliriz” dedi. İran’da tüketim miktarına göre farklı sübvansiyonlu benzin fiyatları uygulanıyor. Dünyanın önde gelen petrol üreticilerinden İran’da akaryakıt fiyatları küresel ölçekte en düşük seviyeler arasında bulunuyor.
İran Cumhurbaşkanı’nın yürütmeden sorumlu yardımcısı Muhammed Cafer Kaimpenah çarşamba günü yaptığı açıklamada, ABD’nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasının, ülkenin yurt içindeki üretim açığını kapatacak miktarda benzin ithal etmesini engellediğini söylemişti.
Ancak Pezeşkiyan aynı gün yaptığı açıklamada, söz konusu yaptırımların “hiçbir sonuç vermeyeceğini” savunmuş ve İran’ın ekonomik baskılara karşı “kararlılıkla durduğunu” vurgulamıştı.
Trump, Çin’le artan rekabetin ortasında Ulusal Uzay Akademisi kurulacağını açıkladıhttps://turkish.aawsat.com/d%C3%BCnya/5312353-trump-%C3%A7in%E2%80%99le-artan-rekabetin-ortas%C4%B1nda-ulusal-uzay-akademisi-kurulaca%C4%9F%C4%B1n%C4%B1-a%C3%A7%C4%B1klad%C4%B1
Trump, Çin’le artan rekabetin ortasında Ulusal Uzay Akademisi kurulacağını açıkladı
ABD Başkanı Donald Trump, Johnson Uzay Merkezi'ni ziyaretinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, bu alanda özellikle Çin’le artan rekabetin yaşandığı bir dönemde, gelecekte ABD Uzay ve Havacılık Dairesi’ne (NASA) ve Uzay Kuvvetleri’ne katılacak personeli eğitmek üzere Ulusal Uzay Akademisi kurulacağını açıkladı.
Trump, Houston’daki NASA’ya bağlı Johnson Uzay Merkezi’nde düzenlenen madalya töreninde dün yaptığı konuşmada, “Yeni bir ulusal akademinin kurulması için süreci başlatacak bir kararname imzalayacağım. Akademinin adı ABD Uzay Akademisi (US Space Academy) olacak” dedi.
Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Trump, “Bu akademi son derece önemli. Görevi, ülkemizin sahip olduğu en iyi yetenekleri bünyesine katmak, eğitmek ve mezun etmek olacak” ifadelerini kullandı.
Trump, akademinin NASA’nın yanı sıra özel uzay sektörüne ve ABD Silahlı Kuvvetleri’nin Trump’ın ilk başkanlık döneminde kurduğu altıncı kol olan ABD Uzay Kuvvetleri’ne hizmet vereceğini belirtti.
ABD Başkanı, akademinin nerede kurulacağı konusunda bilgi vermedi.
Açıklama, uzay sektörünün özellikle askeri ve teknolojik alanlarda stratejik rekabetin merkezinde giderek daha önemli konuma geldiği bir dönemde yapıldı.
Trump yönetimi, Soğuk Savaş döneminde ABD ile Sovyetler Birliği arasındaki uzay yarışına atıfla, Çin’e karşı “ikinci bir uzay yarışı”na açıkça dahil olduğunu ilan etti.
Washington ve Pekin, 2030 yılına kadar Ay’a astronot göndermeyi ve burada bir üs kurmayı hedefliyor.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة